Ünite 3: Kanamalarda ve Yaralanmalarda İlkyardım

Giriş

Dolaşım sisteminin merkezi olan kalp tarafından dakikada yaklaşık 5 litre kan tüm bedene pompalanır ve tekrar kalbe geri gelir. Kanı taşıyan kan damarları ise atardamar, kılcaldamar ve toplardamarlar olmak üzere üç gruba ayrılır. Damarların yapıları ve görevleri farklılık gösterir. Kan ise içeriği anlamında yasamın kaynağıdır. İçinde temel olarak kan hücrelerini, suyu, besinleri, proteinleri, oksijeni yani bir hücrenin yasaması için gerekli olan her şeyi ihtiva eder.

Kan

Kalbe gelen ve kalbi dolduran kan kalbin pompalama etkisiyle tüm bedene yayılır. Kan temel olarak iki kısımdan oluşur.

  • Plazma: Kanın sıvı kısmıdır. Kanın % 55’lik kısmını oluşturur. Plazmanın %90’ını su % 10’unu organik ve inorganik katı maddeler oluşturur. Organik maddeler, proteinler, karbonhidratlar, yağlar, hormonlar, vitaminler, enzimler, üre ürik asit gibi azotlu maddeleri içerir. İnorganik maddeler, sodyum, potasyum, klor, kalsiyum, magnezyum, demir, bakır, bikarbonat, fosfat gibi maddelerdir. Plazmada en çok bulunan organik maddeler proteinlerdir.
  • Hücresel kısım: Kan hücrelerini (eritrosit, lökosit ve trombositler) içeren kısımdır. Kanın % 45’lik kısmını oluşturur. Eritrositler yani alyuvarlar içlerinde bulunan hemoglobin molekülü sebebiyle kırmızı renkli, ortası basık, yanları şişkin kanda en fazla Sayıda bulunan kan hücreleridir. Oksijen taşıyan hemoglobini bünyesinde barındıran hücrelerdir. Lökositler, yani akyuvarlar ise vücudu tehdit eden bakteri, virüs ve çeşitli mikroorganizmalara karsı vücut savunmasında rol alan kan hücrelerdir. Trombositler yani kan pulcukları adı verilen hücreler ise kemik iliğinde üretilen dev hücreler olan megakaryositlerin parçalanması ile oluşan, çekirdeksiz 2-4 cm çapında, stoplazması bol granül içeren kan elemanlarıdır.

Yetişkin bir kişide bedeninde yaklaşık 5-6 litre kan bulunur. Genel anlamda yetişkin bir bireyde kan beden ağırlığının % 7-9’unu oluşturur. Kanın bedendeki temel görevleri dolasım sistemi ile birlikte;

a. Yasam için gerekli oksijeni taşımaya; dokularda biriken karbondioksitin atılmasına aracılık etmektir.
b. Besinlerin hücrelere taşınmasına aracılık etmektir.
c. Hormonların, vitaminlerin ve enzimlerin taşınmasına aracılık etmektir.
d. Kan asitlik derecesinin düzenlenmesine katkıda bulunmaktır.
e. Beden ısısının yayılmasını sağlamaktır.
f. Savunma sistemine katkıda bulunmaktır.
g. Bağışıklık sisteminde görev almaktır.
h. Pıhtılaşma mekanizmalarında görev almaktır.

1 mm 3 kanda normal sağlıklı bir kadında yaklaşık 4 milyon ; erkekte 5 milyon alyuvar bulunur. Sağlıklı yetişkin bir kişide lökosit sayısı ise mm 3 ’te 4.000-10.000 arasındadır. Trombositlerin sayısı ise 150.000- 400.000/mm 3 arasındadır. Hemoglobin eritrosit içerisini tamamen dolduran, kırmızı renkli, oksijen bağlayan globuler bir proteindir.

Kan Damarları

Bedendeki toplam uzunluğu 90 bin kilometreyi bulan damarlar kalpten aldığı kanı dokularımıza götürür ve dokulardan tekrar kalbe getirir. Tasıma fonksiyonlarına göre damarlar atardamar, toplardamar ve kılcaldamarlar olmak üzere üçe ayrılır.

