Ünite 6: Evde Sağlık-Bakım Hizmetleri ve Sosyal Hizmet

Giriş

Nüfusun yaşlanması, engellilik durumları ve kronik hastalıklardaki artış, sağlık hizmetlerine olan talebin artmasına neden olmaktadır. Sağlık hizmetlerine olan talebin yükselmesi, sağlık harcamalarının artmasına ve maliyet açısından da yeni kaynakların ve yöntemlerin aranmasına neden olmuştur. Bu nedenle sağlık hizmetine ihtiyaç duyan insanları hastaneye götürmek yerine bu hizmeti onlara getirmek, alternatif bir çözüm yolu olarak karşımıza çıkmaktadır.

Evde Sağlık ve Evde Bakımın Kısa Tarihçesi

Evde sağlık ve evde bakım, modernleşmenin sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bilimin ve teknolojinin gelişmesi ile birlikte ortalama yaşam ömrü artmış; bireyler daha fazla sağlık ve bakım hizmetlerine ihtiyaç duyar hale gelmişlerdir.

Dünyada Evde Sağlık ve Bakım Hizmetleri Ortaçağda Avrupa’da evde sağlık hizmeti uygulamaları, hastanın hastalığını diğer insanlara bulaştırmasını engellemek amacıyla yapılmıştır. Burada sunulan hizmetlerin tıbbi boyutu geri plandayken sosyal hizmetler (barınma, yemek vb.) ön plandadır. 19. Yüzyılın sonlarında evde tedavi edilmeye ve desteklenmeye ihtiyaç duymuşlardır. 20. yüzyıla girilirken kentleşmedeki hızlı artış, şehirde yaşayan yoksul insan sayısındaki artışı ve buna bağlı sosyal koşullardaki bozulmayı beraberinde getirmiş, evde bakım ve desteğe olan ihtiyacı arttırmıştır. Bu dönem içinde İngiltere’de bakıma muhtaç olan çocukların ve yaşlıların toplanıp evlerinden ayrı oldukları halde bir arada bulundukları bakımevlerine yerleştirilmeleri gerçekleştirilmiştir. İkinci Dünya Savaşı sırasında da, hastanelerdeki hemşire ve diğer sağlık çalışanlarının sayılarının azalması ile birlikte o zamana kadar hastanede tedavi gören hastalar evde tedavi edilmiş ve ev hemşireliği hizmetleri niteliksel ve niceliksel olarak artış göstermiştir.

ABD ve Kanada’da evde bakım hizmetleri kronik hastalıklar ve yaşlı bakımının etkinliği açısından önemli yer tutmaktadır. Yaşlıların evde bakıma olan ilgilerinin artmasının iki nedeni vardır. Bunlar:

  1. Kronik hastalıklar: Bu hastalıklar, yaşlıları diğer gruplara göre daha çok etkileme potansiyeline sahiptir. Bu nedenle de ev ortamında belirlenecek sürekli bakım hizmetlerine yaşlılar daha çok gereksinim duymaktadırlar.
  2. Hastane kullanma oranı: Yaşlılar göreceli olarak hastaneleri daha çok kullanmalarına bağlı olarak daha yüksek oranda hastane sonrası bakıma ihtiyaç duymaktadırlar.

Kronik hastalıklar yüksek tansiyon, şeker, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH), kemik erimesi, böbrek hastalıkları gibi 3 ay veya daha fazla süre devam eden hastalıklardır. Genellikle yavaş yavaş ilerleyen, bu hastalıkların tedavileri yoktur ve yaşam kalitesini önemli düzeyde etkilemektedir.

Evde bakım hizmeti sadece yaşlılara sunulan hizmetlerle sınırlı olarak düşünülmemelidir. Çok sayıda dezavantajlı kişi ya da grup da bu hizmetlerden modern ülkelerde yararlanmaktadır.

