Ünite 7: Kültür ve Sözsüz İletişim

Giriş

Birey açısından iletişim, biyolojik varlığının toplumsal/kültürel varlığa dönüşmesini, yaşam boyu toplumsallaşmasını sağlayan en temel süreçtir. İletişimimizin temel bir yönünü sözsüz iletişim oluşturur. Sözsüz iletişim, sözcük zenginliğine sahip konuşma dilini aratmayacak bir anlatım gücüne sahiptir. Gerekli olan bu anlatım olanağının ayırdına varmaktır.

Sözsüz İletişim

Sözsüz iletişim kelime kullanmadan bilgi aktarma yoludur. Genel iletişimin yaklaşık %93’ünü sözsüz iletişim oluşturmaktadır. Bu oranın içinde genel iletişime oranla %55’in yüz ifadeleri, vücut hareketleri, takılar, mesafe algısı olduğu kabul edilirken, %38’in ise ses tonu yoluyla gerçekleştirildiği ileri sürülmektedir. Dolayısıyla sözsüz iletişim, iletişim süreci içinde ağırlıklı bir etkiye sahiptir.

Sözsüz iletişim evrensel olarak her insanın verdiği doğal tepkileri içermektedir. Kültürler farklı bile olsa insanların mutluluk, korku, öfke, şaşkınlık, üzüntü ve tiksinme duygularını neredeyse aynı mimiklerle ifade ettikleri saptanmıştır.

Sözsüz İletişimde Kültürel Farklılıklar

Sözsüz iletişimde bireyin içgüdüleri, gereksinimleri ve davranışları çevresine gönderdiği sözsüz iletileri belirlese de sözsüz iletişim yaşadığımız toplumla ve kültürle uyumlu olarak farklılıklar göstermektedir. Sözsüz iletişimle ilgili verilen örnekler bir toplumun ve kültürün tüm üyelerinin değişmez biçimde yaptığı davranışlar değildir ve her toplumda istisnalar ve/veya çeşitlilikler söz konusudur.

Jestler, Mimikler ve Bakışlarda Kültürel Farklılıklar: Jestler, mimikler ve bakışlarda kişisel farklılıklar kadar kültürel farklılıklar da belirleyicidir. Temel olarak onaylamak veya karşı çıkmak gibi eylemler için el ve kafa hareketleri kullanılmakta fakat hareketlerin şekilleri topluma göre değişiklik gösterebilmektedir. Örneğin, “hayır” hareketini sağa ve sola baş sallayarak değil de başı geriye doğru atarak ve bu harekete kaşları da kaldırarak eşlik eden “hayır” anlamındaki jest ve mimiği Türkler, Yunanlılar ve Suriyeliler olmak üzere üç milletin yaptığı vurgulamaktadır. Bu üç millet dışında, diğer ülkelerde insanlar “hayır” demek için başlarını sağa ve sola sallanmaktadır.

Kişilerarası Mesafede ve Dokunmada Kültürel Farklılıklar: Fiziksel mesafe ve dokunma sözsüz iletişim için son derece önemli kavramlardır. Bireyler arasındaki iletişimin vurgulanması, tamamlanması ve anlaşılması için mesafe ve dokunma ipuçları vermektedir. Genel olarak insanlar hoşlanmadığı kişilerle yakın durmayı ve fiziksel temasta olmayı tercih etmemektedir. Genel olarak 50 cm özel alan, 1.20 m kişisel alan, 3.60 m sosyal alan ve bundan ötesi de ortak bölge olarak tanımlanmaktadır. Özellikle batı toplumlarında özel alan ihlali çok görülmemektedir. Yine Çin’de fiziksel temas ile iletişimde bulunmak hoş karşılanmamaktadır. Diğer yandan Meksika ve Rusya gibi ülkelerde iletişim sırasında yakın durmak ve fiziksel olarak temasta bulunmak olumlu olarak karşılanmaktadır. Türkiye gibi Akdeniz ülkelerinde ise iletişim kurulurken samimi davranışlar yaygındır. Toplumsal alanlarda samimi iletişim yaygın olsa da profesyonel ilişkilerde ise daha resmi iletişim ön plandadır. Ayrıca yabancılara yaklaşım tavrı da toplum ve kültüre göre belirgin olarak değişkenlik göstermektedir. Örneğin, Türkiye’de bir çocuğu sevmek için samimi tavırlar gösterip fiziksel temasta bulunmak normal görülürken Amerika Birleşik Devletleri ve Kuzey Avrupa ülkelerinde çocuğa dokunmak istismar olaylarından dolayı hoş karşılanmamaktadır.

