Ünite 1: Engelliliğe Genel Bakış: Kavramlar, Nedenleri, Türler ve Modeller

Engelliliğe Kavramsal Bakış

Engelli olmak, hastalık veya bir kaza sonucu fiziksel ya da zihinsel yetileri zedelenmiş bireylere doğuştan veya sonradan meydana gelen hastalıklar ya da sakatlıklar vücudun görsel, işlevsel, zihinsel veya ruhsal farklılıkları öne sürülerek, toplumsal tutum ve tercihler sonucu yaşamın birçok alanında kısıtlanan, çevresinde türlü türlü engellerle karşılaşan kişilere verilen sıfattır.

Engellilik; kişinin normal yasına göre vücut fonksiyonlarında veya yapısındaki meydana gelen herhangi bir kayıp olarak tanımlanmaktadır. Bir başka tanımla engellilik; kişinin, bedensel, zihinsel, ruhsal ve sosyal özelliklerinde belli bir oranda ve sürekli olarak fonksiyon kaybı veya bozukluğu sonucu normal yaşamın gereklerine uyamama durumu olarak nitelendirilmektedir.

Başbakanlık Engelliler İdaresi Başkanlığı’nın, Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü ile müştereken 2002’nin Aralık ayında yapmış olduğu araştırma sonuçlarına göre; engelli olan nüfusun toplam nüfus içindeki oranı % 12,29’dir. Buna göre ülkemizde 8.431.937 (12,29) kişi engelli olarak yaşamlarını sürdürmektedir. % 12,29 engelli oranının; % 7,092’u erkek, % 5,022’si kadın olarak ifade edilmektedir.

Türkçe ’de engelli kişiyi ifade etmek için; sakat, özürlü, ayrıca hem hastalık hem de sakatlık anlamına gelen ‘illet’ sözcüğünden türemiş olan ‘alil’ ve ‘malul’ gibi terimler kullanılmaktadır. Ayrıca Türkçe’de bazılarına çok sık rastlanmasa da sakat terimine yakın ve es anlamlı olarak kullanılan; ahnıt, ahraz (dilsiz), aksak, alil, apışak, bacaksız, bastıbacak, çağanozvari, çalık, çolak, damlalı, dilsiz, düztaban, ebkem, felçli, genzek, inmeli, kambur, kolsuz, kötürüm, makrosefal, meiûç, menzul, mikrosefal, nüzullü, paytak, sağır, sarsak, sökel, topal, yangaboz, yarım (kişi), yatalak, çarpık, kekeme, kör, kambur gibi terimleri bulunmaktadır. Bunların bazıları genel olarak engelli olmayı, bazıları ise özel bir engellilik halinde bulunmayı ifade etmektedir. Tüm bu terimler, sözlüklerde yer almakla ve kimileri sık, kimileri nadiren kullanılmakla birlikte engelli kişiler Türkçede en fazla ‘engelli’, ‘özürlü’, ‘sakat’ terimleriyle adlandırılmaktadır.

Engelliliğin Nedenleri

Bireyler birçok nedende dolayı engelli hale gelebilirler. Bunlar arasında kalıtım, beslenme, hastalık, kazalar, sakıncalı çevre-ortam, görenek-gelenek ve eğitimsizlik daha etkin görülmektedir.

Engelliliğin nedenleri incelendiğinde, biyolojik olarak genlerden kaynaklanan, doğum sırasında meydana gelen ve doğum sonrasında oluşan engellilik olarak gruplamak mümkündür. Doğum sırasında oluşan engellilik nedenleri; yaşanan yanlış uygulamalar, kötü ve hijyenik olmayan ortamlarda yapılan doğumlardır. Doğum sonrasında olan engellilik nedenleri ise; iş kazaları, trafik kazaları, ev kazaları, yanlış tıbbi uygulamalar, savaşlar, terör ve doğal afetlerdir.

