Ünite 5: Feminist Hareketler

Giriş

Feminist hareketler, 20.yüzyılın başlarında başlamış olup onlarına doğru küreselleşmiş kadınların değişim için bir araya geldiği hareketlerdir. Günümüzde feminist aktivizm başlığı altında kadın yürüyüşleri organize etmek, dayağa ve her türlü şiddete karşı kampanyalar düzenlemek için çeşitli projeler gerçekleştirilmektedir.

Feminizmin Batıdaki Tarihçesi

Feminizm genel olarak, her türlü ayrımcılığa karşı çıkarak, kadın ticareti, kadına şiddet gibi pek çok sömürünün durdurulması için savaşmaktadır. Feminizmde iki farklı hareket vardır;

  • Anglo-Amerikan feminizmi ve
  • Fransız feminizmi.

Anglo-Amerikan Feminizmi

  1. ve 20. Yüzyılın başlarında gelişmekte olup Birinci Dalga Feminizmi olarak da isimlendirilmektedir. Kadınların eğitimi gibi konulara odaklanmıştır. Önceleri kadınlar ikinci sınıf insan muamelesine maruz kalıp, mülk sahibi olamamak, oy kullanamamak, iş kuramamak gibi uygulamalara maruz bırakılmıştır. Bu alanda Mary Wollstonecraft’ın Kadın Hakları Koruması isimli yayını ilk feminist bildirisi olarak kabule dilmiştir.

Fransız Feminizmi

1970’li yıllar sonrasında gelişmiş ve İkinci Dalga Feminizmi olarak da bilinen, kadın erkek eşitliğine vurgu yaparak aynı zamanda kadınların farklılığını da vurgulayan bir bakıştır. Simone de Beavoir’in 1947 yılında yayınladığı İkinci Cinsiyet isimli kitapta yazar kadının ikinci plana atıldığını öne sürmüştür. Fransız Feminizmi 1968 yılından sonra oluşan ve Marksist fikirlerin hakim olduğu sol eğilimli bir ortamda ortaya çıkmıştır. Fransız feminizminde Jacques Derisa ve Jacques Lacan etkileri de oldukça görülmektedir.

Bazı Önemli Kavramlar

Toplumsal Cinsiyet

Biyolojik cinsiyetlerden farklı olarak, kadınlar ve erkekler için oluşturulmuş roller ve öğrenilmiş davranış ve beklentilere toplumsal cinsiyet denmektedir. Simone de Beavoir “kadın doğulmaz, olunur.” Sözü de kadın olmanın toplumsal çerçevede oluşumunu anlatır.

Toplumsal Cinsiyet Rolleri

Üretimle İlgili Roller

Erkek: Para karşılığı olan piyasa içi üretim.

Kadın: Maddi karşılığı olmayan ev içi üretim.

Yeniden Üretimle İlgili Roller

Kadın: Çocuk doğurma ve yetiştirme yani biyolojik üretim, evin günlük ihtiyaçları ve evde yaşayanların ertesi gün için ihtiyaçlarına hazırlıkta bulunma yani günlük yeniden üretim ve çocukların toplumdaki rollerine hazırlandığı ideolojik yeniden üretim.

Topluluk Düzeyinde, Hayatın İdamesine İlişkin Roller

Kadın: Ev içindeki görevlerinin yanı sıra topluluk içinde yapılan görevler: Kısıtlı ve toplu tüketim için açık olan kaynakların kullanımı ve kadınların karşılıksız boş zamanlarında yaptıkları düşünülenler.

Topluluk Düzeyinde Politik Roller

Erkek: Ulusal düzeyde politikayla birleşen topluluk politikası.

“Özcülük” ve “Toplumsal İnşaacılık”

Felsefedeki “öz” anlayışından farklı olarak feminizmde özcülük, biyolojik belirlemeleri baz alır ve kadınların kadın erkeklerin ise erkek olduğunun biyolojik olarak temellendiği ve bunun değişmesinin mümkün olmadığını söyler. Fakat bu durum feministlerin kaçındığı bazı sınıflamaları beraberinde getirmiştir. Toplumsal inşacı yaklaşım özcülüğün aksine doğa unsurunu dikkate almayarak insanların yani kadınların ve erkeklerin farklılıkları üzerine çalışmalar yapmada, kültürel, toplumsal ve tarihsel koşulların önemini vurgular.

Feminizm İçinde Feminizmler

Radikal Feminizm

Kadınların başarılı olmasının yolunun erklerinkinden farklı bir oluşumla olacağını düşünür. Radikal Feminizmde 2 ayrı gruptan oluşur:

    • Radikal-Liberal Feministler: Kadınların doğurganlıkları onların gelişimine engeldir fikrini savunurlar. Bu gruptaki kadınların ve erkeklerin temel farklılıkları biyolojik temellerde değerlendirilir.
    • Radikal-Kültürel Feministler: Bu görüşü savunanlar, kadınsı kadın olmayı daha değerli bulurlar. Radikal feministler, kadınların bastırıldığı bir sistem olarak ataerkilliği erkek üstünlüğü olarak tanımlar ve sistemde radikal bir düzenlemeye ihtiyaç duyar. Bu görüşü savunanlar, devlet müdahalelerini de ataerkil müdahaleler olarak görür.

