Ünite 3: Menderesli Yıllar (1950-1960)

Giriş: Menderes’in Hikâyesi

Adnan Menderes, 1899’da Aydın eşrafından ve geniş topraklara sahip bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi. İstiklal Madalyası sahibi Menderes siyasete 1930’da Serbest Cumhuriyet Fırkası (SCF) saflarında atıldı. SCF’nin kendisini feshetmesinin ardından CHP saflarına katıldı. İlk kez 1931 genel seçimlerinde TBMM’ye CHP Aydın milletvekili olarak girdi. Başkente gelişinden hemen sonra başladığı Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1935 yılında mezun oldu. Menderes ardı ardına dört dönem (1931, 1935, 1939, 1943) CHP Aydın milletvekili olarak yerini korumayı başardı. II. Dünya Savaşı sonrasında İsmet İnönü’nün Toprak Reformu’na kendisi de bir toprak ağası olarak muhalefeti ve CHP yönetimini eleştiren Vatan Gazetesi’ndeki yazıları nedeniyle CHP’den ihraç edildi. Bunun üzerine Celal Bayar, Refik Koraltan ve Mehmet Fuad Köprülü ile birlikte 7 Haziran 1945’te Dörtlü Takrir’e imza atan dört kişiden biri oldu. Hemen sonrasında da 7 Ocak 1946 tarihinde aynı kişilerle birlikte Demokrat Parti’yi (DP) kurdu.

14 Mayıs 1950 tarihinde yapılan ülkenin ilk serbest genel seçimleri sonrasında 22 Mayıs 1950’de Başbakanlığı, 9 Haziran 1950’de de DP Genel Başkanlığı görevini üstlendi. Menderes’in SCF ile muhalefette başlayan siyasi serüveni 1946-1950 arasında da devam ederek on yıllık uzun bir iktidar döneminin hazırlıklarını gerçekleştirmesine fırsat vermiştir. Türkiye siyasi tarihinde önemli bir kırılmayı ifade eden 1946 genel seçimleri sadece Türkiye’deki dönüşümün değil, II. Dünya Savaşı sonrasında ortaya çıkan uluslararası sistemin ve Batı Bloku’nun Türkiye üzerindeki etkilerini göstermesi ve ülkenin bu sisteme entegrasyonu açısından da anlamlıdır.

1946-1950: 1946 Genel Seçimleri ve Muhalefet Yılları

II. Dünya Savaşı sırasında CHP’nin tek parti yönetimine karşı biriken muhalefet, Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu görüşülürken ortaya çıktı. Kendisi de bir toprak ağası olan Menderes, toprak reformuna karşı çıktı. Ardından, Menderes, Bayar, Koraltan ve Köprülü 7 Haziran 1945’te CHP Meclis Grubu’nda açıktan görüşülmek üzere parti tüzüğü ve bazı kanunlarda değişiklik talep eden Dörtlü Takrir diye anılacak bir önerge verdiler. Önerge CHP grubunda reddedildi. Dörtlü Takrir, alenen parti yönetiminde zımnen de ülke yönetiminde özgürlükçü düzenlemeler yapılmasını talep ediyordu. Sonrasında Menderes ve Köprülü Vatan gazetesinde CHP iktidarına karşı oldukça sert muhalif yazılar yazmaya başladılar ve 21 Eylül 1945’te CHP’den ihraç edildiler. Bu ihraçları protesto eden Koraltan da partiden ihraç edildi. Bayar ise bu ihraçlar karşısında parti üyeliğinden istifa etti. Çok geçmeden, bu dörtlü, 7 Ocak 1946’da Bayar’ın başkanlığında Demokrat Parti’yi kurdular.

DP programı ekonomi ve siyasette liberalleşmeyi önceleyen tutumuyla demokratikleşmeyi, bürokrasinin tırpanlanması ile CHP devletçiliğinin sorunlu yanlarını ifade ederek özel girişimciliğin teşvikini desteklemekteydi.

Bu gelişmeler karşısında CHP, genel seçim tarihini bir yıl öne çekti. 21 Temmuz 1946’da yapılan seçimler bazı ilkler barındırmaktadır. Türkiye siyasi tarihindeki ilk çok partili seçim olan bu seçim, tek turlu seçim esasına ve aday esaslı blok oy sistemine dayanmaktaydı. Seçim sonucunda ise CHP 403, DP 54 ve Bağımsızlar da 8 milletvekili çıkarmışlardır.

7 Ocak 1947’de yapılan I. DP Kongresi’nde siyasi sisteme yönelik oldukça ciddi eleştiriler yapılmıştır. Seçim Kanunu’nun değiştirilmesi, Anayasa’ya aykırı kanunların temizlenmesi, Cumhurbaşkanı tarafsızlığının (eş zamanlı olarak parti başkanı olmamasının) altı çizildi.

