Ünite 6: Kazak Modernleşmesi

Kazakistan Tarihi (XVIII. Yüzyıla Kadar)

Bronz Çağı’nda (MÖ 2. binyıl) Andronovo kültürü adı verilen insan yerleşimleri, Kazakistan’ın büyük kısmında arkeologlar tarafından tespit edilmiştir. Sonrasında ise, İskitler adıyla tanınan ve sanat tarihi açısından büyük bir öneme sahip ‘hayvan sanatı’nı üreten göçebeler, Kazakistan bozkırında hâkim olmuşlardır.

Bu halkların etnik ve dil aidiyetleri konusunda kesin bir bilgi yoktur, bu nedenle yalnızca spekülasyon yapılabilir, Türkî olsalar da Kazaklarla doğrudan bir bağ kurulması zordur. Ancak, Moğol istilası öncesi ve sonrasında bulunan Türk ve Moğol kabileleriyle Kazak kabileleri arasında devamlılık bulunmaktadır. Kazaklar, çeşitli dönemlerde bu bozkırlarda göçebe olarak yaşayan Türk soylu toplulukların kalıntılarının birleşmesi ve çeşitli Sibirya kavimleri ile bazı Moğol boylarının bu birliğe katılması ile yaklaşık olarak XV. yüzyılda oluşmuştur.

Moğol hâkimiyeti döneminde Özbek hanı Ebulhayr’ın tebaasından bir grup göç ederek Çu ve Talas nehirleri arasındaki bölgeye yerleşmiştir. Bu ayrılan Özbekler; “özgür”, “serbest”, “cesur” anlamında “Kazak Özbek” veya “Kazak” olarak tanınmışlardır. Zamanla Kazaklar göçebe, Özbekler ise yerleşik bir yaşam tarzı sürdürmüşlerdir. Bir kargaşa döneminin ardından Özbeklerin bir kısmı Özbek-Kazaklara katılmıştır.

XV. yüzyılın sonu ve XVI. yüzyılda Kazaklar Hazar Denizi’nin doğusu ve Aral Denizi’nin kuzeyinden İrtiş Irmağı ve Altay Dağları’nın batı yamaçlarına kadar uzanan bir göçebe imparatorluğu kurmuşlardır. Kısa zamanda siyasi ve hanedan farklılıkları etnik farklılığa dönüşmüş ve Özbek-Kazaklar sadece Kazak olarak tanınır hale gelmişlerdir. Burunduk Han ve Kasım Han dönemlerinde 200.000 atlıyı seferber edebilen ve bütün komşularının korktuğu etkin siyasi ve askerî güç oluşturmuşlardır.

Kasım Han dönemi bağımsız bir Kazak Hanlığı’nın başlangıcı olarak görülür. Kasım Han’ın peş peşe hüküm süren üç oğlu döneminde hanın otoritesinde zayıflamayla birlikte Kazak kabilelerinin “cüz” adı verilen üç ana gruba bölünmesi süreci de başlamıştır. Bu sözcük Rusçaya ve diğer batı dillerine genellikle “orda” olarak çevrilmiştir.

1550’lerin sonunda Hak Nazar Han bağımsız bir politika izlemiş ve üç cüzü birleştirmiştir. XVI. yüzyılın ikinci yarısında batı sınırında Moskova Çarlığı yeni ve kuvvetli bir komşu olarak ortaya çıkmıştır. XVII. yüzyıl parçalanma başlamış ve sürekli bir hale gelmiştir. Kazak merkezî yönetimi çok zayıflamış ve çok sayıda küçük yönetici arasında yok olmuştur. Tavke olarak ta bilinen Tevekkül Muhammed Han bazı savaşlarda başarılı olmuştur. “Adat” denen geleneksel Kazak hukuk sistemiyle İslami kuralların karışımından oluşan ve “Yedi Yargı” denen bir kanun hazırlatmıştır.

Yedi Yargı savunma ve ceza amaçlı ilkeler bütünüdür ve kırılgan Kazak siyasi yapısını bir arada tutmak amacıyla benimsenmiştir. İlk maddesi adil cezalandırma ilkesini ilan eder ve en önemlisi de kısastır. Tavke Hanın ölümünden sonra birleşik Kazak Hanlığı sona ermiştir.

