Ünite 6: Kompozisyon

Giriş

Özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren felsefe, bilim, teknoloji ve endüstri alanlarında görülen bilimsel bilgi ile toplumlardaki nüfus patlaması olguları; sosyal yaşamla birlikte tüm bilim alanlarında hızlı bir gelişme ve değişmeye neden olmuştur. Bilginin gerek miktarı gerekse ayrıntı yönünden hızla artması toplumsal ve bireysel ya- şamı da etkilemekte yeni tutum ve davranışlar ge- rektirmektedir. Sanat tarihinde kırılma noktası olarak kar- şımıza çıkan ve bizim de esas konumuzun çıkış noktası olarak ele alacağımız Modernizm aslında bilimden sosyal yaşama kadar her şeyi etkilemiş ve değişikliğe uğratmış bir kavram olarak bilinir. Modernizme kadar resim sanatının tüm dönemlerinde görülen ve resmin olmazsa olmazları olan ‘perspektif ’ ve ‘estetik’ kavramlarıdır. Perspektif kullanılacak ve güzel yani estetik olacak.

Kompozisyon Nedir

Sosyologlara göre en kaba çizgileriyle insanlık tarihi, toplumların geçim biçimlerine göre toplayıcılık/avcılık, tarıma dayalı ve sanayiye dayalı olmak üzere üç temel uygarlık biçiminden geçmiştir. Her uygarlığı diğer uygarlıklardan ayıran genel ölçütler, birbirinden ayrılmaz bileşenler olarak ele alınan geçim, yaşam ve düşün biçimlerindeki farklılıklardır. Uygarlık ya da medeniyet kavramı, bir ulus veya toplumun, yaşama biçimlerinin, maddi ve manevi değerlerinin yani düşünsel ve sanatsal etkinliklerinin, inançlarının, bilim, teknolojilerinin tamamını kavrar. Uygarlık, bir ulusa ya da uluslara ait bazı kültür değerlerinin, birçok ulus tarafından benimsenerek ortak duruma gelmiş değerlerin bütününe verilen addır. Herhangi bir zamanda ve yerde, insanlar tarafından üretilmiş olan bir yapıt üç temel özelliğiyle var olmaktadır. Bunlar ‘Bireysellik’ ‘Zaman’ ve ‘Evrensellik’ ölçüt özellikleridir. Bireysellik, bireyi ve yapıtını aynı çağda yaşadığı diğer insanlardan ayıran özellikleridir. Zaman, bireyi ve yapıtı çağdaşlarıyla bütünleştirirken, kendinden önce yaşamış atalarından ve gelecekte yaşayacak olanlardan ayıran özelliktir. Evrensellik özelliği ise, yapıt hangi zamanda ve kim tarafından üretilirse üretsin sonuçta yapıt, bir insanlık ürünüdür ve bir kültür ürünü olarak tarihte yerini almış ya da alacaktır. Bir kompozisyon (Yüzey organizasyonu) oluşturarak bir bildirimde bulunabilmek için; Birbirinden çeşitli yönlerden farklılık ya da benzerlik gösteren bütünün temsilcisi yapısal parçaların olması, bu yapısal parçaları oluşturan öğelerin birbirleriyle etkileşimini (parçadaki herhangi bir değişim bütünü de değiştirir) belirleyecek belirli bir düzenin olması ve tüm bunların sonucunda bir bütünlüğe ulaşılması gerekir. Görsel özelliği olan iletişim araçlarının bize kazandırdığı en büyük avantaj “hız’’ kavramıdır diyebiliriz. Ne yazık ki hızlı olamayanlar çağın gerisinde kalmaktadırlar. Dünyanın çok hızlı değiştiği bu dönemde, hızlı karar almak, hızlı hareket et- mek, hızla sonuçlandırmak son derecede önemlidir. Hızlı olmak, mükemmel olmaktan çok daha önemli bir özellik hâline gelmiştir. Modernizm; eskiyi dışlayıp ondan ayrılmayı, yeniye geçişi ve güncelliği önemseyen, modern sözcüğünden türetilmiş bir kavramdır. 19. yüzyılın ortalarında başlayan, İngiltere’ deki ‘Art and Craft (Sanat ve Zanaat Birliği) hareketi, özellikle 1880-1910 yıllar arasında etkililiğini arttırdı. Amaçları, günlük yaşamda kullanılan makina seri üretimi ürünlerdeki zevksizlik, çirkinlik, bayağılık ve aşırı süslemeleri ortadan kaldırmak ve onların yerine, iyiye, kaliteliye, zevkliliğe doğru yönelmeyi sağlamaktı. Sözcülüğünü John Ruskin’ in yaptığı bu hareket, sanat ve zanaatın birbirlerine yeniden ve olabildiğince yakınlaşmasını sağlamaya yönelik ilk girişimdir. 20.yüzyılın başlarında da Bauhaus; Art and Craft’a benzer iddialarla kurulmuş ve tüm sanat dallarını bir bütün olarak ele alarak, tasarımda belli ilke ve yöntemler geliştirerek, her zaman geçerli olacak görsel bir dile ulaşmak ve bunların tümünü, endüstri ile sanatın iş birliğini kurmak amacıyla eğitim-öğretimini planlamıştır. Günümüzde artık tamamen olmasa da sanat ve zanaat arasındaki farklılıklar giderek önemini yitirmiştir. Buna karşın Bauhaus’un getirmiş olduğu ilke ve yöntemler dünyadaki birçok ülkenin endüstriyel tasarım ve sanatsal tasarım alanlarında geliştirilerek kullanılmaya devam etmektedir.

