Ünite 2: Masallarla İlgili Temel Kavramlar

Masallar ve Masal Çalışmalarıyla İlgili Temel Kavramlar

Masal

Umay Günay Elazığ Masalları ve Propp Metodu adlı eserinde “masal” kelimesinin Arapça “mesel” kelimesinin anlamının ve söylenişinin değişmesinden türediği bilgisini vermiş ve Türkçe ve Osmanlıca sözlüklerde yer aldığını aktarmıştır. Stith Thompson da The Folktale adlı eserinde masalı motif veya epizot silsileleri içeren belirli bir uzunluktaki anlatılar olarak tanımlamış ve belirli bir mekâna veya belirli karakterlere sahip olmayan masalın gerçek dışı bir dünyada olağanüstülüklerle dolu olduğunu belirtmiştir. Naki Tezel masal terimi yerine öz Türkçe karşılığı olarak ödkünç/ötkünç teriminin kullanılmasını önermiştir. Tezel, Uygurca’da öd’ün, öğüt; ödkünç’ün ise öğüt verici ad, öğüt verici hikâye, ahlak dersi veren alegorik eser anlamına geldiğini ifade etmiştir.

Motif

Stith Thompson tarafından “motif”, Propp tarafından “fonksiyon”, Veseleovskijz tarafından “tem” olarak adlandırılan bu terim masalın en küçük yapı unsuru olarak tanımlanmıştır. Stith Thompson The Folktale adlı eserinde motifi şu şekilde açıklamıştır: “Motif bir masaldaki en küçük unsur olup bu unsur gelenekte sürekli bir varoluş gücüne sahiptir. Bu güce sahip olabilmek için bu unsur görülmemiş ve çarpıcı bir özelliğe sahip olmak zorundadır”. Stith Thompson motiflerin üç gurupta incelenebileceğini söyler. Birinci gurupta yer alanlar tanrılar; olağanüstü hayvanlar, cadılar, devler ve periler gibi şahane yaratıklar ve hatta gözde olan en küçük çocuk veya hain üvey anne gibi gelenek tarafından bilinen insan karakterlerini de içine alan masalların aktörleridir. İkinci gurupta ise bir hareketin arkasındaki büyülü objeler, olağanüstü görenekler, acayip inanmalar ve benzeri gibi unsurlar yer alır. Üçüncü gurupta da; tek tek olaylar yer alır. Bir motif özü itibariyle kısa ve basit bir anlatma da olabilir. Motif, seyirci hâlindeki dinleyiciye yeteri kadar çarpıcı gelen veya onları cezbedecek kadar şaşırtıcı olan bir oluşumdur.” Stith Thompson motifi bu şekilde kısaca ifade ettikten sonra, masaldaki bir unsurun motif olabilmesi için farklı bazı özelliklere sahip olması gerektiğini de şöyle açıklar: “Motif” terimi çok esnek bir şekilde bir masaldaki herhangi bir unsur için kullanıldığında kesinlikle unutulmamalıdır ki geleneğin bir parçası olabilmek için, bir unsur insanların onu hatırlayacağı ve tekrar edeceği geleneğe has bir özelliğe sahip olmak zorundadır.

Alman masal araştırmacısı Max Lüthi tarafından ise motif şu şekilde tanımlanmıştır: “Kendisi gelenekte koruma gücüne sahip olan hikâye etmenin en küçük unsurudur”. Saim Sakaoğlu masalların yapısını oluşturan ve “motif” adını verdiğimiz unsurların masal incelemeleri açısından önemine dikkat çekmiş ve her masalın en az bir motifli olması gerektiğini belirtmiştir.

