Ünite 3: Enformel Sektör/Ekonomi

Giriş

2. Dünya Savaşı sonrasında birçok az gelişmiş ülkenin modernleşmeye başlamasıyla, 1950’li ve 1960’lı yıllarda kalkınma politikaları yoluyla modern ekonomiye de geçmeleri beklenmiştir. Bu ülkelerde, küçük çaplı ticaret, geçimlik tarım, zanaat gibi alanların formel ekonomiye dönüşeceği düşünülmüştür. Tarımda makineleşme, nüfus artışı, kırsal yapının değişimi kente göçleri başlatmıştır. Ancak göç eden kesim formel sektörde iş bulmaktan yoksun kalmıştır. Kentlerde açığa çıkan işgücü bu süreçte enformel sektöre yönelmiştir. Enformel sektör, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin yapısal bir parçası olarak günümüzde de varlığını korumaktadır. 1980’lerden beri enformel sektör, önemli bir gelir kaynağına dönüşmüştür. Büyük işletmeler, işgücünü bir yandan kayıtlı, örgütlü, güvenceli olarak yani formel olarak istihdam ederken; diğer yandan sigortasız, güvencesiz, geçici ve örgütsüz olarak yani enformel biçimde de çalıştırabilmektedir. Enformel sektör kavramı tartışmalıdır. Formel sektör dışında kalan alanları kapsamakta, marjinal sektör, kayıt dışı ekonomi, yer altı ekonomisi, küçük üretim, kaçak istihdam ya da enformel ekonomi gibi kavramlarla da ifade edilebilmektedir.

Enformel Sektörü Açıklayan Kuramsal Yaklaşımlar

Enformel sektör kuramsal bakımdan üç yaklaşım etrafında ele alınabilmektedir. Bunlar:

  • Düalist (İkili) Okul
  • Yapısalcı (Bağımlılık) yaklaşım
  • Legalist Okul

Düalist okul; toplumda ve ekonomide aynı anda var olan, farklı yapılara dikkat çeker. Örneğin; bir toplumda, hem modern, hem de geleneksel kesim olabilir. Ancak modern kesimin gelişmesiyle geleneksel kesimin küçüleceği varsayılır. Modernleşme kuramı da düalist bakış açısına sahiptir. Düalist okulun temsilcilerinden Geertz, Endonezya’da Modjokuta kasabasındaki çalışmasına dayanarak, ekonomik yapıyı, geleneksel ve modern şeklinde ikili bir yapıda ele alır. Kasabanın ekonomik yapısını;

  • Pazaryeri ekonomisi ve
  • Firma ekonomisi kavramlarıyla açıklar.

Pazaryeri ekonomisi, ekonominin geleneksel yapısını temsil eder. Küçük çaplı ticaret, zanaat, küçük tarım üretimi pazaryeri ekonomisinin temel alanlarıdır. Küçük girişimciler, yükselme hamle yapma gibi bir zihniyete sahip değildir. faaliyetler ciddi bir yatırım ve başlangıç sermayesi gerektirmez bu yüzden herkes kolaylıkla bu alana girebilir.

Firma ekonomisi ise modern işletmeleri temsil eder. Pazar yeri ekonomisinde, ürün fiyatı pazarlık temelinde oluşur. Sürekli ve düzenli müşteri tutma çabası yoktur. Ticaret malları taşınabilecek nitelikte olup, kapsamlı bir ticaret yoktur. Küçük girişimciler risk almazlar ve olası riskler dağıtılır. Küçük girişimciler, atılım yapma, yükselme zihniyetine sahip değildir. Kazancın iflas edilerek kaybedilme olasılığı yüksektir. Çoğu kez aynı işe sıfırdan başlanabilir. Geertz, bu ekonominin, büyük yatırım ve yüksek sermaye gerektirmediği için herkesin bu alana girmesinin kolay olduğunu belirtir. Bu yüzden çok sayıda girişimciyle karşılaşılabilir. Girişimci sayısının fazlalığı ve iç rekabetin yoğunlaşması kar olanaklarını zayıflatır. Kurumsallaşmaya yönelik çabaya rastlanmaz. Firma ekonomisi, örgütlü bir yapıdır. Firma ekonomisinde;

  • Sabit bir işyeri,
  • Gün boyu düzenli çalışma,
  • Fiyatların önceden belirlenmesi,
  • Etiket fiyatına göre satışın yapılması,
  • Kararlı bir müşteri oluşturma girişimi,
  • Süslü vitrinler,
  • Gelişmiş iç dekorasyon,
  • Modern eşya alım-satımı gibi özellikler dikkat çeker.