Engelliliğin nedenleri dikkatle incelenirse, bunların çok önemli bir bölümünün kaçınılabilir, önlenebilir nedenler olduğu görülecektir.

Doğum Öncesi Nedenler

  1. Kalıtım
  2. Akraba Evliliği
  3. Annenin ilk 3 Ayda Geçireceği Ateşli ve Bulaşıcı Hastalıklar
    • Kızamık ve Kızamıkçık
    • Kan Uyuşmazlığı
    • Çiçek ve Suçiçeği
    • Gebelikte Anormal Rahim Kanamaları
    • Frengi
    • Gebelik Kansızlığı
    • Herpes Simpleks Virüsü
    • Yetersiz ve Dengesiz Beslenme
    • Felç
    • Vitamin Eksiklikleri
    • Tüberküloz
    • Yanlış ve Rastgele İlaç Kullanma
    • Menenjit ve Ansefalit
    • Oksijen Azlığı
    • Yüksek Tansiyon
    • Toksoplazma
    • Anne Yaşı
    • Kromozom Anomalileri
  4. Çoğul Gebelik (Birden Fazla Çocuğa Hamile Olmak)
  5. Zararlı ve Kötü Alışkanlıklar: Sigara, Alkol, Uyuşturucu Kullanma
  6. Şiddetli Nezle ve Yüksek Ateşli Gribal Hastalıklar
  7. Kemoterapi ve Radyoaktif Işınlar
  8. Gebelik Öncesinde Annenin Ruh Sağlığının Bozulması
  9. Gebelik Süresinin Normalden Kısa veya Uzun Olması
  10. Annenin Düşmesi, Çarpması vb. Kazalara Maruz Kalması

Doğum Anı Nedenleri

  • Plasenta ve Göbek Bağı İle İlgili Anormallikler
  • Anormal Doğum Sancıları
  • Doğumun Zor Olması Sonucu Bebeğin Beyninin Zedelenmesi
  • Aletle veya Müdahale İle Yapılan Doğumlar
  • Çoğul Doğum (İkiz, Üçüz vb )
  • Doğum Anındaki Ciddi Bulaşıcı Hastalıklar
  • Çok Erken veya Geç Doğumlar
  • Aşırı Kanamalar
  • Doğum Sırasında Yapılan Yanlış Müdahaleler

Doğum Sonrası Nedenler

  • Beyin ve Beyin Zarı İltihaplanmaları (Ansefalit ve Menenjit)
  • Çocuk Felci
  • Çeşitli Kaza ve Travmalar (Özellikle Çocuğun Yüksekten Düşmesi )
  • Yüksek Ateş, Havale, Şiddetli Gribal
  • Enfeksiyonlar, Zatürre vb. Enfeksiyonlar
  • Solunum Yollarında ve Organlarında Meydana
  • Gelen ve Beyni Etkileyen İltihaplanmalar
  • Zehirlenmeler
  • Hipotiroidi
  • Fenilketonüri
  • Hidrosefali
  • Beyin Tümörleri
  • Ruhsal Bozukluklar, Psiko-Sosyal ve Çevresel Yoksunluklar

Engellilik Türleri

Literatürde engellilik türleri; ortopedik engelli, görme engelli, işitme engelli ve zihinsel engelli olmak üzere dört ana grupta incelenmektedir.

Ortopedik Engelli

Ortopedik engellilik, fiziksel yapısındaki yetersizlikler nedeniyle kişinin çalışabilmesini, ihtiyaçlarını karşılayabilmesini ve sosyal hayata katılmasını engelleyen bir engellilik türüdür. Bununla ilgili ilk resmi tanım 1962 yılında Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar Yönetmeliğinde yer almaktadır. Yönetmelikte ortopedik engelli “kemik ve mafsalların şekil ve yapısında özür bulunan, kas gücü gelişimi ve koordinasyonunda inhiraflar gösteren kimseler” olarak tanımlanmaktadır.

