Ünite 6: Küreselleşme ve Sağlık Ekonomisi

Küreselleşme

Küreselleşme, en basit bir ifadeyle ülkeler ve toplumlar arasındaki etkileşim ve bütünleşme süreci olarak tanımlanabilir. OECD (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü) tarafından yapılan tanıma göre küreselleşme; mal ve hizmet piyasalarının, üretim araçlarının, finansal sistemlerin, rekabetin, kurumların, teknolojinin ve sektörlerin giderek daha uluslararası bir hale gelmesidir.

Artan küreselleşme, bilgi paylaşımını ve erişimini kolaylaştırarak, dünya bireylerinin ve toplumlarının ekonomiden kültüre pek çok alanda birbirine bağlı olmasını ya da birbirinden etkilenmesini beraberinde getirmiştir.

Küreselleşmenin Temel Dinamikleri

IMF (Uluslararası Para Fonu) tarafından 2000 yılında yapılan bir sınıflandırmada, küreselleşmeyi tetikleyen olgular açısından benzer bir çerçeve çizmektedir. Buna göre, küreselleşmenin 3 ayağı aşağıdaki şekilde özetlenebilir:

  • Ticaret, sermaye ve yatırım akımları
  • Göç ve insan mobilitesi
  • Teknolojik gelişim ve bilginin yayılması

Ticaret, Sermaye ve Yatırım Akımları: Küreselleşmenin hız kazandığı 1990’lara gelindiğinde ise ticaret akımları yeniden ivme kazanmış ve 2000’lerin dünya ekonomisinde giderek artan bir öneme sahip olmuştur. Küreselleşme sürecinde, hiç şüphesiz dünya finans piyasalarında yaşanan büyüme de etkili olmuş, sınırlar ötesi sermaye akımları 90’ların ikinci yarısından sonra global ekonomide daha büyük bir söz sahibi olmuştur. Küreselleşme sürecinde, hiç şüphesiz dünya finans piyasalarında yaşanan büyüme de etkili olmuş, sınırlar ötesi sermaye akımları 90’ların ikinci yarısından sonra global ekonomide daha büyük bir söz sahibi olmuştur. Söz konusu gelişim, gelişmiş ekonomilerde en hızlı şekilde tecrübe edilmiş, bununla birlikte yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ülkeler de bu dönemde finansal anlamda daha entegre olmuştur. Finansal küreselleşme olarak da adlandırılabilecek bu hareketin, ekonomik büyümeye verdiği katkılar anlamında bir katalizör rolü oynarken, yarattığı oynaklık ve risklerle aşağı yönlü etkiler oluşturma potansiyeli taşıdığını da belirtmek gerekir. Ülkelerin sermaye piyasalarında görülen güçlenmeler, uluslararası yatırım sermayesi mobilitesini artırmış, küreselleşme dalgasıyla birlikte şekillenen politikalar ve fırsatlar, firmaların ülkeleri dışındaki aktivitelerinde de niceliksel ve niteliksel anlamda ve ayrıca kapsam boyutunda ciddi büyümelere olanak sağlamıştır.

Göç ve İnsan Mobilitesi: Küreselleşme, bölgelerin ve ülkelerin birbiriyle olan bağlarını güçlendirirken, mal ve sermaye akımlarının yanı sıra, insanların da sınırlar ötesi akımlarını kolaylaştırmıştır. Hiç şüphesiz ülkeler arası göçler, modern küreselleşme sürecinin çok öncesinde de cereyan eden bir olgu olmakla birlikte, son birkaç on yılda gerek göçmen sayısı gerek hızı gerekse kapsamı anlamında farklı bir döneme sahne olmuştur.

Uluslararası göçlerdeki bu söz konusu gelişimin arkasında, dünyadaki dönüşümlerin küreselleşme süreciyle bir araya gelmiş olması yatmaktadır. Bir diğer deyişle, ülkelerin yaşadığı çeşitli demografik dinamikler, küreselleşmeyle birlikte göçlere ivme kazandırmıştır. Bu dinamiklerin başında, düşen doğurganlık oranları ve yaşlanan nüfus gelmektedir. Bu durumun yaygın olduğu gelişmiş ülkelerin, özellikle işgücü kazanmak anlamında göçlere kapılarını açtığı bilinmektedir. Bunun yanı sıra gelişmekte olan ülkelerde yaşanan savaşlar da uluslararası göçlerin artmasına sebep veren unsurlar arasında önemli bir yer almaktadır.

