Ünite 4: Kırık, Çıkık ve Burkulmalar ve Diğer Acil Durumlarda İlkyardım

Giriş

Vücudumuzda iskelet, düz ve kalp kası olmak üzere üç tür kas bulunmaktadır.

Dokular ve Görevleri

Bedenimizin kendi basına yasayabilen ve üreyebilen en küçük birimi hücredir. Birbirine benzer hücrelerimiz bir araya gelerek dokuları oluştururlar. İnsan bedenini oluşturan dokular kısaca aşağıda açıklanmıştır.

a. Epitel doku: Bedenin dış ve iç yüzeyini kaplar. Bedenimizi koruma görevi ve dış ortamla olan her türlü iletişimini sağlar.
b. Sinir doku: Uzunluğu 1 metreyi bulabilen sinir hücrelerinden oluşur.
c. Kas doku: Kendi basına hareket edebilen bazı kan hücreleri ve sperm hariç beden-deki her türlü hareketten kaslarımız sorumludur. Kasları kemiklere bağlayan yapılara tendon denir. Yapılarına ve çalışma şekillerine göre kendi içinde üçe ayrılır. • Yürek kası: Düz kas : • Çizgili (iskelet) kas:.

Bedenimizin ürettiği toplam ısının yaklaşık yüzde doksanını kas hareketleri oluşturur. Bedenimizde yaklaşık 600 kadar iskelet kası vardır ve ağırlığımızın % 40 kadarını oluştururlar.

d. Bağ doku: Hücreler arası bir boşluk (matriks denir) ve bu boşluk içine yerleşmiş çeşitli hücre ve lif tiplerinden oluşmuş bir dokudur. Baş dokusu dört ana gruba ayrılabilir.
a. Kan ve lenf doku: Matriksi sıvıdır (plazma) ve hücreler bu sıvı içinde hareket eder.
b. Gerçek bağ doku: Yarı katı bir matriks ve içinde bolca fiber (lif) ile sıvı vardır. En az üç alt türü vardır. Bunlar: Gevşek bağ doku: Sıkı (yoğun) bağ doku: Yağ doku:
c. Kıkırdak doku: Matrikste yoğun ama elastik liier ve bunların arasında az sayıda kıkırdak hücreleri tek veya gruplar hâlinde bulunur. Üç alt türü vardır: • Hiyalin kıkırdak: Lifsi kıkırdak: Elastik kıkırdak:
d. Kemik doku: Kemikte canlılığı sağlayan hücreler vardır. Kemiklerle ilgisi olan diğer tür hücreler hariç, kemiğin yapısındaki kemik hücreler 4 çeşittir. Kök (osteoprogenitör) hücre: Osteoblast: Osteosit: Osteoklast:

Bebek ve çocukların kemikleri tam kemikleşmediği için kısmen yumuşaktır ve kolay kırılmazlar. Yaslandıkça içindeki kalsiyum miktarı azaldığı için kemiğin kırılganlığı artar.

Kemik Yapısı ve Çeşitleri

Kemik büyümesi ve tamiri için sağlıklı ve dengeli beslenmeyle beraber yeterince kalsiyum ve fosfor almak, ayrıca A, C ve D vitaminlerin dengelerine çok önem vermek gerekir.

İnsan iskelet sistemi, kemikler, kıkırdak ve bağ dokudan oluşur. İskelet, vücut ağırlığının % 20’sini meydana getirir. Yeni doğan iskeletinde yaklaşık 270, erişkinde ise 206 kemik bulunmaktadır. İskeletin görevleri,

