Ünite 7: Masal ve Kültür Endüstrisi

Masal ve Kültür Endüstrisi

Film, müzik, televizyon, tasarım, gösteri sanatları gibi sektörler, içerik endüstrileri, yaratıcı endüstrileri ve kültür endüstrisi gibi endüstri çeşitlerinin içeriklerini kullanırlar der Nebi Özdemir. Özdemir bir edebi eserin yazma veya basma olarak kayıtlı ürün hâline geldiği anda aynı zamanda ekonomik yanı da bulunan bir ürüne dönüştüğü Masal ve Kültür Endüstrisi 136 Halk Masalları nü ve ürüne dönüşen bu edebi eserlerin bir yandan da sinema, radyo, televizyon yapımı ve animasyonun beslendiği kaynaklar hâline geldiğini belirtir.

Özdemir, diğer ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de destan, efsane, masal, halk hikâyesi, ağıt, türkü gibi sözlü üretim ortamında doğan ürünlerin ve yazılı edebiyatın roman, öykü, deneme, şiir gibi türlerinin çok sayıda filmin senaryosunu oluşturduğunu da ekler. Özdemir’in söyledikleri aslında “neden Türk masalları toplumsal bellekte yaygın bir biçimde bilinmiyor?” sorusunun cevabıdır. Masalların günümüzde yeni icra ortamları sinema, radyo, televizyon gibi görsel kültüre dayalı sektörlerken Türkiye’de bu sektörlerin beslendiği edebi kaynaklar genellikle batılıdır.

Kültür endüstrisi özünde dünyanın bilgilerini ve belleğini bir araya getirip karıştırarak farklı ürünlerin ortaya çıkmasını sağlar. Yeni ürünler ortaya çıkarırken bu birbirine karıştırma hâli bazen eski olanın bozulmasına ya da iç içe geçen belleklerin bir tarafın lehine baskın olmasına sebep olabilir. Bunu Theodor Adorno’dan takip etmek mümkündür. Adorno, kültür endüstrisinin eski olanla tanıdık olanı yeni bir nitelikte birleştirdiğinden söz eder. Ona göre insanların tüketim biçimine göre düzenlenen ve büyük ölçüde o tüketim biçiminin yapısını belirleyen ürünler, tüm sektörlerde az çok bir plana göre üretilir.

Adorno’a göre Grimm Masallarından Walt Disney’in filmlerine kadar kendini her alanda gösteren masal kahramanlarının endüstrileşmesinde görmek mümkündür. Üstelik bu tüketim biçimi her bütçe için uygun hâle getirilmekte ve dünyanın her yerinde pazarlanabilir. Bu da halk bilimi unsurlarının kültür endüstrisi aracılığıyla bir tüketim nesnesine dönüştürülmesi demektir. Elbette bu durum her zaman negatif olarak değerlendirilmemelidir. Kültür endüstrisi alanı küreselleşmenin etkisinden kurtarılarak yerel kültürlerle birleştirildiğinde halk bilimi unsurlarının gelecek kuşaklara aktarılmasına ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri bağlamında ekonomik bir değere dönüşmesine katkı sağlar.

Masalların ve diğer folklor ürünlerinin kuşaktan kuşağa aktarımının can alıcı noktası usta çırak ilişkisi olup usta masal anlatıcısının bilgi ve deneyimini kendinden sonrakilere aktarması, geleneğin sürdürülebilirliği açısından son derece önemlidir. Bu bağlamda “çağımızın masal anlatıcıları” olarak nitelendirilebilecek radyo, televizyon gibi medya aygıtlarının bu usta-çırak ilişkisini ne derece yürütebileceği tartışmalıdır. İcra ortamından medya ortamına doğru bir nevi zorunlu bir bağlamsal göç yaşayan türler yeni ortamında her zaman ayakta kalmayı başaramamışlardır. İşte bu nedenle kültür endüstrisi ortamında kendisine yaşam alanı bulabilen masal anlatma geleneğinin hızlı bir biçimde tüketim nesnesine dönüşmesini engelleyerek kalıcılaşmasını sağlamak önemlidir.

