Ünite 1: Kurumsal Sosyal Sorumluluk Kavramı ve Gelişimi

Kurumsal Sosyal Sorumluluk Kavramı

Kurumsal Sosyal Sorumluluk kavramı Türkçe’de KSS şeklinde kısaltılmıştır. Farklı yaklaşımlar değerlendirilerek KSS’nin genel bir açıklaması yapılabilir. KSS, kurumların ticari amaçlarının yanında toplumların çeşitli ihtiyaçlarına yönelik fayda sağlamak amaçlı sorumluluk üstlenmesidir. Bu bağlamda kurumlar sadece kâr odaklı değil aynı zamanda toplumsal olaylara duyarlı olan, çevreye önem veren ve en iyi hizmeti amaçlayan yapılar olarak düşünülmektedir.

Kurumsal Sosyal Sorumluluğun Gelişimi

KSS, iş adamlarına yüklenen sosyal sorumluluğun kurumsal düzeye ulaşması şeklinde bir gelişim süreci yaşamıştır. Örneğin 1950’lerde işadamlarından işle ilgili kararların alınması sürecinde ekonomik ve sosyal sonuçlar konusunda daha sorumlu davranmaları beklenmiştir. 1970’li yıllarda ise kurumsal sorumluluk ön plana çıkmıştır. Bu dönemde bazı önemli yaklaşımlar ortaya çıkmıştır. Ekonomik Gelişme Komitesinin söz ettiği üç eşmerkezli halka modeli;

  • İç halka ekonomik sorumluluklar
  • Orta halka çevre ve çalışan haklarına yönelik sorumluluklar
  • Dış halka toplumsal çevreyi geliştirme sorumlulukları

şeklinde açıklanmaktadır. 1970’li yıllarda ayrıca Carroll’un kurumsal sosyal performans modeli ortaya çıkmaktadır. Bu model ise kurumsal sosyal sorumluluk, sosyal konular ve sosyal tepkisellikler boyutlarından oluşmaktadır. Öte yandan 1980’li yıllarda KSS bir durağanlık yaşamış 1990’lı yıllarda ise uluslararası ölçekte birçok kurum ortaya çıkmıştır.

Kurumsal Sosyal Sorumluluğun Türkiye’deki Gelişimi

Türkiye’de sosyal sorumluluğun geçmişi Osmanlı Devletindeki Ahilik Teşkilatı, Lonca Teşkilatı ve Vakıfların faaliyetleri kapsamında değerlendirilebilmektedir. Türkiye’de ekonomik değişimlere bağlı olarak 2000’li yıllardan sonra etkin bir sosyal sorumluluğun ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. Yine ekonomideki olumlu gelişmeler KSS yaygınlığını artırmıştır. Türkiye’de Kurumsal Sosyal Sorumluluk derneği 2008 yılında KSS Avrupa üyeliğine kabul edilmiş aynı yıl dernek ilk raporunu yayımlamıştır.

Kurumsal Sosyal Sorumlulukla Bağlantılı Kavramlar

KSS kavramıyla bağlantılı olan kavramlar şu şekildedir:

  1. İş etiği: İş etiği kavramı ticari etkinliklerin ahlaki boyutunu göstermek için kullanılır. İş için gündelik kuralların veya normların uygulanmasıdır.
  2. Sürdürülebilir kalkınma: Bu kavram varolan kaynakların sonraki nesillere aktarılması konusunda önem kazanmaktadır. İnsan ihtiyaçlarıile doğal kaynaklar arasındaki ilişkinin dengeli olmasını ve kaynakların tüketilmeden geleceğe aktarılmasını amaçlar.
  3. Kurumsal yönetişim: Kurumların üst pozisyonunda bulunun yöneticilerinden başlayarak çalışanlarına kadar ilişkilerin ilkelerle belirlendiği yetki ve sorumlulukların dağılımının yapıldığı ve organizasyonun belirli değerlerle oluşturulduğu yönetim yapısı olarak değerlendirilebilir. Bu değerler şunlardır:
    – Şeffaflık
    – Hesap verebilirlik
    – Sorumluluk
    – Adaletlilik (Eşitlik)
    Ayrıca OECD kapsamında “Kurumsal Yönetişim İlkeleri” çalışmasından ön plana çıkan ilkeler şu şekildedir:
    – Hissedar haklarının korunması
    – Hissedarlara eşit davranılması
    – Diğer menfaat gruplarının rolleri
    – Kamunun aydınlatılması ve saydamlık
    – Yönetim kurulunun görev ve sorumluluğu
  4. Kurumsal vatandaşlık: Bir kurumun paydaşları ve doğal çevreyle olan ilişkileri ve etlilerini işlevsel hale getirecek strateji ve uygulamaları içerir. Bir bireyin toplum içindeki vatandaşlık ödevlerine benzer şekilde kurumların da paydaşlarına yönelik ödev ve sorumlulukları bulunmaktadır. Kurumsal vatandaşlık; toplumun gelişimi, kurumun toplumla bütünleşmesi, kurumun toplum üzerindeki etkilerin fayda gözetilerek yönetilmesi, kurumların sosyal politikalarla topluma katkı sunması, kurumun çevresiyle ilişkilerini düzenlemesi gibi özeliklere sahiptir.
  5. Kurumsal hesap verme sorumluluğu: Bu kavram, kurumsal sosyal sorumluluktan farklıdır. Kurumsal hesap verme sorumluluğu, kurumların sorumluluklarına yönelik açıklama, kanıtlama veya aktiviteleri raporlama görevleriyle ilişkilidir.

Kurumsal Sosyal Sorumluluk Yaklaşımları

Klasik sosyal sorumluluk anlayışı, kurumun çıkarlarını ön plana çıkarır. Buna göre, kurumların örgütsel amaçları dışında herhangi bir görevi yoktur. Dolayısıyla kurumlar ticari örgütlenmeler olup, sosyal sorumluluklarla ilgilenmezler.

Modern yaklaşım ise klasik sosyal sorumluluk anlayışından farklı olarak kurumun yerine müşterileri ön plana çıkarmaktadır. Bu yaklaşıma göre, kurum kâr elde etmenin yanında diğer çevrelerin de çıkarlarını korumalıdır. Bu çevreler arasında çalışanlar, toplum olduğu kadar ekolojik çevrenin de kirletilmemesi korunması gibi yaklaşımlar yer almaktadır. Modern yaklaşıma göre kurum sahibi veya yöneticiler şu eylemlerde bulunabilmektedir:

  • Şirketin sosyal sorumluluk konusunda bilinçli olduğu imajını yaymaya çalışmak
  • İyi vatandaş-şirket rolü oynamak
  • Sosyal yönden sorumlu bir şirket gibi davranmak

Kurumsal Sosyal Sorumluluk Modelleri

KSS ile ilgili temel modeller 1970’lerden sonra geliştirilmiş ve bu modellerin veya yaklaşımların birbirinden etkilendiği ve geliştirilmesiyle ortaya çıktığı anlaşılmaktadır.

Carroll’un Sosyal Sorumluluk Modeli

Archie Carrol’un modelinde ekonomik, yasal, etik ve hayırseverlik olmak üzere dört boyut yer almaktadır.

  • Ekonomik sorumluluklar: Bu sorumluluklar arasında hissedarların kârını artırmak, kârlılığa yönelmek, rekabet pozisyonunu korumak, yüksek verimlilikte iş işleyişi oluşturmak ve sürekli kârlı çalışan bir işletmeyi başarılı bir kurum olarak değerlendirmek.
  • Yasal sorumluluklar: Kurum aktivitelerini gerçekleştirirken yasalara ve iş kanunlarına uygun bir şekilde davranmalıdır. Bu bağlamda ürün ve hizmetlerin asgari yasal düzenlemelere uygun olarak sunulması ve devletin yasalarına uygun davranmak esastır.
  • Etik sorumluluklar: Yasaların dışında yer alan etik ilkelerin yerine getirilmesidir.
  • Hayırsever sorumluluklar: Kurumun gönüllü olarak toplumsal faydayı gözeterek yaptığı hayırsever uygulamaları içermektedir.

