Ünite 5: Isı Değişikliklerinde İlkyardım

Giriş

Isı değişiminin insan vücudu üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirmek için temel ilkyardım bilgisine ihtiyaç vardır. Yanıklarda veya donmalarda uygulanacak ilkyardım ile hastanın durumunun daha kötüye gitmesi engellenir ve iyileşmesi kolaylaştırılabilir.

Isı Değişimi ve Vücuttaki Etkileri

Homeostasis, dış sıcaklık ve etkenlerden bağımsız olarak canlının iç ortamının sıcaklığının istikrarlı tutulması şeklinde tanımlanmaktadır. Dışarıdaki sıcaklıktan bağımsız olmak üzere insanların vücut sıcaklılığının ideal değer olan 36,5-37 derece olması gerekmektedir. Vücutta gerçekleşen biyokimyasal reaksiyonların ve enzimlerin düzgün faaliyet gösterebilmesi için uygun sıcaklık şarttır. Hipotalamus adı verilen ve beyinde yer alan bir bölüm, insan vücudundaki sıcaklığın dengelenmesinden sorumludur. Bu dengeleme,

  • Kan damarları
  • Ter bezleri
  • Akciğer
  • Deri  Böbrekler
  • Böbrek üstü bezleri
  • Yağ dokusu
  • Kaslar

vasıtasıyla gerçekleştirilir. İşte bu mekanizmaların uygun çalışmaması halinde insan sağlılığı tehdit altında olur.

Sıcak Çarpması ve İlkyardım

Sıcak çarpması olayında insan vücudu, çok sıcak ve nemli bir ortamda sıcaklığı dengelemek amacıyla terleme yoluna başvurur ve bu durumda yüksek miktarda sıvı ve elektrolit dışarıya verilir. Ancak sıcaklığı dengelemek adına gerçekleşen bu durum, aşırı sıvı kaybının telafi edilmemesi halinde bilinç kaybına ve hatta ölüme yol açabilir. Anılan bu olumsuz durumlar,

  • Korumasız biçimde uzun süre güneşe maruz kalmak
  • Aşırı egzersiz yapmak
  • Sauna gibi aşırı nemli ortamlarda fazla kalmak
  • Yeterli miktarda sıvı almamak

gibi aktiviteler sonucunda gerçekleşir. Sıcak çarpmasında risk altında olan gruplar; kalp, tansiyon, şeker, kanser hastaları, böbrek veya karaciğer rahatsızlığı olanlar, aşırı zayıf veya kilolu kişiler, psikolojik rahatsızlığı olanlar, bebekler, yaşlılar, hamileler, yetersiz beslenenler ve yeterli miktarda sıvı ve elektrolit almayan bireyler şeklindedir. Sıcak çarpmasından korunmak için şu önlemler alınmalıdır:

  • Yeterli ve dengeli beslenmeye dikkat edilmeli
  • Düzenli ve sağlıklı biçimde egzersiz yapılmalı
  • Mevsime uygun kıyafetler seçilmeli
  • Gözlük, şapka gibi güneşten koruyucu önlemler alınmalıdır

Sıcak çarpmasının belirtileri ise şu şekilde özetlenebilir:

  • Baş dönmesi
  • Baş ağrısı
  • Yorgunluk
  • İsteksizlik
  • Sinirlilik
  • Aşırı terleme
  • Terlemeye bağlı ıslak deri
  • Hızlı atan nabız
  • Mide bulantısı

Sıcak çarpmasındaki ilkyardımda yine genel ilkyardım ilkelerinde olduğu gibi koruma ilkesine uygun davranılması gereklidir. Bu bağlamda ilk yapılması gereken, gerekli güvenliğin sağlanmasından sonra hayati tehlike yaratan durumun ortadan kaldırılmasıdır. Sonraki aşamalarda sırası ile şu adımlar uygulanmalıdır:

  • Sorunun kaynağı ortam veya sıcak hava ise hasta havadar bir alana alınmalı, bilinci kontrol edilmeli ve hastayı sıkan dar giysiler çıkarılmalıdır.
  • Hastanın alnına ve açıkta kalan bölgelere ıslak havlu uygulanabilir; mide bulantısı, kusma ve kapalı bilinç gibi durumlar olmaması halinde hastaya sıvı (ör. Maden suyu) verilebilir.
  • Gerekli görülmesi halinde hastaya ılık bir duş aldırılabilir.
  • Hasta şok pozisyonuna alınarak ayakları 30cm yükseğe kaldırılır.
  • Yapılan müdahalelere rağmen hastanın durumunda bir değişiklik olmaması halinde 112 acil servise haber verilir.

