Ünite 8: İnternet ve Mobil Pazarlamanın Etik ve Hukuksal Boyutları

Giriş

Bütün çağdaş gelişmeler karşısında düzenin korunması ve devamlılığı için hukuki yenilikler yapılması da kaçınılmaz olmuştur. Dolayısıyla İnternet ve mobil pazarlama etik kurallarının yanında bu çalışmada çeşitli hukuki düzenlemelere de değinilmiştir. İnternet üzerinde hak sahibi olacak kişilerin rollerinin anlaşılması da kişilerin hak ve sorumluluklarını bilmesi açısından önem taşır. Diğer yandan sosyal medya üzerinden veya bilişim sistemleri kullanılarak çeşitli suçlar işlenebilmektedir. Bu suçlar, dünyada ülkemizde kanun koyucular tarafından düzenlenmiş ve yaptırıma bağlanmıştır.

İnternet ve Mobil Pazarlamanın Etik ve Hukuksal Boyutları

Etik denince akla ilk olarak ahlâk kavramı gelir, bu sebeple de etik, ahlâk kavramı ile genellikle karıştırılır.

İnternette ve Mobil Pazarlamada Etik

Ahlâk kavramı iyi ve kötü davranışın toplumsal düzlemdeki görünümünü ifade eder. Etik ise daha çok ahlâk üzerinde düşünür, sorgular, tartışır, yargılar. Ahlâk, yöreseldir ve toplumdan topluma zamanla değişebilir. Etik ise evrenseldir ve evrensel olarak kabul gören, üzerinde tartışılan ve uzlaşılan kurallardır. Etik kurallar, günümüzde daha çok mesleki alanlarda kabul edilmiş ilkeler bütünüdür.

İnternette Etik: İnternet alanında uygulanan ve neredeyse evrensel anlamda kabul gören etik kurallara netiket denir. Sosyal medyada gün içinde milyonlarca kullanıcı haber, görüş ve çeşitli içerikler paylaşmaktadır. Dolayısıyla içerik paylaşan tüm kullanıcıların gazeteler ve televizyonlar gibi birer yayıncı olduğunu söyleyebiliriz. Basın meslek ilkeleri, Türkiye’de faal gazetecilerin kurdukları, bağımsız niteliğe sahip; iletişim özgürlüğü, meslek etiği ve ilkelerini savunan bir özdenetim kuruluşu olan Basın Konseyi tarafından ilan edilmiş ve uygulanagelmiştir. Bu ilkelere (etik) değinecek olursak;

  • Yayınlarda kişilerin ırk, din, dil, cinsiyet gibi ayrımlara maruz bırakılmaması,
  • Düşünce, vicdan özgürlüğü, genel ahlâk, din duyguları ve aile kurumunu sarsacak yayınlarda bulunmama,
  • Gazetecilik mesleğinin ahlâka aykırı amaçlara alet edilmemesi,
  • Eleştiri sınırının aşılarak kişilere hakaret ve iftira içeren ifadelerde bulunmama,
  • Kişilerin özel yaşamını yayın konusu yapmama,
  • Soruşturmadan, doğru olduğuna emin olmadan haber yapmama,
  • Saklı kalması kaydıyla edinilen bilgilerin kamu yararı olmaksızın yayınlanmaması,
  • Kaynak belirtmeden alıntı yapmama,
  • Hakkında yargı tarafından suçlu olduğuna karar verilmedikçe bir kimseyi suçlu ilan etmeme,
  • Yasaların suç saydığı eylemleri, gerçek olmadığı halde bir kimseye ithaf etmeme,
  • Gazeteci kaynaklarını gizli tutmama, ifşa etme,
  • Şiddet ve zorbalığa özendirecek yayın yapmama,
  • İlan ve reklam niteliğindeki yayının, bu niteliğini tereddüte yer vermeyecek şekilde belirtmeme,
  • Yayın tarihi için belirlenen zaman kaydına saygı duymama,
  • Tekzip hakkına saygı duymama olarak sayılabilir.

