Ünite 6: İlaç Kullanım İlkeleri, İlaç Verme Yolları, İlaç Yan Etkileri ve İlaçların Saklanması

Giriş

Hastalıkların tanısı, tedavisi, önlenmesi ve diğer amaçlarla tıpta kullanılan biyolojik etkinliği olan saf kimyasal madde veya onun eşdeğeri bitkisel veya hayvansal kökenli belirli miktarda etkin madde içeren karışımlar ilaç olarak tanımlanmaktadır.

İlaç Kullanım İlkeleri

İlaçlar bilinçsiz bir biçimde, aşırı miktarda ve rastgele kullanıldıklarında ise organizma için oldukça zararlı olabilmektedir; hatta aşırı düzensiz ve yüksek dozda ilaç alımı hastayı ölüme kadar götürebilir. Bu nedenle mutlaka hekim reçetesi ile yazılmış ilaçların kullanılması, satın alınan ilaçların son kullanım tarihlerinin kontrol edilmesi, tavsiye edilen dozların kesinlikle aşılmaması, ilaçların belirtilen fiziksel koşullarda saklanması ve beklenmeyen etkiler görüldüğünde ilaç kullanımının kesilerek doğrudan ilgili doktora ulaşılması gerekmektedir.

Akılcı İlaç Kullanımı

Akılcı ilaç kullanımı, hasta için en etkili, en uygun en güvenli ve en ucuz olan ilacın yeterli dozda yeterli süre ile kullanılmasıdır.

Akılcı-olmayan ilaç kullanımının nedenleri şu şekilde sıralanabilir:

  • Eğitim yetersizliği
  • İlaç tavsiyeleri
  • Kurum hekimine yakınları için ilaç yazdırma eğilimi
  • Yasal olarak eczanede reçete ile satılması gereken ilaçların reçetesiz de alınabilmesi
  • Reçete bedelinin büyük kısmının SGK tarafından ödenebilmesi
  • Eczanelerdeki dikkatsizlikler

Akılcı olmayan ilaç kullanımı şu sonuçlara yol açabilir:

  • Tedavinin yetersiz kalması
  • İlaçların istenmeyen etkilerinin artması
  • İlaç etkileşmeleri
  • Tedavi maliyetinde artış
  • İşten geri kalma ve kazanç kaybı
  • Antibiyotik direnci

Akılcı-olmayan ilaç kullanımının önlenmesi için yapılabilecekler şu şekilde sıralanabilir:

  • Sorunların tanımlanması ve önlemlerin sonuçlarının izlenmesi
  • Eğitim
  • İlaç endüstrisi ile sağlıkçıların ilişkilerinin etik normlarının belirlenmesi
  • Reçetesiz ilaçların kontrolü
  • İlaçların son kullanma tarihlerinin kontrolü
  • Reçetedeki tavsiye edilen dozların aşılmaması
  • Halk sağlığı eğitimleri
  • Prospektüslerin anlaşılır olması
  • Beklenmeyen etkiler görüldüğünde hemen doktora başvurulması
  • İlaç dışı tedavi seçeneklerinin belirlenmesi

İlaç Uygulama Yolları ve Farmasötik Şekiller

İlaçların vücutta etki oluşturabilmeleri için, etki göstermeleri beklenen organ ve dokularda yeterli konsantrasyonda bulunmaları gerekir; tedavide amaç hedef yapının etkilenmesi ancak diğer yapıların etkilenmemesi veya en az etkilenmesidir. Bunun için ilaçların uygulama yolları başlıca iki gruba ayrılabilir:

  1. Lokal uygulama
  2. Sistemik uygulama

Lokal uygulama: İlacın etkilemesi gereken hedef yapı vücut yüzeyine yakın ve injektör iğnesi ile ulaşılabilecek bir yerde ise bu uygulama yolu oldukça avantajlıdır. Lokal uygulama; cilt üzerine (epidermal), cilt içine (intrakütan), eklem içine (intraartiküler), kalp içine(intrakardiyak), plevra içine (intraplevral), periton içine (intraperitoneal), kafa içine (intratekal), uterus içine (intrauterin), vajina içine (intravajinal), rektum içine (rektal), ağız içine (bukkal), burun içine (intranazal), kulak içine, konjonktiva üzerine, lezyon içine ve inhalasyon şeklinde olmak üzere çeşitli yollarla gerçekleştirilir.

