Ünite 6: Kırgızistan Cumhuriyeti

Bağımsızlık Süreci

Kırgızistan, 1991 yılında bağımsızlığını kazanan Orta Asya Türk cumhuriyetlerinden biridir. Kırgızistan, Türk halklarından biri olan Kırgızların ülkesidir. Doğusunda Çin, güneyinde Tacikistan ve Çin, batısında Özbekistan ve kuzeyinde Kazakistan yer almaktadır.

Yüzölçümü yaklaşık 200.000 km2 olan ülke, Türkiye’nin dörtte biri büyüklüğündedir. Ülkenin yarısından fazlasını dağlık alanlar oluşturur. Dağlık coğrafyası ve suyu bol, ormanlık alanları nedeniyle dağcılık ve doğa turizminin önemli merkezlerinden biri olan Kırgızistan, “Orta Asya’nın İsviçre’si” olarak tanımlanmaktadır. Kırgızistan’da yüksekliği 7 bin metreden fazla iki, 4 bin metrenin üzerinde yirmi beş dağ vardır. Bu nedenle ekilebilir, tarıma elverişli alanlar toplam yüzölçümün ancak %8’ini oluşturmaktadır. Buna bağlı olarak da düşük bir nüfusa sahiptir. Kırgızistan’ın nüfusu 2011 verilerine göre yaklaşık 5.5 milyondur.

Kırgızistan dışında Çin, Moğolistan, Özbekistan, Tacikistan, Rusya, Afganistan, İran ve Türkiye’de toplam 1 milyon kadar Kırgız yaşamaktadır. Dağ zengini Kırgızistan ayrıca su kaynakları yönünden de ön plana çıkmaktadır. Ülkede yaklaşık 2 bin akarsu ve yine 2 binin üzerinde irili ufaklı göl vardır. Bu göller arasında Issık Köl ve Son Köl ünlü İpek Yolu güzergâhında oldukları için tarihî bir öneme de sahiptir. Yaklaşık 1.600 metre yükseklikte volkanik bir dağ gölü olan Issık Köl, kışın bile donmadığı için “ıssık” (sıcak) olarak adlandırılmıştır. Ayrıca, Issık Köl dünyadaki en büyük ikinci dağ gölüdür.

Kırgızistan idari olarak “oblast” adı verilen yedi il ve il statüsündeki iki kente (Bişkek ve Oş) bölünmüştür. Bu iller Çüy, Issık Köl, Talas, Narın, Celalabad, Oş ve Batken’dir. Ülke, doğu-batı doğrultusunda uzanan dağlarla kuzey ve güney olarak ikiye bölünmüş durumdadır.

Kırgız SSC, Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecinde 31 Ağustos 1991’de bağımsızlığını ilan etti ve “Kırgızistan Cumhuriyeti” adını aldı.

İç Politika

Devlet Yönetim Sistemi

Kırgızistan bağımsız olduğu 1991 yılından günümüze kadar süren bir siyasi karışıklık içine girdi. İlk Cumhurbaşkanı Askar Akayev 2005 yılında bir halk hareketiyle iktidardan uzaklaştırıldı. İkinci Cumhurbaşkanı Bakiyev, Akayev’e karşı siyasi muhalefet hareketinin liderlerinden biriydi. Büyük bir halk desteğiyle seçildiği halde kısa zamanda Akayev benzeri bir siyaset izlemeye başladı. Sonuçta o da 2010 yılındaki halk isyanında koltuğunu terk etmek zorunda kaldı.

Devrimden sonra iş başına gelen geçici cumhurbaşkanı Roza Otunbayeva, “otoriter yönetimin geri gelmesini imkânsız hale getirecek” yeni bir siyasi sistem kurmayı vaadetti. Herkesin üzerinde birleştiği bir nokta vardı.

Cumhurbaşkanının yetkileri çok fazlaydı, bu da kötüye kullanımlara müsait bir siyasi sistem ortaya çıkartıyordu.

Kıgızistan’ın en üst devlet görevlisi altı yıllığına seçilen cumhurbaşkanıdır. Yeni düzenlemeyle ikinci defa seçilme hakkı kaldırılmıştır. Günümüzde Kırgızistan cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev’dir.

Kırgızistan Meclisi Cogorku Keneş’te temsil edilen partiler şunlardır:

  • Ata Curt (atayurt) Partisi,
  • Sosyal Demokrat Parti,
  • Ar Namıs (ar namus) Partisi,
  • Respublika (cumhuriyet) Partisi ve
  • Ata Meken (atayurt) Partisi (Juraev 2012).