Sıcak Bitkinliği ve İlkyardım

Sıcak bitkinliği, tıpkı sıcak çarpmasında olduğu gibi kişinin aşırı sıcağa maruz kalması dolayısıyla sıvı eksikliğine bağlı olarak ortaya çıkar. Bu durumun belirtileri şu şekildedir:

  • Aşırı susama
  • Kalp krampları
  • Halsizlik
  • Fazla beden ısısı
  • Hızlı ve zayıf nabız
  • Terli ve nemli cilt
  • Bulantı, kusma, ishal
  • Baş ağrısı
  • Baş dönmesi

Hastada bu tür belirtilerin olması halinde öncelikle serin ve havadar bir yere götürülür ve sonrasında sıcak çarpmasında belirtilen işlemler uygulanır.

Deri ve Görevleri

Deri, canlı organizmayı dış ortamdan izole eden ve özellikle sıcaklık gibi dış etkilerden koruyan yapıdır. Deri sırasıyla üst deri (epidermis: ), alt deri (dermis) ve deri altı (subcutan) olmak üzere üç tabakadan oluşur.

Üst deri en dış tabaka olup deriye rengini veren kısımdır. Alt deri asli tabaka olup derinin elastikliğini sağlar ve ısıbasınç etkenlerinin düzenlenmesinden sorumludur. Deri altı tabaka ise yağ, ter bezleri ve kıl foliküllerine ev sahipliği yapar.

Yanık ve Çeşitleri

Yanıklardan öncelikli olarak üst deri tabakası etkilenir ve gerekli önlemlerin alınmaması durumunda yanık daha içteki tabakalara doğru ilerleyebilir. Yanık ile beraber deri sıvı ve ısı kaybı yaşar. Ayrıca derideki yanık neticesinde kişinin dış etkenlerden enfeksiyon kapması söz olabilir.

Yanıkların ciddiyetinin belirlenmesinde göz önünde bulundurulan etkenler şunlardır:

  • Yanığa neden olan durum ve kişinin bu duruma maruz kalma süresi
  • Yanığın meydana geldiği bölge
  • Yanığın yüzeyi
  • Kişinin yaşı
  • Kişinin hastalık öyküsü
  • Enfeksiyon
  • Sıvı kaybı

Yanığın özellikle solunum ve dolaşım sistemleri ile boyun, yüz veya genital bölgede olması ölüme neden olabilir. Yanığın yüzeyi arttıkça daha riskli olur ve özellikle yaşlılar ve bebeklerde yanıklar daha tehlikelidir. Yanık sonucunda oluşan sıvı kaybı şoka ve hatta ölüme neden olabilir.

Deride yanığa sebep olabilen etkenler sadece ısı ile sınırlı olmayıp; kimyasal yanıklar, radyasyon yanıkları, elektrik yanıkları ve soğuk yanıkları şeklinde oluşan yanıklar da vardır.

Derinin tabakasına göre yanıklar 3 kategoride olup şu şekilde özetlenebilir:

  • Birinci derece yanıklar: Yalnızca üst derinin etkilendiği ve genellikle 3-5 gün içerisinde kendinden iyileşen kızarıklık ve ağrı ile kendini gösteren yanıklardır. Genellikle güneş veya kısa süreli ısıya maruz kalma etkenleriyle oluşur.
  • İkinci derece yanıklar: Aleve temas veya haşlanma şeklindeki etkenlerden dolayı oluşan yanıklardır. Üst derinin tamamı, alt derinin ise belirli bir bölümünün etkilendiği, ağrılı geçen ve iz kalma olasılığı olan yanıklardır. İyileşme süresi 3 haftadan 4 aya kadar sürebilir. Yanık etrafında su kesecikleri meydana gelir ve bu keseciklerin patlatılmaması gerekmektedir.
  • Üçüncü derece yanıklar: En ciddi olan yanık türü olup elektrik, kimyasal madde, ciddi sürtünme, doğrudan alev teması ve kaynar su gibi etkenler dolayısıyla meydana gelirler. Bu yanık türünde derinin tüm tabakaları; hatta kas ve kemiğe kadar olan kısımlar etkilenir. Sinirlerin zarar görmesi nedeniyle ağrı hissedilmez; ancak çok ciddi türdeki yanıklar olduğundan mutlaka acil olarak tıbbi yardım alınmalıdır.