Tip

Stith Thompson, Grimm kardeşlerin koleksiyonundaki gibi bazı uzun masal tiplerinin düzinelerce motif ihtiva edebileceğini, ancak hayvan masallarından bazı masal tiplerinin ise tek bir motif üzerine kurulu olabileceğini ve bu tek motif üzerine kurulan masallarda tip ve motifin aynı şey olabileceğini belirtmiştir. Esma Şimşek, Yukarı Çukurova Masallarında Motif ve Tip Araştırması adlı doktora tezinde tip ile ilgili şu bilgilere yer vermiştir: “Ünlü masal araştırmacısı Stith Thompson bu kelimeyi şu şekilde tarif eder: Bu terim gelenekte bağımsız bir şekilde var olabilen anlamlı bir masaldır. Ayrı bir hikâye, anlatış olarak söylenen herhangi bir hikâye ne kadar karmaşık veya ne kadar basit olursa olsun, bir tip olarak kabul edilebilir. Bazı masallar, Grimm masallarında olduğu gibi uzun olabilir. Bu tür masallar motif yönünden zengindir. Bazı masallar ise hayvan masalları ve fıkralarda olduğu gibi tek motiflidir. Hayvan masallarında tip ve motif birbirine benzer. O hâlde her masal, kendi başına müstakil bir tip olabilir. Ancak bunların, değişik bölgelerde veya ülkelerde anlatılan varyantları vardır. Bunun yanında, anlatıcı tarafından, iki veya üç masal metni birbirine karıştırılarak tek bir tipmiş gibi de anlatılabilir. Milletlerarası nitelikte bir masalın tipini tespit etmek çok zordur”. Thompson’a göre “tiplerin yarısından fazlası” masal tip indeksinde “tek bir masal motifinden oluşmuştur” Bu da demektir ki motif ve masal tip sistemlerinin büyük bir kısmı çakışıktır.

Urform

Tarihî Coğrafi Fin Kuramı temsilci ve takipçileri tarafından kullanılan bu kavram 19. ve 20. yüzyıl halk bilimi tartışmalarının temel taşıdır. Kuramın temsilcileri Julius Krohn ve Kaarle Krohn’un Halk Bilimi Yöntemi kitabında urform, kök biçim olarak tanımlanmıştır ve temel yapı (urform, asıl yapı, ilk örnek) ile örnek yapı arasındaki bağlantıya bakarak söz konusu geleneğin yayılma ve gelişme rotasının keşfedilebileceği belirtilmiştir. Temel yapısına karar verilen bir folklor unsurunun ise daha sonra ana vatanına da karar verilebileceği ifade edilmiştir.

Varyant (Eş Metin)

Öcal Oğuz Türk Dünyası Halk Biliminde Yöntem Sorunları adlı kitabında varyant terimini, Türk folklor araştırmalarında kazandığı anlam bakımından, asıl metinden az-çok uzaklaşmış, çeşitlenmiş metin olarak tanımlamaktadır. Metin Ekici ise “Halk Bilimi Çalışmalarında Metin (Text), Doku (Texture), Sosyal Çevre ve Şartlar (Konteks) İlişkisinin Önemi” başlıklı makalesinde “varyant” terimi yerine “çeşitleme” terimini önermiştir.

Versiyon (Benzer Metin)

Öcal Oğuz “Türk Halkbilimi Çalışmalarında Eşmetin (Varyant) ve Benzer Metin (Versiyon) Sorunu” başlıklı makalesinde “versiyon” terimi yerine “benzer metin” terimini önermiştir. Oğuz, benzer metin teriminin daha dar anlatım çevrelerinde daha çok birbirine benzeyen metinler için kullanılması gerektiğini ve aynı metnin her anlatımının benzer metin olarak ele alınabileceğini ifade etmiştir.

Ekotip (Oikotype)

Tarihî-Coğrafi Fin yönteminin takipçilerinden C. von Sydow, Fin okulunun temel kavramı olan ur-formu eleştirmiş ve bu terim yerine “oicotypes” (ekotip) kavramını ilk kez 1927’de öne sürmüştür. Bu terim, botanikte bir bitkinin yerli veya bölgesel tipine verilen isimden alınmıştır. Sydow, nasıl bir bitki farklı bölgelerdeki farklı iklim ve toprak koşullarına uyum sağlıyorsa halk masallarının da aynı şekilde bir bölgeden, ülkeden diğerine hareket ettikçe o bölgenin yerel özelliklerini alacağını söylemiştir.