Mevcut siyasi sistem mümkün olduğu kadar çoğulcu bir yapı ortaya koymaya çalışmaktadır.

Etnik Meseleler

Kırgızistan, Fergana vadisindeki girintili çıkıntılı sınırlar ve etnik çeşitlilik nedeniyle kırılgan ve siyasi karışıklığa müsait bir etnik ilişkiler ağına sahiptir. Bağımsızlığını kazandığı 1991 yılından beri iki halk devriminin olması, binlerce kişinin hayatını kaybettiği isyan hareketleri ve Oş bölgesindeki dinmek bilmeyen etnik çatışmalar bu durumun en büyük kanıtıdır. Aslına bakılırsa Kırgızlar kendi cumhuriyetlerinde çoğunluğa sahiptir.

Günümüzde, 2011 yılı verilerine göre, Kırgızistan nüfusunun %71’i Kırgız, %14.3’ü Özbek, %7.8’i Rus ve %1.1’i ise Dunganlardan (Müslüman Çinli) oluşmaktadır (www.stat.kg). Ruslar çoğunlukla kuzey kesimlerde, Özbekler ise genelde güneyde Oş ve Celalabad kentlerinde yaşamaktadır. Bu halkların yanısıra az nüfusa sahip Uygurlar, Tacikler, Ahıska Türkleri, Kazaklar, Ukrainler, Koreliler, Kürtler ve Almanlar da Kırgızistan’da yaşamaktadır.

Eksklav, dış bölge; anklav ise iç bölge demektir. Özbekistan içinde Kırgızların yaşadığı “Barak” adında bir adet “Kırgız eksklavı” mevcuttur. Barak köyü Özbekistan topraklarıyla çevrili olduğu halde idari olarak Kırgızistan’ın Oş iline bağlıdır. Kırgızistan sınırları içinde dört Özbek ve iki Tacik anklavı mevcuttur. Söz konusu yerleşimlerde zaman zaman sınır ihlalleri ve su kullanımından kaynaklanan sorunlar çatışmalara neden olmaktadır.

Bağımsızlık Kırgızistan’a barış, huzur ve refah getirmedi. Fergana vadisindeki sınırlar değişmemişti, orada yaşayan halklar aynı etnik sorunlarla mücadele ediyordu. Bütün bunların üstüne Akayev yönetiminin yetersizliği, kötüye kullanılan siyasi yetkiler ve ekonomik çöküntü gelince Kırgız halkı sonunda isyan etti. Akayev 2005 yılındaki halk ayaklanması sonucu ülkeyi terk etti. Yerine geçen muhalefet lideri Bakiyev de kısa zamanda Akayev’in politikalarını uygulamaya başladı. Bu kez 2010 yılındaki ayaklanmayla Bakiyev de Kırgızistan’ı terk etmek zorunda kaldı. 2011 yılında yapılan seçimle yeni bir yönetim oluştu.

İktisadi Gelişmeler

Kırgızistan, komşularında bolca görülen doğal kaynakların pek çoğundan mahrum, ekonomik zorluklarla mücadele eden bir ülkedir. Sovyetler Birliği döneminin sonlarında yaşanan ekonomik darboğaz Kırgızistan’ı da etkilemiştir. Sovyet yönetiminin kaynaklarından faydalanamayan Kırgızistan’da varlıklar tükenmiş, üretim durma noktasına gelmiş, buna karşın kamu harcamaları artmıştır. Neticede 1991-1995 arasında toplam mal ve hizmet üretimi (GSYİH) 1990’daki düzeyinin de altına inmiştir.

Ekonomide küçülme, enflasyon, işsizlik ve gelirlerdeki düşüş halkın yoksullaşmasına yol açmıştır. Her ne kadar yapılan reformlar neticesinde 1996’dan sonra ekonomide iyileşme belirtileri baş gösterse de Rusya’daki 1998 krizi Kırgızistan’ı da kötü etkilemiştir. Sonrasında 2005 ve 2010 yıllarında yaşanan halk ayaklanmaları ve siyasi istikrarsızlık ülke ekonomisinin düzelmesini güçleştirmiştir

Kırgızistan’ın en önemli ihraç ürünü altındır. Kırgızistan 1998’den beri Dünya Ticaret Örgütü üyesidir. Hatta DTÖ’ne üye olan ilk eski Sovyet cumhuriyetidir. Bu nedenle Çin malları için önemli bir satış ve transfer noktasıdır. Kırgızistan, Rusya, Kazakistan, Belarus ve Tacikistan’ı içine alan Avrasya Ekonomik Topluluğu’nun da bir üyesidir. Başlıca ticaret ortakları Rusya, Çin, Kazakistan ve Özbekistan’dır.

