Ünite 1: Genel Kavramsal Giriş

Konu ile İlgili Kavramlar

Konumuz ile ilgili ilk kavram “sosyal hizmet” kavramıdır. İngilizce “social service/s”, Almanca “sozialer Dienst” teriminin karşılığıdır. “Service” ve “Dienst” sözcükleri tam anlamıyla “hizmet” sözcüğünün karşılığıdır. Sosyal hizmet en kısa deyişle sosyal alanda verilen hizmetlerdir.

Zaman zaman karşılaşabileceği sıkıntılardan ötürü iş ilişkileri kesilmiş, işsiz kalmış ya da hastalık, kaza gibi nedenlerle çalışamayan ya da hastaneye yatmış, cezaevine girmiş, ailesi dışarda perişan kalmış insanlar olabilir. İşte sosyal hizmet ya da sosyal hizmetler, bu kategoriye giren insanlara verilen hizmetlerdir. Sosyal sorunlarından ötürü toplumdaki ilişkilerini iyi düzenleyemeyen, topluma uyumda güçlük çeken kişiler, gruplar, aileler ve topluluklardır.

Bu noktada amaç, geçici ya da sürekli olarak özel bir desteğe, yardıma gereksinim duyan bu insanlara ve yakınlarına (a) toplumda rahatça yaşayabilecekleri gücü ya da yeterliliği kazanmaları için gerekli müdahaleleri yapmak (Yani o durumdaki kişi ve yakınlarıyla çalışmak, onları çevreye uyumlu duruma getirmek), (b) toplumda rahatça yaşayabilecekleri ortamı ve koşulları sağlamaktır (Yani toplumu bu durumdaki insanların da rahatça yaşayabilecekleri bir konuma getirmek). Genel amaç, her bireyin toplumdan en üst düzeyde yararlanmasını ve yaşamdan doyum almasını sağlamaktır.

20. yüzyılın başlarından itibaren bu tür hizmetlerin verilmesi meslekleşmiştir. Bu alanda çeşitli elemanlar çalışarak özel gereksinim gruplarına hizmet verirler. Bunların başında sosyal çalışmacılar gelir. Bunlar lisans düzeyinde sosyal çalışma öğrenimi görmüş meslek elemanlarıdır. Sosyal çalışmacılar; mesleği, işi sosyal hizmet vermek olan meslek elemanlarıdır.

Sosyal hizmet alanında sosyal tekniker olarak adlandırılan bir grup yer almaktadır. Bildiğiniz gibi, teknik alanda teknikerler vardır. Üretilen teknik işin belkemiğidirler. İnşaat, makine gibi teknik alanlarda onlarsız o iş yapılamaz. Sosyal alanda da sosyal teknikerler olmadan sosyal hizmetin yapılamayacağını Türkiye’de sosyal hizmetler geliştikçe hepimiz göreceğiz. Sosyal teknikerlik ya da sosyal yardımcılık Türkiye’de yeni yeni gelişmeye başlayan önemli bir meslek alanıdır. Sosyal çalışmacılar yukarıda kısaca saydığımız bu kadar geniş bir alanda tüm sorunlu insanlara, yardım bekleyen insanlara yetişemezler. Bu noktada işleri hızlandırmak ve yardımcı olmak amacıyla, sosyal çalışmacılarla birlikte çalışan sosyal yardımcılar, başka deyişle sosyal teknikerler birçok sorun alanında etkin hizmetlerde bulunurlar.

Kuruluş ile kurum çoğu zaman birbirine karıştırılırlar. Bunlar birbirinden farklı kavramlardır. Kuruluş, “önceden belirlenmiş amaçlara uygun olarak düzenlenerek oluşturulmuş, bina, gereçler, insangücü gibi maddi ögeleri olan, hizmet üreten örgütlü birlik”tir (Tomanbay, 1999). Kurum ise “Kendisine bağlı en az bir kuruluşuyla önceden belirlenmiş bir amaca yönelik hizmet vermek için, bu hizmete uygun maddi ögeleri ve personeliyle birlikte kurulmuş, gelişmeye açık düzenli örgütlenmelerdir” (agy). Kurum kuruluşa göre daha üst düzeyde, daha boyutlu bir kavramdır. Kurum kamuda düzenlenmiş üst örgütlenmeleri anlatır. Kamu hizmetleri verilen daha geniş kapsamlı örgütlenmelerdir.