Atardamar; Kalbin sol tarafından yüksek basınçla fırlatılan kan öncelikle aort adı verilen en büyük atardamara gelir. Daha sonra aort atardamarından dallanan büyük atardamarlar bedene kanı dağıtır.

Kılcal damar; Aort ana atardamarı dallanarak arterlere, arterler dallanarak arteriollere, arterioller de küçülerek kılcal damarlara dönüşürler. Hücre ve dokulara en yakın olan damarlardır.

Toplardamarlar; Kılcaldamarlardan sonra gelen damarlardır. Hücre ve dokuları saran kılcal damarlardaki kanı alıp kalbe götüren damarlardır. Toplardamarların duvarları atardamarlardan farklı olarak daha az düz kas ve elastik doku içerdiği için incedirler ve kendi baslarına kasılıp gevşemeleri çok zayıftır.

İlkyardımın önemli konularından bir tanesi de bayılmadır. Bayılma uzun süreli ayakta kalma sonucunda da ortaya çıkabilir. Uzun süreli hareketsiz kalmalarda iskelet kasları kasılamayacağı için kan ayaklarda ve bacaklarda birikir. Beyne giden kan akımı azalır ve kisi bayılır. Bayılan kişinin ayaklarını yerden 30 cm yukarı kaldırarak beyne giden kan akımını arttırmak gerekir.

Damar içinde pıhtı oluşumuna tromboz; olusan pıhtıya da trombüs denir. Damar içinde pıhtılaşma kan akımı yavaşladığı zaman ya da pıhtılaşmayı engelleyici faktörlerde eksikliğe bağlı olarak ortaya çıkabilir. Trombüsler oluştukları bölgedeki damarları tıkarlar. Daha da kötüsü bulundukları bölgeden koparak dolasımda gezinebilir. Bunlara emboli denir ve daha küçük çapta olan beyin damarlarını ve kalp koroner damarlarını tıkayarak ölümcül hasarlara yol açabilir.

Kanın Bedendeki Dolaşımı; Sağlıklı bir kişinin istirahat hâlinde kanının büyük çoğunluğu (%60-70) toplardamarlarda bulunur. Bunun temel nedeni toplardamarların esnek yapısı ve düz kas tabakasının az olmasıdır. Atardamarların düz kas tabakası fazla olduğu için hacimleri küçüktür ve kanın % 10-15’i atardamarlarda bulunur. Kılcal damarlarda tüm kanın ancak % 4’’ü bulunur. Geri kalan kanın %10-15’i akciğerlerde ve % 5- 10’u kalpte bulunur.

Kan Basınçları; Kalp kendisine gelen kanı kasılarak (sistol) aort ana atardamara gönderir. Kanın damar içine gönderilmesiyle kan, damarı gerer ve bir basınç oluşturur. Bu basınca kan basıncı den ir. Kalbin kasılma sonrasındaki aort ana damarda oluşturduğu basınca büyük tansiyon; gevşeme sonucu ortaya çıkan basınca küçük tansiyon adı verilir. Sağlıklı oturan bireyler-de ölçülen basınç değerleri 120/80 mm Hg kadardır ve buna kişinin tansiyonu denir. Kan basıncı normalden az olduğunda düşük tansiyon, normalden fazla olduğunda ise yüksek tansiyon (hipertansiyon) görülür. Kan basıncı bedende her zaman sabit kalmaz. Gün içerisinde günlük faaliyetlerde bile değişir. Genel olarak dinlenim durumdaki kan basıncının 140/90 mm Hg üstüne çıkması yüksek tansiyon olarak kabul edilir.

Nabız; Kalp karıncığı kasıldığında kanı aorta gönderir ve aorta gelen kan aortta bir basınç oluşturur. Her bir kalp atımında oluşan bu basınca nabız adı verilir. Nabız sayısı kişinin sağlık durumu, pozisyonu, egzersiz yapması, yas ve cinsiyet gibi durumlardan etkilenir.

Kanama

Kanama sağlam bir yapıda olan damarın bütünlüğünün bozularak kanın damar dışına çıkmasıdır. Sağlıklı yetişkin bir insanda bedeninde yaklaşık 5 litre kan bulunur.