Geertz, pazaryeri ekonomisi ve firma ekonomisinin aynı toplum içinde yan yana var olduğunu belirtir. Bunlardan birinin varlığı diğerinin varlığını tehdit eder. Pazar yeri ekonomisi istihdam bakımından sınırlı kapasiteye sahiptir ve modern ekonominin gelişimini olumsuz etkiler. Gelişmekte olan ülkelerde ortaya çıkan geleneksel yapıların ortadan kalkması modern kesimin gelişmesine bağlıdır.

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün çalışmalarıyla (ILO) enformel kesim üzerindeki araştırmalar derinleşmiştir. ILO’nun (1972) Kenya Raporu’nda enformel kesim, formel kesimle karşılaştırılmıştır. Rapora göre; enformel sektöre yatırım için başlangıç sermayesi düşüktür ve haliyle yatırım yapmak kolaydır. Enformel sektörde yerli yerel kaynak kullanımı daha çok görülür. Oysa formel sektörde ithal teknoloji kullanılır. Enformel sektörde aile emeği ve aile mülkiyeti hâkim olup emek yoğun işletmeler kullanılır. Formel kesim ise sermaye yoğun alanlardır. Enformel sektörde çalışanlar bilgi ve beceriyi formel eğitim kurumları dışından edinir. Enformel sektör ve formel sektörde tekelci müdahaleye rastlanmaz ancak rekabet egemendir. ILO Raporu’na göre gelişmekte olan ülkelerde işsizlik sorunu yoktur. Ancak enformel sektörde boğaz tokluğuna ve zor şartlarda çalışma sorunu vardır. Rapora göre kentlerdeki işsizler ve gizli işsizler aslında çalışan yoksullardır. 1970’lerde ILO; enformel sektörün, büyümeye katkısı konusunda, hem iyimser hem de karamsardır. Bu sektörün hızla büyümesi bakımından ILO iyimserdir ancak bu sektöre yönelik devletin tavrının belirsizliği konusunda karamsardır. ILO Enformel kesimin devlet desteği almadan istihdam sağladığını, devlet desteğiyle bu kesimin sağlıklı gelişebileceğini belirtir. Bu da gelir dağılımı adaletsizliği ve yoksulluğu zayıflatabilir. Formel sektördeki istihdam artışı üretim kaynaklı değildir dolayısıyla milli geliri düşürmektedir. Enformel sektöre devlet yardımı emek yoğun ekonomiyi dolayısıyla ekonomik büyümeyi sağlayacaktır. 1990’larda ILO’ya göre enformel sektör yoksullar için bir geçim stratejisi olarak değerlendirilmekle birlikte enformel sektör, formel sektörden tamamen ayrı, zıt ve farklı bir yapı olmaktan çok gri bir alan olarak görülür.

Keith Hart, enformel sektör kavramının isim babasıdır. Enformel sektörü kendi hesabına, istikrarsız, düzensiz, güvencesiz, maaş veya ücret karşılığında çalışma biçimi olarak tanımlar. Formel sektörde ise istihdam sürekli, düzenli ve güvencelidir. Hart, aslında gelişmekte olan ülkelerde işsizliğin resmi istatistikte belirtilen rakamların daha da altında olduğunu düşünür. Nüfusun bir kısmı enformel sektörde çalışır. Bu kesimin en önemli sorunu düşük ücretlerle ve ağır koşullarda çalışma yani yoksulluktur. Hart ILO gibi hem iyimser hem de kötümserdir. Enformel sektörle ilişkili yoksulluğa dikkat çekmekte ancak bu sektörün gelir kazandırma potansiyelini de belirtmektedir. Enformel sektörün ulusal ekonomiye önemli katkı yaptığını, modern kesimin sorunlarını hafiflettiğini, kent nüfusunun bazı temel ihtiyaçlarını karşıladığını savunur.

