Ünite 2: Kelime Türleri

Kelime Türleri

Kelime türleri; söz dizimini, biçim bilgisini, anlam bilimini ve sözlükçülüğü ilgilendiren bir konudur. Kelime türlerinin kaç gruba ayrılacağı, bir kelimenin hangi gruba dâhil olacağı; hangi alanın ölçütlerinin kullanıldığına göre değişir.

Anlam Bilimi ve Sözlükçülük Açısından Kelime Türleri

Kelimelerin, yine kelimeler yardımıyla tanımlayabildiğimiz belli anlamları; başka bir deyişle gösterilenleri vardır.

Bu anlamlar; sözlükteki biçimleriyle somut, ortada olan bir kavrama işaret etmekten çok bilgi, içine doğulan kültür, yaşanılan çevre gibi farklı nedenlerle değişebilen kavramların veya eylemlerin ismidir.

Bir dilin kelimelerini genel olarak iki gruba ayırabiliriz: Bunlardan birincisi, bir bağlam olmadan sözlükte tanımlanabilecek anlama sahip olan, bu nedenle anlamlı kelimelerdir. Bu tür kelimelerin sözlüksel anlamları vardır. İkinci grup ise bağlam olmadan tanımlanabilecek bir anlam taşımayan, sözlüklerde görevi belirtilen; ancak cümle içinde belli ilişkileri gösteren işlevli kelimelerdir.

Sözlüklerde tanımlanan madde başlarına, kaç kelimeden oluştuklarına bakılmaksızın sözlükbirim denir. Ancak sözlükçülük açısından tanımlanma ihtiyacı duyulan üzüm üzüme baka baka kararır gibi bir örnek, biçim bilgisi açısından yalın veya çekim eki almış kelimelerden oluşur.

Söz Dizimi Açısından Kelime Türleri

Sözlüklerde anlamlı veya işlevli ögeler olarak yer alan kelimeler; cümlede, işlevlerine ve bu işlevleri yerine getirirken bulunabildikleri pozisyonlara göre belli gruplara ayrılır. Bu, öncelikle söz dizimini ilgilendiren bir konu olmakla birlikte işlevlerin ortaya çıkmasında, dilin yapısı gereği, kelimeler bazı ekleri aldığı için, konu biçim bilgisini ve sözlükçülükten daha dar anlamda, anlam bilimi de ilgilendirir.

Biçim Bilgisi ve Söz Dizimi Açısından Kelime Türleri

kelimeler; türetme ve çekim imkânlarıyla cümlede söz dizimsel işlevleri yerine getirirken alabildikleri ekler göz önünde bulundurularak dokuz türe ayrılacaktır:

  1. İsimler: ağaç, taş, güzellik, sevgi
  2. Sayılar: bir, iki, üç, otuz, yüz
  3. Sıfatlar: güzel (kız), hızlı (araba), uslu (çocuk), bir (gün), bu (zamanlar)
  4. Zarflar: güzel (konuş-), hızlı (yürü-), çabuk (gel-), niçin (bak-), nasıl (söyle-); pek (çok), en (iyisi)
  5. Zamirler: ben, sen, onlar, bu
  6. Fiiller: al-, de-, sor-, koş-, sev
  7. Bağlaçlar: ama, fakat, ve, ile, hem … hem
  8. Edatlar: ile, doğru, rağmen
  9. Ünlemler: ah, hay Allah

Türkçede, bazı dillerde görülen ön takılar yoktur, buna karşılık kelimelerden sonra gelen ve onların başka kelimelerle ilişkisini gösteren edatlar vardır. Edatlar, kaynaklarda son takılar ve ilgeçler olarak da geçer.

Sadece biçim bilgisi ölçütlerini kullandığımızda kelimeleri, anlam değiştirmeyen çekim ekleriyle çekimlenebilenler ve çekimlenemeyenler biçiminde iki gruba ayırabiliriz.

İsimler, sayılar, sıfatlar, zarflar ve zamirler; isim soylu kelimeler olarak da bilinirler. İsimler, sıfatlar ve zarar arasında türetme açısından ortaklık vardır.

