Ünite 1: Kamusal Halkla İlişkilerin Doğuşu ve Gelişimi

Giriş

20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, özellikle sanayi ve ticaret alanında kendine has özellikleri olan yeni bir döneme girilmiştir. Globalleşme süreci ile birlikte, ekonomik sınırların ortadan kalkması sonucunda birçok kuruluş önceden beri sahip oldukları pazarlarda yeni, güçlü ve dinamik kuruluşları (rakipleri) karşılarında bulmuşlardır. Kolaycılık artık yerini, mücadeleye bırakmıştır. 1960’lı yıllardaki rekabet unsuru, 1970’li yıllarda buna ikinci rekabet unsuru olan maliyet eklendi. 1980’li yıllarda ise bunlara üçüncü rekabet unsuru olan kalite, 1990’lı yıllarda ise bunlara dördüncü ve son rekabet unsuru olan hız unsuru eklenmiştir.

Yenidünya düzeninde, başarılı olabilen kuruluşlar incelendiğinde, bunların birçoğunun ortak özelliğinin ise halkla ilişkiler anlayışını ve bu anlayışın getirdiği çağdaş uygulamaları benimsemiş kuruluşlar olduğu görülmektedir.

Kamu Yönetimi

Kamu yönetimi kavramının anlamı, kamu ve yönetim kavramlarının açıklanmasını gerektirmektedir. Kamu “topluluk oluşturucu ortak çıkarlar çevresinde oluşan ve üyeleri bu ortak çıkarlar konusunda karar birliğine ulaşmak için etkileşimde bulunan toplumsal kesim” dir.

Yönetim; “Belli bir amacın gerçekleştirilebilmesi için, işletme faaliyetlerinin planlanması, örgütlenmesi, yönlendirilmesi, eş güdümlenmesi ve kontrol edilmesi” biçiminde açıklanmaktadır. Yönetim sosyal bir olgudur ve en az iki kişiden oluşan gruplar için geçerlidir.

Kamu yönetimi; bir devlet örgütlenmesi içinde bulunan tüm vatandaşların gelişmesi, huzuru, güvenliği, mutluluğu, sağlığı, eğitimi gibi konularda çaba harcayan tüm kamu kurum ve kuruluşlarının ortak çabalarının bütünü, kısacası toplumun ve devletin genel yönetimi olması ayrıca devletin, yasama ve yargı görevleri dışındaki, yürütme ile ilgili tüm görevlerini yerine getiren kamu kurum ve kuruluşları ile bu kuruluşlarda çalışan kamu görevlilerinin çalışmalarının toplamıdır.

Kamu yönetimi, bütün bir toplumun iç içe girmiş ve çoğu kere de birbirleriyle çelişen sorunları arasında işleyen bir idari mekanizmadır.

Kelime olarak kamu, Türkçe`de, hep, bütün; bir ülkedeki halkın bütünü; halk, amme gibi anlamlara gelmektedir. Kamu yönetiminin temelde iki yönü bulunmaktadır. Bunlardan birincisi işlevsel, diğeri ise yapısal yöndür. İşlevsel bir kavram olarak kamu yönetimi, genel kuralları (yasaları) ve kamu politikası kararlarını uygulama sürecidir. Bu bağlamda kamu yönetimi, geniş anlamdaki yönetim sektörünün siyasî ortamında yer almaktadır.

Yapısal bir kavram olarak kamu yönetimi ise, devletin örgütsel görünümünü yansıtır. Yasalarla belirlenen görevlerini yerine getirmek için ulusal ve yerel düzeyde çeşitli örgütlenmelere gider. Bu örgütlerin temel amacı, anayasa ve yasalarla belirlenen işlevleri yerine getirmektir. Siyasî iktidarlar bu örgüt vasıtasıyla amaçlarını ve programlarını gerçekleştirir. Bu anlamda kamu yönetimi siyasî organların yürütmeye ilişkin koludur; devlet ve toplum düzeninin temel dayanağıdır.

Amerika’da, Kamu Yönetimi (Public Administration) diye anılan bilim dalı, Avrupa’da “Yönetim Bilimi” (Administrative Science) olarak kavramlaştırılmıştır.

