Ünite 5: Göçmen ve Sığınmacılarla Sosyal Hizmetler: Çalışma Hayatı

Uluslararası Göç Kategorileri ve Göçmen İşçi Kavramı

Göçmen işçi, vatandaşlık bağı ile bağlı olmadığı bir devlette ücret ödenen bir faaliyette çalıştırılacak, çalıştırılmakta olan ve çalıştırılmış olan bir kişidir. Genel olarak uluslararası göç “sürekli yerleşenler, süreli sözleşmeli işçiler, süreli profesyonel çalışanlar, gizli veya yasa dışı çalışanlar, sığınmacılar ve mülteciler” şeklinde altı kategoride incelenmektedir. Uluslararası göçte inceleme konusu yapılan bu altı kategorinin tümü genel olarak “göçmen” kavramı ile işçiler ve çalışanlar ise “göçmen işçi” kavramı ile ifade edilir. Göçmenlerin Türkiye’de çalışmaları hakkındaki yasal düzenlemelerde ise tüm bu kavramları ikame edecek nitelikte “yabancı” kavramı kullanılır. ILO sözleşmelerinde göçmen işçi, “kendi hesabına çalışmak ya da istihdam edilmek üzere bir ülkeden diğerine göç eden ya da göç etmekte olan kişi” olarak tanımlamakta ve bir göçmen olarak istihdam edilmek üzere düzenli olarak ülkeye giriş yapmasına izin verilen kişiler de bu tanıma dâhil etmektedir. ILO’nun bu tanımı, göçmen işçilerin yabancılar ya da ülke vatandaşı olmayan kişiler olduklarını akla getirmektedir.

Uluslararası İşgücü Göçünün Nedenleri

Göç konusunda gelişen bir literatür bulunmasına rağmen, göçün nedenleri hala oldukça sınırlı düzeyde bilgiye sahip olunan bir alan olma özelliğini korumaktadır. Göçmenlerin kendi ülkelerini terk etme ve gittikleri ülkeyi tercih etme nedenlerini açıklayan faktörler, “ekonomik” ve “ekonomik olmayan” faktörler şeklinde iki grup altında incelenebilir. Aynı zamanda işgücü piyasası dengesinin ve uyum dinamiklerinin tartışılması açısından göçün belirleyicisi olan faktörleri, göç etmeyi teşvik eden etkiler olarak “itici faktörler” ve “çekici faktörler” şeklinde ikiye ayırmak da mümkündür.

İtici Faktörler

İtici faktörler, göç etmek yönündeki ilgiyi ve isteği etkileyen, göç veren ülkedeki çalışma olanaklarından yoksunluk, işsizlik ya da düşük gelir düzeyi gibi arz yanlı faktörlerdir. Göç edilen ve terkedilen ülkeler arasındaki mutlak gelir farklılıkları, göçü teşvik edici, başka bir deyişle arttırıcı yönde etkileyen önemli bir faktördür. Ancak göç itişi sadece iki ülke arasındaki mutlak gelir farklılıkları ile açıklanamaz. İki ülke arasındaki mutlak gelir farklılıkları kadar göç veren ülkedeki gelirin nisbi düzeyi de göçü teşvik edici nitelikte olabilir. Gelir düzeyinin yoksulluk sınırının üzerinde ve sosyal açıdan kabul edilebilir bir düzeyde olması halinde; göç etmek için söz konusu olacak gelir sınırı (eşiği) de yükselecektir.

Çekici Faktörler

Çekici faktörler, göç alan (kabul eden) ülkede göçmenlere yönelik talebi etkileyen, çalışma ve daha yüksek ücret elde etme gibi talep yanlı faktörlerdir. Talep yönünden ise, göç alan pek çok ülkede göçmen işçilere duyulan ihtiyacın önemine dikkat çekilmektedir. Bazı Avrupa ülkeleri yabancı işgücünü yeniden eğiterek (iş eğitimi), ithalata rakip (ithal ikameci) endüstriler ile hizmet sektöründe söz konusu olan işgücü açığını geleneksel şekilde karşılamışlardır. Bu durum, özellikle işgücü kıtlığının (açığının), başka bir deyimle emek arzındaki daralmanın yaygın şekilde yaşandığı 1950’lerin ortalarından 1970’li yılların başlarına dek görülmüş, Almanya, Fransa ve İngiltere gibi ülkeler, göçü arttırmaya yönelik özendirici politikaları aktif olarak uygulamışlardır.