DP’nin 1946 seçimlerinden beri dillendirdiği Seçim Kanunu değişikliği CHP’nin uzlaşmasıyla ancak 16 Şubat 1950’de gerçekleştirilebildi. Yapılan değişiklikler ile seçme yaşı 22 ve seçilme yaşı da 30 olarak belirlendi. Ayrıca, Seçim Yasası, gizli oy açık tasnif, tek turlu, her ilin bir seçim çevresi kabul edildiği, liste usulü çoğunluğa dayalı, yargının denetimine açık şekilde yeniden düzenlendi. Bunların yanında, 11 kişilik Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) 6 üyesinin Yargıtay ve 5 üyesinin de Danıştay tarafından gizli oyla seçilmesi kabul edildi.

1950-1954: 1950 Seçimleri ve Menderes’in Başbakanlığa Gelişi

14 Mayıs 1950 genel seçimleri, CHP’nin aralıksız devam eden 27 yıllık tek parti iktidarına son vermesi ve bir askeri darbe ile sonlandırılıncaya kadar devam edecek olan on yıllık DP iktidarını başlatması bakımından Türkiye siyasi tarihinde önemli bir dönüm noktasıdır.

1950 seçimlerinde DP oyların %55,2’sini ve TBMM’deki toplam 487 sandalyeden 416’sını alırken, CHP %39, 6 oy oranıyla ancak 69 sandalye elde edebilmişti. Millet Partisi (MP) ve Bağımsızlar ise birer milletvekilliği kazanmıştır.

Seçimlerden sonra İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı’ndan istifasının ardından, 22 Mayıs 1950’de DP Genel Başkanı Celal Bayar Türkiye Cumhuriyeti’nin üçüncü ve ilk sivil kökenli Cumhurbaşkanı oldu. Bayar, başbakanlık görevine Menderes’i getirdi. Ardından Menderes, DP Genel Başkanlığı görevini de üstlendi.

Menderes başbakan olmasından kısa süre sonra ezanın dilini serbest bıraktı. Benzer şekilde, radyoda dini yayınlar ve mevlit yayınlanması üzerindeki yasaklar da kaldırıldı. Ayrıca, ABD ve Dünya Bankası’ndan gelen raporlar doğrultusunda liberal ekonomik anlayışı tüm kalkınma programının temeline yerleştirmeye çalıştı. Böylece Menderes ilk hükümetinden başlayarak özel girişimciliği besleyecek şekilde hammadde ve ara malı transferini üstlenecek Kamu İktisadi Teşekkülleri’ni (KİT) destekledi.

Menderes döneminin bir diğer önemli gelişmesi Türkiye’nin 8 Eylül 1952’de NATO’ya tam üye olmasıdır. Soğuk Savaş’ta Batı kampından yana mevzi alındığını göstermek üzere Menderes, TBMM kararı olmaksızın BM komutasında görev yapacak Türk Tugayı’nı Kore Savaşı’na 1950 Kasım’ında göndermiştir.

Geniş ölçekli bir kalkınma hamlesi başlatan Menderes hükümeti, tarımda makineleşmeye paralel olarak karayolları politikasına hız verilmesiyle tarımsal üretim merkezi olan köyleri, piyasa merkezi olan şehirlere ve limanlar aracılığıyla da uluslararası piyasalara bağladı. 1950-1954 döneminde ülkenin Gayrisafi Milli Hasılası (GSMH) ortalama %9 oranında büyüdü. Marshall Planı’nın da katkısıyla ülkede yeni sanayi tesisleri kuruldu. Bu dönemde, 1950’de Makine Kimya Endüstri, 1951’de Denizcilik Bankası, 1952’de Et ve Balık Kurumu, 1954’te Devlet Malzeme Ofisi, 1954’te Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı kurulmuştur.

1954-1957: 1954 Seçimleri ve Perçinlenen İktidar

2 Mayıs 1954 genel seçimlerinde DP oyların %57, 61’yle Meclisteki toplam 537 milletvekilliğinin 502’sini alarak iktidarını güçlendirmiştir.

CHP %35,35 oy oranıyla 31 milletvekilliği almıştır. Cumhuriyetçi Millet Partisi %4,85 oy oranıyla üç, bağımsızlar ise %1,53 oy oranıyla yine üç milletvekili çıkarmıştır.

1955 yılını Menderes açısından dönüm noktası yapan şey, daha önce Türk dış politikasının konusu bile olmayan Kıbrıs Adası’nın, bir anda Türk siyasetinin bugün bile devam edecek şekilde iç siyasetinin de merkezine oturtulmasıdır. Kıbrıslı Rumların EOKA silahlı örgütlenmesiyle 1 Nisan 1955’te faaliyete geçerek Türk köylerini yakıp yıkmaları sonucu Kıbrıs Türkleri de çeşitli direniş grupları oluşturmaya başlamışlardır. 27 Temmuz 1957’de Menderes’in talimatıyla Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Korgeneral Daniş Karabelen’in nezaretinde Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) kuruldu. Bu örgüt, Kıbrıslı Türklerin küçük direniş örgütlerini tek çatı altında birleştirerek EOKA karşısında güçlü bir mukavemet teşkilatı olma amacında idi. Bu şartlar altında 29 Ağustos 1955’te Britanya, Türkiye ve Yunanistan arasında Londra’da başlayan üçlü müzakereler turunda sonuç çıkmadı. Britanya, üç ülkenin nezaretinde askeri bir yönetim isterken, Yunanistan adanın kendi kaderini kendisinin belirlemesini, Türkiye ise adanın kendisine verilmesini talep ediyordu.