  1. Vücudu destekler, korur ve kasların oluşturduğu kuvvet aracılığıyla hareketi sağlar.
  2. Bazı kemiklerin iliği kan hücrelerini üretir.
  3. Kalsiyum ve fosfor gibi mineralleri depolar.
  4. Kemikler, kaslarla birlikte vücut hareketini sağlamak için basit bir kaldıraç sistemi şeklinde çalışır.
  5. Bedenimizdeki kemikleri boyut ve şekillerine göre altı grup altında toplayabiliriz (Sayfa 80, Se-kil 4.1).
  6. Uzun kemikler: Uzunlukları kalınlıklarından çok olan kemiklerdir.
  7. Kısa kemikler: Uzunlukları ile genişlikleri birbirine yakın boydadır.
  8. Yassı kemikler: Genel olarak kalınlıkları boylarından çok azdır.
  9. Havalı kemikler: Üst çene (maxilla) ve alın (frontal) kemik gibi içerisinde sinüs adı verilen hava boşlukları bulunan kemiklerdir.
  10. Düzensiz kemikler: Belirli bir şekilleri yoktur. Omurga kemiklerimiz ve yüzdeki bazı kemikler böyledir.
  11. Diğer tip kemikler (Sesamoit kemikler): Bunlar kafatası kemiklerinin aralarında bulunan bazı ufak kemikler ile tendonlarımız içine yerleşmiş olan diz kapağı ve dirsek kemikleridir.

Kemiklerimizin değisik yüzey yapıları vardır. Bunlar kasların, tendonların ve ligamentlerin tutunması için çıkıntılar veya oyuklar olabilir.

Kemiklerimizin ve onların oluşturduğu iskelet sistemimizin belirli bir sekil almasında kemiklere bağlanmış kasların, tendonların ve toplam beden ağırlığının büyük etkisi vardır. Tipik bir uzun kemik yapısal olarak incelendiğinde kemiğin uç kısımlarına epifiz, ortada kalan gövdeye diyafiz denir. Diyafizin içi bir boru içi gibi bostur ama bu boşluğu sarı kemik iliği doldurur (Sayfa 81, Sekil 4.2). Yapısal olarak incelendiğinde kemiklerin en az iki ayrı çeşidi vardır.

  1. sert (kompakt) = sıkı yapı (doku)
  2. süngerimsi yapı (doku)

Sert doku periostiyumun altında yer alır. Bu doku genel olarak çok sert ve dayanıklıdır. Süngerimsi kemik doku uzun kemiklerin uç kısımlarında (epifizde), omurgamızı oluşturan omur kemiklerinde ve yassı kemiklerin iç kısımlarında bol bulunur.

Kişi yaslandıkça süngerimsi kemik miktarı azalıp sert kemik miktarı inceldiği için kemik yenilenmesi azalır. uyarır.

Kırık, Çıkık ve Burkulmalarda İlgili Hareket Sistemi Yapıları

Kırık, çıkık ve burkulmaları ilgilendiren en önemli sistemimiz iskelet sistemi ve onunla ilişkilendirilmiş olan eklem, tendon, ligament, bağ doku, kıkırdak doku ve kas dokudur. İskelet sisteminin görevleri kısaca söyle özetlenebilir:

  • Destek: Bedeni destekleyerek sekil verir. Aksi durumda bedenimiz bir et yığını olurdu.
  • Koruma: Beyin, ciğerler ve yürek gibi yaşamsal organları korur.
  • Hareket: Kaslarımıza tutunma yeri sağlar ve bir manivela görevi yaparak hareket etmemizi sağlar. İskelet sistemi olmasa çiğneme, oturma, yürüme ve koşma gibi hareketleri yapamazdık.
  • Depo: Kemiklerimiz mineralleri (kalsiyum ve fosfat gibi) ve yağı depo eder.
  • Üretim: Kan hücrelerimiz kemiklerin ilik kısmında üretilir.

İskelet sistemi toplam beden ağırlığımızın ancak yüzde yirmisini oluşturur. Kişiye göre ufak değişiklikler gösterse de yeni doğan bir bebekte 270 kadar, erişkin birinde ortalama 206 kemik bulunur. Bedenimizin en sert ve dayanıklı yapısı kemiklerdir. Sertliği içindeki kalsiyum karbonat ve kalsiyum fosfat gibi minerallerden gelir. Dayanıklılığı hem yapısı hem de kemiklerin içlerinin bos olmasından dolayıdır.

Eklem: Kemikler iskeleti oluştururken eklem adı verilen özel bağlantılarla birbirlerine bağlanırlar. Görevlerine göre eklemleri üç gruba ayırırız; oynamaz, yarı oynar ve tam oynar eklemler.

