Ünite 6: Küreselleşme, İnternet ve Yeni Suçlar: Siber Dünya ve Siber Suçlar

İnternet, Siber Suç ve Suçlar

Siber suç küreselleşen dünyada gündelik yaşamın bir parçası hâline gelmiş durumdadır. Bilgisayarlaştırılmış bir etkileşim ve değiş-tokuş alanı olan “siber dünya” (cyberspace), suç ve sapkın faaliyetler için yeni ve geniş bir “fırsatlar yelpazesi” de sunmaktadır. İnternetin ve iletişim teknolojilerinin gelişmesinin sonucu olarak insanlar, yeni bireysel ve kolektif güvenlik, sosyal düzen ve istikrar, ekonomik refah ve siyasi özgürlük gibi konu ve alanlarda bir dizi yeni zorlukla karşı karşıya kalacak gibi görünmektedirler. Özellikle 1990’ların ortalarından bu yana pornografinin etkileri ve pedofillerden çocukların güvenliğine yönelen tehditler, internete yönelik olumsuz tepki, inanç ve kanaatlerin oluşmasına zemin sunmaktadır. İnternete yönelik bu tür kaygı ve tepkilerin çoğalması belki de en iyi kendimizi içinde bulduğumuz bu hızlı değişimlerin ve yeniden inşa edilen bir dünyanın sonucu olarak da görülebilir.

Siber Suçlar

İnternet siber suçun mümkün olabilmesine zemin sağlayan en temel ve biricik elektronik ortamdır. Siber suç, bir bilişim sisteminin güvenliğini ve/veya buna bağlı verileri ve/veya kullanıcısını hedef alan ve bilişim sistemidir. İnternet ortamının vazgeçilmez öğelerinin başında güvenlik ve gizlilik yer almaktadır. Sıradan bir e-posta kullanıcısı olmak için bile öncelikle bir kullanıcı adı ve şifreye sahip olmamız gerekmektedir. Siber suç, bir bilişim sistemine izinsiz olarak ve hukuka aykırı olacak şekilde girilmesi ve sonrasında yapılan eylemdir. Bu suçta hedef bir kişi olabileceği gibi kişinin malvarlığı veya bir sistemin kendisi de olabilir. İnsanların onunla “ne” yaptığı ve onu “nasıl” kullandığı, internetin hâlihazırda nasıl bir fenomen olduğunun anlaşılması için kritik önem taşımaktadır.

İnternetin Kısa Tarihi

Bir ağ (network), bilgisayarları birbirlerine bağlayan şeydir; böylelikle bilgisayarlar birbirleriyle iletişim ve bilgi alış verişini mümkün kılabilmektedir. İnternet, kişisel bilgisayarlar da dâhil, zaten mevcut olan birçok tekil ağı tek bir düğüm noktası etrafında bağlayan ve birbirleriyle iletişimini mümkün kılan bir sistem veya yapıdır. İnternetin kökenleri ve gelişimi 1960’larda ABD ordusu tarafından desteklenen bir ağa, ARPANET’e değin izlenebilmektedir. ARPANET’in teknolojisi, ileti paketleri (belge, bilgi, rapor vb.) hasara/kesintiye uğrasa bile iletilerin farklı yollardan gideceği yerlere ulaşarak yeniden orijinal biçimine kavuşabilmesine olanak sağlayabiliyordu. 1969 ile ARPANET başlangıçta yalnızca devlet kurumları ile üniversite araştırma toplulukları gibi yapıları birbirine bağlayan sınırlı bir kullanıma sahipti. 1970’lerin başlarında, bu tür iletişim olanaklarını genişletmek için elektronik posta uygulamaları gibi başka yenilikler ortaya çıktı. ARPANET’e paralel olarak örneğin İngiltere’de JANET ve ABD’de NSFNET gibi başka ağlar da kuruldu. Ortak iletişim protokolleri kullanarak, bu ağlar birbirleriyle bağlantı kurabiliyorlardı; aslında interneti, ağların ağı hâline getirerek biçimlendiriyorlardı. İnternetin ortaya çıkması için büyük itici güç, 1990’da ABD yetkililerinin ARPANET’i ABD Ulusal Bilim Vakfı himayesinde sivillere bırakması olmuştur. Aynı yıl İsviçre’de CERN fizik laboratuarında araştırmacılar tarafından bir web tarayıcısının gelişimi söz konusu oldu. Bir süre sonra programcılar tarafından, “world wide web” (dünya ölçekli ağ servisi-www) yani dünya üzerinde bulunan bütün bilgisayarların birbirleriyle iletişim kurup bilgi alışverişinde bulunduğu ağ-yazılım geliştirilmiştir. Bu yazılımla, görüntülerin yanı sıra daha karmaşık bilgi formlarının alış veriş ve paylaşımına olanak sağlanmıştır. İlk ticari tarayıcı Netscape, 1994 yılında devreye girerken, ertesi yıl Microsoft, kendi internet tarayıcısı olan Explorer’ı piyasaya sürdü. 1994 ile 1999 arasında birçok ülke internete bağlandı. Aralık 1995’te dünyada tahminen 16 milyon internet kullanıcısı bulunurken bu rakam Mayıs 2002’de 580 milyona ulaşmıştır. İnternet üzerinden deneyimlenen çevrim içi ortam, ticaret, eğitim, sosyalleşme vb. etkinliklerimizi kolaylaştırabilirken, aynı zamanda yasal olmayan ve her türlü zarar verici faaliyetler için de fırsatlar yaratabilmektedir.