Sosyal ilişkilerinde herhangi bir nedenle aksamaya ve zorluğa yol açacak herhangi bir tıbbi, ruhsal ve sosyal özür ya da engeli bulunan ve bu nedenle sosyal hizmet kuruluşlarında, yatılı, yataklı ya da gündüzlü modellerde sosyal bakımları, sosyal tedavileri ve sosyal rehabilitasyonları yapılan, yapılması gerek duyulan ya da bu gereksinimi duyan kişilerin oluşturduğu gruba “özel gereksinim grupları” denir. Bunlar, yaşamlarında geçici ya da sürekli olarak bir desteğe, bakıma, tedaviye ve rehabilitasyona gerek duyarlar. Korunmaya muhtaç durumdaki çocuklar, gençler, yaşlılar, özürlüler, engelliler, kadınlar, erkekler, göçmenler, sığınmacılar, şiddet mağdurları, yoksullar, hastalar, tutuklu ve hükümlüler bu kapsamdadır. Özel gereksinim grupları sosyal hizmetlere gerek duyan kişiler ve gruplardır. Bunlara sosyal çalışmacılar, sosyal teknikerler, her kategoriden sosyal yardımcılar ile diğer sosyal meslek elemanları (hekimler, psikologlar, sosyologlar, halk eğitimcileri, özel eğitimciler, psikolojik danışma ve rehberlik çıkışlılar, öğretmenler, hukukçular, her kesimden bakım elemanları) hizmet verirler.

Bir başka kavram da “rehabilitasyon”dur. Yeniden düzene koymak, yeniden hazırlamak, düzeltmek anlamlarındadır. Bir hastalığın tedavisinden ya da hastalığın giderilmesinden sonra ortada kalan eksikliği, yetersizliği, güçsüzlüğü gidermek için yapılan çalışmalardır. Terimler sözlüğüne göre ise “Herhangi bir bedensel, ruhsal (psikolojik) ve sosyal özür ya da engelliliğinden ötürü toplumsal ilişkilerinde aksama ya da tutarsızlık olan, toplumsal ilişkiler ve üretim sürecinde beklendik yeri alamayan kimselere verilen tıpsal, ruhsal ve sosyal sağaltım ve destekleme” çalışmaları (agy) rehabilitasyon olarak adlandırılmaktadır.

Özürlü ve engelli kavramları genelde birlikte kullanılır. Oysa özürlü ve engelli aynı kavramlar değildir. Türkçede bu iki önemli kavram arasında fark gözetilmez. Konuya daha çok duygusal yaklaşılır ve değişik evrelerde birisinin kullanılması öne çıkarılır. İngilizce ve Almancada özürlülük kavramı kişide doğuştan gelen bedensel ya da yetisel bozuklukları anlatır, engellilik ise kişinin yaşamı sırasında, sonradan ortaya çıkmış bedensel ve yetisel eksikliklerdir.

Türkiye’de Sosyal Hizmet Kuruluşlarının Tarihsel Gelişimi

Türkiye’de sosyal hizmet kuruluşlarının tarihi dört evrede incelenmektedir. Bunlar:

  • Osmanlı öncesi dönem (<< -1299)
  • Osmanlı İmparatorluğu dönemi (1299-1923)
  • Cumhuriyetin kurulmasıyla başlayan dönem (1923-2011)
  • Türkiye Cumhuriyeti tarihsel sürecinde sosyal hizmetlerle ilgili ilk bakanlığın kurulmasından bugüne (2011->>)

Kaynaklar Türklerin Orta Asya’da vakıf benzeri örgütlenmelere sahip olduklarını göstermektedir. Kimi kaynaklar da vakıfların tarihini 12. yüzyıla dayamaktadır. Her ne kadar Orta Asya’da da sosyal önlemleri alarak halka götüren vakıf niteliğinde kurumlaşmalar görülse de vakıfların yerleşik düzene geçildikten belli bir süre sonra kurulmuş olmalarının gerektiği konusunda görüş birliğinin olduğunu söyleyebiliriz ki bu da 12. yüzyıla denk gelmektedir.