Formel-Kalıp Söz-Tekerleme

Saim Sakaoğlu Masal Araştırmaları adlı kitabında masalların belirli yerlerinde kullanılan, hemen her usta anlatıcı tarafından kullanılmak istenen, asıl olayların başlamasından önce kullanılan ve yine asıl olayın bitmesinden sonra da devam eden, unutma ve yanlışlık gibi sebeplerle biraz bozulmuş görülse bile aslında bir kalıptan çıkmış gibi görünen sözlere “formel” yani “kalıp söz” adının verildiğini ifade etmiştir. Ayrıca Sakaoğlu bir formelin her masalda kullanılmasının şart olmadığını fakat bazılarının mutlaka kullanılması gerektiğini belirtmiştir. Sakaoğlu formelleri şu şekilde sınıflandırmıştır:

  1. Başlangıç (Giriş) Formelleri
    1. Sade Giriş Formelleri
    2. Tekerlemeli Giriş Formelleri
  2. Bağlayış (Geçiş) Formelleri
  3. Benzer Durumlarda Kullanılan Formeller
  4. Bitiş Formelleri
  5. Çeşitli Formel Unsurlar

Formel yerine tekerleme kavramını öneren Pertev Naili Boratav ise Tekerleme adlı eserinde tekerlemeyi halk anlatı türünde farklı biçimlere, halk masallarına yani oldukça uzun gerçeküstü ya da gerçek olabileceği kabul edilebilecek masallara, saatlerce hatta geceler boyu okunan düşsel anlatılar olan hikâyelere, en iyi uyarlanan biçimsel süs olarak tanımlamıştır. Ayrıca Boratav tekerlemelerin masalın içinde, özellikle atlanması gereken büyük zaman dilimleri ve 3 30 Halk Masalları mekânların bulunduğu yerlerde bölümleri birbirine bağladığını, anlatıya gülünç unsurlar katarak gerginliği giderdiğini, havayı yumuşattığını, masalın sonunda ise yarıda kalmış hikâyeyi bağlamaya yarayan bir düğüm işlevi gördüğünü dile getirmiştir.

Sayı Formeli

Saim Sakaoğlu Masal Araştırmaları adlı kitabında formelleri incelerken “Çeşitli Formel Unsurlar” başlığı altında masal anlatıcısının masalın muhtelif yerlerine sayı bildiren formelleri eklemek suretiyle ifadeye kuvvet kazandırmak istediğini ifade etmiş ve örnek olarak “3 kız kardeş, 7 başlı dev, 40 katır 40 satır, 7 gün 7 gece” formellerini vermiştir.

Arketip

Carl Gustav Jung Dört Arketip adlı kitabında arketipi daha antik çağda bile kullanılan ve Platon’un “idea”sıyla eşanlamlı bir kavram olarak tanımlamaktadır. Jung arketiplerin yalnızca gelenek, dil ve göçlerle yaygınlaşmadığın; her zaman ve her yerde herhangi bir dış etkenden bağımsız olarak kendiliğinden yeniden ortaya çıkabileceklerini de ifade etmiştir. Jung’ın bahsettiği dört arketip ise şunlardır:

  1. Anne Arketipinin Psikolojik Yönleri
  2. Yeniden Doğuş Üzerine
  3. Masallarda Ruhun Fenomenolojisi Üzerine
  4. Hilebaz Figürünün Psikolojisi Üzerine.

Richard Dorson ise Günümüz Folklor Kuramları adlı kitabında bütün insanların Jung’un içeriğini arketip olarak tanımladığı kolektif bilinçaltını paylaştığına dikkat çekmiştir.