Eklem kapsülü tarafından üretilen eklem sıvısı yumurta akı kıvamındadır ve hemen bütün tam oynar eklemlerin eklem boşluğunda bulunur. Dizdeki sıvı yaklaşık 3.5 ml kadardır ve azalırsa eklem hareketlerinde zorlanmalar baslar. Bazı eklemlerin boşluğunda menisküs denen ve yine kıkırdak yapıda bir minder bulunur. Eklemi oluşturan kemik uçlarındaki kıkırdak yapılar bu minderin üstünde oturur ve eklem boşluğunu iki bölmeye ayırır. Bazı hastalıklarda ve yaslanmayla birlikte eklem kıkırdakları aşınabilir ve eklem sıvısı azalabilir. Bu gibi durumlarda eklem oluşturan kemiklerin birbirine sürtmesi sonucu hareket kısıtlanması ve ağrılar oluşabilir.

Tendon: Kasları kemiklere bağlayan bağlara tendon denir. Eklemlerimizi kapatmamıza yarayan tendona “Fleksor Tendon” denir. Eklemlerimizi açmamıza yarayan tendona ise “Extansor Tendon” denir.
Ligament: Eklemleri birbirine bağlayan hareket sırasında eklemin bütünlüğünü koruyan fibröz bağ dokusundan oluşan yapılara ligament denir.

Burkulmalarda İlkyardım

Basitçe burkulma, eklem ve etrafındaki dokuların zedelenmesidir. Burkulmalarda yapılacak olan ilkyardım
a. Soğuk uygulama
b. Burkulan bölgeyi kalp seviyesinden yukarı kaldırma
c. Burkulan bölge hareket ettirilmemeli
d. Sıkıştırıcı bir bandaj yapılmalı
e. 112 acil servise gerektiğine haber verilmeli. Burkulmalarda ilkyardımda temel amaç burkulan bölgenin hareketsiz hâle getirilerek sabit tutulmasıdır. Basit burkulmalar birkaç gün ile bir hafta içerisinde kendiliğinden iyileşebilir. Ancak çok şiddetli durumlarda hastaneye başvurmak gerekir, zarar gören bölgenin tedavisi için cerrahi müdahale gerekebilir. Burkulan bölgede gözlenen belirtiler;

  • Şiddetli ağrı,
  • Burkulan bölge ve çevresinde şişlik (ödem),
  • Kızarıklık ya da morluk,
  • Burkulan bölgede fonksiyon yada hareket kaybı gözlenebilir.

Çıkıklarda İlkyardım

Zorlanma ya da baskı sonucunda kemiklerin eklem yerinden kalıcı olarak ayrılmasına çıkık denir. Çıkan eklemler genellikle tıbbi müdahale olmadan yerine oturtulamaz. Kırıkla çıkık birbirine çok benzer durumlardır. Sağlık kuruluşlarında teşhis ve tedavi yoluna gidilmelidir. Çıkık tespit edildiğinde, hasta ya da yaralı hareket ettirilmemeli, çıkık yerine oturtulmaya çalışılmamalıdır. Eklem bulunduğu sekli ile hareket etmeyecek şekilde tespit edilmeli yani sabitlenmelidir. Hastada kanama olabileceği düşüncesiyle beden sıcaklığının korunması amacıyla hastanın üzeri örtülmelidir. Çıkık bölgenin etrafı sargıya alınıp sabitlendi ise çıkığın alt bölgesinde kalan deri kısmından derinin rengi, ısısı ve nabız alınabiliyorsa nabız kontrolü yapılmalıdır.

Kırıklarda İlkyardım

Kırıklar genel anlamda iki kategoride ele alınır.

  1. Açık kırık: Travmanın ya da diğer faktörlerin etkisiyle deri yapısının bozularak kemik uçlarının göründüğü kırık çeşitlerine açık kırık denir. Açık kırıklarda kan kaybı gözlenir.
  2. Kapalı kırık: Deri bütünlüğünün bozulmayıp sağlam kaldığı ancak kemik bütünlüğünün bozulduğu kırıklara kapalı kırık denir.

