Ünite 2: Emek Arzı

Neoklasik Çalışma/Boş Zaman Teorisi

Neoklasik çalışma/boş zaman teorisinde zaman kullanımının iki tipi olduğu savunulur. Bunlar “çalışma” ve “boş zaman”dır. Örneğin, bir haftada toplam 168 saat olduğu ve bireyin 68 saati yemek, uyumak gibi biyolojik ihtiyaçları için harcayacağı varsayılırsa, birey kalan 100 saatin bir kısmını çalışmak için kullanacak, bir kısmını ise boş zaman olarak talep edecektir.

Burada piyasa dışı aktiviteleri kolaylık sağlamak amacıyla ‘boş zaman’ olarak nitelendiriyoruz. Gerçekte çocuk bakımı, yemek pişirmek, ev işlerini yapmak gibi faaliyetlerin de piyasa dışı aktivitelerin içinde yer aldığını ve bunların vakti boş geçirmek kadar rahat işler olmadıklarını belirtmekte fayda vardır.

Neo-klasik teori zaman kullanımı için sadece iki alternatif varsaydığına göre, bireyin bunlardan birine yönelik talebinin belirlenmesi diğerine olan talebi de ortaya çıkaracaktır.

Tercihler ve Farksızlık Eğrileri : Tercihler, bir malın diğer mal ve hizmetlere göre arzu edilebilirliği hakkında kişilerin psikolojik hisleri ve sezgileridir.

Kitabınızın 22. sayfasındaki şekil 2.1 incelendiğinde I 1 üzerindeki C ve B noktaları farklı kombinasyonları göstermekle birlikte, A noktası ile aynı tatmin düzeyini gösterdiği için I eğrisi farksızlık eğrisi olarak adlandırılır.

Farksızlık Eğrisi; üzerindeki her noktada farklı gelir ve boş zaman kombinasyonları ile aynı fayda düzeyini gösteren eğridir.

Eğri boyunca aşağıdan yukarıya gidildikçe, aynı miktar (10 saat) boş zamandan vazgeçmesi istenilen şahıs A’dan B’ye 100 liralık artış isterken, B’den C’ye daha fazla (200 liralık) fark istemektedir. Bunun nedeni orijine yaklaştıkça boş zaman miktarının gittikçe azalmasıdır. İktisatın temel konularından olan Nedret (kıtlık) Kanunu’na göre miktarı azalan şey değerlenecektir.

Tüketim İmkânları: Bütçe Kısıtı : Faydasını en üst düzeye çıkarmak isteyen bireyin zamanı nasıl kullanacağını araştırdığımıza ve farksızlık eğrilerinin orijinden uzaklaştıkça daha yüksek fayda düzeyini gösterdiğini bildiğimize göre, sorunun çözümü basit gibi gözükmektedir: Bunun için orijinden en uzaktaki bir farksızlık eğrisinin üzerinde bulunmak yeterlidir.

İnsanlar çok isteseler bile gelirlerini aşan miktarlarda mal ve hizmet talep edemeyeceklerine göre, talep edebileceğimiz boş zaman/ çalışma süresi miktarları da sınırlı olacaktır. Bunu aşağıdaki bütçe kısıtı ile gösterebiliriz. Bütçe Kısıtı , ücret oranı ve ücret dışı gelir veri iken bireyin elde edebileceği bütün gelir ve çalışma süresi kombinasyonlarını gösteren eğridir.