Görme Engelli

Literatürde görme engellilik; göz merceği hastalığı denilen ve gözü oluşturan sinir, doku ve kaslardan herhangi birinde meydana gelen hastalık sonucu oluşan engelliktir.

İşitme Engelli

Günlük yaşamını etkileyecek derecede işitme yetersizliği olan kişiye işitme engelli denilmektedir. İşitme engelliler “sağır” ve “ağır işiten” kişiler olarak iki grupta toplanmaktadır.

Konuşma Engelli

Konuşma dilin kullanılmasıdır. Dilin sembolik birimlerinin yerine geçen sesleri çıkarmak için kullanılan bir seri kas hareketidir. Bize basit gelen bir sözcük için kaslar ve vücut organlarını seri olacak şekilde kullanırız. Konuşma için özel tek bir organ yoktur; birçok organın birlikte, uyum içinde çalışmasıyla oluşan bir sistemdir. Akciğerler, nefes borusu, sert ve yumuşak damak, dil, çene, dişler, dudaklar gibi birçok organ konuşmada görev almaktadır.

Konuşma ve Dil Bozuklukları

Fizyolojik Konuşma Güçlüğü

Beyindeki işitsel algılama ve yorum hataları, konuşma organlarının sesi çıkarma için gerekli hareketleri tamamlayamaması, yapılan hataların nedenlerinden bazılarıdır. Kelimelerin son seslerini söylememe, kelime içindeki seslerin benzerlerini kullanma, seslerin yerini değiştirme, sesleri uzatma ya da kaydırma gibi söyleyiş hataları vardır.

Gecikmiş Konuşma

Çocuğun beklenen yaşta ve şekilde konuşma-dil becerilerinde sınırlılık olarak ifade edilebilir. Fiziksel ve zihinsel gelişimdeki genel bir gerileme nedeniyle 3. yaşın sonuna kadar dil gelişiminin olmamasıdır.

Telaffuz Bozuklukları

Belirli konuşma seslerini telaffuz etmede veya kullanılan dilin kurallarına uygun söylenilmesindeki güçlüklerdir. Bir ya da birkaç sesin çıkarılmasındaki problemler kelimelerin anlaşılmasını etkileyebilir. Telaffuzun, konuşmanın anlaşılmasına katkısı çok fazladır. Kekemelik Konuşmanın akışında, ritminde veya akıcılığında bir bozukluk olması durumudur. Kekemelikte konuşmadaki ritim bozukluğunun yanında, ayrıca kaslarda aşırı kasılma, yüzde, ellerde ve ayaklarda tikler görülebilir. Konuşmada tekrarlamalar, bloklar, uzatmalar ve eklemeler görülebilir.

Afazi

Beyinde meydana gelen hasar sonucu, dil ve konuşmanın bozulması ve anlaşılamamasıdır. Çok farklı şekillerde ve derecelerde afazi tipleri bulunmaktadır. Genel olarak afaziler 3 gruba ayrılır:

  • Konuşmanın akıcı olduğu, anlamanın zayıf olduğu duyusal afaziler,
  • Konuşma akıcılığının zayıf, anlamanın tam olduğu motor afaziler,
  • Konuşma ve anlamanın tamamen bozulduğu total afaziler.

Apraksi

İstemli konuşmanın üretiminde sıralı konuşma hareketlerinin motor planlanmasında oluşan bozukluk sonucu ortaya çıkan motor konuşma bozukluğudur. Normal kas tonusu ve koordinasyonuna rağmen, amaca yönelik hareketler yerine getirilemez. Seslerin çıkarılması için gereken kasların pozisyonlanmasında güçlük vardır. Konuşma organlarında amaca yönelik davranışların ortaya konulamamasıdır. Kişi ifade etmek istediği şeyi söylemekte zorlanmaktadır.

