Ünite 3: Kişisel Hijyen ve Beslenmede Dikkat Edilecek Noktalar

Kişisel Hijyen

Sağlığın korunması, geliştirilmesi, sürdürülmesi ve devamlılığının olması için kişisel hijyen çok önemlidir. Birey bu alışkanlıkları bebekliğinden itibaren önce ailesinden öğrenir. Devamında okulda bu alışkanlıkları kazanır ve geri kalan hayatında bu alışkanlıklarına göre yaşamaya devam eder.

Temizlik ve Banyo

Temizlik sağlığı korumanın birinci koşulu ve kuralıdır. Günümüzde uygarlığında bir ölçütü olarak görülmektedir. Uygar insan temiz ve giyimine dikkat etmektedir. Çocuklarımıza küçük yaştan itibaren sabun ve su kullanımına alıştırmalı banyo yapmayı onlar için eğlenceli hale getirmeliyiz ki bu alışkanlığı kazansınlar. Çünkü gün içinde devamlı hareket halinde olduğumuz için derimiz ve saçlarımız toz ve değişik mikropların etkisinde kalmakta bunların bir kısmını derimiz terleme yolluyla atarken bir kısmı vücudumuz kalmaktadır. Bunlardan kurtulmak ve sağlıklı bir vücut için banyo yapmayı alışkanlık haline getirmeliyiz.

Genel Vücut Temizliği: Vücut temizliği ile ishal, mikrobik hastalıklar, deri hastalıkları ve alerjik hastalıklar gibi pek çok hastalığın önüne geçilebilir. Vücudun yıkanması deri sağlığı için çok önemlidir. Uygun vücut temizliği derinin temizliğini sağlamakta ve deride biriken kir, toz ve mikroorganizmalardan temizlenmesini sağlar. Deri temizliği için 35-40 derece sıcaklığında su ve sabun kullanılmalı ve vücut en az 2 veya 3 kere sabunla yıkanmalıdır. Ayrıca sabunlama esnasında banyo lifi kullanılması daha sağlıklı bir banyo yapmamızı sağlar. Banyo yapmak vücudu rahatlatır, rahat bir uyku sağlar, sinir uçlarını uyarır ve derinin temizlenmesini sağlar.

Temizlik Araç Gereçleri: Temizlik araç gereçleri: tıraş bıçağı, tarak, diş fırçası vb. ve temizlik malzemeleri: sabun, şampuan, diş ipi vb. gibi malzemeler kişiye özel olmalı ve her zaman bunların temizliğine dikkat edilmelidir. Berberlerde kullanılan malzemelere çok dikkat edilmelidir çünkü tek kullanımlık jilet gibi malzemeler başka müşterilerde kullanılmamalıdır.

Temiz Çamaşır ve Takımlar: Vücut temizliğinin devamı için kullanılan çamaşır ve giysilerin temizliği de önemlidir. Ayrıca yatak yorgan takımlarının da sık sık değiştirilmesi gerekir. Çamaşırlar, yatak yorgan takımları ve diğer özel eşyalar, sıcak su ve deterjanlı maddelerle belirli aralıklarla yıkanır. Bol temiz su ile durulanır. Kuruduktan sonra ütülenir.

El Temizliği: Ellerin temizliği çok önemlidir gün içinde birçok yere ellerimizle temas ettiğimiz için ellerimizin temizliğine önem göstermeliyiz. Ayrıca el ve ayak tırnaklarımızın temizliğine düzenli kesimine dikkat etmeli ve bakımlarına önem vermeliyiz.

Yüz, Göz, Kulak ve Boyun Temizliği: Ellerimiz gibi yüzümüzde gün içinde kirlenir. Özellikle makyajdan dolayı yüzümüz, gözlerimiz kirlenir ve günlük yüz göz temizliğinin de yapılması gerekir. Ayrıca kulak ve boyun gibi bölgelerimiz de sürekli açık bölgeler olduğu için bu bölgelerin temizliği de önemlidir.