Kanamalar damar tipine göre 3 kategoride ele alınır.

a. Atardamar kanamaları
b. Toplardamar kanamaları
c. Kılcaldamar kanamaları

Kanamalar gözle görünüp görünmediğine göre üç ana baslıkta incelenir.

a. İç kanama
b. Dış kanama
c. Doğal deliklerde meydana gelen kanamalar

İç Kanamalarda Yardım

Basitçe kanamanın çoğu zaman gözle görülemediği kanamalardır. ilkyardımcı iç kanamalarda aşağıdaki bulguları elde edebilir. • Bas dönmesi, bayılma hissi (kişiye sorularak öğrenilebilir) • Kişide huzursuzluk ve ölüm korkusu (kişiye sorularak öğrenilebilir) • Üşüme hissi (kişiye sorularak öğrenilebilir) • Susuzluk hissi (kişiye sorularak öğrenilebilir) • Beden renginin soluklaşması • Beden ısısının düşmesi • Solunum yetersizliği • Hızlı ve yüzeysel solunum • Hızlı ve zayıf nabız (nabız sayısının artısı ama daha derinden hissedilmesi) • Yara yerinde ağrı ve acı hissi • Bilinç, refleks ve hafıza düzeyinde gerileme • Gözlerde donuk anlamsız bakışlar • Kanamanın beden dışına yansıması (ağız, burun, anüs, kulaktan kan gelmesi gibi) • Kanama sonrası beden yüzeyinde morluk, eziklik, sislik ve sertlik olması • Tansiyon düşüklüğü • Mide kanamalarında kahve telvesi seklinde kusma • İdrarda ve gaitada kan olması • Yüz, dudak ve parmaklarda solukluk ve soğukluk

İç kanama, kanama durdurulmazsa soka ve ölüme yol açabilir. Bu nedenle iç kanama şüphesi tespit edildiği an kişiye müdahale edilmelidir. Yukarıda sayılan bulgulardan hepsinin görülebileceği gibi bazıları da gözlenebilir. Sonuçta ilkyardımcı iç kanama olabilir düşüncesine sahipse derhâl kişiye sok pozisyonu vermelidir.

Kişide iç kanama bulguları var ise hemen sok pozisyonu verilmelidir. İç kanama geçiren bir kişiye asla yiyecek ya da içecek bir madde verilmemelidir. İç kanama geçiren kişilerde özetle; • Koruma ilkesi gerçekleştirildikten sonra yaralının bilinci kontrol edilir. Bilinç varsa ikinci değerlendirme; bilinç yoksa ABC kontrolü, BC varsa ikinci değerlendirmeye geçilir. • İkinci değerlendirme sırasında sok ya da iç kanama belirtileri varsa kişinin üzeri örtülerek ayakları 30 cm yukarı kaldırılır. • 112 acil servis aranır. Gerekli müdahaleler sonrasında yaralının sağlık kurulusuna sevki sağlanır. • Asla yiyecek ve içecek verilmez. • Kırık varsa kırığın yol açacağı kanamaları engellemek için kişi mümkünse hareket ettirilmez. • Yaşamsal bulguları sürekli takip edilir. Hasta ya da yaralı yalnız bırakılmaz.

Dış Kanamalarda Yardım

Dış kanamalarda ilkyardımda da her zaman olduğu gibi koruma tedbirleri alındıktan sonra kişiye müdahale edilir. Koruma tedbirleri alındıktan sonra kişinin sırasıyla bilincine bakılır. Bilinç açıksa ikinci değerlendirmeye geçilir. Bilinç kapalı ise sırasıyla ABC değerlendirmesi yapılır. Solunum ve dolasım yoksa temel yasam desteğine geçilir. Solunum ve dolasım varsa ikinci değerlendirmeye geçilir. İkinci değerlendirme sırasında kanama olan bölge tespit edilir. Öncelikli durumlara ve kanamalara acil müdahale edilir. Dış kanamalarda ilkyardımda kanayan bölgeye öncelikle baskı yapılır. Kanama hâlen durmamışsa kanayan bölge kalp seviyesinden yukarı kaldırılır. Kanama yine durmuyorsa en yakın bası noktasına bası uygulanır.