Kompozisyon Oluşturmanın Temel Ögeleri

Bilgi kavramı, özne ile nesne arasındaki ilişkiden doğan her türlü ürün olarak tanımlanır. Düzen ya da düzenleme kavramı da özne ile nesne arasında var olan belirli bir anlaşma olarak ele alınır. Görülüyor ki bilgi ile düzen kavramlarının her ikisi de özne ile nesne arasındaki alışverişe, ilişkiye dayanmaktadır. Düzenin bilgiden farkı ise, öznenin istediği niteliksel özellik ve ilişki türünü içeren anlaşmanın aranmasıdır. Başlangıçtan günümüze kadar kullanılagelen bilgiye ulaşma ya da bilgi edinme yöntemleri bilindiği üzere tümdengelim ve tümevarım yöntemleridir. Sanatsal bir tasarım ya da düzenlemede de bu iki yöntem kullanılagelmiştir. Hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın, sanatsal bir tasarım ya da düzenlemede önemsenmesi gereken, istendik niteliksel özelliklerin ve ilişki türlerinin var olması gerektiğidir. Doğada bulunan nesnelerin ölçüme ve deneye gerek duymadan gözle hemen algılanabilen özelliklerine görsel özellikler diyoruz. Bunlar biçim (yuvarlak, köşeli, dörtgen, üçgen) doku (sert, yumuşak, düz, pürüzlü) ölçü/Boyut (büyük, orta, küçük) renk (kroması, değeri, türü, mat, parlak) ve nesnenin fiziksel yapısıdır (katı, gaz, sıvı). Bunlar nesnelerin diğer özellikleri ile ilişkili olarak estetik değer üretirler. Görsel bir anlatı da Renkler, Biçimler ve Dokular temel plastik ögeler olarak ele alınmaktadırlar. Görsel sanatların kendi dilinde, dil bilgisindeki söz dizimine denk düşen ve onu karşılayan kavrama kompozisyon diyoruz. Amacı, bir iletişim için bildirimde bulunma işlevini yerine getirmektir. Nokta (benek) hareketsiz, sakin bir yapıya sahiptir. Nokta bu özelliği ile göz hareketini kontrol ederek onu bakması gereken alana doğru yönlendirir, dikkati toplar, odaklar. Çizgi temel olarak yön belirleyen algısal bir etkiye sahiptir ve bu özelliğiyle hem yatay hem dikey hem de eğik biçimde kullanılabilmektedir. Şekil (Biçim) Arnheim’e göre bir nesnenin fiziksel yapısına bire bir benzemese de nesnenin tanınmasını sağlayan, nesnenin dış sınırlarını belirten ve bakıldığında hemen göze çarparak algılanabilen en temel özelliklerdir. Nesnelerin fiziksel yapılarının iç özelliklerini, dış yüzeylerinden anlamamızı sağlayan işlevsel özelliklere doku denir ve doğanın en temel yapısal özelliklerinden birisidir. Yön ve Hareket ögesini birlikte yorumlamak gerekir. Bir nesnenin belli ve sabit bir noktaya göre devamlı olarak durumunu ve yerini değiştirmesine hareket denir. Hareket hâlindeki nesneler mutlaka belirli bir hızda ve belirli bir yörüngede bulunurlar. Ölçü / Oran bir nesnenin başka bir nesneyle ya da bir bütün içerisinde yer alan bir parçanın diğer parçalarla veya bütün ile karşılaştırılarak herhangi bir özelliğinin algılanmasıdır. İnsan psikolojisi ölçü farklılıklarına (zıtlık) büyük bir ilgi ve uyumluluk gösterir. Bu anlamda ölçü bütünlük oluşturmada, derinlik ya da önde ve arkada etkisi yaratmada rol oynayan önemli bir tasar ögesidir diyebiliriz.