Sistemik uygulama: Vücutta yaygın bir etki oluşturmak gerektiğinde veya lokal uygulama yolu uygun olmadığında başvurulabilir. Bu durumda hedef yapı yanında, diğer sistemlerin de ilaç tarafından etkilenmesi kaçınılmazdır. Sistemik uygulama; enteral, parenteral, inhalasyon yoluyla ve transdermal yolla olmak üzere dört şekilde gerçekleştirilir.

Hastaların kolay alabilmeleri için belirli forma getirilen ilaçlar farmasötik şekiller olarak isimlendirilir ve fiziksel özelliklerine göre üç gruba ayrılır:

  • Sıvı
  • Yarı katı
  • Katı

Sıvı farmasötik şekiller: Çözelti, damla, injeksiyonluk çözelti, süspansiyon, şurup, posyon, eliksir, lavman bu farmasötik şekillere örnektir.

Yarı-katı farmasötik şekiller: Emülsiyon ve pomad bu gruba aittir.

Katı farmasötik şekiller: Ağız yoluyla kullanılan tablet, draje, kapsül, kaşe, pilül, toz (pudra) ve diğer yollardan kullanılan supozituvar ve ovül katı farmasötik şekillerdendir.

İlaçların İstenmeyen Etkileri

İlaçlar vücuda verildiklerinde beklenen hedef yapının etkilenmesi yanında, vücutta istenmeyen birçok etkiler de oluştururlar. İlaçların bu istenmeyen etkileri beş grup altında toplanabilir:

Yalın toksik etkiler ilacın terapötik etkilerinin bir uzantısı şeklinde ortaya çıkar ve genellikle doza bağlı olarak artar ve öngörülebilir özellikte etkilerdir. Fonksiyonel, biyokimyasal ve yapısal nitelikte olabilir.

Özel toksik etkiler genellikle hücre çekirdeği düzeyinde ve kalıcı nitelikte oluşan hasarlardır. Mutajenik (genotoksik), karsinojenik ve teratojenik olmak üzere üç çeşittir.

İlaç alerjisi antijen–antikor reaksiyonu veya antijen-T lenfositi etkileşmesine bağlı olarak gelişen bir immünolojik yanıttır. Alerjik reaksiyonlar genellikle cilt belirtileri, kan tablosu bozuklukları ve solunum sistemi sıkıntıları gibi belirli bozukluklarla sınırlı kalır. Ancak basit bir cilt döküntüsünden hemen tedavi edilmezse ölümcül olabilen anaflaktik şoka kadar gidebilen şiddette olabilir.

Dayanıksızlık reaksiyonları kişide önceden bulunan bazı hastalıklar nedeniyle bazı grup ilaçlara karşı beklenenden daha farklı yanıtlar aldığı reaksiyonlardır.

İdiyosenkrazi yukarıda sayılan dört kategoriden herhangi birine sokulamayan ve genetik farklılıkla ilgili olmayan ve mekanizması bilinmeyen durumlar idiyosenkrazi olarak değerlendirilir.

İlaç Etkileşmeleri

İki veya daha fazla ilacın birlikte kullanılması, zaman zaman beklenen etkilerde nitel veya nicel olarak değişmelere yol açabilir. Bu etkileşmeler başlıca üç şekilde oluşabilir:

  • Farmasötik etkileşmeler
  • Farmakokinetik etkileşmeler
  • Farmakodinamik etkileşmeler

Farmasötik etkileşmeler: Vücuda verilmeden önce, iki veya daha fazla ilaç arasında oluşabilir ve bu genellikle kendini fiziksel değişimler şeklinde belli eder. Örneğin berrak iki sıvının karıştırılmasıyla çökelti oluşması veya katı haldeki tozların karıştırılması sonucu sıvılaşma oluşması gibi.