Kamu yönetimi, akademik bir disiplin, bir faaliyet ve bir meslektir. Kamu yönetimi, disiplinler arası köprü görevini yapan ve böylece çeşitli disiplinlerden gerekli olan kısımları alan ve bunları kamusal sorunların çözümüne uygulayan bir disiplindir. Kamu yönetiminin akademik bir disiplin olarak tanımını şöyle yapabiliriz: Kamu yönetimi, kamu bürokrasisini ve onun mal ve hizmet sunduğu halkla olan ilişkilerini anlamaya ve geliştirmeye yönelik pratik ve teoriden meydana gelen bir disiplindir.

Kamusal Hakla İlişkiler Kavramı

Günümüzde kuruluşlar, halkın eğilimlerini dikkatle ölçmeli, programlarını elde edecekleri araştırma sonuçlarına göre ayarlamalı, bir yeni düşünce ya da eylemin yayılmasında halkın desteğini sağlamak için halka bu yeni düşünce veya eylemi tanıtmalı ve benimsetmeye çalışmalıdır. Halkla ilişkilerde yönetim, halkın tepkisine önem vererek bunları değerlendirmeye tabi tutup faaliyetlerini ona göre yürütmektedir.

Halkın yönetime daha çok katkıda bulunması ve yönetimin topluma daha etkin hizmetler götürmesi bakımından kamu kuruluşlarında halkla ilişkiler kaçınılmazdır.

Kamu kuruluşları, halk üzerinde olumlu bir izlenim bırakmalı, halkın güven ve desteğini sağlamalıdır. Yönetimler, halkın hizmetinde oldukları düşüncesinden hareketle, topluma ucuz, etkin ve verimli hizmetler götürdüğünde, toplum üzerinde olumlu izlenim bırakacak, halkın güven ve desteğini sağlayacaktır.

Halkla ilişkiler; örgüt ve onun hedef kitlesi arasında karşılıklı anlayış, işbirliği ve güvenin sağlanması ve örgütsel amaçların başarılması için örgüt içindeki ve dışındaki tüm planlı iletişim çabalarını içermektedir. Yönetenler ve yönetilenler arasında bir köprü vazifesi görmektedir.

Halkla ilişkiler uygulamacıları, örgütün dış çevresiyle olan iletişiminden sorumlu olduğu kadar iş görenler arasındaki iletişim ve ilişkilerin olumlu yönde ilerlemesinden de sorumludurlar. Bu açıdan değerlendirildiğinde, halkla ilişkiler uygulamacıları için, örgütün dış hedef kitlesi kadar, iç hedef kitlesi olarak kabul edilen çalışanları da büyük bir önem arz etmektedir. İyi kurgulanmış bir iletişim modeli içerisinde hedef kitlenin beklentileri karşılanabilmektedir. Bütün bunların neticesinde de hizmet ettiği kitleler tarafından doğru algılanan ve desteklenen sağlam bir kurumsal yapı oluşmaktadır.

Halkın beklentilerine uygun, hızlı, nitelikli, ucuz ve verimli hizmet üreten bir kamu kuruluşu, zaman içinde toplumda olumlu izlenimler yaratarak halktan güven ve destek sağlayacaktır.

Halkla ilişkiler, bir işletme ile hedef kitle arasında karşılıklı iletişimi, anlayışı, kabulü ve işbirliğini sağlamaya ve sürdürmeye yardımcı bir yönetim fonksiyonudur. Diğer bir tanımda ise; halkla İlişkiler, kuruluş yöneticilerinin programlarını uygulayabilmek, hem kuruluş hem de halka hizmet verebilmek için eğilimleri, istekleri analiz etmek ve sonuçlarını tahmin etmeye yönelik sosyal bilim ve sanat olarak tanımlanmıştır.

Yapılan tüm halkla ilişkiler tanımlarının bazı ortak noktalarını şunlardır; • Halkla ilişkiler, organizasyonlara özgü bir faaliyettir.

  • Halkla ilişkilerde hedef kitle (ilgili çevreler) hem kurum içi hem de kurum dışı çevreleri kapsamaktadır.
  • Halkla ilişkiler, bir iletişim çabasıdır.
  • Halkla ilişkiler, iletişimde anlayış, kabul ve işbirliği çerçevesinde gerçekleşir.
  • Halkla ilişkilerde iletişimin ikna edici bir şekilde tasarlanıp gerçekleştirilmesi gerekir. Halkla ilişkiler, bir yönetim fonksiyonudur.
  • Halkla ilişkiler, bir süreçtir. Halkla ilişkiler, iletişim sürecinin iki yönlü doğasının vurgulandığı bir iletişim fonksiyonudur.
  • Halkla ilişkiler, kurumlar ve kamular arasında karşılıklı anlayış ve iyi niyetin kurulması ve sürdürülmesiyle ilişkilidir.
  • Halkla ilişkiler, bir kurum ve onun kamusu için potansiyel sonuçları olabilecek, çevredeki eğilim ve sorunları analiz eden ve yorumlayan bir bilgi toplama fonksiyonu olarak hizmet eder.

