Ünite 3: Kurumsal Sosyal Sorumluluk Stratejileri

Strateji ve Kurumsal Sosyal Sorumluluk

İşletmeler hedeflerine ulaşmaya çalışırken insan hakları, çalışma koşulları, çevre ve adil iş yapma ve benzeri konular ile ilgili bazı sonuçlar ortaya çıkarırlar. Bu sonuçlar yerel ve küresel düzeyde toplumun söz konusu işletmelere olan güvenini azaltabilmektedir.

Kurumlar ve işletmeler toplumun ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulmuşlardır. Ancak bu kurum ve işletmeler, faaliyetleri sonucu istenmeyen durumlara yol açabilmektedirler. Kurumların hedefleri arasında bulunmayan bu sonuçlar, kurumların faaliyetlerini yürütürken yararlandığı stratejilerinden veya iş yapma yöntemlerinden kaynaklanır. Bu nedenle kurumsal sosyal sorumluluğun stratejik bağlamının anlaşılması önemlidir.

Kurumlar arzuladıkları sonuçları elde etmek için bir takım stratejilerden yararlanırlarken yukarıda sözü edilen olası istenmeyen sonuçlara karşı da duyarlı olmak zorundadırlar işte bu dengeyi sağlayacak olan kurumsal sosyal sorumluluktur. Kurumsal sosyal sorumluluk bilinciyle hareket eden kurumlar eylemlerini gerçekleştirirken paydaşlarını gözetmelidirler.

Paydaş Teorisi

Stratejik yönetim kapsamında yönetilen paydaş ilişkileri paydaş teorisine dayandırılmaktadır. Paydaş, “Bir kurumun hedeflerinin gerçekleştirilmesinde etkilenen ya da kurumu etkileyen herhangi bir grup veya birey” şeklinde tanımlanmaktadır. Freeman’ın önerdiği paydaş yaklaşımına göre kurumun başarısı için ekonomik ölçeklerle birlikte paydaşlarla ilişkileri başarılı bir şekilde yönetmek de önemli hale gelmiştir. Buradaki paydaş kavramıyla anlatılmak istenen kurumun müşterileri, çalışanları, tedarikçileri, komşuları gibi önemli gruplardır.

Kurumlarda paydaş yönetimi, kurum yönetiminden sorumlu kişiler (yönetim kurulu) veya yöneticisi tarafından yerine getirilir. Yöneticilerin bir taraftan kurumun çıkarlarını gözetmesi bir taraftandan da paydaşların haklarını koruyarak ve karar alma süreçlerine katılımlarını sağlayarak kurumu yönetmesi gerekir. Paydaş yönetimi anlayışına dayalı kurumsal sosyal sorumluluk, paydaşların beklentilerine karşılık verilmesi ve isteklerinin tatmin edilmesini mümkün kılmaktadır.

Paydaş yönetiminde cevap aranması gereken sorular şunlardır :

  • Kurum paydaşları kimlerdir?
  • Bu paydaşların kurum ile ilgileri nelerdir?
  • Paydaşlar kurum açısından hangi fırsatları sunmakta ve hangi tehditleri taşımaktadır?
  • Kurum paydaşlarına karşı ekonomik, yasal, etik ve gönüllü hangi sorumluluklara sahiptir?
  • Paydaşların beraberinde sunduğu fırsatlar ve tehditlerle en iyi şekilde başa çıkabilmek için hangi stratejiler ve faaliyetler yürütülmelidir?

Stratejik Kurumsal Sosyal Sorumluluk

Stratejik kurumsal sosyal sorumluluk, kurumsal strateji ile kurumsal sosyal sorumluluk uygulamaları arasındaki bağlantıyı ifade eder.

Toplumlar geliştikçe, toplumsal beklentiler arttıkça, iletişim teknolojileri daha da yaygınlaştıkça kurumsal sosyal sorumluluğa ilişkin talepler artış gösterecektir. Bir kurumun topluma katkısının olumlu olduğuna ilişkin algı, örgütün güçlü bir ekonomik getiri elde etmesini de sağlayacaktır. Kurumlar için faaliyet gösterdikleri çevrede iyi bir aktör ve kurumsal vatandaş olarak algılanmaları değer taşımaktadır.