Selamlaşma ve Kültürel Farklılıklar: Selamlaşma sosyal yaşam içinde en çok gerçekleştirdiğimiz eylemlerden biridir. Özellikle yeni tanıştığımız kişiler üzerinde bırakacağımız izlenim açısından selamlaşma en önemli aşamalardan biridir. Selamlaşmalarda sözlü iletişimin yanı sıra sözsüz iletişim eylemleri de büyük öneme sahiptir. Örneğin, Türkiye’de resmi selamlaşmalarda tokalaşmak yeterli olurken daha yakın insanlar için tokalaşma ile beraber yanaklardan öpmekten çok yanakları birbirine değdirmek uygun görülmektedir. Samimi arkadaş ve akrabalar arasında ise kucaklaşma gibi eylemler görülmektedir. Yine başka bir selamlaşma eylemi ise el öpmektir. Bu eylem yaşlılara ve yaşlı olmasa dahi saygı duyulan insanlara karşı sergilenmektedir. Batı toplumlarında ise tokalaşmak en yaygın selamlaşma eylemidir. Ancak tokalaşmak da kültür farkına göre değişkenlik göstermektedir.

Diğer Sözsüz İletişim Ögeleri ve Kültürel Farklılıklar: Sözsüz iletişim yolları yalnızca duruş, bakış, jest ve mimiklerden ibaret değildir. Sözsüz iletişim aynı zamanda sesimizi kullanış biçimimiz, giyim kuşam kodlarımız, bir mekanı nasıl değerlendirdiğimiz, bir mekanda kendimizi nasıl konumlandırdığımız, zamanı kullanış biçimimiz gibi konuları da içermektedir. Örneğin, batı toplumlarının büyük çoğunluğu benzer giyim kuşam kodlarına sahiptir. Fakat bu toplumların içinde de alt kültür gruplarının kendilerine göre giyim kuşam kodları bulunmaktadır. Bunun dışında Hindistan gibi kimi ülkelerde hala geleneksel giysiler yaygın olarak kullanılmaktadır. Giyim kuşam kodlarıyla ilgili olarak tek ve değişmez bir doğru yoktur. Önemli olan içinde yaşadığımız kültürün değerleri doğrultusunda, ortamına uygun giyinmektir. Dolayısıyla farklı bir ülkeye gitmeden önce ya da farklı kültürden gelen biriyle tanıştığımızda o kültür hakkında önceden bilgi sahibi olmak iletişim sürecini kolaylaştıracaktır.

Sözsüz İletişimde Toplumsal Cinsiyete Bağlı Farklılıklar

Toplumsal cinsiyet kısaca, kültürel olarak kurulan kadınlık ve erkeklik olgusudur. Başka deyişle, doğuştan getirdiğimiz cinsiyetlerimize içinde yaşadığımız toplum ve kültür belli değerler yüklemektedir. Toplumsal cinsiyet toplumun görmek istediği kadınlık ve erkeklik kalıplarını içermektedir. Bu normlar arasında, kadın ve erkeğin kendini sunum şekli; davranış kalıpları, beden hareketleri, jestleri, mimikleri, konuşma biçimleri, giyim kuşam kodları da yer almaktadır. Örneğin, kadınlığın etekle, erkekliğin pantolonla kodlanmasının yanı sıra, bireyin tarzı (seçtiği renkler, modeller, takip ettiği moda akımları), cinsel eğilimi (erkeğin hangi kulağına küpe taktığı), meslek ve uğraşıya özgü kostümler (hemşire üniforması, mutfak önlüğü, iş tulumu gibi) ile yapılan kodlamalar da toplumsal cinsiyete uygunluk konusunda ipucu vermektedir.

Kadın ve erkekler toplumun kendilerinden beklediği kadınlık ve erkeklik değerleriyle uyumlu olan sözsüz iletişim biçimlerini öğrenir ve uygularlar. Elbette her kadın ve her erkek aynı biçimde davranamaz. Aşağıda değinilecek olan sözsüz iletişim biçimleri genellemeler içermektedir.

Toplumsal Cinsiyete Dayalı Beden Hareketleri: Küçük çocuklar okul öncesi dönemlerde kendi biyolojik cinsiyetlerine uygun, toplumun ve kültürün arzu ettiği toplumsal cinsiyete dayalı beden hareketlerini ve jestleri uygulamaktadır. Kadınlık ve erkeklik kalıpları çocukların çevrelerindeki yetişkinleri model almalarıyla, kendilerine aktarılan değerlerle kısa zamanda çocuklar tarafından kavranmaktadır. Yetişkin erkekler kadınlarla iletişim halindeyken daha dominant (baskın) ve daha buyurgan jestlere başvurmaktadır. Kadınlar ise erkeklerle iletişim içindeyken aksi bir yol izlemektedirler. Kadınlık ve erkekliğe ilişkin oluşturulmuş olan kalıp yargıların kadın ve erkeklerin beden dillerine, sözsüz iletişim kodlarına da yansıdığını ileri sürülmektedir. Bu kalıp yargılara göre kadınlar uysal, itaatkar, bağımlı, alıngan/aşırı hassas, kaprisli, çabuk parlayan, çabuk telaşlanan, havai, çenesi düşük, çekingen, sevecen, düşünceli, saygılı, işbirliğini seven, destekleyici ve duyarlıdır. Genel olarak erkekler ise görev bilinci olan, rasyonel, aktif, mantıklı, gayretli, keskin zekalı, kurnaz, kendinden emin, güçlü, baskın, palavracı, inatçı, kibirli, söz dinlemez ve fırsatçı olarak öne çıkmaktadır.