Deri Katları ve Koltuk Altı Temizliği: Deri katları en çok terleyen, yağlanan bölgelerdir. Bu bölgeler, kıllarla da örtülü olduğundan parazit, kir ve mikroorganizmalardan temizlenmesi gerekir.

Saç Bakımı ve Temizliği: Gün içinde çeşitli nedenlerden dolayı saçımız kir, toz vb. etkenlerle pislenir. Bu gibi etkenlerden kurtulmak ve saç köklerini temizlemek için bol su kullanarak şampuan veya sabunla yıkanmalıdır. Saçımızın temizliğinde kullandığımız saç taraklarını da ara sıra sabunla yıkamalı ve temizliğine özen göstermeliyiz.

Ayak Temizliği: Ayaklar her gün çorap ve ayakkabı içerisinde terlediğinden, düzenli olarak yıkanması gerekmektedir. Ayak temizliğine özen gösterilmemesi durumunda mantar enfeksiyonu ve bakteri enfeksiyonları sık sık ortaya çıkar. Bu gibi durumları önleyebilmek için çorapların günlük olarak değiştirilmesi ve ayak tırnaklarının düzenli olarak kesilmesi önem arz etmektedir. Ayrıca ayak tırnaklarının, batmayı engellemek için düz olarak kesilmesi gerekir.

Ağız ve Diş Sağlığı: Dişlerin bakımı da çok önemlidir. İlk dişin çıktığı andan itibaren bakımı başlar ve hayat boyu devam eder. Sıcak ve soğuk değişiminden ve mikroorganizmalardan en çok etkilenen yerlerden bir tanesi de ağız ve dişlerdir. Soğuk ve sıcak değişimi diş minesinin çatlamasına neden olurken şekerli yiyecekler de aynı şekilde karbondioksit gazıyla tepkimeye girerek dişlerin çürümesine neden olmaktadır. Bu yüzden yemek yedikten sonra ve akşam yatmadan önce mutlaka dişlerimizi fırçalamayı ihmal etmemeliyiz. Arıca ailede her bireyin kendine ait diş fırçasının olması da ağız ve diş sağlığı için önemlidir.

Genital Bölge Temizliği: Vücut temizliğinde, genital bölge temizliğine özel olarak önem vermek gerekmektedir. Bu bölgedeki kıllar uygun ve hijyenik bir şekilde sık sık temizlenmelidir. İç çamaşırları sık değiştirilmeli, değiştirilen iç çamaşırları yıkandıktan sonra mutlaka ütülenmelidir.

Uyku ve Dinlenme

Uyku: Duyusal veya diğer uyaranlarla uyandırılabilen bilinçsizlik haline uyku denir. Uyku süresince vücut organları yavaşlar duyu organları dinlenir. Vücuttaki sistemler otonom sinir sisteminin kontrolüne girer ve isteğimiz dışında görevlerini yerine getirmeye devam ederler. Uyuma işlevi beyindeki uyanık kalmayı sağlayan merkezlerin etkisiz kalmasıyla başlar ve oksijen azlığına bağlı esneme ve uykuya dalmayla devam eder. Uyku vücudun sinir sistemi için bir besin kadar önemli olup sinir sistemin dinlenmesini sağlamaktadır. Uykusuzluk sinir sistemin yorulmasına buna bağlı vücut tepkilerinde ve reflekslerinde yavaşlamaya neden olur. Buda kazaların bir numaralı sebeplerinden biridir. Her zaman aynı saatte yatıp sabah aynı saatte kalkmaya dikkat etmeliyiz. Bebekler günde 20 saat kadar uyurken, yetişkinlere 7-8 saat uyku yeterli olur. Yaşlılarda bu uyku miktarı 5-6 saate kadar düşmektedir.