Uluslararası İşgücü Göçünün Sonuçları

Tüm ülkelerde yeni gelen göçmenler ile yerli nüfus arasında gerilimlerin ortaya çıktığı bilinen bir gerçekliktir. Bu tür gerilimlerin ortaya çıkmasında, yeni göçmenlerin kontrolsüz akışları kadar, kısmen siyasi partilerin açık bir biçimde izledikleri göçmen karşıtı politikalar da etkili olmaktadır. Yeni gelen göçmenlerin bir rakip olarak işgücü piyasası, kamu maliyesi, sosyal koşullar ve gelir dağılımı üzerinde ters etki yaratacağından büyük bir endişe duyulmaktadır.

Uluslararası İşgücü Göçünün Olumlu Sonuçları

Göçün işgücü piyasası üzerindeki potansiyel olumsuz etkilerine çok fazla dikkat çekilmesine rağmen, göçün göç edilen ülkede yaratacağı bir takım ekonomik yararlar da değerlendirilebilir. Bu yararlar üç başlık altında açıklanabilir.

  1. Yerleşik Nüfus Tarafından Üretilen Mal ve Hizmetler İçin Talep Yaratması: Göçün göç edilen ülkede yaratacağı ekonomik yararlardan ilki, göçün yerleşik nüfus tarafından üretilen mal ve hizmetler için talep yaratması ve böylece emek piyasası için arzu edilen sonuçlar yaratacak bir çarpan etkisine neden olmasıdır.
  2. Yerleşik Nüfusun Düşük Mobilitesini Kısmen Telafi Ederek Esnekliği Koruyucu İşlev Görmesi: Göçün göç edilen ülkede yaratacağı ekonomik yararlardan ikincisi, özellikle AB dışı ülkelerden AB’ye göç edenlerin, bu ülkelerde doğmuş olan yerleşik nüfusun düşük mobilitesini kısmen telafi ederek, esnekliği koruyucu bir unsur olarak işlev görmeleridir. Böylece göç, bir ters şoka karşı ekonominin vereceği tepkide uyum mekanizmasını hızlandırabilir ve yerleşik nüfus üzerindeki uyum maliyetlerinin azalmasına yardımcı olabilir.
  3. Göç Alan ve Göç Veren Ülkelerdeki Refaha ve Büyümeye Katkısı: Uluslararası göçün, hem göç alan hem de göç veren ülkelerdeki refaha ve büyümeye de katkıda bulunduğu söylenebilir. Göçmen işçilerin gönderdikleri paralar (dövizler), sadece petrol ticaretine ilişkin uluslararası ödemeleri aşan ikinci en büyük uluslararası parasal akımdır. Göçmenler, gelişmekte olan pek çok ülke için, niteliksiz ve yarı-nitelikli işgücü açısından; gelişmiş ülkeler için ise yüksek derecede nitelikli işgücü açısından önemli bir kaynak sağlamakta ve dolayısıyla rekabetin devam etmesine yardımcı olmaktadırlar.

Uluslararası İşgücü Göçünün Olumsuz Sonuçları

Ekonominin geneli için düşünüldüğünde, göçün net faydalar ya da maliyetler yaratıp yaratmadığını kesin bir biçimde belirlemek oldukça zordur. Bununla birlikte, bu amaca yönelik yapılan birkaç çalışma, göçün, yerleşik nüfus açısından toplam net faydalar yarattığını bulmuştur. Göçmenlerle ikame edilebilir şekilde emek arz eden yerleşik işgücü gibi bazı gruplar göç nedeniyle kayıplara uğrayabilecektir.

İşsizliği Artırıcı Etkisi

Göçün, yerleşik nüfus için daha düşük ücretlere ve daha yüksek bir işsizlik oranına yol açacağı, sıklıkla ifade edilen karamsar görüşlerdir. Bu endişeler, özellikle daha yüksek düzeydeki işsizlik oranlarına sahip olan pek çok Avrupa ülkesinde ve AB ile OECD ülkeleri dışında kalan ülkelerin çoğundan daha yüksek düzeyde bir uzun dönem işsizlik oranına sahip olan Avrupa ülkelerinde haklı çıkmıştır. Teorik açıdan, göçün işgücü piyasasına yönelik etkisi, göç edilen ülkede doğmuş olan yerleşiklerle -vatandaşlarla- karşılaştırıldığında göçmenlerin yetenek ve niteliklerinin nasıl olduğuna bağlıdır.

