Ünite 3: Evlilikte Eşler Arasında İletişim

Giriş

Etkili iletişim kişiler arası ilişkilerin gelişmesi ve sürdürülmesinde önemli bir role sahiptir. Konuştuğumuzda da sessiz kaldığımızda da iletişim kurmaya devam ederiz. Konuşma iletişimin kanallarından biridir fakat sözcüklerin yanı sıra bedenimiz de konuşmaya dahil olur. İletişim yakın ilişkilerin gelişmesi ve sürdürülmesine hizmet eden en temel mekanizma olarak ele alınabilir.

İletişim

İletişim bir gönderici (kaynak), bir ileti (mesaj), bir alıcı (hedef) ve bir iletişim kanalı gerektirir. Gönderici hedefe iletmek istediği mesajı kodlayarak uygun bir kanal aracılığıyla gönderir, hedef ise gelen mesajın kodunu açar ve mesajı almasının ardından kaynağa geribildirim verir.

Gönderici/Kaynak: İletiyi gönderen kişidir.

Mesaj: Kaynak ile alıcı arasında iletişimin kurulmasını sağlayan, sembollerle oluşturulmuş, belirli bir biçimi, anlamlı bir bütünlüğü olan, iletişim sürecinde aktarılmak istenenleri taşıyan bir öğedir.

Kod: Bir kültür ya da alt kültürün üyelerinin paylaştığı bir anlam sistemidir.

Kanal: Kaynak ve hedef arasında mesajın iletilmesini sağlayan yoldur (ışık dalgaları, radyo dalgaları, telefon kabloları vb…).

Alıcı/Hedef: Kaynak tarafından gönderilen mesajın hedefidir.

Geribildirim: İletişim süreci içinde kaynaktan alıcıya ulaşan mesaja karşılık olarak alıcının da kaynağa tepkisini ya da yorumunu belirtmek üzere gönderdiği mesajdır.

Gürültü: İletilmek istenen mesajın iletimine engel olan her türlü uyaran gürültü olarak adlandırılır.

Sözsüz iletişim sözcükler yerine semboller yoluyla kurulan iletişim biçimidir Sözsüz iletişim, kişiler arası mesafe, yüz ifadesi, göz teması, beden ifadesi, postür, jestler, fiziksel dokunuş, ses tonu gibi çeşitli davranışlar yoluyla gerçekleşir. Sözlü iletişim, sözcüklerle sözsüz iletişim ise sözcük dışı sembollerle kurulan iki ayrı iletişim biçimidir.

İletişim kurma ve sosyal destek sunma konularında cinsiyetler arasında ortaya çıkan farklılık pek çok çalışma ile ortaya konmaya çalışılmıştır. Temelde kadınların ve erkeklerin kişiler arası ilişki deneyimlerinin benzer nitelikte olduğu bilinse de, birtakım araştırma bulguları iki cinsiyetin yakınlaşma, ilişkiyi sürdürme, sosyal destek sunma ve kendini açma bakımından farklılıklara sahip olduklarını göstermektedir.

Yakın ilişkiler söz konusunda olduğunda ise, heteroseksüel romantik ilişkilerde erkeklerle karşılaştırıldıklarında kadınların partnerlerine daha fazla konfor ve yardım desteği sağladıkları ve partnerlerinin değişen destek ihtiyaçlarını giderme konusunda daha yanıt verici oldukları ortaya konmuştur

Evlilik İçi İletişim

Evlilik içi iletişim sıklıkla içerik ve süreç olmak üzere iki alt başlık altında incelenir.

İçerik iletişimi: İçerik iletişiminin kendini açma ve çatışma çözümü olmak üzere iki temel yönü olduğu kabul edilir.

Süreç iletişimi: Süreç iletişimi çok sayıda sözlü ve sözsüz etkeni bir arada barındırmakta ve bu etmenler bir araya gelerek şu başlıklar altında toplanmaktadırlar:

  • Doğruluk,
  • Empati,
  • Değiş-tokuş,
  • Sıklık,
  • Biçim.

Tüm yakın ilişki türlerinde olduğu gibi evli çiftler arasındaki ilişkide de empati iletişimin etkililiği bakımından büyük önem taşır. Empati, kişinin eşi tarafından verilen iletiyi anlamasına yönelik bir kişiler arası iletişim becerisidir.

Eşler arasındaki iletişim sürecinde karşılıklılık ve davranışsal değiş-tokuş da önemli rol oynamaktadır. İletişimin sıklığı ve biçimi de çiftler arasındaki iletişim hakkında bilgi vericidir. Yakınlığın yüksek olduğu ya da bazen çatışmanın yüksek olduğu ilişkilerde iletişim sıklığı daha fazla olabilir, iletişim sıklığının azlığı ise ilişkideki kişilerin birbirlerine yönelik duygusal ve fiziksel mesafelerine ilişkin bir gösterge olabilir.

Eşler içinde bulundukları bağlam, kültür ve eşlerin kişilik özellikleri temelinde farklı iletişim biçimleri ortaya koyarlar. Çiftler çatışmaya yönelik tutumları bakımından da farklılık gösterirler. Bazıları yalnızca büyük meseleler konusunda çatışmayı beklerken, bazıları daha sık tartışırlar. Mutsuz ilişkiler genellikle daha az olumlu ve daha fazla olumsuz sözlü ve sözsüz iletişim içerme ve karşılıklı olarak daha fazla olumsuz ileti gönderme gibi ortak bazı özelliklere sahiptirler.