Rus Yönetimi Altında Kazakistan

Rusya’nın bozkırla ilişkisi XVI. yüzyılda Nogaylar, XVII. yüzyılda Kalmuklar tarafından belirleniyordu. Kazaklar bu ilişkiye XVIII. yüzyılda dâhil olmuştur. Rus hâkimiyetine 1731-1740 yılları arasında giren Kazaklar daha güney ve doğudaki Rus siyasi ve ticari çıkarlarına engel oluşturmuşlardır. Tatar Kutluğ Muhammed Tevkelev toprakları Ural Nehri’nin doğusundan başlayan Kazak sultanlarıyla ilişki kurarak yeni vilayet merkezinin güvenliğini sağlamak ve Kazakların Rusya’ya bağlanmalarını sağlamakla görevlendirilmiştir. Değerli Kazak atlarının yanı sıra Orta Asya ile ticaret yapmak için de Kazak toprakları gerekliydi. Tatarlar Rusların bu politikalarını gerçekleştirmede önemli rol oynamışlardır.

Kazak bozkırıyla ilgili ilk reformlar 1786’da başlatılmıştır. Rus-yönetimi hanları doğrudan kendisine bağlamış ve hanların siyasi yetkilerini kısıtlamıştır. Yönetimde kendi çıkarları doğrultusunda kurallar koyan ve hanların yetkisini kısıtlayan Ruslar 1860’lı yıllarda Kazakları tamamen hâkimiyetleri altına almıştır. Kazak toprakları Kazaklara ortak kullanım için verilmiş devlet malı olarak gösterilmiş ve tüm Kazak toprakları Rusya devletinin malı sayılmıştır. Kazak bozkırı eski kabile sınırlarını dikkate almadan dört eyalete ayrılmıştır. Bu eyaletlerin başında Rus askeri valisi bulunuyordu. Kazak topraklarının ele geçirilmesi, otlakların azalmasına ve göçebelerin temel zenginliği olan hayvan sayısının düşmesine neden olmuştur. Kazak aileler komşu ülkelere göç etmek ya da yüksek vergiler ve kiralar ödeyerek uzak bölgelerde hayvanlarını otlatmak zorunda kalmışlardır.

Rus köylülerin Kazak topraklarına göçü 1860’larda başlamıştır. XIX. yüzyılın ikinci yarısında Avrupa Rusya’sındaki toprak yetersizliği Kazak bozkırlarına Tatarları da çekmiştir.

Modernleşme Süreci ve Tatar Etkisi

XVIII. yüzyıl sonunda II. Katerina Tatar dindarlaşmış göçebelerin daha uysal ve yönetilebilir olacağı inancıyla din adamları aracılığıyla İslamiyet’in etkisini artırmaya çalışmış, bölgede camiler, okullar açılmıştır. XIX. yüzyıl sonunda ise, Çarlık politikası hızla değişmiştir. Diğer Müslümanlarla dayanışmanın artmaması için görevlendirilen din adamlarının işlerine son verilmiştir. 1867’den sonra Tatar karşıtı politikayı kuvvetlendiren yeni önlemler alınmış, bunlarla aynı zamanda Kazakların İslamileşmesi durdurulmak ya da yavaşlatılmak istenmiştir. Çarlığın din politikası İslamiyet’in Kazak toplumundaki geleneksel rolünü değiştirmemiş; Kazaklar ne dindar Müslüman ne de Hıristiyan olmuşlardır.

Rusya’nın Bozkır içinde ilerleyişi, iletişim sorunu, yani tercüman ihtiyacı doğurmuştur. Siyasi ve bilimsel gerekçelerle yönetim hâkimiyeti altına giren yerler ve insanlar hakkında daha fazla bilgiye ihtiyaç duyduğundan;düzenlenen bilimsel ve ticari amaçlı seferler sonucunda Kazaklar ve diğer Orta Asya halkları hakkında Ruslar tarafından eserler yazılmıştır. Ruslar eğitim politikalarında kültürlerini ve dillerini yerleştirmeye çalışmışlardır. Bölgede Rus okulları açılmıştır. Kazak aristokrasisi üyelerinin çocukları bu okullarda okutularak kendi kültürlerini ve dillerini bilmeyen, değer ve alışkanlıklarını terk eden bir nesil yetiştirilmiştir.

