Ünite 3: Farsça Kelime Grupları: İsim ve Sıfat Tamlamaları

Ünite 3: Farsça Kelime Grupları: İsim ve Sıfat Tamlamaları

Farsça Yapılı İsim ve Sıfat Tamlamaları

Türkçe isim ve sıfat tamlamasının tam tersine olarak Farsça tamlamada tamlanan unsur (tn) başta bulunur, sonraki kelimeler de onun arkasından sıralanır. Farsça yapılı tamlamaların isim veya sıfat tamlaması olduğunu yalnızca tamlayan (ty) unsurun cinsinden anlıyoruz: tamlayan isimse tamlama isim tamlaması; tamlayan sıfatsa, sıfat tamlamasıdır.

Farsçada isim ve sıfat tamlamasını diğer kelime gruplarından ayırt etmemizi sağlayan izafet esresi denilen morfolojik şekildir. Bu, tamlanan kelimenin son ünsüzünün esreli okunması demektir.

  • İzafet esresi, ünsüzle biten kelimelerde yazılmaz, sadece okunur: بيت باب → bâb-ı beyt “evin kapısı; اسلام دين → dîn-i İslâm “İslâm dini”

  • Farsça yapılı tamlamada baştaki kelime, yani tamlanan ünlü ile bitiyorsa işimiz daha kolaydır. Bu durumda izafet esresi hemze “ ء” veya ye “ ی” harfi ile mutlaka gösterilir:

1. Tamlanan kelime /a/ veya /e/ okunan güzel he “٥” ile bitiyorsa sondaki güzel he’nin üstüne hemze işareti konur: کريان ديدهٴ → dîde-i giryân “ağlayan göz”…

2. Tamlanan kelime /î/ okunan “ ی” ile bitiyorsa izafet esresi yine hemze “ء” ile gösterilir: نوح كشتئ → keştî-i Nûh “Nuh’un gemisi”…

3. Tamlanan kelime /â/ okunan elif “ ا” ve /û/ okunan vav “ و” ile bitiyorsa izafet esresi yerine ye “ ی” yazılır izafet esresi –yı biçiminde okunur: عثمانيه شعراى şu’arâ-yı Osmâniyye “Osmanlı şairleri”…

Tamlama kaç kelimeden oluşursa oluşsun her zaman tamlanan (tn) ve tamlayan (ty) olmak üzere iki unsur vardır. Birden fazla kelimeyle kurulmuş isim tamlamalarında tamlayan veya tamlanan ayrı bir tamlama teşkil etmiş olabilir.

Bu yeni oluşan tamlama da dilbilgisel olarak isim hükmünde olur. Aşağıdaki tamlamada tamlanan unsur tek başına bir kelime, tamlayan ise bir isim tamlamasıdır:

عثمان آل دولت: devlet-i ȃl-i Osmȃ**n

Aşağıdaki örnekte ise tamlanan unsur bir sıfat tamlamasıdır. Bu sıfat tamlaması dilbilgisel olarak yalın isim değerinde olup kendisinden sonraki kelime, yani tamlayan isim olduğu için bir isim tamlaması kurmuştur:

محمد پاك مرقد: merkad-i pȃk-i Muhammed

Farsça yapılı sıfat tamlamalarında birden fazla sıfatın bir tek kelimeyi niteleyebileceğini öğrenmiştik. Bu durumda aslında sıfat sayısı kadar tamlama kurulmuş olur.

Aşağıdaki örnekte iki sıfat ve bir mevsuf vardır. Bu durumda sıfatlar tamlanan kelimeyi ayrı ayrı nitelemektedirler:

خيريه نظامات جديدۀ: niz**ȃmȃt-ı cedide-i hayriyye

► Dört Kelimeyle Kurulmuş Tamlamalar

Dört kelimeyle kurulmuş tamlamalarda kelimeler birbirleriyle aşağıda gösterilen şekilde gramatikal ilişki içinde bulunarak anlamı oluştururlar:

a) Hiçbir kelimenin sıfat olmadığı veya sadece son kelimenin sıfat olduğu tamlamalarda kelimeler sondan öne doğru isim tamlamaları oluşturarak birbirine bağlanırlar:

