Ünite 3: Ekler ve Yardımcı Sesler

Eklerin Genel Özellikleri

Eklemeli dillerin en bilinenlerinden biri olan Türkçe, yeni kelime yapımı ve kelimeler arası dilbilgisel ilişkileri; büyük ölçüde kelime kök ve gövdelerine getirilen ekler aracılığıyla sağlar. Söz yapımında kullanılan pek çok ek yanında zengin fiil ve isim çekimi kategorisiyle Türkçe, ileri derecede bitişken sayılan bir dildir. Bağımlı biçimbirimler olan ekler, bağımsız biçimbirimler olan kelime kök ve gövdelerine gelir. Ekler, bir kök veya gövdeye eklenmeden bağımsız biçimbirimler olarak kullanılamaz ve anlam ifade edemez.

Belirgin Ek Sınırları

Eklerin sınırları, çoğu durumda açıktır. Çok uzun kelimelerde bile ekler birbirinden kolayca ayırt edilebilir:

Ankara-lı-la-ş-tır-ama-dık-lar-ımız-dan mı-sınız, ev-lerimiz-de-ki-ler-den

Zaman içinde ortaya çıkan ses olayları nedeniyle eklenme yerinin güç tanınır olduğu az sayıda örnek vardır: getir- < ET kel-tür-, bana < baña ~ beñe < ET ben-ke

Standart dille karşılaştırılınca konuşma dilinde ve ağızlarda ekler arasında az da olsa kaynaşma olabilir:

başda < baş-ta-ki, aldinı < al-dık-ı-n-ı

Hecelilik

Türkçede eklerin çoğu, hece şeklindedir. Ali’nin ve ördekler kelimelerindeki ilgi durumu eki -(n)Xn ve çokluk eki –lAr gibi örnekleri, Almanca ve İngilizce eş değerleriyle karşılaştırırsak bu açıkça görülür.

Türkçe Almanca İngilizce

Ali-nin – Alis – Ali’s

ördek-ler Enten (tekil. Ente) ducks (tekil. duck)

Art Arda Gelme

Kesin sınırlarla birbirlerinden ayrılan eklerin art arda gelmesi, Türkçede eklerin kelimelere bitişmesinin bir başka özelliğidir. Bu teknik, ifade ile içerik arasında büyük ölçüde bir ek = bir işlev ilişkisi ortaya çıkarmak suretiyle eklerin kolayca ayrılabilmesi anlamında bir şeffaflık yaratır (Johanson, 2007).

ev ‹ ler ‹ imiz ‹ den al ‹ dır ‹ ıl ‹ dı ‹ lar

Son Ekler

Dillerde ekler; kelimelerin sonuna, önüne, arasına ve içine gelebilir. Türkçe sondan eklemeli bir dildir, ancak ek konusunun iyi anlaşılabilmesi için önce diğer ek türleri hakkında kısaca bilgi vermek uygun olacaktır. Örnek olarak Batı dillerinde isim ve sıfat türetmeye yarayan in-, un-, non-; kelimenin başına gelen ön eklerdir:

schlafen “uyumak”

entschlafen “ölmek, uykuya dalmak”: Er war entschlafen im Alter von einundachtzig Jahren. “81 yaşında öldü.” Almancada öne gelen eklerin bir kısmı çekim sırasında kökten ayrılabilir: einschlafen “uykuya dalmak”: Er schlief ein. “Uyudu”

Esnek Ekler

Öbeklerin veya sıralı cümlelerin son ögesine eklenen bazı ekler, sıralı yapının bütününü kapsayabilir. Bu; özellikle çokluk, durum, iyelik ekleri, çekimde iyelik kökenli olmayan kişi ekleri ve bildirme biçimlerinin ekleşmiş varyantları (TT -(y)DI gibi) için geçerlidir (Johanson, 2007): sağ ve soldakiler = (sağ ve sol)-da-ki-ler, görmüş ve duymuşlardı = (görmüş ve duymuş)- lar-dı, gelir giderlermiş = (gelir ve gider)ler-miş. Öbek: Söz diziminde tek kelime gibi işlev gören, yeri kaydırılabilen iki ve daha fazla kelimenin oluşturduğu söz birlikleridir.

