Ünite 1: Endüstri İlişkilerinin Kavramsal Çerçevesi

Endüstri İlişkileri Kavramı

Sanayi Devrimi ile işgücü içinde geniş bir işçi ve işveren kesimi oluşmuştur. Endüstri ilişkileri deyimi bu 2’li ilişkiyi tanımlamaktadır. Bu deyim farklı kaynaklarda mesleksel ilişkiler, eşit yanlı ilişkiler, toplu ilişkiler, iş ilişkileri, çalışma ilişkileri, sendikal ilişkiler, emeksermaye ilişkileri olarak da adlandırılmaktadır. Bu terimler arasında endüstri ilişkilerinin yerine en yaygın olarak kullanılanı çalışma ilişkileridir.

Endüstri ilişkileri kavramı Sanayi Devrimi’nin neden olduğu gelişmelere bağlı olarak ortaya çıkmakla birlikte, ilk kez 1912’de ABD’de Kongre’nin çalışma hayatıyla ilgili kurduğu bir komisyonun adı olarak kullanılmıştır. Endüstri ilişkileri , çalışmadan doğan ilişkilerin düzenlenmesini, aktörlerini ve bunlar arasındaki çatışmacı ve barışçı etkileşim ve eylem biçimlerinin incelenmesini konu alan bir bilim dalıdır.

Endüstri ilişkileri imalat sektöründe sendikalı olarak çalışan mavi yakalı işçileri kapsamaktadır. Çalışma ilişkileri ise genellikle ticaret ve hizmet sektöründe çalışan beyaz yakalı işçilerin sayısının artmasıyla birlikte daha çok kullanılmaya başlanmıştır.

Endüstri ilişkileri, yalnızca endüstri sektöründe çalışanların çalışma koşullarını inceleyen “dar anlamda endüstri ilişkileri” ve tüm ücretli çalışanların çalışma şartlarını inceleyen “geniş anlamda endüstri ilişkileri” olarak 2’ye ayrılmaktadır.

Endüstri ilişkilerini tanımlamayı sağlayacak unsurlar aşağıdaki gibi sıralanabilir. Bunlar;

  • Çalışanlar ile işverenler arasında çalışmadan kaynaklanan bir ilişkinin var olması
  • Taraflar arasındaki ilişkinin üretim sonucu elde edilen artığın ücret ve kar olarak paylaşımını içermesi
  • Çalışma koşul ve kurallarının karşılıklı belirlenmesini konu edinmesi
  • Tüm ilişkilerin kurumsallaşmış olması
  • Çözüm yollarının çatışmacı ve barışçı süreçleri içermesi

Endüstri İlişkilerinin Konusu

Endüstri ilişkileri, kurumsallaşmış ilişkiler çerçevesinde ele alındığında, ele aldığı konu başlıkları aşağıdaki gibi gruplanabilir. Bunlar;

  • İşçi-işveren ilişkilerini düzenleyen sosyoekonomik düzen
  • Sendikaların özellikleri
  • Sendikaların taktik ve stratejileri
  • Toplu pazarlığın yapısı
  • Devlet kontrolünün çerçevesi

Bu maddelere ek olarak işyerinde meydana gelen ve çalışma yaşamından kaynaklanan sorunlar, sendikaların ve işyeri yönetimlerinin giderek daha fazla duyarlılık göstermesi nedeniyle artık endüstri ilişkilerinin inceleme ve araştırma alanına girmektedir. Örneğin sendikaların örgütlü olmadığı işletmelerde işçi- işveren ilişkileri yönetime katılma gibi mekanizmalarla düzenlenmekte ve bu nedenle endüstri ilişkilerinin kural koyma süreçlerine bu tür uygulamalar da dâhil etmektedir.

Endüstri İlişkilerinin Aktörleri

Endüstri ilişkilerinin aktörleri;

  • İşçiler ve sendikaları
  • İşverenler ve sendikaları
  • Devlet

Şeklinde sıralanmaktadır.
Burada en temel aktör işçilerdir. İşçileri verimlilik ve iş gücü maliyetleri açısından işvereni etkilerken, istekleri ile de sendikaları şekillendirmektedir. Sendikalar ise örgütledikleri işgücünün temsilcisi olarak gerek toplu pazarlıklar yoluyla, gerek yasama organını kullanarak işveren ve devletle birlikte çalışma koşullarının belirlenmesinde söz sahibi olmaktadır.

Endüstri ilişkileri aktörü olarak işveren, çalışma koşullarının oluşmasında işçi sendikalarıyla pazarlık yapan, çalışma hayatına yönelik yasal düzenlemelerin hazırlanmasında devlete baskı yaparak kendi çıkarını gerçekleştirmeye çalışan kişidir. İşverenler tek başına endüstri ilişkilerine taraf olabildikleri gibi, sendikaları aracılığıyla da sistemde rol oynayabilmektedirler. Ancak işçilere göre daha geç örgütlenen işverenlerin sendikalaşma oranı da işçilere göre çok düşüktür.