İki kişi bir arada bulunduğunda ve birbirlerinin farkında olduklarında iletişim kaçınılmazdır. Konuşmadığımızda sessizliğimizle iletişim kurarız (örn; tuhaf bir sessizlik, düşmanca sessizlik ya da sevecen bir sessizlik). Duruş pozisyonumuz, başımızın eğimi, yüz ifademiz, diğer kişiyle aramıza koyduğumuz fiziksel mesafe gibi pek çok gösterge sözsüz iletişimin parçasıdır. Çalışmalar sözsüz iletişimin insanlar üzerinde yarattığı etkiye ilişkin kanıtlar sunmaktadır. Sözsüz iletişimdeki sorunlardan biri mesajın nasıl değerlendirileceğidir. Bir kişi somurtuyor mu, gözlerini kısarak mı bakıyor? Gülümsemesi dostça mı yoksa gerginliğinden mi kaynaklanıyor? Bir kişi dalgın bir sessizlik içinde olabilir fakat biz bunu mesafe koymak ve soğukluk olarak yorumlayabiliriz.

Sözsüz iletişim ve evlilik etkileşimini inceleyen bir araştırma sözsüz iletişimin evlilikte önemli üç işlevi olduğunu bulmuştur:

  • Kişiler arası tutumları aktarma
  • Duyguları ifade etme
  • Süren etkileşimi yönetme

Olumlu sözsüz davranışlar ise dokunma, fiziksel yakınlık, gülümseme, diğerine bakmayı içerir. Bu tür davranışlar insanların eşleriyle olan ilişkilerini gündelik olarak kurdukları diğer ilişkilerde ayırıcı niteliktedir. Sözsüz iletişimin önemli göstergeleri fiziksel yakınlık, göz teması ve dokunmaktır

Evlilik İçi İletişimde Yaşanan Sorunlar

Eşler arası iletişim olumsuz biçimde etkileyen çok sayıda faktör vardır. Ancak bunları beş ana başlık altında toplamak mümkün olabilir.

  • Talep etme-geri çekilme örüntüsü,
  • İletişimin konusundan kaynaklanan güçlükler,
  • Toplumsal cinsiyet normlarının etkileri,
  • Kendini açma konusundaki yetersizlikler,
  • Geribildirim verme konusundaki eksiklikler.

Talep Etme-Geri Çekilme Örüntüsü: Talep etme-geri çekilme örüntüsü özellikle iki eşin ilişkiden beklentilerine dair farklılıkların olduğu durumlarda anlaşılırdır. Heteroseksüel birlikteliklerde ve evliliklerde çoğunlukla kadın olan eş statükonun değişimine yönelik talepte bulunur. Burada hiçbir şey yapmama ya da eşiyle yüzleşme arasında bir seçim yapması gerekir.

İletişimin Konusundan Kaynaklanan Güçlükler: Bunlar özellikle aşağıdaki temaları içermektedir:

  • İlişkiye yönelik endişeler/şüpheler (boşanma olasılığı)
  • Saygısız davranışlar (yalan söyleme, kabalık)
  • Evlilik dışı mahremiyet sınırları (pornografi kullanımı, kıskançlık)
  • Aşırı ve uygunsuz öfke gösterimi (bağırma, fiziksel saldırı)
  • Cinsel etkileşim
  • İletişim eksikliği (konuşmayı reddetme)
  • Kayınpeder-kayınvalide ve geniş aile
  • Kafa karıştırıcı, dengesiz/tutarsız duygusal davranış
  • Eleştiri – Zayıf iletişim becerisi (net/anlaşılır olmama)

Toplumsal Cinsiyet Rolleri ve Etkili İletişim Konusunda Yarattıkları Engeller: Toplumsal cinsiyet rolleri iletişim kurma biçimimiz için önemli bir belirleyicidir. Örneğin geleneksel toplumsal cinsiyet rollerini fazlasıyla benimseyen bir erkek günlük sıradan konular hakkında konuşma, duyguları üzerine konuşmama eğilimine sahiptir ve ne olursa olsun güçlü ve sessiz kalma yönünde bir öğretiye sahiptir.

Kendini Açma Konusundaki Sorunlar : Kendini açma (self-disclosure) diğerleriyle kurduğumuz ilişkinin biçimlenmesi, gelişmesi ve sürmesi üzerinde oldukça güçlü bir etkiye sahip olan karmaşık bir süreçtir. Neyi paylaşacağımız, kiminle paylaşacağımız, ne oranda, nerede ve nasıl paylaşacağımız bu süreç açısından önem taşır ve kendimizi açma biçimimizin ve seçimimizin doğru/yanlış, uygun/uygunsuz olmasını belirler. Kendini açma ilişkilerde karşılıklı anlayış için gerekli ortamı sağlar.

Geribildirim Verme Eksiklikleri/ Hataları: Başarılı bir ilişkide kaynak (mesajı ileten) ve hedef (mesajı alan) arasındaki geribildirim iletişim kurulan konunun anlaşılmasını sağlar. İletişimin açık olması için mesajın ve mesajın ardında yatan niyetin uyumlu biçimde algılanması gerekir. Hem sözlü hem de sözsüz ipuçları niyet edilen mesajı desteklemelidir.