Baskı yapma: Yaralı önce sakinleştirilir, yarayı görmesi engellenir. İlkyardımcı mümkünse eline eldiven giyerek kanayan bölgeye temiz bir bezle direk baskı yapar. Baskı yapma kanamayı durdurmada etkin bir yöntemdir ve ilk yapılması gerekendir. Kanayan bölgeyi yukarı kaldırma: Kanayan bölge kalp seviyesinden yukarı kaldırılarak yer çekiminin de etkisiyle o bölgeye daha az kan gitmesi sağlanır. Bası noktasına baskı yapma: Atardamar kanamaları toplardamar ve kılcaldamar kanamalarından daha tehlikelidir.

Genel olarak bedendeki baskı yerleri aşağıda gösterilmiştir. • Boyun: Boyun atardamarı (sah damarı) baskı yeri • Köprücük Kemiği Üzeri: Kol atardamarı baskı yeri • Koltuk altı: Kol atardamarı baskı yeri • Kolun Üst Bölümü: Kol atardamarı baskı yeri • Kasık: Bacak atardamarı baskı yeri • Uyluk: Bacak atardamarı baskı yeri

Şah damarına tek taraflı basınç uygulanır, asla iki taraflı bastırılmaz.

Dış kanamalarda ilkyardımda özetle; • Gerektiğinde tıbbi yardım istenir (112). • Yara ya da kanama ve olayın nasıl olduğu değerlendirilir. • Kanayan yer üzerine temiz bir bezle bastırılır. Kanama durmazsa ikinci bir bez koyarak basıncı arttırılır. Gerekirse bandaj ile sararak basınç uygulanır. • Kanayan bölge yukarı kaldırılır. • Kanayan yere en yakın bası noktasına baskı uygulanır. • Sok bulguları ya da iç kanama belirtileri varsa sok pozisyonu verilir. • Hasta ya da yaralı yalnız bırakılmaz, aralıklarla yasam bulguları değerlendirilir. • Kanayan bölge dışarıda kalacak şekilde yaralının üstü örtülür. • Ciddi durumlarda yaralının hızla sevk edilmesi sağlanır. (Sayfa 61, Sekil 3.1)

İlkyardımda eğer kanama normal müdahalelerle (baskı, yukarı kaldırma ve bası noktası) durmuyorsa turnikeye geçilmelidir. Bu müdahale turnike yani boğucu sargıdır. Turnike ile kanama tamamen durdurulur. Aslında turnike son çare olmalıdır. turnike yapabilmek için gerekli şartları iyi bilmek gerekir. • Çok sayıda yaralının bulunduğu bir ortamda tek ilkyardımcı varsa: İlkyardımcı kanaması olan hasta ile uğraşırken onun yanından ayrılamayacaktır. Bu nedenle diğer yaralılara da müdahale etmesi için turnike yapmalıdır. • Yaralının güç koşullarda bir yerden bir yere taşınması gerekiyorsa: Bazen yaralıyı güvenli bir ortama ya da 112 acil servisin ulaşabileceği bir noktaya taşıması gereklidir. Normal müdahale ile kanama durdurulduktan sonra tasıma sırasında maruz kalınacak stresi ortadan kaldırmak ya da azaltmak için turnike yapılmalıdır. • Uzuv kopması varsa: Herhangi bir şekilde uzuv kopması olduğunda bu tür yaralanmalarda kanamayı durdurmak çok zordur. Bu nedenle kanamanın durdurulamadığı uzuv kopmalarında turnike yapılabilir.

