Ünite 1: Genel Olarak Sosyal Güvenlik (Kavram-Amacı-Konusu ve Tarihî Gelişimi)

Sosyal Güvenlik Kavramı

Sosyal kavramı, toplum ve toplumun bir parçası olan insana ilişkin her şeyi ifade eder. Sosyal kelimesi; iktisaden zayıf durumda olanın korunması amacıyla karşılıklı yardımlaşma ve dayanışmayı da ifade eder. Güvenlik, insanın dışardan gelen her türlü saldırı ve tecavüzlerden korunması, can ve mal emniyetinin sağlanması anlamında kullanılabilir.

Sosyal güvenlik kavramı, toplum hâlinde yaşamaktan kaynaklanan tehlikeler de dâhil olmak üzere insanın karşı karşıya bulunduğu tehlikelerin ekonomik sonuçlarına karşı emniyet sağlanmasını ifade eder.

Sosyal güvenlik, sosyal güvenliğin konusu olan risklerin sonuçlarına karşı kişide gelir güvenliğinin sağlanmasını ifade eden bir kavramdır. Gelir güvenliğini sağlamaya yönelik her türlü tedbir ve bunlarla ilgili kurumsal yapı, hukuki sistem sosyal güvenlik sistemini oluşturur.

Sosyal güvenliğin, soyut ve somut olmak üzere iki boyutu vardır. İnsanların yarın endişesinden uzaklaşmaları sosyal güvenliğin soyut boyutu ile ilgilidir. Sosyal güvenlik; dar anlamda sosyal güvenlik ve geniş anlamda sosyal güvenlik olarak iki farklı açıdan tanımlanabilir. Dar anlamda sosyal güvenlik, tanımlanmış sosyal risklerin zararlarına karşı (yaşlılık, hastalık, işsizlik, vb.) koruma sağlayan sosyal güvenlik anlayışını; geniş anlamda sosyal güvenlik ise sebebi ne olursa olsun muhtaçlık yaratan bütün sosyal risklere karşı koruma garantisi sağlayan sosyal güvenlik anlayışını temsil eder.

Sosyal güvenlik, insanlığın ezelî ve ebedî bir ihtiyacı olmasına rağmen kavram olarak çağdaş bir kavramdır. Sosyal güvenlik kavramı, sanayi devrimi sonrasında ortaya çıkan, ancak 20. yüzyılda kullanımı yaygınlaşması, bugünkü anlamda kullanılmaya başlanmış bir kavramdır.

Sosyal Güvenlik Kavramı ile Benzer ve İlişkili Kavramlar

Sosyal güvenlik kavramıyla benzer kavramlar, sosyal yardımlaşma, sosyal yardım, sosyal hizmet, sosyal sigorta ve özel sigorta kavramlarıdır.

Sosyal yardımlaşma kavramı, toplum içinde yaşayan kişilerin ihtiyaçlarını karşılamak bakımından karşılıklı olarak birbirlerine yardımlar yapmasını ifade etmektedir. Sosyal yardımlaşma aynı toplumun üyesi olmaktan ve bir arada yaşamaktan doğan bir dayanışma olgusudur. Sosyal yardımlaşmanın özünü oluşturan sosyal dayanışma, sosyal güvenlik ihtiyacı ortaya çıktıktan sonra gerçekleşir. Sosyal yardımlaşma gönüllülük esasına dayanan bir harekettir. Kişiler güçleri kadar değil “gönüllerinden koptuğu kadar yardım” yaptığı için sosyal yardımlaşmanın sosyal güvenlik ihtiyacını karşılayıp karşılayamayacağı konusunda da bir belirsizlik vardır.

Sosyal yardım kavramının, kamu sosyal yardımlarını ifade etmektedir. Sosyal yardımlar, kamu kurum ve kurularınca yapılan yardımlardır ve karşılıksızdır. Muhtaçlık şartına ve muhtaçlık kontrolüne bağlı olarak yapılırlar. Sosyal yardımların kimlere, nasıl, ne miktarda ve ne süre ile yapılacağı kanunlarla belirlenir. Sosyal yardım günümüz modern sosyal güvenlik sistemleri içinde bir sosyal güvenlik tekniği hâline gelmiştir. Yoksul ve muhtaçlara sosyal güvenlik sağlamada kullanılan temel teknik sosyal yardım tekniğidir.