Cumhuriyet’ten önce, Osmanlı İmparatorluğu zamanında, Tüm sosyal hizmet kuruluşları hayır sahipleri tarafından hayır amaçlı kurulurlardı. Vakıflara bağlı idiler. Vakıfların çatısı altında imaretler (yoksullara yardım için oluşturulmuş hayır kuruluşları), kervansaraylar (uzun yol yolcularının korunaklı olarak geceleyecekleri yapılar), medreseler (eğitim kuruluşları) bulunmaktaydı. Dârüşşifalar (şifahane; hastane), bimarhaneler (ruh ve akıl sağlığı için kurumlar), ıslahhaneler (cezai boyutta iyileştirme evleri; bugünkü adıyla eğitimevleri), darüleytamlar (Dar-ül Eytam; yetimler kapısı, yetimler yurdu), tabhaneler (nekahet evleri, dinlenme yurtları), çeşmeler, hanlar, hamamlar gibi sosyal hizmet kuruluşları Osmanlı İmparatorluğu döneminde sadece vakıflar kapsamında değil devlet tarafından da kurulmuştur. Osmanlılarda ilk imaret 1336 yılında Orhan Gazi tarafından kurulmuştur.

Ancak Osmanlı döneminin uzun yıllar başarıyla sürdürülen ve sosyal yapıyı sağlamlaştıran, toplum içinde dayanışmayı artıran, toplumsal kültürü geliştiren Ahîlik sistemi de sosyal hizmet yapılanması çerçevesinde kısa da olsa anılmalıdır. Ahîlik Selçuklular’dan gelen bir gelenektir. 13. yüzyıla tarihlenir. Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda ve Osmanlı insanının yetişmesi ve eğitiminde büyük rol oynamış sosyal bir meslek örgütüdür. Ahî, Arapça “kardeşim” anlamındadır. Türkçe “cömert, eli açık” anlamına geldiği de söylenir. Ahîlik Anadolu’da yaşayan Türklerin, toplumdaki esnaf ve sanatkârların birliğinin sağlandığı, çalışma yöntemleri sağlam temellere bağlanmış, katı kuralları olan çalışma örgütü idi.

Yoksullara yardım Ahîliğin temel ilkelerindendi. Kayseri’den yayılan ve büyük etkinliği olan Ahîlik Tanzimat Fermanı’ndan sonra eski gücünü yitirmeye başlamıştır. Bunu hemen her kentte şimdiki meslek odaları gibi örgütlenen loncalar izlemiştir. Loncalar, esnaflar arasında eşitliği ve dayanışmayı sağlamak, meslek etkinliklerini düzene koymak ve denetlemekle yükümlüydüler. Loncalar Ahî örgütlerinden daha fazla yaygınlaştılar. Avarız (arıza) sandıkları kurarak üyelerini her türlü kaza ve ölüme karşı sigortalama yapmışlardı. 17. yüzyılda İstanbul’da 1109 lonca ve bunlara bağlı 126.000 üye olduğu yazılmaktadır.

1923 yılında kurulan Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı İmparatorluğunda var olan sosyal hizmet kuruluşlarını hem kurum hem de kültürel miras olarak devraldı. Bunların başında vakıflar gelir. Osmanlı’dan kalma vakıflara bugünkü yasalarımızda mülhak vakıflar adı verilir.

Bu vakıflar, sosyal yardımlarını, hayır hizmetlerini yasayla korunarak eskisi gibi sürdürmektedirler. Bunların dışında, yeni vakıflar son çıkarılan Türk Medeni Kanunu (2001/4721) ve Vakıflar Kanunu (2008/5737) hükümlerine göre kurulurlar ve işletilirler.

Kurtuluş Savaşı sırasında 1920’de açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi art arda iki yasa çıkararak Cumhuriyet döneminin ilk sosyal güvenlik önlemlerini başlatmıştır. Bunlar 114 sayılı “Zonguldak ve Ereğli Havza-i Fahmiyesinde Mevcut Kömür Tozlarının Amele Menafi-i Umumiyesine Füruhtuna Dair Kanun” (11.05.1921) ile 151 sayılı “Ereğli Havzai Fahmiyesi Maden Amelesinin Hukukuna Müteallik Kanun”dur.