Dizatri

Konuşma organlarının hareket ve kontrolünü sağlayan kasların çalışmasında yaşanan sorunlar ve konuşma organlarının birbiriyle koordinasyonunun bozulması nedeni ile ortaya çıkan bir dil ve konuşma bozukluğudur.

Zihinsel Engelli

“Doğumdan önce, doğum esnasında veya sonraki gelişim sürecinde değişik nedenlerle zihinsel gelişim ve fonksiyonlarında oluşan sürekli yaşlanma, duraklama ve gerileme gösteren ve bunun sonucu olarak etkili uyumsal davranışlarda gerilik ve yetersizlik gösteren sürekli bir durum” olarak tanımlanmaktadır.

Engelliliğe İlişkin Modeller

Engelliliği ve engellilik alanını tanımlamak üzere birçok model geliştirilmiş ve teoriler üretilmiştir. Son yıllarda bu alanı daha yakından tanımak üzere yaşam seyri teorileri üzerinde durulmaya başlanmıştır. Engelliliğin değerlendirilmesinde genel olarak iki yaklaşımdan söz edilebilir:

  1. Bireyci yaklaşımda engellilik birey ve fonksiyon yoksunluğu temelinde kavranırken, daha çok tıbbi bakım ve rehabilitasyona odaklanılmıştır.
  2. Sosyal yaklaşımda ise engellilik bireysel değil toplumsal bir olgu olarak ortaya konulmakta ve engellinin toplumsal yaşama katılamama nedeni toplumsal koşullar ve engeller ile açıklanmaktadır.

Moral Model

En eski model, moral modeldir. Bu modele göre engellilik, doğrudan günahkârlık ve kötülüğe bağlıdır. Engelliliğin nedeni, kötülük yapma ya da kötü şekilde yaşamak değildir; kötü olmaktır. Engelliliğin moral olarak değerlendirilmesi ilk olarak beşeri kültürlerde gelişmiştir ve Orta Çağın sonuna kadar bu konuda egemen görüş olarak kalmıştır. Toplum, işledikleri bazı günahlardan dolayı insanların engelli olduklarına inanmaktadır. Bu toplumlarda engelli bireyler dışlanmakta ve hatta kötü muameleye maruz kalmaktadır.

Medikal Model

Engellilik, hangi tipte olursa olsun bugüne dek ağırlıklı olarak medikal model açısından irdelenmiştir. Medikal model çerçevesinde, engellilik büyük ölçüde bireyin yetersizliğine, patolojisine dayalı olarak açıklanmaktadır. Başka bir deyişle engelli bireyler çeşitli engelleri, yetersizlikleri olması nedeniyle toplumda ‘normal’ bireylerden ayrı bir konumdadırlar.

Sosyal Model

Engellilik Hakları Hareketinin ivme kazanmasıyla engelliliğin yapısal kaynakları daha fazla tartışılmaya başlanmıştır. Artık engelliliğin bireyin ‘özür durumundan çok toplumun koyduğu engellerden kaynaklandığı, bu engellerin özellikle ayırımcılık ve önyargıyla biçimlendiği görülmeye başlamıştır. Bu doğrultuda da sosyal model ortaya çıkmıştır.

Medikal Model ile Sosyal Model Karşılaştırması

Medikal/bireyci model ve sosyal model, tarihsel süreç içerisinde engelliliği anlamaya ya da tanımlamaya özgü yaklaşımlar olarak şekillenmiştir. Ancak, dünyada engellilik olgusunu insan hakları yaklaşımı temelinde ele almak, diğer toplumsal meselelerde olduğu gibi, 1980 sonrasına tekabül etmektedir. Tarihsel dönemlere denk düşen anlayış farklılıkları ile birlikte, bu üç modelin engelliler açısından ‘sosyal hak’ kavramına bakış açısı da farklılaşmaktadır. Tarihsel süreç izlendiğinde, engellilik ilk etapta medikal/bireyci bir durum olarak değerlendirilmiş, ‘anormallik’ ve “bozuklukla” ilişkilendirilmiştir.