Stratejik yönetim iş modeli, şirketin başarısını içsel kaynak ve yetenekler(yetkinlikler) ile dışsal fırsatları uyumlaştıran bir stratejinin oluşturulması, uygulanması ve kontrol edilmesine bağlı olarak açıklar. Şirket ancak bu şekilde misyonunu yerine getirir ve vizyonuna ulaşmak için çaba gösterebilir. Stratejik kurumsal sosyal sorumluluk temelde kurumsal strateji ile kurumsal sosyal sorumluluk uygulamaları arasındaki bağlantıya vurgu yapar.

Kurumsal Sosyal Sorumlulukta Stratejik Yaklaşımlar

Etkili bir kurumsal sosyal sorumluluk politikası, stratejik girişimler bağlamında proaktif (sorunlar çıkmadan uygulanan önleyici girişimler) eylemi gerekli görür. Böylece kurumun stratejik ve kurumsal sosyal sorumluluk hedeflerine ulaşmasında yardımcı olunur.

Kurumsal sosyal sorumluluk, markanın itibarını ve saygınlığını sağlamanın bir biçimi olduğu gibi firmayı rakiplerinden farklılaştıracak rekabetçi avantajın elde edilmesine de yarar.

Uygulamada ya da teoride Kurumsal Sosyal Sorumluluk stratejilerinin sınıflandırılması konusunda çeşitlilik bulunmaktadır. Bunlardan ilki işletmelerin Kurumsal Sosyal Sorumluluk yaklaşımlarının gerekçeleri üzerinden gerçekleştirilmiş ve araçsal kuramlar, politik kuramlar, entegre kuramlar ve etik kuramlar olmak üzere dört gruba ayrılmıştır. Bir başka sınıflamaya göre hissedar stratejisi, özgecil strateji, karşılıklılık stratejisi ve vatandaşlık stratejisi olarak dört stratejiden söz edilmaktadir. Örgütsel çalışmalarda ise Kurumsal Sosyal Sorumluluk stratejileri dört ayrı başlıkta toplanmaktadır. Bunlar:

  • Reddetme stratejisi,
  • Savunmacı strateji,
  • Uyum sağlama stratejisi ve
  • Öngörücü, proaktif stratejidir.

Kurumsal Sosyal Sorumluluk Stratejisinin Oluşturulması

Kurumsal Sosyal Sorumluluk stratejisinin oluşturulmasında atılması gereken adımlar şunlardır:

  • Kurumsal Sosyal Sorumluluk ekibinin oluşturulması,
  • Kurumsal Sosyal Sorumluluk’un tanımının yapılması,
  • Şirketin belgelerinin, süreçlerinin ve eylemlerinin gözden geçirilmesi,
  • Üst yönetimin ve çalışanların desteğinin alınması
  • Rakiplerin ve diğer işletmelerin yaptıklarının araştırılması,
  • Önerilecek Kurumsal Sosyal Sorumluluk eylemlerin matrisinin hazırlanması,
  • Her bir Kurumsal Sosyal Sorumluluk eylemi için olurluluk ve ilerleme opsiyonlarının geliştirmesi,
  • Yön, yaklaşım ve odak alanlara karar verilmesidir.

Bir kurum için uygun Kurumsal Sosyal Sorumluluk eylemini belirlemek amacıyla kurumun ürünleri, hizmetleri, karar verme süreçleri ve faaliyetleri hakkında gerekli bilgileri toplamak ve incelemek önemlidir. Uygun bir Kurumsal Sosyal Sorumluluk değerlendirme sürecinde aşağıdaki konular dikkate alınmalıdır:

  • Kurumun değerleri.
  • İç ve dış yönlendiricilerin daha sistematik Kurumsal Sosyal Sorumluluk yaklaşımı üstlenmek üzere kurumu motive etmesi.
  • Kurumu etkileyen veya ondan etkilenen önemli Kurumsal Sosyal Sorumluluk konuları
  • Paydaşlar kim, neye ihtiyaçları var ve neyle meşguller.
  • Daha bütünleşik bir sosyal sorumluluk yaklaşımı uygulanması açısından geçerli kurumsal karar alma yapısı ve kurumun güçlü yönleri ve yetersizlikleri.
  • İnsan kaynakları ve böyle bir yaklaşım için gerekli bütçe miktarı.
  • Mevcut Kurumsal Sosyal Sorumluluk ile ilgili yaklaşımlardır.