Dış İlişkiler

Küresel Güçlerle İlişkiler

Rusya ile İlişkiler

Kırgızistan, Rusya’ya özellikle ekonomik olarak diğer Orta Asya cumhuriyetlerinden daha fazla bağımlıydı. Askerî alanda ise güçlü komşusu Çin karşısında kendini koruyabilecek kapasitesi mevcut değildi. Batılı ülkeler de sömürebilecekleri pek bir kaynak bulamadıkları Kırgızistan’la çok ilgili değildi. Tüm bu gerçeklerin farkında olan ilk cumhurbaşkanı Askar Akayev, Rusya ile iyi ilişkiler yürütmeye çalıştı.

Çin ile İlişkiler

Rusya’nın en büyük rakiplerinden biri olan Çin ile ilişkiler Stalin zamanında daha da kötüye gitmiştir. Sovyetler Birliği’nin Çin sınırındaki iki cumhuriyetten biri olan Kırgızistan’da da olası bir Çin tehdidi için askerî hazırlıklar yapılmıştır. Sovyet ideolojisiyle eğitilen Kırgızlar “gerçek sosyalizm yolundan” ayrıldığını düşündükleri Çin hakkında olumsuz düşüncelere sahipti.

Kırgızların ünlü Manas destanında, kahraman Manas, alt ettiği düşmanlar arasında Çinlileri de saymaktadır. Rus hâkimiyeti ve Sovyet dönemi Kırgız halkında oluşan olumsuz Çin algısını değiştirmemiştir.

Çin ile Kırgızistan arasındaki ilişkilerinin bir diğer etkeni enerji kaynaklarının taşınması meselesidir.

DTÖ çatısı ve güvencesi altında Çin ve Kırgızistan arasındaki ticaret daha da kolaylaşmış oldu.

ABD ile İlişkiler

Kırgızistan’ın ABD ile ilişkileri büyük oranda Manas askerî üssünün kullanımı ile ilgilidir. Aralık 2001’de Bişkek yakınlarındaki Manas havaalanı ABD tarafından askerî üs olarak kullanılmaya başlandı. Yaklaşık 1.500 ABD askeri, Manas üssüne konuşlandırıldı. Hava üssü kısa zamanda 300.000 ABD askerini Afganistan’a nakledebilecek kapasiteye ulaştırıldı. Manas üssü ekonomik sıkıntılar içindeki Kırgızistan için kısa süreli bir kaynak olarak görülüyordu.

Türkiye ile İlişkiler

Türkiye ile Kırgızistan arasındaki ilişkiler, daha Kırgızistan bağımsızlığını ilan etmeden önce başlamıştır. Türkiye’yi 29 Mayıs 1991 tarihinde ziyaret eden Kırgızistan heyeti ile ekonomik ve ticari işbirliği protokolü imzalanmıştır. Kısa süre sonra bağımsızlığını ilan eden Kırgızistan’ı tanıyan ilk ülke Türkiye oldu. İki ülke arasındaki ilişkiler bugüne dek başta eğitim ve kültür olmak üzere ticaret, ekonomik işbirliği, ulaştırma, iletişim, askerî konular ve diğer alanlarda yüze yakın anlaşma ve protokol imzalanmıştır.

Türkiye ve Kırgızistan arasında 1997’de imzalanan “Ebedi Dostluk ve İşbirliği Anlaşması” ve iki yıl sonra imzalanan “Türkiye ve Kırgızistan, Birlikte 21. Yüzyıla” bildirisi en önemli diplomatik belgeler arasında sayılabilir. Türkiye Cumhuriyeti, Kırgızistan’ı dost ve kardeş bir ülke olarak tanımış ve ilişkilerini bu çerçevede yürütmeye özen göstermiştir.

Kültürel Gelişmeler

Alfabe-Dil

Kırgızca, tıpkı Kazakça gibi Türk dil ailesinin Kıpçak koluna mensuptur. Aslına bakılırsa Kazakça ile hemen hemen aynıdır. Birkaç söyleyiş değişikliği ve alfabedeki bir iki değişik harf dışında büyük farklar yoktur. Kazakça bilen biri Kırgızcayı gayet rahat anlayabilir. Aynı durum Kırgızca için de geçerlidir. Kırgızca, diğer Kıpçak grubu dillerinden Nogayca, Karakalpakça ve Tatarcaya da yakın sayılır. Bu dillerin birbirinden uzaklaşarak tamamen ayrı birer dil haline gelmeleri Sovyet döneminde gerçekleşmiştir.