Kelime türlerini belirlerken türetmeye uygun olup olmamalarını da bir ölçüt olarak kullanabiliriz. Buna göre isimler, sıfatlar, zarflar ve fiiller açık kelime türleridir.

Buna karşılık sayılar, zamirler, ünlemler, bağlaçlar ve edatlar kapalı bir grup oluşturur. Bu gruptaki kelimeler, isim soylu kelimeler ve fiillerle karşılaştırılınca hem sayıca azdır hem de yeni kelime türetmeye elverişli değildir.

Yapılarına Göre Kelimeler

Kelimeler, yukarıdaki gruplardan hangisine dâhil olduğundan bağımsız olarak yapılarına göre basit, türemiş ve birleşik olarak üç gruba ayrılırlar. Herhangi bir yapım eki almamış, sadece kökten ibaret olanlar basit kelimelerdir. Anlam değişikliği yaratmayan çekim eklerinden birini almış, kök hâlindeki kelimeler de basittir. Bir köke yapım eki eklenmesiyle ortaya çıkmış olanlar türemiş kelimelerdir.

İsimler ve fiillerle karşılaştırılınca bağlaçlar, edatlar, sayılar ve zamirlerin birleşik kelimelerde kullanılmaları alışılmış değildir. Birleşik kelimelerle kapalı gruplara ait yeni kelime oluşturmak da alışılmış değildir. Bu üç grubun yanında Türkçedeki diğer söz yapım yollarıyla ortaya çıkmış, yapım konusunda ele alacağımız kelimeler de vardır. Örneğin kısaltmaları bunlar arasında sayabiliriz. Kısaltmalar, söz dizimi ve biçim bilgisi bakımından diğer kelimelerden farklı davranmazlar. Kısaltmaların bir kısmı kalıcı isimlere dönüşebilir.

İsimler

Somut ve soyut varlıkları göstermek için kullanılan isimler, cümle içerisinde bir isim unsuru olarak işlev görürler. Biçim bilgisi açısından bakınca aldıkları çekim ekleri açısından diğer kelime türlerinden ayrılırlar. İsimler çekim eki olarak sırasıyla çoğul, iyelik ve durum eklerini alır. Soru cümlelerinde soru enklitiği en sona gelir.

Belirtili tamlamalarda belirli olma, bilinme, tek bir ögeyle ilgili olma söz konusu iken belirtisiz tamlamalar genel anlamlar taşır. Belirtisiz tamlamalar Türkçenin en yaygın birleşik kelime yapma yollarından birini oluşturur.

İsimlerde Cinsiyet

Bazı dillerde, örnek olarak Almancada, doğal cinsiyetle ilgisi olmayan dilbilgisel cinsiyet vardır; bütün isimler bir dilbilgisel cinsiyete sahiptir.

Türkçede dilbilgisel cinsiyet yoktur. Bazı isimler doğal cinsiyeti gösterse de bunun dilbilgisine bir yansıması olmaz.

Dilbilgisel cinsiyetin bulunduğu bazı dillerden Türkçeye giren isimlerin eril ve dişil biçimleri bulunabilir.

Türkçede, cinsiyet ayrımı olmayan sözlerde cinsiyet belirtilmek istenirse söz dizimi araçlarına başvurulur ve bayan / kadın veya erkek gibi sıfatlar kullanılır.

Cinsiyetin belirli bir rol oynadığı alanlardan biri, kişi isimleridir. Çocuklara Arapça kökenli isimler verilirken, dilbilgisel cinsiyete dikkat edilmektedir.

Türkçe kökenli isimlerde ise erkek veya kadın ismi olarak kullanılması daha alışılmış olanlar vardır. Ancak hem erkek hem kadın ismi olabilen isimler de bulunmaktadır.

Anlamlarına Göre İsimler

İsimlerin sınıflandırılmasında kullanılan anlamsal ayrımlardan biri, gösterilenlerinin somut veya soyut olmasıyla ilgilidir. Somut isimler görülebilir, ölçülebilir bir yapısı olan nesneleri; soyut isimler ise bir şekle büründürülmeleri güç olan kavramları gösterir.

