Ünite 6: Eski Anadolu Türkçesi Metin İncelemeleri

Metin 1: Süheyl Ü Nevbahar

Eski Anadolu Türkçesi, Eski Uygur Türkçesi, Oğuzca ve Arapça etkilerinin bulunduğu Süheyl Ü Nevbahar adlı eserin kitabınızda verilen kelime karşılıklarıyla basitçe çevrilmiş halini aşağıda bulabilirsiniz:

Yazık bu taht, bu mal ve hazine
Derdi dedelerimiz hazineyi yedi

Madem ki ben gidersem kime kalır
Evlat almazsa düşmanım alır

Bu düşünüp ağladı
Ümidini tanrıya bağladı

Hazinelerini açmaya başladı
Malı dökmeye saçmaya başladı

Büyük ve küçüğü zengin kıldı
Ve de dedi siz dilediniz bunu

Ki Tanrı ulu bir oğlan versin
Benim bu ölü bedenime hayat versin

Madem ki herkes dua etti
Onun gereğini Tanrı yerine getirdi

Çalıştı ki olmadı olsa telef
Oysa ki inci kaptı belinden sedef

Adı Bahr idi, şaşılacak şey değil
Bahr’dan inci çıkması

Gelip padişaha haber verdiler bu anı
İşittiğinde nasıl da çok sevindi canı

Bağışladı altın ve ipekli kumaşı
Zannetme ki yerinde hiç bırakmadı

Madem ki doldu dokuz ay geldi haber
Ki Tanrı giderdi kaygısını

Bir oğlan ki benzer yüzü dolunaya
İki kaşı da kıvrılmış yaya

Açıp yüzünü buldu Muradını
Duruma uygun Süheyl koydu adını

Ona süt verdi, besledi on sütana
Geri kalan hizmet edenleri kim saya

Metin 2: Kitabu Evsaf-ı Mesacidi’ş Şerîfe

Aşağıda Kitabu Evsaf-ı Mesacidi’ş Şerîfe adlı eserin kitabınızda verilen kelime karşılıklarıyla basitçe çevrilmiş halini bulabilirsiniz:

Yüceliği pek yüksektir ey can
Kıyaslasan onu kırk arşın ey can

Kireç taşıdır onun yapısı
Güneşin doğuşunadır kapısı

Bilek gibi halka arası kilidi var
Çıkarsan eşiğine git yüzünü sil

Eşiğin yüksekliği boydan yüksektir
Çeker birbirini kul eğer efendiyse

Kapa ipekle Kâbe bürünür
Öylece eteklidir kim görünür

Kapısına Hecer’ül-esved yakındır
Ki canlar sevineceği ana bakacak

Hem altın oluğun altı ziyaret
Ki İsmail peygambere var işaret

Kuyunun karşısındadır minberi onun
Görünce nura batırılır canın

Etrafı yanı örtülüdür Kâbe’nin bil
Yapılmıştır ona otuz iki mil

Metin 3: Miftahu’l-Cenne

Aşağıda Miftahu’l-Cenne adlı eserin kitabınızda verilen kelime karşılıklarıyla basitçe çevrilmiş halini bulabilirsiniz:

Kısım 1.

Hurilerden bu sözü işittim vurdum bardağımı kırdım da uyandım. Gördüm ki bardağım kırık yatıyor bu o bardaktır, dedi haberi gelir. Ne zaman ki Ramazan ayı gelse cennet kapılarını açarlar cehennem kapılarını kaparlar ve şeytanları bağlayıp hapsederler. Ramazan ayının başlangıcından sonuna kadar her gece oruç açtıkları vakitte altı yüz bin asi kulunu Allah cehennem kapılarından azad eder der fıkıh. Cennet kapıları açılır. İbadet kapıları, yani her kim Ramazan ayında ibadet ederse o kişiye cennet kapılarını açar, cehennem kapılarını ve şeytanları bağlar, yani yoldan çıkanları koymazlar. Haberi gelir kimin Ramazan ayı geldiğinde kaçtığının. Arş ve Kürsi meleklerine eyler mutlu Muhammed ümmetinin Allah’a. Ne kerametler verir bu ay içinde ay ve güneş yıldızlar gece ve gündüzler.