John Weeks, formel sektörü örgütlü kesim, enformel sektörü örgütsüz kesim olarak tanımlar. Weeks’e göre, enformel kesim devlet desteğinden yoksun ve imtiyazsızdır. Formel kesim ise kredilerden faydalanabilmekte, vergiden bazen muaf olabilmekte, devlet tarafından desteklenebilmektedir. Enformel kesim, ekonomik kalkınma potansiyeli taşır. Bu kesim, yerli kaynakları kullanarak kent nüfusunun ihtiyacını karşılar. Yabancı sermaye yatırım malları sanayisi konusunda isteksiz olduğu halde enformel sektör bu anlamda yaralı olabilir. Bu sektör emek yoğun sektörlerde istihdamın artışına katkı sağlar.

ILO, Hart ve Weeks enformel kesimin geleceğine yönelik olumlu beklentiye sahip ve ekonomiye katkısını ise devletin tutumuna bağlarlar. Ancak böyle bir yaklaşıma yönelik çeşitli eleştiriler vardır.

  • Birincisi , enformel sektör piyasa gibi tekelci yapıdan bağımsız değildir. Küçük girişimcilerin fazlalığı rekabeti arttırmakta ve kar oranlarını azaltmakta dolayısıyla tasarrufu ve kapitalistleşmeyi zorlaştırmaktadır.
  • İkincisi, küçük girişimcilerin teknolojileri geri, verimliliği az, rekabet güçleri zayıftır. Varlıklarını çalışma sürelerini uzatarak ve emek yoğunluğunu arttırarak korurlar. Fiyat üzerinde denetimleri yoktur, hammadde fiyat artışı ve olumsuz pazarlama ile mücadele halindedir. Dolayısıyla kapitalistleşemezler.
  • Üçüncüsü, ekonomik gelişmelerinin önünde krediden yoksunluk durumu söz konusudur.

Yapısalcı okul (bağımlılık teorisi); düalist okulun eleştiren bir yaklaşım sergiler. Temel varsayımlarından;

  • Birincisi, 2. Dünya Savaşı sonrası 3. Dünya kentlerinin özelliği haline gelen enformel sektör, o ülkelerdeki kapitalist ilişkilerin ürünüdür.
  • İkincisi , enformel sektör kapitalist üretim ilişkilerinin dışında bir form ve yapı değildir.
  • Üçüncüsü , enformel sektör kapitalist sistemin parçasıdır varlığını sürdürmesi kapitalist siteme bağlıdır.

Sonuçta üçüncü dünya ülkelerinde düalist yapıdan söz etmek doğru değildir. Aksine enformel sektörün yarattığı artı değere kapitalizm el koymaktadır. Bağımlılık teorisine göre enformel sektör, kapitalist siteme bağımlıdır, kapitalizmin varlığı için kaçınılmaz bir yapıdır. Enformel sektör, kapitalist sistemle beş temel noktadan bağlantılıdır; geri, ileri, fason, gelir ve tüketim sübvansiyonu bağlantıları.

Geri bağlantı, formel kesimin ürünlerinin enformel sektörce hammadde veya ara malı girdisi olarak kullanılmasıdır. Küçük bir pastanenin unu büyük şirketlerden temin etmesi gibi.Geri bağlantı;

  • İlk olarak, enformel kesimin formel kesimin ürettiği ürünler için pazar haline dönüşmesini ifade eder.
  • İkincisi, pazar haline gelmeyle birlikte iç piyasanın gelişimine katkıda bulunur.
  • Üçüncüsü, geri bağlantının olduğu ülkelerde yerel düzeyde kapalı ekonomi, geleneksel zanaatkârlık ortadan kalkar.
  • Dördüncüsü, geri bağlantı enformel kesimin teknolojik düzeyde geliştiğini gösterir, artık daha fazla fabrika girdisi kullanılır.
  • Son olarak, enformel kesimin modern aletleri ve standart hammaddeleri kullanması emek verimliliğini olumlu etkiler.