Turnike yapımında dikkat edilmesi ve uyulması gereken kurallar aşağıda sıralanmıştır. • Turnike uygulamasında kullanılacak malzemelerin genişliği en az 10 cm olmalıdır ki bağlama sırasında alttaki dokuya zarar vermesin. • Turnike uygulamasında ip, tel gibi kesici malzemeler kullanılmamalıdır ki sıkarken alttaki dokuya zarar vermesin. • Turnikeyi sıkmak için tahta parçası, kalem gibi malzemeler kullanılabilir. Bu tür malzemeler bir nevi musluk görevini görecektir. • Turnike kanama duruncaya kadar sıkılır. Amaç kan akımını durdurmak olduğu için kanama durduktan sonra daha fazla sıkılmaz. Turnike musluğu olan parça bir anda bırakılmaz. Bu parça başka bir bezle bağlanarak sabitlenmelidir. • Turnike uygulanan bölgenin üzerine hiçbir şey örtülmez. Bu özellikle birden fazla yaralı olduğunda önemlidir. İlkyardımcı yaralının yanından ayrılır ve turnike yapılan bölge örtülürse turnikenin gevşetilme saati kaçırılacaktır. Gelen 112 ekibi de bunu göremeyeceği için doku kaybına yol açabilen bir durum ortaya çıkabilir. • Turnike uygulamasının yapıldığı saat bir kâğıda yazılmalı ve yaralının üzerine asıl-malıdır. Herhangi bir not kâğıdı ya da kalem bulunamıyorsa kişinin kendi kanıyla alnına T harfi yazılır. Bu T harfini gören 112 görevlisi hemen sizi olay yerinde arayacak turnikenin saatini soracaktır. • Uzun süreli kanamalardaki turnike uygulamalarında, kanayan bölgeye göre 15-20 dakikada bir turnike gevşetilmelidir. Turnike sonucunda sadece kanama durmaz, ayrıca o bölgedeki tüm hücre ve dokuların kanlanması sona ereceği için her 15-20 dakikada bir 5-10 saniye turnike gevşetilmelidir. Turnike uygulaması toplamda 2 saati geçmemelidir. 112 acil servis ekipleri geldiğinde kişiye yapılan tüm müdahaleler ve turnike uygulaması söylenmelidir. • Turnike, kol ve uyluk gibi tek kemikli bölgelere uygulanır. Turnikede amaç damarı kemikle sıkıştırarak damarı kapatmaktır. Bir anlamda damarı boğmaktır. Bunu yapabilmek içinde tek kemik üzerine turnike yapılır. Çift kemikli alanlara turnike yapılmaz. (Sayfa 63, Sekil 3.2)

Uzuv Kopmasında İlkyardım: Uzuv kopmasında ilkyardımda aşağıdaki uygulamalar yapılır. • Hasta sakinleştirilir, yarasını görmesine izin verilmez. Tıbbi yardım istenir (112). • Hasta ya da yaralı sırtüstü yatırılarak bacakları 30 cm kadar yükseltilir. • Kopan bölgenin kanaması durdurulur. Kanama durmuyorsa turnike yapılır. • Turnike yapılırken turnike kurallarına uyulur. • Kopmuş uzuv parçası, su geçirmeyen bir plastik torbaya konur. Varsa soğuk su ya da buz içeren ikinci bir torbaya konur. Asla kopan parça su ya da buza doğrudan temas etmemelidir. • Poşete etiket hazırlanır ve kopan uzuv parçasının sahibine ait kimlik bilgileri kaydedilir.

Doğal Deliklerde Meydana Gelen Kanamalar

Normal şartlar altında doğal delikler olarak bilinen kulak, göz, burun, anüs, cinsel organlarda kolay kolay kanama olmaz. Bu bölgelerde kanama meydana geliyor ve bu kanamalar süreklilik arz ediyorsa mutlaka bir uzman doktora görünmekte fayda vardır.

Burun Kanaması ve İlkyardım: Bas hafifçe öne eğilir. Bas asla arkaya doğru çekilmez. Burun kanatları bas öne eğikken iki parmakla en az 5 dakika sıkılır. Kanama durmuyorsa hasta ya da yaralı acil servise yönlendirilir.

Kulak kanaması ve İlkyardım: Kulak kanamalarında ise kanamaya izin verilir. Bunun temel sebebi kafa içi basıncı azaltmaktır. Kişi sırtüstü ya da kanayan kulak üzerine yatırılır, kan akısına izin verilir.

Yaralanmalarda İlkyardım

Yaralanma sonucunda bedende kişiden kişiye göre farklılıklar arz etse de oluşan yaranın belli karakteristik özellikleri vardır. Bu özellikler:

  • Ağrı ve acı hissi
  • Sislik (ödem)
  • Fonksiyon kaybı
  • Açık yara ise yara kenarlarının ayrılması ve enfeksiyon riski

Yaralar genel anlamda açık ve kapalı yaralanmalar olarak ikiye ayrılır.