Mevcut Durumun Değerlendirilmesi

Kurumsal Sosyal Sorumluluk değerlendirme sürecinde şunlar yer almalıdır:

  • Kurumsal Sosyal Sorumluluk Liderlik Ekibinin Oluşturulması: Kurumsal Sosyal Sorumluluk liderlik ekibi, direktör ve üst yönetim veya yönetim kurulu temsilcilerinin yanı sıra Kurumsal Sosyal Sorumluluk konularına kurum içinden çeşitli birimlerden çalışan gönüllüleri de içermektedir.
  • Bir Kurumsal Sosyal Sorumluluk Tanımının Yapılması: Liderlik ekibinin ilk görevi Kurumsal Sosyal Sorumluluk grubu için bir çalışma tanımı geliştirmektir. Bu değerlendirme yapılacak işler için temel oluşturacaktır.
  • Kurumsal Belgeler, Süreçler ve Faaliyetlerin Gözden Geçirilmesi – Bir kurum kapsamında Kurumsal Sosyal Sorumluluk uygulamaları için öncelikle Kurumsal Sosyal Sorumluluk kavramının kurum için bir tanımının yapılması gerekir. Bunun için bir Kurumsal Sosyal Sorumluluk takımı kurulmalı ve bu takım öncelikle bu tanım üzerinde çalışmalıdır. Kurumsal Sosyal Sorumluluk tanımı için ve kurumun sahip olduğu Kurumsal Sosyal Sorumluluk anlayışının tanımlanması için öncelikle belgeler, süreçler ve faaliyetler gözden geçirilmelidir.

Kurumsal Sosyal Sorumluluk Stratejisinin Geliştirilmesi

Kurumsal Sosyal Sorumluluk stratejisi geliştirmek için şunlar yapılmalıdır:

  • Üst yönetim ve çalışanların desteğinin kazanılması: Kurumsal Sosyal Sorumluluk ekibinin Kurumsal Sosyal Sorumluluk değerlendirmelerinin önemli bulgularını üst düzey yönetime raporlaması ve çalışmanın devamı için onların ilgi ve desteklerini tartması gerekir.
  • Diğerlerinin ne yaptığının araştırılması: Bir sosyal sorumluluk yaklaşımı geliştirmek için Kurumsal Sosyal Sorumluluk takımın kurumun diğer üyeleri ile çalışması ve onların deneyim ve uzmanlığı değer katacaktır. Eğer ekip, farklı Kurumsal Sosyal Sorumluluk faaliyetlerini vurgulayan kurumlar bulursa, aralarındaki benzerlik ve farklılıklar incelenebilir.
  • Önerilen Kurumsal Sosyal Sorumluluk eylemleri için bir matris hazırlanması: Toplanan veriler bağlamında, kurumun muhtemelen yazılmış çevresel, sosyal ve ekonomik açılardan, önerilen Kurumsal Sosyal Sorumluluk eylemlerin bir matrisi oluşturmak mümkün olmalıdır. Kurumsal Sosyal Sorumluluk takımı mevcut ve muhtemel Kurumsal Sosyal Sorumluluk faaliyetlerini, süreçlerini, ürünlerini ve matris üzerine etkilerini planlayabilir, kurumun mevcut faaliyetleri ve yapısına karşı ne kadar uygun olduğunu görmek için çapraz referans yapabilir.
  • Uygulanabilir Kurumsal Sosyal Sorumluluk seçeneklerinin ve hareket tarzının geliştirilmesi: İlk adım organizasyonun operasyonlarında Kurumsal Sosyal Sorumluluk stratejisi entegre etmek için yol geliştirmektir. Geliştirilen Kurumsal Sosyal Sorumluluk matrisi üzerinde, üst düzey yöneticileri, çalışanları, önemli iş ortakları ve diğer paydaşlar ile beyin fırtınası toplantıları yapılır. Katılımcılar kurumun temel iş hedefleri, yöntemleri ve temel yetkinlikler ile herhangi bir sosyal sorumluluk yaklaşımını belirlemeye ihtiyacı vardır. Ayrıca beyin fırtınası toplantılarının heyecan oluşturacağı ve kurum içinde Kurumsal Sosyal Sorumluluk faaliyetleri konusunda farkındalık oluşturacağı dikkate alınmalıdır.
  • Yön, Yaklaşım ve Odak Alanlarına karar verilmesi: Kurumsal Sosyal Sorumluluk ekibi üst düzey yönetim ile uzlaşı içinde olmalı, organizasyonun gelişimi hakkındaki kararları bilgilendirmelidir. Kurumsal Sosyal Sorumluluk stratejisine göre, kurumun genel yönü, yaklaşım ve odak noktalarını belirlemek önemlidir.