Kazak Aydınları

XIX. yüzyılda Kazak aydınları iki toplum ve kültür arasında bağ kurmalarına karşılık, XX. yüzyılda Kazak toplumunun küçük bir parçası olarak devlet ve tebaası arasında arabuluculuk yapmaya ve giderek fakirleşen bir halkın kültürel ve ekonomik gelişimini sağlamaya çalışmışlardır.

XIX. yüzyılın ilk yarısında Rus Okulu mezunu aristokrat Kazakların sayısı artmıştır. Bunlar tercüman ve kâtip olarak yetiştirilmiştir. XX. yüzyıl başında ise sıradan Kazak ailelerinden gelen öğrencilerin sayısı artmış, üniversite ve yüksekokulları bitirdikten sonra öğretmen, mühendis ve doktor olmuşlardır. Öğretmen ve bilim adamı, sonradan gazeteci ve siyasetçi olarak katıldıkları Çarlık sisteminde sömürge ilişkilerini etkilemek için uğraşmışlardır.

Seküler aydınlar Rus kültür ve eğitiminden yanaydılar ve Kazakların geri kalmışlıktan kurtulmaları için Rus kültürünü Avrupa aydınlanmasına bir köprü olarak görüyorlardı. XIX. yüzyıl Kazak aydınları Batının ve Rusya’nın kültürel, teknolojik, eğitimsel gelişmelerini Kazak halkına aktarmak için çaba göstermişlerdir. Rus etkisinde kalan aydınlar arasında Çokan Velihanov, Ibıray Altınsarin ve Abay Kunanbaev sayılabilir.

Çokan Velihanov (1835-1865), Rus muhitinde yetişen aydınların tipik örneğidir. 1847’de Omsk’da açılan askeri okuldan 1853’te mezun olan öğrencilerdendir. Askerî okulu bitirdikten sonra Sibirya kıtasında görev almıştır. Rusların bir Kazak kadınını öldürmelerine dayanamayarak askerlikten ayrılmıştır. Halkının ilk modern bilim adamı olarak tanımlanır. Kazak folkloruna ait bilgileri, sözlü edebiyatının şiir ve öykülerini toplamış ve yayınlamıştır.

Rus ve Kazak kültürlerinin yoz bulduğu pek çok yönünü eleştirerek seküler Batı eğitimi ve kültürünün uygun reformlarla yürütüldüğünde halkının cehalet ve geri kalmışlığına cevap olacağını ileri sürmüş, Kazaklara cahil ve göçebe olarak bakan Rus anlayışını değiştirmiştir. Modern Kazak kültürünün gelişmesine ve Kazak yazılı edebiyatının oluşmasına önemli katkılar sağlamıştır. Genç yaşında veremden ölmüştür.

Ibıray (İbrahim) Altınsarin (1841-1887), Batı ve Kazak kültürlerini sentez etmeye çalışan grubun en tipik örneğidir. Kazakların ayrı bir millet olduğuna inan bir Kazak milliyetçisidir. Rus-Kazak öğretmen okulunu bitirmiş ve Kazakları aydınlatmayı kendine görev edinmiş iyi bir pedagogdur. İlk Kazak aydınlarından biri, folklorcu, sosyal aktivist ve yazardır.

Abay Kunanbayev (1854-1904), Batı Aydınlanma düşüncesinden etkilenmiş, Batı kültürünü benimsemekle birlikte, Kazak kültürünü de korumaya çalışan, sanatta Kazak milletini canlandıracak sosyal ve siyasal tanımlarını ilk kullanan bir Kazak aydınıdır. Abay’a göre Rusça eğitim Kazaklığın terk edilmesi değil, halkı uyandırmanın ve ulusu aydınlık bir geleceğe ulaştırmanın aracıdır. Kazak kültürüne yönelik eleştirilerini özellikle Kara Sözder adlı eserinde dile getirmiştir. Rusya’nın sömürgeci baskısından kurtulmaları için Kazakların eğitime önem vermeleri gereğini vurgulamıştır.