Kompozisyon Oluşturmanın Temel İlkeleri

İlke daha önce denenerek doğruluğu kabul edilmiş, tartışmaya açık olmayan, uyulması gereken ana kurallar yani prensipler demektir. İnsanların hem uygulamalı çalışmalarında hem de kuramsal çalışmalarında titizlikle uyulduğunda istenen sonuca varmada onlara yol gösteren köşe taşlarıdır. Tasarım ilkelerindeki esas amaç tasarıdaki uyumu, birliği sağlamak, görsel ilgiyi ve anlamını pekiştirmektir. Bauhaus öğretilerine göre temel tasarım ilkelerini,

  • Tekrar,
  • Zıtlık,
  • Egemenlik

Adı altında üç ana başlık da toplayabiliriz.

Denge ve Birlik: Bir kompozisyonda tasarım ögelerini, tasarım ilkelerine göre kullanarak varacağımız nokta denge ve birliktir. Denge tarafların ya da kuvvetlerin eşit olma hâlidir. Göz her zaman dengeyi arar. Doğada örnek- lerini sıklıkla gördüğümüz simetri, denge kurmada sık- lıkla başvurulan en eski yöntemlerden birisidir.

Kompozisyonda Üçüncü Boyut Oluşturma

Tüm iki boyutlu sanatsal çalışmalarda üç boyutlu görünüm elde etme (görüldükleri gibi çizme) perspektif çizim tekniği kullanılarak yapılır. Perspektif, yüzey organizasyonunda, iki boyutlu bir düzlemde üçüncü boyut yani derinlik yanılsaması vermek için kullanılan tekniktir. Kesin geometrik kurallara ve orantılara bağlıdır. Bugün çizgi perspektifin tek, iki ve üç kaçar noktalı çizim yöntemlerin yanında hava perspektifi de kullanılmaktadır. Perspektif, özünde iki boyutlu bir düzlemde üçüncü boyut yani derinlik yanılsaması vermek için kullanılan tekniktir. Düzlemsel ya da eğik, üzerinde iki boyutlu çalışmalara olanak veren her türlü alana yüzey diyoruz Görsel öğrenme, Fon- Figür (şekil-zemin) arasındaki ilişkilerdir.