Siber Suçun Tanımlanması ve Sınıflandırılması

Siber suçlar, “bilgisayar-destekli suçlar” (computerassisted crimes) ile “bilgisayar-odaklı suçlar” (computerfocused crimes) biçiminde ele alınmaktadır. Bilgisayar destekli suçlar: internet öncesinde de var olan fakat siber dünyada yeni bir yaşam alanı bulan dolandırıcılık, hırsızlık, kara para aklama, cinsel taciz, nefret söylemi, pornografi gibi suçlardır. Bilgisayar odaklı suçlar: internetin mevcudiyeti ile birlikte ortaya çıkan ve ondan bağımsız olamayacak Hackleme, virüs saldırıları ve web sitesi tahrifatı gibi suçlardır. Diğer bir görüşe göre siber suçlar; Siber ihlal-tecavüz: Hackleme, virüs yollama vb. araçlarla insanların sınırlarını ihlal ederek onların mülkiyetlerine tecavüz etmek ve/veya zarar vermek. Siber aldatma ve hırsızlık: para çalma, kredi kartı dolandırıcılığı, “korsanlık” yoluyla fikrî mülkiyet hakkı ihlalleri. Siberpornografi: mahremiyetin ve genel ahlakla ilgili yasaların ihlali. Siber-şiddet: Bireylerin korunmasına yönelik yasaları ihlal ederek insanlara psikolojik zarar vermek veya onları, nefret söylemi kullanarak başkalarınca fiziksel yönden zarar vermek üzere hedef hâline getirmek olarak ayrılmaktadır.

Siber Suç Olgusu ve Kriminoloji İçin Zorlukları

Siber suçlar özelliği gereği internette anonim veya gizlenerek işlendiğinden, geleneksel kriminoloji disiplini, suçun mekânı ve suçu işleyenin kim olduğu konusunda açıklamalar getirmekte zorlanmaktadır. Suçun “yerimekânı” sorunu: Birçok kriminolojik perspektif suç konusunda, örtük veya açık olarak “çevresel” (çevreyle ilgili) varsayımlara dayanır. Suçu işleyenin “kim” olduğu sorunu: Resmî istatistikler söz konusu yönelimin sadece mekânsal değil, aynı zamanda toplumsal nedenlerden de kaynaklandığını göstermektedir; suçluların profiline bakıldığında belli ortak sosyal özelliklere sahip olanlarda kayda değer bir kümelenmenin olduğu görülmektedir. Suçlu olarak tanımlananların toplumsal, ekonomik, kültürel ve eğitimsel bakımdan göreli olarak daha sıra dışı bir arka plana sahip bireylerden oluştukları anlaşılmaktadır. Kriminolojinin teorik açıklamaları ve uygulamalı boyutları, siber suçların internet aracılığıyla işlenmesi nedeniyle sahip olduğu karmaşık formları anlamak ve açıklamak için yeterli bir çerçeve sunamamaktadır.

