Ünite 7: Gelenekçi Romanın Gelişimi ve Özellikleri

Gelenek ve Roman

Türkçe sözlükte gelenek bir toplumda geçmişten gelmeleri dolayısıyla saygı gösterilerek kuşaktan kuşağa aktarılan ve yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar olarak adlandırılmaktadır.

Gelenekçi sözcüğü ise geleneklerine bağlı kişi anlamına gelmektedir.

Sanat ve edebiyat açısından bakıldığında ise içinde olduğu toplumu değiştirme çabası gösterenler kadar üyesi olduğu toplumun gelenek adı altında değerlerine, motiflerine bağlı kalmayı tercih edenler de bulunmaktadır.

Yenilikçi bakış açısı toplumun içinde bulunduğu değerlere sırt çevirme yer alırken, gelenekçi bakış açısı toplumun değerlerini yücelterek ona bağlı kalma kaygısı taşımaktadır. Bu bakış açılarının yanı sıra gelenekçi ve yenilikçi kavramlarını uzlaştırmaya yönelik bir çizgide olanlar da yer almaktadır.

Edebiyatta gelenekçilik anlayışı, toplumun din, tarih, yaşama tarzı, dini ve milli değerleri gibi değerlerine ilişkin farkındalık oluşturmaya yönelik olarak benimsenmektedir.

Bunlardan yola çıkarak gelenekçi roman ise, toplumun kültürel değerlerini kurmacanın dünyasına taşıyan, aile ve aile içi değerleri yücelten bir anlayışa sahiptir.

Gelenekçi Romanın Özellikleri

Gelenekçi romanın özellikleri şu şekilde sıralanmaktadır:

  • Toplumun değerlerine sıkı sıkıya bağlıdır.
  • Romantik bir tavrı takip etmektedir.
  • Toplumun tarih, yaşama tarzı, inançları ile ilgili unsurları edebi metne yansıtır.
  • Klasik olay kurgusuna rastlanır.
  • Dün-bugün-yarın şeklinde kronolojik zaman kullanılır.
  • Genellikle ilahi bir bakış açısına rastlanır.
  • Estetik anlayışı etik kaygılar yönlendirir.
  • Milli ve İslami duyarlıktan beslenir.
  • Popüler roman vadisinde değerlendirilebilecek örneklere rastlanır.
  • Yerel ağızların kullanıldığı görülür.
  • Olay, verilmek istenen mesajı öne çıkaracak şekilde kurgulanır.
  • Milli, İslami, tarihi roman gibi nitelendirilebilirken, bazen milli-tarihi, bazen de milli-İslami-tarihi nitelikte okuyucuya sunulabilir.

Gelenekçi Romanın İlk Örnekleri

Gelenekçi romanın ilk örneklerini Mehmet (Mizancı) Murad’ın Turfanda mı Yoksa Turfa mı? ve Halide Edip Adıvar’ın Yeni Turan romanı oluşturmaktadır.

Mehmet Murat Turfanda mı Yoksa Turfa mı? romanında Batılaşmanın etki ettiği din, dil, tarih, ahlak, gelenek gibi değerler konusunda halkı bilinçlendirmeyi amaçlarken, Halide Edip Adıvar ise Yeni Turan romanında kültür unsurlarının oluşturduğu yaşam tarzını öne çıkarmak ve milli ruhu temsil eden kahramanlar üzerinden bunu ifade etmeye çalışmıştır.

Ayrıca Mehmet Murad İslam birliğini korumayı amaçlarken, Halide Edip Adıvar milliyetçilik düşüncesini romanında ön plana çıkarmıştır.

Safiye Erol ise ruh-madde, şehir-köy, İstanbul-Anadolu çatışmalarının yanında romanlarında vatan ve millet sevgisi gibi temalara yer vermiştir. Yazarın ilk eseri Kadıköyü’nün Romanı’dır. Roman medeniyet çatışmaları çerçevesinde kurgulanmış olup doğulu temellerinden uzaklaşmış Boğaziçi sosyetesine ayna tutmaktadır. Ülker Fırtınası’nda ise yazar doğu müziği ile batı müziğini karşı karşıya getirerek iki farklı kültür ve medeniyeti ortaya koymuştur. Ciğerdelen’de batının gelişmişliği ve doğudaki tasavvuf öğeleri esas konuyu oluşturmaktadır.

Bunlara ek olarak Samiha Ayverdi Aşk Bu İmiş, Batmayan Gün, Ateş Ağacı gibi eserlerinde medeniyet değişimini ele alırken, Hüseyin Nihal Atsız ise Bozkurtların Ölümü, Deli Kurt ve Ruh Adam kitaplarıyla Türk geleneğine ayna tutarak Türkçülük, Milliyetçilik kavramlarını eserlerinde vurgulamıştır.