İnternette Yaşanan Etik Sorunlar: İnternet ve akıllı cihazların kullanımı arttıkça, İnternet ortamında da belli etik sorunlar yaşanmaya başlamıştır. Bu etik sorunlar kimi zaman gerçek kişiler sebebiyle, kimi zaman haber mecraları sebebiyle sosyal medyada yaşanabilmekte iken, reklam ve pazarlama alanında mobil reklamcılığı tercih eden kurum ve markalar tarafından da ortaya çıkmaktadır. Ayrıca etik ilkelere uyulmadığında, bu sorun sadece kullanıcılar arasında değil, aynı zamanda tüketicilermarkalar ve markalar ile başka diğer firmalar arasında yaşandığı görülmektedir. En sık rastlanan sorunlara örnek verecek olursak;

  • Özel yaşamın gizliliğini ihlal,
  • Telif hakkı, marka ve patent haklarının ihlali,
  • İçeriğin asıl kaynağının gösterilmemesi,
  • Üretilen içeriğin doğruluğunun teyit edilmeden yayılması,
  • Kişisel verilerin güvenliği,
  • Haber ve ticari enformasyonun sınırlarının belirsizleşmesi,
  • Yeni medya özellikleriyle kullanıcının yoğun reklama maruz kalması,
  • Viral içerikler ve görüntülerinin paylaşım şekli,
  • Haksız rekabet.

Mobil Pazarlama ve Etik: Mobil pazarlama yapacak her marka için etik davranışların teşvik edilmesi, etik olmayanların önlenmesi için pazarlama kültürünün bu yönde geliştirilmesi gerekir. Aksi halde hem işletmeler kısa sürede zor durumda kalabilir, hem de hukuki tazmin talepleri veya ceza davaları, adli ve idari para cezaları ile karşılaşabilirler. Markalar, tüketiciler nezdinde güven yitirilebilir, ürün ve hizmet imajı zedelenebilir, hedeflenen sadakat sağlanamayabilir ve bu durum rakip firmaların beklenmedik şekilde lehine olabilir. Dolayısıyla işletmelerin müşterilere karşı bazı etik kurallara ve yasal düzenlemelere uyması gerekir. Firmalar arası rekabette de bazı etik ve yasal olmayan davranışlar mevcuttur. Rakiplere, pazara ve tüketicilere karşı dürüst olunmaması ve adil rekabet ortamını bozucu davranışlarda bulunulması, haksız rekabet oluşturabilir. İhlallerin hukuk düzeninde bir karşılığı mevcuttur. Dolayısıyla bu etik kurallara mobil pazarlama sırasında uyulması öngörülür. Aksi halde yasal yaptırımların söz konusu olması kaçınılmazdır. Firmalar, ürün veya hizmetlerini kullanan müşterilerin kişisel verilerini izinli olarak elde ediyor ve veri tabanına bu şekilde ekliyor olmalıdır. Bir diğer yöntem de marka bir ödül belirler ve ödül veren siteyi kullananlar, GSM uygulamasını kullananlar, pazarlama yapılmasına izin vermiş olur ve onların verileri bir veri tabanına kaydedilmiş olur. İnternet ve mobil pazarlama sırasında, sadece kısa mesaj ve elektronik posta kullanılmamaktadır. Beacon denilen teknolojiyle müşterilere belirli bir lokasyonda ulaşmak ve tanıtım yapmak mümkün olduğu gibi, içinde müzik, video, resim eklenerek gönderilen MMS (multimedya kısa mesaj), mobil display reklam, push notification (anlık bildirim), QR kod, lokasyon bazlı çalışmalar oldukça yaygındır. İnternet ve mobil pazarlamada artık kullanıcıyı daha çok tanıyan ve kullanıcıya özel içerik bulunduran reklamcılık ve pazarlama modellerine geçilmiştir.

Mobil Pazarlamada Reklamın Yeri ve Etik: Reklam etigi; reklamın genel ahlâk kurallarına ve tüketici haklarının korunması ilkelerine uygun olması, kişilik haklarının zedelenmemesi ve haksız rekabetin önlenmesi olarak açıklanabilir.

Mobil Pazarlama Kanalları ve Mobil Reklam: Mobil reklamlar lokasyon, zaman, teşvik edicilik, çekicilik, ürün ilgisi bakımından daha zengindir. Anında geri bildirim, müşteri hakkında demografik daha fazla veri toplanıyor olması, ölçeklenebilirlik, ölçülebilirlik ve marka bilinci yaratmadaki yüksek etkisi bakımından bu alan önem taşır. Bu kanalları sıralayacak olursak; SMS (kısa mesaj servisi), MMS (Multi Medya Mesaj Servisi), WAP (wireless application protocol) (kablosuz uygulama protokolü), Lokasyon Bazlı Servişler, Qr Kodlar (Quick Response Kodu), Push Notification (Anlık Bildirim), Zengin Medya, Oyun İçi Reklamcılık, Video Reklamcılık (Pre-Roll / Mid-Roll veya Post-Roll, Advertorial Reklam (Tanıtım Yazısı).