Yanıklarda İlkyardım

Öncelikle koruma ilkesi gereğince yanığa neden olan etkenin veya yaralının bu etkenden uzaklaştırılması sağlanır. Alev teması veya haşlanmaya bağlı yanıklarda ilgili bölge tazyiksiz soğuk bir su altına en az 20 dakika boyunca tutulur; ancak yanığın bedenin büyük bir kısmında olması halinde bu işlem yapılmamalıdır.

Alevle yanma vakalarında kişi yanmaya devam ediyorsa, yaralının koşması engellenmeli ve üzeri battaniye türü bir nesne ile örtülüp yuvarlanması sağlanarak alevlerin hava ile teması kesilmelidir.

Hastanın ilk olarak bilinci kontrol edilmeli, bilincin kapalı olması halinde 112 acil servisin yakındakilere aratılması sağlanmalıdır. Hastanın ağız içi kontrol edilip baş çene pozisyonu aldırılır, bak-dinle-hisset yöntemi ile solunum kontrol edilir. Solunumun olmaması halinde temel yaşam desteği aşamasına; solunum ve dolaşımın olması halinde ise ikinci değerlendirme aşamasına geçilmelidir.

Yanık yüzeyinin çok geniş olmaması halinde ilgili yerler temiz bir bez veya çarşafla örtülür, yanık olan bölgeye yapışma durumuna göre giysiler çıkarılır veya kesilir. Yaralının varsa yüzük saat gibi aksesuarları çıkarılır, yanık bölge 20 dakika kadar soğuk suya tutulur.

Yaralının bilincinin yerinde olması durumunda ağızdan sıvı desteği (1 litre su, 1 çay kaşığı karbonat ve 1 çay kaşığı tuz karışımı) verilir. Olası su kesecikleri patlatılmamalı, yanık bölgeye merhem türü herhangi bir madde sürülmemelidir. Yanığın ciddi olması halinde 112 acil servisten yardım istenmelidir.

Kimyasal etkenli yanıklarda maddenin türü ve sınıfı oldukça önemli bir ayrıntıdır. Toz kimyasal etkenli yanıklarda suya tutma işleminin yerine yanan bölge temiz bir bez veya fırça yardımıyla hafifçe temizlenmelidir. Kimyasal yanıklarda 112 acil servisten yardım istenmelidir. Kimyasal maddenin göz ile teması halinde gözler ovuşturulmamalı, bol su ile yıkanmalıdır.

Elektrik etkenli yanıklarda yapılması gereken en öncelikli eylem akımın güvenli bir biçimde kesilmeye çalışılmasıdır. Akım kesilmeden yaralıya müdahale edilmemeli, akımın kesilememesi halinde yalıtkan bir cisimle yaralı ortamdan uzaklaştırılmalıdır. Elektrik akımının şiddeti, akıma maruz kalma süresi gibi etkenler yaralanmanın şiddeti üzerinde önemli rol oynar. Elektrik çarpması soncunda kalp durabilir, kişi akımın etkisi ile savrulabileceğinden yaralanabilir veya kırık riski doğabilir.

Akımın güvenli bir biçimde yaralıdan uzak tutulduğunun anlaşılmasının ardından öncelikle bilinç kontrolü yapılır, bilincin olmaması halinde ABC değerlendirmesine geçilir. Solunum ve dolaşım olmaması halinde temel yaşam desteği aşamasına geçilir, yaralı bölgeye kesinlikle su dökülmez ve olası yaralanma/kırık durumları da kontrol edilip gerekli müdahale yapıldıktan sonra ilgili bölge temiz bir bezle örtülerek tıbbi yardım istenir.

Donmalarda İlkyardım

Bireylerin beden sıcaklıklarının 35 derecenin altına düşmesi ile birlikte soğuğun olumsuz etkileri görülmeye başlanır. Soğuk, insan bedeninde en fazla el, ayak, burun, kulak kepçesi ve boyun bölgelerini etkiler. Soğuğun beden üzerindeki olumsuz etkisi aslında kanın donması ve bu yüzden ilgili bölgeye kanın akmaması sonucunda o bölgenin ölmesi şeklindedir. Soğuğun etkisi de tıpkı ısıda olduğu gibi maruz kalınan süreye, çevresel şartlara ve kişinin kendi fiziksel özelliklerine bağlı olarak değişir.

