Ünite 2: Engelli Sorunları

Engelli Sorunları

Çeşitli nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan engellilik, insan yaşamını önemli ölçüde kısıtlayan bir olgudur. Bu kısıtlı yaşamın nedeni, özünde engellilerin toplum yaşamında karşılaştıkları çeşitli sorunlardır. Engelli bireyler toplumun en büyük azınlık gruplarından birisidir. Bu insanlar engelli olmaları nedeniyle hem kamusal alanda hem de özel alanda pek çok sorun yaşamaktadırlar. Başlıca sorunları toplumda dışlanma, ayrımcılık ve ön yargılardır. En temel haklardan yoksundurlar. Çok sorunları olduğu ve onları çözmekten aciz oldukları düşünülmektedir. Ülkemizde engelliler yoksulluk, eğitimden dışlanma, istihdam edilmeme, rehabilitasyon yetersizliği ve kent içi ulaşım, konut uyumsuzluğu gibi nedenlerde çeşitli toplumsal bütünleşme sorunları yaşamaktadır.

Aile ve Özel Yaşam

Aile toplumsal yapının en temel yapı tasıdır. Ailenin toplumun devamını sağlamak ve sağlıklı toplumsal bir kuşak oluşturmak gibi görevleri olduğunu ifade etmek gerekir. Birçok toplumda veya aynı toplum içinde dahi farklı aile yapıları bulmak mümkündür. Ancak ailelerin engelli bireylere sahip olduklarındaki tepkileri farklı toplumsal yapılara ait olsalar da benzer özellikler göstermektedir.

Aile ve Toplum Açısından Engellilik Engelli bireylerin geçmişte toplum içinde hiç de eşit ve insanca muamele görmedikleri tarihsel bir gerçekliktir. Engelliler, çoğunlukla toplum dışına itilmiş, yok sayılmış kötü muamelelere uğramış ya da sosyal yaşamdan izole edilmiş gruplar olmuşlardır. Günümüzde engellilerin yaşadıkları toplumların gerçekliği olarak görüldüklerini, diğer tüm bireyler gibi insan hakları ve temel özgürlükler bakımından herkesle tam ve eşit haklara sahip olmalarına çalışıldığını unutmamak gerek.

Ailelerin Verdiği Tepkiler Akkök (2003), ailelerin ilk tepkilerinde dört farklı modelden bahseder. İlk modelde aile için kızgınlık, kırgınlık, yalnızlık ve çaresizlik duygularının ağır bastığını ifade etmektedir. Sonraları ise aile içinde bulunduğu durumu nasıl düzeltebileceğini, nasıl telafi edebileceğini sorgulamaya başlar ki bu da çocuklarının var olan kapasitelerini geliştirmek için attıkları ilk adımlardır. İkinci modelde aile sürekli üzüntü hâlindedir. Bu durumu benimseyen ailelerde üzüntü ve kaygı halini sürekli hâle getirdikleri görülmektedir. Üçüncü modelde “Kişisel Yapılanma Modeli” adını verdiği ailelerin geçmiş yaşantılarında edindikleri deneyimleri çevreye ve çocuklarına yönelik tepkilerini belirlemektedir. Dördüncü ve son modelde ise ailenin çaresizlik, güçsüzlük hissettiği, engelliliğe anlamsızlıkla tepki verdiğini ifade eder. Bu durum daha çok ailenin çevreden aldığı tepkilerin sonucunda ortaya çıkmaktadır.

Aile Kurumunun Yanlış Tutumları Engelli çocuğa sahip olan ailelerde, ailenin üstleneceği görevler ve ailenin desteği, engelli çocukların sosyal hayatının gelişmesinde daha etkili olmaktadır. Engelli çocuğa sahip olan aileler; duygusal, psikolojik veya diğer faktörlere bağlı olarak, engelli çocuklarını sosyal hayatın dışına itebilmektedirler. Beraberinde ailelerin bir kısmı, engelli çocuklarının mesleki eğitim ve rehabilitasyon da başarılı olacağına inanmamaktadır. Sonradan gelişen engellilik durumlarında da aileler benzer tepkileri gösterebilmektedirler.

