Ünite 1: Girişimcilik Kavramı, Çeşitleri Ve Girişimcilikte Etik

Girişimcilik

Girişimcilik, bir malın veya hizmetin üretim girdilerinin satış amaçlı olarak henüz belirlenmemiş bir bedelle satın alınması ve üretilmesidir. Girişimcilik, kökleri hayallere dayanan ve değerlerle sonuçlanan bir süreçtir. İnsan hayatını kolaylaştıran her eylem içinde girişimciliği barındırır. İşletmelerin etkilendikleri ancak etkileyemedikleri ekonomik, toplumsal, yasal ve siyasal, teknolojik alandaki hızlı değişiklikler çeşitli tehdit ve fırsatlar yaratmaktadır. İşletmeler, bunları önceden algılayarak yani öngörerek tehditler için tedbir oluşturmakta, fırsatlardan da yeni iş fikirleri çıkarmaktadır. Bu şekilde hareket eden işletmeler yaşamlarını rahat sürdürmektedirler. Yapamayanların hayatları bitmekte ya da zorlaşmaktadır.

Girişimcilik terimi ilk kez Fransız Richard Cantillon tarafından 1730’larda kullanılmıştır. Fransızca “entreprendre” fiili girişimcilik yapmak anlamında kullanılmaktadır. Bundan da “entrepreneur” Türkçeye girişimci diye çevirebilecek bir kelime türemiştir. Girişimciliğin kavramlaştırılmasının temeli Endüstri devrimine dayanmaktadır. Girişimcilik terimi zaman içinde gelişmiş doğa, emek ve kapital faktörlerini bir araya getiren ve üretime yönlendiren bir üretim faktörü olarak ortaya çıkmıştır. Türkçede girişimciliğin sözlük anlamı (TDK İktisat Terimler Sözlüğü, 2004) “girişimci olma durumu, emek, sermaye ve doğayı bir araya getirerek üretim sürecinin bir üretim faktörü olarak tanımlanması, örgütlenmesi ve onun tüm risklerinin üstlenilmesi” şeklindedir. Sözcük olarak müteşebbislik olarak da kullanılmaktadır. Fırsatları görme, yenilikçilik, risk alma ve harekete geçme girişimciliğin yapı taşlarıdır. Bir kişide bu özelliklerin tümü varsa girişimci olabilmektedir.

Girişimcilikteki bu özellikler ve süreçler sorun çözmek, ihtiyaçları gidermek için vardır. Ancak sorunlar yaratıcı şekilde çözülür, ihtiyaçlar yaratıcı şekilde giderilir. Girişimcilik yenilikçilik (inovasyon) içerir. Sorunları çözen ihtiyaçları giderenlerde yeni bir teknoloji, süreç, ürün veya hizmettir. Genel kanı ürün ve hizmet üreten kişilerin girişimci olduğu yönündedir; oysa süreçlerde, örgütlemede, teknolojide inovasyon yapılması da girişimcilik olarak nitelendirilmektedir.

Fırsatları görme, yenilikçilik, risk alma ve harekete geçme girişimciliğin yapı taşlarıdır. Girişimcilikte mutlaka eylem vardır. Örneğin, fırsatları görmüşsün ancak harekete geçmemişsin, bir eylemin olmamış, bu durumda girişimcilik söz konusu olmaz. Risk alma yelpazesi yüksek olup yenilik, fırsatçılık, öngörme yoksa girişimcilik yine olmaz. Eylemcilik var ancak fırsatçılık, risk alma yoksa yine girişimcilik gerçekleşmez. Dolayısıyla girişimcilik, bu eylemlerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkmaktadır.

Girişimcilik bir takım alt süreçlerden meydana gelmektedir. Arama, seçme, uygulama ve değerlendirme girişimciliğin alt süreçleridir. Girişimcilik, sorun ve ihtiyaçları fark etmek, bunları gidermek için ticari hale gelebilecek ürün / hizmet ve toplumsal fayda yaratmak, üretim faktörlerini bir araya getirebilmek ve düzenlemek, bunların tümü için risk almak, yenilik yapmak, fırsatları öngörmek ve değerlendirmek olarak ifade edilebilir.

Girişimci

Girişimcilik bir eylem, girişimci ise bu eylemi yapan kimsedir. Girişimcilik, içinde eylemleri barındıran süreçler bütünüdür. Girişimcilik sisteminde girişimci mutlaka vardır, fakat alt sistemlerin bazılarında olmayabilir. Yani her süreç eylem içerir ancak girişimci her eylemde olmayabilir. Girişimcinin sahip olduğu tutum ve davranışlar diğer insanlardan farklıdır. Fırsatların benimsenmesi, risk almaya hazır olma, yenilik ve değişim için istekli olmak belli başlı girişimcilik tutumlarından bazılarıdır.