Vücut sıcaklığının 35 derecenin altına düşmesi “hipotermi” olarak tanımlanmaktadır. Hipotermi durumunda:

  • Bilinç düzeyi geriler
  • Uyku gelir
  • Hafıza değişiklikleri yaşanır
  • Konuşma bozuklukları yaşanır
  • Titreme ve üşüme görülür
  • Refleksler kaybolur

Hipotermi durumu da üç aşamalı olarak ele alınmaktadır.

  • Hafif hipotermi: Vücut sıcaklığının 32 ile 35 derece arasında olduğu durumdur. Bu seviyede şiddetli titreme, dengede duramama, bilinç seviyesinde azalma, hafıza kaybı ve kalp hızında artma şeklinde durumlar gözlenir.
  • Orta hipotermi: Vücut sıcaklığının 28 ile 32 derece arasında olması halinde gözlenir. Bu seviyede titreme artık gözlenmez, denge sağlanamaz ve nabız çok zor hissedilir.
  • Şiddetli hipotermi: Vücut sıcaklığının 28 derecenin altında olması ile gelişir. Dolaşım ve solunum hissedilemeyecek seviyelere iner, vücut sıcaklığının daha da düşmesi halinde kalp durur ve beyin ölümü başlar.

Tüm hipotermi türlerinde ilk yapılması gereken koruma ilkesine göre hareket edilerek hastanın ılık bir ortama alınmasıdır. Sonrasında birincil ve ikincil değerlendirmeler yapılmalıdır.

Hafif hipotermi durumunda hastanın varsa ıslak kıyafetleri çıkarılarak yeni kıyafetler ile vücudunun ısınması sağlanmalıdır. Bilincin açık olması ve mide bulantısı olmaması halinde hastaya şekerli gıdalar verilebilir.

Orta ve şiddetli hipotermi durumlarında hasta ılık bir ortama alındıktan sonra bilinç kontrolü ve ABC değerlendirmesi yapılmalıdır. Şiddetli hipotermide mutlaka hasta sıkı kıyafetler ile örtülmelidir. Öte yandan ortam su kaynatılması yardımıyla nemlendirilebilir.

Donma olayında doku aşırı soğuk nedeniyle kan akımını yitirir ve böyle durumlarda kangren ve nekroz gibi durumlar görülür. Soğuğa maruz kalma süresi arttıkça oluşan hasarlar da daha fazla olur. Donmanın yanı sıra soğuk etkisiyle ilgili bölgelerde şişlikler görülebilir. Bir diğer soğuk etkisi ise soğuk ısırması olarak da nitelendirilen soğuk yanıklarıdır.

Donma, soğuk şişliği ve soğuk yanması gibi durumlarda ilgili bölge hafifçe yukarıda tutularak oda sıcaklığında bölgenin ısınması sağlanır. İlgili bölge kesinlikle ovulmamalı, bölgeye masaj yapılmamalıdır.

Donuklar da kendi içlerinde 3 seviyede incelenmektedir:

  • Birinci derece donuklar: En hafif olan donma olup, soğuğa maruz kalınan süre az olduğunda gerçekleşir. Hafif bir hissizleşme ile seyreder; ancak kendiliğinden geçer.
  • İkinci derece donuklar: Bu seviyede deri tabakaları donar, su kesecikleri ve ağrılı ödemler görülür.
  • Üçüncü derece donuklar: Deri tabakaları ile beraber kas, kemik gibi deri altındaki yapıların da donduğu seviyedir. Donan bölge siyah rengi alır ve geri dönüşü olmayan bir durumdur.

Donma vakalarında hasta öncelikle soğuk ortamdan uzaklaştırılır, ılık bir ortama alınarak varsa üzerindeki ıslak kıyafetler çıkarılıp yenileri giydirilir. Bilincin açık olması halinde ılık veya sıcak içecekler verilir, hasta yavaş yavaş ısıtılır. Olası su kesecikleri patlatılmamalı (üzeri temiz bezle örtülmeli) masaj veya ovalama yapılmamalıdır. Hastaya alkol verilmemeli, elleri ve ayakları doğal duruşlarında tutularak sıkılmış el ve ayaklar açılmaya zorlanmamalı ve 112 acil servis aranmalıdır.