Sosyal hizmet kavramı, sosyal yardımların hizmet biçiminde yardıma ve desteğe muhtaç kimselere götürülme şeklidir. Sosyal hizmet muhtaçlık şartı, muhtaçlık kontrolüne bağlı olarak karşılıksız olarak yapılan kamu yardımlarıdır. Sosyal hizmetler, çağdaş devlet için bir görevdir. Sosyal hizmet alanı aynı zamanda bir meslek alanıdır. Sosyal hizmetler, sosyal hizmet uzmanlarının gözetim ve yönetiminde götürülür.

Sosyal sigorta kavramı, çağdaş sosyal güvenlik tekniklerinden en önemlisidir. Sosyal sigorta tekniği, devlet tarafından ve kanunla uygulamaya konulur. Sosyal sigorta zorunlu bir sigorta tekniğidir ve zorunluluk özelliği ile özel sigortadan ayrılır. Sosyal sigorta tekniği, günümüzde devletlere en az yük yükleyerek sosyal güvenlik sağlamada kullanılabilmektedir. Sosyal sigorta sistemi bireylerin uzun yıllar sosyal güvenlik ihtiyacını karşılayan tek teknik olmuştur.

Özel sigorta, aynı riskle karşı karşıya kalmış olan kimselerin bu riskin sonuçlarına karşı dayanışmaya girmesini sağlayan bir tekniktir. Bu dayanışmayı ticari bir faaliyet olarak organize eden kimseler sigortacıdır. Sigorta yaptıran kimse karşılaştığı riski bu dayanışma organizasyonuna belirli bir bedel karşılığında devreder. Bu karşılığa prim adı verilir. Özel sigortada sigortalayan ile sigortalanan arasında bir sigorta sözleşmesi yapılır. Buna sigorta poliçesi de denilir. Bu poliçede tarafların hakları ve yükümlülükleri yer alır. Özel sigortanın kaza, hastalık, yangın, hayat, yaşlılık gibi risklere karşı kullanıldığı uygulamalar gün geçtikçe yaygınlaşmaktadır. Özel sigortalar isteğe bağlı olmakla birlikte, kaza ve doğal afetler gibi genel toplu menfaatini ilgilendiren durumlarda devlet tarafından zorunlu hale getirilebilir.

Sosyal güvenlik kavramıyla ilişkili kavramlar bulunmaktadır. Bu kavramlar sırasıyla sosyal politika kavramı, sosyal devlet kavramı, sosyal adalet kavramı, sosyal dayanışma kavramı ve sosyal devlet ve sosyal refah kavramıdır.

Sosyal politika kavramı, sanayileşme sonrası ortaya çıkmıştır. Dar anlamda sosyal politikanın konusu işçinin korunmasıdır. Geniş anlamda sosyal politika ise toplumda ortaya çıkabilecek sosyal ve iktisadi farklılıkları, sosyal adaletsizlikleri en aza indirmek, sosyal adaleti ve sosyal barış sağlamaya yönelik her türlü devlet politikasını ifade eder. Sosyal politikalar devlet tarafından hazırlanır ve uygulanır. Sosyal politikalar iki şekilde hayata geçirilir. Bunlardan birisi, devlet müdahalesidir. Diğeri ise kendi kendine yardım mekanizmalarıdır. Kendi kendine yardım mekanizmalarının en önemli araçları sendikalar, kooperatifler ve yardımlaşma sandıklarıdır. Çağdaş toplumlarda sosyal politikanın boyutları daha da genişlemiş; sosyal dışlanmanın önlenmesi ve sosyal bütünleşmenin sağlanmasına yönelik politikalar boyutu kazanmıştır. Sosyal güvenlik sisteminin kuruluşu, işleyişi ve geleceği sosyal güvenlik politikaları ile belirlenir.