Ücretleri Azaltıcı Etkisi

İşsizlik araştırmalarındaki gibi, göçün ücretler üzerindeki etkilerini araştıran çalışmalar da göçün ücretler üzerinde çok sınırlı azaltıcı yönde etkiye sahip olduğunu ortaya koymuştur.

Nüfusu Artırıcı Etkisi

İleri sürülen ancak detaylı bir biçimde nadiren analiz edilmiş olan bir diğer görüş; göç yoluyla nüfusun yaş yapısının değişmesi ve artması konusudur. Artan göç, net göçün genç yaş yapısı nedeniyle çalışma yaşındaki nüfus üzerinde ani ve nispeten güçlü bir etki yaratma avantajına sahiptir.

Sosyal Harcamaları ve Toplumsal Gerilimleri Artırıcı Etkisi

İşsizliğin sosyal maliyetleri, daha çok bölgesel etnik topluluklar şeklinde yoğunlaşan göçmenler arasında nüfusun genelinden daha yüksek düzeyde olabilir. Yüksek düzeydeki etnik işsizlik de göçmenler ve yerleşikler arasındaki gerilimleri artırabilecektir. Tüm ülkeler, hatta vatandaşlarının çok büyük bir oranı göçmenlerin torunları olan ülkeler bile, yerleşik nüfusun bir kısmı ile yeni gelen göçmenler arasında yaşanan gerilime sahne olmaktadır. Bu tür gerilimler kısmen denetimsiz yeni göçmen akışları ve göçmenlerin gelecek nesillerinin arzu edilmeyen ekonomik ve sosyal koşullar yaratması korkusuyla ortaya çıkmaktadır.

Türkiye’de Yabancıların Çalışma Yaşamına İlişkin Haklarının Hukuki Dayanakları

Türkiye’de yabancıların çalıştırılmasının hukuki dayanaklarını “uluslararası hukuki düzenlemeler” ve “ulusal hukuki düzenlemeler” şeklinde iki başlık altında incelemek mümkündür:

Uluslararası Hukuki Düzenlemeler

İşçilerin uluslararası ilke ve standartlar yolu ile korunması düşüncesi (Talas, 1990: 97), günümüzde haksız rekabet koşullarının sağlayacağı menfaatlerden yararlanmak amacı ile göç ettikleri ülkenin vatandaşlarına göre genelde ücret, çalışma süresi vb. çalışma koşulları açısından olumsuz koşullarda çalıştırılan, göçmen işçilere yönelik ortak politikaların oluşturulması bakımından ayrı bir öneme sahiptir.

  1. ILO Sözleşmeleri ve Tavsiye Kararları: Göçmen işçilere yönelik ILO sözleşme ve tavsiye kararlarını iki grup altında toplamak mümkündür. Birinci grupta göçmen işçilerle doğrudan ilgili ILO sözleşmeleri ve tavsiye kararları yer almaktadır. İkinci grupta ise göçmen işçilerle doğrudan ilgili olmamakla birlikte ilişkili olan diğer ILO sözleşmeleri ve tavsiye kararları yer alır.
  2. BM Düzenlemeleri: BM, insan hakları çerçevesinde göçmen işçi sorunlarıyla ilgilenmektedir. Bu bakımdan BM’in düzenlemeleri, genel olarak insan haklarının uluslararası düzeyde korunması ile ilgili temel belgelerden oluşmaktadır. BM’in sadece bir tek sözleşmesi – 1990 tarihli “Tüm Göçmen İşçilerin ve Aile Fertlerinin Haklarının Korunmasına Dair Sözleşme”- doğrudan göçmen işçilere yönelik özel bir sözleşmedir.
  3. Avrupa Sözleşmeleri: Bölgesel düzeyde göçmen işçilerin korunmasına yönelik düzenlemelerin başında Avrupa Sözleşmeleri yer almaktadır. Söz konusu Avrupa Sözleşmeleri şunlardır:
    • Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
    • Avrupa Sosyal Şartı
    • Göçmen İşçilerin Hukuki Statüsü Hakkında Avrupa Sözleşmesi
    • Avrupa İkamet Sözleşmesi
    • Roma Antlaşması
    • Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı (AGİK) Süreci

