Ünite 2: Halk Edebiyatı Alanı ve Araştırma Yöntemleri

Halkbilimi ve Halk Edebiyatı İlişkisi

Halkbilimi, bir ülkede yaşayan halkın kültür ürünlerin, geleneklerini, törelerini halk inançların, halk müziğini, halk oyunlarını, halk edebiyatını, halk mimarlığını, halk hekimliğini ve benzerlerini inceleyerek bunların birbirleriyle ilişkilerini ortaya koyan; kaynak, gelişim, etkileşim gibi sorunlarını kendine özgü yöntemlerle çözmeye; sonuç, kural, kuram (nazariye) ve yasaları bulmaya çalışana bir bilim dalıdır. Halk Edebiyatı, ait olduğu ulusun yaşayış, inanç, duygu ve kültürel karakterini yansıtan ağırlıklı olarak sözlü bir edebiyattır. Halk Edebiyatının edebi türleri sözlü kültür ortamında doğaçlama olarak yaratılır ve kişiden kişiye, kuşaktan kuşağa sözlü aktarım yoluyla yayılarak varlığını sürdürür.

Halkbilimi çalışmalarının başlangıç tarihi, Almanya’da Jacob ve Wilhem Grimm kardeşlerin “Ev ve Çocuk Masalları” adlı sözlü gelenekten derleyerek oluşturdukları masal kitaplarını yayınladıkları 1812 yılı kabul edilmektedir.

Bir ülke veya belirli bir bölge halkına ya da aralarında en az bir müşterek faktör (meslek, cinsiyet, dil, din vb.) bulunan bir toplumsal gruba ilişkin maddi ve manevi alanlardaki kültürel ürünleri ve onların canlı, adeta tiyatro gibi dışavurum şeklinde icra olunan gösterimleri Halkbilimin konusudur.

Halkbilimi disiplini başta tarih, edebiyat, sosyoloji, antropoloji, psikoloji, etnoloji, arkeoloji, dinler tarihi, sanat tarihi, dilbilimi, coğrafya, tıp, hukuk, mimarlık, veterinerlik, ilahiyat olmak üzere neredeyse sosyal ve beşeri bilimlerin hepsiyle ilişkilidir. Halkbilimi, sosyokültürel ekolojisi içinde insanı ve bütüncül bir bakış açısıyla insanın kültürel çevresini anlamağa çalışır. Halkbilimi (folklor) rastgele kişilerin değil, bir kültür topluluğunun ortak malı olduğu içindir ki milli bir bünyenin parçası olmak durumundadır. Halk edebiyatı veya sözlü edebiyat, Halkbiliminin en eski ve yaygın çalışma alanlarından birisidir. Ziya Gökalp, Mehmed Fuad Köprülü ve Rıza Tevfik Bölükbaşı, Türkiye’de Halkbilimiyle ilgili ilk çalışmaları yapmaları nedeniyle, Türk Halk Bilimi çalışmalarının öncüleri kabul edilirler. Türkiye’de Halkbilimi konusunda sistemli ve yaygın çalışmalara Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetleri döneminde başlanmış ve Cumhuriyet döneminde daha somut gelişmeler kaydedilmiştir.

Cumhuriyetimizin ilk yıllarında yer alan Halkbilimiyle ilgili faaliyetlerde açıkça görülüyor ki, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Atatürk, Türk kültürünün temeli ve kaynağı olan Türk folkloruyla yakından ilgilenmiştir.

İstanbul Üniversitesine bağlı Memed Fuad Köprülü tarafından kurulan Türkiyat Enstitüsü ülkemizde bu konuda eğitim veren ve yayın yapan ilk kuruluştur.

Halk Edebiyatının Sınırları ve Sınıflandırması

Türk milletinin ilk günden günümüze kadar daima gelişen, fakat mahiyetini değiştirmeyen müşterek milli geleneğe bağlı edebiyatları vardır.