Yoksulluk

Dezavantaja sebep olan ve bireyin yaşamsal faaliyetlerini önemli derecede kısıtlayan bir kavram da yoksulluktur. Yoksulluk birçok tanıma sahip olmakla beraber bu tanımlar bölgesel olarak değişebilmektedir. İnsanların ekonomik açıdan hayatlarını devam ettirebilecek kaynaklara erişimde zorluklar çekmesi onları dezavantajlı konuma sokmaktadır. Varlığını devam ettirebilmek konusunda sıkıntılar çeken insanların toplumsal faaliyetlere katılımları daha da güçleşmektedir.

Fiziksel Çevre, Konut ve Ulaşım

Engellilerin topluma katılmalarının önündeki en büyük engellerden biri de ulaşım, fiziksel çevre ve konut sorunudur. Engellilerin içinde yaşadıkları fiziksel çevre, sahip oldukları fiziksel işlev bozuklukları/yetersizlikleri ve bunun yol açtığı sınırlamalar yüzünden büyük önem taşımaktadır. Yaşanılan konuttan tüm kamusal yaşam alanlarına ve ulaşım araçlarına kadar tüm çevresel unsurların engellilerin özellikleri ve gereksinimleri dikkate alınarak tasarlanmadığı bir gerçektir.

Konut ile İlgili Sorunlar Modern mimari içerisinde engellilerin kullanım alanlarının sınırlılıkları bilinmektedir. Endüstri Devrimi’nden sonra modern kentlerin devasa binalar ve yapılar seklinde kurgulanması dönemin felsefi alt yapısında engellilere çok da yer verilmediğini göstermektedir. Bu dönemlerde engelli bireyler toplumsal alanın dışında yalnızca onlar için yapılmış binalarda eğitim ya da rehabilitasyon hizmeti almaktadırlar. 20.yüzyılın ortalarına kadar devam eden bu anlayış temelde engelli bireyleri toplumsal alanın dışına çıkarmayı hedeflemiştir. Yatılı kurumlarda bakım ve tedavi hizmetleri bu bireyleri toplumsal yaşamın dışına itmiştir.

Ulaşılabilirlik ile İlgili Sorunlar Eğitimin yanı sıra kentsel mekânların kullanılabilirliği ve kent içi toplu taşıma araçlarının büyük bölümünden yararlanabilirliği de problem olarak ortaya çıkmaktadır. Sosyal çevreye ulaşılabilirlik, engellilerin toplumsal hayata katılımları için son derece önemlidir.

Engelliler İçin Ulaşılabilirlik ile öne çıkan hedeflerden biri de engellilerin bağımsız olarak yaşamlarını sürdürebilecekleri sosyal bir ortamın oluşturulmasıdır. Ancak bu şekilde engelli bireylerin kendilerine olan saygı ve güvenleri anlam bulabilir. Çünkü bireyin diğer insanlara olan bağımlılığı ruhsal dünyasında da olumsuz etkiler bırakmaktadır. Engel sebebiyle toplumun normal ölçüsünün dışında olduğu gerçeği ile yaşamak zorunda olan engelliler için bir başkasına bağımlılığın vereceği ruhsal çöküntü de eklenince bireyin dünyasında önemli problemler yaratacaktır.

Hareket Kısıtlılığının Kapsamı

Günümüzde yapılı çevre çoğunluk için ulaşılabilirdir. Bu kişiler, yapılı çevreyi bağımsız ve doğal bir şekilde kullanırlar. Bu durumda doğal olarak herhangi bir yapının ulaşılabilir olmasının en önemli özellik olduğundan bile habersizdirler. Ancak herkes için her zaman durum böyle değildir çünkü herkes aynı bedensel ve zihinsel özelliklere sahip değildir. Ulaşılabilirlik sadece engellilerle ilgili değildir. Bu çok sınırlayıcı olur. Engellilerin yanında, geçici olarak engelli bulunanlar, yaşlılar, hamileler, bebek arabalılar, çocuklar, yük taşıyanlar, iri ve şişman kişiler, çok uzun ve çok kısa boylu kişilerin hepsi engellerle dolu çevrede hareketlerinin kısıtlanmasına maruz kalırlar. Bu gruplarda yer alan kişiler “ hareket kısıtlılığına sahip bireyler” olarak tanımlanabilir. Dolayısıyla herkes, engellerle dolu bir çevreden her an etkilenebilir. Fiziksel düzenlemelerin yetersizliği nedeniyle bu kişiler güçlükle ya da yakınlarından yardım alarak hareket edebilir. Zamanla kelimenin tam anlamıyla çaresiz kalırlar. Yetersizliği olan kişilere uygun düzenlenmiş toplu taşıma araçları, bu kişilerin alışveriş yapmasına, işe gitmesine, arkadaşlarıyla görüşmesine imkân tanır.

