Ünite 4: Karakoyunlular

Karakoyunlu Adı

Doğu Anadolu ve İran sahasında bulunan konar-göçer Türkmen oymakları yaylakta veya kışlakta hayvanlarının birbirine karışmasının önüne geçebilmek için belli cins veya renkte koyunlar beslemekteydiler. Karakoyunluların da adlarını tıpkı Akkoyunlular gibi besledikleri koyunların renklerinden almış olmaları kuvvetli bir ihtimal olarak görünmektedir.

Karakoyunluların Tarih Sahnesine Çıkışı

Doğu Anadolu bölgesi İlhanlı Hülagü Han zamanında başlıca iki idari kısma ayrılmıştı. Bunlardan birincisi Diyarbakır, Mardin ve Musul’u içine almaktaydı. Diğeri ise Ahlat ve Van çevresi idi. 1335 yılında İlhanlı hükümdarı Ebu Said Bahadır Han’ın ölümünden sonra Moğol hakimiyeti çöküş dönemine girmiş ve Moğol Noyanları birbirleriyle çatışmaya başlamışlardı. Bu durum Doğu Anadolu’daki Türkmenlerin yavaş yavaş kendi hakimiyet bölgelerinde güçlenmelerinin yolunu açtı. Karakoyunlular Moğol Sutaylılara geniş destek verdiler. Bu esnada Akkoyunlular da Trabzon Rum Devleti’nin topraklarına saldırılara başlamışlardı. İbn-i Batuta Anadolu’yu gezdiği esnada (1334-1335) Erzurum bölgesinde iki büyük Türkmen oymağının birbirleri ile çekişmeleri yüzünden şehrin harap duruma geldiğinden söz etmektedir. Bu husus Diyarbekir’den Erzurum Kars platolarına doğru uzanan kuzey güney yönündeki yaylak kışlak yollarını denetim altına alma mücadelesinin bir parçası idi. Sutaylıların 1350’den itibaren güçlerinin zayıflaması ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan çekilmeleri ile Karakoyunlu hakimiyeti güç kazandı. XIV. yüzyılın başlarında Erciş bölgesinde beyliklerini tesis ettiler.

Bayram Hoca (1351-1380)

Bayram Hoca ile ilgili hususlar aşağıda özetlenmiştir:

  • Karakoyunluların ilk beyi Bayram Hoca’dır.
  • Hısn-ı Keyfa hakimi Melik Adil’i esir alarak ünlenmiş, daha sonra da Hüseyin Bey’i ortadan kaldırarak Türkmenlerin başına geçmiştir (1351).
  • Mardin’i kuşatarak Artuklular’a ağır zararlar vermiştir.
  • Celayirli Üveys Bey tarafından yenilgiye uğratılarak ona tabi olmuştur.
  • 1374’te Üveys’in ölümü üzerine yeniden harekete geçen Bayram Hoca, Musul, Alakilise, Hoy ve Nahçıvan havalisine hakim oldu. 1375’te Musul’u ele geçiren Pir Baba adlı Türkmen beyini mağlup ettikten sonra Musul’un idaresini yeniden kardeşi Berdi Hoca’ya bıraktı.
  • Karakoyunlu hanedanını ortaya çıkararak Musul’dan Erzurum’a kadar geniş bir sahada hakimiyet kuran Bayram Hoca 1380 yılında vefat etti. Yerine kardeşi Berdi Hoca geçti. Ancak onun Karakoyunluların başında iken etkin bir rol oynamadığı anlaşılmaktadır.

Kara Mehmet (1380-1389)

Kara Mehmet ile ilgili hususlar aşağıda özetlenmiştir:

  • Bayram Hoca’nın kardeşinin oğlu olan Kara Mehmet Bey, Karakoyunluların bölgedeki etkinliğinin devam etmesinde önemli rol oynamıştır.
  • Kara Mehmet’in Karakoyunlu tahtına geçtiği sırada Celayirli beyleri birbirleri ile siyasi rekabete girişmişlerdi. Kara Mehmet hızla hareket ederek Celayirli Şeyh Ali’nin üzerine yürüyüp onu ağır bir mağlubiyete uğrattı. Bu zafer Celayirli Ahmet’in Celayirli tahtına oturmasını kolaylaştırdığı gibi Kara Mehmet’in de şöhretini arttırdı.
  • 1383 yılında Kuzey Suriye bölgesinde bulunan Döğerli Türkmenlerinin üzerine yürüyen Kara Mehmet, Döğerli Salim’i yendi. Bu savaştan sonra bazı Döğer oymaklarının da desteğini kazandı.
  • Erzincan Emiri Mutaharten ile Akkoyunlular arasında meydana gelen mücadeleler sonucu, Mutaharten Kara Mehmet’ten yardım istemiş , Kara Mehmet Akkoyunluları mağlup etmiştir.
  • Timur Ordularının bir kısmı Kara Mehmet’in üzerine yürümüş fakat Kara Mehmet’in iyi savunma yapması sonucu yenmeyi başaramamıştır. Celayirlilerin iç karışıklıklarından yararlanarak Tebriz’i ele geçiren Kara Mehmet burada Mısır Sultanı adına hutbe okuttu.
  • Türkmen beylerinden Hasan ile giriştiği mücadelede öldürüldü (1389). Onun ölümünden sonra yerine oğlu Mısır Hoca, Karakoyunlu Türkmenlerinin başına geçtiyse de çok geçmeden yerini kardeşi Kara Yusuf’a bıraktı.

Kara Yusuf (1389-1420)

Kara Yusuf ile ilgili hususlar aşağıda özetlenmiştir:

  • Kara Yusuf Karakoyunlu tahtına oturduktan sonra ilk iş olarak Tebriz üzerine yürüdü. Çünkü Karakoyunlular Tebriz’den ayrıldıktan sonra Celayirliler şehri yeniden ele geçirmişlerdi. Kara Yusuf Tebriz’e girerek Celayirli idaresine son verdi.
  • 1392 yılında Celayirli Mahmud Halhalî’nin saldırısı üzerine Kara Yusuf yeniden Tebriz’e girdi. Ancak bu esnada Timur’un ordusunun yaklaşmakta olduğu haberi geldi. Timur Irak-ı Arap’a sefer düzenleyerek bölgeyi ele geçirdi. Akkoyunlu ve Karakoyunlu beylerine elçiler gönderip kendisine itaat etmelerini istedi. O, Karakoyunluların gönülsüz davranmaları üzerine Mardin’e yaklaştığı sıralarda ordusunu Karakoyunlu topraklarına gönderip yağma ettirdi. Daha sonra Timur ordusunu sarp dağlara çekerek savunma yapan Kara Yusuf’un üzerine gönderdi. Kendisi de Kara Yusuf’un kardeşi Mısır Hoca’nın savunduğu Avnik üzerine yürüyüp, kaleyi kuşattı. Mısır Hoca bir aydan fazla süren savunmanın ardından teslim olmak zorunda kaldı. Timur, Mısır Hoca’yı affedip Semerkand’a yolladı. Avnik’i kuvvetli emirlerinden Atlamış’a bıraktıktan sonra Altınordu hanı Toktamış’ın üzerine yürüdü. Kara Yusuf Timur’un çekilmesini fırsat bilerek Erciş’i ele geçirmiştir. Bunun üzerine yeniden batıya yönelen Timur, Celayir Beyi ile Kara Yusuf’un Mısır Sultanı Ebu’l-Ferec’e sığınmak istemesine sebep olmuş, iki sultan Suriye’ye geldiklerinde Halep naibi Demirtaş yollarını keserek Suriye’ye girmelerini engellemeye çalıştı. Halep önlerinde meydana gelen savaşta Demirtaş ağır bir yenilgiye uğratılmıştır. Kara Yusuf savaşa her ne kadar kendilerinin sebep olmadığını bildiren bir mektubu Mısır’a gönderdiyse de bu olay, iki sultanın da Memlüklere sığınmasının yolunu kapatmıştır. İki Sultanın askerleri daha sonra nedeni bilinmeyen bir savaş sonucu birbirlerine saldırmışlar, Karakoyunlular galip gelmiş ve Celayir Sultanı Osmanlılara sığınmıştır. Daha sonra Kara Yusuf da Osmanlılara sığınmıştır. Timur Kayseri önlerine geldiğinde yeniden Bağdat’a yönelmiştir. Timur 1402’de Ankara Savaşı’nda Osmanlıları yenince ordusunun bir kısmı ile tekrar Karakoyunlular üzerine yürümüştür. Karakoyunlular yenilmiş ve Kara Yusuf Memlük Devleti’ne sığınmış burada Memlük devletinin dostuluğunu kazanarak Azerbaycan yönetimini ele almıştır.
  • Timur Devleti ile birçok mücadeleye girişen bazen galip gelen, bazen mağlup olan Kara Yusuf bu mücadelelerin sonunda büyük bir toprak parçasına hakim olmuştur.
  • Akkoyunluların Mardin’i kuşatmaları üzerine Artuklular Koca Yusuf’tan yardım istemiş, bunun üzerine bölgeye hareket eden Koca Yusuf Akkoyunluları mağlup etmiş ve Mardin Hakimi Melik Salih Artuki’yi Musul’a tayin ederek, Artuklu Devleti’ne son vermiştir.
  • Celayirliler ile 1410’da bir daha savaşarak onları yenilgiye uğratmıştır. 1412’de oğlunu hükümdar ilan etmiştir.
  • Aynı yıl Şirvanşah Şeyh İbrahim, Şeki Valisi Seyyid Ahmet ve Gürcistan Kralı Köstendil, Kara Yusuf’a karşı ittifak kurarak Karakoyunluların üzerine yürüdü. Kür Irmağı kenarında yapılan savaşta Kara Yusuf büyük bir zafer kazandı.
  • 1413 yılında İsfahan hakimi Mirza İskender’in Azerbaycan’ı ele geçirmek üzere harekete geçtiği haberi gelince, onu karşılamaya çıkan Kara Yusuf, ordusunda salgın hastalık ortaya çıkınca geri dönmek zorunda kaldı.
  • 1415’te yeniden ülkesini tehdit eden Timur Devleti’ne bağlı kalacağını bildirdiği halde reddedilmiştir.
  • Akkoyunluların Erzincan’ı kuşattığı sırada Erzincan’a yürüyerek kuşatmanın kaldırılmasını sağladılar. Akkoyunlular tekrar Mardin’e yöneldi ve ordular Mercidabık’da karşı karşıya geldi. Kara Yusuf orduları galip geldi.
  • 1420 yılında Timur Devleti hükümdarı Şahruh büyük bir ordu ile Karakoyunlular üzerine yürüdü. Ona karşı çıkmak için güç toplayan Kara Yusuf Timur Devleti ile karşılaşmak için yola çıkmış, fakat bir köyde konakladığı sırada hastalık nedeniyle hayatını kaybetmiştir.