Türkiye’de Evde Sağlık ve Evde Bakım Hizmetleri Tarihi

Türkiye’de evde bakım hizmetlerinin geçmişi incelendiğinde, 15. yüzyılda Osmanlı Devleti’nde gezici hekimlik hizmetinin sunulduğu ve hasta olan bireylere aile fertlerinin baktığı görülmektedir. 1930 yılında çıkartılan 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ‘Evde bulaşıcı hastalıkların tanı ve tedavisi, ana-çocuk izlemi ve hekimlerin evde hasta muayenesi’ hükümlerini getirmiştir. Birinci beş yıllık kalkınma planında (1963) az sayıda nüfusun faydalandığı ve maliyeti yüksek hastane tedavileri yerine evden ve ayaktan tedaviye yönelik bir sağlık teşkilatının kurulması gerekliliğine yer verilmiştir. Türkiye’de evde bakımla ilgili olarak ise ilk proje 1993 yılında Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü’nce Ankara, Adana, İzmir ve İstanbul illerinde uygulanmıştır. Türkiye’de Sağlık Bakanlığının bünyesinde evde sağlık hizmetinin tarihi henüz çok yenidir ve bu alandaki ilk çalışmalar özel sektör ile başlamıştır.

Evde Sağlık ve Evde Bakım Hizmetlerinin Kapsamı

Evde sağlık hizmetleri kapsamında; hekimlik hizmeti, hemşirelik hizmeti, fizyoterapi, tıbbi malzeme ve cihaz hizmetleri, ilaçların eve ulaştırılması ve psikolojik destek hizmetleri yer almaktadır. Evde sağlık hizmetleri, ülkemizde Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülmektedir. Evde sağlık ve bakım hizmetleri, en başta hastalar ve onların yakınları lehine çok sayıda olumlu sonucu ortaya çıkarmaktadır. Çok sayıda yararı olan evde bakım hizmetleri, modernleşmenin bir sonucu; gelişmişliğin ise bir göstergesidir. Evde bakım hizmetleri sayesinde hastalar, kendi tedavi alternatiflerini ve bakımını üstlenecek kişiyi ve tedavi görmek istedikleri mekânı seçme hakkına sahip olabilmektedir.

Evde bakım hizmetleri ise; yaşlı, engelli, kronik hastalığı olan veya iyileşme sürecindeki bireyleri kendi ortamında destekleyerek, sosyal yaşama ayak uydurabilmelerini sağlamak, yaşamlarını mutlu ve huzurlu bir biçimde sürdürerek toplumsal entegrasyonlarını gerçekleştirmek, bakıma gereksinim duyan bireyin aile üyeleri üzerindeki yükünü hafifletmek için birey ve aileye sunulan psikososyal, fizyolojik ve destek hizmetleri ile sosyal hizmetleri içermektedir. Dünyada evde bakım hizmetleri, hem evde sağlık hizmetlerini hem de evde kişisel bakım hizmetlerini bir bütün olarak ifade ederken; ülkemizde ise ‘evde sağlık’ ve ‘evde bakım’ hizmetleri farklı uygulamaları anlatmaktadır. Evde bakım hizmetlerini Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yürütmektedir.

Dünyada Evde Sağlık ve Bakım Hizmetlerinin Kapsamı

Dünyada verilen evde sağlık ve evde bakım hizmetleri genelde bir bütün olarak ihtiyaç duyan bireylere sunulmaktadır. Bu nedenle verilen bütün hizmetler evde bakım hizmeti altında tanımlanmaktadır. Ülkelerde uygulanmakta olan evde sağlık ve bakım hizmetleri temelde üç farklı şekilde sınıflandırılmaktadır. Bunlar:

  1. Bireylere sadece sağlık hizmeti için değil aynı zamanda sosyal hizmet desteğinin de verilmesidir.
  2. Kısa süreli ya da uzun süreli olarak hizmetin sunulmasıdır. Kısa süreli evde bakım hizmetleri, sağlık hizmeti ağırlıklıdır ve genellikle hastaneden taburcu olduktan sonra 30 günlük dönem içinde sunulmaktadır. Uzun dönemli bakım ise hem tıbbi hem de sosyal hizmetleri içerir. 6 aydan daha fazla bakım gereksinimi olan bireylere yöneliktir.
  3. Farklı meslek alanlarındaki uzman ya da yarı uzman kişilerin verdikleri evde bakım (formal care) ile aile bireylerinin verdikleri evde bakımdır (informal care)

Uzmanlık düzeyinde verilen evde sağlık ve bakım hizmetleri (formal care) ise genel olarak aşağıda belirtilen hizmetlerden oluşmaktadır:

  1. Hemşirelik hizmetleri: Bireyin evine düzenli ve belirli aralıklarla uzman hemşirelerin ziyaretleri ve evde hemşirelik hizmetlerini içine alır.
  2. Destek sağlık hizmetleri: Psikoterapi, fizik tedavi, ayak bakımı, konuşma ve meşguliyet tedavisi gibi bireyin hareketini ve evde birine muhtaç olmadan yaşamasına yardım edecek hizmetlerdir.