Dinlenme: Çalışan sistem ve organlarda çalışma sonucu toksik atıklar oluşur. Bunlar enzimler yardımıyla parçalanarak zararsız atıklara dönüştürülür. Bunların vücuttan atılımı boşaltım ve solunum sistemi yardımı ile geçekleşir. Metabolizma sonucu meydana çıkan bu maddeler vücutta birikerek yorgunluğa neden olur. Bu yorgunluk bünyenin zayıflamasına vücut direncinin düşmesine neden olur. Bu sebeplerden dolayı vücudun zayıflayıp hastalıklara karşı savunmasız kalmasına neden olur. Bunların önüne geçebilmek için vücudun dinlenmesine önem vermeliyiz. Dinlenme bol oksijenli bir ortamda, rahat ve göze hoş gelen renklerin olduğu bir ortamda olmalıdır. Günün belirli zamanları, hafta sonları ve yılın belli zamanlarında dinlenmeye zamana ayırmalıyız.

Ruhsal Dinlenme: İnsanın ruhsal yapısı, toplumdaki yerini, saygınlığı, sağlığını ve kendine verilen önemi ortaya koyar. Çünkü insan sosyal bir varlıktır. Ruhen yorgun bireyler; mutsuz, huzursuz, isteksiz ve çevresiyle olan ilişkileri kötüdür. Bu gibi durumlarda bireylerin sinir sistemi de bu durumdan etkilenir. Ruhen yorgunluktan kurtulmak için birey kendini rahatlatacak yeni hobiler bulmalıdır. Ruhsal dinlenme, stres yönetimi, çevre değiştirme, boş zamanları değerlendirme ve çalışma hayatını iyileştirmeyi kapsamaktadır.

Uygun Giyim

Uygun giyim, mevsim ve dış şartlara göre, sağlığı bozmayan, koruyan ve devam ettiren giyimdir. Kışın kalın yazın ince giyeceklerin giyilmesi, giysilerin bendelerinin vücudumuza uygun olması önemlidir. Ayrıca bu giysilerin düzenli temizliği de önem arz eder.

Gıda Hijyeni

Bireyin sağlıklı olabilmesi için, bireyin kendi temizliği kadar gıdalarında temizliği önemlidir. Bun içinde gıdaları hazırlarken uyulması gereken belli başlı kullar şunlardır;

Karşılıklı Bulaşma: Zararlı bakterilerin yüzeylerden, ellerden veya diğer aletlerden bulaşmasına denir. Yemek hazırlarken taze et, kanatlı hayvan eti ve deniz ürünlerinin hazırlandığı kesme tahtalarının ve kullanılan aletlerin mutlaka farklı olması gerekir. Ayrıca et ve et ürünleriyle uğraştıktan sonra karşılıklı bulaşmanın olmaması için mutfak malzemelerinin ve ellerin iyice yıkanması gerekir.

Temizlik: Mutfaktaki her şeyin belli aralıklarla temizlenmesi gerekir. Çünkü elimizle ellediğimiz her yer pislenir ve kirlenir. Buralar bakterilerin bulunduğu yerlerdir. Özellikle sık kullandığımız ocak tuşları, musluk başları ve kapı kolları bunlara örnek olarak verilebilir. Yemek hazırlamaya başlamadan önce kişisel temizliğe de önem verilmelidir. Çiğ tüketilecek meyve sebze temiz suyla bolca yıkanmalıdır. Bunların yanında çalışma yüzeyinin ve buzdolabının temizliğine de dikkat edilmelidir.

Soğutma: Soğutma olayı oda sıcaklığında saklanamayacak yiyeceklerin soğutularak buzdolabında uygun sıcaklıkta saklanmasıdır. Sıcak yiyecekler soğumaya bırakılarak uygun sıcaklığa ulaştıktan sonra buzdolabına alınarak saklanmalıdır. Soğutma işlemini ne kadar hızlı gerçekleştirirsek bakterilerin ve zararlı organizmaların üremesini engellemiş oluruz. Donmuş gıdaları tüketirken yapmamız gereken önce çözülmesi için buzdolabının alt rafına indirmeli daha sonra oda sıcaklığına çıkarmalıyız.

Pişirme: Yemeğin düzgün pişirilmesi çok önemlidir. Yiyeceklerin uygun pişirilmesi birçok zararlı organizmanın ölmesini sağlamaktadır. Önceden pişirilmiş bir yemek tekrardan ısıtılıyorsa en az 75 dereceye kadar ısıtılmalıdır.