İleri Bağlantı, enformel kesimin ürettiği ürünlerin formel kesimce kullanılmasıdır. Köylünün yetiştirdiği tütünü, büyük şirketlerin kullanması gibi. Fason bağlantı, işletmenin maliyeti azaltmak için işin bir kısmını ya da tamamını başka firmaya yaptırmasıdır. Fason bağlantı; küçük, orta ve büyük ölçekli işletmeler arasında gerçekleşir. Ancak fason bağlantıda, büyük işletme yatırım masraflarından tasarruf ederek daha fazla kazanır.

Fason bağlantıda birinci olarak, büyük firma ek bina ve sermaye harcamalarından vazgeçer. Çünkü işi başkasına yaptırır. Üretim yerine pazarlamaya ağırlık verir ya da üretim araçlarını yeniler aslında karlılığını azaltabilecek riskten de kaçınmış olur.

Fason bağlantı ikinci olarak, işgücü maliyetlerini aşağıya çeker. Çünkü büyük firmanın fason bağlantıya geçtiği küçük işletmeler çoğunlukla aile emeği veya örgütleşmemiş, sigortasız işgücü kullanır. Büyük firma bu durumdan faydalanır.

Gelir bağlantısı, haneye gelen gelirin yetmediği durumlarda aile üyelerinin biri ya da birkaçının enformel sektörde çalışarak katkı yapmasıdır. Örneğin evin erkeği formel bir sektörde çalışmakta ancak geliri yeterli olmamakta bu durumda evde ki kadın ya da çocuklardan birinin ya da birkaçının enformel sektörde çalışması durumu gelir bağlantısını ifade eder.

Tüketim bağlantısı, düşük gelirli ve yoksul hanelerin geçimleri için gerekli mal ve hizmetleri yani tüketim ihtiyaçlarını enformel kesimden karşılamasıdır. Kapitalist sistem sermaye birikimini çoğaltmak için tüketim bağlantısıyla enformel kesimden faydalanır. Büyük firmalar daha çok orta ve üst kesimlerin ihtiyaçlarına yönelik mal üretmektedir. Gelirleri düşük olanlar ise ihtiyaçlarını enformel kesim aracılığıyla karşılar.

Özetle yapısal okula göre enformel sektör üretim girdilerinin emek maliyetlerinin düşürülmesine hizmet eder. Enformel sektör büyük kapitalist firmaların lehine hizmet eden bir yapıdır. Düalistlerin tersine, yapısal okul; toplumda farklı üretim biçimlerinin birbirinden ayrılmaz, şekilde bağımlılık ilişkisi içinde olduklarını vurgular. Yapısal okula göre enformel sektör; kapitalist işletmelerin maliyetlerini azaltarak kar oranlarını yükseltir, kapitalist firmaların ucuz işgücünden faydalanmasını sağlar, işçi ücretlerinin düşmesini kolaylaştırır. Enformel sektör, aynı zamanda düşük gelirliler için ucuz mal ve hizmet üreten bir alandır.

Legalist okul; enformel sektördeki girişimcilerin davranışları ve özellikleri üzerinde durur. Enformel sektör, küçük girişimcileri kapsar ve devletin zayıflığından kaynaklanır. Zayıf devletin kanun ve düzenlemeleri vatandaşları üzerine uygulayacakları güçten yoksun olması anlamına gelir. Legalist okul, Hermando de Soto’nun düşünceleriyle 1980’li ve 90’lı yıllarda yaygınlaşır. Küçük girişimciler maliyeti azaltmak için resmi kayıtlardan kaçınırlar ve kendilerini enformel olarak düzenlerler. Soto’nun görüşleri IMF ve Dünya Bankası gibi kurumlarca önemsenir. Bu görüşe göre enformel sektör, yoksulların ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kalan devlete karşı yaratıcı bir cevap verir. Soto, insanların ekonomik süreçlerde karşılaştığı engelleri şöyle sıralar:

  • Bürokratik işlerin karmaşıklığı,
  • Mülkiyet haklarının eksikliği,
  • Finans ve teknoloji gibi üretim kaynaklarına ulaşmadaki güçlükler.