Teknolojik Gelişim ve Bilginin Yayılması: Yüzyıllar alan bir süreç yaşayan küreselleşme çabalarının 1900’lü yılların sonlarına doğru yepyeni bir boyuta geçmesinde rol oynayan tetikleyici unsurlardan bir diğeri de teknolojik gelişim ve bilginin yayılmasıdır. Nitekim 20. yüzyılın sonlarında bilgi teknolojisinde kaydedilen gelişmeler, küresel ekonominin entegrasyonunda özel bir konuma sahiptir. Küresel bilgi devrimi olarak adlandırılabilecek bu sürece, pek çok buluş ve yenilik katkı vermekle birlikte, öne çıkan ilgili gelişmeler şu şekilde özetlenebilir:

  • Kişisel bilgisayarlar ve modem kullanımındaki patlama
  • 1991 yılında keşfedilen World Wide Web (www)
  • Yüksek bant genişliğinde sinyal kapasitesi olan fiber optik kablo sistemlerinin uygulanması
  • Dijital cihazların günlük hayatın bir parçası olması

Küreselleşmeye İten ve Çeken Faktörler

Ekonomik aktörleri küreselleştirmeye yönelten çok çeşitli faktörlerden söz etmek mümkün olmakla birlikte, bu faktörlerin bir kısmı küreselleşmeye itici, bir diğer kısmı da çekici nitelikte etkiler göstermektedir. Uluslararası literatürde push factor olarak geçen “iten unsurlar”, kararların şekillenmesinde zorlayıcı şartların yaptığı etkiyi adreslerken, pull factor olarak adlandırılan “çeken unsurlar” ise daha avantajlı koşulların bir yönelim yaratmasına işaret etmektedir. İten unsurlar, kararların şekillenmesinde zorlayıcı şartların yaptığı etkiyi adreslerken, çeken unsurlar ise avantajlı koşulların bir yönelim yaratmasına işaret eder.

Küreselleşme ve İnsan Sağlığı

Küreselleşmenin hüküm sürdüğü son birkaç on yılda, sağlık alanında oldukça önemli değişiklikler yaşanmıştır. Bu doğrultuda, küreselleşmenin sağlık ekonomisi üzerindeki etkilerini anlayabilmek için, iki yönlü bir yaklaşımla hareket etmek faydalı olacaktır. Nitekim ekonomilerin talep ve arza göre şekillenerek dengeye kavuşmaya çalıştığı göz önüne alındığında, küreselleşmenin söz konusu rolünü de bu tür bir çerçevede ele almak mümkündür.

Küreselleşme pek çok alanda olduğu gibi sağlık alanına da hem fırsatları hem de tehditleri beraberinde getiren bir süreç olmuştur. Dolayısıyla da küreselleşme olgusunun sağlık ekonomisindeki yansımalarının oldukça kompleks bir yapıda olduğu söylenebilir. Bununla birlikte, ünitenin bu bölümünde insan sağlığı, bir sonraki bölümünde ise sağlık hizmetleri boyutu ele alınarak küreselleşmenin çıktılarıyla ilgili netleştirici bir tablo çizmek amaçlanmaktadır.

Küreselleşmenin Sağlık Üzerindeki Etkileri

Ekonomik gelişim ve refah yoluyla: Ekonomik büyüme ile buna yakından bağlı olan refah ve gelir dağılımı gibi konular da global sağlık açısından çoklu kanallardan etkiler yaratmıştır. Söz konusu ilişkiyi çok genel ifade etmek gerekirse, yükselen gelir ve azalan yoksulluk düzeylerinin daha iyi sağlık göstergelerini beraberinde getirdiği söylenebilir. Küreselleşmenin ekonomiler üzerindeki etkisi, bir yandan sağladığı ivme ile artması beklenen gelir, diğer yandan da bunun dağılımıyla doğrudan ilişkilidir. Bu kombinasyonun ideal olması hâlinde ise yükselen gelirin sağlık üzerinde pozitif bir etki yapması kaçınılmazdır.

Küreselleşmeyle birlikte yoğunluk kazanan uluslararası ekonomik ilişkilerde meydana gelen dönemsel dalgalanmaların ise özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki sağlık görünümünü negatif etkilediğine dair bulgular olduğunu da eklemek gerekmektedir.

Ekonomik büyüme ve refahın sağlık ile ilişkisine ters taraftan da bakmak önem taşımaktadır. Nitekim sağlık görünümünün daha iyiye gitmesinin, ekonomiyi pozitif etkilediği büyük ölçüde kabul gören bir savdır.