Türkiye’nin Taraf Olduğu İki Taraflı Anlaşmalar

Türkiye’de yabancıların çalıştırılmasının yasal dayanaklarından olan uluslararası düzenlemeler içerisinde, Türkiye’nin taraf olduğu iki taraflı anlaşmalar önemli bir yer tutmaktadır. Söz konusu iki taraflı anlaşmaların bazıları şunlardır:

  • TC. Hükümeti ile Uluslararası Göç Örgütü Arasında Örgütün Türkiye’deki Hukuksal Durumu, Ayrıcalıkları ve Dokunulmazlıkları Hakkında Anlaşma
  • TC. Hükümeti ile Uluslararası Göç Politikası Geliştirme Merkezi Arasında İşbirliği Anlaşması
  • TC. Hükümeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yasadışı Göçmenlerin Geri Kabulüne Dair Anlaşma
  • TC. İçişleri Bakanlığı ve Belarus Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı Arasında İnsan Ticareti ve Yasadışı Göç ile Mücadele Alanında İşbirliği Mutabakat Zaptı

Ulusal Hukuki Düzenlemeler

1982 Anayasasının 48. maddesinde herhangi bir ayrımda bulunmaksızın herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme özgürlüğüne sahip olduğu belirtilmiştir. Bu hükümden de anlaşılabileceği üzere ilke olarak yabancılar çalışma özgürlüğüne sahiptir. Böyle olmakla birlikte bu özgürlüğe Anayasanın 16. maddesi ile sınırlama getirilerek yabancıların çalışma hakkının uluslararası hukuka uygun olarak kanunla sınırlanabileceği belirtilmiştir. Anayasaya uygun olarak Türkiye’de yabancıların çalışma yaşamı haklarına yönelik birçok yasal düzenleme yapılmıştır.

Uluslararası ve Ulusal Yasal Düzenlemeler Bağlamında Türkiye’de Yabancıların Çalışma Yaşamına İlişkin Hakları

Uluslararası ve ulusal hukuki düzenlemeler çerçevesinde göçmen işçilerin yararlanabilecekleri çalışma yaşamına ilişkin haklarını şu şekilde sıralamak mümkündür. İş sözleşmesi imzalama hakkı; bilgilendirilme hakkı; eşit bir yaşam standardı elde etme hakkı; ücret hakkı (eşit işe eşit ücret); temel hizmetlerden yararlanma hakkı; vatandaşlarla eşit muamele görme hakkı; sosyal güvenlik hakkı; zorla çalıştırılmama hakkı; işten çıkarılmaya karşı korunma hakkı; ayrımcılığa karşı korunma hakkı; kamu çalışma programlarına katılma hakkı; iş sağlığı ve güvenliği hakkı; sendika kurma ve sendikaya katılma hakkı; toplu pazarlık ve grev hakkı; cinsel tacize karşı korunma hakkı; gebelik boyunca çalışmama hakkı; mesleki rehberlik ve işe yerleştirme hizmetlerinden yararlanma hakkı; çocuklarının eğitim görmelerini isteme hakkı; çocuklarının refahı ve gelişimi için zararlı olabilecek herhangi bir işte çalıştırılmamasını isteme hakkı; aileleri ile birlikte yeniden bir araya gelmeyi isteme hakkı; ülkesine geri dönmeyi isteme hakkı.

Türkiye’de Yabancıların Çalışma Yaşamına İlişkin Haklardan Yararlanması

Türkiye’de yabancıların çalışma yaşamına ilişkin haklardan yararlanabilmeleri için öncelikle çalışma izni almaları gereklidir. Yabancıların çalışmaya başlamadan önce izin almaları gerektiğine ilişkin düzenlemelere hem YÇİHK’nda hem de YUKK’nda yer verilmiştir.

Süreli Çalışma İzni

YÇİHK’nın 5. maddesine göre süreli çalışma izni, Türkiye’nin taraf olduğu ikili ya da çok taraflı sözleşmelerde aksi öngörülmedikçe, iş piyasasındaki durum, çalışma hayatındaki gelişmeler, istihdama ilişkin sektörel ve ekonomik konjonktür değişiklikleri dikkate alınarak, yabancının ikamet izninin süresi ile iş sözleşmesinin veya işin süresine göre, belirli bir işyeri veya işletmede ve belirli bir meslekte çalışmak üzere en çok bir yıl geçerli olmak üzere verilen çalışma iznidir.

