Ünite 1: Eleştirinin Doğuşu ve Gelişimi

Eleştirinin Doğuşu ve Gelişimi

Eleştirinin tarihi sanatların tarihi kadar eskidir. İnsanlar en eski devirlerden bağlayarak, sanat eserleri karşısında ilgisiz kalmamışlar onlar karşısında duydukları hayranlıkları, hayal kırıklıklarını ifade etmişlerdir.

İlkçağda, büyük eleştirmenler yetişti. Bunların en meşhurları, Sokrat, Platon ve Aristoteles’tir. Platon ve Aristoteles, sanatın bir taklit olduğu görüşünde birleşirler, fakat taklidin niteliği konusundaki görüşleri farklıdır.

Platon’un felsefesinde biçimler, fikirler (idea) kavramı önemli bir yere sahiptir.

İdea , duyularla kavranabilen şeylerin tamamen zihnî, mükemmel ve ebedî olan özüdür.

Platon’a göre “idea”lar bizi gerçeklere götürür, sanatçılar, şairler heyecan veren güzel eserler yaratsalar da insanları gerçeklerden uzaklaştırırlar. Sanat ve edebiyat eserleri aslında gerçekliği yansıtmaz. Şair ve yazarlar, akla dayanmazlar, bilgiden yola çıkmazlar, vecd içinde, ilahi bir ilhamla yazarlar.

Sanat ve edebiyat üzerine yazılmış ilk önemli ve sistemli eser Aristoteles’in Poetika’sıdır. Aristoteles Lycée’de verdiği derslerin notlarından oluşan bu kitabında edebiyat ve eleştiri biliminin temellerini atmıştır.

Aristoteles’in hocası Platon, sanatın ve edebiyatın gerçekliklerden uzak olduğunu iddia ediyordu. Aristoteles ise sanatın gerçekleri yansıttığına inanıyordu.

Platon’a göre gerçek olan biçimler (idealar), duyu dünyasının dışındadır. Aristoteles’e göre ise gerçek, duyu dünyasındadır, dolayısıyla sanatçı, bize ikinci dereceden bilgiler sunan birisi değil, hayatı ve dünyayı açıklayan adamdır.

Aristoteles’e göre yazarın ister özeli anlatsın ister geneli anlatsın, olguların tasvirinde zorunlu olarak uyacağı üç yöntem vardır:

Sanatçı nesneleri:

  • Ya nasıl idiyseler veya nasılsalar,
  • Ya insanların inançlarına veya mitoslara (mythos) göre,
  • Ya da nasıl olmaları gerekiyorsa öyle anlatabilir.

Aristo bu ayırımıyla -sırasıyla- realist, hayalci ve idealist edebiyat akımlarının ilkelerini de ortaya koymuş olur. Birinci ilke realist, ikinci ilke hayalci, üçüncü ilke idealist akımların genel niteliğini ifade eder.

  • Sanat görünüş dünyasını yansıtır.
  • Sanat geneli yansıtır.
  • Sanat ideali yansıtır.

Ortaçağda, önemli sayılabilecek eleştiri eserleri yoktur. Bu dönemde bir “yazar” kavramı da yoktur, sanatçının kişiliği üzerinde durulmaz. Bu çağda dinî metinlerin yorumlanması, yani tefsir çalışmaları görülür.

Metin eleştirisi, tarih, edebiyat ve eleştiri bilimlerinin ortak çalışma alanıdır.

Yazıt bilimi (epigraphie) ve eski el yazılarını okuma bilimi (paléographie) metin eleştirisine yardımcı olan bilim dallarıdır. Rönesans döneminde İslam dünyasının kültüründen etkilenilerek tekrar eski Yunan kaynaklarına dönüldü, filolojik ve edebî eleştiri çalışmaları yapıldı.

Bir rönesans eleştirmeni olan Sir Philip Sidney’e göre edebiyat, sadece eğlendiren ve zevk veren bir sanat değildir; onun eğitici bir yönü de vardır.

XVII. ve XVIII. yüzyılda Fransız edebiyatında idealist ya da kuramsal (teorik) bir eleştiri anlayışı vardır. Bütün eserler aynı doktrine göre ve kabul edilmiş bir ideal e göre yargılanıyordu.

Almanya’da Iéna’da kuramcı Friedrich, filozof Schlegel ve Schelling, şair Novalis’in başlattığı Romantizm akımı aynı zamanda çok güçlü ve yeni bir eleştiri anlayışının doğmasını sağladı.

Madame de Staël ve François René de Chateaubriand Romantizmle başlayan yeni eleştiri akımının kurucuları oldu.

Başlıca Eleştiri Kavramları ve Sınıflandırmaları Nelerdir?

Estetikçiler ve kuramcılar çağlar boyunca, edebî eser veren sanatçılarda bulunması gereken temel niteliklerin aşağıda belirtilenler olduğuna inanmışlardır.

  • Zihinsel güç,
  • Duyarlılık,
  • Hayal
  • Zevk

Zihin: Edebî eserler, zihnî bir çalışmanın ürünüdür.

Duyarlılık: Duyarlılık, nesneleri duyarlılıkla algılama yetisidir.

Hayal: Hayal, göz önünde bulunmayan maddî nesneleri belirgin nitelikleriyle zihinde canlandırma yetisidir.

Zevk: Bir eseri güzel ya da kötü olarak değerlendirebilme yeteneğidir. Kısaca özetleyecek olursak zihin, duyarlılık, hayal ve zevk sanatçının sorgulanacak dört temel niteliğidir.

Üslubun Genel Nitelikleri

Üslubun genel nitelikleri de şunlardır:

Açıklık: İfade edilmiş bir düşüncenin hemen ve zahmetsizce anlaşılır nitelikte olmasıdır.