Dinlenen Masallar

Plak/Kayıt Sektöründe Masallar

Türkiye’deki masal endüstrisi daha oluşmamış. Ancak tüm dünya ile paralel olarak Türkiye’de de birtakım kıpırtılar olmuş ve Türkiye’de masalın kültür endüstrisinin bir parçası olmasına dair birkaç örneği vermek uygun olmuş. Masalların bu yeni icra ortamlarına örnek olabilecek konulardan biri 1966-67-68 yıllarında çıkmış olan masal plaklarıdır. Milliyet Gazetesi ve Türk Ticaret Bankasının çıkardığı iki plak Pedagog Dr. Nuran Şener tarafından hazırlanmış ve plaklarda yer alan masalların adları şu şekildedir: İyilik Kazanır, Kurnaz Tilki ile Akıllı Horoz, Tılsımlı Altınlar, Yaramaz Tavşan.

Milliyet Gazetesi’nde masallara yönelen 1966 yılındaki bu dikkat sonraki birkaç yıl daha devam etmiştir. Garanti Bankası ile birlikte hazırlanan ikinci seri masal plaklarında ise şu masallara yer verilmiştir: Tekir ile Bıdık, Altın Yumurta, Sihirli Davul, Kınalı Kuzu, Akıllı Pire, Tonton Sıpa, Parmak Çocuk, Yaralı Kuş. Söz konusu plakların stüdyo ortamında müzikli ve efektli olarak kaydedildiği anlaşılır. Ancak bu plaklar masalların metin, anlatıcı, dinleyici odaklı kurgusuna uymaz. Masalların bu biçimde çocuklar için eğitim seti hâline dönüştürülmesi önemlidir fakat hem seçilen masalların niteliği hem de sunulma biçimi tartışılmalıdır.

Radyoda Masallar

Günseli Güleç’le yapılan bir görüşme 1971 yılında Ses Dergisi’nde yayımlanmıştır. Görüşmede Güleç’e bu masal programının amacının ne olduğu sorulmuş. Güleç bu soruya: “Masal Saati’nin iki gayesi var. Biri çocuklara belirli bir saatte yatma alışkanlığını vermek. İkincisi ve daha önemlisi ise onlara bir şeyi görmeden, sadece duyarak akılda tutma, hayalde canlandırma yeteneğini kazandırmak. Bu bakımdan daha çok gerçekçi olmayan masalları tercih ediyoruz. Bunlar küçük çocukların hayalini genişletiyor, önlerinde yeni ufuklar açıyor, zihni faaliyetlerini arttırmada yardımcı oluyor “şeklinde cevap verir. Güleç’in o dönem için söylediği bu cümleler masalların daha çok eğitici bir amaçla kullanıldığını gösterir.

İzlenen Masallar

Türk Sinemasında Masallar

Masalların endüstrileşmesinde örnektir. Masallar Nebi Özdemir’in aktardığına göre 1950’li yıllardan beri Türk sinemacılar değerlendirmeye başlanmış. Sinemanın özellikle 1970’li yıllardan itibaren film serileri hâlinde masalı kullandığını söyleyen Özdemir: “1970’li yıllar, masal kökenli fantastik filmlerin ortaya çıktığı, buna karşılık da masal anlatma geleneğinin ortadan kalkmaya başlamış. Artık radyo, sinema ve televizyon yeni masal anaları olarak işlev görmektedir” der. 1970’li yıllar aynı zamanda masal plaklarının da piyasaya çıktığı yıllara denk gelir. Özdemir’in aynı yılları masal anlatma geleneğinin ortadan kalkmaya başladığı yıllar olarak bildirmesi de önemlidir. Hem sinema sektörü hem de kayıt/plak sektörünün benzer tarihlerle masallara yönelmesi, masal anlatma geleneğinin durmaya başladığı yıllar olarak nitelenebilir. Hande Bir kalan masal anlatıcılarının sinema sektöründeki yeri hakkında şunları söyler; “Sinema, sözlü geleneklerini modernite içinde yeniden canlandırmaya çalışan batı toplumlarında masalın Orta çağda yüklediği göreve benzer bir görev üstlenmiştir. Masal anaları sinemada yönetmenlere ve artistlere dönüşmüş ve bir anlatıyı sunmak için karşımıza geçmişler.”