Halkın ortak malı sayılan ve uzunca bir müddet halkın “kollektif” olarak meydana getirdiği düşüncesiyle ve “halkın ruhu”nu en iyi yansıttığı hükmüyle, özel bir önem verilen şiirlere, mitlere, masallara, efsanelere, memoratlara, atasözü, epik destan, bilmece ve benzeri edebi ürünlere Anonim Halk Edebiyatı adı verilmektedir.

Türk Halk Edebiyatı kendi içinde Anonim Halk Edebiyatı, Tekke ve Tasavvufi Halk Edebiyatı ve Aşık Tarzı Halk Edebiyatı olarak üç kısma ayrılır.

Türk Halk Edebiyatının anonim, Tekke-tasavvufi ve Aşık gibi üç bölümünde de sürekliliği ve müşterekliği sağlayan temel unsurlar şunlardır:

a. Türk Halk Edebiyatında hece vezni, kafiye düzeni, nazım birimi olarak dörtlüklere dayalı türleri ve nazım öğeleri müşterektir ve her üç edebi gelenekte de süreklilik göstermektedir.

b. Türk halk şiiri destan ve halk hikayesi gibi türleri daima müzikle birlikte icra edilmiştir. Halk şiirinin Anonim, Aşık ve Tekke geleneklerinin şiirleri çoğu kez bir müzik aletinin eşliğinde söylenir.

c. Halk şiirinin icrasında daima diyologa yer verilmiştir. Anonim, Tekke-tasavvufi ve Aşık şiir geleneklerinde her zaman diyalog yer almıştır.

d. Türk Halk Edebiyatının bütün türlerinde eserler başlangıcından bu yana irticalen(doğaçlama) yaratılmış, ezberlenip hafızalarda muhafaza edilerek sözlü gelenek vasıtasıyla yayılmıştır.

e. Türk Halk Edebiyatı ürünleri, sözlü olma, geleneğe bağlılık, çeşitlenme, sözlü kültür ortamında anonimleşebilme ve kalıplaşma gibi sözlü edebiyatın evrensel niteliklerini taşımaktadır.

f. Halk Edebiyatının Anonim, Aşık, Tekke gibi geleneklerinde oluşturulan ürünlerde yaratıldıkları devrin ve çevrenin yaygın Türkçesi kullanılmıştır.

Türk Halk Edebiyatının Tarihçesi

Halk Edebiyatı Halkbilimi içinde ayrı bir araştırma alanıdır. “Halk Edebiyatı” terimi, yazılı ve sözlü edebi geleneklerin sınırlarını belirlemek amacıyla XIX. Yüzyılın sonlarıyla, XX. Yüzyılın başlarında tercüme yoluyla Türkçeye kazandırılmış ve bu alanda Türkiye’de yapılan çalışmalarda kullanılmaya başlanmıştır.

Rıza Tevfik Bölükbaşı ve Mehmed Fuad Köprülü’nün Halk Edebiyatına ilgi duyan bazı araştırmacıların günlük gazetelerde, bir halk şairinin ya bir tek şiirini veya şiirlerini toplayarak bu şiirlerin değerlendirilmesi tarzında hazırladıkları çalışmalar, Halk Edebiyatı ile ilgili yapılan ilk çalışmalardır.

Memed Fuad Köprülü Türkiye’de Türkolojinin (Türklük Bilimi) kurucusu olarak kabul edilir. “Türk Edebiyat Tarihi” adıyla 1920 yılında yayınlanan çalışması Türkiye’de çağdaş bakış açısıyla hazırlanan ilk Türk edebiyatı tarihidir. Köprülü 1915 yılında Milli Tetebbular Mecmuası’nın ilk sayısında yayınlanan “Aşık Tarzının Menşei ve Tekamülü” adlı çalışmasıyla, Türkiye’de Aşık Edebiyatı üzerine ilk çalışmayı yapmıştır. 1929 yılında “XVII. Asır Saz Şairlerinden Gevheri” ve “XIX. Asır Saz Şairlerinden Erzurumlu Emrah”, 1930 yılında “XVI. Asrın sonuna kadar Türk Saz Şairleri” ve “XVII. Asır Saz Şairlerinden Kayıkçı Kul Mustafa ve Genç Osman Hikayesi”, 1962-65 yılları arasında ise beş cilt halinde Saz Şairleri Antolojisi eserini yayınlamıştır.