Hammadde Kullanımı: Taze ve sağlıklı gıda seçimine özen göstermek, yiyecekleri temiz ve bol su ile yıkamak gerekir. Ayrıca yiyeceklerimizin son kullanma tarihlerine de dikkat etmeliyiz.

Yeterli ve Dengeli Beslenme

Beslenme

Beslenme, büyüme, mutluluk ve vücut fonksiyonlarını yerine getirebilmek için yapılan vücudun yenilen gıdalardan yararlanması olayıdır. Beslenme karın doyurmak, yemek içmek için yapılan bir şey değildir. Kişinin boyuna, yaşına, cinsiyetine ve çalışma ortamına göre gereksinim duyduğu enerjiyi almasıdır. Beslenme günde 3-5 öğün şeklinde düzenli olmalıdır. Ayrıca beslenme şekli insanların refah düzeyini de gösteren bir ölçüt olarak gösterilmektedir. Bu kapsamda beslenme insan hakları evrensel bildirgesinde temel hak olarak belirtilmiştir.

Besin; gıdalarda bulunan, bir kısmı yapay olarak da üretilebilen enerji substratları, yapı taşları veya biyolojik katalizörleri anlatan bir terimdir. Besin ögesi; belirli kimyasal formülü ve vücutta belirli biyokimyasal fonksiyonu olan, besinlerin bileşiminde bulunan maddelere denir.

Yeterli ve Dengeli Beslenme

Vücudun ihtiyacı olan enerji, bireyin yaşına, cinsiyetine, boyuna ve fiziksel ortamına göre değişmektedir. Gereksinimi olan enerji yeterli bir şekilde karşılanmasına da “yeterli ve dengeli” beslenme denir. Bunun için günde en az öğün yemek yenmeli ve her çeşit besin türünden tüketilmeye özen gösterilmelidir. Düzenli ve dengeli beslenmek vücudu zinde tuttuğu gibi hastalıklara karşıda dirençli olmasını sağlamaktadır.

Öğünler içinde hiç şüphesiz en önemlisi kahvaltıdır. Kahvaltıyı güzel yapan bireyler güne daha enerjik ve daha zinde başlarlar. Kahvaltıda protein ağırlıklı yiyecekler tercih edilmelidir. Süt, yumurta, peynir vb.

Beslenme planları yapılırken, kolaylık sağlaması bakımından besinler; içerdikleri protein, yağ, karbonhidrat, vitamin ve mineraller ile şekil ve lezzet yönünden benzeyenler aynı gruba alınarak beş grup altında toplanabilir. Besin grupları şunlardır:

  • Et, yumurta, kuru baklagiller
  • Süt ve sütten yapılan besinler
  • Sebzeler ve meyveler
  • Tahıllar ve tahıl mamulü besinler
  • Yağlar ve şekerler

Et, Yumurta, Kuru baklagiller: Et, tavuk, balık, yumurta, kuru fasulye, nohut, mercimek ve benzeri kuru baklagiller ve ceviz, fındık, fıstık gibi yağlı tohumlar bu grupta yer alır. Diğer besinlere göre daha fazla yağ içerdiklerinden yağlı tohumları fazla tüketmemek gereklidir.

Süt ve Süt Ürünleri: Bu gruba süt ve yoğurt, peynir, çökelek, kefir, lor gibi sütten yapılan besinler dâhildir. Bu besinler yüksek kaliteli proteince zengin olup, kemik ve dişlerin gelişimi için gerekli olan kalsiyum bakımından en zengin besinlerdir.

Sebzeler ve Meyveler: Bitkilerin her türlü yenebilen kısmı sebze ve meyve grubu altında toplanır. Sebze ve meyvelerin önemli kısmı sudur. Bu nedenle günlük enerji, yağ ve protein ihtiyacına çok az katkıda bulunurlar. Bunun yanında vitamin ve mineraller bakımından zengindirler.