Hackerlar, Kırıcılar (Crakers) ve Virüs Kodlayıcılar

Hackerlik: “bilgisayar sistemlerine yetkisiz erişim ve diğer insanların bilgisayarlarını onlardan gizlice ve onların yerine kullanmak” biçiminde tanımlanmaktadır.

Bir Hackerin Eylemleri, Bilgisayar Sistemlerine Yetkisiz Erişim

Hackerlik etkinliğinin en temel biçiminin bilgisayar sistemlerine erişim ve onları kontrol altına alma olduğu söylenebilir. Bu tür bir erişim bilgisayar ağı (network) yoluyla gerçekleştirilmektedir; bir sisteme “dışarıdan” erişim ancak bilgisayarları birbirine bağlayan bir ağ sayesinde mümkün olabilmektedir.

Bilgisayar İhlali İçeren Yasadışılık Biçimleri

Bir bilgisayar sistemine erişim sağlandıktan sonra, hackerler suç sayılan bir dizi eylemi gerçekleştirebilmeleri mümkün hâle gelmektedir. Bunlardan öne çıkanları; Veri Kaynakları Hırsızlığı, Özel veya Gizli Bilgi Hırsızlığı, Sistem Sabotajı, Sistem Değiştirme ve Sistem Yıkımı, Web Sitesi Tahrifatı ve Sızma şeklindedir. Bu hackerlik faaliyetlerine ek olarak izinsiz erişim veya bilgisayar sistemlerini “kırmayı” gerektirmeden gerçekleştirilen birçok yasadışı ancak ciddiye alınması gereken hackerlik faaliyetleri de söz konusudur. Bunlar; Hizmet Reddi, Kötü Amaçlı/Zarar Verici (malicious/malware) Yazılım Dağıtımı olarak belirlenmiştir. Küresel bilgisayar sistemleri ağında hızlı ve yaygın bir tahribat yaratma olasılığına işaret eden bu kapasite artık “enformasyon savaşları”, “siber terörizm” ve siyasal amaçlı başka tür saldırılar için de belirleyici bir zemin olarak görülmektedir.

Hackerların Kişisel Hikâyesi: Motivasyon, Psikoloji, Toplumsal Cinsiyet ve Gençlik

“Motivasyonlar” hackerleri yasadışı faaliyetlere bilinçli olarak ve çeşitli türden ödül veya tatmin elde etmek beklentisiyle yönelen “rasyonel aktörler” olarak görmektedirler. Kimileri hackerliğin bizatihi kendisini bir amaç olarak görebilirken diğerleri sadece hedefe ulaşmak için uygun bir araç olarak görebilir. Kimileri için amaç ekonomik çıkar sağlamakla ilgiliyken diğerleri için politik ve ideolojik gerekçeler olabilir. “Rasyonel seçim” yaklaşımının bakış açısından bu çeşitlilik olağandır çünkü bilgisayar suçlularının motivasyonları, tıpkı diğer alandaki (gerçek dünyadaki) suçlular gibi bir dizi insanlık tarihi kadar eskiye giden hırs, şehvet, intikam ve merak gibi unsurlar tarafından harekete geçirilmiş olabilirler. Hackerlerin kendi ifadelerine bakıldığında motivasyonlarının şunlar olduğu görülmektedir: entelektüel merak, bilginin sınırlarını genişletme arzusu, özgürce bilgi alış verişi ve akışına yönelik bağlılık, siyasal otoriterliğe ve şirketlerin tahakkümüne direniş ve hassas sosyal verileri korumakla görevli olanların ihmalkârlık ve beceriksizliklerini teşhir ederek bilgisayar güvenliğinin iyileştirilmesi.