İsimler, gösterdikleri nesnenin özel veya genel olmasına göre de özel isim veya tür ismi olarak iki gruba ayrılır.

Özel isimler, mevcut varlıkların ismi olabilecekleri gibi tarihte var olmuş, gerçek veya kurgusal varlıkların ismi de olabilir. Tür isimleri, genel olarak türleri gösterirken özel isimler, örneğin kişi isimleri, gösterende bir değişme olmadığı hâlde her seferinde farklı bir gösterilene işaret eder.

Sayılar

Sayı isimleri bazı çalışmalarda ayrı bir kelime türü olarak değerlendirilir (Lewis, 1986; Johanson,1998).

Biçim bilgisi açısından sayıların ayrı bir kelime türü olarak görülmelerini gerektirecek birtakım özellikleri vardır. Temel sayı isimleri dışındaki sayıların ifadesinde görülen özel durumlar ve sayı isimlerinin türetim ve işlevlerindeki özellikler bu yargıyı destekler durumdadır.

Eş zamanlı olarak bakınca, ünlü uyumları sonucu yapıları oldukça belirsizleşmiş olmakla birlikte, Anadolu ağızlarında bile hâlâ bu gelişmenin ipuçlarını veren örneklere rastlamak mümkündür.

  • Sıra sayı isimleri, –(X)ncX ekinin sayı isimlerine getirilmesiyle oluşturulur. Ek, sayı öbeklerinin sonuna gelir.
  • Sıra sayı isimleri, rakam olarak yazılırken rakamdan sonra konan bir nokta veya ekin açıkça yazılıp kesme işaretiyle ayrılması suretiyle gösterilir.
  • Üleştirme sayı isimleri; ünsüzle bitenlere –Ar, ünlüyle bitenlere ise –şAr eklerinin getirilmesiyle oluşturulur.
  • Aralarında çarpım ilişkisi olan sıfat tamlaması biçimindeki on bin, yüz milyon gibi sayı isimlerinde üleştirme eki; öbeğin iki ögesine de eklenebilir.
  • Üleştirme, ayrıca, sayının tekrarıyla da gösterilebilir
  • Kesir sayı isimleri ise bütünü oluşturan sayı ismine bulunma durumu ekinin eklenmesi ve onu ilgili parçayı gösteren sayı isminin takip etmesiyle gösterilir.
  • Sayıların yaklaşık olarak ifadesinde sayı tekrarları kullanılır.

Sıfatlar

Sıfatlar, bir ismin gösterdiği varlığın özünde olan bir niteliği veya özünde olmamakla birlikte onunla ilgili bir özelliği gösteren kelimelerdir.

Söz dizimi açısından sıfatlar, tek başlarına cümle ögesi olamaz; ancak bir ismin tamlayanı olarak kullanılabilir. Bir sıfatla, sıfatın bağlı olduğu isim arasına ya söz dizimi açısından eş değer sıfatlar ya da isimle birlikte tamlanan kısmı oluşturan sıfatlar girebilir.

Sıfatlarla İsimler Arasındaki Farklar

Sıfatların yapı açısından isimlerden ayrılan yönleri yoktur. Türkçede, isimden bağımsız bir kelime türü olarak sıfatın bulunmadığı şeklinde yaygın bir görüş varsa da bu doğru değildir. Her şeyden önce her isim sıfat olarak kullanılamaz. Özel isimler ve bazı eklerle türemiş olan isimler bunlardandır.

Sıfat Türleri

Sıfatlar, bağlı bulundukları ismin bir özelliğini gösteren niteleme sıfatları ve isimleri sayı, soru, gösterme gibi açılardan belirginleştiren belirtme sıfatları olmak üzere iki gruba ayrılır.

Niteleme Sıfatları

Niteleme sıfatları isimlerin bir özelliğini, bir niteliğini gösterir. Anlamsal açıdan, nitelediği isimle niteleme sıfatı arasında, belirtme sıfatlarıyla isimler arasında olduğundan daha sıkı bir kaynaşma bulunur.