Engel Gruplarının Yapılı Çevredeki Gereksinimleri

Zihinsel, görme, işitme ve konuşma ve ortopedik engeli bulunanların fiziksel çevrede gereksinimleri farklılıklar göstermektedir. Farklı engel grupları için fiziksel çevrede, farklı düzenlemeler gereklidir.

Ortopedik engelliler: Bu bireyler, sadece kol gücü ile veya elektrikle çalışan tekerlekli bir sandalye yardımıyla hareket edebilirler.

Görme engelliler: Bu bireyler ya çok zayıf bir görme kabiliyetine sahiptir ya da görüş alanları çok sınırlıdır. Sadece büyük kontrastları veya nesnelerin dış hatlarını algılayabilirler.

İşitme engelliler: Bu bireyler, işitme cihazları, görsel bilgiler veren cihazlar, ortak dinleme donanımları gibi yardımcı araçlara bağımlıdır.

Zihinsel engelliler: Zihinsel özrün çeşitli dereceleri vardır. Ağır düzeyde zihinsel engellilerle etkileşim kurmak ve normal kabul edilen sınırlarda davranması beklenmemelidir. Bu kişiler mutlaka bir refakatçiye ihtiyaç duyarlar.

İstihdam

İnsanların, çalışma hayatına girerken birtakım beklentileri bulunmaktadır. Başka insanlarla tanışmak, iş birliği kurmak, dayanışma sağlamak, sosyal statü, yararlı işler yapabilmenin verdiği duygu, aidiyet ve kimlik duygusunun gelişmesi ve gelir, bunların içinde yer alan beklentilerdir. Aynı beklentiler, engelliler için de büyük önem taşımakla birlikte, bunlara ek olarak kendi kendine yeterlilik duygusu yaşatması ve öz güven açısından da önemi büyüktür

Engelliler İçin Çalışmanın Önemi

En genel anlamıyla çalışma, yaşamın sürekliliğini sağlayan sosyal bir faaliyet olarak ifade edilebilir. Çalışma bireyin yaşam standartlarını sağlamakla beraber aynı zamanda kişinin sosyal ilişkilerine de katkıda bulunmaktadır. Çalışarak birey kendisini yeterli ve mutlu hissederek topluma katılım sağlayabilir.

Engelli İstihdam Sorunları

Genel olarak engellilerin istihdamı ile bağlantılı olarak yaşanan çeşitli sorunlar vardır. Bunları aşağıdaki baslıklar altında inceleyeceğiz:

Sistemli İş Analizi ve Meslek Tanımlamasının Yapılmaması

Ülkemizde, henüz engellileri de gözeten sistemli bir is analizi ve meslek tanımlaması çalışması yapılmamıştır. Bugün engellilerin, sahip oldukları engelden kaynaklanan özellikleri ve nitelikleri de dikkate alınarak, hangi işlerde çalışabilecekleri konusunda, elde ciddi bir araştırma ve çalışma bulunmamaktadır.

Eğitim ve Rehabilitasyon Hizmetlerinin Yetersizliği

Engellilerin istihdamını güçleştiren sayısız neden arasında eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerindeki yetersizlikler önemli bir yer tutmaktadır. Bugün ülkemizde ne yazık ki engelliler için yeterli sayıda eğitim ve rehabilitasyon (mesleki eğitim ve rehabilitasyon dâhil) merkezleri bulunmamaktadır.