Sosyal devlet kavramı, devletleri siyasi amaç ve eğilimleri ya da hedefleri bakımından sınıflandırma biçimi olarak ortaya çıkmıştır. Sosyal devlet vatandaşların sosyal kurumları, refahı ile ilgilenen ve vatandaşlara asgari bir yaşama seviyesi sağlamayı kendisi için bir görev olarak kabul eden bir devlettir. Sosyal devlet anlayışı, sosyal güvenlikte çağdaş norm ve değerlerin hayata geçirilmesi bakamından önemli bir alt yapı hazırlar. Sosyal devletin hayata geçirilmesinin asgari şartı sosyal güvenlik sağlanmasıdır. Bu yolla vatandaşlar hem muhtaçlığa karşı korunmuş hem de insan haysiyetine uygun asgari bir hayat seviyesine devlet eli ile kavuşturulmuş olurlar.

Sosyal adalet, toplumda sosyal farklılıkların ortadan kaldırılmasını, en aza indirilmesini ve sosyal alanda adaletli bir toplum yaratılmasını sağlayan devlettir. Ayrıca, sosyal adalet huzurlu bir toplumsal hayatın temel şartıdır. Sosyal güvenlik amaç ve işleyiş biçimi itibarıyla bir sosyal yardımlaşma ve dayanışma mekanizmasıdır.

Sosyal dayanışma toplum içinde yaşayan bireylerin ekonomik ya da sosyal amaçla bir araya gelmeleri; yardımlaşmaya girmeleridir. İnsanlar ekonomik ve sosyal dayanışma yaparak pek çok maddi ve manevi sorunlarını çözme imkânı bulurlar.

Refah devletinin görevi, sosyal güvenlik garantisi sağlama amacıyla sosyal güvenlik politikaları geliştirmek ve sistemleri oluşturmaktır.

Sosyal Güvenliğin Amacı ve Önemi

Kişiye gelir emniyeti sağlamak sosyal güvenliğin amacıdır. Sosyal güvenliğin konusu olan riskler, ne zaman gerçekleşeceği bilinmeyen, gerçekleşmeleri mutlak ya da muhtemel olan, kişiye yönelik bulunup gerçekleştiğinde kişide gelir kesilmesi, gelir azalması ya da gider artışına yol açan tehlikelerdir.

Modern sosyal güvenlik sistemleri bir yönü itibarıyla bir gelir garantisi sistemidir. Sosyal güvenlik tehlikelerinin önlenmesi dar anlamda sosyal güvenliğin konusu değildir.

Sosyal güvenlik, bütün insan hakları bildirgesinde yer verilen ve tanımlanan temel ve vazgeçilmez bir insan hakkıdır. Sosyal güvenliğin hukuki, sosyal, ekonomik ve siyasi önemleri de bulunmaktadır.

Sosyal güvenliğin önemi toplum içinde yaşlandığında daha da artar. Sosyal güvenlik bir arada toplu olarak yaşayan insanlar arasında sosyal barışın sağlanması, sosyal dayanışmanın kuvvetlenmesi ve sosyal ahengin sağlanması açısından önem taşır.

Sosyal güvenlik, özünde iktisadi güvenliktir. Sosyal güvenlikle sağlanan şey gelir garantisidir. Sosyal güvenlik sistemleri iktisadi bakımdan tasarrufa katkı sağladığı gibi yatırımlar, tüketim seviyesi ve iktisadi istikrarı sağlama fonksiyonları da vardır. Sosyal güvenliğin gelir dağılımına da katkısı söz konusudur. Özellikle sosyal yardım sistemleri ile sosyal sigorta sistemleri millî gelirin yatay ve dikey dağılımına katkı sağlar. Sosyal güvenlik bir yandan bireylerin mikro seviyedeki iktisadi ilişkilerine, diğer yandan ekonominin makro büyüklüklerine etki eder.

Sosyal güvenlik, insan için hak; devlet bakımından da bir yükümlülüktür. Sosyal güvenlik hukuku, sosyal güvenlik sistemi ile ilgili taraflar (sigortalılar, işverenler, devlet) bakımından sosyal güvenlik hakkının tanımı, sınırları ve kullanılması ve yükümlülükleri ile ilgili düzenlemeleri içerir.

Devlet toplumun siyasi birliğini temsil eden bir organizasyondur. Sosyal güvenliğin sağlanmış olması, vatandaşın devlete olan güven ve desteğine de olumlu katkı sağlar.