Süresiz Çalışma İzni

4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu uyarınca uzun dönem ikamet iznine sahip olanlar veya Türkiye’de kesintisiz en az sekiz yıl ikamet izni ile kalmış olan veya en az sekiz yıl kanuni çalışması olan yabancılara verilen çalışma iznidir.

Bağımsız Çalışma İzni

YÇİHK’nın 7. maddesine göre bağımsız çalışma izni, bağımsız çalışacak yabancılara, Türkiye’de en az beş yıl kanuni ve kesintisiz olarak ikamet etmiş olmaları koşuluyla Bakanlıkça verilen çalışma iznidir.

İstisnai Çalışma İzni

YÇİHK’nın 8. maddesine göre istisnai çalışma izni, Türkiye’nin taraf olduğu ikili ya da çok taraflı sözleşmelerde aksi öngörülmedikçe 4817 sayılı Kanunda öngörülen sürelere tâbi olmaksızın verilen çalışma iznidir.

Türkiye’de Yabancıların Çalışma Yaşamında Karşılaştıkları Sorunlar ve Çözüm Önerileri

Türkiye’de Yabancıların Çalışma Yaşamında Karşılaştıkları Sorunları

Göçmenlerin eğitim sorunları, psiko-sosyal sorunlar ve bu sorunların çözümüne yönelik destek eksikliği, dil konusundaki güçlükler, sağlık sorunları, barınma sorunları, uyum sorunları, sosyal ilişki kurma sorunları ve ekonomik sorunlar yaşadıkları bilinmektedir. Küreselleşmenin sosyal ve ekonomik etkilerine bağlı olarak sayıları hızla artan ve artmaya devam edecek olan göçmen işçilerin göç ettikleri ülkelerde kültürel, sosyal ve ekonomik sorunlarla karşılaştıkları görülmektedir.

Türkiye’de Yabancıların Çalışma Yaşamında Karşılaştıkları Sorunların Çözümüne Yönelik Öneriler

Ülke uygulamaları ve göçmen işçilerin korunmasına yönelik çalışmalar çerçevesinde, göçmen işçilerin korunması amacıyla alınan ve alınması gereken önlemleri Şekil 5.3’te görüldüğü üzere beş grup altında inceleyebilmek mümkündür.

  1. Ulusal Düzeyde Yasal Düzenlemeler Yapılması: Göçmen işçilerin korunması amacıyla alınan önlemlerden birincisi, ulusal düzeyde göçmen işçilerin vatandaşlarla eşit muamele görmelerini sağlayıcı kanuni düzenlemeler yapılmasıdır.
  2. İkili Anlaşmalar Yapılması: Göçmen işçilerin korunması amacıyla alınan önlemlerden ikincisi ise, göç veren ülkelerin yurt dışındaki vatandaşlarına yönelik olarak daha ileri düzeyde bir koruma sağlamak amacıyla, ikili anlaşmalar yapma yoluna gitmeleridir.
  3. Uluslararası Bir Çerçeve Oluşturulması: Göçmenlerin korunmasına yönelik uluslararası bir çerçeve oluşturulması bağlamında doğrudan göçmenlerin korunması amacına dönük faaliyette bulunan uluslararası boyutta kuruluş yapılanmaları son derece önemlidir.
  4. Göçmen Sorunlarının Sendikalarca Benimsenmesinin Sağlanması: Göçmen işçilerin korunması amacıyla alınması gereken önlemlerden dördüncüsü ise, sendikaların göçmen işçilerin sorunlarını benimsemelerini sağlamaktır.
  5. Göçmen Sorunlarıyla Mücadeleye Dönük Sivil Toplum Yapılanması: Sivil toplum kuruluşları mülteci ve sığınmacılarla ilgili “hukuki yardım, ekonomik ve sosyal yardım, eğitim-öğretim yardımı, sağlık yardımı, barınma yardımı, ayni ve nakdi sosyal yardımlar, danışmanlık ve yönlendirme işlevi, sığınmacılara yönelik entegrasyon rolü” gibi çalışma alanlarında hizmet vermektedir