İnsanlar bu sebeplerden dolayı geçimlerinin enformel sektörlerde ararlar. Yoksullar için yaratılmayan fırsatlar enformel sektörce sunulur. Sonuçta enformel sektör, legalist okul tarafından formel ekonomiye paralele bir yapı olarak gelişir. Enformel sektörün devletin zayıf aygıtlarından kurtulması gerektiğini önerir. Dünya Bankası ve IMF de bunu destekler.

Enformel Sektörün/Ekonominin Temel Özellikleri

1993 yılında 15. Uluslararası Çalışma İstatistikçileri Konferansında enformel sektör yeni bir biçimde, üretim birimi veya işletme düzeyinde tanımlanarak, mal ve hizmet üreticisi birimler olarak ele alınır. Son yıllarda, enformel ekonomi, kavramı da enformel sektör yerine kullanılmaktadır. Enformel ekonomide temel vurgu işletmeden çok istihdam biçimindedir. Enformel ekonomi kavramı sosyal koruma ve formel sözleşme dışında kalan tüm istihdam biçimlerini kapsar. Kısacası enformel ekonomi, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki enformelleşme sürecini, hem işletmeler hem istihdam biçimleri, ve hem de çalışma ilişkileri açısından bir bütün olarak içerir ve çalışan yoksullar da bu kavramsal çerçeve içerisinde yer alır. Enformel istihdam biçimleri ekonomik birime ve istihdamın statüsüne göre şöyle tanımlanır.

  1. Enformel işletmelerdeki enformel istihdam: Buradaki işletmeler kayıtsız ve anonim şirket olmamış firmalardır. Bunlar içerisinde; enformel işletmelerin işverenleri, işçileri, bağımsız çalışanları, ücretli aile çalışanları yer alır.
  2. Enformel işletmeler dışındaki enformel istihdam: burada sözü edilen, formel işletmeler ve hane halkları için çalışanlar veya belirli bir işvereni olmayanlardır. Buralarda; düzenli sözleşme olmadan evde çalışanlar, belirli işvereni olmaksızın gündelikçi olarak rastlantısal çalışanlar, özel büro aracılığıyla geçici çalışanlar, belli bir işveren için kısmi süreli çalışanlar, formel ve enformel sektör için endüstride işletme dışında çalışanlar, kayıtsız ve bildirilmemiş çalışanlar yer alır.

Sonuçta, enformelleşme istihdamın statüsü bağlamında ister ücretli, ister bağımsız çalışma biçiminde olsun yasa ve düzenlemelerle tanınmamış korunmayan, ücret karşılığı yapılan çalışmaları ve ücretsiz çalışmaları kapsar.

Enformel ekonomi kavramının temel özellikleri:

  1. Önemi ve kalıcılığı: Enformel ekonomi, büyümeye devam ederek kalıcı hale gelir. Eskiden geçici olacağı düşünülen enformel ekonomi modern kapitalist gelişmenin bir parçası haline gelmiştir. Küresel büyüme ve bütünleşme ile ilişkili ve küresel ekonominin temel unsurlarından biridir.
  2. Ekonomik ilişkilerin bir bütün olarak aralıksız devamlılığı: Düalist okulun iddia ettiğinin aksine formel ve enformel sektör kopuk veya ayrık değildir. Bu iki sektör iç içe geçmiş, bütünleşmiştir. Önceleri kendi hesabına formel olarak terzilik yapan biri artık evde, enformel olarak parça başı iş yapıp formel ekonominin devamlılığına hizmet edebilmektedir. İşletme düzeyinde formel ve enformel ekonomi arasında dinamik bir ilişki mevcuttur. Enformel işletmelerin çoğu formel işletmelerle işbirliği yapmaktadır. Formel işletmeler enformel şartlar altında ücretli işçi çalıştırabilmektedir. Alt sözleşmeye dayalı biçimde, ev işçileri de istihdam edilebilmektedir.
  3. Farklı kesimlere (bölümlere) ayrılması: Enformel ekonomi işletme ve istihdam türü açısından homojen olmayarak çok çeşitli işletmeleri ve istihdam biçimlerini içerebilir. Enformel ekonomi, parça başı iş yapanları, kendi hesabına iş yapanları, ücretsiz aile işçileri gibi geniş yelpazeyi içerir ve toplumsal cinsiyet açısından da farklılaşır.
  4. Legal ve yarı legalliği: İlk olarak; ekonomide illegal süreçler ile illegal mal ve hizmet üretimini ayırmak gerekir. Enformel ekonomide üretim ve iş düzenlenmesi yarı legal veya illegal olmasına rağmen enformel çalışanları ve işletmeleri legal mal ve hizmet üretiminde ve dağıtımında bulunur. İkinci olarak enformel ekonomi faaliyetlerinin çoğu vergi dilimine girecek kadar gelir veya üretim çıktısı elde edemez. Bir diğer konu ise vergi yükümlülüğünden kaçmak için formel ve enformel firmalarda kayıtsız işçi çalıştırılmasıdır. Enformel ekonomide iş kuranların ve çalışanların en önemli yoksunlukları; iş güvenliği, sosyal koruma, sendikal örgütlenme ve sosyal haklardır. Formel sektöre göre yoksulluk riskiyle daha fazla karşı karşıyadırlar.

Enformel ekonomiye eski bakış ile yeni bakış arasında çeşitli farklılıklar bulunmaktadır (S:83, Tablo 3.1).

Enformel Ekonominin Varlık Nedenleri

Azgelişmiş ülkelerde, enformel sektörün ortaya çıkmasına etkili olan temel faktörlerden:

  • Birincisi; bu ülkelerin demografik ve sosyoekonomik durumuyla ilgilidir. Kırdan kente göç ile kentsel işgücü açığa çıkar. Formel sektör bu işgücünü çekemez ve istihdam edemez. Böylece kendi hesabına çalışma ve küçük işletmeler yaygınlaşır.
  • İkincisi; azgelişmiş ülkelerdeki yasal düzenlemelerin katılığı enformel ekonominin varlığını devam ettirmesinde etkili olur.

Enformel sektörün tanımlanması ve sınıflandırılmasında ortak görüş yakalanamazsa da varlığıyla/oluşmasıyla ilgili kabul gören nedenler şöyle sıralanabilir:

  • 1970’lerde yapısal krizi aşmak için geliştirilen düzenlemelerin bir kısmı enformel sektör üzerinden sağlanır.
  • Kamu sektöründe istihdamın sınırlandırılması, enformel sektörde yığılmaya neden olur.
  • Formel ekonomi geliştikçe enformel sektöre yönelik talep artar ve bu sektördeki iş olanakları artar.
  • Formel sektörde düşük gelir yerine enformel sektörde düzensiz ama yüksek kazanç tercih edilebilir.
  • Giyim, mobilya, inşaat gibi rekabete açık ve dalgalanma gösteren sektörleri için enformel sektör önem taşır.
  • Formel sektörün mal ve hizmet sunumundaki yetersizlikler durumunda enformel sektör önem kazanabilir.
  • Firmalar, sendikaların güçlenmesine karşı enformel sektöre kayabilmektedir.