Osmanlı İmparatorluğu’ndan Cumhuriyet’e geçen çeşitli sosyal yardım vakıflarının yanı sıra çok önemli iki sosyal hizmet kuruluşu daha vardı. Bunların biri Hilal-i Ahmer Cemiyeti” (bugünkü Kızılay), diğeri “Himaye-i Etfal Cemiyeti” idi. Daha sonra bu kurumların isimleri Kızılay ve Çocuk Esirgeme Kurumu olarak değiştirilmiştir.

Çocuk Esirgeme Kurumu bünyesinde çocukların sağlığı ve temel bakımları için birçok ilde doğumevi, banyolar, muayenehaneler, aşevleri, sinemalar açılmıştır. Bunların yanında klasik sosyal hizmet kuruluşları olan emzikli ya da küçük çocuklar için süt damlası, ana kucağı, şefkat yurdu (şimdiki çocuk bakım yurtları ve yuvaları), ana mektebi (şimdiki anaokulu) adıyla kuruluşlar açılmıştır.

1980’de büyük bir ekonomik sıkıntı içine düşen Çocuk Esirgeme Kurumu 1980 yılında ekonomik ve yönetsel zorluklar yaşadı. Hizmetleri aksadı. Mali konularda olumsuz söylentiler yayıldı. Bu nedenle 5 Mayıs 1981’de dernek feshedildi, görevleri Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığına devredildi. 27 Mayıs 1983’te bir yasayla Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu kuruldu Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu bütün kuruluş ve mal varlıklarıyla ve çalışanlarıyla birlikte bu yeni kuruma devredildi. Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı’nın yönetiminde, kamu tüzel kişiliği olan katma bütçeli bir kurum hâline dönüştürülmüş oldu. 1991’de çıkartılan Kanun Hükmünde Kararname ile de doğrudan Başbakanlık’a bağlandı.

Türkiye’de ilk kez 2011 yılında sosyal hizmetler bir bakanlık çatısı altında bütünleştirildi. Bu bakanlık Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığıdır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı 06.04.2011 tarihli ve 6223 sayılı Kamu Hizmetlerinin Düzenli, Etkin ve Verimli Bir Şekilde Yürütülmesini Sağlamak Üzere Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Teşkilat, Görev ve Yetkileri ile Kamu Görevlilerine İlişkin Konularda Yetki Kanunu’nun verdiği yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulunca çıkarılan 633 No’lu KHK ile 03.06.2011 tarihinde kararlaştırılmıştır.

TBMM’nde 10.11.2004 günü 5256 sayılı yasayla kabul edilen Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun da Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının kurulmasıyla yürürlükten kaldırılmış ve adı geçen genel müdürlük tüm varlığıyla bakanlığa bağlanmıştır.

Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün kurulmasını sağlayan 06.11.2004 tarih ve 25635 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5251 sayılı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun da Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının kurulmasıyla kaldırılarak genel müdürlük yeni yapılanmasıyla bakanlık çatısı altına alınmıştır.

Aynı biçimde, 1997 yılında 571 sayılı KGK ile kurulan Özürlüler İdaresi Başkanlığı da, Özürlüler İdaresi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin yürürlükten kaldırılmasıyla Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlanmıştır. Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu’nun (5502) 12. maddesinde yer alan Primsiz Ödemeler Genel Müdürlüğü de buradan alınarak, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı çatısı altına alınmıştır.

703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 633 sayılı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin adı Sosyal Hizmetler Alanında Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname olarak değiştirilmiş ve 1 nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile birleştirilerek Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı adını almıştır.

Sosyal Hizmet Kuruluşu Ne Demektir?

Sosyal çalışmacıların, sosyal yardımcıların, sosyal teknikerlerin, yaşlı bakıcılarının, çocuk bakıcılarının, sosyal sekreterlerin vb. çalışıp sosyal hizmet ürettikleri mekânsal örgütlenmelere de sosyal hizmet kuruluşu ya da kuruluşları denir. Kısa deyişle, sosyal hizmet kuruluşları, içinde ve eklentilerinde sosyal hizmet verilen kuruluşlardır.