A.Açık Yara: Deri bütünlüğünün bozulduğu yaralanmalardır. Deri ve mukoza bütünlüğünün bozulduğu açık yaralanmalarda kanama ve enfeksiyon riski oldukça fazladır.

B. Kapalı Yara: Deri bütünlüğünün bozulmadığı yaralanmalardır. Doku altı travmaları, ezilmeler gibi. Açık yaralar ayrıca oluş sekline göre de sınıflandırılır.

  • Sıyrık Yara: Derinin en dış tabakasının etkilendiği ve kaybolduğu yaralardır. Genelde sürtünme sonucu oluşan ağrılı yaralardır. Kanama kılcal damar kanamasıdır.
  • Kesik Yara: Adından da anlaşılacağı üzere kesici ya da sivri uçlu bir aletle ortaya çıkan yaralardır. Alınan darbe ve yarayı oluşturan aletin özelliklerine göre kesikler derin ya da yüzeysel olabilir. Derin kesiklerde sinirler, damarlar ya da iç organlar zarar görebilir.
  • Ezik Yara: Çok şiddetli darbeye bağlı olarak ortaya çıkan yaralardır. Şiddet derece-sine bağlı olarak iç organlar zarar görebilir.
  • Delici Yara: Delici bir aletle (bıçak, çakı, sis, ateşli silahla vb.) oluşan yaralardır. Etkenin fiziksel özellikleri yaranın ciddiyetini belirler. Delici yaralarda yara yüzeyi az ancak derinlik fazladır. İç organlar, damarlar, sinirler, kemikler zarar görebileceği için tehlikelidirler.
  • Parçalı yara: Trafik kazaları, tamir aletleri, traktör tekeri altında kalma, tarım aletlerine bağlı kazalar sonucunda ortaya çıkan deri ya da altında bulunan dokuların ayrıldığı kanamanın çok olduğu çok ciddi yaralanmalardır.
  • Enfekte yaralar: Deri bütünlüğünün bozulduğu mikrop kapma ihtimali olan yaralardır.
  • ​​​​​​​Gecikmiş yaralar: Bir yaraya müdahale edilmez ve üzerinden 6 saat geçerse o yaranın iyileşmesi zorlaşır, enfeksiyon kapma ihtimali artar.
  • Dikişleri ayrılmış yaralar: Ameliyat ya da dikiş sonrası doktorların temel uyarılarından bir tanesi dikişler konusunda dikkat edilmesidir. Dikişler ayrıldıktan sonra tekrar dikilmesi çok zordur ve bu alanlar enfeksiyona açık hâle gelirler.
  • Kenarları muntazam olmayan yaralar: Kenarları düzgün olmayan yaraların dikilme-si ve iyileşme sürecinde kaynaşması çok zordur. Bu nedenle enfeksiyona açıktırlar.
  • Çok kirli ve derin yaralar: Derin yaralar ve etkenin taşıdığı ya da sonradan bulasan enfekte aracı taşıyan yaralar ciddi yaralardır.​​​​​​​
  • ​​​​​​​ Ateşli silah yaraları: En tehlikeli yaralardandır. Ateşli silahtan çıkan çekirdek bede-ne girdiği ve beden içinde izlediği ve çıkıyorsa çıktığı noktada derin izler ve hasarlar bırakır. Bu tip yaraların da enfeksiyon kapma ihtimalleri çok yüksektir.
  • ​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​ Isırma ve sokma ile oluşan yaralar: Hayvan sokma ya da ısırmalarında ya da çiziklerinde gerek hayvanın fiziksel teması ile oluşan yaranın gerekse hayvanın bedeninde taşıdığı mikropların insana geçmesi ile oluşan yaralar enfeksiyon kapma ihtimali çok yüksek yaralanmalardandır.

Bedende her yara sağlık için bir tehdit, ciddi bir unsur oluşturmaz. Bir yaranın ciddi olabilmesi için belirlenen ortak kriterler; yaranın kenarlarının 3 cm’den daha fazla ayrık olması, durmayan kanaması olması, kas, sinir ve kemiğin görünmesi, yabancı cisim varlığı olması, ateşli silahla olması, delici-kesici aletle olması, hayvan ısırığına bağlı olması, iz bırakma ihtimali olmasıdır.