İskender (1420-1438)

Kara Yusuf öldükten sonra birden fazla oğlu kendini hükümdar ilan etmiştir. Ölümü haber alan Akkoyunlular Mardin’i ele geçirmiş, bunu haber alan İskender Mardin’e hareket ederek Akkoyunluları mağlup etmiştir.

Timur Hükümdarı Şahruh Karakoyunluların üzerine yürüyerek çeşitli şehirlerini ele geçirmiştir. Bunlardan biri de Tebriz’dir. Şahruh’un Tebriz’den çıkmasından sonra İskender’in kardeşlerinden İspend Bey Tebriz’e gelerek burayı ele geçirmiş, fakat kısa süre sonra İskender Bey gelip burayı kardeşinin elinden almıştır.

İskender Bey, saltanatının ilk yıllarında Şahruh’a bağlı kaldı. Bununla birlikte hakimiyetini kuvvetlendirmek için etraftaki idarecileri kendisine bağlamaya devam etti. Bitlis ve yöresini tamamıyla zapt etti. 1423 yılında Ahlat’ı kuşattı. Aynı yıl Van’ı ele geçirip idaresini oğlu Yar Ali’ye bıraktı.

1427-1428’de Timur Hükümdarı Karakoyunlu Devleti’nin tamamına hakim olarak birliği bozmak amacıyla toprakları Kara Yusuf’un oğulları arasında paylaştırmıştır. Şahruh kısmen başarılı olmuştur. Şahruh bölgeden ayrılınca İskender Bey Tebriz’e yürüyerek kardeşlerinden birini ortadan kaldırmıştır.