Türkiye’de Evde Bakım Hizmetleri ve Kapsamı Ülkemizde evde bakım hizmetleri, 30.7.2006 tarih ve 26244 sayılı resmi gazetede yayımlanan yürürlüğe giren “Bakıma Muhtaç Özürlülerin Tespiti ve Bakım Hizmeti Esaslarının Belirlenmesine İlişkin Yönetmelik” ile başlamıştır. Bu yönetmelik ile bakıma muhtaç engellilerin bakımının ve desteklenmesi için bakım ücreti uygulaması başlamıştır. Bakıma Muhtaç Özürlülerin Tespiti ve Bakım Hizmeti Esaslarının Belirlenmesine İlişkin Yönetmelik ile bakıma muhtaç engelliye bakıcısı tarafından evde bakım ücreti karşılığında verilecek olan hizmetler şu şekilde sıralanmıştır;

  1. Kişisel bakım hizmetleri
  2. Psiko-sosyal destek hizmetleri

Bakıma Muhtaç Özürlülerin Tespiti ve Bakım Hizmeti Esaslarının Belirlenmesine İlişkin Yönetmelik ile ücret karşılığı evde bakım hizmeti alacak engelliler, “Bakıma muhtaç engelli” olarak tarif edilmiştir. Buna göre bakıma muhtaç engelli; “engellilik sınıflandırmasına göre ağır engelli olduğu belgelendirilenlerden; günlük hayatın alışılmış, tekrar eden gereklerini önemli ölçüde yerine getirememesi nedeniyle hayatını başkasının yardımı ve bakımı olmadan devam ettiremeyecek derecede düşkün olduğu, her ne ad altında olursa olsun her türlü gelirleri toplamı esas alınmak suretiyle; kendilerine ait veya bakmakla yükümlü olduğu birey sayısına göre kendilerine düşen ortalama aylık gelir tutarının, bir aylık net asgari ücret tutarının üçte ikisinden daha az olduğu bakım raporu ile tespit edilenler” olarak tarif edilmiştir.

Evde Sağlık ve Bakım İhtiyacı Olan Gruplar

Evde sağlık ve evde bakım ihtiyacı olan gruplar, çeşitli demografik niteliklere sahip olabilirler. Ülke içinde farklı sosyo-kültürel koşullarda yerleşik bulunabilirler. Sosyal devlet anlayışı bu kişilerin ortamlarında ve olabildiğince en yüksek kalitede hizmeti onlara sunmayı gerekli kılmaktadır.

Yaşlılar

Gelişmiş toplumlarda en önemli demografik hareket, yaşlı nüfusun toplam nüfus içerisindeki oranının giderek artmasıdır. Modern çağın en önemli sonuçlarından biri olan bu artış ile bazı sanayileşmiş ülkelerde yaşlı nüfusun oranı, %12-18 arasında değişmektedir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre; 2050 yılında Türkiye nüfusunun 6,6 milyonunun günlük bakım gereksinimi olacağı var sayılmaktadır. Diğer ülkelere baktığımızda; Almanya’da 4,1; İngiltere’de 3,2 İtalya’da 2,6 ve İsrail’de 0,68 milyon kişinin günlük bakıma ihtiyacı olması öngörülmektedir. Bu sayılar ülkemizin gelecek için en kısa zamanda planlarını yapması gerekliliğini de göstermektedir.

Engelliler

Doğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal ve sosyal yeterliliklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimleri karşılama güçlükleri olan koruma, bakım, rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyaç duyan kişi “engelli” olarak tanımlanır. 2002 yılı Türkiye engelliler araştırmasına göre; ülkemizdeki engelli nüfus yaklaşık 8,5 milyon (%12,3)’dur. Ancak bu orana engellilerin yanında süreğen hastalığı olanlar da dâhildir. Ortopedik, görme, işitme, dil ve konuşma ile zihinsel özürlülerin oranı %2,6 iken, süreğen hastalığı olanların oranı ise %9,7’dir. Özürlü olma oranları yaş ilerledikçe artmaktadır.