Mobil Pazarlamada Etik Kurallara Uyulmaması Durumunda Ne Olur?: Etik dışı davranışlar, sadece mesleki yaptırımlar değil aynı zamanda paralel hukuki düzenlemelerden dolayı yasal sorumluluklar doğurabilir. Müşteri, toplum, çevreye saygı, tüketiciyi aldatmama, reklamda yanıltıcı olmama gibi ilkeleri kapsar. Amerikan Pazarlama Derneği, Mobil pazarlama ilkelerini benimsemiştir. Bunlar duyuru, seçim ve onay, müşteri eksenli pazarlama ve sınırlamalar, güvenlik ve uygulama ve sorumluluktur. En önemli husus, müşteri gizliliğinin korunmasıdır. (Eru, Oya, 2013) Bu ilkelere göre; duyuruda pazarlamacının kimliği, ürün ve hizmet bilgisi açık olmalı; mobil ileti gönderimi için kullanıcıdan izin alınmış olmalı; alınan onay yalnızca belirli bir program için kullanılmalı ve kullanıcıya iptal hakkı verilmeli, toplanan kişisel verilerin gizliliği ve güvenliği sağlanmalı, alınan onay ve izne uygun amaçla kullanılmalı, ifşa edilmemelidir. Bu ilkeler Türkiye’deki elektronik ticaretin düzenlenmesi hakkında kanun ile de büyük oranda örtüşmektedir.

İnternet’te Anayasal Haklar: T.C. Anayasası’nda belirtilen Temel Hak ve Özgürlükler, bireylerin insanca ve özgürce yaşaması için herkese eşit olarak uygulanması gereken ve Anayasa’da güvence altına hak ve özgürlüklerdir. Sosyal medya ve İnternet’te de bu hakların ihlali, çeşitli yaptırımlar uygulanmasına sebep olacaktır. Bu anayasal haklara ve özgürlüklere değinecek olursak;

  • Kişinin dokunulmazlığı ve maddi ve manevi varlığı, kişilik haklarının korunması
  • Özel hayatın gizliliği ve korunması
  • Haberleşme hürriyeti
  • Din ve vicdan hürriyeti
  • Düşünce ve kanaat hürriyeti
  • Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti

Türkiye’de İnternet Aktörleri ve Hukuki Sorumlulukları

Türkiye’de İnternet, genel anlamda 5651 sayılı yasa ile belirli bir sorumluluk rejimine oturtulmuştur. 5651 sayılı yasa ile İnternet süjelerinin ya da aktörlerinin hakları ve sorumlulukları düzenlenmiştir. Bu aktörler, dört ana başlık altında toplanmıştır:

  • Eris¸im Sagˆlayıcılar : Erişim sağlayıcılar, abone olarak İnternet servisine bağlandığımız telekom operatörü firmalardır. 5651 sayılı kanuna göre erişim sağlayıcılar, kullanıcılarına İnternet ortamına erişim olanağı sağlayan her türlü gerçek ve tüzel kişilerdir. Erişim sağlayıcı, abonelerine doğrudan İnternet bağlantısı sunmaktadır.
  • Yer Sagˆlayıcılar : 5651 sayılı kanuna göre yer sağlayıcı, hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan veya işleten gerçek veya tüzel kişilerdir. Yer sağlayıcıları 2 grupta toplamak mümkündür. Birinci grup, hosting ve co-location gibi web siteleri ve sistemleri barındıran servisler olup, ikinci grupta daha çok, içeriğini kullanıcıların oluşturduğu sözlük, forum, blog gibi ortam sağlayıcılar vardır. Gazete siteleri, haberi üreten olarak içerik sağlayıcı, okuyucusuna yorum bırakma imkânı sağlamak ile yer sağlayıcı sıfatını kazanır.
  • İc¸erik Sagˆlayıcılar : İçerik sağlayıcı, bir bilgi ya da belgeyi İnternet ortamında yayınlanacak şekilde düzenleyen kişi ya da kuruluşlardır. 5651 sayılı kanuna göre içerik sağlayıcı, İnternet ortamı üzerinden kullanıcılara sunulan her türlü bilgi veya veriyi üreten, değiştiren ve sağlayan gerçek veya tüzel kişilerdir.
  • Toplu Kullanım Sagˆlayıcılar : Bu gruptaki süjelere ilk örnek İnternet kafelerdir. İnternet kafeler, anlık olarak İnternet’e erişme olanağı sağlamakla birlikte, bilgisayara ve İnternet bağlantısına sahip olmayan insanlara İnternet’ten yararlanma imkânı sağlamaktadır.