Londra’da Kıbrıs müzakerelerinin beslediği gerginlikte 6 Eylül 1955’te Atatürk’ün Selanik’te doğduğu evin bombalandığına dair haberler üzerine galeyana gelen bir grup, İstanbul’daki Rumların çoğunlukla yaşadığı Taksim ve Balat’taki ev ve işyerlerini yağmaladı. Resmi rakamlara göre olaylar sırasında biri papaz olmak üzere on bir kişi hayatını kaybetmiş, otuz kişi de yaralanmıştı.

1957-1960: 1957 Seçimleri ve Askeri Darbeye Doğru

1957 Genel Seçimlerinde DP hem oy oranında hem de milletvekili sayısında düşüş yaşadı. Seçim sonuçlarına göre DP oyların %47,87’siyle TBMM’deki toplam 610 sandalyeden 424’ünü alabildi.

CHP oyların %41,09’uyla 178 milletvekili çıkardı. CMP %7,13, Hürriyet Partisi %3,83’lük oy oranlarıyla dörder milletvekili çıkardılar. Bağımsızlar ise 3 milletvekilliği aldı.

1955’te başlayan ve giderek kronik hale gelen ekonomik sıkıntılar sonucu 1958’de dış ticaret açığı nedeniyle ödemeler dengesi daha önce hiç olmadığı kadar bozuldu. Öyle ki, aynı yıl Türkiye dış borcunu ödeyemeyeceğini açıklayarak moratoryum ilan etti. Bunun sonucunda 4 Ağustos 1958’de Türkiye ile alacaklı ülkeler arasındaki konsorsiyum mutabakatı sonucunda Türkiye, IMF ile ilk stand-by anlaşmasını imzaladı. Bu dönemde Türkiye tarihinin en büyük devalüasyonu yapıldı.

1955’ten beri çözülemeyen Kıbrıs Sorunu ise giderek derinleşti. EOKA’nın Kıbrıslı Türkler üzerindeki baskısı arttıkça, Türkiye de adanın bölünmesinden yana tavır alıyordu. Bu dönemin bir diğer önemli dış politika gelişmesi Türkiye’nin 31 Temmuz 1959’da Avrupa Ekonomik Topluluğu’na ortaklık başvurusunda bulunmasıdır.

Bu dönemin önemli bir gelişmesi hükümetin 18 Nisan 1960’ta muhalefet ve basının faaliyetlerini incelemek üzere yargılama yetkisiyle donanımlı, uygun bulmadığı yayın ve toplantıları yasaklama hakkına sahip ve kararları temyize götürülemeyecek Tahkikat Komisyonu’nu kurmasıdır. 15 DP’li milletvekilinden oluşan Komisyon, CHP hakkında soruşturma açmakla kalmayıp TBMM ile ilgili bütün yayın faaliyetlerini de yasakladı. Ayrıca, 27 Nisan 1960’ta CHP hakkında yıkıcı ve kanun dışı faaliyetler gerekçesiyle Meclis araştırması açılması önerge verilmiştir.

Bu gelişmeler akabinde 28 Nisan 1960’ta üniversite öğrencileri sokağa çıkmıştır. İstanbul Üniversitesi’ndeki olaylarda 40 öğrencinin yaralanması ve bir öğrencimin de polis kurşunuyla ölmesi sonucunda olaylar Ankara’ya sıçramıştır. Ardından, 21 Mayıs 1960’ta Ankara’da Harp Okulu öğrencileri sessiz bir yürüyüş gerçekleştirdi. Son olarak 27 Mayıs 1960’ta 37 kurmay albay ve daha alt rütbeli subaylardan oluşan Milli Birlik Komitesi isimli cunta ülke yönetimine el koydu.

Cumhurbaşkanı Bayar, TBMM Başkanı Koraltan ve Başbakan Menderes başta olmak üzere tüm DP milletvekilleri tutuklanıp yargılanmak üzere Yassıada’ya gönderildiler. Parlamento feshedildi, anayasal rejim ve faaliyetler askıya alındı. DP 29 Eylül 1960 tarihinde kapatıldı. Hasan Polatkan, Fatin Rüştü Zorlu ve Adnan Menderes Eylül 1960’ta İmralı Adası’nda idam edildiler.

Sonuç

Menderes’li yıllar birçok açıdan ilkler dönemi olmuştur. İlk kez, gizli oy açık tasnif sisteminin uygulanmasıyla hakiki anlamda demokratik 1950 genel seçimleriyle iktidara gelen DP, müteakip 1954 ve 1957 seçimlerinde de iktidarını korumuştur. Menderes döneminde özelde ABD genelde Batı Bloku’yla ilişkilerin sıklaştırılmasına özen gösterilmiştir.