Girişimcide bulunması gereken özellikler zekâ, enerji, deneyim, girişimcilik ruhu, rasyonel davranış yetisi ve motivasyondur. Girişimcilerde bulunan bu özellikler geçici değil onlarda bulunan kalıcı özelliklerdir. Girişimci tutum ve girişimci davranış, bir girişimcide bir arada olması gereken temel özelliklerdir. Girişimci aynı zamanda inovasyon lideridir. Girişimci yola çıktığında başarısızlıkla karşılaştığında yeni yol bulandır. “Ben başarısız oldum, yapamıyorum.” demez, mutlaka çıkış yolu bulur.

Girişimciliğin gücü özgürlükten gelir. Emir almayan özgür insanların yaratıcılık güçleri daha yüksektir. Kontrol edilmek, otoritenin altında olmak, hiyerarşi ve bürokrasinin arasında kalmak girişimci insanların hoşlanmadıkları şeyler olup onların yaratıcılıkları üzerinde negatif etkiye sahiptir.

Girişimci içinde bulunduğu iletişim ve ilişki ağları ile beslenir. Girişimcilik hem piyasa hem de bürokrasiyle güçlü ilişkilere sahip olmayı gerektirir ve bu ilişkilere sahip olmak yeni iş fikirlerinin ortaya çıkmasında ve sorunların aşılmasında çok büyük avantajlar sağlar.

Toplumda girişimcilerle ilgili doğru zannedilen ancak yanlış bilinen düşünceler vardır. Bunlardan bazıları şunlardır;

  • Sermayesi olan herkes iş kurabilir ve başarılı olabilir.
  • X girişimcisi şunu üretiyor ve kazanıyor. Bende aynısını üretip kazanabilirim.
  • Eğitim dönemlerinde başarılı olamayanlar girişimcilikte de başarılı olamaz.
  • İş fikri yaratabilen herkes girişimci olabilir.
  • Girişimciler devletten ihale alan, vergi kaçıran ve çalışanının ücretini ödemeyen kimselerdir.
  • İflas eden girişimci yüz kızartıcı suç işlemiştir.
  • Girişimciler kumarbazdır.
  • Girişimcinin gecesi gündüzü yoktur.

Girişimcilik Çeşitleri

Kapsam açısından iki tür girişimcilik vardır. Bunlar dış (genel) girişimcilik ve iç girişimciliktir.

Dış girişimcilik: Yeni bir işletmenin ya da toplumsal fayda üreten yeni bir organizasyonun kurulması başlı başına girişimcilik olarak görülmektedir. Bu girişimciliğe dış girişimcilik, genel girişimcilik, başlangıç girişimciliği denebilir. Dış (genel) girişimcilik, yenilik yaparak ve girişimcilik süreçlerini uygulayarak işletme, örgüt kuran kişiler ya da profesyonel yöneticilerin yaptığı iş, diğer bir ifade ile iç girişimcilik dışındaki girişimciliktir. Burada önemli olan yeni kurulan işletmenin kurulmadan önceki aşamaları sağlıklı bir şekilde geçirmesidir. Kuruluşunda problemler yaşamış ve kuruluş aşamalarını sağlıklı tamamlamamış işletmeler kurulduktan sonrada problemler yaşarlar. Kısaca sağlıklı doğan işletmenin yaşamı görece daha sorunsuz olur.

İç girişimcilik: Kurulmuş ve yaşayan bir işletmenin sınırları içindeki tüm alanlarda yeni üründe/hizmette, yönetimde, pazarlamada, satın almada, üretimde, satışta ve bunların fonksiyonlarında yapılan yeniliklerin ticari hale gelme çaba ve sonuçlarıdır. Bir işletmede bu sürece katkıda bulunan tüm çalışanlara da iç girişimci denir. Aynı zamanda bu girişimciliğe kurum içi girişimcilik de denir. İç girişimcilik düzeyi düşük işletmelerin gelişme ve sürdürülebilirlik potansiyelleri azalmaktadır. Yenilik ortamları yaratan, yenilik sistemleri kuran ve sürdürülebilirliği sağlayan çalışanlara yaratıcı ve yenilikçi fırsatlar tanıyan, kurum kültürlerine yenilikçiliği ve girişimciliği yerleştiren, yenilikçi stratejiler izleyen her kurumda iç girişimcilik güçlü olacaktır. İç girişimciliği güçlü olan kurumlar da güçlü olacaktır. Bu durum tüm topluma kaliteli hayat ve refah olarak yansıyacaktır.