Köprülü Tekke ve Tasavvufi Halk Edebiyatı çalışmalarının temelini atıp bu yöndeki araştırma eğilimini belirleyip şekillendirdiği eserini, 1919 yılında “Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar” adıyla yayınlamıştır.

Türkiye’de masal derlemelerinde ilk çalışmayı Ziya Gökalp yapmıştır. Gökalp’in Küçük Mecmua’da yayınladığı “Usullere Dair: Halkiyat (1) Masallar” ve “Usullere Dair: Tandır-name” adlı yazıları masal derlemelerinde takip edilecek yol ve yöntem konusunda bilgi veren ilk çalışmadır. Altın Işık adlı eseri ise folklordan faydalanarak ortaya daha modern ve çağdaş eserler koymanın ülkemizdeki ilk denemesi ve örneğidir.

Halk Edebiyatı çalışmalarının önde gelen isimlerinden birisi de Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu’dur. Fındıkoğlu halk şiirimizin edebiyat tarihindeki yerini incelerken halk şiirini eski ve yeni Türk yazılı edebiyatlarıyla karşılaştırmıştır.

Cumhuriyetin kuruluş yılları, Halk Edebiyatı alanında birbiri ardınca yeni ve kendilerinden sonra gelen araştırmaları yönlendiren eserlerin verildiği bir dönemdir.

Saadettin Nüzhet (Ergun) ve M. Ferit’in 1926 yılında yayınladıkları “Konya Halkıyat ve Harsiyatı” adlı eseri alan araştırmasına dayalı bir yöre monografisi olarak hazırlanmış ilk derli toplu çalışmadır. İkincisi Çankırılı Ahmet Talat Onay’ın 1928 yılında yayınladığı “Halk Şiirlerinin Şekil ve Nev’i” adlı pek çok yönden günümüzde de aşılmamış çalışmasıdır. Bu eserde, Halk Edebiyatı ürünleri üzerine özellikle de tür ve şekil özelliklerine dair ilk değerli yer almıştır.

Halk Edebiyatının Yazılı Kaynaklar

Halk Edebiyatı esas olarak sözlü bir edebiyat geleneği olmakla birlikte bu edebiyat geleneğiyle ilgili olarak geçmişte doğrudan veya dolaylı olarak yapılan çeşitli yazılı kayıtlar vardır. Halk Edebiyatı ilgili olarak yapılan araştırmalarda, kütüphanelerde, özel kitaplıklarda bulunan cönk, mecmua ve pek çok konuda bilgiler içeren yazmalarla, daha önce derlenerek çeşitli kitap ve dergilerde yayınlanmış veya arşivlenmiş bu yazılı kaynaklardan yararlanılır. Türk Halk Edebiyatının yazılı kaynaklarından bazılarını kronolojik olarak şöyle sıralayabiliriz:

  1. Çin Yıllıkları
  2. Bengütaş Yazıtlar (Göktürk Abideleri)
  3. Eski Uygur Metinleri
  4. Kutadgu Bilig
  5. Divanu Lügati’t-Türk
  6. Atabetü’l-Hakayık
  7. Divan-ı Hikmet
  8. Codex Cumanicus
  9. Dede Korkut Kitabı
  10. Tarih Kitapları
  11. Atasözü Kitapları
  12. Masal Kitapları
  13. Osmanlı ve Cumhuriyet Yıllıkları
  14. Fıkra Kitapları
  15. Menakıb-nameler
  16. Şair-nameler
  17. Destan Kitapları
  18. Seyahat-nameler
  19. Divan Edebiyatı Eserleri
  20. Günlük Gazeteler
  21. Cönkler ve Mecmualar

Yazılı ve basılı kaynakları kullanmak isteyen bir araştırıcı, önce bibliyografyalara müracaat etmek zorundadır. Bibliyografyalar belli bir konu veya çeşitli konulardaki yayınların listesidir. Türk Halk Edebiyatı ve Halk Bilimiyle ilgili en önemli genel bibliyografya “Türk Folklor ve Etnografya Bibliyografyası” adlı 4 ciltlik eserdir.