İktisadi Yapının Uygun Olmayışı

İçinde bulunduğumuz iktisadi yapının, engellileri de içerecek bir şekilde düzenlenmemiş olması, işverenlerin engellileri çalıştırmak konusundaki çekingenlikleri ve ön yargıları da engellilerin istihdama katılmalarının önündeki engeller arasındadır.

İşverenin Beklentileri

İstihdam alanında yaşanan sorunlarda, işverenin fiziksel bütünlük beklentileri, eğitimsizlik, işverenlerin aradıkları niteliklere sahip olmama, yani niteliksiz is gücü durumunda olma, işverenlerin engellileri ise almada isteksiz olmaları, işverenlerin engelli bireylerle ilgili verimsiz ve ise yaramaz olduklarını düşünmeleri ve toplumun engellilerin sorunlarının hayırseverlikle çözülebileceğine inanmaları sayılmaktadır. Bazı işler vardır ki engelliler, bunları gerçekten diğer insanlardan daha iyi yapabilmektedir ve bunlar kanıtlanmıştır.

Toplumun Bilinçsizliği

Toplum bu konuda bilinçli değildir. Bu bilinç olmadığı için de özellikle işveren kesimi, “Acaba yapabilirler mi?” kaygısı içerisinde hareket etmektedir. İşe alınan engellinin o iş ortamında başarılı ve üretken olabilmesi için de iş yerinde bazı düzenlemeler yapılmalı, önlemler alınmalıdır. Bunlar yapılmadığı zaman da çalışan engellinin ise yaramadığı, üretken olamadığı gibi bir kanaatin oluşmasına neden olmaktadır. Sonuçta bu durum, henüz istihdam edilemeyen insanların önüne yeni engeller çıkarmaktadır.

İş Bulmada Yaşanan Sorunlar

Engellilerin yaşadıkları en önemli sorun is bulma ve is yaşamında karşılaştıkları sorunlardır. Ülkemizde hem kamu hem de özel sektör için %3 oranında engelli personel istihdam etmek zorunluluğu bulunmaktadır. Bu kurala aykırı davrananlara, çalıştırılmayan her engelli ve her ay için 750 TL cezası verileceğini hükme bağlanmıştır.

İşsizlik ve Çalışma Yaşamındaki Sorunlar

İşsizlik ve çalışma yaşamından kaynaklanan sorunlar, engellileri kuşatan sorunlar arasında, âdeta diğer sorunların da temeli konumunda olan, bir diğer söyleyişle doğrudan doğruya diğer sorunları doğuran ya da bu sorunların daha şiddetle yaşanmasına neden olacak etkilerde bulunan bir özelliğe sahiptir. Her insanın yapabileceği bir iş vardır ve engelliler de fiziksel ve ruhsal işlevlerinde bir bozulma ya da eksiklik olsa bile, onların bu niteliklerini dikkate alan uygun bir eğitim ve rehabilitasyondan geçirildikleri zaman çalışabilirler, üretime katılabilirler.

Rehabilitasyon

Rehabilitasyon ; Doğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle oluşan engeli ortadan kaldırmak veya engelliliğin etkilerini mümkün olan en az düzeye indirmek, engelliye yeniden fiziksel, zihinsel, psikolojik, ruhsal, sosyal, mesleki ve ekonomik yararlılık alanlarında başarabileceği en üst düzeyde yetenekler kazandırarak; evinde, işinde ve sosyal yaşamında kendine ve topluma yeterli olabilmesi ve engellinin toplum ile bütünleşmesi, ayrımcılığa karşı tüm tedbirlerin alınması amacıyla verilen koruyucu, tıbbi, mesleki, eğitsel, rekreasyonel ve psiko-sosyal hizmetler bütünüdür.

Eğitim

Eğitim, bireyin toplumsal yaşamda yer edinmesi için gerekli önemli bir faaliyettir. Bireylerin eğitim ihtiyaçlarını gidermek ise devletlerin başta gelen sorumlulukları arasında yer almaktadır. Bireylerin eğitim faaliyetlerinden eşit şekilde faydalanmalarını sağlamak için toplumdaki bütün grupların ihtiyaçlarının belirlenmesi ve bu gruplara yönelik eğitim sisteminin oluşturulması gereklidir. Engellilerin eğitimi engelli bireyin engel türüne uygun bilgi ve donanıma sahip özel eğitimciye, özel araç ve gerece, özel metot ve tekniğe, özel müfredata ve özel düzenlenmiş mekâna ihtiyaç duyulan “özel eğitim” alanını ilgilendirmektedir.