Kurumsal Sosyal Sorumluluğu Etkileyen Faktörler

Kurumsal Sosyal Sorumluluk uygulamalarının gelişiminde etkili olan faktörler içsel ve dışsal tetikleyici faktörler olarak iki temelde ele alınabilir. İçsel tetikleyiciler bir ülkenin içi dinamikleri ile ilgiliyken, dışsal tetikleyiciler küresel esaslara dayanmaktadır.

Kurumsal Sosyal Sorumluluk stratejisindeki ulusal farklılıklar, o ülkeye ait ulusal iş sistemlerini şekillendiren kurumsal çerçevelerin (işletmelerden devlete, kurallardan normlara) tarihsel olarak gelişimiyle alakalıdır. Ulusal kurumsal çerçevelerin bu tarihsel olarak değişimi, dört temel özellikle de açıklanabilmektedir. Bunlar: Politik sistem, finansal sistem, eğitim ve işgücü sistemi ve kültürel sistem şeklinde sıralanabilir. Kurumsal sosyal sorumluluk konusuna önem veren işletmelerin elde edeceği kazanımlar şu şekilde sıralanmaktadır:

  • Daha iyi bir sosyal çevre yaratmak hem topluma hem de işletmeye fayda sağlamaktadır. Toplum acısından duruma bakıldığında, sosyal sorumlulukların yerine getirilmesiyle daha iyi bir çevre ve iş fırsatları yaratılmış olacaktır. Kurum acısından duruma bakıldığında ise daha fazla iş gücü kaynağı bulacak ve ürettiği urun veya hizmetlerine daha kolay tüketici çekecektir.
  • Sosyal hareketlere işletmenin gönüllü olarak katılması bu konuda hükûmetin daha sıkı düzenleme ve müdahalesine yol açacaktır. Böylece işletmeler daha fazla esnekliğe ve bağımsızlığa kavuşacaktır.
  • İşletmeler modern toplumla bağımlı sistemlerdir ve işletme ile toplum arasındaki karşılıklı bu bağımlılık, kurumun faaliyetini önemli şekilde etkilemektedir. İşletmenin çevresinde bulunan çıkar gruplarının istekleri tatmin edildiği ölçüde pazardaki varlığı da riske girmez. İşletmenin sosyal katılımı desteklemesinde kamuoyunun görüşü önemli bir rol oynamaktadır. Çünkü verimlilik amaçları yaşamın kalitesiyle bir arada beklenmektedir.
  • İşletmenin yenilikçi kapasitesi toplumsal sorunlara uygulanabilirse, geleneksel anlamda işletmeye maliyetli gibi gözüken bir takım çalışmalar işletmeye katkı sağlayabilir. Bazen toplumsal konulara tepki göstermek yerine önlem almak daha tutarlı ve daha az maliyetli olmaktadır. Bu nedenle kurumlar sosyal sorunlar baş göstermeden önce tedbirlerini alacak olursa, hem tepkiler azalacak hem de önlem almanın maliyeti azalacaktır.
  • Sosyal hareket, destekleyen bir halk imajı yaratmaktadır. Böyle bir imaj yaratan işletmeler tüketicileri, çalışanları ve yatırımcıları da çekebilmektedir.
  • İşletmeler güçlü, beşeri ve maddi kaynaklara sahiptir, özellikle toplumun bazı sorunlarını çözmek için kendi kaynaklarını kullanan işletmeler toplumda prestij sağlamaktadır.
  • Her yönüyle saygın ilişkileri hedefleyen işletme; iyileştirilmiş bir cevrede başarılı olabilmekte ve kazanç sağlayabilmektedir.
  • Sosyal sorumluluklarını yerine getiren işletmeler etik yükümlülüklerini tanımlayarak kamuoyunun değişen gereksinimlerini, beklentilerini ve işletmelerin yol açtığı sosyal sorunları çözmektedir.