Erkeklik ve Hackerlik

Bazı yorumcular hackerliğin erkeklere daha cazip gelmesini cinsiyetler arasında doğuştan gelen psikolojik farklılıklara bağlıyorlar; bu düşünceyi dile getirenlerin iddialarına göre erkekler matematiksel ve mantıksal problem çözmeye daha meyilli ve isteklidirler. Bazı sosyal bilimciler erkeklerin “zorlu erkek olma” sürecinde kültürel olarak biçimlendirildiklerini ve bu süreçte iradelerinin makineler ve diğer şeyler üzerinde kontrol sağlamaları yönünde şekillendirildiğini belirtirler

Hackerlik: Yeni Bir “Gençlik Suçluluğu”

Cinsiyet, gençlik ve hackerlikle ilgili açıklayıcı girişimler farklılaşmaktadır; bazı yaklaşımlar psikolojik temelliyken bazıları da sosyolojik temellidirler. Gelişim psikolojisi teorilerine göre ergenler ahlaki “olgunluk” bakımından yetersizdirler ve muhtemelen hazcı (hedonist) güdülerle hareket ettiklerinden başkalarına yönelik tutum ve davranışlarının etkilerinin ancak sınırlı bir biçimde farkındadırlar. Toplumsal temelli yaklaşımlarda ise suçlu oldukları kabul edilen gençlerin ailelerinin arka planını bir sorunsal olarak vurguladıkları görülmektedir. Hackerlik faaliyetlerine gençlerin katılımını açıklayan toplumsal temelli alternatif iki farklı yaklaşımdan birini “alt kültürler” yaklaşımı diğerini ise “kademeli işbirliği” (differential association) perspektifi oluşturmaktadır. Bu kültür ayrıca giyim-kuşam, konuşma, jargon, boş zaman ve eğlence gibi konularda kendine özgü “yaşam tarzı” kodlarını da içererek hackerleri sembolik olarak birleştiren bir işleve de sahiptir.

Hacktivizm ve Küresel Dünyada Direniş Siyaseti

Hükümetler interneti siyasal iletişim için bir araç olarak görmekte; yurttaşları bilgilendirmek ve seferber edebilmek için kullanmaktadır. Ayrıca kamuoyuna bir danışma aracı, kamunun görüş ve ihtiyaçlarını ifade eden çevrimiçi bir mekanizma olarak da interneti devreye sokmaktadırlar. r. İnternet aynı zamanda yerel düzeyde sanayileşme, kentleşme vb. konularda sivil yurttaş katılımını sağlamak veya teşvik etmek ve böylelikle yurttaşlık bilincini arttırmak için de kullanılmaktadır. Fakat internetin en etkili olduğu alanın çeşitli türden sosyal ve siyasal direniş hareketlerinin seferber edilmesinde kullanıldığı söylenebilir.

Sanal Oturma Eylemi ve Ablukaya Alma

Sanal oturma eylemi bir web sitesine koordineli ve aynı anda baş edilemeyecek sayıda erişim talebinde bulunularak gerçekleştirilmektedir. Binlerce eylemcinin hedef siteye sel gibi yönelen erişim talebi, ilgili sitenin sunucularını aşırı yükleyerek erişilemez ve kullanılamaz hâle getirmektedir.

E-posta Bombardımanı

E-posta sistemlerine toplu gönderim yapılarak e-posta sistemlerinin aşırı kullanımını sağlayıp bu yolla meşru eposta trafiğini engelleyen bir saldırı aracıdır. Bu basit tekniği başarıyla kullanan siyasi eylemciler hedef aldıkları organizasyon ve hükümetlerin iletişim kapasitelerini bozmaktadırlar.

Web Sitesi Tahrifatı

Hacktivistler bir protesto biçimi olarak web sitelerini tahrif etme ve/veya içeriğini değiştirme yoluna başvurabilmektedirler. Ancak bu saldırı biçimi sadece siyasal nedenlere bağlı olarak değildir. Bunların % 70’nin “eğlence/ şaka olsun” diye ve rastgele hedefler seçilerek gerçekleştirildiği tahmin edilmektedir. Fakat bu tür saldırıların kalan % 30’luk kısmının özgül bir dizi site hedef alınarak siyasal, toplumsal veya ahlaki gerekçeler etrafında gerçekleştirildiği bilinmektedir.