Kırığın meydana gelişi sırasında ya da meydana geldikten sonra beden üzerinde oluşturduğu olumsuz durumlar ve kırık belirtileri:

a) Kırık kemik sesi (Hasta ya da yaralı ya da yakınındaki biri bunu net şekilde ifade edebilir)
b) Hareket sınırlaması (Kırık olan bölge hareket ettirilemez)
c) Şiddetli ağrı (Kırık bölgesinde ağrı ortaya çıkar) • Kırık bölgede ödem ya da şişme
d) Şekil ya da görünüm bozukluğu
e) Ciddi kırıklarda aşırı kanama (Kan damarının kesilmesi ya da zedelenmesine bağlı)
f) Ciddi kırıklarda kan akımının durması (Kırılan kemiğin damarı sıkıştırmasına bağlı olarak dokunun kanlanamaması)
g) Kırıklara muayene ederken elle temas hâlinde gelen kırık sesi

Kırıklar yani kırık kemik uçları kan damarlarına, sinirlere ya da kaslara zarar verebilir; aşırı kanamaya yol açabilir; ciddi enfeksiyon durumlarını ortaya çıkartabilir.

Kırıklara yapılan ilkyardım müdahalesinden sonra kırık bölgesi çevresi ve kırık bölge altından mutlaka derinin rengi ve ısısı kontrol edilmelidir. Kırık kemik ve parçalarının damara yapacağı baskı kan akımında bozukluklara yol açabilir. Bu nedenle sık sık o bölgede nabız kontrolü yapılmalıdır. Kırıklarda gözlenen genel belirtiler; hareket ile artan ağrı, sekil ya da görünüm bozukluğu, ödem, fonksiyon kaybı ve hareketlerdeki sınırlamadır.

Kırık Çıkık ve Burkulmalarda Tespit Yöntemleri

Kırık bölgenin hareketsiz hâle getirilmesine tespitleme, stabilizasyon, atelleme ya da sabitleme denir. İlkyardımın temel uygulamaları koruma, bildirme ve kurtarmadır. Kırıklara müdahalede de bu temel kurallara uyulmalıdır.
Sabitleme sırasında dikkat edilmesi gereken hususlar

  • Yaralı kişinin bilinci kapalı ise 112 acil servis derhâl yanımızdaki kişiye arattırılmalıdır.
  • Solunumsal ya da dolaşımsal gibi yaşamı tehdit eden daha ciddi durumlara öncelik verilmelidir.
  • Bilinci açık ve konuşabilecek durumda ise kişi rahatlatılarak durumu ile ilgili bilgi alınmalıdır.
  • Daha ciddi durumlara müdahale edildikten sonra kırık, çıkık ya da burkulmaya müdahale edilmelidir.
  • Tespitleme yapılırken yaralı ve yaralı bölge mümkün olduğunca hareketsiz kalmalıdır.
  • Açık bir yara varsa enfeksiyonu engellemek için üstü kapatılmalıdır.
  • Tespitleme sırasında dolgu olarak yumuşak malzeme kullanılmalıdır.
  • Tespitlemede hasarlı bölge hangi pozisyonda ya da durumda ise o şekilde sabitle-me yapılmalıdır. Çıkıklar yerine oturtulmaya çalışılmamalı, kırıklar birleştirilmeye çalışılmamalıdır.
  • Doğru bir tespit için yani hareketi en az düzeyde tutmak için tespitleme kırık, çıkık ve burkulmanın üstündeki ve altındaki eklemleri de içine alacak şekilde yapılmalıdır.
  • Şiddetli ödem yani şişme olabileceği için kırık, çıkık ya da burkulan bölgedeki yüzük, saat vb. takılar çıkartılmalıdır.
  • Kırık, çıkık ya da burkuk bölgedeki nabız, deri rengi ve ısısı 3-5 dakikada bir kont-rol edilmelidir.
  • Gerektiğinde 112 acil servis hemen aranmalıdır.

Tespit Yöntemleri Nelerdir?