Kronik Hastalığı Olanlar

Yaşam kalitesini olumsuz etkileyen ve sürekli bakım gerektiren kronik hastalıklar, hem sağlık hem de bakım boyutunda sosyal hizmeti gerektirmektedir. Ülkelerin ekonomik kaynakları üzerinde de yük oluşturan bu hastalıklardan bazıları KOAH, ileri derecedeki kas hastaları, fototerapi ihtiyacı olan yenidoğanlar, diyabet hastaları, onkoloji hastaları, hemipleji hastaları, yeni doğum yapan anne ve bebekleri, Ağız ve diş sağlığı hastalarıdır.

Palyatif Bakım Hastaları

Palyatif bakım, yaşamı tehdit eden hastalıklardan kaynaklanan problemlere yönelik olarak sunulan bakım hizmetlerini ifade etmektedir. Sunulan bakım hizmeti ile bu türden hastalığı bulunan hasta ve hasta yakınlarının yaşam kalitesinin artırılması amaçlanmaktadır. Başta ağrı olmak üzere tüm fiziksel, psikososyal ve ruhsal problemlerin erken tespit edilerek ve etkili değerlendirmeler yapılarak önlenmesi ve giderilmesi suretiyle yaşam kalitesini artırmak temel hedeftir. DSÖ raporuna göre dünyada her yıl 20 milyon insana palyatif bakım hizmeti sunmak gerekiyor. Palyatif bakıma gereksinimi olan hastaların 1/3’ü kanser hastası, 2/3’ü ise organ yetmezliği, enfeksiyon, nörolojik hastaları olan kişilerdir.

Evde Bakım Hizmetlerinde Sorunlar ve Sosyal Hizmet

Almanya’da yapılan bir araştırmada bakım gereksinimi yüksek olan hastalara sağlık profesyonelleri tarafından verilen bakımın günlük 4 saat olduğu, günün geriye kalan 20 saatlik zamanında aile desteği alındığı ortaya konulmuştur. Türkiye’de yaşlı bireylerin ve hastaların bakımında kültürel değerlerin etkisine bu noktada değinmek yararlı olacaktır. Zira bu değerlere göre ailede yaşlı ve muhtaç olan kişilere bakmak bir mükellefiyet olarak kabul edilmektedir. Ülkemizde yaşlı bireylerin bakımı büyük ölçüde aile içinde gerçekleştirilmektedir. Kurum bakımı tercih edilmemektedir. Ülkemizde sağlık profesyoneli ve sağlık hizmet sunumu istatistikleri ve kültürel değerler birlikte düşünüldüğünde; aile üyelerini bağımlı yaşlı bakımı konusunda eğitmenin gerçekçi bir yaklaşım olduğu görülmektedir.

Bakım verme, hem bakım veren hem de hasta için oldukça zor ve sıkıntılı bir süreçtir. Dünyada ve ülkemizde giderek daha fazla sayıda kadının çalışma yaşamına katılması, çekirdek aileye dönüşün giderek artması, konutların küçülmesi ve ekonomik yetersizlik gibi nedenler bakıma muhtaç bireylerin aile içinde bakımını zorlaştırmaktadır. Evde bakım ihtiyacı oluşması durumunda evde aile fertleri arasında yeni iş bölümü, yeni problemleri çözme kapasitesi ve yeni duruma adaptasyon güçlükleri ortaya çıkmaktadır. Aynı şekilde aile ve bireylerin toplumla olan ilişkilerinin yeniden düzenlenmesi, oluşan yeni durumun daha fazla sorun oluşturmasının önlenmesi, ekonomik, sosyal ve teknik desteklere ihtiyaç duyulması gündeme gelmektedir.

Sosyal hizmet, hastaya ve ailesine danışmanlık yapma, ailenin işlevselliğini koruma, endişelerini giderme, yeni duruma uyum sağlama, geleceği planlama, onları savunma ve vaka yönetimi gibi görevler üstlenmektedir. Bireylerin ve ailenin hayata bağlanmalarında, eğitiminde, zayıf yönlerinin güçlendirilmesinde de rol oynar.