Öte andan Van’ın idaresini yürüten Yar Ali’den halkın şikayetlerinin artması üzerine İskender Bey, oğlunu yanına çağırdı. Fakat babasından korkan Yar Ali, onun yanına gitmek yerine Şirvan Şah Halilullah’a sığındı. O da Yar Ali’yi esir ederek Şahruh’a gönderdi. Bu duruma içerleyen İskender Bey Şirvanşahlar üzerine büyük bir sefer düzenledi (1434). Ülkeyi baştan başa tahrip etti. Halilullah’ın yardım talebi üzerine Akkoyunlu Kara Yülük Osman Bey, Diyarbekir’den hareket ederek Erzurum üzerine yürüyüp şehri ele geçirdi.

Şahruh ise 1435’te Karakoyunluların üzerine sefer çıkıp Rey şehrine geldi. Burada iken Karakoyunlu Türkmenlerinin ileri gelenleri ve oymak beyleri onun yanına gelerek bağlılıklarını bildirdiler. Şahruh, Cihan Şah’a elçi göndererek yanına çağırdı. Cihan Şah Rey’e gelip Şahruh’a bağlılığını bildirdi. Şahruh da daha önce yanına gelen Karakoyunlu beylerini Cihan Şah’ın emrine vererek İskender’in elinde bulunun toprakların ele geçirilmesi görevini verdi. Böylece Karakoyunlu şehzadeleri açıkça birbirlerine karşı cephe almış oldular.

Durumun kritik hale geldiğini gören İskender Bey, Erzurum’a çekilmeye karar verdi. Şahruh, Akkoyunlu Kara Yülük Osman Bey’den, onun yolunu kesmesini istedi. Karakoyunlular ile Akkoyunlular savaştı ve galip gelen Karakoyunlular oldu. İskender Bey bir süre şehirde kaldı. Ve daha sonra Osmanlı Toprağı olan Tokat’a gitti.

II. Murat, Tokat’ta misafir ettiği İskender Bey’in etrafa saldırılarından rahatsız olunca onu şehirden çıkardı. İskender Bey önce Akkoyunluların elinde bulunan Harput şehrini üzerine yürüdü. Ancak başarılı olamadı. Geri dönüp Tercan ve Erzincan’ı yağmalayıp Erzurum’a döndü. Öte yandan kardeşi Cihan Şah’ın Tebriz üzerine yürüdüğü haberini alınca onu karşılamaya çıktı. Heft Çeşme mevkiinde yapılan savaşı kaybedince Alıncak kalesine sığındı. O, Alıncak kalesi Cihan Şah tarafından kuşatma altında tutulduğu sırada Memlüklerden yardım talebinde bulunduysa da Memlük sultanı Baybars’ın ölümü üzerine bu talep neticesiz kaldı. İskender Bey, Cihan Şah tehlikesini savuşturmayı beklerken oğlu Şah Kubad tarafından öldürüldü (1438). Kalede bulunan Karakoyunlu beyleri Şah Kubad’ı sultan ilan etmek istedilerse de O, Avnik ve Pasin kendisine verilmesi şartıyla amcası Cihan Şah ile anlaştı. Ancak Cihan Şah, kaleyi teslim alır almaz onu öldürttü.

Cihan Şah (1437-1467)

Cihan Şah Karakoyunlu tahtına oturunca ilk iş olarak Gürcistan seferine çıktı. Tişis’i zapt etti (1440). Ordusunu Gürcistan içlerine göndererek yağma ve tahribat yaptırdıktan sonra Tebriz’e döndü. Burada iken kurucusu Fazlullah Asratabadî olan Hurufîliğe bağlı müritleri Tebriz’de katlettirdi.

1444 yılında Gürcistan üzerine ikinci sefer hazırlıklarına giriştiği sırada kardeşi İspend’in ölümü üzerine Bağdat’ta karışıklıklar çıktığı haberi geldi. İspend ölmeden önce yerine İskender’in oğlu Elvend’i veliaht olarak göstermişti. Ancak onun etrafındaki beyler, kendi oğlu Fulad’ın etrafında toplanınca, Elvend’i destekleyenler Cihan Şah’ı Bağdat’a davet ettiler. Fırsatı değerlendiren Cihan Şah hızla Bağdat’a yürüyerek şehri ele geçirdi. Oğlu Mehmet Mirza’yı şehre vali tayin ederek Tebriz’e döndü (1446).

1447’de Şahruh’un ölümü, Cihan Şah’ı bütünüyle bağımsız hale geldiği gibi onun elindeki Kazvin ve Sultaniye’yi de zapt etti. 1447’de ise İsfahan’ı topraklarına kattı.