Sosyal Medyada İşlenebilen Suçlar, Bilişim Suçları

Suç Kavramı ve İnternet Yoluyla İşlenebilen Suçlar: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) suç sayılan fiiller düzenlenmiş ve suçun niteliğine göre değişen hapis, adli para cezası ve güvenlik tedbiri olarak düzenlenen yaptırımlar getirilmiştir. TCK’de Konuları bakımından suçlar; ‘Uluslararası suçlar, Kişilere Karşı Suçlar, Toplumlara Karşı Suçlar, Millete ve Devlete Karşı Suçlar’ şeklinde ayrıma tabi tutulmuştur. Ceza Hukuku’ndaki bazı temel ilkelerden bahsetmek gerekir. Bunlardan ilki, suçta ve cezada kanunilik ilkesidir. Bu ilkeye göre kanunen suç olarak tanımlanmamış bir fiil için ceza verilemeyeceğidir. Bu ilkeye göre, bir suç veya bunun yaptırımı olan ceza, sadece kanunla belirlenebilir. Yönetmelik veya tüzükle, suç ve cezası belirlenemez. Diğer temel ilke ise, şahsilik ilkesidir. Buna göre de kimse işlemediği suçtan veya bir başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz. TCK’ya göre suçun basın yoluyla işlenmesi, daha geniş kitlelere ulaşması sebebiyle, ağırlaştırıcı sebeptir ve hapis, güvenlik tedbiri ve adli para cezası gibi yaptırımlar getirilmiştir.

Basın ve Yayın Yoluyla (İnternet ve Sosyal Medyada İşlenen Hareket Suçu): TCK’nın 125. Maddesinde ‘Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmek, yakıştırmalarda bulunmak, sövmek’ olarak tanımlanan hakaret suçu, şikayete bağlı bir suçtur. Basın yoluyla işlenmesi halinde bu suç alenen işlenmiş sayılır ve cezai yaptırım bakımından ağırlaştırıcı sebep olarak düzenlenmiştir. İnternet üzerinden işlenen hakaret suçunda, aleniyet unsurunun gerçekleştiğinin kabul edilebildiği hallerde basın yoluyla işlenen suç niteliğinde değerlendirilir ve yaptırım uygulanır. Genellikle küfür ve kötü sıfatlar yakıştırma ifadeleri hukuka aykırı kabul edilir. Ayrıca birisi hakkında bir mahkûmiyet kararı olmadan onu dolandırıcı, sahtekâr, arsız, üçkağıtçı, şerefsiz gibi ifadelerle yermek de hukuka aykırı kabul edilebilir.

Basın ve Yayın Yoluyla (İnternet ve Sosyal Medyada) Hedef Gösterme ve Nefret Söylemi: Geleneksel medya araçları ya da basın yoluyla bir kimsenin ismini açıkça belirtmeksizin veya üstü kapalı geçiştirerek bu kişiyi ya da bir gruba mensup kişileri işaret edecek şekilde, hakaret içeren ifadelerde bulunulması halinde, mağdurun şahsının kim olduğu konusunda toplumda duraksanmayacak şekilde bir durum yaratılmış ise, bu kişinin ismi belirtilmiş ve hakaret suçu gerçekleşmiş sayılacaktır. TCK md. 126 ile düzenlenen bu husus, basın yoluyla ya da geleneksel medya araçları üzerinden bir kişiyi ya da bir gruba mensup kişileri hedef göstermek suç olarak düzenlenmiştir.

Nefret Söylemi: Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak aşağılayan şekilde söylemler halk üzerinde nefret ve kin duyguları yaratır. Bu duygular kitleleri saldırganlaştırabilir ve suç işlemeye itebilir. Dolayısıyla kamu güvenliği açısından tehlike doğuracaktır. Nefret söylemi olarak adlandırdığımız bu eylem, TCK’de her ne kadar nefret suçu olarak tanımlanmamış ise de, bu eylemin karşılığı olarak yorumlanabilecek düzenlemeler söz konusudur. Geleneksel medya araçlarından basın yoluyla işlenmesi halinde de aleniyet unsuru net olarak gerçekleşmiş sayılır.