Türkiye’de Gelenekçi Romanın Gelişimi

1950’lilerde Türkiye’de çok partili hayata geçilmesi ile birlikte sosyal ve siyasal hayatta önemli değişimler yaşanmaya başlanmıştır. Tek parti döneminde tek tip insan yaratma tavrı güdülürken çok partili döneme geçişle birlikte özgür ve demokratik bir ortam hazırlanmış ve mistik/metafizik yaklaşımların da yaygınlaşmasına sebep olmuştur.

Batılılaşma fikri kimi aydınların tarafından koşulsuz kabul edilirken kimi aydınlar ise bu durumu sorgulama eğiliminde olmuşlardır.

1950’li Yıllarda Gelenekçi Roman

Bu yıllarda gelenekçi romanın en önemli temsilcisi Cengiz Dağcı’dır. Dağcı romanlarında Kırım Türkleri’nin Ruslar tarafından gördükleri baskıları konu edinmiştir. Yazarın romanları Sadık Turan’ın Hatıraları, Korkunç Yıllar, Yurdunu Kaybeden Adam, Onlar da İnsandı isimli eserleri bulunmaktadır.

1960’lı Yıllarda Gelenekçi Roman

1960’lı yıllar Türkiye’de siyasi ve sosyal olarak ideolojik farklılıkların yoğun bir şekilde dönem olarak belirtilmektedir. Ülkede süregelen bu durum edebiyat eserlerine de yansımıştır. Bu dönemde dini ve milli duyarlılıklar ön plana çıkmıştır.

Bu dönemin ilk gelenekçi romancılarından birisi Münevver Ayaşlı’dır. Pertev Bey’in Üç kızı, Pertev Bey’in İki Kızı, Pertev Bey’in Torunları eserleri arasında yer almaktadır.

Bir diğer gelenekçi romancı ise Tarık Buğra’dır. Küçük Ağa, İbiş’in Rüyası, Firavun İmamı, Yağmur Beklerken, Osmancık bazı eserleri arasında yer almaktadır.

İslami Roman

İslami roman, Hekimoğlu İsmail’in Minyeli Abdullah romanı ile ilk olarak kendisini göstermiştir. Romanın konusunu dindar kişinin yönetim ve çevrenin baskısı altında dinini yaşama çabası oluşturmaktadır. Yazarın ikinci romanı Maznun’dur.

İslami romanın ikinci örneğini ise Şule Yüksel Şenler tarafından yazılan Huzur Sokağı isimli roman oluşturmaktadır. Romanın konusunu dini değerlerle dalga geçen bir genç kızın aşkın etkisiyle başladığı yeni bir hayatı oluşturmaktadır.

1970’li Yıllardan Sonra Gelenekçi Roman

Bu yıllar içerisinde de dini ve milli değerlere olan bağlılık kendini göstermeye devam etmiştir.

Bu dönemin gelenekçi roman örneklerini ortaya koyan yazarlar ise Abbas Sayar, Bahaeddin Özkişi, Tahir Kutsu Makal, Emine Işınsu, Sevinç Çokum oluşturmaktadır. Sırasıyla yazarların eserlerini ise Yılkı Atı, Köse Kadı, Meydan Dayağı, Küçük Dünya, Eğik Ağaçlar oluşturmaktadır.

Tarihi Roman ve Gelenek

Gelenekçi tarihi roman 1940’lı yıllarda Hüseyin Nihal Atsız’ın Bozkurtların Ölümü ile başlayıp 1970’li yıllarda Mustafa Necati Sepetçioğlu ve Yavuz Bahadıroğlu’nun eserleriyle devam etmiştir.

Mustafa Necati Sepetçioğlu’nun Çağımızın Dedekorkut’u romanı Türklerin Malazgirt kapısından girmelerin konu edinirken Yavuz Bahadıroğlu’nun Sunguroğlu, Elveda Buhara romanları geleneksel değerlere bağlılığı dile getirmektedir.

Bir diğer romancı ise Ahmet Yılmaz Boyunağa’dır. Eserleri arasında Kırık Hançer, Hind Suları’nda, Malazgirti’in Üç Atlısı yer almaktadır.

1980’li Yıllardan Günümüze Gelenekçi Roman

Bu yıllarda 12 Eylül İhtilali ülkede düzeni korumakla birlikte dini ve milli değerler üzerinde olumsuz etkilere yol açmıştır. Bu dönemde baskıcı yönetime tepki olarak hidayet romanları artış göstermiştir.

Bu dönemin gelenekçi tarihi romanın ortak özelliğini idealize edilmiş tarihi kişiliklerin rol model olarak okuyucuya sunulmasıdır.