Türk sinemasında masallardan uyarlanan birçok film bulunmaktadır. Bu filmlerden bazıları şunlardır:

  • Prensesin Uykusu (2010)
  • Keloğlan Kara Prense Karşı (2005)
  • Kül Kedisi (2002),
  • Şahmaran (1993)
  • Ben Bir Garip Keloğlanım (1976)
  • Atını Seven Kovboy (1974)
  • Keloğlan ile Cankız (1972)
  • Alaeddin’in Lambası (1972)
  • Keloğlan Aramızda (1971)
  • Sinderella Kül Kedisi (1971
  • Şehzade Sinbad Kaf Dağında (1971)
  • Ali Baba ve Kırk Haramiler (1971),
  • On Küçük Şeytan
  • Ayşecik ve Sihirli Cüceler Rüyalar Ülkesinde (1971)
  • Kül Kedisi (1971)
  • Keloğlan (1971),
  • Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler (1970),
  • Cilalı İbo Kırk Haramiler (1964),
  • Ayşecik Fakir Prenses (1963),
  • Kül Kedisi (1961)

Agah Özgüç, Masal Filmleri başlıklı yazısında Türk sinemasındaki masal uyarlamalarının ilk önce çocuklara yönelik çekildiğini belirtmiş ve bu tarz filmlere örnek olarak

  • Kül Kedisi (1961),
  • Ayşecik Fakir Prenses (1963)
  • Cilalı İbo Kırk Haramiler (1964)

Bu filmleri örnek gösterir. Özgüç’e göre Kül Kedisi ve Ayşecik Fakir Prenses isimli filmler Amerikalı çocuk yıldız Shirley Temple’ın filmlerinin kopyasıdır. Bu filmlerin edebi kaynağı ise Mark Twain’in çocuklar için kaleme aldığı Çalınan Taç adlı tarihsel öyküdür Özgüç sinemada asıl masal filmleri furyasının 1970 yılında gösterime giren Zeynep Değirmecioğlu’nun oynadığı Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler isimli filmle başladığını söyler. Özgüç’e göre Walt Disney çizgi roman uyarlaması olan bu film Türk sinemasında ödül alan ilk masal filmidir.

Dünya Sinemasında Masallar

Dünya sineması, özellikle Walt Disney aracılığıyla pek çok Grimm masalını ve Bin bir Gece Masallarından bazılarını sinemaya uyarlar. Sinemada masaldan uyarlanan film örneklerine yurtdışında da sıklıkla rastlanır. Tüm dünya sinemasının listesini vermek zor olsa da bu tarz filmlere örnek olabilecek bazı filmler şunlardır:

  • Güzel ile Çirkin (2014),
  • Sindirella (2015),
  • Malefiz (2014),
  • Hansel ve Gretel: Cadı Avcıları (2013),
  • Dev Avcısı Jack (2013),
  • Muhteşem ve Kudretli Öz (2013),
  • Pamuk Prenses ve Avcı (2012),
  • Pamuk Prensesin Maceraları: Ayna Ayna Söyle Bana (2012),
  • Pamuk Prenses (2012),
  • Kız ve Kurt (2011),
  • Karmakarışık (2010),
  • Alice Harikalar Diyarında (2010),
  • Spiderwick Günceleri (2008),
  • Pan’ın Labirenti (2006),
  • Kırmızı Başlıklı Kız (2005),
  • Shrek (2001),
  • Grinç (2000).

Bu filmler Amerikan sineması ve özellikle de Walt Disney yapımıdır. Amerikan sinemasında sadece son 15 yılda çıkmış olan filmlerin bazılarının ismi buraya yazılmış. Türk sinemasında Keloğlan serisi ve son yıllarda çekilmiş olan birkaç örnek dışında masaldan beslenen film sayısı yok denecek kadar azken Amerikan sinemasında ise bu sayının bir hayli fazla olduğu görülür. Masal yalnızca sinema filmlerini değil aynı zamanda çocuklar için animasyon ve dizi serileri aracılığıyla da bu sektörü destekler. Once Upon a Time (Bir Varmış Bir Yokmuş), Sleepy Hollow (Başsız Süvari) gibi son dönemde Amerikan dizi sektöründe çekilmekte olan dizilere karşın Türk dizi sektöründe neden bir kesik baş efsanesinin yer alamadığı konusu düşündürmüş.