Fonksiyon

Viladimir Propp, 1928 yılında Leningrad’da yayımladığı Morfogija Skazki isimli eserinde masalları yapı hususiyetleri yönünden tetkik etmiştir. Propp’un bu çalışmasının 1958 yılında İngilizceye tercüme edilerek yayımlanmasından sonra folklor türlerinde yapı analizi çalışmaları başlamıştır. Propp, bu çalışmayı Afanasev derlemesinde 50- 150 numaralar arasındaki 100 masal üzerine gerçekleştirmiştir. Propp, bu masalları yapı hususiyetlerine göre tetkik ederek masallarda sabit ve değişken unsurları belirlemiştir. Masalların sabit unsurları şahısların icra ettikleri aksiyonlardır. Propp, bu aksiyonlara “fonksiyon” demiştir. Anti Aarne sınıflandırmasında peri masalı grubuna giren bu masallar için Propp 31 fonksiyon tespit etmiştir. Böylece peri masallarında bulunan fonksiyon sayısının sınırlı olduğunu ispat etmiştir. Propp metodunu masalda asli unsur olarak kabul ettiği fonksiyonlar üzerine kurarken bu asli unsura, yardımcı olan dört grup element tespit etmiştir. Bu dört grubu meydana getiren, olaylar arasında irtibatı sağlayan bağlayıcı unsurlar, hareketlerin maksat ve sebepleri; masal kahramanlarının ortaya çıkış şekilleri; masal kahramanlarının vasıflarıdır. Bu unsurlar fonksiyonlarla birleşince masal yapısı ile beraber masalın tarifi de sağlanmış olur”.

Richard Dorson Günümüz Folklor Kuramları adlı eserinde tiplerin ve motiflerin rastgele alan derlemelerinin aşırılığını yansıttığına, birbirleriyle hiçbir temele dayanmayan bir ilişki içinde durduklarına dikkat çekmiştir. Propp’un geliştirdiği modelle bütün Rus masallarının yapısını açıklayan bir tasarım ortaya çıktığını ifade etmiştir.

Eylem (Aksiyon)

Vladimir Propp, sabit olan ve bir masaldan diğerine nakledilen hareketlere fonksiyon adını vererek masalları bu sabit unsurlara göre incelemiştir. Fonksiyonların ise masalların aslî unsurları olduğunu belirtmiş ve aksiyonun seyrinin bu unsurlar üzerine kurulu olduğunu ifade etmiştir. Fonksiyonların birbirlerini her zaman doğru sırayla takip etmediklerine dikkat çeken Propp, masallarda fonksiyonlarda ve diğer elementlerde üç kere tekrara sık sık rastlandığına değinmiştir. Şahıslara, çeşitli hareketlere sevk eden sebeplere ve hedeflere maksatlar adını vermiştir. Karakterlerin çoğunun masalın ortasında aksiyonun seyri ile yönlendirildiğini belirten Propp, sadece hainliğin masalın ilk ve aslî fonksiyonu olarak ilave maksat istediğini dile getirmiştir.

Tem

Tem, masalın konusuna işaret etmektedir. Vladimir Propp masal sınıflandırmalarında kategorilere ayırmanın yanı sıra temlere göre gruplandırmaların da denendiğine dikkat çekmiştir. Profesör Volkov’un 1924 yılında yayımladığı Masal adlı eserindeki şu sınıflandırmaya örnek olarak yer vermiştir:

  1. Haksız yere eza edilenler hakkında,
  2. Aptal kahraman hakkında,
  3. Üç erkek kahraman hakkında,
  4. Ejderle savaş hakkında,
  5. Ele geçirilen kızlar hakkında

Epik Yasalar

“Axel Olrik’in “kural” olarak belirlediği ve biyolojiden kaynaklanması dolayısıyla antropologlar tarafından “süperorganik” kavramıyla da adlandırılan ve metnin, doğal varlıklar gibi kendine özgü bir yapısallığının esas olduğunu savunup metin dışı unsurları göz ardı etmesi nedeniyle de eleştirilen epik yasalar şunlardır:

  1. Giriş ve Bitiş Kuralı
  2. Yineleme Kuralı
  3. Üçler Kuralı
  4. Bir Sahnede İki Kuralı
  5. Zıtlık Kuralı
  6. İkizler Kuralı
  7. İlk ve Son Durumun Önemi Kuralı
  8. Anlatının Her Zaman Tek Bir Çizgi Üzerinde Olma Kuralı
  9. Kalıplaştırma Kuralı
  10. Büyük Tablo Sahneleri Kuralı
  11. Anlatı Mantığı Kuralı
  12. Tek Entrika Kuralı
  13. Epik Birlik Kuralı
  14. İdeal Epik Birlik Kuralı
  15. Dikkati Baş Kahraman Üzerine Toplama Kuralı

