Ünite 7: Harezm Türkçesi Metin İnceleme I: Nehcü’l-Feradis ve Kışaşü’l Enbiya

Nehcü’l-Feradis (Cennetlerin Açık Yolu)

  • Türk edebiyatındaki kırk hadis çevirilerinin ilk örneği olan eser Mahmud bin ‘Ali tarafından 1357-1358 yıllarında yazılmıştır.
  • Eser onar fasıllı dört baptan meydana gelmektedir.
  • Birinci bap Hz. Peygamberi, ikinci bap dört halifeyi, üçüncü bap ehli beyti ve dört imamı, dördüncü bap Allah’a hoş gelmeyen amelleri anlatır.
  • Her fasıl Arapça bir hadisle başlar, Türkçe çevirisi verildikten sonra İslam âlimlerinin eserlerinden o hadisin manasını aydınlatan kısımlar tanık olarak verilir.
  • Eser, dünya ve ahirette mutlu olmak için gerekli Müslümanlık bilgilerinin el kitabı gibidir.
  • Üslubu gayet sade ve açıktır.
  • Yeni Cami nüshası tam ve harekeli olması bakımından önemlidir.
  • Paris nüshası baştan ve sondan eksiktir. Yeni Cami nüshası gibi harekeli değildir.
  • Yeni Cami nüshası 1956’da János Eckmann tarafından tıpkıbasım olarak yayınlanmıştır.
  • Ali Fehmi Karamanlıoğlu, eserin dil özellikleri üzerinde durarak metnin bir kısmının yazıçevrimini yapmıştır.
  • Eserin tamamının yazıçevrimi ise 1984’te yayımlanmıştır.
  • Edebi yönden çok değerli olmasa da Türk dilinin önemli bir yadigârı olması eserin kıymetini artırmaktadır.

Örnek Metin

Menim hatırımka andag tüşti kim beytü 186/10 ’l-malnı sizke bildürsem, dahl ve harc siziñ ‘ameliñiz birle bolsa cümle ne erseler siziñ kalemüñüz hükminde 186/11 bolsa, tèdi, takı siz menim katımda ulug bolsañız, Kevfe halkı siziñ fermanıñızdın çıkmasa, tèdi erse, Abu Hanife 186/12 rahmatu’llahi ‘alayhi kabul kılmadı; nèçeme kim derhost kıldı erse, hêç kabul kılmadı. İbnü Hübeyre katıg gazab 186/13 kıldı takı buyurdı, Abu Hanifeke yigirmi agaç urdılar takı zindanka saldılar. Birkaç eyyam zindanda yatmışdın 186/14 soñ İbnü Hübeyre kişi ıda bèrdi kim: Ne kılur-sen, sözümni kabul kılur mu sen ya takı ebedi zindanda yatur mu-sen? tèdi 186/15 erse, Abu Hanife rahmatu’llahi ‘alayhi aydı kim: Maña mühlet bèriñ, dostlarım birle yaranlarım birle meşveret 186/16 kılayın, tèdi erse, zindandın çıkardılar takı ıda bèrdiler erse, cümle isti‘dadını tamam kıldı takı bir kèçe 186/17 kaçtı Kevfedin çıktı takı Mekkeke bardı.

Çeviri

Benim hatırıma şöyle geliyor: Devlet hazinesini size vereyim, giriş ve çıkış sizin gözetiminiz altında bulunsun, ne var ne yok sizin kaleminizin yetkisinde olsun, dedi. Siz benim katımda saygı görürseniz Kûfe halkı sizin buyruğunuzdan çıkmaz, dedi. Ebû Hanîfe rahmatu’llahi ‘alayhi kabul etmedi. Ne denli üsteledi ise kabul etmedi. Hübeyreoğlu çok kızdı ve buyruk verdi Ebû Hanîfe’ye yirmi ağaç vurdular ve hapise attılar. Birkaç gün hapisete yattıktan sonra Hübeyreoğlu, ne yaptın, sözümü kabul ediyor musun yoksa daha boyuna zindanda yatacak mısın, diye kişi gönderdi. Ebû Hanîfe rahmatu’llahi ‘alayhi dedi ki: Bana süre verin, arkadaşlarımla yakınlarımla danışayım, dedi. Hapisten çıkarıp gönderdiler. Bütün hazırlığını gördü ve bir gece kaçıp Kûfe’den çıktı. Mekke’ye gitti.