Çalışma Kararı Dengesi : Kitabınızın 23. sayfasındaki şekil 2.3 incelendiğinde Faydasını maksimize etmek (azamileştirmek) isteyen birey (a) mümkün olabilen en uzaktaki farksızlık eğrisinin üzerinde bulunmak isteyecek, ancak (b) bütçe kısıtının ötesine geçemeyecektir. Buna göre şekildeki In eğrisi üzerindeki M noktası mevcut düzeyi ile bireyin ulaşamayacağı bir fayda seviyesini gösterdiğinden ilk adımda elenecek seçenektir. Öte yandan, K ve L noktaları bütçe kısıtı üzerinde bulunmakla birlikte faydayı maksimize etmemektedir. Buna karşılık In farksızlık eğrisinin bütçe kısıtına teğet olduğu nokta (X noktası) hem bütçe kısıtının hem de bireyin ulaşabileceği en yukarıdaki farksızlık eğrisi üzerinde olması nedeniyle fayda maksimizasyonunun sağlandığı denge noktasıdır. Buna göre birey haftalık zamanının 50 saatini boş zaman olarak değerlendirip 50 saati ile piyasa çalışması yapıp 250 lira gelir getirterek faydasını maksimum seviyeye çıkarmıştır.

Ücret Oranındaki Değişmeler

Gelir ve İkame Etkileri: Ücret oranının değişmesi, bütçe kısıtının ve denge çalışma kararının değişmesine neden olur. Örneğin, ücret oranının yükselmesi bireyin çalışma kararını etkileyen ve ters yönde çalışan iki etki meydana getirir. Bunlardan gelir etkisine göre, ücretin yükselmesi kişinin gelirinin yükselmesi anlamına gelir. Boş zaman gelir arttığında talebi artan normal bir mal olduğundan, bu durumda birey daha fazla boş zaman satın alarak çalıştığı süreyi azaltır. Gelir Etkisi , ücret sabitken gelir değişimine bağlı olarak çalışma süresinin nasıl değişeceğini gösteren etkidir. Öte yandan ücret oranı yükseldiğinde zamanı boş olarak geçirmenin maliyeti de yükselecek, bu durum bireyi daha fazla çalışmaya yöneltecektir. Bu etkiye de ikâme etkisi denilmektedir. İkâme Etkisi , gelir sabitken ücret değişimine bağlı olarak çalışma süresinin nasıl değişeceğini gösteren etkidir.

Ücret oranı yükseldiğinde çalışma süresinin ne olacağı bu iki etkiden hangisinin daha kuvvetli olduğuna bağlıdır.

Bireysel Emek Arz Eğrisi : Kitabınızın 25. sayfasındaki şekil 2.5 incelendiğinde çeşitli ücret düzeylerinde bireyin çalışmak istediği süreleri gösteren eğriye geriye kıvrımlı bireysel emek arz eğrisi denmektedir. Geriye Kıvrımlı Bireysel Emek Arz Eğrisi , düşük ücret düzeylerinde ikâme etkisi sebebiyle pozitif, yüksek ücret düzeylerinde ise gelir etkisi sebebiyle negatif eğimli arz eğrisidir.

Buna göre, W2 ücret düzeyine kadar ikâme etkisi baskın olduğu için ücret arttığında çalışma süresi de artacaktır. Bu ücret düzeyinden sonra ise, gelir etkisi daha kuvvetli kabul edildiğinden, ücret artışları çalışma sürelerinin azalmasına neden olacaktır.

Piyasa Emek Arz Eğrisi : Emek piyasasında çeşitli ücret düzeyleri ile çalışma süreleri arasındaki ilişkiyi gösteren eğridir. Piyasa kişilerden oluştuğuna göre, çeşitli ücret düzeylerinde piyasadaki şahısların tek tek çalışma sürelerini toplarsak o ücret düzeyinde piyasadaki toplam emek arz miktarını bulabiliriz. Aşağıdaki şekil bu yolla elde edilen piyasa emek arz eğrisini göstermektedir. Kitabınızın 26. sayfasındaki şekil 2.6 incelendiğinde emek arz eğrisi (S?) pozitif eğimli olarak çizilmiştir. Yapılan ampirik gözlemler ücretler arttığında bazı kimselerin gelir etkisi ile çalışma sürelerini azalttıklarını, ancak piyasada onlardan daha çok kişinin ikâme etkisi nedeniyle çalışma sürelerini arttırdıklarını göstermiştir. Piyasanın genelinde ikâme etkisinin daha baskın olması, piyasa emek arz eğrisinin şekilde görüldüğü gibi pozitif eğimli olmasını sağlamaktadır.