Tahıllar ve Tahıllardan Yapılan Besinler: Buğday, pirinç, mısır, çavdar, yulaf ve bunlardan yapılan un, ekmek, makarna, bulgur ve benzeri olan besinler bu gruba girer. Bu gruptaki besinlerin önemli bir kısmı karbonhidrat olup iyi bir enerji kaynağıdırlar.

Yağlar ve Şekerler: Ayçiçek, mısırözü, soya ve zeytinyağı gibi bitkisel sıvı yağlar, margarinler, tereyağı gibi hayvansal yağlar, şeker, bal, reçel, pekmez bu grupta yer alırlar. Bu gruptaki besinler, pekmez hariç, beslenmemize yalnızca enerji açısından katkıda bulunurlar Protein, vitamin ve mineraller bakımından katkıları yoktur.

Beden kitle indeksi: Yetişkinler ve çocuklarda, boy uzunluğuna göre olması gereken vücut ağırlığını belirlemek için farklı yöntemler kullanılır. Boy uzunluğu ve vücut ağırlığına dayalı olan “Beden Kitle İndeksi” (BKİ) pratik bir yöntem olarak kullanılmaktadır. Ağırlık (kg) / Boy (m)2 formülü ile hesaplanır. BKİ’nin 20.0 – 24.9 arasında tutulması, yeterli ve dengeli beslenmenin göstergesidir. Aşırı zayıflık ve şişmanlık (Obesite) ölüm riskini arttırır. Yaş ilerledikçe doğal olarak BKİ’de de artış olur. Arzu edilen beden kitle indeksi 65 yaş üstünde 24-29 arasındadır.

Beslenmeyle İlişkili Hastalıklardan Korunma Stratejileri: Üç aşamalı önlem alınabilir. Birincil koruma; hastalıkları en aza indirmek için risk faktörlerini değiştirmektir. İkincil koruma; hastalılara erken teşhis konmasıdır.

Üçüncül koruma; meydana gelen hastalıkların tedavisi ve uygun diyetle hızlı bir şekilde iyileştirilmesidir.

Malnutrisyon, beslenmenin içerik ve/veya miktar açısından yetersiz olması sonucunda, vücudun gereksinimlerine karşın, sağlanan enerji ve besin öğelerinin yetersiz kalmasından kaynaklanan klinik durumdur.

Su: Su, yaşımız ne olursa olsun vücudumuzun en temel ihtiyaçlarındandır. Suyu bol tüketmek sağlımız içinde önemlidir. Su sayesinde vücudumuza kalsiyum, magnezyum ve sodyum gibi mineraller girer. Bebekler ise ilk altı ayda su ihtiyaçlarını anne sütünden karşılarlar. Anne sütünün hemen hemen %50 sudur. Bebekler anne sütüyle hem su ihtiyacını hem de beslenme ihtiyacını karşılarlar. Anne sütü, aynı zamanda bebeklerin hastalıklara karşı direnç kazanmasına da yardımcı olur. Bebekler ilk doğduğunda vücudun %75 i su iken insanlar yaşlandıkça su oranı % 50 ye kadar düşmektedir. Vücut her işlevinde suya ihtiyaç duyar. Bu nedenle vücudumuzun su ihtiyacını karşılamalıyız.

Beslenme Problemi Olan Yaşlılara Yaklaşım

Yaşlılıkta uygun beslenme, yaşlı bakımının en önemli bileşenleridir. Bazı fizyolojik değişiklikler nedeniyle altmışlı yıllarda beden kitle indeksi azalma eğilimi gösterebilir. Yaşlılıkta sık görülen çeşitli hastalıklar ve psikososyal faktörler nedeniyle kişinin beslenme durumu bozulabilir.

Yaşlılarda beslenme yetersizliğine neden olabilen risk faktörleri şunlardır:

  • Sosyoekonomik ve çevresel faktörler: Yalnız yaşama ve sosyal ilişkilerin azalması, yetersiz ekonomik gelir, beslenme konusundaki bilgisizlik
  • Psikolojik bozukluklar
  • Kronik hastalıklar
  • Diş kaybı ve ağızda ağrı