Kelime İzahları

kişini ‘kişiyi’ : < kişi+ni

fermanıñızdın ‘buyruğunuzdan’ : < ferman+ıñız+dın

(halifa) erken ‘(halife) iken’ : < er-ken

andag ‘öylece’ : < antag < anıteg

agırladı ‘ağırladı’ : < agır+la-dı

ıda bèrdi erse ‘gönderi verdiyse’ < ıd-a bèr-di er-se

müñüşinde ‘köşesinde’ : < müñüş+in+de

kodtı ‘koydu’ : < kod-tı

?ı?a?ü’l-Enbiya

  • Harezm Türkçesi döneminin ilk eseridir.
  • Nasiru’d-din bin Burhanu’d-din ar- Rabguzi tarafından 1310-1311 yılında yazılıp Nasiru’ddin Tok Buga’ya sunulan Farsça bir eserin Türkçeye uyarlanmış hâlidir.
  • Peygamber kıssalarını konu alan eserde Rabguzi, dini konuları edebi bir dille nakletmiş, Arapça ve Türkçe manzumelere yer vermiştir.
  • Eserde peygamberlere ve din büyüklerine yazılmış kasidelerden başka aşk, tabiat gibi konuların işlendiği manzumeler de bulunmaktadır.
  • Eserin Londra’da bir, Saint Petersburg’da altı, Paris’te bir, Bakü’de bir ve İsveç’te iki nüshası vardır.
  • Eser Kazan’da da birkaç defa basılmıştır.
  • En eski nüsha, Londra British Museum Add. 7851’de muhafaza edilen nüshadır.
  • Öbürlerine göre daha iyi bir durumdaki bu nüsha Kaare Gronbech tarafından tıpkıbasım olarak 1948’de Kopenhag’da basılmıştır.
  • 1995’te Hendrik Boeschoten, M. Vandamme ve Semih Tezcan eserin karşılaştırmalı neşrini ve İngilizce çevirisini yayınlamışlardır.
  • Eser Türkiye’de 1997’de Aysu Ata tarafından yayımlanmıştır.

Örnek Metin

[32b] Karra‘ atlıg tagga kişi ıddılar. But tutunmaga taş tilediler. İblis ‘alayhi ’l-la‘na burunrak [2] bu Karra‘ tagınga keldi. Körklüg, arıg, ak taşnı kesip koddı. Olar kelip anı kördiler. [3] Èltip bir but kıldılar, kırk karı uzunlukı, sekkiz karı èni; başı altundın, közleri [4] yakutdın, tişleri yinçüdin; törlüg tonlar kèdürüp ol taht üze olturtdı. [5] Aña ‘Abhar atadılar. Aydılar: “Ay malik, bir èr bu butga hadımlık kılsa.” Cunda‘ bakdı erse, [6] Katur bin ‘Ubayd atlıg erni kördi. “Bu yaragaymu?” tèdiler. Razi boldılar. Katurnı ol [7] butga hadım kıldılar. Kırk yıl hidmat kıldı. Bir kün İblis feriştelerdin èşitdi [8] kim bu Katur urugındın bir paygambar bolgay, Salih atlıg; bu kafirlar anıñ èliginde [halak bolgay]. Ol kavm-[9]-nıñ kamugları ol butga yıgıldılar. İblis ‘ alayhi ’l-la‘na kelip ol butnıñ agzınga [10] kirdi, katıg ün birle aydı: “Ay meniñ kullarım, bu Katur meniñ tapugımga yaramaz. Anı [11] zindanga salın.” Zindanga kèmiştiler erse, yene biregüni butga hadim kıldılar. Katur [12] kırk yıl zindanda kaldı. Kırk yılda kèdin Cabra’ilga yarlıg boldı: “Katurnı zindan- [13]-dın çıkargıl,” tèp. Cabra’il bir kanat birle urdı. Zindannı èkki pare kıldı, aydı: “Ay [14] Katur, çıkgıl.” Katur zindandın çıkdı; köñlinde sakındı: “Kırk yılnı ‘Abharka hidmat [15] kıldım, kırk yıl zindanda kaldım. Èmdi kurtuldum; bu yèrdin kèteyin,” tèp. Kopdı, tagga [16] ugradı. Tag içinde bir üñür yolukdı. Armış èrdi, udıdı. Kırk yıl udku-[17]-da kaldı. Mavla ta‘ala bir fe-riştege anı saklatdı. Katurnıñ èwinde Za‘um atlıg èwlüki [18] bar èrdi. Aymışlar: Sahur atlıg èrdi. Bir ança rozgar kèçmişde bu hatun [19] telwe boldı; yügrüp çarlayur èrdi. Özi yawlak körklüg èrdi. Halk aña rahm [20] kıldı. Bir kèçe sarayında bir kuş keldi, karka suratlıg. Aydı: “Ay Za‘um Katurnı [21] körgü köñlüñ bar erse, meni èdergil.” Za‘um Katurnı èderü bardı. Ol üñürge keldiler.