1448’de yeğenlerinden biri Cihan Şah’a karşı isyan etmiş, fakat yenilerek Akkoyunlulara sığınmıştır. Karakoyunluların iade talebi reddedilmiş, bunun üzerine iki yıl süren savaşlar yapılmış ve sonuç olarak Akkoyunlu hükümdarı Karakoyunlu devletine bağlılığını bildirmiştir.

Bu sıralarda Timurlular ülkesinde baş gösteren iç mücadelelerden yararlanmak isteyen Cihan Şah Irak-ı Acem üzerine ordu gönderdi. Oğlu Pir Budak’ın idaresindeki Karakoyunlular Kum, Kaşan, İsfahan, Şiraz şehirlerini ele geçirdiler. Bundan sonra Cihan Şah Irak-ı Acem’i oğlu Pir Budak’ın, Irak-ı Arap’ı ise Muhammed Mirza’nın idaresine bıraktı.

Cihan Şah’ın en önemli amacı Timurlu ülkesinde baş gösteren kargaşalıktan istifade ederek Horasan bölgesini ele geçirmekti. Bu amaçla gittikçe yükselmeye başlayan Akkoyunlu tehlikesini göz ardı ederek Horasan bölgesine yöneldi. Şehri direniş görmeden ele geçirip kendi adına hutbe okuttu. Böylece Timurluların başkentini ele geçirmiş ve Şahruh’un halefi durumuna gelmişti. Hatta halka gösterdiği iyi muameleden dolayı bazı Timurlu beylerin de desteğini kazanmıştı.

Ancak bu sıralarda Makü kalesinde hapis bulunan oğlu Hasan Ali’nin kaçarak Tebriz’e geldiği ve kendisini sultan ilan ettiği haberi gelince Cihan Şah, Ebu Said ile anlaşma yaparak Herat’tan çekilmeye karar verdi (1458).

Hasan Ali, babasının geldiğini duyunca şehirden çıkıp Makü’ye kaçtı. O, kendisini kışkırtan beylerini öldürtmek suretiyle babasının affına uğradı. Fakat bununla kalmayarak Bağdat’ta bulunan kardeşi Pir Budak’ın yanına gitti.

Fars ve Irak-ı Arab’ı elinde bulunduran Pir Budak Bey kardeşinin de katılımıyla güçlenip babasına karşı isyan etti. Cihan Şah 1465’te Bağdat’ı kuşattı. Şehir bir buçuk yıldan fazla direndiyse de açlık yüzünden teslim olmak zorunda kaldı. Bu mücadeleler Karakoyunlu Devleti’ni zayıflatmıştır.

1467 yılının bütün yazı boyunca Akkoyunluların saldırılarıyla Cihan Şah’ın ordusu yıpratıldı. Karşısında muntazam bir ordu bulamayan Cihan Şah kışın bastırması üzerine ordusunu dağıtmak zorunda kaldı. Bunu fırsat sayan Uzun Hasan Bey, Karakoyunlu karargahına baskın yaparak Cihan Şah’ı öldürdü (1467). Cihan Şah güçlü bir hükümdardı. Sağlığında başta Tebriz olmak üzere ülkesini bayındır hale getirmişti. İlim adamlarını korumuş kendisi de Farsça ve Türkçe şiirler yazmıştı.

Hasan Ali (1467-1469)

Cihan Şah’ın ölüm haber Karakoyunlu beyleri tarafından duyulunca Makü’de hapiste bulunan Hasan Ali’yi hapisten çıkararak hükümdar yaptılar. Buna karşılık İskender Bey’in oğlu Hüseyin Ali, hükümdar olmak istediyse de başarılı olamadı. Hasan Ali durumunu kuvvetlendirince Akkoyunluların üzerine yürümeye karar verdi. Merend yakınlarında Uzun Hasan Bey ile yaptığı savaşı kaybedip Horasan’a kaçtı. Ebu Said’den aldığı kuvvetlerle yeniden saldırıya geçtiyse de yine başarılı olamadı (1469). Bu defa Hemedan taraflarına doğru kaçmaya çalıştı. Ancak Akkoyunluların takibi üzerine kendi hayatına son verdi. Bundan sonra Uzun Hasan Bey Kirman ve Bağdat’ı ele geçirerek Karakoyunlu Devleti’ni yıktı.