1905 Rus Devrimi ve Kazaklar

XIX. yüzyıl sonundan itibaren Rus sömürgeciliğinin yol açtığı ekonomik ve toplumsal sorunlar büyüyerek Kazak varlığını tehdit etmiştir. XIX. yüzyılın sonuna doğru Kazak aydınları arasında milliyetçilik eğilimi kendini göstermiş ve hain Çarlık Rusya’sı duygusu hakim olmaya başlamıştır. Rus sömürgeciliği Kazak toplumunun Rus ve Batı kültürleriyle tanışmasını istemiştir.

1905 Rus Devrimiyle birtakım özgürlükler ilan edilmiş ve Kazaklara ekonomik ve dinî konuların tartışıldığı toplantılar yapma imkânı tanınmıştır. Bu toplantılarda Türkistanlı ve Tatar mollaların başı çektiği dinî-siyasi çizgi, yerli aydınların temsil ettiği Batıcı liberal çizgi ve küçük bir grubun yöneldiği sosyalist çizgi olmak üzere üç eğilim ortaya çıkmıştır.

1905 sonunda Kazaklar ilk resmi toplantılarını Batıcı aydınların toplantısı ve Doğu aydınlarının toplantısı şeklinde yapmışlardır. İki grupta da düşünce olarak yerleşik hayata geçme, eğitim, Kazak dili ve edebiyatının gelişimi, Avrupa kültürünü öğrenmenin Kazak halkının millet olabilmesi için vazgeçilmez olduğu hakimdir. Bu hareket otlakların ele geçirilmesine ve Rus köylülerin yerleştirilmesine karşı çıkarak Çarlık yönetiminden bu toprakları geri vermesini ve Kazaklara toprak dağıtılana kadar göçün durdurulmasını talep etmiştir. Kazaklar hakkında yapılan yayınlarda bütün Rusya’yı saran hürriyet hareketinin Kazaklara da ulaştığı belirtilerek, Kazakların öncelikle kendileri için özyönetim istedikleri ve toprak meselesinin halledilmesini talep ettikleri vurgulanmıştır.

İlk Kazakça-Rusça sözlük 1883’de Taşkent’te yayımlanmıştır. Yerel dillerdeki yayınlar Çarlık yönetimi tarafında denetlendiği için Kazakça gazete yayımlama istekleri önceleri reddedilmiştir. 1870’den başlayarak Kazak aydınlarının gelişiminde ve Kazakça yazı dilinin ilerlemesinde önemli etkisi olan iki gazetenin yayımlanmasına izin verilmiştir: Türkistan Vilayetinin Gazeti ve Dala Vilayetinin Gazeti.

Dala Vilayeti Kazak yazı dilinin standart hale getirilmesinin yanı sıra kadın haklarının savunulduğu ilk ortam olmuştur. Kazakların yerleşik hayata geçmeye zorlanmasını eleştiren makalelerin yanında; Kazakları ticaret öğrenmeye ve tarımla uğraşmaya teşvik eden yazılarda yayımlanmıştır.

Petersburg’da çıkan Nur gazetesi, Kazak ülkesindeki muhabirden gelen, genellikle de Kazaklar hakkındaki haberlere, Uralsk’da 17 Kasım 1905’de çıkmaya başlayan üçüncü Tatarca gazete olan Fiker, işçiler, köylüler ve cedidçi din adamlarına yönelik yayınlara yer vermiştir.

Kazak yayıncılığında Serke önemli bir yere sahiptir. Kazak okuyucuları için 1907 yılında Tatarca yayınlanan Ülfet’e ek olarak çıkarılan ve üç dört sayı çıktıktan sonra kapanan bir gazetedir.

İlk Kazak gazetesi olan Kazak Gazeti 1907 yılında bir sayı çıktıktan sonra kapatılmıştır.

1909’da Kazak milli kimlik ve bilincinin oluşmasında etkisi olan ve Mircakip Dulatov’un şiirlerden oluşan “Uyan Kazak!” adlı Kazakları bozkıra artan Rus göçü ve göçebe kültürü ve ekonomisi üzerindeki etkisine karşı çıkmaya, karşı çıkabilmek için de Kazakları birleşmeye çağıran eseri yayımlanmıştır.

1911’de ise Kazakistan gazetesi ve Aykap gazetesi çıkmaya başlamıştır.

1913’de Kazak milliyetçi aydınları Kazak gazetesini çıkarmış, ancak bu da beş yıl kadar devam etmiş ve kapatılmıştır.