Saflık: Saflık, dili doğru olarak kullanmaktır. Dili doğru kullanmak şu kurallara uymak demektir;

  • Dilde bilinen kelimeleri kullanmak
  • Dilde kullanılan kelimeleri, alışılagelmiş anlamında kullanmak.
  • Sözdizimi kurallarını çiğnememek, belirsiz ifadeler kullanmamak.

Tabiîlik (doğallık; naturel): Düşünceleri, hiçbir özel çaba sarf etmeden, düşünüldüğü gibi, yapmacıksız bir ifadeyle anlatmaktır.

Vecizlik: Düşüncenin en kısa, tam ve en güzel tarzda ifade edilmesidir.

Asalet: Üslupta bayağı ifadelere, kaba hayallere yer vermeme ilkesidir. Ahenk: Nesirde olsun şiirde olsun, kulağa hoş gelen seslerin bir arada kullanılması anlamına gelir.

Çeşitlilik: Anlatımda can sıkıcılığı önlemek için farklı üslup türlerinin bir arada kullanılması, çeşitliliğe yer verilmesidir.

Uygunluk: Üslupla anlatılan şey arasında bir uygunluğun olmasıdır. Kısaca, anlatılan şeyle anlatımın uyuşmasına uygunluk denir.

Üslup Türleri

Batılı retorikçilere göre bütün kompozisyonları içine alan üç temel tür (cins /genre) vardır: Bunlar, a) Basit türler, b) Orta türler, c) Yüksek türlerdir.

Basit üslup: Doğal, kolayca ve sanatsız bir şekilde anlatım tarzıdır.

Orta üslup: Seçkin düşüncelerle, zarif düşüncelerle ifade etme tarzıdır.

Yüksek üslup: Yüksek heyecanları ve düşünceleri ifade etmek için başvurulan bir üslup türüdür.

Kompozisyon

Kompozisyon, bir konuyla ilgili fikirleri toplamak, düzenlemek ve düşünceleri konuya uygun olan bir üslupla ifade etmek sanatıdır.

Kompozisyon türleri

Nesir sanatı: Nesir (düzyazı) türünde yazılmış eserlerde yazarın amacı hikâye etmek, bilgi vermek ve ikna etmektir. Bu türe ait eserler üç sınıfa ayrılır:

  • Anlatı türü
  • Öğretici tür
  • Hitabet

Şiir sanatı: Şiire has kurallar bütününe şiir sanatı (poetika) denir. Şiir sanatı ile ilgili başlıca türler şunlardır

  • Büyük türler
  • Orta türler
  • Küçük türler

Estetik ve Eleştiri

Eleştiri tarihi boyunca edebî eserler, genel bir bakışla değerlendirildiğinde beş değişik estetik anlayışına göre yorumlanmıştır. Bunlar;

  • Nesnel estetik
  • Pozitif estetik
  • Negatif
  • Öznel
  • Doğrulama

Nesnel estetik: Düşüncelerimizin dışında bir dizi gerçeklik vardır.

Pozitif estetik: Bu anlayışa göre sanat, bağlı olduğu dönemin ve çevrenin ürünüdür; dönemini ve çevresini yansıtır.

Comte’a göre bilimin gelişimi, somuttan soyuta doğru bir ilerleme göstermiştir. O, insanlık tarihini sosyolojik olarak ve bilginin gelişimi açısından üç evreye ayırmıştır:

  • Tanrı bilimsel dönem
  • Metafizik dönem
  • Pozitif dönem

Tanrıbilimsel dönemde sanat, hayal gücüne dayanır. Kendi içinde ayrıca üç safhaya ayrılır:

  • Putçuluk dönemi
  • Çoktanrıcılık dönem
  • Tek tanrıcılık dönemi

Metafizik dönemde olayların nedenleri soyut fikirlerde, ilkelerde, maddi kuvvetlerde aranır. Kuvvetler, bir tek temel kuvvet olan “doğa” fikrine bağlanır. Pozitif dönemde hayal gücü ve ispatlama yerini tamamen “gözlem”e bırakır.

Pozitifçilik, görgücülükten olduğu kadar mistisizmden de uzaktır. Mutlak nedenlerle açıklama yerine bilimsel genel kanunlar bulmaya yönelir.

Negatif estetik: Adorno’ya göre sanatın gerçeklik değeri vardır, ancak bu değerini hür oluşundan, gerçeği, toplumu, yabancılaşmayı ve aşırı akımları inkârından alır.

Öznel estetik: Marcuse’un kuramıdır. Bu görüşe göre sanat, nesnelliğin dönüşümünü ifade eder ve bu haliyle devrimci bir güce sahiptir.

Doğrulama estetiği: Bu estetiğe göre sanat, bir amaç değil, amaçlılıktır. Sanat, arzuların, “libido”nun, kuvvetin, yapma iradesinin doğrulanması gücüdür.

Estetik, edebî eleştirinin doğal bir felsefesidir. Edebî eleştiri, edebiyatın doğal bir felsefesidir.

Eleştirinin Temel Eğilimleri

Macherey’e göre bütün edebî eleştiriler, üç tip kuruntuya, vehme (illusion) veya saplantıya dayanır.

Görgücü anlayış: Tümevarıma dayanan bir anlayıştır. Edebiyatı metin olarak algılar ve eseri yazarla açıklar.

Kuralcı anlayış: Tümdengelime dayanan bir anlayıştır. Bu anlayışta eser estetik, ahlakî, ideolojik bir modele göre değerlendirilir.

Yorumlayıcı anlayış, Kültürel anlayış: Bu eleştiri, ikili estetik yahut metafizik ayırımına dayanır: içerik / biçim yahut iç/dış gibi. Böylece eser, eser yardımıyla, eser aracılığıyla yorumlanmış olur.