Belirtme Sıfatları

Nesnelerin özünde olmayan bir özelliği bir şekilde belirten sıfatlar; işaret sıfatları, sayı sıfatları, soru sıfatları ve belirsizlik sıfatları olmak üzere dört gruba ayrılır.

İşaret Sıfatları

Bu sıfatlar tamladıkları isme işaret eder, onun görece uzaklığını gösterir.

Sayı Sıfatları

Sayı sıfatları, tamladığı ismin sayısını gösteren sıfatlardır. Sayı isimlerinin sayı sıfatı olarak kullanılmasıyla oluşurlar.

Soru Sıfatları

Soru sıfatları, tamlayanı oldukları ögeleri soru açısından belirten sıfatlardır. Soru sıfatının söz dizimindeki yeri, sorunun konusu olan sıfatın yeridir.

Belirsizlik Sıfatı

Tamlanan durumundaki isim ögesini genellikle sayı, miktar gibi yönlerden belirten bir, kimi, bazı, bütün, her, çoğu gibi sıfatlara belirsizlik sıfatları denir.

Zarflar

Zarar; herhangi bir çekim eki almadan bir fiili zaman, yer, durum, azlık, çokluk, soru gibi çeşitli açılardan niteleyen isim soylu kelimelerdir. Zarar çekim eki almadan fiile bağlanır.

Dilbilgisi kitaplarında, bir sıfatı ve bir başka zarfı niteleyen kelimeler de zarf olarak kabul edilir.

Zamirler

Zamirler, kelime türleri içinde sayıca en az ama işlevce en geniş grubu oluşturur. Zamirleri tanımlarken kullanabileceğimiz çeşitli ölçütler vardır. En bilinenleri, söz dizimsel ve anlamsal ölçütlerdir.

Zamirler sadece isimlerin değil isim öbeklerinin, hatta bazı cümlelerin yerine de kullanılır.

Zamirleri belirlerken kullanabileceğimiz biçim bilgisel ölçütler de vardır. Her şeyden önce zamirler, kapalı bir grup oluşturur.

Zamir Türleri

Zamirlerin kişi, dönüşlülük, soru, gösterme, belirsizlik gibi türleri vardır. Kişi zamirleri; konuşan ben, kendisiyle konuşulan sen ve konuşmaya konu olan o olmak üzere üçe ayrılır. Dönüşlülük zamiri olarak Türkiye Türkçesinde kendi kullanılır. Kişi zamirlerinden farklı olarak kendi, çekimde iyelik alır. Soru zamiri olarak kim ve ne kullanılır. Kim insanları, ne insan dışındaki varlıkları gösteren isimlerin yerine kullanılır. İşaret zamirleri, işaret sıfatı olarak da kullanılan ögelerdir. Bu, yakında bulunanı; şu, görece daha uzakta olanı ve o ise görece en uzakta olan veya konuşmaya konu olan nesneyi gösterir. Belirsizlik zamiri olarak kimse kullanılır. Ancak sıfat tamlamalarında olduğu gibi tamlanan olmaz ise bazı, kimi gibi kelimeler de belirsizlik zamiri işleviyle kullanılabilir.

Fiiller

Fiiller anlamca hareket, oluş, kılış vb. gösteren; fiillerden türetilen yeni kelimelere taban oluşturan ve fiillere gelen çekim eklerini alan, söz diziminde bitmiş veya bağımlı cümlelerin yüklemi olarak kullanılan kelimelerdir.

Fiiller, biçim bilgisel açıdan isim soylu kelimelerden her şeyden önce türetmede alabildikleri eklerle ayrılır. Fiile gelen yapım ekleri ile isimlere gelen yapım ekleri farklıdır. Fiillere ancak fiil yapım ekleri gelebilir. Fiiller cümle içinde kullanılabilmek için bir çekim ekine veya fiilimsiye ihtiyaç duyar. Aldıkları çekim ekleri isimlere gelen çekim eklerinden farklıdır.

Bağlaçlar

Bağlaçlar, kelime türleri içinde kapalı gruplardan biridir. Tek başlarına kullanıldıklarında bir nesneye, bir varlığa işaret etmez. Sözlükte tanımlanabilecek bir anlama değil dilbilgisel bir anlama sahiptir; anlamları ancak bağlam içinde ortaya çıkar.