Kırgızcaya en yakın dil Kazakçadır. Her ikisi de Türk dil ailesinin Kıpçak grubuna mensuptur. Dil bilgisi ve söyleyiş olarak Türkiye Türkçesi’ne biraz uzak olsa da ortak sözcükler ve temel dil mantığı anlaşmayı kolaylaştırmaktadır.

Kırgızistan’da, tıpkı diğer Orta Asya Türklerinde olduğu gibi, önce Arap, sonra Latin daha sonra da Kiril alfabesi kullanılmıştır. Çarlık Rusya’sı devrinde Arap alfabesi kullanan Kırgızlar, Sovyetler Birliği hâkimiyetine girdikten sonra bir dönem Latin alfabesi kullandı. Son olarak 1941’de Kırgızca’ya uyarlanmış bir Kiril alfabesi kullanılmaya başladı. Günümüzde de bu Kiril alfabesi kullanılmaktadır.

Tarih Yazıcılığı

Tarih yazımı ve eğitimi, Sovyet döneminde komünist ideolojinin meşrulaştırılması ve Sovyet politikalarının haklı gösterilmesi için bir araç olarak kullanıyordu. Aslında dünyanın hemen her ülkesinde görülebilecek olan bu durum Sovyetler Birliği döneminde bir devlet politikası haline gelmişti.

Sovyet dönemindeki yasaklar bağımsızlıkla birlikte kalktı. Ancak devletlerin tarihe bakış açısı, tarih yazıcılığını siyasi bir araç olarak görmek hali değişmedi. Yeni bağımsız devletler, tarihi bu kez ulus kimliği inşasında kullanmaya başladı. Söz konusu siyaset açısında Kırgızistan tarih yazıcılığı uygun bir örnek oluşturmaktadır.

Çarlık döneminde Kırgız tarihi ve kültürüyle ilgili çalışmalar yapan bilim adamları arasında P. P. SemenovTyanşanski, N. A. Aristov, W. Barthold, K. Mannerheim ve N. Tihmenev sayılabilir.

2000 yılında Oş kentinin 3000. yıldönümü kutlamaları yapıldı. Son olarak da 2003 yılında Kırgız halkının doğuşunun 2200. yıldönümü kutlamaları yapıldı. Kırgız tarihçilere göre Kırgız halkından yazılı kaynaklarda ilk defa M.Ö. 203 yılında yazılan bir Çin yıllığında rastlanıyordu. Bu veriden hareketle cumhurbaşkanı Akayev 2003 yılını Kırgız halkının 2200. yıldönümü ilan etti. Ülke çapında kutlamalar yapıldı. Hatta Akayev büyük bir diplomatik başarı göstererek UNESCO’nun da 2003 yılını Kırgız tarihi yılı ilan etmesini sağladı.

Son dönemde öne çıkan Kırgız tarihçiler arasında A. Tabışalieva, T. Çoroev, T. D. Cumanaliev ve A. Mokeev sayılabilir. Söz konusu tarihçiler genelde Sovyet döneminde yazılan taraflı ve ideolojik tarih yazıcılığını değiştirerek daha modern bir Kırgız tarih geleneği oluşturmaya çalışmaktadır.

Eğitim Sistemi

Kırgızistan eğitim sisteminden sorumlu en üst düzey kurum Eğitim ve Bilim Bakanlığı’dır. Cumhurbaşkanı tarafından atanan Eğitim Bakanı tarafından yönetilen bakanlığın görevleri arasında eğitim politikasının tespiti, hazırlanması ve uygulanması, eğitim stratejilerinin belirlenmesi, tüm vatandaşların eğitim hakkından eşit ve serbestçe yararlanmasının sağlanması, ders programlarının belirlenmesi, öğretmenlerin atanması, sınavların düzenlenmesi, okulların denetlenmesi ve uluslararası işbirliği imkânlarının araştırılması sayılabilir. Eğitim ve Bilim Bakanlığı ayrıca okul öncesi eğitimden üniversiteye kadar tüm eğitim kurumlarının idaresinden de sorumludur. Bu eğitim kurumlarıyla ilgili bütçe ve harcamaları hükûmet adına Eğitim Bakanlığı yapar.

Kırgızistan’da eğitim 5 yaşında okul öncesi sınıflarla başlar. Okulöncesi eğitimden, yani 1. sınıftan yaklaşık 14 yaşında tamamlanan 9. sınıfa kadar eğitim mecburidir.