Fon uyarıcıların bulunduğu ortam Figür ise uyarıcıların içindeki dikkat ettiğimiz uyarandır. Görsel algılamada birey, uyarıcıları fark ettikten ya da dikkatini onlara verdikten sonra onları tanımaya ve yorumlamaya çalışır. İşte bu dikkat sırasında kişi aşağıdan yukarı ve yukarıdan aşağı tarama işlemini yaparken nesnenin şekli, hareketin yönü, boyutu, şekil-zemin arasındaki farklılıklar ve parçaların gruplanması üzerine yoğunlaşır. Bellek(zihin) birbirine benzeyen uyaranları, birbirine yakın bulunan uyaranları gruplama eğilimi gösterir (Benzerlik ve Yakınlık yasası), bünyesinde eksik olan parçaları bütünleştirme ve tamamlama eğilimi gösterir (Tamamlama yasası), aynı yönde giden ve hareket edenler birbiri ile ilişkili olarak algılanır (Süreklilik yasası) ve dikkati toplar, basit parçalar karmaşık parçalardan daha kolay algılanır. Yakınlık, Benzerlik, Saydamlık ve Ayırıcı nitelik görsel algılamada belirliliği sağlayan ilkelerdir. Bunlar sayesinde figür elde etmek kolaylaşır. Ögelerin iyi devamlılığı, çevre çizgisinin kapanması, ögelerin birbirleriyle bağıntılı olması ve simetri Ayırıcı bir nitelik oluşturmada önemli dört ipucudur. Geniş, açık ve aydınlık yüzeyler/ alanlar, benzer ölçüde tekrarlanan ögeler sıcak- soğuk renk zıtlıkları, doku zıtlıkları ve zıtlığın kendisi kompozisyonda figürden daha çok ve geniş yer kaplayarak Fon / Zemin etkisi yaratırlar.

Kompozisyon Türleri

İstenen konu çerçevelerden belli bir boşluk bırakılarak merkezî bir şekilde alana yerleştirilir, gereksiz ögelerden detaylardan ayıklanarak sunulur. Bu tür kompozisyonların diğer bir adı kapalı kompozisyondur. Bütün hikâye kapalı olan alan (düzlem) içerisinde yaşanır ve biter, dışarı ile bir bağlantı yoktur, kurulamaz. Bunun tam karşıtı olan açık kompozisyon ya da asimetrik (bozuk simetri) kompozisyon da konunun en önemli parçası, yeterli büyüklükte çerçeve içindeki vurgu noktasına yerleştirip geri kalan kısmını çerçevenin dışına taşırmak, tamamlanmasını izleyicinin düş gücüne bırakıp, anlatılmak istenen öz ‘ün çerçeve dışında devam ettiği izlenimini vermek düzenlemenin en önemli özelliğidir.

Altın kesimin en basiti, kullanılan yüzeyi enine ve boyuna üçe bölmektir.1/3 kuralı olarak da bilinen bu üç parçaya bölmede, ikisini bir tarafa diğerini öbür tarafa aldığımız zaman altın kesime uygun parçalama yapmış oluruz. Bu bölme de kesişim noktaları görsel ilgi çekme noktalarıdır, dikkati toplarlar. “ Z’’ ekseni bir dik açının ortasından çizilen 45 derecelik eksenini oluşturur. Bir tasarıya ya da kompozisyona Z ekseninin yerleştirilmesi, görsel pozisyonu üç boyutlu algı sürecine yaklaştırır, derinlik yaratır, nesneler arasındaki uzaklık ve yakınlık ilişkisini kurulmasına yardımcı olur ve doğal olarak ön-arka ilişkisi yaratır. Üçgen, spiral, daire, dörtgen, elips, kompozisyon türleri, simetrik kompozisyonunun türevleridir, tarihte oldukça çok örnekleri vardır. Asimetrik/açık kompozisyonda büyük parça küçük parça ilişkisi dinamizmi yaratır. Biçimlerin dış konturları konumları gereği belirli yönleri gösterir, küçük parçanın büyük parça ile olan ilişkisi bu yönlerle yaratılır. Serbest kompozisyon ise günümüz yaşam biçimine ve postmodern dünya görüşüne uygun düşen, hiçbir kural kabul etmeyen, tanımayan, uymayan kompozisyonların tanımıdır.