مطهره روضهٴ مشاهدهٴ شوق: şevk-i müşȃhede-i Ravza-i mutahhara

Görüldüğü gibi burada öncelikle Ravza-i mutahhara tamlaması söz konusudur. Bu sıfat tamlaması isim değerinde olup müşâhade kelimesiyle tamlama kurar: müşâhade-i (tn) Ravza-i mutahhara (ty). Artık bu tamlama bir isim tamlamasıdır. Bu üç kelimelik isim tamlaması tamlayan olarak şevk kelimesini tamlar ve ortaya dört kelimeden oluşan Farsça bir isim tamlaması çıkar: (Ravza-i mutahhara (Hz. Peygamberin kabrini)-nın müşahede-si-nin şevk-i)

b) Şimdi aşağıdaki tamlamanın yapısını inceleyelim. Burada kelimeler de (a) şıkkındaki gibi sıralı bir ilişki içinde değildir:

هجر سوز جان لشکر پايمال: pȃy-mȃl-i leşker-i cȃn-sûz-ı hicr

Görüldüğü gibi bu örnekte kurulan ilk tamlama leşker-i (tn) cân-sûz (ty)’dur. Cân-sûz kelimesi sıfat olarak kendisinden önceki kelimeyi niteler. Böylece ortaya çıkan leşker-i cân-sûz, bir sıfat tamlamasıdır ve dilbilgisel olarak isim değerindedir. Hicr kelimesi bu grubu tamlar ve ortaya üç kelimelik bir isim tamlaması çıkar: leşker-i cân-sûz-ı (tn) hicr (ty). Son olarak üç kelimelik bu isim tamlaması tamlayan olarak pây-mâl kelimesini tamlamakta ve ortaya dört kelimelik bir isim tamlaması çıkmaktadır: (Ayrılık-ın can yakıcı asker-i-nin ayakları altında ezilmiş (olan)-ı )

c) İkinci ve dördüncü kelimelerin sıfat olması durumunda iki ayrı sıfat tamlaması teşekkül eder. İsim değerinde olan bu tamlamalar ise tamlanan ve tamlayan olarak isim tamlaması kurarlar.

يکتا خالق نازندهٴ حبيب: habîb-i nâzende-i hâlık-ı yektâ

Görüldüğü gibi burada Hâlık-ı (tn) yektâ (ty) ve Habîb-i (tn) nâzenîn (ty) tamlamaları ayrı ayrı kurulmuştur. Bunların ikisi de sıfat tamlaması olup isim değerindedir. Hâlık-ı yektâ grubu tamlayan olarak birinci grubu tamlar ve ortaya dört kelimelik bir isim tamlaması çıkmış olur: (Bir (olan) Yaratıcı-nın nazlı sevgili-si)

Buraya kadar gördüğümüz dört kelimelik tamlamalar hep isim tamlaması idi; zîra iki kelime bir tamlama kurduğunda ortaya çıkan kelime grubu dilbilgisel olarak yalın isim değerini taşıyor ve bu grubun katıldığı tamlama da isim tamlaması oluyordu. Şimdi de aşağıdaki dört kelimelik sıfat tamlamasının kuruluşunu inceleyelim:

d) İlk kelimenin dışındaki kelimeler sıfat ise, tıpkı üç kelimelik tamlamalarda olduğu gibi, sonradan gelen sıfatlar mevsuf olan birinci kelimeyi ayrı ayrı nitelerler; bu durumda ortaya çok sıfatlı bir sıfat tamlaması çıkmış olur.