Farmakokinetik etkileşmeler: İlaçlar birbirinin emilimini, vücuttaki dağılımını, biyotransformasyonunu ve vücuttan atılmasını yani farmakokinetiğini değiştirerek kan düzeyinin beklenenden farklı olmasına yol açabilir.

Farmakodinamik etkileşmeler: İlaçlar birbirinin etkisini etki mekanizması düzeyinde azaltabilir veya artırabilir. Bu şekilde iki ilaç bir arada kullanıldığında biri diğerinin etkisini azaltıyorsa antagonizma, artırıyorsa da sinerjizmadan söz edilir.

Antagonizma başlıca üç şekilde oluşabilir:

Kimyasal antagonizma: İki ilaç birbirinin etkisini, kimyasal yolla etkisiz bir moleküle dönüştürmesiyle azaltabilir. Bu durumdan zaman zaman zehirlenme durumlarında yararlanılır.

Fizyolojik antagonizma: İki ilaç birbirinin etkisini farklı bir reseptör veya mekanizma aracılığıyla azaltabilir veya ortadan kaldırabilir.

Farmakolojik antagonizma: İki ilaç birbirinin etkisini aynı reseptör sistemi veya mekanizma aracılığıyla azaltabilir.

Sinerjizma başlıca iki şekilde görülür:

Aditif etkileşme: İki ilaç birlikte verildiklerinde oluşan etki ayrı ayrı verildiklerinde oluşturdukları etkinin cebirsel toplamı kadarsa buna aditif etkileşme denir.

Potansiyalizasyon: İki ilaç birlikte verildiklerinde oluşan etki, ayrı ayrı verildiklerinde oluşturdukları etkinin cebirsel toplamından büyükse buna da potansiyalizasyon denir.

Besin Destekleri

Besin destekleri; bitkisel kökenli maddeler, mineraller, vitaminler, aminoasitler, enzimler, metabolitler, ekstreler ve konsantreler olarak kullanıma sunulmaktadır. Ancak doğal da olsa bu ürünlerin kullanımının güvenli ve sağlıklı olacağı yaklaşımı her zaman geçerli olmadığından dikkatli olunmalıdır; çünkü etkinlik, güvenlik ve ilaç etkileşmeleri konusunda yeterli çalışma bulunmamaktadır.

Zehirlenmeler ve Tedavilerinde Genel İlkeler

İlaçlar, tarım ve endüstride kullanılan çeşitli kimyasal maddeler gereğinden fazla dozlarda vücuda girdiğinde genellikle akut bazen de kronik zehirlenmelere yol açabilirler. Zehirlenme durumlarında dikkat edilmesi gereken en önemli yaklaşım öncelikle solunum ve dolaşımın sürdürülmesinin sağlanmasıdır. Daha sonra hastanın vücuduna değişik yollarla girmiş bulunan zehir özelliği gösteren maddenin kan dolaşımına geçişinin engellenmesi ve dolaşıma geçmiş olan kısmın ise bir an önce vücuttan uzaklaştırılması gerekir. Bundan sonra yapılması gereken, zehirlenme yapan etkenin belirlenmesidir. Bu adımların yanında aynı zamanda hastada çok belirgin olan bazı semptomların tedavisi gerekir. Örneğin; kan basıncı ve kalp hızı değerleri kontrol edilerek ilaçlarla tedavi yapılabilir.

Emilimin engellenmesi: Kusturma, mide yıkama, barsakların boşaltılması, kimyasal adsorbanların kullanılması ile zehirlenme etkeninin emilimi engellenmelidir.

Eliminasyonun hızlandırılması: Yinelenen dozda aktif kömür verilmesi, idrar pH’sının değiştirilmesi, diürez, hemodiyaliz, hemoperfüzyon, periton diyalizi ve kan değiştirme yoluyla eliminasyon hızlandırılabilir.

Sistemik antidotla tedavi: Kimyasal, fizyolojik veya farmakolojik olarak zehirlenme yapan ajanın etkisini ortadan kaldırabilirler.

Semptomatik ve destekleyici tedavi: Biyokimyasal değerlerin, vücut sıcaklığının, böbrek fonksiyonlarının izlenmesi ve gerekli durumlarda gerekli müdahalelerin yapılması gereklidir.