İletişim ve ulaşım yoluyla: Küreselleşme dalgasının belirleyici unsurlarından olan iletişim ve ulaşım kanallarındaki dikkat çekici gelişmeler, global sağlık tablosuna da çeşitli yollardan artı ve eksi yönde etkiler yapmıştır. Bu etkilerin en bilinenlerinden biri, modernleşen ve genişleyen ulaşım ağı ile artan ticaret, turizm ve göçlerle birlikte sağlık risklerinin de küresel bir form almış olmasıdır. Küreselleşmenin etki yaptığı süreçlerden biri olarak görülen küresel iklim değişikliğinin de insan sağlığı üzerinde çeşitli değişimlere sebep olduğu düşünülmektedir. Küreselleşmeyle birlikte görülen ve sağlığı olumsuz etkileyen bir diğer faktörün ise yasa dışı ilaçların ve uyuşturucuların kullanımı olduğu söylenebilir. Küreselleşmenin toplum ve insan sağlığı üzerindeki bir diğer etkisi ise göçler yoluyla gerçekleşmektedir. Gerek ekonomik nedenler gerekse savaş gibi gerekçelerle artan göçler, varılan ülkenin sağlık görünümünde kötüleşmelere sebep olabilmektedir.

Küreselleşme ve Sağlık Hizmetleri

Küreselleşme dalgasıyla birlikte pek çok alanda yaşanan hızlı gelişmeler, bir önceki bölümde işlendiği üzere, insan sağlığını etkileyerek sağlığa dair farklı yönde ve çeşitli taleplerin oluşmasına sebebiyet vermiştir. Öte yandan, söz konusu dönüşüm sürecinde, ilgili taleplere cevap veren ya da vermesi beklenen mekanizmaların da benzer ya da farklı kanallardan etkilendiğine şüphe yoktur. Bu ise beraberinde, sağlık hizmetleri piyasasında da durmak bilmeyen bir dönüşüm sürecini getirmiştir. Bir başka deyişle globalleşmenin dinamikleri, sağlık ekonomisinin arz cephesinde yer alan sistemler ile bu minvalde sunulan ürün ve hizmetlerin de gelişiminde söz sahibi olmuştur.

Küreselleşmenin Sağlık Hizmetlerine Etkileri

İnsan kaynağı yoluyla: Çeşitli sebeplere bağlı olmakla birlikte, insan mobilitesi ve göçün, küreselleşmenin ana parametrelerinden biridir ve bunun toplumların sağlığına olan etkileri bilinmektedir. Söz konusu dinamiğin sağlık sistemleri üzerinde de önemli bir etkisi olduğu bilinmektedir. Bunun başlıca nedeninin ise sağlık alanındaki çalışanların ülkelerinden ayrılmalarına bağlı olarak gerek göç ettikleri ülkede gerekse kendi ülkelerinde yaratmış oldukları etkiler olduğu söylenebilir. Zira sağlık insan gücünün düşüklük düzeyi, toplum sağlığını olumsuz etkilemektedir.

Araştırmalar, bir ülkenin sağlık alanında sahip olduğu insan kaynağı ile edindiği sağlık çıktıları arasında anlamlı ve güçlü bir ilişki olduğuna dair bulgular içermektedir. Nitekim sağlık sektöründeki ehliyetli kişilerin ülkeden ayrılması, sağlık hizmetlerini aksatıcı ya da kaliteyi düşürücü yönde etkiler gösterebilmektedir. Bu çerçevede, düşük gelirli ülkelerde özellikle belli başlı uzmanlıklara sahip çalışan sayısının göreceli olarak az olduğu düşünüldüğünde, göçlerin, bu ülkelerdeki durumu daha da kötüleştirmesi kaçınılmazdır.

Girdiler ve teknoloji yoluyla; Küreselleşmenin sağlık piyasaları üzerindeki önemli bir yansıması da sağlık hizmetlerinin temelini oluşturan ecza ürünleri ve tıbbi cihazlar vasıtasıyla görülmüştür. İlaç ve aşıdan teşhis ve tedavi teknolojilerine kadar uzanan bu geniş yelpazenin, küreselleşmeyle birlikte sağlık hizmetlerinde yeni bir çığır açmasının arkasında ise iki ana sebebin yattığı ifade edilebilir. Bunlardan biri, söz konusu tıp ürünlerinin ticari anlamda sınırları daha kolay aşarak özellikle gelişmekte olan ülkelere ulaşması, diğeri ise yoğunlaşan Ar-Ge çalışmalarıyla yaratılan bilgi, teknoloji ve inovasyonun transfer edilmesi ya da yayılmasıdır. Buradan hareketle aşı teknolojilerindeki gelişim ve yayılma, küreselleşme sürecinin global sağlık hizmetleri üzerinde oynadığı rol açısından önemli bir boyutu teşkil etmektedir.