بخم عنبرسای خم زلف سياه: zülf-i siyȃh-ı ham-be-ham-ı anber-sȃy

Bu tamlamada, baştaki tamlanan unsur olan zülf dışındaki kelimeler sıfat değerindedirler ve ayrı ayrı zülf kelimesini nitelemektedirler. Bu gibi tamlamalarda izafet kesrelerinin “ve” bağlacı anlamını taşıdığını öğrenmiştik. Burada da aynı özellik söz konusudur. Şu hâlde yukarıdaki örneği Türkçe söz dizimine şu şekilde çevirebiliriz: anbersây, ham-be-ham ve siyah zülf. (Güzel kokulu, kıvrım kıvrım ve siyah saç)

► Beş ve Altı Kelimeden Oluşan Farsça Tamlamalar

Osmanlı Türkçesinde yer yer beş, altı, hatta yedi kelimeyle kurulmuş tamlamalara da rastlanır. Ancak bunlar beliğ ve fasih kabul edilmedikleri için az kullanılmışlardır. Bu tamlamalarda da sıfat olan kelimeler daima kendisinden önceki kelimeyi niteleyerek onunla bir tamlama teşkil etmek üzere sondan öne doğru gruplar oluşturarak birbirlerini tamlarlar.

Gramer olarak mümkün olmakla birlikte ilk kelime dışında, dört, beş, altı… kelimenin sıfat olduğu tamlamalarla pek karşılaşılmaz. Yine imkân dâhilinde olan bu durum dışında, çok kelimeli tamlamaların bütünü, isim tamlaması olarak karşımıza çıkar. Aşağıdaki tamlamayı oluşturan kelimelerin birbirlerine bağlanış şekillerini inceleyelim:

مشاهدهٔ رخسار دلآراى بيت خدا: müşȃhede-i ruhsȃr-ı dil-ȃrȃ-yı beyt-i Hudȃ

Burada açıkça görülmektedir ki, öncelikle beyt-i Hudâ ve ruhsâr-ı dil-ârâ kendi aralarında tamlama oluşturmaktadırlar. Dil-ârâ kelimesi sıfat olduğu için kendisinden sonrakine bağlanamaz, kendisinden öncekini niteleyebilir. beyt-i Huda isim tamlaması, ruhsâr-ı dil-ârâ ise sıfat tamlamasıdır. İkisi de dil bilgisi açısından isim değerindedirler. Bunlar kendi aralarında bir isim tamlaması kurarlar: beyt-i Hudâ tamlayan, ruhsâr-ı dil-ârâ tamlanan olur: Türkçe yapıya çevirirsek: Beyt-i Hudâ’nın ruhsar-ı dil-ârâsı.

Bu kelime grubu bir isim tamlaması olup yine isim değerindedir ve tamlayan olarak müşâhade kelimesini tamlar ve sonuçta ortaya bir isim tamlaması çıkar: Beyt-i Hudânın ruhsâr-ı dil-ârâsının müşâhadesi.

Farsça Yapılı Tamlamalarda Uyum

Arap dilbilgisinde, Türkçede olmadığı şekilde, tamlamayı kuran kelimeler arasında sayı ve cins bakımından uyum aranır. Arapça kelimelerin Farsça tamlama kuruluşunda yer almaları hâlinde de aynı uyum gözetilir.

Osmanlı Türkçesindeki örneklerde Arapça kelimelerle kurulan Farsça yapılı tamlamalarda bazı istisnaları olmakla birlikte söz konusu olan cinsiyet ve sayı uyumuna bağlı kalınmıştır. Buna göre, sıfat tamlamasında şu uyumlar aranır:

1. Tamlanan tekil ve eril ise sıfat da tekil ve eril olur.

Ör.: dîn-i mübîn

2. Tamlanan tekil ve dişil olursa sıfat ٥ ile dişil yapılır.

Ör.: hikâye-i garîbe

3. Tamlanan +ât eki ile çokluk veya vezne bağlı çokluk (cem’-i mükesser) olursa sıfat ە ile dişil yapılır:

Ör.: şu’arâ-yı Osmâniyye

4. Tamlanan çoğul olduğu durumda sıfat da çoğul olabilir:

Ör.: ulemâ-yı kirâm

5. Tamlanan +în ekiyle çokluk yapılmışsa sıfat da aynı eki alır:

Ör.: müverrihîn-i muhakkikîn

6. Tamlanan tesniye (ikili) hâlinde ise sıfat da tesniye hâline getirilir:

Ör.: Haremeyn-i muhteremeyn