Sosyal hizmet kuruluşları “Doğrudan sosyal hizmet vermek için kurulmuş kuruluşlar” ve “Başka bir temelde hizmet vermek için kurulmuş, ancak içinde kaçınılmaz olarak, hizmet gereği sosyal hizmet büroları da olan kuruluşlar” şeklinde ikiye ayrılır:

  • Doğrudan sosyal hizmet vermek için kurulmuş kuruluşlar: Çocuk yuvaları, kreşler, çocuk bakımevleri, çocuk ve gençlik merkezleri, gençlik merkezleri, kadın sığınmaevleri, kadın konukevleri, huzurevleri, sosyal bakım merkezleri, toplum merkezleri, sosyal danışma merkezleri vb. bu kapsam içindedir.
  • Başka bir temelde hizmet vermek için kurulmuş, ancak içinde kaçınılmaz olarak, hizmet gereği sosyal hizmet büroları da (sosyal servis) olan kuruluşlar: Bunlara örnek olarak hastaneleri, okulları, üniversiteleri, adliyeyi, cezaevlerini, psikiyatri kliniklerini, vb. sayabiliriz.

Sosyal Hizmet Kuruluşlarının Çeşitleri ve Özellikleri

Sosyal hizmet kuruluşları içinde barındırdıkları ya da hizmet verdikleri kimselerin özelliklerine uygun olarak farklı farklı düzenlenmişlerdir. Öncelikle, kuruluşlar verilen hizmetin genel kategorisine uygun olarak farklılıklar gösterirler. Sağlık kuruluşu, eğitim kuruluşu, adalet kuruluşları gibi. Sosyal kuruluş, ticari kuruluş gibi. Bunlar o kuruluşun ilgilendiği genel alanı belirtirler. Sosyal çalışma mesleği bunların herbirinde yer bulur. İşin düzenlenmesi ve verilecek hizmete göre bir eğitim kuruluşu da, bir sağlık kuruluşu da sosyal hizmet kuruluşu olabilir. İçinde sosyal birimler açılır ve o birimler eliyle sosyal hizmet sağlanır.

Sosyal hizmet kuruluşları tüzel (hukuksal) olarak da birbirlerinden ayrılabilirler. Kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, özel sektöre ait kuruluşlar, yerel yönetimlere ait kuruluşlar gibi. Bu ayrım o kuruluşların çalışma kurallarını olduğu kadar örgüt iklimlerini de kendine göre oluşturur. Vereceği hizmetlerin ekonomik boyutunu, sağlanacak geliri ve miktarını da belirler. Bu ayrıma göre sosyal hizmet kuruluşlarının denetleme mercileri farklılaşır.

Hizmet verdikleri nüfus ya da gereksinim gruplarına göre farklılaşırlar. Çocuk, yaşlı, gençlik kuruluşu, özürlü kuruluşu gibi. Bu çeşitlendirmenin sayısı hizmet verilecek nüfus gruplarının sayısınca çoğaltılabilir. Bu adlandırmadan kimlere hizmet sunulduğu hemen anlaşılır.

Sosyal hizmet kuruluşları, üstlendikleri işlevlere göre, tüm özelliklerini değiştirecek farklılıklara sahip olurlar. Tedaviye, rehabilitasyona, bakıma yönelik kuruluşlar sosyal sorun giderme kuruluşları, boş zaman değerlendirme kuruluşları, danışma kuruluşları, koruyucu-önleyici kuruluşlar olarak ayrılırlar. Kuruluşlar, üstlendikleri bu işlevlere göre farklı özelliklerle donanırlar. Sağlayacakları ve kullanacakları araç-gereçler, döşemeler, odaların, kapıların yapısı, ışıklandırma ona göre yapılır.

Sosyal hizmet kuruluşları;

  • Sosyal hizmet veren kuruluşlardır.
  • Belirli nüfus gruplarına, belirli gereksinim gruplarına hizmet verirler.
  • Hizmetlerini seçilmiş amaçlara göre yürütürler.
  • Verilen hizmetin gerektirdiği işlevlerle donanırlar.
  • Hizmetlerini kesintisiz verirler.
  • Hizmetlerini yürütmeye yetecek kadar oda, döşeme (mobilya) ve maddi donanımları (bilgisayar, belgegeçer, telefon ve personel) bulunur.