Virüsler ve Solucanlar

Virüsler, solucanlar ve diğer biçimlerdeki zararlı yazılımlar Hacktivistler tarafından sınırlı bir biçimde kullanılmaktadır. Çünkü bunlar doğaları gereği web’de kontrolsüz ve gelişigüzel yayılma eğiliminde olan yazılımlardır. Hacktivistler özellikli kurum, kuruluş ve devletleri hedeflediğinden bu tür yazılımların etkilerini sınırlandırmakta zorluklar her zaman söz konusu olabildiğinden bir seçenek olarak bu araçları kullanmama eğilimindedirler

Çevrimiçi Fikrî Mülkiyet Hırsızlığı ve Sanal “Korsan”lık

Doğası gereği internette bilgi, bilişim ve materyal olmayan dijital veri ve sinyallerin aktarımı yapılabilmektedir. İnternet veya elektronik ortam söz konusu olduğunda burada mülkiyet hırsızlığından kastedilenin fikrî nitelikli bir hırsızlık türüne işaret edildiğini söylemek gerekmektedir. Bu türden internet aracılığıyla yapılan fikrî hırsızlığın en yaygın örneklerini kitap, yazılım, müzik ve film konusunda yapılan hırsızlıklar oluşturmaktadır

Fikrî Mülkiyet, Telif Hakkı ve “Korsanlık”

En temel ve yalın hâliyle fikrî mülkiyet, “maddi olmayan” fikirlerden, buluşlardan, sanatsal-yazınsal göstergelerden, bilimsel nitelikli bilgilerden ve bilişim biçimlerinden oluşmaktadır. Telif hakkı (copyright) ise özünde, yukarıda sıralanan özgün ifade biçimlerinden kaynaklanan maddi veya manevi her türden hak ve tasarruf yetkisini ifade eder. . Telif hakkına konu olan tipik nesneler ise edebiyat, müzik, resim, görsel ve işitsel kayıtlar ve son zamanlarda bilgisayar yazılımlarıdır. İnternet korsanlığı çeşitli biçimlerde yapılabilmektedir. Bunlardan birinde, yazılımlar genellikle ilan panoları veya sözde yazılım (warez) siteleri üzerinden indirilerek gerçekleştirilebilmektedir. Bir diğer yöntemde ise yine bu tür siteler aracılığıyla bazı yazılımları (yasal olarak) çalıştırmaya yarayan aktivasyon kodları edinilerek yapılabiliyor. İnternet ortamı üzerinden telif hakları ihlalinin bu kadar yaygın bir biçimde gerçekleştiriliyor olmasının çeşitli nedenleri bulunmaktadır. Bu nedenler aslında korsanlar için “geleneksel” yöntemlerle kıyaslandığında internetin ve teknolojinin sağlamış olduğu “avantajlara da tekabül etmektedir.

Siber Dolandırıcılık, Aldatma ve Hilekârlık, Çalıntı Mal Satışı

İnternet üzerinden, açık artırmalı satış, bankacılık, yatırım ve avans ücreti transferi vb. adlar altında bir dizi dolandırıcılık faaliyetinin gerçekleştirildiği bilinmektedir. Bugüne değin internet dolandırıcılığında en sık rastlanılan türün eBay vb. çevrimiçi açık artırma yoluyla satışların yapıldığı sitelerde gerçekleştirildiği bilinmektedir. Suçbilimciler, çalıntı malların satışı için geçerli bir pazar bulmanın bir mülkiyet hırsızlığı türü olan çalma suçundan daha önemli olduğunu öne sürerler. Geleneksel olarak çalıntı mal satma işi sınırlı bir çevrede ve bu çevre içinde yer alan muhataplarla gerçekleştirilir; örneğin yakın iş ve okul arkadaşları, komşular, eş-dost, tanıdık kulüp veya dernek üyeleri vb. Çalıntı malların bu yakın çevreden olmayanlara satışı veya bir yere transferi polisler, gümrük görevlileri, güvenlikçiler veya daha önce “iş” yapılmayan başkalarının denetimine-gözetimine takılmak gibi çeşitli riskler barındırır.