Bu dönemin gelenekçi romancı ve hikayecilerini ise Mustafa Niyasoğlu (Kaybolmuş Günler, Dönemeç, Güzel Ölüm, Bir Aşk Serüveni), Rasim Özdenören (Hastalar ve Işıklar, Çözülme, Çok Sesli Bir Ölüm, Çarpılmışlar), Mehmet Niyazi Özdemir (Ölüm Daha Güzeldi, Çanakkale Mahşeri, Yemen Ah Yemen, Yazılmamış Destanlar), Osman Çeviksoy (Beyaz Yürüyüş, Tutuklu Yürek, Ağlamak Yasak, Duvarın Öte Yanı), Nazan Bekiroğlu (Nun Masalları, Yusuf ile Züleyha, İsim ile Ateş Arasında, La Sonsuzluk Hecesi), İskender Pala ( Babilde Ölüm İstanbul’da Aşk, Leyla ile Mecnun, Katre-i Matem, Şah Sultan, Od), Sadık Yalsızuçanlar (Şehirleri Süsleyen Yolcu, Yakaza, Gezgin, Anka, Cam ve Elmas, Vefa Apartmanı) oluşturmaktadır.

Ve Diğerleri

Gelenekçi anlayışa sahip olan diğer yazarlar ise Necdet Ekici (Yüreğimi Sana Bıraktım, Arzu İle Kamber-Gül Mevsimine Uyanmak), Afet Ilgaz (Eşiktekiler, Aşamalar, Garip Bir Dava, Sendika, Feministin Doğruya Yakın Portresi, Âd-Semud-Medyen, Yolcu), Durali Yılmaz (Aziz Sofi, Fetva Yokuşu, Ankara’da Ölüm), Ali Haydar Haksal (İki Ateş Arasında), Şükrü Karaca (Dünyayı Dolduran Kiraz), Nuriye Akman (Nefes, Örtü ve Kim), Cihan Aktaş (Bana Uzun Mektuplar, Seni Dinleyen Biri), Fatma Karabıyık Barborosoğlu ( Hiçbiryer, Uzak Ülke: Fatma Aliye), Hüseyin Karatay (Kıbrıslı, İsyan Eşiği, Hayal tutkusu, Sürgün Öğretmen, Ana), Sevim Asımgil (Terketme Beni, Siyah Zambak ve Merve, Düğünümde Ağlama, Ayrılan Kalpler, Leyla Geri Dön, Diana, Dilara), Raif Cilasun (Beklenen Sabah, Kutsal Çile, Gafiller, Haram Lokma, Oğlum Osman, Kızım Ayşe, Dinmeyen Gözyaşları, Bir Annenin Feryadı), Ahmed Günbay Yıldız (Yanık Buğdaylar, Çiçekler Susayınca, Günahın Rengi, Ekinler Yeşerdikçe, Boşluk, Figan, Sitem, Üç Deniz Ötesi, Aynada Batan Güneş, Sokağa Açılan Kapı), İbrahim Ulvi Yavuz (Dikenli Yollar, Çalkantı, Korkunun Bedeli, Baharı Beklerken, Son Kavşak, Düşlerin Rengi Soldu, Hasretin İlk Durağı, Küllenmiş Acılar, Kıyam Vakti), Emine Şenlikoğlu (Sevgide Hiç Vefa Yok Mu, Çin İşkencesi, İdamlık Genç, İmamın Manken Kızı), Talat Uzunyaylalı (Sabrın Suskun Sesi, Taht ve Baht, Paylaşılamayan Topraklar, Efsane Kadın Nene Hatun), Halit Ertuğrul (Kendini Arayan Adam, Aysel, Ateşte Yeşerdim, Secdede Son Nefes, Sevda, Düzceli Mehmet), Mecbure İnal (Gündönümü, Ya Niçin Deniz Olmuyorsun, Aşk-ı Pervane, Zambaklar Cennet Açar, Kuş Kaderle Uçar, Sızı, Beklenen), Ahmet Cemil Akıncı (Hilallerin Gölgesinde, Selçuklu Kartalı Aldoğan, Elif Sultan, Yaylanın Derdi, Yüzbaşı Murat, Asil Düşman), Üstün İnanç (Yalnız Değilsiniz, İnsanlar Böyleydi, Bir Kimlik Lütfen), Hasan Nail Canat (Bir Avuç Ateş, Nur Dağındaki Çocuk, Gül Yarası, Yaralı Serçe), Sadettin Kaplan (Bir Demet Leyla, İğde Dalı, Uçurumun Çağrısı), Ali Erkan Kavaklı (Gülü Koklayamadım, Hicran, Cehennem Vadisi, Başkaldırıyorum, Umudun rengi Soldu, Çığlık, Kader Kapımı Çaldı), Şerif Benekçi (Şimdi Ağlamak Vakti, Kırlangıçlar Erken Göçtü, Bir Şafak Yürüyüşü, Kumsalı Olmayan Ada, Güvercin Geçidi), İslam Yaşar (Yılanın Teri, Karanlığın Gölgesi), Recep Şükrü Apuhan (Sevmeye Geç Kaldım, Çanakkale Geçilmez-Bir Destanın Öyküsü), Hüseyin Yılmaz (Hüzün Çiçeği), Nurullah Genç (Tutkular Kader Oldu), İsmail Fatih Ceyhan ( Kapanmayan Yara, Sabahsız Geceler, Bir Buket Gül, Son Sabah, Zirvedeki Yalnızlık), Hurşit İlbeyi (Irmaklar Denize Akar).