Günümüzde gelişmekte olan ülkelerde enformel ekonominin yaygınlaşmasında etkili olan temel nedenlerden biri, küreselleşmeyle bağlantılı yapısal uyum politikaları ve ihracata dayalı sanayileşme modelidir. Azgelişmiş ülkelerin firmaları küresel pazarın rekabet koşullarıyla mücadele etmek durumundadır. Bu da firmaları fason/taşeron ilişkilere sürükleyebilmektedir. İşgücü maliyetleri aşağıya çekilebilmektedir. 1980 sonrasında refah devletinin emeği koruyan düzenlemeleri maliyeti arttıran unsurlar olarak görülmüştür. Yapısal uyum politikalarıyla, istihdam, gelir, sosyal güvenlik, örgütlenme, toplu pazarlık güvencelerinde değişikliğe gidilmiştir. Bu süreç işgücü piyasalarının kuralsızlaştırılması olarak ifade edilmektedir. Bu süreçte sosyal güvenlik sistemleri ciddi sorunlarla karşılaşmıştır. Dünya nüfusunun yarıdan fazlası sosyal güvenceye sahip değildir. Sosyal güvenlik kapsamındakilerin önemli kısmı ise sınırlı düzeyde riske karşı korunmaktadır. Formel sektör dışında kalanlar ise sosyal güvenliğe katılmakta zorlanır.

Türkiye’de Enformel Sektörün Gelişimi

Türkiye’de enformel sektörün oluşumu 1945’e dayanır. Bu yıllarda kente göç edip sanayi ve hizmet sektöründe iş bulamayanlar sokak satıcılığı ve hamallık gibi marjinal sektörlerde çalışmışlardır. Bu dönemde enformel yerine marjinal ifadesi kullanılmıştır. 1950’lerde Türkiye ekonomisi dünya pazarına tarım üzerinden eklemlenmeye başlamıştır. Kentlere göç hızla devam etmiş, göç edenler 1950-60 dönemi liberal kalkınma modelinde oluşan örgütlü sektörlerin dışında küçük çaplı ticaret ve hizmet işlerinde istihdam olanakları bulabilmiştir. Bu dönemde göçmenler yaygın biçimde inşa ettikleri gecekondularda yaşamaya başlamışlardır. İş ve konut, enformel kanallarla elde edilmiştir. Bu yıllarda tarım ürün fiyatlarının düşmesi Türkiye’yi dar boğaza sokmuştur. 1960-80 arası yeni bir ekonomik kalkınma modeli olarak ithal ikameci sanayileşme modeli benimseniştir. Bu model kentlerde enformel sektörü büyütmüştür. Bu model iç piyasada talebin arttırılmasını ve bu talebe yönelik arz pazarının oluşmasını sağlamaya çalışır.

İthal İkameci model; enformel sektör aracılığıyla ucuz işgücü sağlamıştır. Kente göçen işgücü sayesinde talep yoğunlaşmış ve sürekli hale gelmiştir. Kent göçmenleri ulaşamadığı malları kendi olanaklarıyla üretmeye çalışmıştır. Yeni üretim alanlarında, ithal teknoloji ve makine kullanan formel sektöre tamir-bakım-yedek parça desteği sağlanmıştır. Sonuçta kente göç edip formel sektörde istihdam edilemeyen kesim enformel sektör ile gelir elde etmiştir. Bu kesim ekonomiye, üretim ve tüketim düzeyinde katkı sağlamıştır.

1980 sonrasında ithal ikameci modelden vazgeçilmiş, ihracata yönelik liberal bir model geliştirilmiştir. Bu durum eme pazarını da etkilemiştir. Bu süreçte formel kesimin bir kısmı üretimi küçük işletmelere devretmiştir. Günümüzde ise kapıcılık, pazarcılık, inşaat işçiliğine girebilmek dahi kolay değildir. Bu alanlarda hem formel hem de enformel kontrol mekanizmaları güçlenmiştir. Enformel kontrolün referans noktası hemşeri kimliği, hısım-akraba ilişkileri ve gruplarıdır. Kentte daha uzun kalanlar enformel iş olanaklarına daha kolay ulaşabilmekte ve katmanlaşan enformelleşme sürecinin üst katmanlarında yer almaktadır. Katmanlaşmanın altındakiler düzensiz ve geçici işlerde çalışmaktadır. Formel kesimde enformel kesimle doğrudan bağlantılıdır. Evlere iş verilebilmekte, evde kadın emeğinden ucuz biçimde faydalanılmaktadır. Formel sektörde de sözleşmeli ve geçici işçi çalıştırılabilmektedir. 1980 sonrasında enformelleşme süreçleri yaygınlaşmış ve güçlenmiştir.