Sosyal Güvenliğin İlgili Olduğu Bilim Dalları

Sosyal güvenliğin Sosyal güvenlik sisteminin işleyişle ve sosyal güvenlik hakkının içeriğine ve kullanılmasına ilişkin esaslar sosyal güvenlik hukukunun konusudur. Sosyal güvenlik hakkı, temel bir insan hakkı olduğu için bu yönü ile uluslararası alanda sosyal güvenlikle ilgili sözleşmeler de ortaya çıkmış durumdadır. Sosyal güvenlik hukuku sosyal güvenlik hakkının içeriğini ve kullanılış biçimini düzenleyen hukuki mevzuat, yargı kararları ve doktrinin görüşleri etrafında ortaya çıkmış bir hukuk alanıdır.

İş hukuku ile sosyal güvenlik hukuku ayrı hukuk alanları olmasına rağmen ortak ilgi alanları çok fazladır. İş hukukunun konusu işçi ile işveren; işçi sendikaları ile işveren ve işveren sendikaları arasındaki hukuki ilişkilerdir. İş hukuku işçinin korunmasını; sosyal güvenlik ise işçiler de dâhil olmak üzere bütün insanların sosyal güvenliklerinin sağlanmasını konu alır.

Sosyal politika sosyal alanlardaki sorunların çözümlenmesine, sosyal barışın sağlanmasına, sosyal ve ekonomik farklılıkların azaltılarak toplumda sosyal sorun hâline gelmesine engel olmaya, sosyal barışın sağlanmasına yönelik devlet politikalarıdır. Sosyal politikanın dar anlamda konusu işçinin korunmasıdır. Sosyal güvenlik alanındaki kamu politikaları birer sosyal politikadır. Sosyal güvenliğin gelir dağılımı fonksiyonu dikkate alındığında sosyal güvenlik sosyal politikaya; sosyal politika da sosyal güvenliğe katkı sağlar.

Sosyal güvenlik alanını amacı kişilere gelir garantisi sağlamaktır. Gelir garantisi sisteminin kurulması, iktisatla doğrudan ilgili bir faaliyettir. Gelirin yaratılması (üretim) ve dağıtılması (paylaşım-bölüşüm) konuları iktisadın temel konusudur. Sosyal güvenlik alanında alınan kararlar iktisadi sonuçları olan kararlardır. Prim miktarları, emekli aylıkları gibi konularda alınan her kararın iktisadi sonuçları olur

Sosyal Güvenliğin İçeriği ve Kapsamı

Sosyal güvenliğin içeriğini sosyal güvenlik politikası belirler. Sosyal güvenlikle ilgili sosyal politika uygulamalarına sosyal güvenlik politikası adı verilir. Bütün sosyal politikalar gibi sosyal güvenlik politikaları da devletçe hazırlanan ve devletçe uygulamaya konulan politikalardan ibarettir. Sosyal güvenlik politikaları belirlenirken etkili olan faktöreler sosyal güvenlik ihtiyacı, sosyal güvenlikteki gelişmeler ve ülkenin ekonomik ve sosyal gelişmişlik durumu ve imkânlarıdır. Sosyal güvenlik ihtiyacını belirlerken mevcut sosyal güvenlik durumu, bu alandaki yetersizlikler, eksiklikler, beklentiler ve talepler dikkate alınır.

Sosyal güvenlik alanındaki gelişmelerden kasıt; sosyal güvenlik alanında ILO, başta olmak üzere insan haklarına dair belgelerde yer alan sosyal güvenlik ve içeriğine dair düzenlemeler önemli etkiler yaratır.

Sosyal güvenlik ihtiyacı, ülkenin ekonomik ve sosyal gelişmişlik seviyesi, mali imkânları ve bütçe imkânları ile yakından ilgilidir.

Sosyal güvenlik ihtiyaçları için yeterli mali kaynaklara gerek vardır. Dengeli bir ekonomik ve sosyal gelişme sağlanabilirse hem devletin hem de kişilerin sosyal güvenlik için ayırabileceği kaynak miktarının artması sağlanır.