Türkiye’de Sosyal Hizmet Kuruluşlarının Genel Yapılanması

Türkiye’de sosyal hizmet kuruluşları genel olarak dört ayrı kategoriye bağlı olarak kurulur ve çalıştırılırlar. Bunlara bir anlamda sosyal sektörler de denebilir;

  • Kamu kurumlarına,
  • Yerel yönetimlere,
  • Sivil toplum örgütlerine bağlı olarak ya da
  • Özel sektör eliyle kurulur ve çalıştırılırlar.

Yerel yönetimlere bağlı sosyal hizmet kuruluşları, il özel idarelerine ve belediyelere ait kuruluşlardır. Belediyelere bağlı aşevleri, çocuk bakımevleri, kadın sığınmaevleri, gençlik merkezleri, yaşlı bakım merkezleri, toplum merkezleri, Ankara örneğinde görüldüğü gibi aile yaşam merkezleri, engelliler, yaşlılar, kadınlar için lokaller, çocuk kulüpleri vb. farklı gruplara hitap eden sosyal hizmet kuruluşlarını içerir.

Özel kuruluşlar, özel sektörü oluşturan girişimciler tarafından kurulmuş kuruluşlardır ve kâr amaçlıdırlar. Belli bir ücret karşılığında hizmet verirler. Örneğin, daha çok, çalışan annelerin çocukları için çocuk gündüz bakımevleri, kreşler, etüd merkezleri, yaşlılar için huzurevleri, engelliler için rehabilitasyon merkezleri açarlar. Bunlar da özel gereksinim gruplarına sosyal hizmet verdikleri için sosyal hizmet kuruluşlarıdır.

Sivil toplum örgütleri (STÖ) dediğimiz zaman öncelikle akla dernekler ve vakıflar gelir. Kooperatifler, sendikalar, meslek odaları da bu kapsamdadır. Bunlar, özel yasalarla kurulan gönüllü örgütlenmelerdir. Örneğin, dernekler belirli bir konuda aynı ilgiyi paylaşan kimselerin bir araya gelerek kurdukları gönüllü birlikteliklerdir. Başkanları ve yönetim kurulları seçimle belirlenir. Üst mevzuatı Dernekler Yasası, alt mevzuatı dernek tüzüğüdür. Bu iki tüzel düzenleme çerçevesinde hizmet üretirler.

Vakıflar, daha çok varlıklı kimselerin varlıklarını sosyal amaçlara vakfetmeleri, hayır işlerinde kullanmaları için gönüllülük temeline göre kurulan örgütlenmelerdir. Dernekler ve vakıflar da yönetim kurulu kararı alarak sosyal hizmet kuruluşları açabilirler. Bu kuruluşlara sivil topluma ait kuruluşlar oldukları için sivil toplum kuruluşları (STK) denebilir. Kamuoyunda daha çok yanlış kullanılıp STÖ yerine STK denmektedir.

Kamuya ait sosyal hizmet kuruluşları sayıca en çok olan kuruluşlardır. Korunmaya muhtaç çocuklardan gençlere, gençler için boş zaman değerlendirme merkezlerinden aile danışma merkezlerine, huzurevlerine vb. kadar en yaygın kuruluşlar kamu kuruluşları yapısında olan kuruluşlardır.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığında denetim Hizmetleri Başkanlığı, Strateji Geliştirme Başkanlığı, Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı, Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı, Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı, Personel Dairesi Başkanlığı, Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Hukuk Müşavirliği, Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği ve Özel Kalem Müdürlüğü gibi klasik birimlerin dışında, kapsama alınan altı hizmet birimi sosyal hizmetle ilgilidir. Bunlar; a. Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdürlüğü, b. Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü, c. Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü, d. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, e. Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü, f. Şehit Yakınları ve Gaziler Genel Müdürlüğü’dür.

Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdürlüğü ailenin toplum içinde her bireyle birlikte güçlendirilmesi, sağlıklı aile bilicinin geliştirilmesi, aile içi ilişkilerin sağlıklı olarak güçlendirilmesi gibi aile sağlığını her boyutuyla ilgilendiren konularda çalışmalar yapar. Bu her boyuttan, başta aile bireyleri olmak üzere ailenin bir bütün olarak bedensel sağlığı, ruhsal sağlığı ve sosyal sağlığı anlaşılmalıdır.

Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde:

  1. Koruma bakım ve rehabilitasyon merkezleri
  2. Çocuk destek merkezleri
  3. Çocuk Evleri Koordinasyon Merkezi (ÇEKOM)
  4. Kreş ve gündüz bakımevleri
  5. Yetiştirme yurtları
  6. Çocuk evleri sitesi/sevgi evleri
  7. Çocuk yuvaları
  8. Çocuk gözlemevleri

gibi birim ve kuruluşları barındırmaktadır.

Bu kuruluşlar gençlerin ve özellikle çocukların korunmalarına, bakımlarına, eğitilmelerine yönelik kuruluşlardır. Her çocuk ve genç korunması gereken bir değerdir. Ancak devletin bu alanda öne aldığı, korunma ve bakımlarına özel önem verdiği çocuklar, bireysel olarak (özürlü, engelli) ailesi olmayan (yardımsız, desteksiz), zarara uğramış (mağdur) çocuklar ve gençlerdir. Bunların arasında “sokak çocukları”, yani sokağa itilmiş, köprü altlarında, boş binaların avlularında geceleyen çocuklar, okula gidemeyen çocuklar, bedensel, ruhsal ve sosyal bakımdan rehabilite edilmeleri gerekli olan çocuklar ve gençler ile korunmaya muhtaç çocuklar da bulunmaktadır.

Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü çatısı altında engelliler ve yaşlılara verilen hizmetler ve bu hizmetleri sunan kuruluşlar yeralmaktadır. Genel müdürlük yapısı içinde engelliler ve yaşlı daire başkanlıkları bulunmaktadır. Engelliler Daire Başkanlığı çatısı altında “özel bakım merkezleri” vardır. Buralarda bedensel (ortopedik), zihinsel ve ruhsal engellilerin yataklı bakımı yapılır. Çok az sayıda gündüzlü gelenler de bulunmaktadır. Bu sosyal hizmet kuruluşlarının kapasiteleri ortalama 30 ile 190 arasındadır. Bu kuruluşlar büyük çoğunluğuyla karmadır. Yani kadınlar ve erkekler birlikte (ayrı koridorlarda ya da katlarda) kalmaktadırlar.

Yaşlı Hizmetleri Daire Başkanlığı çatısı altında “huzurevleri” ile “huzurevi yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezleri” bulunur. Bunlar “Huzurevleri ile Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezleri Yönetmeliği”ne göre açılırlar. Huzurevi, “60 yaş ve üzerindeki yaşlı kişileri huzurlu bir ortamda korumak, bakmak ve bu kişilerin sosyal ve psikolojik gereksinmeleri karşılamak amacıyla kurulan yatılı sosyal hizmet kuruluşunu,” (21.02.2001/24325, Md. 4/d); yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezi,“Yaşlı kişilerin yaşamlarını sağlık, huzur ve güven içinde sürdürmeleri amacıyla kendi kendilerini idare edebilecek şekilde rehabilitasyonlarının sağlandığı, tedavisi mümkün olmayanların ise sürekli olarak özel bakım altına alındığı yatılı sosyal hizmet kuruluşunu” ifade etmektedirler (agy, Md. 4/e). Kamuya ait huzurevleri için kuruluşa kabul yaşı en az 55 olmalıdır.

Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’nün amacı, toplumda kadının statüsünün güçlendirilmesine destek vermek, bu alandaki çalışmaları desteklemek ve hızlandırmak, özel konumlarından ötürü mağdur olan, mağdur edilen, toplumdaki gerçek yerinin dışına itilmek istenen ya da şiddet gören kadınlara sahip çıkmak, yasal çerçevede haklarına kavuşmaları için gerekenleri yapmaktır.

Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü, sosyal devletin bir gereği olarak geçici ya da sürekli gelirden yoksun ve yoksul yurttaşlarımıza ayni ve nakdi yardım sağlamak amacıyla kurulmuş bir genel müdürlüktür. Sosyal yardım, biliyorsunuz, kredi gibi bir süre sonra geri istenen ya da prim gibi kişinin gelirlerinden düzenli olarak kesilen paralar karşılığında verilen bir para değildir. Karşılıksız ödenen paradır. Hiçbir zaman geri istenmez.