Devletin çalışma yaşamındaki en temel rolü çalışma yaşamını düzenlemeye yönelik yasal çerçeveyi hazırlamasıdır. Devletin endüstri ilişkilerindeki rolü farklı açılardan değerlendirilmekte ve birden fazla tanım yapılabilmektedir.

Endüstri İlişkilerinin Diğer Bilim Dallarıyla İlişkisi

Sendikalar üyelerinin çıkarlarını ulusal düzeyde politik faaliyetlerle, işletme düzeyinde ise toplu pazarlık mekanizmasını kullanarak korumaya çalışmaktadırlar. Faaliyet bazında işveren, sendika ve devlet üçgeninde her bir ögenin gerçekleştirdiği işler bir tablo yardımıyla özetlenebilir (bkz. Tablo 1.1. sy.7).

Endüstri ilişkileri bu faaliyetleri gerçekleştirirken çok çeşitli bilim dallarıyla ilişki içerisindedir. Çok disiplinlilik, 2 veya daha çok disiplinin uzmanlarına başvurulmasını kapsamaktadır.

Disiplinlerarası nitelik, nitelik ise bilgi ve araştırmanın bütünleştirilmesini gerektirmektedir. Endüstri ilişkilerinin çok disiplinli mi yoksa disiplinlerarası mı olduğu ise tartışmalı bir konudur. Endüstri ilişkileri;

  • Tarih
  • Sosyoloji
  • Psikoloji
  • Sosyal politika
  • Çalışma ekonomisi
  • İnsan kaynakları yönetimi
  • Hukuk
  • Siyaset bilimi

gibi bir çok disiplin ile etkileşim halindedir. Endüstri ilişkileri;

  • Toplu pazarlık
  • Toplu pazarlığın yönetimi
  • Uyuşmazlıkların çözümü
  • Ücretlerin belirlenmesi
  • İşçi ve işveren sendikaları
  • Devletin çalışma hayatındaki yeri

gibi pek çok konuya çözüm arayan tek bilim dalıdır. Endüstri ilişkilerinin etkileşimde bulunduğu disiplinlerden en çok ilişki içerisinde olup benzer konuları daha çok işleyen disiplinler ise;

  • Sosyal politika
  • Çalışma ekonomisi
  • İnsan kaynakları yönetimi

olarak sıralanabilir. Burada;

Çalışma ekonomisi;

  • İşgücü arzı ve talebinin yapısı
  • Ücretler ve enflasyon arasındaki ilişkiler
  • İşgücünün diğer üretim faktörleriyle olan ilişkileri
  • Sendikaların ve toplu pazarlık sisteminin ücretler ve istihdam düzeyi gibi ekonomik faktörlere olan etkisi

vb. konuları incelemektedir.

Sosyal politika; en genel anlamıyla, toplumun ekonomik yönden güçsüz, bağımlı çalışan ve özel olarak korunması gereken kesimlerinin toplumsal yaşam içinde ve iş ilişkileri ile çalışma yaşamında korunmasına yönelik kamusal politikaları konu olarak ele alıp inceleyen bir bilim dalıdır. Endüstri ilişkileri ile sosyal politika sınırlı bir alanda kesişmekte olup, sosyal politika endüstri ilişkileri açısından bir araç görevi görmektedir.

İnsan kaynakları yönetimi; bir işletmede rekabetçi üstünlükler sağlamak amacıyla gerekli insan kaynağının sağlanması, istihdamı ve geliştirilmesi ile ilgili politika oluşturma, planlama, örgütleme, yönlendirme ve denetleme faaliyetlerini içeren bir disiplindir. Endüstri ilişkileri ücret ve çalışma koşullarının sendikaların da içinde bulunduğu toplu pazarlık gibi ikili ve üçlü mekanizmalarla belirlenmesi gerektiğini ileri sürerken insan kaynakları yönetimi işletmede verimliliği arttırmanın yolu olarak sendikaların devre dışı kaldığı ve işletme ile çalışanlar arasında direkt ilişkilerin kurulabildiği bireysel ilişkileri ön plana çıkarmaktadır.

Endüstri İlişkilerinin Çevresi

Endüstri ilişkileri çevresi;

  • Ekonomik
  • Sosyal
  • Politik

olmak üzere 3 ana çevreden oluşmaktadır. Endüstri ilişkileri, bu 3 ana çevreden ekonomik çevreyle pazar, teknoloji ve istihdam bağlamında, sosyal çevreyle eğitim, sınıf ve varlık, politik çevreyle ise yasalar, devlet ve partiler bağlamında ilişki içerisindedir.