​​​​​​​İlkyardımcı herhangi bir yaralanma durumu ile karşılaştığında koruma ilkesini gerçekleştirdikten sonra kişinin bilincini kişiyi bulduğu pozisyonda kontrol etmeli, kişinin bilinci açıksa ve kişi konuşabiliyorsa onunla konuşmalıdır. Kişiye durumunu sormalı, kişinin bilinç düzeyi ve diğer bulgularını kontrol etmeli, ikinci değerlendirmeye geçmelidir.

Yarada yabancı bir cisim varsa asla çıkartılmamalıdır. Yara elde imkân varsa sabunlu su ile yıkanmalı, yara içi kurcalanmamalıdır. Yaraya herhangi bir krem ya da ilaç uygulaması doktor önermedikçe yapılmamalıdır. Kafa ve omurga yaralanmalarında genelde ortaya çıkan belirtiler:

a. Saçlı deride ve yüzde morarma, şişme ve kanama,
b. İkinci değerlendirme sırasında ele kırık kafatası parçalarının temas etmesi,
c. Bilinç kapalılığı,
d. Solunum ve dolasım durması,
e. Görüşerek konuşma aşamasında kişinin bilinç düzeyinde gerilemeler,
f. Göz ve kulak çevresinde morarma,
g. Burun, ağız ve kulaktan kan ya da beyin omurilik sıvısı gelmesi,
h. Bas, boyun ve omurlarda sekil bozukluğu,
i. Mide bulantısı ve kusma,
j. His kaybı, k. Hareket kaybı,
l. Denge kaybı ve ayakta duramama

Göğüs bölgesi hacim olarak bedende önemli bir yer kaplar. Genelde de yaralanmalar en çok bu bölgede gerçekleşir.

Difüzyon: Gazların çok yoğun olduğu ortamdan daha düşük yoğunlukta olduğu ortama doğru geçişi yayılmasıdır.

Delici göğüs yaralanmalarında yara bölgesi değerlendirilirken yaralı bölgede solunum sesi duyulur. Bu bölge âdeta nefes alıyor görüntüsündedir. Genel ilkyardım kurallarına uyulduktan sonra (koruma, bilinç, ABC değerlendirmesi, 112 arama, ikinci değerlendirme) ikinci değerlendirme sırasında göğüs bölgesinde ve genel değerlendirmede;

  • Açık yara,
  • Göğüs bölgesinde saplanmış bir cisim,
  • Açık yarada nefes alıyor görüntüsü (hava giriş çıkısı),
  • Nefes aldıkça kişide artan ağrı ve acı hissi,
  • Solunum sıkıntısı,
  • Hızlı ve yüzeysel solunum,
  • Öksürme ve ağızdan kan gelmesi,
  • Morarma gözlenir.

Delici göğüs yarasına hemen baskı yaparak yaradan göğüs içine daha fazla hava girişi engellenmelidir. Burada baskı için konulan malzemenin hava geçirmeyen özellikte bir yapısının olması gerekir. Gerektiğinde bası malzemesinin 3 tarafı bantla yapıştırılmalı, bir ucu açık bırakılmalıdır. Bunun sebebi, nefes alma sırasında bası malzemesi göğse tam olarak yapışacak; nefes verme sırasında açık olan uçtan göğüs bölgesine giren fazla hava her nefeste dışarı atılacaktır.

​Karın bölgesi de göğüs bölgesi gibi geniş bir hacimde olduğu için yaralanma ihtimali oldukça yüksektir. Bu tür yaralanmalarda en büyük tehlike yaranın derinliğidir. Karın bölgesi yaralanmalarında da koruma ilkesi sonrası, bilinç kontrolü, ABC değerlendirmesi ve ikinci değerlendirme yapılır. Yara bedene paralel oluşmuşsa kişi sırt üstü bacakları uzatılarak yatırılır. Yara bedene dikse bacaklar bükülü olarak sırtüstü yatırılır. Dışarı çıkan yapılar içeri sokulmaya çalışılmaz. Enfeksiyonun engellenmesi için kişinin yaralı bölgesi temiz nemli bir bezle örtülür.