  • Baş ve Omurga Kırıklarında İlkyardım: Omurgayı oluşturan 33 kemikten her birine omur denir. Omurga, kafatasından baslar ve kuyruk sokumuna uzanır. Omurgada 7 adet boyun omuru, 12 adet sırt omuru, 5 adet bel omuru, 5 adet sakral (kuyruk sokumu) ve 4 adet de koksigeal (kuyruk sokumu uç kısmı) omur bulunur. İlkyardımcı kafatası veya omurga yaralanmasında aşağıdaki bulguları elde edecektir.
    • Kafatası kırıkları ve kemik uçları
    • Hasar gören bölgede kan
    • Hasar gören bölgede ağrı
    • Kol ve bacaklarda his kaybı ya da uyuşma
    • Hareketlerde azalma ya da kısıtlılık
    • Kol, bacak, ayak ya da ellerde karıncalanma
    • Baş dönmesi
    • Hafıza kaybı
    • Beyin sarsıntısı. Kafatası ve omurga yaralanmalarında yaralının bilinci kontrol edilir, yasam bulguları değerlendirilir (ABC), 112 acil servis aranır. (Sayfa 89, Şekil 4.7)

Kol ve Köprücük Kemiği Kırıklarında İlkyardım: Kemik kırıklarına kanama eşlik ediyorsa önce kanama durdurulmalıdır. Tespit öncesinde hasta ya da yaralı oturtulur. Tespit malzemeleri hazırlanır.
a. Köprücük kemiği kırıklarında öncelikle dolgu malzemesi (yumuşak olan bir bez, gazete kağıdı …) koltuk altına konarak koltuk altı boşluğu doldurulur. • Kol askısı yapılması
b. Pazı kemiği kırıklarında ilkyardımda iki adet sert tespit malzemesi kullanılmalıdır.
c. Dirsek kırığı tespitinde kol iki pozisyonda kalır.
d. Ön kol kırıklarında iki adet sert tespit malzemesi (dirsekten parmaklara kadar uzanan) gereklidir.
e. El ya da elle ilişkili kemiklerde kırık varsa kol askısı yapılmalıdır.

Kalça ve Alt Ekstremite Kırıklarında İlkyardım:

  • Kalça kemiği kırıklarında özellikle hastalar iç kanama yönünden de değerlendirilmelidir.
  • Uyluk kemiği kırıklarında elde sert uzun atel malzemesi varsa kullanılır.
  • Diz kapağı kırıklarında hastanın bacağı gergin ya da bükülü olabilir. Bacak nasıl bulunmuşsa o şekilde atelleme yapılır.
  • Bacak kemiği kırıklarında doğal boşluklar dolgu malzemesi ile doldurulur.
  • Ayak ve ayak bileği kırıklarında ilkyardım müdahalesinde kişinin ayakkabıları çıkartılmamalı, sadece ipleri gevşetilmelidir.

İlkyardım Gerektiren Diğer Acil Durumlar

İlkyardım gerektiren diğer acil durumlar olarak adlandırılan bu durumlardan bazıları;
a. Bilinç düzeyinde bayılmadan komaya kadar gidebilen bozukluklar,
b. Bedende çeşitli nedenlerle ortaya çıkan kan dolasım yetersizliği yani sok durumları,
c. Merkezî sinir sisteminde ortaya çıkan havale durumları,
d. Kan şekeri düzensizliği,
e. Kalp rahatsızlıkları,
f. Zehirlenme,
g. Çeşitli hastalıklar,
h. Tansiyonun aniden düşmesi ya da yükselmesidir.

Bilinç Bozuklukları

  • Bilinci ortadan kaldıran bu etkenlerin basında;
  • Travmatik (darbeye bağlı),
  • Kanamaya ve diğer nedenlere bağlı sok,
  • Hipertansiyon,
  • Damar tıkanıklığı,
  • İnme,
  • Kan akımı yetersizliği,
  • Epileptik sok (sara hastalığı gibi),
  • Kalp krizi, kalp yetersizliği,
  • Kan şekeri düşüklüğü,
  • Oksijen yetersizliği,
  • Hormonal dengesizlik,
  • Kan hastalıkları,
  • Hipotermi ya da hipertermi (Düşük ya da yüksek sıcaklık),
  • Zehirlenme (CO, siyanür, alkol, ağır metaller),
  • Otoimmun hastalıklar gelir.

Bilinç kaybı olan hasta ile karşılaşıldığında hemen yanımızda bulunan kişiye 112 acil servis arattırılmalı, durumla ilgili bilgi verilmelidir. Eğer olay yerinde tek basımıza isek hemen ABC değerlendirmesi yapılmalıdır.