İlaç Kullanımındaki Yanlışlıklar

İlaç kullanımıyla ilgili yaşanan en önemli sorunlar ilaçların kötü kullanımı veya kötüye kullanımından kaynaklanmaktadır. İlacın kötüye kullanılması özellikle bazı keyif verici ve bağımlılık yapıcı maddelerin kullanımıyla ilgili bir durumdur. Bu grup ilaçlar genellikle psikoaktif ya da psikotrop olarak tanımlanan ilaçlardır. İlaçların kötü kullanılması ise, genellikle kullanım hatalarını içermektedir. Hekim tavsiyesi dışında yanlış endikasyonda, yanlış yoldan, yanlış dozda, yanlış süre ve aralarla kullanılmasını kapsamaktadır.

Doğru ilaç kullanımı konusunda bazı önemli noktalar bulunmaktadır:

  1. Hekime muayeneye gelen hastaların daha önce kullandığı tüm ilaçları ve önceki tedavi bilgilerini, başka hastalıklarını doktoruyla paylaşması tedavinin başarısının önemli bir aşamasıdır. Hekim özellikle son bir ay içinde hastanın kullandığı tüm ilaçları, bunların doz ve kullanım şekillerini de bilmelidir.
  2. İlaçlar doktor reçetesi ile alınmalı, yetkisiz ve bilgisiz kişilerden ilaç tavsiyesi alınmamalıdır.
  3. Hastaların hekimlerini bilgilendirmeden başka bir ilacı tedaviye eklememeleri gerekir.
  4. İlaçlar doktorun önerdiği şekilde kullanılmalıdır.
  5. Tedavi sırasında ilaçla ilgili olsun olmasın herhangi bir istenmeyen etki oluştuğunda mutlaka hekime bilgi verilmelidir.
  6. Hastanın herhangi bir ilaç veya besine alerjik reaksiyonu olup olmadığı konusunda da hekim bilgilendirilmelidir.
  7. Hekimin belirttiği ilaç dozu değiştirilmemelidir.
  8. İlaç hekimin bilgisi olmadan birdenbire kesilmemelidir.
  9. Gereksiz yere ilaç kullanımına devam edilmemelidir.
  10. Gebelik ve emzirme dönemlerinde, çocuklarda, bebekler ve yeni doğanda, yaşlılar, böbrek ve karaciğer yetmezliği olanlar, ilaç alerjisi ve kronik başka hastalıkları olanlarda ilaç kullanımı ve dozları konusunda çok dikkatli olmak ve yarar/zarar oranı konusunda yeterli bir değerlendirmenin mutlaka yapılması gerekir.
  11. Herhangi bir ciddi sorun geliştiğinde hekimin bilgilendirilmesi adına, hastaların kullandığı ilaçlar konusunda yakınlarını bilgilendirmeleri gerekir.
  12. Süresi geçmiş ilaçların ilaç dolabında bulundurulmaması ve evden uzaklaştırılması gerekir.
  13. Bazı hastalıkların tedavisi sırasında ilaç-dışı yöntemlerin de tedaviye destek olabileceği unutulmamalıdır.

İlaçların Saklanma Koşulları

İlaçlar çocukların göremeyeceği, ulaşamayacağı yerlerde, ışıktan ve nemden korunarak, uygun sıcaklık derecesinde kendi ambalajında ve kapakları sıkıca kapatılmış olarak saklanmalıdır. Işıktan bozulan ilaçlar, koyu renkli ambalajlarda bulundurulmalıdır. Toz halinde alınıp sulandırarak kullanılan şuruplar hazırladıktan sonra buzdolabında saklanmalı; 10 gün içinde bitmezse kalan kısmı atılmalıdır. Bu tür şuruplar ve süspansiyonlar her kullanımdan önce iyice çalkalanmalıdır.

Uygun olmayan saklama koşullarında ilaçların kimyasal yapılarında bozulma olabileceği yani etkisini kaybedebileceği hatta istenmeyen etkilerin ortaya çıkabileceği, zehirlenmelerin oluşabileceği unutulmamalıdır.