Motif İndeks

“Motiflerle ilgili olarak en geniş ve en önemli çalışmayı, Stith Thompson yapmıştır. Thompson’ın ilk baskısı 1932- 36 yıllarında yapılan Motif Index of Folk Literature adlı çalışması altı cilttir. S. Thompson, 23 ana başlık altında topladığı motifleri, kendi aralarında da alt başlıklar hâlinde tasnif etmiştir. “Thompson, “Halk Edebiyatı Motif İndeksi adlı altı ciltlik çalışmasında, çeşitli dünya anlatılarında tespit ettiği motifleri alfabetik olarak sıralamış, altıncı ciltte ise konu ve kavramların dizinini vermiştir”. “Stith Thompson motiflerin ana başlıklarından bazıları şunlardır:

  1. Mitolojik Motifler
  2. Hayvanlar
  3. Yasak (Tabu)
  4. Sihir (Büyü)
  5. Ölüm
  6. Olağanüstülükler (Harikuladelikler)
  7. Devler
  8. Denemeler (Sınama, İmtihan Etme)
  9. Akıllılar ve Aptallar
  10. Aldatmalar
  11. Talihin (Kaderin) Tersine Çevrilmesi

Tip Kataloğu

Ekici Antti Aarne’nin tasnifi Finlandiya, Danimarka ve Almanya’dan derlenmiş (Grimm Masalları) masallardan hareketle hazırladığını ifade etmiş ve Aarne’nin sınıflandırmasına yer vermiştir.

  1. Hayvan Masalları (1-299)
  2. Günlük (Asıl) Masallar (300-1199)
  3. Anekdotlar ve Şakalar (1200-1999)

“Daha sonra Aame’nin öğrencisi Stith Thompson tarafından düzenlenen bu sınıflandırma sistemi, günümüz çalışmalarında da kullanılmaktadır. Stith Thompson 1961’de “The Types of the Folktale” in genişletilmiş şeklini ikinci kez yayınlar. Masal araştırmalarında “AaTh”, “AT” veya Aarne-Thompson” olarak kısaltılan bu ikinci baskıda yer verilen katalogda masallar beş ana başlık altında toplanmıştır”. Ayrıca Sakaoğlu da, Stith Thompson’ın bugün de kabul edilip uygulanan beşli sınıflandırmasına eserinde yer vermiştir:

  1. Hayvan Masalları: 1-299
  2. Asıl Halk Masalları: 300-1199
  3. Güldürücü Hikâyeler, Nükteli Fıkralar: 1200-1999
  4. Zincirlemeli Masallar: 2000-2399
  5. Sınıflamaya Girmeyen Masallar: 2400-2499

Türk Masal Tipleri Kataloğu

Saim Sakaoğlu Türk masal tipleri üzerine yapılan ilk ciddi çalışmanın, Wolfram Eberhard ile Pertev Naili Boratav’ın birlikte hazırladıkları, Typen Türkischer Volksmärchen olduğunu ifade etmiş ve şu bilgilere yer vermiştir: “Kitabın ilk 23 sayfalık bölümü W. Eberhard ve P. N. Boratav tarafından yazılmış önsözlerden oluşmaktadır. I. Önsöz Eberhard, II. Önsöz ise Boratav tarafından yazılmıştır. Boratav, Türk masalı ve Türk masalının kaynakları konusunda ayrıntılı bilgiler vermektedir. Adı geçen bu çalışma TTV şeklinde kısaltılarak, masal araştırmacıları tarafından tanıtılmaktadır. Çalışmada 378 masal tipi tespit edilmiş masalların bölüm başlıkları ve sayıları tek tek verilmiştir. TTV’de masallar 23 başlık altında toplanmıştır. Bu başlıklardan bazıları şunlardır:

  1. Hayvan Masalları 1-22 (22 tip)
  2. Hayvan ve İnsan 22-33 (11 Tip)
  3. Hayvan veya Bir Ruh, Bir İnsana Yardım Eder. 34-82 (49 Tip)
  4. Tabiatüstü Bir Ruh veya Hayvanla Evlenme 83- 109 (27 Tip)

Aktif-Pasif Geleneksel Taşıyıcılar

Carl Wilhelm Von Sydow “Coğrafya ve Masal Ekotipleri” başlıklı makalesinde folklorun aktarımıyla ilgili bilgilere yer vermiş ve bir halk masalı veya şarkısının tam olarak nasıl bir yerden başka yere geçeceği konusuna değinmiştir. Von Sydow geleneğin insan taşıyıcılarını, “aktif geleneksel taşıyıcılar” ve “pasif geleneksel taşıyıcılar” diye ikiye ayırmıştır. Aktif geleneksel taşıyıcıların bir toplumda masalları birebir anlatan, şarkılar söyleyenler olarak tanımlarken pasif geleneksel taşıyıcıları, aktif geleneksel taşıyıcıları dinleyenler olarak tanımlamıştır.

Pançatantra

Panchatantra’nın ortaya çıkış tarihi bilinmemekle birlikte M.Ö. 200’lü yıllarda yazıya geçirildiği düşünülmektedir. ‘Fabl’ tarzında masal içeren bu kitabın Vişnu Şarman adlı bir bilgin tarafından yazıldığı düşünülmekte ve Hindistan krallarından birinin üç oğlunu ahlâki ve siyasi konularda bilinçlendirmesi için bu bilgini görevlendirdiğini ve onun da bu masalları yazdığı söylenmektedir. Yuri M. Sokolov, Folklor: Tarih ve Kuram adlı eserinde masallardaki konuların benzerliğinin Mitoloji Okulu veya Hint-Avrupa karşılaştırmalı dilbiliminin takip ettiği usuller kullanılarak yani ortak dilden gelen çeşitli halkların akrabalığı ile açıklamanın mümkün olmadığının anlaşılması ile bazı yeni derlemelerin yapılması gerektiğini ifade etmiştir. Bu yeni derlemelerden birini de Alman oryantalisti Theodor Benfey’in yaptığını belirtmiştir. Benfey’in 1859 yılında M. Ö. III. yüzyıl Hint hikâyelerinden oluşan Pançatantra’yı (Beş Kitap) yayınladığını ve Benfey’in kitabının Almanca çevirisine halk biliminin gelişmesinde önemli bir dönüm noktası olacak geniş bir önsöz eklediğini dile getirmiştir.

Riga-Veda

Hintlerin en eski kutsal metinleri olan Vedaların ilk bölümüdür. 1028 ilahi içeren Rigveda tanrılara şükür ve saygı içeren yazılardan oluşan on ciltlik bir eserdir.

Binbir Gece Masalları

Saim Sakaoğlu Masal Araştırmaları adlı kitabının “Arap Masalları” bölümünde incelediği Binbir Gece Masalları‘nın masal alanının en önemli külliyatı olduğunu ifade etmiştir. Yazarı bilinmemekle birlikte bilinmeyen, tanınmayan pek çok yazarı olduğunu dile getiren Sakaoğlu, Türkçe’ye yapılan en eski çevirisinin 1429’da yapıldığına dikkat çekmiştir.

Binbir Gündüz Masalları

Saim Sakaoğlu Masal Araştırmaları adlı kitabının “İran Masalları” bölümünde incelediği Binbir Gündüz Masalları‘nın (Elfü’n-Nehar ve’n-Nehar) âdeta Binbir Gece Masalları‘na nazire olarak yazıldığını belirtmiştir.