Teslimatı Yapılmayan Mal veya Ürün Dolandırıcılığı, Orijinal Olmayan Ürün Satma ve Yanlış Tanıtım Dolandırıcılığı

Müşteri Kızıştırma

İnternette açık artırmaya dayalı en yaygın satış dolandırıcılığı türünün sipariş edilen ürünlerin teslimatının yapılmaması olduğu anlaşılmaktadır. Bu gibi durumlarda, varsayılan satıcının satışı olmayan bir ürünü “satması” söz konusudur. Açık artırma sitelerinde karşılaşılan bir diğer dolandırıcılık türü yanlış tanıtım yoluyla gerçekleştirilmektedir. Bu dolandırıcılık farklı biçimlerde yapılabilmektedir. Kızıştırma” yoluyla yapay bir biçimde ürünün fiyatı yükseltilerek artırmaya dâhil olan meşru katılımcılardan maksimum kazanç elde edilmesi hedeflenmektedir. Bu tür durumlarda satıcı bunu birden fazla sahte kimlik ve başka adlar kullanarak kendi mal veya ürününe teklifte bulunarak diğer alıcıları fiyat arttırarak tahrik etmek için gerçekleştirmektedir.

Zarar Verici ve Saldırgan Çevrimiçi İçerik, Nefret Söylemleri ve Çocuk Pornografisi

İnternetin zarar verici yanları dikkate alındığında öne çıkan üç boyut vardır. İlk boyut, bireyleri veya grupları hedef alarak onların etnik, dinsel, cinsiyet, cinsel eğilim veya başka niteliklerine dayalı olarak ayrımcılığa maruz bırakan çeşitli türden “nefret söylem”leri oluşturmaktadır. İkinci boyut, görsel veya yazılı olarak cinsel bakımdan saldırgan veya bireyleri saldırgan cinsel tutumlara yöneltebilecek nitelikler taşıyan içeriklerin çevrimiçi ortamda yer alması veya dolaşımı. Üçüncü boyut ise, çocukları cinsel yönden nesneleştiren (çocuk pornografisi) içeriklerin varlığı ve dolaşımıdır.

Çevrimiçi Ortamda Nefret Söylem(ler)i

Çevrimiçi nefret söylemi sadece internet ortamına özgü bir olgu olmayıp gerçek dünyada da hem yazılı hem sözlü biçimde var olan bir söylem biçiminin uzantısıdır. İnternetin yaygınlaşması suça ilişkin başka konularda olduğu gibi nefret söyleminin de yaygınlaşmasına neden olmuştur. En göze çarpan çevrimiçi nefret söylemleri örgütlü siyasi gruplar tarafından kurulan web siteleri (ve ilişkili sohbet odaları ve panoları) aracılığıyla dile getirilmektedir. İnternet; potansiyel küresel hedef kitleye ulaşmak için sınırlı mali ve maddi kaynaklara sahip aktörlerin birbirleriyle iletişimini sağlayan düşük maliyetli ve “verimli” bir araçtır. Öte yandan, internet bu söylemin üreticisi ve dile getiricilerine anonim kimliklere bürünerek nefret suçu kapsamındaki yasalardan “korunma” imkânı da vermektedir. İnternet, aşırı eğilimlere sahip kişi ve grupların özgül olarak etki altına almayı hedefledikleri alıcılara mesajlarını çeşitli yollarla iletmelerine imkân sağlayan bir araç konumundadır.

Nefret Söylemine Dair Yasal Mücadele ve Zorlukları

Nefret söylemiyle etkin mücadele etmenin önündeki en büyük engel, her ülkenin ulusal ölçekte farklılaşan yasal, adli ve cezai düzenlemelerinin farklılaşıyor olmasıdır. İnternetin ulus ötesi bir özelliğe sahip oluşu göz önünde bulundurulduğunda, aşırı gruplar ulusal ölçekteki kısıtlamaları, bu kısıtlamaların geçerli olmadığı diğer bölgelerdeki sunucular aracılığıyla aşabilmektedirler.