Sözlü Kaynaklardan Halk Edebiyatı Derleme Yöntemleri

Alan Araştırması: Halk Edebiyatı ile ilgili araştırma ve çalışmalarda, seçilen konuya ilişkin özgün ve güvenilir bilgi elde etmek, Halk Edebiyatı örnekleri derlemek ve bu eserleri yaratan ve tüketen sosyal ve kültürel çevrelere dair bilgiler edinmek için araştırıcının araştırma yapacağı bireyin, grubun, ya da topluluğun yaşadığı yere giderek yaptığı çalışmaya “alan araştırması” denir. Alan araştırmasında kullanılan yöntemler şunlardır:

a. Gözlem (müşahede) Yöntemi

b. Görüşme (mülakat) Yöntemi

c. Anket Yöntemi

d. Buldurmaca Listesi Yöntemi

Gözlem (Müşahede) Yöntemi: Gözlem alan araştırmacısının, bir sözlü edebiyat icra olayını dıştan veya içten bakması, gördüğü durumu olduğu gibi tarif etmek süratiyle kağıda geçirmesi/yazması esasına dayanan bilgi toplama yöntemidir. Gözlem türleri “katılımlı gözlem”(içten bakış) ve “katılımsız gözlem” (dıştan bakış” olarak ikiye ayrılır.

Bir halkbilimci araştırması süresince, değer hükümlerinden uzak durmak, tarafsız gözlemci konumunu ve tahlilci tavrını sürdürmek mecburiyetindedir. Katılımlı gözlem yöntemi öncelikle araştırmacının derleme maksadıyla orada bulunduğu bilinmediği için, derleyiciye derlemek istediği konuyu en doğal haliyle görme ve inceleme imkanı sağlayacaktır. Gözlem yoluyla elde edilen bilgilerin mutlaka olayın oluş sırasına göre kaydedilmesi gerekir. Halk Edebiyatı alan araştırmacılarının gözlem yoluyla elde ettikleri bilgileri olduğu gibi kaydetmeleri, tahminde bulunmamaları, kendi yorumlarını topladıkları malzemeye katmamaları bilimsel ve iş etiği kuralıdır.

Görüşme (Mülakat) Yöntemi: Görüşme yöntemi, araştırmacının, araştırma yerinde kaynak kişilere araştırdığı konularda daha önce hazırladığı soruları görüşme yoluyla sorarak bilgi edinmesi yöntemidir. Halk Edebiyatı çalışmalarında kullanımı en yaygın yöntemlerden birisidir. Görüşmelerde sorular, açık uçlu, yönlendirmeyici ve dolaysız, doğrudan konuyla ilgili sorular olmalıdır. Görüşme sırasında alınan cevaplar ya doğrudan yazılarak veya teyple banda alınarak daha sonra yazıya geçirilmelidir

Anket Yöntemi: Geniş bir bölgenin Halk Edebiyatı ürünlerini tespit amacıyla kullanılan bir yöntemdir. Anket yöntemi, görüşme ve gözlemlere konu olacak Halk Edebiyatı türleri ve bunların sözlü kültür ortamında icralarına dair ön bilgi edinmede işe yarar. Araştırmanın sınırlamasına göre bir veya birkaç sorudan oluşabilir.

Buldurmaca Listesi Yöntemi: Ankete çok benzeyen ve bazı derleyiciler tarafından daha çok kaynak kişi bulmada kullanılan “Buldurmaca Listesi” vardır. Tipik başlıklardan, ilk mısralardan, koro sözlerinden, önemli cümlelerden ve hadise özetlerinden ibaret olan bu listeler, hatırlanmayı kolaylaştırmak için kaynak kişiye okunur. Kaynak kişi bunların yardımıyla hatırladığı parçanın kendi varyantını icra eder. Hiçbir zaman doğru tek varyant olmadığına göre derleyici, kaynak kişiye kendi varyantının şimdiye kadar duyduğu en iyi varyant olduğunu söylemesi yerinde bir davranıştır.