Bayılma ve Bayılmalarda İlkyardım: Bayılan bir kişi ile karşılaşıldığında ilkyardımcı öncelikle kendisinin, çevresinin ve yaralının güvenliğini sağlamalıdır. Bu işlemi gerçekleştirdikten sonra hasta ya da yaralının yanına gelerek nasılsın seklinde sözel uyarılar verirken bir yandan da yetişkinlerde ve çocuklarda omuz baslarından hafifçe vurarak-sarsarak, bebeklerde ise ayak tabanına vurarak bilinç durumu kontrol edilir. Bilinç yoksa ve yanımızda birileri varsa 112 acil servis hızla arattırılır.

Koma ve Koma Durumunda İlkyardım: Komadaki kişide beyin bir anlamda devre dışıdır. Müdahale edilmezse solunum durması gerçekleşebilir. Kişi asla yalnız bırakılmamalıdır.

Bilinç Bozukluğuna Neden Olan Rahatsızlıklar: Havale: Beden ısısının normal değerleri 36-37 °C’dir. Bu değerin aşırı yükselmesine ateş; aşırı düşmesine düşük ateş adı verilir. Beden ısısı 41 °C’nin üzerine çıkması ya da 34 °C’nin altına düşmesi ölümcüldür. Ateşe bağlı havaleler özellikle 6 ay-6 yas arasındaki çocuklarda beyin gelişimi tam olarak tamamlanmadığı için çok tehlikelidir. Ateşli havale başlangıcı için kritik ısı değeri 38 °C’dir.

Sara (Epilepsi) Krizinde İlkyardım: Beyin nöbeti olarak adlandırılan bu patolojik durumda şuur kaybı, çeşitli istemsiz hareketler, duyu, otonomik ve psisik bozukluklar görülür. Bu nöbetlerin tekrarlayarak sürekli hâle gelmesine sara hastalığı ya da epilepsi denir.

Seker Hastalığı; Ani Kan Şekeri Düşmesi ya da Yükselmesinde İlkyardım

Normal açlık kan seker değerleri yetişkin bir insanda 60- 100 mg/100 ml kandadır. Bu seviyenin üstündeki durumlara kan şekeri yüksekliği altındaki durumlara kan şekeri düşüklüğü denir. Seker hastalığı genel anlamda 2 tip olarak sınıflandırılır:
a. Tip 1 diabet: Daha çok doğuştan ya da çocukluk döneminde ortaya çıkar. Bu kişiler yaşamları boyunca bedenlerine dışardan insülin almak zorundadırlar.
b. Tip 2 diabet: Daha çok yetişkin diabet olarak da bilinir. Yan % 90 oranla en yaygın görülen diabet çeşididir.
Dolasım sisteminin esas fonksiyonu dokulara yeterli oksijen ve besin maddeleri sağlamak ve dokularda oluşan metabolik artıkları dokudan uzaklaştırmaktır. Bir organa oksijen ve besin sunumunu belirleyen en önemli faktör organın kanlanmasıdır. Bu gerçekleşmezse sok tablosu ortaya çıkar.

Şok ve İlkyardım

Şok bedende birçok yolla ortaya çıkabilir. • Bunlardan en çok rastlanılanı sıvı kaybına bağlı olarak ortaya çıkan şoktur. Sıvı kaybına bağlı ortaya çıkan şoka hipovolemik şok da denir.

  • Şokun bir nedeni dolaşım sisteminin merkezi olan kalp kaynaklı sıkıntılardır.
  • Dolaşım sisteminin kontrolü beyinde medulla oblangata tarafından yapılır.
  • Şokun diğer bir nedeni de distribütif şok başlığı altında açıklanabilir.

Kalp Spazmı ve Kalp Krizinde İlkyardım

Koroner arter hastalığının altında genetik faktörler; sigara, kolesterol yüksekliği, diyabet ve hipertansiyon yatabilir. Kalp krizlerinde aşağıdaki durumlar bir belirteçtir. Bu belirtilerin hepsi birden görülebileceği gibi sadece biri de gözlenebilir.