Çeviri

[32b] Karra dağına adam gönderdiler. Put yapmak için taş aradılar. Şeytan ona lanet olsun daha önce [2] bu Karra dağına geldi. Güzel, temiz ak taşı kesip bıraktı. Onlar gelip onu gördüler. [3] Götürüp bir put yaptılar, kırk karış uzunluğu, sekiz karış eni; başı altından, gözleri [4] yakuttan, dişleri inciden; türlü elbiseler giydirip o taht üzerine oturt-tu. [5] Ona Abhar dediler. “Ey melik, bir adam bu puta hizmet etse.” dediler. Cunda baktı, [6] Ubeyd oğlu Kâsûr’u gördü. “Bu yapar mı?” dediler. Razı oldular. Kâsûr’u bu [7] puta hizmetçi yaptılar. Kırk yıl hizmet etti. Bir gün Şeytan meleklerden [8] Bu Kâsûr’un soyundan Sâlih adında bir peygamber gelecek, kâfirler onun elinde ölecek” diye duydu. O kavm-[9]-in hepsi o putun başına toplaştılar. Şeytan ona lanet olsun gelip o putun ağzına [10] girdi, yüksek sesle “Ey benim kullarım, bu Kâsûr benim hizmetime yaramaz. Onu [11] zindana atın.” diye seslendi. Zindana attılar, başka birini puta hizmetçi ettiler. Kâsûr [12] kırk yıl zindanda kaldı. Kırk yıldan sonra Cebrâ’îl’e “Kâsûr’u zindan-[13]-dan çıkar” diye ferman geldi. Cabrâ’îl kanat ile bir vurdu. Zindânı iki parça etti. Ay [14] Kâsûr, çık.” dedi. Kâsûr zindandan çıktı; gönlünden “Kırk yılı Abhar’a hizmet [15] ettim, kırk yıl zindanda kaldım. Şimdi kurtuldum; buradan gideyim,” diye düşündü. Kalktı, dağa [15] gitti. Dağ içinde bir mağara buldu. Yorulmuştu, uyudu. Kırk yıl uyku-[17]-da kaldı. Allah taala bir meleğe onu saklattı. Kâsûr’un Za‘ûm adlı bir karısı [18] vardı. Sahur adlıydı da derler. Bir hayli gün geçtikten sonra bu kadın [19] deli oldu; koşuyor bağırıyordu. Kendi çirkin görünüşlüydü. Halk ona acıdı. [20] Bir gece evine karga suratlı bir kuş geldi. “Ey Za‘ûm, Kâsûm’u [21] görmek istiyorsan, beni takip et.” dedi. Za‘ûm Kâsûr’u takip etmeğe başladı. O mağaraya geldiler.

Kelime İzahları

burunrak ‘evvelce’ : < burun+rak

körklüg ‘güzellik’ : < körk+lüg

èltip ‘iletip’ : < èlt-ip

yinçüdin ‘inciden’ : < yinçü+din olturtdı ‘

oturttu ’ : < oltur-t-dı

feriştelerdin ‘meleklerden’ : < ferişte+ler+din

tapugımga ‘hizmetime’ : < tap-ug+ım+ga

biregüni ‘başka birini’ : < bir+egü+ni

yolukdı ‘buldu’ : < yol+uk-dı

èdergil ‘takip et’ : < èder-gil

çarlayur ‘bağırır’ : < çar+la-yur

karı ‘karış’ : < karı