Türetme için uygun olmamaları ve çekim eki almamaları, söz diziminde kelimeleri, öbekleri ve cümleleri birbirine bağlamaları; bağlaçları diğer kelime türlerinden ayıran en önemli özelliklerdir

Sıralama Bağlaçları

ve, ile: Bu iki bağlacın söz dizimindeki görevi; söz dizimi açısından aynı işlevle kullanılan ögeleri, öbekleri, cümleleri birbirine bağlamaktır. ilâ: Sayılar arasına gelerek “kadar” anlamı verir.

veya, yahut: İkisi de sıralama bağlacıdır. Her ikisi de bağladıkları eş değer durumdaki kelime, öbek veya cümlelerden birinin tercihini gösterir.

ya … ya (da)…: Bağladığı ögelerin önüne gelerek ancak, veya, yahut bağlaçları gibi alternatif iki ögeden birinin tercihini gösterir.

… dA … dA, hem … hem …: Bağladıkları ögelerden ikisinin de yüklemin gösterdiği eyleme dâhil edildiğini gösteren bağlaçlardır. Aralarındaki fark şudur: … dA … dA söz dizimi açısından bağladığı ögelerin sonuna gelirken hem .. hem … başa gelmektedir.

ne … ne…: Bağladığı ögelerin her ikisinin de yüklemin gösterdiği işe dâhil edildiğini gösteren bağlaçlardan farklı olarak ne… ne … bağlacı, bağlanan ögelerin hiçbirinin olumlanmadığını veya gerçekleşmediğini ifade eder.

Cümle Başı Bağlaçları

Fakat, lakin, ancak, yalnız, ama, keşke, yeter ki, sanki, hatta, çünkü, ne ki gibi cümlelerin başına gelerek bir önceki cümle veya cümlelerle sonra gelen(ler) arasındaki çeşitli anlam ilişkilerini gösteren bağlaçlardır.

Sona Gelen Bağlaçlar

Değil, dahi, dA, bile gibi bir kelimenin, öbeğin, cümlenin sonuna gelerek anlamı kuvvetlendirme, bir ögeyi öne çıkarma, olumsuzluk gibi çeşitli anlam ilişkilerine işaret eden ögelerdir.

Edatlar

Farklı kaynaklarda edatlar, son çekim edatları, son takılar gibi terimlerle de gösterilir. Edatlar türetmeye elverişli değildir. İsim soylu kelimelerin, yalın veya durum eki almış biçimiyle birleşir. Anlamlı kelimeler, tamlamalar ve öbeklerden sonra onların başka kelimelerle söz dizimsel ve anlamsal ilişkilerini göstererek anlamını güçlendirip sınırlayabilir. Batı dillerindeki ön takıların [preposition]

Türkçe karşılıkları gibi kullanılır ve yabancı kaynaklarda postposition olarak adlandırılır. Tek başlarına cümle ögesi olamazlar.

Ünlemler

Çeşitli duyguları, heyecanları ifade eden kelimelerdir. Yansıma seslerden de oluşabilir. Duyguları anlatan asıl ünlemler yanında (ah, vah), seslenme (hey, yahu), sorma (hani, niçin), gösterme (işte, aha), cevap (evet, hayır) işlevli ünlemler de vardır. Ünlem olarak kullanılan kelimeler, çekim eki almaz; ancak isimleşirse çekimde iyelik eklerini alır.

Tür Değiştirme

Tanımlanan türlere ait kelimeler, söz dizimindeki yerlerinde ve biçim bilgisi özelliklerinde değişiklik olmak suretiyle de tür değiştirebilir. Örnek olarak fiiller ekler yardımıyla, yukarıda da işaret edildiği gibi, fiillere özgü olan durum ekleri almış cümle ögelerini yönetebilme özelliğini kaybetmeden fiilimsilerle isim, sıfat ve zarf olarak kullanılabilir. Fiiller, cümlede doğrudan alıntılanarak isim gibi kullanılabilir.