Emek Arz Kararı ve Ücret Oranları : bir mesleğin piyasa arz eğrisinin pozitif eğimli olması diğer şeyler eşitken çalışılmak istenilen sürenin ücret oranı artarken artacağını, azaldığında ise azalacağını göstermektedir. emek arz eğrisi çizilirken dikey eksende, örneğin neden çalışma koşulları yerine ücret oranının seçildiği sorusu akla gelebilir. Bunun üç nedeni vardır. İlk olarak, ücretler ölçülebilir nitelikte iken, mesleğin diğer özellikleri böyle değildir. İkinci olarak her ne kadar bazı kimseler için emek arz kararında ücret dışı unsurlar etkili olabilse de pek çok kişi bu kararı ücret oranlarına bakarak vermektedir.

Emek Arzını Etkileyen Ücret Dışı Unsurlar

Herhangi bir mesleğin emek arzı sadece o mesleğin ücret oranlarına bağlı değildir, başka unsurlar da işgücünün çalışma kararını etkiler. Bu unsurlar; Diğer Ücret Oranları, Ücret Dışı Gelir, İşlerin Ücret Dışı Yönleri, Bireylerin Boş Zamanı Tercih Etmeleri ve İşçi Sayısının Artmasıdır.

Diğer Ücret Oranları : Bireyler, emek arzı ile ilgili kararlarını verirlerken sadece çalıştıkları işte aldıkları ücretlerle ilgilenmezler. Kendi niteliklerine uyan diğer işlerin ücret oranları da emek arz kararlarını etkiler. Bu nedenle, herhangi bir işin ücreti değişmemiş olsa da işçilerin alternatif olarak çalışabilecekleri işlerin ücretlerinde meydana gelen değişmeler, o işe yönelik emek arz kararlarını etkileyebilecektir. Konuyu bir örnek yardımıyla açıklamak mümkündür.

Ücret Dışı Gelir : Daha önce gelir etkisi incelenirken ücret dışı gelirde meydana gelen artışların bireylerin daha fazla boş zaman satın almalarına, bir başka deyişle çalışma sürelerini kısaltmalarına sebep olduğu belirtilmişti. Herhangi bir yörede işgücünün büyük bir kısmının ücret geliri dışında gayrimenkul (emlak) gelirine de sahip olduklarını varsayalım. Bir deprem sonrası insanlar ücret dışı gelirlerini kaybederlerse yaşam standartlarını düşürmemek için ücret değişmese bile daha fazla çalışmaya karar vereceklerdir

Bireylerin Boş Zamanı Tercih Etmeleri : İşlerin ücretlerinde bir değişme olmadığı hâlde, bireylerin boş zamanlarının çeşitli nedenlerle daha değerli/değersiz oluşu emek arzını etkileyecektir.

İşlerin Ücret Dışı Yönleri : Bireyler, herhangi bir işte çalışıp çalışmamaya sadece o işin ücretine değil, aynı zamanda çalışma koşullarına da bakarak karar verirler. Buna göre çalışma koşullarının iyileştirildiği işlerde (örneğin yapılan düzenlemeler ile iş daha güvenli hale getirilmiş, çalışma ortamında ısı, aydınlatma, gürültü gibi hususlarda iyileştirmeler yapılmışsa) ücret değişmemiş bile olsa daha fazla kişi çalışmak isteyecektir.

İşçi Sayısının Artması : Emek arzının temel belirleyicilerinden birisi de işçi sayısıdır. Bir emek piyasasında işçi sayısının artması iki unsura bağlıdır. Bunlardan birincisi doğum oranının ölüm oranından fazla olmasıdır. Zaman içinde tıp teknolojisinde; ulaştırma, su ve arıtma sistemlerinde sağlanan gelişmeler ölüm oranlarını azaltmış, nüfusun artmasını sağlamıştır. Ancak “çalışabilir nüfus”un 15-64 yaş arası olduğu düşünülürse, nüfusun bu şekilde artmasının kısa dönemde emek arzını etkilemeyeceği söylenebilir.