Frederick’in Kurumsal Sosyal Sorumluluk Modeli

Frederick üretimsel araçların üretimi ve dağıtımının sosyal ve ekonomik refahı yükseltecek şekilde istihdam edilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Ayrıca işadamlarının halkın beklentilerini karşılayan bir ekonomik sistemi denetlemesi önem kazanmaktadır.

Frederick’in modelinde kurumsal sosyal sorumluluk kavramı (CSR1) işletmenin toplumu geliştirmek için faaliyet göstermesi gerektiğini içerir. Kurumsal sosyal tepkisellik kavramı (CSR2) işletmenin toplumsal baskılara yanıt verebilme gücü olarak tanımlanmaktadır. Kurumsal sosyal doğruluk (CSR3) işletmenin faaliyetlerinde iş etiğinin öne çıkması ve doğruluğun ön plana çıkmasıdır. Evren, bilim ve din kavramlarının bileşeninden oluşan CSR4 kavramı ise kurumun evrendeki konumunun belirlenmesinde bilime yönelmesi şeklindedir.

Davis’in Sosyal Sorumluluk Modeli

Keith Davis’e göre toplumdan kurumlara verilen gücün sorumlu bir şekilde kullanılması gerekmektedir. Buna göre, kurumlar ekonomik, teknik ve yasal zorunlulukların dışında toplumsal faydaları üretecek sorumlulukta hareket etmelidir. Bu modelde toplumun refahını koruyan kurumların neden ve nasıl önlem aldıklarına ilişkin beş varsayım yer almaktadır:

  1. Sosyal sorumluluk güçten kaynaklanır. Kurumlar dış çevrede gerçekleşen olaylarda güç sahibi olduklarından bu konularda sorumluluk üstlenmelidir.
  2. Kurumla toplum arasındaki iletişim süreklilik ve açık olma esasına dayanmalıdır ve kurum toplun temsilcilerini dinleyip dikkate almalıdır.
  3. Kurum bir ürünün veya hizmetin sosyal maliyet ve getirilerini tüm yönleriyle hesaplamalıdır.
  4. Tüm süreçlerle ilişkili sosyal maliyetler dolaylı olarak tüketicilere yansıtılmalıdır.
  5. Kurum gönüllü olarak sosyal sorunların çözümünde çalışmalıdır.

Wartick ve Cochran Sosyal Sorumluluk Modeli

Bu modelde önemli olan öğeler şunlardır:

  1. Kurumlar önemli sosyal amaçlar için önemli roller üstlendikleri için ekonomik ve sosyal performansları ayrı ayrı ele alınmamalıdır.
  2. Kamuya karşı sorumlulukla sosyal sorumluluk birbirinden farklıdır.
  3. Sosyal talep ve problemlere cevap sürecinde ölçümleme yapılırken sosyal sorumlulukla sosyal talepler arasında fark olduğu bilinmelidir.
  4. Sosyal problemlere cevap verme sürecinden sonra ortaya konulan politikalar değerlendirilmelidir.

Wood’un Sosyal Performans Modeli

Modele göre kurumların dış çevresi ile olan ilişkilerinde yürüttüğü aktiviteler sosyal performans açısından üç öğeyi içermektedir:

  1. Motive eden ilkeler
  2. Davranışsal süreçler
  3. Yönetsel faaliyetlerin gözlenebilir olması

Sosyal sorumluluk ilkeleri ise toplumun, tüm kurumlardan ekonomik beklentileri, toplumun kurumun faaliyetli sonucu oluşan beklentileri ve moral aktör olarak kurum yöneticisinden olan beklentiler şeklinde özetlenebilir.

Kurumsal Sosyal Sorumluluğun Avantaj ve Dezavantajları

Farklı yaklaşımlara göre KSS’nin kurumlara getirdiği bazı dezavantajlar ve avantajlar vardır. Müşteri sadakati, marka imajı, yeni pazarlar için fırsatlar avantajlar arasında iken, işletme sahiplerinin sosyal konulara aşırı duyarlı olmasından kaynaklı örgütsel amaçlardan uzaklaşması veya sosyal eylemler için yeni iş gücü gibi ihtiyaçlar dezavantajlar arasındadır.