Fıkra

Şükrü Elçin Halk Edebiyatına Giriş adlı kitabında fıkrayı, umumiyetle gerçek hayat hadiselerinden hareketle, hisse kapmayı hedef tutan ve temelinde az çok nükte, mizah, tenkid ve hiciv unsuru bulunan sözlü, kısa, mensur hikâyeler olarak tanımlamıştır. Geleneksel fıkralar da farklı kültür ortamlarında ve günümüz şartlarına uygun olarak değiştirilmektedir. Saim Sakaoğlu “Geleneksel Fıkra-Modern Fıkra” başlıklı makalesinde günümüzde anlatılan fıkralardan geleneksel bağı olanların ya karakterinin/kişisinin değiştirildiğini ya da o eski yani geleneksel fıkraların yeni şartlara göre uyarlanıp farklı bir renkle sunulduğunu ifade etmiştir. Makalesinde geleneksel fıkralarla modern fıkraları karşılaştıran Sakaoğlu, geleneksel fıkralarda güldürmenin ön planda yer aldığını, az sayıda fıkranın düşündürme ve eğitme işlevi olduğunu, günümüzün modern fıkralarında ise düşündürme oranının arttığına hatta bazı fıkraların algılanabilmesi için kısa bir zaman diliminin geçmesi gerektiğine dikkat çekmiştir. Bu durumda geleneksel fıkraların dinleyicileri aynı anda güldürebildiğini ancak modern fıkraların bazılarında, açık olmayan nüktesinin dinleyicilerle kısa zaman aralıklarıyla algılanmakta olduğunu, gülme olayının dışa vurulmasının da aralıklarla gerçekleştiğini belirtmiştir

Mit

Mircea Eliade Mitlerin Özellikleri adlı kitabında mitlerin kutsal bir öyküyü anlattığını, en eski zamanda, başlangıçtaki masallara özgü zamanda olup bitmiş bir olayı anlattığını belirtmiştir. Bir başka deyişle ise mitin doğaüstü varlıkların başarıları sayesinde, ister eksiksiz olarak bütün gerçeklik, yani kozmos olsun isterse onun yalnızca bir parçası olsun, bir gerçekliğin nasıl yaşama geçtiğini anlattığını dile getirmiştir. Ayrıca Eliade, mitin her zaman bir yaratılış öyküsüne işaret ettiğini belirtmekle birlikte bir şeyin nasıl yaratıldığını, nasıl var olmaya başladığını anlattığını ve gerçekten olup bitmiş, tam anlamıyla ortaya çıkmış olan şeyden söz ettiğini ifade etmiştir.

Hikâye

Şükrü Elçin Halk Edebiyatına Giriş adlı kitabında Arap dilinde başlangıçta “kıssa” ve “rivâyet” olarak düşünülen, sonraları eğlendirmek maksadı ile taklit manasında kullanılan hikâyeyi, gerçek veya hayalî birtakım vak’aların, maceraların hususî bir üslupla, sözle nakil ve tekrarı olarak tanımlamıştır.

Bilmece

Bilmeceler eşya, insan, hayvan, bitki, doğa ve inanışla ilgili bilgilerin üstü kapalı olarak anlatılması ve onun ne olduğunun düşünülerek bulunmasını hedefleyen çoğu kalıplaşmış sözlerdir. Divan-ü Lügatit Türk’te de bilmece kavramı ve ona yakın kavramları ifade eden tabuz, tabuzgu, neng, tabuz gok, tabzuğ, tabuzgu, tapzugug kelimeleri bulunmaktadır. Bilmeceler, tabiat unsurları ile bu unsurlara bağlı hadiseleri; insan, hayvan ve bitki gibi canlıları; eşyayı; akıl, zekâ veya güzellik nevinden mücerret kavramlarla dini konu ve motifleri vb. kapalı bir şekilde yakın uzak münasebetler ve çağrışımlarla düşünce, muhakeme ve dikkatimize aksettirerek bulmayı hedef tutan kalıplaşmış sözlerdir (Elçin, 1986: 607). Bilmece sorma geleneği günümüzde de sürmektedir. Bilmeceler, çok eskilerde, savaşlarda karşılıklı sorularak savaşmadan bilen tarafın galip geldiği, kan dökmeden savaş kazanılan bir bilgi yarışması olarak işlev yapmıştır.