  • Göğüs ya da kravat bölgesinde ağrı:
  • Göğüs bölgesinde sıkışma ve daralma
  • Ölüm korkusu ve sıkıntı hâli
  • Aşırı terleme
  • Nefes darlığı ve zor nefes alma
  • Öksürük
  • Bas dönmesi, dudaklarda morarma
  • Nabızda zayıflama
  • Bayılma ve solgunluk
  • Mide bulantısı ve kusma

Kalp krizi durumu ya da şüphesi ile karşılaşıldığında ilkyardımcı panik yapmadan güvenlik tedbirlerini almalı, hasta ya da yaralının yanına yaklaşmalı, onu sakinleştirmeli, rahat nefes almasını sağlamalıdır. Kalbin is yükünü azaltmak için hastanın hareket etmesi engellenmeli, hastaya yarı oturur bir pozisyon verilmelidir. Kişi eğer ilaç kullandığını beyan ediyorsa kişiye ilaçlarını almasında yardım edilmelidir. 112 acil servise haber verilmeli, kişi asla yalnız bırakılmamalı, yasam bulguları yönünden değerlendirilmelidir.

İlkyardımın temel amaçlarını hatırladığımızda karsımıza 4 temel madde çıkar:

  1. Hayati tehlikeyi ortadan kaldırmak
  2. Yaşamsal fonksiyonların sürmesini sağlamak
  3. Durumun kötüye gitmesini engellemek
  4. İyileştirmeyi kolaylaştırmak. İlkyardımın “var olan durumun sabitliğini sağlamak, durumun daha da kötüye gitmesini engelleyecek” müdahalelerinden bir tanesi de kişiye ilkyardım sonrası uygun pozisyon vermektir. Temel olarak ilkyardımda 3 pozisyon vardır. Bunlar:
    a) Koma pozisyonu
    b) Yarı oturur pozisyon
    c) Şok pozisyonudur. Yarı oturur pozisyon kalp krizi geçirenlere, solunum sıkıntısı olanlara, göğüs bölgesinden yaralanmış kişilere verilirken şok pozisyonu hastanın nabzının hızlı ve derinden duyulduğu, solunumun hızlandığı, deri renginin soluk olduğu, derinin soğuk olduğu ve kanamanın olduğu durumlarda; koma pozisyonu yani yarı yan yatar pozisyon ise ikinci değerlendirme sırasında kişilerde sok bulguları ve yarı oturur pozisyon vermek için gerekli bulgular tespit edilmemişse verilmelidir. Tüm bunların sağlıklı bir şekilde tespit edilebilmesi içinde etkin ikinci değerlendirme yapılmalıdır. İkinci değerlendirme en az birinci değerlendirme (bilinç kontrolü, ABC) kadar önemlidir. 112 acil servisi beklerken hangi pozisyonu vermiş olursanız olun hastanın yanından asla ayrılmamalı, hastanın sürekli yaşamsal bulgularını kontrol etmeli, gerektiğinde pozisyonu değiştirmelisiniz.

Bedene Yabancı Cisim Batması ya da Kaçmasında İlkyardım

a. Deriye yabancı cisim batması: Bu tür durumlarda oluşan yara içi kurcalanmamalı, yara ovalanmamalı, enfeksiyon için gerekli tedbirler alınarak gerektiğinde en yakın sağlık kurulusuna gidilmelidir.
b. Göze yabancı cisim kaçmasında ilkyardım: Eğer göze batan cisim çok iyi tanımlanamıyorsa, gözebir cisim (çivi, tahta, demir parçası, delici alet) batmışsa göze asla müdahale edilmemeli cerrahi müdahale gerekebileceğinden en yakın sağlık kurulusuna gidilmeli ya da 112 acil servise haber verilmelidir.
c. Kulağa yabancı cisim kaçmasında ilk yardım: Kulağa cisim kaçması durumunda kulak içine kesinlikle herhangi bir sert sivri cisimle müdahale edilmemelidir.
d. Buruna yabancı cisim kaçmasında ilkyardım: Cisim çıkmıyorsa zorlanmamalı, en yakın sağlık kuruluşuna gidilmelidir. Cismi çıkarmak için sivri aletler kullanılmamalıdır.