Kendi işletmesini kuran girişimci ile bir işletmede çalışan iç girişimcinin benzer yönleri şunlardır; fırsatları kovalamaları, risk almaları, kaynakları etkin ve verimli kullanmaları, aile geçmişleri, girişimcilik özellikleri, temsilcilik aracılığı ile katılım yerine direkt katılımları, temel güdüleri, ilişkileri ve iletişimleridir. Farklılıkları ise şu şekilde sıralanabilir;

  • İç girişimci fon sağlamak konusunda diğer girişimciye göre daha rahattır.
  • İkisi de risk alır ancak iç girişimcinin riski kariyeri ve istihdam ile ilgilidir.
  • İç girişimci şirketteki engellerle karşılaşır ve üstesinden gelmeye çalışır.
  • Diğer girişimci ise pazarda karşılaştığı engellerle uğraşır. İç girişimci güçlendirmek diğer girişimci geliştirmek için çalışır.

İç girişimciliğin kendi fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için işletmenin teknolojide üstün olması, yeni fikirlerin desteklenmesi, hatalara karşı toleranslı olunması, kullanılabilir ve ulaşılabilir kaynak olması, takım çalışmasının desteklenmesi, ödüllendirme sistemi ve sponsorluk desteğinin olması, yetki ve sorumluluk verilmesi, işletme sınırlarının esnek olması ve her şeyden önce üst yönetimin girişimciliğe sıcak bakması ve desteklemesi gerekmektedir. İçerik açısından girişimcilik, ekonomik (ticari) ve sosyal girişimcilik olarak iki gruba ayrılmaktadır.

Ekonomik (ticari) girişimcilik: Sahibine kâr, müşterisine katma değer sağlayan, bunu da ürettiği hizmet ya da ürünle yapan girişimciliktir. Bu tür girişimciliğin faktör getirisi kârdır.

Sosyal girişimcilik : Sosyal girişimcilik kavramı kurumsal sosyal sorumluluk ve hayırseverlik kavramlarından farklıdır. Sosyal girişimciliğin getirisi sosyal faydadır. Sosyal girişimcilerin çabaları devlet, sivil toplum kuruluşları ve girişimcilerin çözemediği toplumsal sorunları çözmek ve toplumsal ihtiyaçları gidermek içindir. Sosyal girişimcilerin yaptıkları daha insani ve ahlakidir. Ekonomik girişimci daha çok kendine çalışırken, sosyal girişimci kendinden çok topluma çalışır. Sosyal girişimciliğin taklit edilmesi özendirilmelidir. 2006 Nobel barış ödülüne sosyal girişimcilik alanındaki çalışmaları nedeniyle Bangladeşli Dr. Muhammed Yunus layık görülmüştür.

Ekonomik girişimcilikte iş fikri ne kadar önemliyse sosyal girişimcilikte de iş fikri o kadar önemlidir. Yaratıcılığın desteklendiği ülkelerde sosyal girişimci sayısının da fazla olduğu görülmüştür.

Ekonomik girişimcilikte de sosyal girişimcilikte de ortak olan konu risk almak, hata yapmak ve başarısız olmaktır. Bu konular hayal edileni gerçekleştirmeyi engelleyen faktörlerin başında gelir. Bazı ülkelerde başarısızlık girişimcilik için başarının elde edilmesinde gerekli faktör olarak görülmektedir.

Kadın Girişimci

Bu girişimcilik çeşidi kadınlarında girişimcilik yapabileceği onların da bu rolü üstlenebileceği görüşünü savunur. Çalışan kadınların iş yaşamında sayıları artmış ancak girişimcilik alanındaki sayıları aynı oranda artmamıştır. Ancak bu konudaki destek ve bilincin artması sayının önümüzdeki dönemde artacağı umudunun taşınmasına neden olmaktadır. Yapılan araştırmalarda Türkiye’de en büyük ekonomik gücün kadınlar olduğu görülmüştür. Türkiye’de yaklaşık 1,3 milyon erkek girişimci 80 bin kadın girişimci vardır. Ülkemizde kadınların çalışma hayatına katılma oranı % 26, AB ortalaması % 55, dünya ortalaması % 46’dir. Türkiye’nin AB ve dünya ortalamasının çok altında kaldığı görülürken, ülkelerin girişimcilikle kalkındığı göz önüne alındığında Türkiye’de kadın girişimci sayısının artırılmasının gerekliliği açık bir şekilde görülmektedir.