Kamusal Halkla İlişkilerin Ortaya Çıkışı

Gerek yabancı gerekse de yerli halkla ilişkiler literatürü incelendiğinde, halkla ilişkiler faaliyetlerinin dünyada ilk ortaya çıkışı, Mısır, Mezopotamya ve İran’da dönemin yöneticilerinin tanıtılması amacıyla hazırlanan tabletlerle ilgili uygulamalara kadar götürüldüğü görülmektedir. Ancak halkla ilişkilerin planlı, teorik altyapısı olan bir çaba olarak ortaya çıkması çok yenidir. Hemen eklemek gerekir ki günümüzdeki uygulamayı oluşturan, ona rengini veren, onu büyük ölçüde etkileyen ve teorisinin oluşturulduğu ülke Amerika Birleşik Devletleri’dir. Halkla ilişkiler terim olarak ilk kez 1882’de Yale Üniversitesi’nde “Halkla İlişkiler ve Hukukçuların Yükümlülükleri” adlı bir konferansta geçmektedir.

Çağdaş anlamda ilk halkla ilişkiler departmanını ABD’de 1889 yılında George Westinghouse, kendi elektrik şirketi için meydana gelen bir kriz esnasında kurmuştur.

Günümüz rekabet ortamında kuruluşlar ve markaları için yaşamsal öneme sahip olan halkla ilişkilerin gelişimini sağlayan olayları şu başlıklar altında toplamıştır;

  • Büyük şirketlerin gelişmesi
  • Toplumdaki değişim, çatışma ve yüzleşmenin artması
  • İletişimde yaşanan teknolojik yeniklerin sonucu olarak dünya üzerindeki insanların farkındalıkları ve düşüncelerinin artması
  • 21. yüzyılda da kamuoyunun gücünün artması
  • İnternet ve World Wide Web’in olağanüstü gelişimi

Özel kesim, devletin başlatıp sürdürdüğü toplumla karşılıklı iyi ilişkiler kurmak, bu ilişkilerin güvene dayalı olması gibi ilkeleri kendisi için de kopya edip uygulama yolları aramaya başlamıştır. Bunun yanında 1929 Bunalımı ile halkla ilişkiler uygulaması toplumsal bir içeriğe kavuştu ve bu alandaki çalışmalardan somut sonuçlar alındı. Hemen eklemek gerekir ki özel kesimin öncülük rolü, halkla ilişkiler konseptinin kamu yönetiminde de aynı biçimde anlaşılması sonucunu doğurdu. Devlet özel kesimin programlarını izleyip adeta taklit etmeye başladı. Bu durum İkinci Dünya Savaşına kadar, yani halkla ilişkilerin Kıta Avrupası’nda bir kamu yönetimi işlevi olarak benimsenmesine kadar sürdü. Bu tarihten sonra kamu yönetimleri kendilerine özgü programları uygulamaya başladılar. Daha sonraları tüm ülkelerde halkla ilişkiler, hem eylemci hem de kurmay birim görevi olarak benimsendi.

İdeolojik devlet faaliyetinin önem kazanması: devlet, yönetilenin denetimini artık ilk elde baskıcı yöntemlerden (polis, jandarma baskısı, kuralsız yargılama biçimleri vb. gibi) çok, çağdaş gelişmenin yarattığı teknolojileri ve en önemlisi ideolojik araçları kullanarak sağlamaktadır ya da sağlamak zorundadır. Halkla ilişkiler uygulamasıyla ideolojik amaçlı uygulamalar aynı araçlar üzerinde çakışmakta, üst üste gelmektedir.

Yönetsel etkinliği artırma zorunluğu: Kamu yönetimi ve işletmelerde halkla ilişkilerin bir başka anlamı, yönetimin bilme- tanıma eksikliğini gidermek, halkla sorumluluğu bölüşmek, yapılan işleri halka ya da tüketiciye anlatmaktır. Halkla ilişkilerin yönetsel verimliliğe yardım etmek amacıyla kullanımı daha çok merkezi yönetimi güçlü, merkezi yönetim geleneğine bağlı ülkelerde yoğundur.