Engelli Eğitim Sorunları Engellilerin eğitim alanında yaşadıkları sorunlar aşağıdaki başlıklar altında incelenebilir.

Yetişmiş Uzman Personelin Yetersizliği

Engellilerin eğitiminde sorumluluk alacak meslek elemanlarının (özel eğitimci, rehber danışman, sosyal hizmet uzmanı) yeterli sayıda ve donanımda yetiştirilmeleri gerekir, öte yandan eğitim kurumlarının engellilerin de varlığını hesaba katacak fiziksel düzenlemelere sahip olması, bu kurumlara kolay ulaşım için gerekli önlemlerin alınması, engellilerin özel eğitimi için gerekli ders araç-gereçlerinin hazırlanması gibi konular engellilerin toplumla bütünleşmeleri önündeki ciddi engellerdir. Engellilerin engel durumlarını hesaba katacak özel ölçme değerlendirme yöntemlerinin geliştirilmesi gereklidir.

Engelli Çocukların Eğitimi

Eğitim sistemiyle ilgili temel sorunlar çoğunlukla özel eğitim gereksinimi olan çocuklara göre düzenlenmiş okul ve kurumların yetersizliği şeklinde algılanabilir. Ancak geçmişten bugüne engelli politikalarının seyrine baktığımızda bütün engel grupları için ayrı okul ve eğitim ortamı yaratmak, günümüz engellilik olgusu üzerine oluşturulan “engelliler ve toplumsal entegrasyon” düşüncesine ters düşmektedir.

Özel Eğitim Hizmetlerinin Yaygınlaştırılamaması

Özel eğitim hizmetlerinin tam olarak yaygınlaştırılamaması engelli bireylerin sosyal hayata uyumlarının önündeki bir diğer engeldir. Ülkemizde özel eğitim sürecinin temel mekanizmalarının okullardaki yaygınlığı tam olarak sağlanamamıştır. Özel eğitim sınıfları, kaynak oda, gezerek eğitim veren uzman öğretmen vb. unsurların sınırlı olması eğitim sürecini olumsuz etkilemektedir. Özel eğitim gerektiren engelli bireylerin, eğitsel yönlendirilmesinin yapıldığı resmî özel eğitim kurumlarına ulaşılabilirlikleri de sınırlıdır.

Engelli Çocuklara Okul Öncesi Verilen Eğitim Hizmetlerinin Yetersizliği

Engelliler de diğer bireyler gibi ilk, orta ve yükseköğrenim olanaklarından yararlanmaları öngörülmektedir. Zorunlu eğitim herkes gibi engellileri de kapsayacaktır. En çok ihmal edilen konulardan biri de engelli çocukların okul öncesi eğitimidir. Ayrıca yetişkin engelliler için örgün ve yaygın eğitim olanakları da son derece sınırlıdır. Bu nedenle öncelikle eğitim alt yapısının nitelik ve nicelik olarak geliştirilmesi ve engellilerin gereksinimlerini karşılayacak bir düzeye eriştirilmesi gerekir.

Engelliler eğitim sisteminin dışında kalıp eğitilemeyince, bu durum pek çok başka sorunu da beraberinde getirmektedir. İnsan yaşamında bazı sorunlar, bazı konular vardır ki gerek pek çok sorunun üretilmesinde ya da pek çok sorunun çözümünde âdeta bir anahtar rolü oynamaktadır. Eğitim de onlardan birisidir. O nedenle engellilerin eğitim sorunlarına gerekli önem ve ağırlık verilmelidir. Ülkemizde engellilerin % 97’sinin eğitim olanaklarından yoksun kaldığı ileri sürülmektedir. Bu da sorunun bizdeki boyutu hakkında yeterince fikir vermektedir. Bu eğitim oranıyla engellilerin sorunlarını çözmek, onları topluma kazandırmak, toplumla bütünleştirmek olanaklı değildir.