Ekonomik çevre, pazar ve istihdam koşulları, gelir dağılımı, devletin ekonomik politikaları açısından endüstri ilişkileri sisteminin işleyişini etkilemektedir. Ekonomik faktörler bir yandan endüstri ilişkileri sisteminin kendisini doğrudan etkilerken diğer yandan endüstri ilişkilerini çevreleyen siyasal ve sosyal sistemleri de etkilemektedir. Örneğin, ekonomik büyümesi yavaşlayan ülkelerde sosyal politika uygulamaları kısıtlanmakta, devletin ekonomik ve toplumsal yaşamdaki rolü azalırken kamu harcamalarında ve kamu hizmetlerinde de kısıtlamalar olmaktadır.

Ekonomik çevre unsurlarından teknoloji kullanımının artması, işgücünün yapısını ve niteliğini değiştirmekte ve buna bağlı olarak yeni üretim ve yönetim teknikleri ortaya çıkmaktadır.

Endüstrileşme ve ekonomik gelişmeye paralel olarak aktif nüfus ve işgücü içinde ücretli çalışanların sayısı giderek artmaktadır.

Endüstri ilişkileri sistemi kutuplaşmış ve bütünleşmiş sistem olarak 2 şekilde incelenebilir. Kutuplaşmış endüstri ilişkileri sisteminde düşmanca tavırlı, eşitsiz, örgütlenememiş ve finansal durumu düşük bir yapı söz konusu iken, bütünleşmiş endüstri ilişkileri sisteminde ise uyuma yönelik, eşitçe, örgütlenebilen ve finansal durumu güçlü bir yapı söz konusudur.

Sosyal çevre, yani bir toplumun nüfus, sınıf ve kültürel yapısı ile eğitim sistemi endüstri ilişkileri sistemini de etkilemektedir. Öyle ki sendikalaşma ihtiyacı toplumdan topluma farklılık göstermektedir. Örneğin Avrupa Birliği ülkelerinde işçi sınıfının hak mücadelesi sonucu sendikalaşma güç kazanmış, Amerika’da ise bireysel çalışma ve kazanımların statü elde etmede yarar sağlaması kişileri çalışmaya teşvik etmiş, sendika oluşumu kabul görmemiştir.

Endüstri ilişkilerinin etkileyen en önemli sosyal çevre unsurlarından biri de sosyal diyalogdur. Ülkeler sosyal diyalogları yani bir anlamda “uzlaşma yetenekleri” çerçevesinde masa başında bir araya gelip belli sorunlara çözüm arayışına girmektedir. Başka bir tanımla sosyal diyalog, farklı çıkarları temsil eden tarafların ekonomik ve sosyal sorunların çözümü için bir araya gelerek gerçekleştirdikleri müzakere, danışma ve pazarlık süreçlerini kapsayan kurumsallaşmış ilişkilerdir.

Politik çevre , endüstri ilişkileri sisteminin temel kuralları içinde bulunduğu toplumun ideolojik yapısından geniş ölçüde etkilenmektedir.

Tek partili devlet sistemlerinde işletmelerin ve sendikaların amaçları, merkezi otorite tarafından belirlenmektedir. Bu kuruluşların başlıca fonksiyonları merkezi otoritenin belirlediği amaçları gerçekleştirmektir. Çok partiye dayanan ve seçimle değişebilen siyasi yönetimlerde ise, iktisadi baskı grupları, karmaşık bir çoğulcu toplum yapısı ortaya çıkarmıştır. Bunun sonucu olarak çoğulcu ülkelerde işverenlerin gücünü dengelemede ve çalışanların çıkarlarını temsil etmede sendikalar çok önemli rol oynamışlardır.

Gelişmekte olan ülkelerde tek partili rejimlerde sendikalar bağımsız olarak faaliyette bulunamamakta, devletin otoriter bünyesinin bir aracı hâline gelmektedirler. Sosyalist ülkelerde ise sendikalar önemli fonksiyonlar üstlenmektedirler.

En önemli sosyal çevre unsurlarından olan medya, endüstri ilişkileri aktörlerinin tutumlarını, fikirlerini ve beklentilerini şekillendirerek sistemin işleyişini etkilemektedir.

Ekonomik, politik, sosyal ve endüstri ilişkileriyle ilgili pek çok bilgi ve değerlendirme gazete ve televizyonlar aracılığıyla yayılmaktadır. Bu durumda medyaya sahip olmak ya da medyayı etkileyebilmek endüstri ilişkileri aktörleri için önemli bir güç kaynağı oluşturmaktadır.