Yönetimin karmaşıklaşması: Günümüzde yönetimin eylem ve işlemlerini birbiri ile ilişkilendirmek, birimlerin yapı ve işleyişlerini saptayıp açıklamak olanaksız olmuştur. Böylesine büyük dev bir yapıyı anlamak, tanımak; ona başvuracak, onunla yaşamının her döneminde ilişki kurmak zorunda olan yurttaşlar için ortaya çıkan ilk güçlüktür.

Kuruluşlarla toplum arasında karşılıklı güvene dayalı ilişkiler geliştirme zorunluluğu: Yönetimin çevre ile etkileşmek, halkla ilişkiler yapmak gibi pek önemli bir görevi olmadığı gibi, böyle bir görevin savsaklanmasının ortaya çıkardığı aksaklıkları görmesi ve değerlendirmesi de mümkün değildir.

Kamusal Halkla İlişkilerin Önemi

Halkla ilişkilerin ana amacı kurumların, halkla arasında anlaşma ve anlamayı sağlamak, devam ettirmektir. Kamusal halkla ilişkilerin en temel amacı kamuoyunu aydınlatmak, kurumun izlediği politikayı halka anlatmak ve benimsetmektir. Günümüzde karmaşık bir yapı olan toplumsal doku içerisinde bu amacı yüz yüze ve doğrudan doğruya gerçekleştirmek çok zor görünmektedir. Bu nedenle kitle iletişim ve diğer araçlardan faydalanarak bu amacın etkin ve verimli bir şekilde gerçekleşmesi kamu yönetiminde oldukça büyük bir önem arz etmektedir. Kamu yönetimini başarıya ulaştıracak unsurlardan başında, kuruluşun ilişkide bulunduğu toplum kesiminin güvenini ve desteğini kazanmak gelmektedir. Bunun dışında kamu yönetiminde halkla ilişkilerin pek çok amacı vardır. Bu amaçlar aşağıdaki gibidir:

  • Kamuoyunu aydınlatmak, örgütün izlediği politikayı halka benimsetmek,
  • Halkta yönetime karşı daha olumlu tutumlar oluşturmak,
  • Yönetimle olan ilişkilerde halkın işini kolaylaştırmak,
  • Alınacak kararların daha yerinde olmasını sağlayacak bilgileri halktan elde etmek,
  • Yasaklar üzerinde aydınlatıcı bilgiler vermek ve vatandaşların yasaklara uymasını sağlamak,
  • Hizmetlerin götürülmesinde halkla işbirliğini sağlamak,
  • Mevzuattaki aksaklıkların saptanmasında ve giderilmesinde halkın dileklerinden, öğütlerinden, yakınmalarından faydalanmak.

Kamu yönetiminde halkla ilişkiler uygulamalarında ortaya çıkan sorunlar: Halkın gözünde kamu yönetiminin ağır işleyen, yüksek maliyet yapısıyla çalışan yine de istenen hizmetleri veremeyen, kalabalık görevlilerden oluşan, giderek karmaşıklaşan ve ulaşılması zorlaşmakta olan bir yapıda olduğu belirtilmektedir. Bu yapıda görev alanların vurdumduymazlığı, sorumsuz hatta saygısız davranışları, işlemlerdeki bürokratik sorunları ve tüm bunlar nedeniyle ortaya çıkan aracılık, kayırmacılık, rüşvet gibi kötü uygulamalar, Türk insanının nerede ise çözüm bulunmasından umudunu kestiği kimi sorunlar olarak, yönetimin kamuoyundaki görüntüsünü sürekli bozan etkenleri oluşturmaktadır.

Bu sorunların önemli olanları aşağıda belirtilen altı konu başlığı altında incelenebilir:

  • Halkın kamu kurumlarının çalışmalarından habersiz oluşu: Şeffaflığın olmadığı yerde gizlilik ve kapalılık hâkim olmakta; bilgi, belge ve diğer veriler vatandaşlara açıklanmamaktadır. Bunun sonucunda ise halk kamu kurumlarının çalışmalarından habersiz olmaktadır. Kapalı bir kamu yönetimi sisteminde; kamu çalışanlarının keyfi davranışları ve etik dışı faaliyetleri egemen olmakta, kamu görevlileri de etik dışı faaliyetlerin vatandaş tarafından bilinmemesi rahatlığı ile hareket edebilmektedir.
  • Kamu kurumlarının halkın isteklerinden habersiz oluşu: Kamu kurumlarında halkın istek ve gereksinimleri yeterince önemsenmemektedir. Halk ise kendi taleplerini çeşitli vasıtalarla yönetime duyurmaya çalışmaktadır. Yine halk, kabul etmektedir ki kamu kurumları bu isteklerden haberdardır. Yönetim bu isteklere cevap vermemiş, onları gerektiği gibi değerlendirmemiştir. Halk, kamu kurumlarının keyfi hareket ettiğine, isteklerinin çözümlenmesi için çaba harcanmadığına inanmaktadır. Halkla ilişkiler uygulamasında halkın istek ve şikâyetlerini öğrenme, yönetimin halkı etkilemesi için en uygun yöntemdir. Halkın tepkileri zamanında ve doğru olarak öğrenildikçe yapılacak düzeltmeler ve yeniliklerle yönetim halkın desteğini de sağlayacak böylece her iki taraf için de daha mutlu ve rahat bir yaşam sağlanmış olacaktır.
  • Kamu kurumlarında halkla ilişkilerin değerinin yeterince anlaşılamaması: Yöneticilerin halkla yakın ilişki içine girmekten kaçınmaları, halkın istek ve beklentilerini duymazlıktan gelmeleri halkla ilişkiler uygulanmasını engelleyen önemli bir faktördür.
  • Kurum içi halkla ilişkilerin sağlanamaması: Kurum içi halkla ilişkiler, kurumunda çalışanlara teşkilatın amacı ve politikası hakkında bilgi verir. Böylece her bölüm kendisi ile tüm teşkilat arasındaki ilişkileri anlama olanağına sahip olduğu gibi, teşkilatta her çalışanın teşkilatın veriminin ve fonksiyonunun bilincine varması sağlanmış olur.
  • Örgütlenme ve personel sorunu: Kamu örgütlerinde halkla ilişkiler departmanının örgütlenme problemi bulunmaktadır. Kamu örgütlerinde toplumla olan ilişkiler bölümünün örgütlenme biçimi, halkla ilişkilerin değerlendirme, planlama, uygulama ve araştırma adımlarını uygulamaya koyabilecek yapıda değildir. Kamu örgütlerinde halkla ilişkiler faaliyetleri uyum ve eşgüdüm anlayışı dışında yürütülmektedir. Bu konudaki ciddi sıkıntıların başında, bütün kamu örgütlerinde konu ile ilgili danışmanlık yapabilecek, halkla ilişkilere ilişkin yurt içindeki ve dışındaki gelişmeleri ve buna bağlı olarak yeni anlayış ve teknolojilerden yararlanma fırsatlarını ilgili kurumlara duyuracak merkezi düzeyde örgütsel modele duyulan gereksinim gelmektedir.
  • Halkın kamu kurumlarına yanlış müracaat etmesi: Yanlış müracaat halkın herhangi bir idari sorununu çözmek amacıyla, o konuda yetki ve sorumluluğu bulunmayan yöneticilerle karşı karşıya gelmesi durumudur. Devletin kurumlarında etkin bir halkla ilişkiler uygulaması halkın anayasal hakkına kavuşmasını sağlamaktadır. Halkın anayasal haklarından olan idareye başvurma olanaklarını kolaylaştırıcı çalışmalar yapmak, halka kamu kurumlan ve fonksiyonları hakkında tam ve doğru bilgi vermek ve bu konulardan tam yararlanmalarını sağlamak, halka fikir, düşünce ve görüşlerini aracı kullanmadan ve direk olarak yönetim ve yöneticilere aktarma imkânını sağlamak devletin görevleri arasındadır.

Kamu kurumlarında halkla ilişkiler uygulamaları: Kamu yönetiminde ve özel sektörde faaliyetlerin gerçekleşmesinde hedef kitle yönelimli bir işleyiş önem kazanmıştır. Sürekli olarak varlığını korumak isteyen her kurum hitap ettiği kesimin desteğini almak zorundadır. Halkla ilişkilerin genel yapısını oluşturan nitelikler hem kamu kurumlarında hem de özel kuruluşlarda vazgeçilmez öneme sahiptir. Yönetim, ister kamu yönetimi olsun, ister işletme yönetimi olsun kurumunu ve kurumunun faaliyetlerini çevreye tanıtmak için halkla ilişkileri kullanmak zorundadır.