Pornografi, Çocuk İstismarı ve Bu Suçlarla Mücadele

1970’lerin sonu ve 1980’lerin başlarında, bilgisayar programcılarının ağ sistemleri üzerinden müstehcen veya pornografik içeriklerin görüntülenebilmesini ve paylaşımını mümkün kılan yazılımlar geliştirdikleri bilinmektedir.1990’ların ortalarından itibaren kişisel bilgisayarların kullanımının artması ve internetin yaygınlaşmasıyla internet pornografisinde olağanüstü bir genişleme yaşandı.

Çocuk Pornografisi

Son yıllarda ulusal düzeyde çocuk pornografisi karşıtı yasalar sıkı bir biçimde uygulanmakta ve mücadelede dikkate değer bir uluslararası işbirliği de gösterilmektedir. Bazı ülkeler çocuk pornografisi ile mücadele için İnternet Servis Sağlayıcıları’nı (ISP’ler) ve bu konudaki başka aracı kurumları da sürece dâhil etmektedirler. Servis sağlayıcı kurumlar bu tür içerik barındıran sitelere ya kendileri yer vermeyerek ya da devlet kurumlarına bildirerek mücadele ediyorlar. İngiltere gibi ülkelerde ise bu kurumlar baştan bu yönde yetkilendirilerek çalışmaktalar. Ayrıca, İnternet İzleme Vakfı (Internet Watch Foundation -IWF-) gibi kurumlar çocuk pornografisi veya benzeri şüpheli içerik bulunduran siteleri ihbar için telefon hatları kurmuş bulunuyor; bu tür ihbar hatları yaygınlaşmakta ve oldukça etkili olmaktadırlar. Çevrimiçi çocuk pornografisi ile mücadele etme konusunda çeşitli engeller bulunmaktadır. İlk olarak birçok ülke çocuk pornografisiyle mücadele için yoğun bir çaba gösterirken, diğerleri bunu yeteri kadar yapmamaktadır. İkincisi olarak çocuk pornografisine yönelik mücadelede yasal hükümler bulunsa bile, neyin çocuk pornografisi olarak tanımlanacağı hususunda önemli farklılıklar görülebilmektedir. Çocuk pornografisi suçunun tanımı, kapsamı ve önlenmesi konusundaki bu farklılıklar özellikle etkili bir uluslararası mücadele vermeyi zorlaştırmaktadır.

Siber Suçlar ve Siber Özgürlük: Gözetleme, Mahremiyet ve Suçu Önleme

Adalet ve güvenlik sisteminin aktörleri internetin potansiyel kötüye kullanımını en aza indirgemek zorundadırlar. Bu ise giderek artan ölçüde insanın faaliyetlerinin gözetlenmesi ve izlenmesini gerektirmekte ve kaçınılmaz olarak çevrimiçi iletişimin mahremiyet ve gizliliğinin ihlal edilmesine neden olmaktadırlar. Ancak çoğu kullanıcı için bu durum her hareket ve ifadelerinin birilerince sürekli bir biçimde incelemeye tabi tutuldukları yönünde endişelere neden olmaktadır. İnternet gözetimine yönelik eleştiriler, web üzerinde dolaşan e-postalarımızın içeriklerini, ziyaret ettiğimiz siteleri, finansal bilgilerimiz ve diğer hassas kişisel bilgilerimizi kaybetme riski içinde olduğumuza değiniyorlar. k günümüzde çevrimiçi gözetim ve gizlilik ile özgürlükler arasındaki denge üzerine yoğun bir mücadeleye tanık olduğumuzu söyleyebiliriz; otoriteler örgütlü suçlarla, teröristlerle, sapıklarla, dolandırıcılarla ve benzerleriyle mücadele etmek için izleme ve gözetlemenin sınırlarını genişletmeye çabalarken özgürlük taraarları ise mahremiyet ve gizliliğin ihlal edilmesinden kaçınmak için bunu sağlayan güçlendirici araçların kullanımının yaygınlaştırılmasını savunuyorlar. Siber suç tehdidine karşı toplumu korumak için gösterilen çabalar, çevrimiçi özgürlüğün kendisinin geleceği açısından geniş kapsamlı tartışmaları yapmayı zorunlu kılıyor görünmektedir.