Liberal ( Burjuva) Feminizm

Genellikle orta sınıf ve üst sınıf kadınların beklentileri dile getirilir ve mevcut düzende kadın-erkek eşitliği olabileceğini savunur.

Marksist ( Sosyalist) Feminizm

Maddeci feminizm olarak da bilinir ve kadınların özgürleşmesi için ekonomik sistemde yeniden organize olmayı gerekli görürken ataerkillik ve kapitalizm arasındaki ilişkiye odaklanır. Kadının ev içinde, erkeğin ev dışında çalışması bir sorun olarak görülmüştür. Marksist feminizmde sınıfsal ilişkilerin güç ve baskı kaynağı olduğu düşünüldüğü gibi cinsel baskılama da sınıfsal güç olarak kabul edildiğinden onlara göre de sınıf farklılığının temeli erkek egemenliğidir. Kadınlar erkeklere verilen pek çok haklardan mahrum bırakılırken, bunu protesto etmek için 8 Mart 1857’de bir protesto yürüyüşü yapmış ve yapılan yürüyüşte ölen kadın işçilerin anısına da Dünya Kadınlar Günü ilan edilmiştir.

Batılı Olmayan Feminizmler

Üçüncü Dünya Feminizmi

Bu kavram Batı toplumları dışında kalan ve dünyadaki kadın nüfusunu oluşturan çoğunluk kadın topluluğunu anlatır. Siyahi kadınlar, bu akımla batılı feminizmin tüm kadınlar temsil ediyormuşçasına durumu ele almasını eleştirmiştir.

Farklı Örnekler: Ortadoğu, Kuzey Afrika, Kafkaslar ve Orta Asya’da Feminizm

Siyahi feministlerin eleştirileri farklı yerlerde de kadınlarca dile getirilmiştir. Ortadoğu’da feministler 3. Dünya kadınlarının tek tipleştirildiği ve feminist metinlerin adaletsiz ve sömürgeci olduğunu söylevler ve Şarkiyatçılığı gösterirler. Ürdün, İsrail ve Filistin gibi ülkelerde kadılarla ilgili çalışmalar II. Dünya Savaşı sonrası yapılmıştır. Kadın hareketleri çoğunlukla toplumsal değişimlerle bir yürütülmüştür.

Türkiye’de Kadın Hareketi

Osmanlı Kadın Hareketi

Osmanlı kadın hareketi;

    • I. Dalda,
    • II. Dalga ve
    • III. Dalga gibi dönemlere ayrılabilir.

Türkiye’de kadın hareketlerinin başlangıcı olarak farklı dönemleri araştıran araştırmacılar bulunmaktadır. Serpil Çakır, kadın hareketlerini Osmanlı döneminde aramıştır. Çok eşlilik, görücü usulü evlilikler, boşanmayı erkek tarafının gerçekleştirmesi kadınların özgürleşmesine engel olarak görülürken, İslamcılar Kuran’a sıkı sıkıya bağlı kalınmasını savunmuştur. Erken dönem olarak bilinen 1980lerde bayanlar için gazete çıkarılmıştır.

Cumhuriyet Dönemi Kadın Hareketi

Bu hareketlerle, kamusal alanda aktif olmayan kadınların aktif hale getirilmesine çalışılmıştır.1934 yılında kadınlar seçme ve seçilme hakkını edinmiştir.1923 yılında Nezihe Muhiddin Kadınlar Halk Fırkasını kurmuştur.

1980 Sonrası Kadın Hareketi ( II. Dalga)

1980 askeri darbesiyle farklı feminizm hareketleri ortaya çıkmıştır. Kadınlara şiddetin son bulması, cinsiyetin belirlediği iş bölümünün ortadan kalkması ve kadınların politik alanlarda erkeklerle eşitlenmesi gündemde olmuştur.

Kadına şiddet hususunda 1990’da Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı kurulmuştur ve 1995’de şiddet gören kadınların sığınması için açılmıştır. Cinsel tacizlere karşı çeşitli protestolar gerçekleştirilmiştir ve bunların neticesinde TCK’nın ilgili maddelerinde değişiklik meydana gelmiştir.1980li yıllarda bazı dergilerde kadın sorunları üzerine yazılar kaleme alınmıştır. Bu dönemde Marksist feminizm esas olmuştur. II. Dalga Kadın Hareketiyle kadınlar daha görünür olmaya başlamışlardır. Bu dönemde yine akademik ortamda da kadın konusu tartışılmıştır. 1980’lerde İslam ve feminizm konuları da tartışılmıştır.

1990 Sonrası ( III. Dalga ) Kadın Hareketi

III. Dalga Kadın Hareketinde, farklı feminizmler görülmeye başlanmıştır. Türkiye’de bu döneme kadar ayrılmamış olan feminizm daha çok Türk feminizmi olarak görülmesi Kürt kadınlarını ayrı bir feminist hareket başlatmaya itti. Bu dönemlerde Kürt kadınlarına yönelik yayınlar yapılmaya başlanmış, Kürt kadınlarına yönelik sivil toplum hareketleri yapılmıştır.