Kırgız öğrenciler 10 ve 11. sınıflarda normal lise ya da meslek lisesi tercihi yapar. Bazı liseler üç yıllık eğitim vermektedir. Sonrasında üniversiteye devam edebilirler.

Eğitim öğretim yılı ilk ve ortaöğretim kurumlarında Eylül ayında başlayıp Mayıs’ta sona erer. Üniversitelerde ise Eylül ve Haziran arasındadır. Öğretim yılı iki yarıyıla ayrılmıştır. Kırgızistan’da eğitim dili devlet dili statüsündeki Kırgızca ve resmî dil statüsündeki Rusça’dır. Ayrıca bölgelere göre Özbekçe ve Tacikçe de eğitim verilebilmektedir.

Edebiyat

Kırgız edebiyatının kökenleri sözlü edebiyata dayanır. Kırgızlar, tıpkı Kazaklar gibi XIX. yüzyıla kadar yazılı bir edebiyata sahip olmamış, edebi eserlerini sözlü edebiyat türlerini kullanarak vermişlerdir. Bu türler arasında en çok bilineni destandır. Kırgız edebiyatının en ünlü destanı ise tüm dünyada tanınan Manas Destanı’dır.

Manas Destanı tam olarak ilk defa W. Radloff 1869 yılında Sarıbağış boyuna mensup bir manasçıdan derleyerek Rusça’ya çevirmiştir. Manas Destanı’nı ezberleyip belli bir usulle, tören edasıyla okuyan kişilere “manasçı” adı verilmektedir. Kırgızların tek destanı ve halk edebiyatı örneği Manas Destanı değildir. Diğer destanları okuyan anlatıcılara “ırçı” ya da “comokçu” da denmiştir. Çeşitli Manas Destanı varyantları ortalama 400 bin dizeden oluşmaktadır. Bu nedenle dünyanın en uzun destanları arasında yer alır.

Kırgız edebiyatı 1924 yılında ilk Kırgızca gazete olan Erkin Too’un (özgür dağ) çıkmasıyla hızla gelişti. Günümüzde de yayınlanmaya devam eden Erkin Too’da şiirden romana kadar her türlü edebiyat eserini görmek mümkündü. En çok rağbet gören edebi türler şiir ve “povest” adı verilen uzun hikâyelerdi. Bu yıllarda Kasım Tınıstanov’un yansıra Bayalinov, Bokonbayev, Cantoşev, Elebayev, Karaçev ve Sıdıkbekov gibi yazarlar modern Kırgız edebiyatının temellerini attı. Kırgız Yazarlar Birliği 1934’te başkent Frunze’de kuruldu.

1965 yılında ünlü Kırgız halk ozanı Toktogul Satılganov (1864-1933) adına bir ödül verilmeye başladı. Toktogul Ödülü alan yazarlar arasında Cantoşev, Sıdıkbekov ve Cengiz Aytmatov da yer alıyordu.

Hiç şüphesiz en ünlü Kırgız yazar Cengiz Aytmatov ’dur (1928-2008).

Basın

Kırgızistan basını komşularıyla kıyaslandığında daha serbest bir görünüm arz etmektedir. Kırgızistan’da günümüzde 30 kadar günlük gazete yayınlanmaktadır. Bunlar arasında sekiz gazete devletin yayın organlarıdır. Ayrıca ülkenin en büyük yayın kuruluşu Uçkun da devlete ait olup gazete ve dergi de yayınlamaktadır.

Kırgızistan’da en çok tercih edilen medya organı televizyondur. Ülkede yaklaşık 20 televizyon kanalı mevcuttur. Ancak bu alanda da devlet hâkimiyeti gözlemlenmektedir. Rusça yayınlar daha çok tercih edilmektedir. Kırgız hükûmeti bu durumun önüne geçebilmek amacıyla çıkardığı bir kanunla televizyon yayınlarının en az yarısının Kırgızca yapılması zorunluluğunu getirmiştir.

Kırgızistan’da yayınlanan başlıca gazeteler arasında, Super İnfo, Erkin Too, Alibi, Agım, Kerege, Maydan, Kırgız Tuusu, Veçerniy Bişkek, Slovo Kırgızstana, Delo No, Respublika ve MSN sayılabilir.

Devlet televizyonu Kabar TV en büyük televizyon kanalıdır. Ayrıca Piramida, NTS ve 24.kg gibi özel televizyon ve haber ajansları da mevcuttur.

Kırgızistan’da yaklaşık 2 milyon internet kullanıcısı vardır. Sosyal paylaşım ağları ve internet haberciliği bir hayli rağbet görmektedir.