Genç Girişimcilik

Yaratıcılık ve yenilik bir yetenek, aynı zamanda geliştirilebilir bir özelliktir. Küçük yaştan itibaren kalıba sokulmadan, ona uygun koşullar sağlanarak ortaya çıkarılması ve geliştirilmesi gerekir. Türkiye’de girişimcilerin eğitim durumlarına bakıldığında % 80’nin üniversite mezunu olmadıkları görülür. Girişimciliğin bir kariyer seçeneği olacağı yeni yeni konuşulmaya başlanmıştır. Türkiye’de ilköğretimden başlayarak doğrudan girişimcilik eğitimi yanında, yaratıcılığı açığa çıkarıcı bunu geliştirici, risk alma yelpazesini genişletici eğitim programlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Eğitim programları iş arayan öğrenciler yetiştirmenin yanında iş kuran öğrenciler de yetiştirmeye odaklanmalıdır. Bu programların hayalleri gerçeğe dönüştürmek konusunda hayata karşı toleranslı ve cesaretlendirici uygulamalarla desteklenmesi gerekmektedir.

Yeni Girişimcilik

Girişimcilik geleneksel ve yeni girişimcilik olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Eski ve yeni sorunları, mevcut ürün/hizmet ve iş anlayışıyla çözen geleneksel sektörlerin olduğu, iş büyütmek için mevcut sektörler dışında bir seçeneğin olmadığı girişimciliğe geleneksel girişimcilik denir. Bu girişimcilikte büyüme hızı yüksek değildir.

Yeni girişimcilik; yeni ve eski sorunları, yeni ürün/hizmetler ve yeni iş anlayışları ile çözen girişimciliktir. Yeni girişimcilik inovasyona ve inovasyon sektörlerine odaklı olan, finansmanı da erişim hedefi de “küresel” olan, bilim ve teknolojiyle evrensel pazarlama becerilerine dayalı bir girişimciliktir.

Yeni girişimcilik, ekonomiye yeni sektörler kazandırmakta ve mevcut sektörleri büyütmekte olduğu için de ekonomik büyümeyi hızlandırmaktadır. Yeni girişimcilik işsizliği geleneksel girişimciliğe göre daha iyi çözer bu yüzden bazı ülkeler bu tip girişimciliği desteklemektedir. Yeni girişimcilik için inovasyon sektörlerine örnek olarak; İnovatif tıp bilgi işlem ve iletişim biyoteknoloji, nanoteknoloji, yenilenebilir enerji, su arıtma, geri dönüşüm, savunma-güvenlik, eğitim teknolojileri, alternatif enerji kullanan taşıma alanları verilebilir.

Yeni girişimcilikte bulunması gereken bir başka özellikte giderilmek istenen ihtiyaç, sorun, ürün/hizmet ve toplumsal faydanın dünyanın diğer ülke insanları tarafından da talep edilmesidir.

Girişimcilikte Etik ve İtibar

Girişimciliğin hareket noktası sorun çözmek ve ihtiyaç gidermektir. Girişimcilik bir bakıma yeni sorunlar çıkarmadan var olan sorunları çözmeye odaklanmalıdır. Girişimcilik süreçlerinin içinde yer alan iş fikri, kişinin öz malıdır ve ona ait olmalıdır. İşte buna fikri mülkiyet hakkı denir ve korunur. Fikirlerin korunmaya alındığı ortamlarda yaratıcılık daha çok gelişmektedir. Fikrin korunamadığı ortamlarda ise fikir yaratanlar fikirlerini kimseye açamamakta ve bu yüzden fikirler gelişememekte ve uygulanamamaktadır.

Etik değerlere aykırı hareket ederek para kazanan, zengin olan sözde girişimciler topluma kötü örnek olmakta ve girişimciliğin itibarını düşürmektedirler. Diğer yandan işletme başarısızlıkları sonucunda iflas eden girişimciler, başarısızlığa karşı tolerans olmadığı için ağır suçlu olarak görülmektedir. Girişimci adayları böyle bir duruma düşmek istememekte ve başarısızlık korkusuyla girişimciliği denemek istememektedir. Devlet iflas hukukunda buna uygun yeni düzenlemeler yapılırsa, gerçek girişimci ile sözde girişimci birbirinden ayrılacak ve toplum gerçek girişimciye hak ettiği itibarı verecektir.