Kadın Hareketlerinin Karşılaştırılmalı Değerlendirilmesi

I. ve II. Dalga Kadın Hareketleri

İki hareketin benzerlikleri;

    • Belli bir liderlerinin olmaması,
    • Hareketin eğitimli, kentli, orta sınıf kadınlardan başlaması,
    • Küçük grupların organizasyonu yapması,
    • Merkezi yapılarının olmamasıdır.

Farklılıkları ise, I. Dalgada devlet olaya dahilken, II. Dalgada Kemalist feminizmin eleştirilmesidir.

II. ve III. Dalga Kadın Hareketleri

  1. Dalga hareketine bakacak olursak, burada eşitlik teması vurgulanır. III. Dalga hareketinde ise farklılıkların değerli olduğunun altı çizilir ve feminizm akademik olarak çalışılmaya başlanır. II. Ve III. Dalga hareketlerinde feminizm yaygınlaşmış ve kent merkezli olmaktan çıkmıştır.

Akademide Feminizm

Feminizm 20. Yüzyılın başlarında meydana çıkmasına rağmen 1990’lı yıllarda akademide görülmüştür. Kadın araştırmaları iki farklı şekilde yürütülmüştür. Bunlar araştırma merkezleri ve bağımsız bölümlerdir. Araştırma merkezlerinde araştırma grupları oluşturarak çalışmalar yürütülürken, bağımsız bölümlerde lisans ve yüksek lisans düzeyinde dersler verilmiştir.

Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları

Kadın Çalışmaları Merkezleri ve Kadın Çalışma Bölümleri sayesinde feminizm akademiye taşınmıştır.1990’lı yıllarda Kadın Eserleri Kütüphanesi kurulmuştur. Bu adım da kadın hareketlerinin kurumsallığı adına son derece önemlidir.

Erkek Çalışmaları

Toplumsal cinsiyet olgusuyla, bu olguyu anlamak için sadece kadınlar değil erkekler üzerinde de araştırmalar yapılması gerektiği savunulmuştur. Matthew Guttman erkeklik terimi için dört farklı alan belirlemiştir:

  1. Erkek kimliği
  2. Erkeklik
  3. Erkeksi nitelik
  4. Erkeklik roller

Yapılan araştırmalarla erkekliğin farklı alanlardaki anlamları, kadın ve erkeklik kavramlarının etkileşimi, erkeklik olgusunun ortaya çıkışı gibi konular sorgulanmıştır. Türkiye’de erkeklik olgusuyla ilgili ilk kuramsal çalışma Deniz Kandiyoti’nin çalışmasıdır.

Queer ve Queer Teori

Queer teori, heteroseksüellik durumunu, sosyalleşme ve cinsel kimliğin etkilerini sorgular. Gülnur Acar Savran’a göre bu hususta Türkiye’de cinselliğin queer bağlamında sorgulanması heteroseksüel cinselliğin sorunlaşmasının sebebidir.

LGBTT Hareket

Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti ve Transseksüelleri kapsayan LGBTT oluşumu feminizm içinde önemli bir yer edinmiştir. Gey ve lezbiyen dergiler çıkarılmıştır ve bu dönemde çeşitli programlar yapılmıştır. Fakat bu sivil oluşumlar pek çok sorunu da beraberinde getirmiştir. Sebebi ise hegemonic erkeklik olmuştur.

Türkiye’de Feminist Hareketin Çalışma Konuları

Şiddet

Kadın Sığınakları ve I. ve II. Kurultayları tutanaklarının yayınlanmasıyla kadına şiddet teması gündeme gelmiştir. Kadınları şiddete karşı korumak için neler yapılabilceği, medeni kanun tasarıları, sığınaklara neden ihtiyaç duyulduğu gibi konular konuşulmuş, çareler aranmıştır. Töre cinayetlerine dikkat çekilmiş, Güldanya Tören’in yaşadıkları pek çok organizasyona ve kampanyaya ilham vermiş, bu noktada insanları özellikle kadınları örgütlemiştir.

İstihdam ve Kadın Emeği

İstihdam ve kadın emeği konusunda pek çok eser verilmiş ve pek çok eser çevrilmiştir. Bu araştırma konularında farklı kişiler farklı alanlarda araştırmalarda bulunmuştur ve bunlardan pek çoğunun konuları ise; çalışma hayatında kadın-erkek eşitliği, kadının ekonomiye katılımının düşük olması, kadın girişimciliği gibi konuları ele almıştır.

Yoksulluk

Bu noktada önemli olan kavram yoksulluğun kadınlaşması kavramıdır. ABD’de yoksulların 2/3’ünün 1970’li yıllarda kadınlardan oluşması, kadın işgücündeki katılımın artmasına rağmen oranın giderek kötüleşmesi bu kavramın kullanılmasına sebep olmuştur.