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal: Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 8. Maddesi ve T.C. Anayasa’sının 20. Maddesi ile korunan özel hayatın gizliliği herkes için tanınmış temel hak ve özgürlüklerdendir. Bu hakkın ihlal edilmesi TCK’de suç olarak düzenlenmiştir. Şikayete bağlı suçlardandır. Sosyal medya üzerinden kişilerin özel hayatına ilişkin fotoğraf, video ve ses kayıtları dahil yazılı veya görsel içeriklerin yayınlanması halinde bu suç alenen işlenmiş sayılır.

Tehdit: TCK’de bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit etmek suç olarak tanımlanmış ve yaptırıma bağlanmıştır. Kişilerin bağımsız karar alma, özgürce düşünüp hareket edebilme yetisini kısıtlayan tehdit içeren ifadelerin, sosyal medya üzerinden bir kişiye yönelmesi durumunda da aynı suç işlenmiş kabul edilecektir.

Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme ya da Ele Geçirme: Kişileri bir bütün olarak tanımlamaya yetecek, isim, adres, fotoğraf, kimlik bilgileri kişisel verilerden kabul edilir. Kişilerin sosyal medya hesaplarının ele veya DPI (deep packet inspection) denilen sistemle kişiselleştirilmiş reklamlar sunmak amacıyla toplanan veriler ve diğer zararlı yazılımlar sebebiyle bu verilerin ele geçirilmesi hukuka aykırılık teşkil edeceği gibi, bu veriler kullanarak başka suçlar da işlenebilir.

Kanunlara Uymamaya Tahrik Suçları: Kişileri alenen kanunlara uymamaya tahrik etmek TCK’da suç olarak düzenlenmiştir. Aynı şekilde suçluyu övmek, halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek, suç işlemeye yönelik tahrik etmek fiilleri de düzenlenmiş ve cezai yaptırımlara bağlanmıştır.

Bilişim Yoluyla İşlenen Nitelikli Dolandırıcılık: Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak kendine veya başkasına yarar sağlanması halinde dolandırıcılık suçu oluşur. Nitelikli hâl olarak düzenlenen bu fiilde ise kişilerin kandırılmış olması esastır. Bu sebeple bir bilişim sistemine girerek sistemden yararlanılarak haksız çıkar sağlanmış olması halinde hareket sisteme yönelik olduğundan bilişim suçundan bahsetmek gerekir. Bilişim yoluyla dolandırıcılık suçunda ise hem bir kişiye hileli harekette bulunarak onu kandırma, hem de hileli hareket sonucu mağdurun mal varlığında azalma unsurları aranır.

Bilişim Sistemine Girme: Bilişim sistemine girme suçunun oluşması için bir bilişim sisteminin tamamına ya da bir kısmına, hukuka aykırı olarak girmek ve orada kalmak fiillerinin gerçekleşmiş olması aranır. Kanunda cezai yaptırıma bağlanan bu fiile örnek verecek olursak, bir kimsenin sosyal medya hesaplarından birinin şifresini kırarak sistemine girmek ve orada kalmak verilebilir.

İnternet Üzerinden Yapılan Ticaretin Yasal Boyutu

Reklam Kavramının Kurumsal Pozisyonu ve Hukuki Boyutu: İnternet dahil tüm ortamlarda yayınlanan ve gösterilen reklamların kanunlara, genel ahlâka, kamu düzenine, kişilik haklarına uygun, dürüst ve doğru olmaları gerekmektedir. Tüketiciyi aldatıcı, yanıltıcı veya onun tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici, tüketicinin can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürücü, şiddet hareketlerini ve suç işlemeyi özendirici, kamu sağlığını bozucu, hastaları, yaşlıları, çocukları ve özürlüleri istismar edici reklam ve ilanların yapılması Tüketici Kanunu’na göre mümkün değildir.

Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun: Kanun tüketicilerin haklarını belli yasalarla koruma altına almıştır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da bunlardan biridir. Bu kanun her türlü tüketici işlemleri ve tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar. Kanun genel olarak, tüketiciye satılan malın ayıplı çıkması halinde tarafların sorumluluğu, tüketicinin cayma hakkını yani ürün veya hizmeti almaktan vazgeçme hakkını kullanması ile ilgili şartları ve tarafların bu konudaki sorumluluklarını, ödemelerin yapılmaması halinde tarafların sorumlulukları gibi pek çok uygulamayı düzenlemektedir.