Masalların Yeni Mekânı: İnternet

Küreselleşme olgularının etkisiyle kültürün, üretim aktarım ve tüketim sistemlerinin dönüştürüldüğü bilinir. İnternet de bu küresel kültür dönüşümünün öncüsü olmakta ve gündelik yaşamı, anlamları, imgeleri, söylemleri, iletişimi doğal olarak da sözlü kültürü ya da gelenekleri biçimlendirmekte, dahası yeniden üretir. Kültürün ulusal ve uluslararası düzeyde bireylere ulaştırılması noktasında önemli bir görev de üstlenen İnternet, özellikle toplumsal hayatta bireylerin çeşitli sosyal ihtiyaçlarını gidermek için sık sık başvurdukları önemli bir kaynak olup İnternetin bu işlevi, toplumsal ihtiyaçlarını yani geleneklerine uymaktan yoksun kentli kesim için yeni bir icra ortamı sunuyor. Bu noktada Laura Solanilla’nın İnternetin kültürel mirasın aktarımındaki rolünün büyük olduğunu söyler. Solanilla, İnternetin eğitim düzeylerinden ya da coğrafi mesafelerin yarattığı zorluklardan ötürü geleneksel müze, kütüphane ve arşiv kaynaklarına ulaşamayan kesimlere alternatif bir erişim yolu sunarak kültürel mirasın daha küresel bir anlamda yaşatılmasına yardımcı olabildiğini söyler.

Masal ve Turizm

Gezilebilen Masal Diyarları

Masalın sinema ve medya sektöründe yaptığı bu yolculuk eş zamanlı olarak başka içerik sektörlerine de yansımıştır. Tema parklar bunlardan biridir. Türkiye’de masal ile ilgili uygulama örneklerinden biri Ankara’da bulunan Harikalar Diyarı isimli parktır. Bu parkla ilgili bir tanıtım yazısında şu cümleler geçer: “Ankara Harikalar Diyarı’nın içerisinde başta Harikalar Diyarı adlı kitabın kahramanları olmak üzere birçok masal kahramanı bulunur. Devler, cüceler, cadılar ve prenseslerden oluşan bu harika parkın içerisinde bir adet yapay gölet ve büyük, yeşillik bir alan da mevcuttur… Nasrettin Hoca, Alaeddin ve Sihirli Lambası, Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler, Karagöz ve Hacivat, Taş Devri ve Red Kit gibi masal kahramanları da parkın içerisinde göreceğiniz kahramanlar arasında yer alır. Parkın içerisinde göreceğiniz kahramanlar, masal kahramanı kılığındaki insanlar değil bu kahramanların bal mumundan yapılmış heykelleridir. Türkiye’deki diğer örnek ise Eskişehir’de kurulan Masal Şatosu’dur. Masal Şatosu’nun İnternet sitesinde şato içinde bulunan bölümlere düzenlenen turlardan bahsediliyor. Masal İçinde adlı tur hakkında şu cümleler kurulmuş: “Anlatıcı ile gezilen bu turda, Dede Korkut ve Keloğlan’ın hareketli robotları ve hikâyeleri yer alır. Avrupa ülkelerinin bazılarında dünyaca bilenen kimi masalların anlatıldıkları yerler Keloğlan Mobil Uygulaması Masalcı Mobil Uygulaması Masal ve Kültür Endüstrisi 147 üzerinden bir masal yolu turizmi oluşuyor. Bilinçli üretimin güzel örneği olan Alman turizmine kazandırılan Masal Yolu’dur.

Almanya ‘da turistlerin ziyaret ettiği ve Grimm Kardeşlerin derleme için gezdiği 600 km’lik rotayı takip eden «masal yolu» bunlardan yalnızca biridir. Günümüzde bu seyahat yolu Almanya’nın en önemli turizm destinasyonlarından birini oluşturuyor. Masal ve turizm ilişkisine iyi bir örnek olan bu uygulama, masalları sadece bir metin olarak görmek dışında yaratıldığı ve aktarıldığı mekânlara da odaklanan ve her mekânı yeniden yorumlayarak tarih, masal ve turizmin birleştiği yeni bir bağlam ortaya çıkarmış. Turizm firmalarının sitelerindeki Alman Masal Yolu turu adı altında bir haftalık ya da daha uzun sürelik paket turların satışı gerçekleştiriliyor. Bu turlar Grimmlerin doğduğu evi ziyaretten Uyuyan Güzel’in kalesi Sababurg’a kadar ayrıntılı bir rota ile gerçekleştiriliyor. Elbette bu turlar yapılırken alınan hediyelik eşyalar, seyredilen animasyonlar ve katılımlı gerçekleştirilen etkinlikler de masal konusundaki bilincin artması ve turizm, kültür endüstrisi içinde masalın yer alması anlamında da önemlidir.