Kısım 2.

Ve havada kuşlar ve denizde balıklar, gökte ve yerde bütün canavarlar Ramazan ayında oruç tutan kişiye Allah’tan rahmet dilerler. Ve Allah şöyle buyurdu: Ey meleklerim, bu ay içinde kıldığınız namazlar ve çektiğiniz teşbihlerin mükafatının hepsi Muhammed ümmetine bağışlanır. Haber edilir ki hangi halk tümüyle cenneti özlerse bilsin ki lakin cennet çeşitli kişileri özler: Öncelikle Ramazan ayında oruç tutanları; ikinci, her zaman Kuran okuyanları; üçüncü, dilini kötü sözden sakınanları; dördüncü, aç doyuranları, Muhammed’in sözünü dinlemişleri. Ne zaman Ramazan ayı gelse birbirine haber verirdi, zira o aziz konuktur, onu aziz tutmak gerek. Salman-ı Farsi Peygamber Aleyhisselamdan o ayda Tanrı’nın emrini yerine getirmek ve emretmediği şeylerden sakınmak gerektiğini rivayet buyurmuştur. Kim Ramazan ayında bir gün hutbe okursa o ramazana layık laf söylemiş olur.

Metin 4: (Şeyyad Hamza) Yusuf U Zeliha

Aşağıda (Seyyad Hamza) Yusuf U Zeliha adlı eserin kitabınızda verilen kelime karşılıklarıyla basitçe çevrilmiş halini bulabilirsiniz:

Ne güzeldir Yusuf Peygamber hikayesi
Dinleyenin gider gönlü kedere

Budur son hikayelerin güzeli
Kuran sayfalarında yazısı

Şimdi dinle sözüme kulak ver
Bir söz edeyim ki şekerden tatlı

Vardı Kenan’da bir ulu kişi
Adı Yakup idi kendi peygamber kişi

Yusuf adında bir oğlu vardı onun
Şimdi dinle bu sözü varsa canın

Yedi yaşında idi Yusuf yavru
Sureti hiç yoktu onun gibi

Bir gece yatarken o bir düş görür
İşte tutar onu Yakup’a sorar

Ey der baba yattım bu gece
Acayip bir düş gördüm dinle nasıl

Söyleyiver rüyanı bana
Söyleyeyim gördüğüm o düşü sana

Gördüm ay ve güneş on bir yıldız
Secde ederler hepsi bana doğrudan

Döndü Yakup dedi canım
Sakla rüyanı sözümü dinle benim

Yorarken Yusuf’a işte bu sözü
Dinledi Yakup’u üvey kızı

Olmaya kim söylesin diğerlerine
İşte düşün sana kızanlara

Hoştur ya oğul senin düşün
Hükümdarlıkla geçecek ömrün, yaşın

Tanrı seni herkese hükümdar kılacak
On bir kardeşin hizmetine çalışacak

Metin 5: Dede Korkut Kitabı

Aşağıda Dede Korkut Kitabı adlı eserin kitabınızda verilen kelime karşılıklarıyla basitçe çevrilmiş halini bulabilirsiniz:

Olmaya başladı halbu ki Dirse Han derlerdi. Bir gün oğlu kızı yoktu. Anlatmış görelim Han’ım ne demiş:

Soğuk soğuk tan yelleri estiğinde
Sakallı boz renkli çayır kuşu öttüğünde
Sakallı uzun yabancı erkek bağırdığında
Göçebe atlar sahibini görüp kişnediğinde
Akla karanın seçildiği çağda
Göğsü güzel büyük dağlara güneş değdiğinde
Yiğitler kahramanlar birbirine saldırdığında
Alaca sabah Dirse Hanı yerinden kaldırıp kırk yiğidin boyuna alıp Bayındır Han’ın sohbetine getirdi. Bayındır Han’ın yiğitleri gelip Dirse Han’ı karşıladılar. Getirip kara otağa yerleştirdiler. Altına kara keçe döşediler, önüne kara koyun yahnisinden koydular.