Şehit Yakınları ve Gaziler Genel Müdürlüğü şehitlerimizin anılarının yaşatılması, şehit yakınları ile gazilerin ekonomik ve sosyal her türlü mağduriyet ve yoksunluklarını gidermek amacıyla ulusal politika ve stratejilerin belirlenmesine önayak olmak, bunu koordine etmek; şehit yakınları ile gazilere yönelik sosyal hizmet ve yardım etkinliklerini yürütmek, bu alanda ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile gönüllü kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak olarak belirlenmiştir.

Yerel Yönetimlere Ait Sosyal Hizmet Kuruluşları

Merkezi yönetimler tarafından yürütülen birçok sosyal hizmet uygulaması, özellikle büyükşehir belediyeleri ve kapsamlarında yer alan belediyelerce de yürütülmektedir. Belediyelere bütün bu sosyal görevler 5393 sayılı Belediye Kanunu ile sağlanmış; yasanın üçüncü bölümünde Belediyenin Görev, Yetki ve Sorumlulukları başlığı altında yer alan, belediyenin görev ve sorumluluklarını düzenleyen 14. maddesi ile verilmiştir. Benzer sosyal hizmetler 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nda da yer almaktadır. Yoksul kentteşlere (yurttaşlara), özürlülere sosyal yardımlar olduğu kadar, kentte yaşayanların kentsel ve toplumsal bütünleşmelerini sağlayacak her türlü sosyal hizmet, görev olarak belediyelere verilmiştir.

Özel Girişime Ait Sosyal Hizmet Kuruluşları

Özel girişim de yapısı gereği, gelir getirici sosyal hizmetlerin yürütülmesinde işlev üstlenmektedir. Örneğin, özel huzurevleri, yaşlılar ve diğer bakıma muhtaç olanlar için özel bakımevleri, kreşler, gündüzlü bakım merkezleri, öğrenciler için etüd merkezleri, engelli rehabilitasyon merkezleri, öğrenci yurtları gibi. Bunların sayıları yıldan yıla değişmekle birlikte, kentsel yoğunlaşmanın artmasıyla sayılarında artış ve niteliklerinde sürekli gelişme ve iyileşme görülmektedir. Özel girişimin sosyal hizmet kuruluşları içindeki payı hızla artmaktadır. Örneğin, sayıları tüm ülkede hızla artan özürlü ve engelliler için özel rehabilitasyon merkezleri bunun örneğidir. Bugün hemen hemen tüm illerimiz ve ilçelerimizde özel rehabilitasyon merkezleri bulunmaktadır. Bunun gibi, kreşler, öğrenci etüd merkezleri, huzurevleri, öğrenci yurtlarının sayıları da giderek artmakta ve büyük bir hizmet boşluğu bu sayede doldurulmaktadır.

Sivil Toplum Örgütlerine Ait Sosyal Hizmet Kuruluşları

Sivil toplum örgütleri, yani dernekler ve vakıflar da sosyal hizmet kuruluşlarına sahiptirler. Bunların en büyük özelliği kâr amacı olmayan örgütler ve kuruluşlar olmalarıdır. Vakıf ve dernek yönetimleri tarafından açılırlar ve işletilirler. Zihinsel Yetersiz Çocukları Yetiştirme ve Koruma Vakfı (ZİÇEV), Türkiye Güçsüzler ve Kimsesizlere Yardım Vakfı, Türkiye Özürlüler Eğitim ve Dayanışma Vakfı (ÖZEV), Lösemili Çocuklar Vakfı (LÖSEV) bunlardan Türkiye çapında ün yapmış olanlara örnek olarak gösterilebilir.

Bunlar gibi, çeşitli illerimizde, gereksinim içindeki çocuklara, yaşlılara, engellilere, kadınlara vb. yönelik olarak daha birçok vakıfa ve derneğe ait sosyal hizmet kuruluşları bulunmaktadır. Ayrıca birçok STÖ, kendi gönüllü güçleri ya da vakıf işletmeleri eliyle kaynaklarını, lise ve üniversite öğrencilerine burs, yoksullara yiyecek, giyecek gibi ayni (mal olarak) ve nakdi (para olarak) sosyal yardım dağıtımında; engellilere tekerlekli sandalye dağıtımında kullanmaktadır.