Mesafeli Satışlar Yönetmeliği: Bu yönetmelik, mesafeli sözleşmeleri tanımlarken satıcı ile tüketicinin eş zamanlı olarak fiziksel varlığı olmayan, mal veya hizmetin uzaktan pazarlandığı ve sözleşmenin kurulduğu ana kadar uzaktan iletişim araçlarının kullanılması suretiyle kurulan sözleşmelerin bu kapsamda olacağını belirtmiştir. Bu yönetmeliğe göre; bazı e-ticaret girişimleri ise kapsam dışında bırakılmıştır. Finansal hizmetler, şans oyunları, konut kiralama, paket turlar, catering hizmetleri, montajbakım hizmeti verenler, bakım evi hizmetleri konulu girişimler bu yönetmeliğin kapsamı dışında kalmıştır.

Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun: Bu kanun elektronik ticarete ilişkin esas ve usuller ile ticari iletişim, satıcılar, aracılar ve elektronik iletişim yapılan sözleşmelere ilişkin düzenlemeler içermektedir. Kanun, Ticari elektronik iletileri tanımlamıştır. Telefon, çağrı merkezleri, faks, otomatik arama makineleri, akıllı ses kaydedici sistemler, elektronik posta, kısa mesaj hizmeti gibi vasıtalar kullanılarak elektronik ortamda gerçekleştirilen ve ticari amaçlarla gönderilen veri, ses ve görüntü içerikli iletiler şeklinde tanımlamıştır. İnternet ve mobil pazarlama alanında, istenmeyen e-posta ve SMS’lere dair, düzenleme ve çözümler içerir.

Ticari İletişim ve Ticari Elektronik İletiler Hakkında Yönetmelik: Bu yönetmeliğin amacı, elektronik iletişim araçlarıyla yapılan ticari iletişime dair bilgi verme yükümlülüklerine ve ticari elektronik iletilerde uyulması gereken hususlara ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.

Elektronik Ticarette Hizmet Sağlayıcı ve Aracı Hizmet Sağlayıcılar Hakkında Yönetmelik: Bu yönetmeliğin amacı; hizmet sağlayıcı ve aracı hizmet sağlayıcıların elektronik ticaret işlemlerinin yapıldığı ağ üzerinde bulundurmakla yükümlü oldukları genel bilgiler ile sözleşme öncesinde ve sipariş sürecinde alıcılara sunmaları gereken bilgilere ve elektronik ticaret ile ilgili diğer uygulamalara ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.

Türk Ticaret Kanunu-Haksız Rekabet ve Markalar Hakkında KHK Bakımından Değerlendirme: Rekabeti bozucu, engelleyici her tür davranış İnternet’te de olsa, kanuni yaptırımlara bağlanmıştır. Mağdur olanlar, Türk Ticaret Kanunu kapsamında, haksız rekabetçilerin eylemlerini durdurabilir, maddi ve manevi tazminat isteyebilir. 556 Sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname uyarınca da bir başka gerçek veya tüzel kişiye ait markanın izinsiz olarak alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük veya benzeri biçimlerde kullanılması marka hakkına tecavüz oluşturur. Aynı yaşanın 61. maddesinde ise marka hakkına tecavüz halinde bu kişiler hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.” hükmü yer almaktadır.

İnternet’teki Faaliyetlerde Kişilik Hakları ve 5651 Sayılı Yasa Kapsamında Değerlendirme: Kişilik hakları zedelenen firmanın, Medeni Kanun hükümlerine göre bunun korunmasını ve ihlalin durdurulmasını isteme, oluşan maddi ve manevi zararın tazminini talep etme hakkı olduğu gibi, 5651 Sayılı yasa kapsamında da kişilik haklarını ihlal eden içeriklerin erişime engellenmesi veya yayından kaldırılmasını mahkemelerden talep edebilir. Diğer yandan bu faaliyetler sırasında özel hayatının gizliliği ihlal edilen kişilerin de aynı hakkı mevcuttur. Son olarak bu yasa ayrıca Katalog suçlar olarak anılan suçların oluşması durumunda erişimin engellenmesine karar verileceğini de düzenlemektedir.