Her devlet hazırladığı sosyal güvenlik politikası ile belirlenen sosyal güvenliği bir örgütlenme içinde kişilere ulaştırır. Bu örgütlenme ile kurulan sisteme sosyal güvenlik sistemi adı verilir. Sosyal güvenlik sistemi olmayan veya kamunun bu alanda var olmadığı bir ülke yeryüzünde bulunmamaktadır.

Sosyal Güvenliğin Fonksiyonu

Sosyal güvenlik sistemi iyi işlediği zaman sistemden beklenilen fonksiyonlar ortaya çıkar.

İktisadi güvenlik fonksiyonu ile sosyal güvenlik kişiler bakımından bir gelir güvenliği sistemidir. Sosyal güvenliğe kavuşturulmuş kişi ya da sosyal güvenliği olan kimse öncelikle iktisadi bakımdan bir güvenliğe kavuşmuş ya da kavuşturulmuş olur. Modern sosyal güvenlik sistemleri, bu ihtiyacın yasa koyucular tarafından kavranması sonucunda ortaya çıkmıştır.

Sosyal güvenliğin bir başka fonksiyonu insanların kişiliğini, onurunu koruma yani kişiliği koruma fonksiyonudur. Sosyal güvenlik ile kişiliğin korunması arasındaki ilişki ya da sosyal güvenliğin kişiliği koruma fonksiyonuna ilk defa insan Hakları Evrensel Bildirgesinde yer verilmiştir. Sosyal güvenlik ihtiyacı karşılandığında kişiler bakımından muhtaçlık korkusu da yok edilmiş olur.

Son olarak, önleme fonksiyonu ile sosyal güvenlik, esas itibarıyla risklerin sonuçlarına karşı iktisadi anlamda koruma ve güvenlik sağlar. Sosyal güvenliğin konusu risklerin ortaya çıkmasını önlemek değildir. Sosyal güvenlik, risklerin ortaya çıkmasından sonraki dönemi konu alır. Gelecekte sosyal güvenliğin önleme fonksiyonu öne çıkacaktır.

Sosyal Güvenliğin Kısa Tarihî Gelişimi

Her devlet sosyal güvenlik sorununu çözmek için ayrı bir tarihî gelişim süreci yaşamıştır.

Geleneksel anlamda sosyal güvenlik sistemlerinin gelişimi her devlet, her millet için farklılıklar arz etmekle birlikte ortak birtakım yönlerinin olduğu da bilinmektedir. Kişiler sosyal güvenlik ihtiyacının öncelikle bireysel olarak giderme arayışlarına girmişlerdir. Öncelikle tasarruf yolu kullanılmıştır. Daha sonra kıymetli madenler ve nihayetinde paranın bulunması ile nakdi tasarruflara dönüşmüştür. Aileden başlayan sosyal yardımlaşma ve dayanışma giderek büyük aile, aşiret, kabile, köy, şehir ve toplumsal dayanışmaya kadar şekillenmiş ve çeşitlenmiştir. Kurumlaşmalar oluşmuştur.

Çağdaş anlamda sosyal güvenlik, hem kavram hem de fonksiyon olarak 20. yüzyılın başlarında ortaya çıkmış ve gelişmiştir. Hukuk metinlerinde ilk defa 1935 tarihli ABD Sosyal Güvenlik Kanunu’nda kullanılmıştır. Sanayileşme ve Sanayi Devrimi’nin son derece önemli bir rolü olmuştur.

Çağdaş sosyal güvenlik sistemlerinin ilk defa kurulduğu ülke Almanya’dır. Çağdaş sosyal güvenlik sisteminde devletin sosyal güvenlik sağlamayı bir görev olarak benimsemiştir ve sosyal sigorta ve sosyal yardım teknikleri temel teknik olarak kullanılmaktadır.

1929 Büyük Ekonomik Bunalımının etkilerini azaltmak için ABD’de dahi devlet vatandaşların sosyal Güvenliklerini sağlamak için bir kanuni düzenleme yapmayı ve sosyal güvenlikte yük üstlenmeyi kabul etmiştir.

1941 yılında İngiltere’de Lord William Beveridge tarafından II. Dünya Savaşı sonunda ortaya çıkacak sosyal güvenlik ihtiyacını karşılamak amacıyla da Beveridge Planı hazırlatılmıştır.