Kişisel Alan Kullanımında ve Dokunmada Toplumsal Cinsiyete Dayalı Farklılıklar: Beden hareketlerinde toplumsal cinsiyet farklılıklarının öğrenilmesinde olduğu gibi kişisel alanın nasıl kullanılacağı da yine kültürle ve o kültürün kadından ve erkekten beklentileriyle uyumlu olarak erken yaşta çocuklara aktarılmaktadır. Toplumsal cinsiyet kalıplarıyla uyumlu olarak kız çocuklarına bebekle, oyuncak mutfak setleriyle oynamaları özendirilirken; erkek çocukları otomobil, kamyon, tren, kılıç vb. oyuncaklarla oynamaya heveslendirilmektedir. Daha bu aşamada bile erkek çocuğunun kullandığı kişisel alanla kız çocuğunun kullandığı kişisel alan farklılıkları, yetişkin kadın ve erkeklerin kişisel alan kullanımlarındaki farklılıklarla uyum göstermektedir. Kız çocuğu daha dar bir alanda anne rolüne bürünüp bebeğini besleyip büyütürken, erkek çocuğu kılıcını savururken ya da kamyonunu hareket ettirmek için çok daha geniş bir alana gereksinim duymaktadır. Çocuklukta öğrenilen, alışkanlık haline getirilen bu farklılıklar yetişkinlik çağında da pekiştirilmektedir.

Bakışlar ve Mimiklerde Toplumsal Cinsiyete Dayalı Farklılıklar: İletişim halindeyken gerek kadınlar gerekse erkekler göz teması kurmaktadırlar. Ancak bu bakışlarının nitelikleri birbirinden oldukça farklıdır. Kadınlar bir erkekle birlikteyken konuşma sırasında dikkatle dinlediklerini belli etmek için göz temasına dikkat ederler. Ancak bunu karşıdakine kilitlenerek değil, belli aralıklarla bakışı kesintiye uğratarak devam ettirirler. Ancak, erkeklerin bakışları çoğunlukla egemenlik kurma eğilimleriyle uyumlu olarak dik dik ve/veya kilitlenerek gerçekleşir. Özellikle kadınla erkek arasındaki iletişim flörtif bir boyuttaysa erkek kilitlenerek bakmayı çoğunlukla kendine verilmiş bir hak olarak görür. Buna karşın erkekler, bir kadınla iletişim halindeyken, bazı koşullarda ast üst ilişkilerini anımsatacak biçimde tam aksi bir eğilim de gösterebilirler. Mimiklerde de yine kadınlar ve erkekler arasında farklılıklar bulunmaktadır. Erkekler duygularını gizlemek adına kadınlardan daha az mimik yapmaktadır. Erkekler duygularını gizlemek için mimik yapmamayı, donuk bir ifade takınmayı tercih ederken, kadınlar da duygularını gizlemek için gülümsemeyi kullanmaktadırlar. Dolayısıyla, bir kadınla iletişim halindeyken güleryüzlü olması, söylediklerinizi gülümseyerek karşılaması her zaman halinden memnun olduğu anlamına gelmemektedir.

Genel olarak erkeklerin sözsüz iletişimdeki davranışları şöyledir;

  • Karşı cinsle iletişim halindeyken gözlerini dikerek bakma eğilimindedir.
  • Genellikle sert bakışlara sahiptir.
  • Karşı cinsle iletişim halindeyken başı çoğunluk dik tutar.
  • Yönlendiricidir.
  • Daha az olumlu jestlere sahiptir.
  • Daha geniş alan kaplar.
  • Kadının alanının içine girer.
  • Temastan kaçınır.
  • Bedeni dikleştirme, olduğundan büyük gösterme eğilimi gösterir.
  • Bacaklar ayrık oturur ve durur.
  • Elleri kalçalarda tutma eğilimi gösterir.
  • Daha gürültüyle konuşur.
  • Daha çok söz keser.

Genel olarak kadınların sözsüz iletişimdeki davranışları şöyledir;

  • Karşı cinsle iletişim halindeyken aşağı doğru bakışlara eğilimlidir.
  • Daha fazla gülümser.
  • Karşı cinsle iletişim halindeyken baş eğik durur.
  • Yönlendirici değildir.
  • Daha olumlu jestlere sahiptir.
  • Daha az alan kaplar.
  • Erkeğin alanının dışında durur.
  • Teması kabullenir.
  • Bedeni küçültme eğilimi gösterir.
  • Bacaklar bitişik oturur ve durur.
  • Elleri yanda ya da kucakta tutar.
  • Daha yumuşak konuşur.
  • Daha az söz keser.