Değişken Ekler

Türkçede eklerin çoğu, eklendiği kelimenin son hecesindeki ünlünün ve son sesteki ünsüzün niteliğine göre değişir. Kelimedeki son hece veya son ses, hangi ekin uygun olduğunu belirler:

kapı-da, baş-ta, ev-de, yol-u, rol-ü

Ünlü ve ünsüz uyumları, değişkenliğin en önemli nedenidir. Düz yuvarlak ünlüler olan /o/ ve /ö/ Türkçe kökenli kelimelerde sadece ilk hecede kullanılır, sonraki hecelerde kullanılmaz. Bünyelerindeki ünlü ve ünsüzün durumuna göre değişken olan eklerin iki, dört ve sekiz alt biçimi olabilir. Tek biçimli ekler de vardır.

Ünlülere Göre: Geniş ünlülü, değişken bir ünsüzle başlamayan eklerin önlük artlık uyumuna göre iki altbiçimi vardır. Buna göre –(y)A sembolüyle göstereceğimiz yönelme durumu eki, gerçek kullanımda önceki sesin niteliğine göre –(y)a, -(y)e biçiminde kullanılır:

yol-a, kapı-y-a, ev-e, gece-y-e

Dar ünlülü ekler, eklenecekleri kelimenin son hecesindeki ünlünün ve son sesindeki ünsüzün niteliğine göre önlük artlık ve düzlük yuvarlaklık uyumlarına göre dört altbiçime sahiptir. Örnek olarak –(y)X biçiminde göstereceğimiz belirtme eki isimlere -(y)ı, -(y)i, -(y)u, (y)ü biçiminde gelebilir: araba-y-ı, ev-i, yol-u, söz-ü

Ünsüzlere Göre: Uyuma giren bir ünsüzle başlayan geniş ünlülü eklerin ikisi ünsüzden, ikisi de ünlüden kaynaklanan dört altbiçimi bulunur. Örnek olarak hem ünlünün hem de ünsüzün değişebildiğinden –DA şeklinde göstereceğimiz bulunma eki; eklendiği kelimelerin son hece ve son seslerinin niteliğine göre –da, -de, -ta, -te biçiminde gelebilir. kapı-da, el-de, sokak-ta, iş-te

Kısmen Değişen Ekler

Şimdiki zaman eki –(X)yor’da kısmi bir uyum vardır. Ekin başındaki dar ünlü, ünlü uyumlarına bağlı olarak değişirken son hecedeki /o/ ünlüsü tek biçimlidir:

yap-ıyor, gel-iyor, ol-uyor, gül-üyor

Türkçe kökenli kelimelerde ilk hece dışında /o/ ünlüsü bulunmaz. Şimdiki zaman eki –(X)yor, -X yorı-r biçiminde zariil eki + yorı- yardımcı fiili + geniş zamanın birleşmesinden türemiştir. Anadolu ağızlarında ve konuşma dilinde çok farklı biçimlerine rastlanan bu ekin standart dilde sadece ilk ünlüsü değişir. Sınırlı sayıda örnekte kısmi uyum görülen eklerden biri de –Daş ekidir. Ekin ünsüzü uyuma girerken ünlüsü tek biçimli olmaktadır: yol-daş, meslek-taş, kardeş < karın-daş, yurt-taş

Tek Biçimli Ekler

Bazı ekler tek biçimlidir, eklendikleri kelimeye göre değişmezler; başka bir ifade ile ünlü ve ünsüz uyumlarına girmezler. Uyuma girmeyen ekler şunlardır:

Uyuma Girmeyen Ekler

  • -(y)ken: gelir-ken, yapar-ken
  • -gil: annem-gil, babam-gil, dayım-gil
  • -leyin: gece-leyin, sabah-leyin, akşam-leyin
  • -ki: evde-ki, yolda-ki
  • -(X)mtırak: sarı-mtırak, yeşil-i-mtırak

Tek biçimli eklerin bir kısmı yaygın değildir, bir kısmının da tek biçimli olmalarının açıklanabilir nedenleri vardır.

Kestirilebilirlik

Türkçedeki eklerin bir başka önemli ortak özelliği, çoğunun önceden kestirilebilir olmasıdır. Türkçenin yapısal özelliği olan ünlü ve ünsüz uyumları sayesinde bir kelimeye bir ekin farklı altbiçimlerinden hangisinin eklenebileceğini önceden kestirmek mümkündür. Buna göre -lAr biçimindeki çoğul eki, ön damak sesiyle biten kelimelere ünlü uyumları nedeniyle ancak -ler, art damak sesiyle bitenlere ise ancak -lar olarak gelir:

ev-ler, yol-lar

Vurgu

Ekler vurgulanabilen ögelerdir, eklenme sırasında her seferinde sonra gelen ek, vurguyu üzerine çeker; kelimeler ek aldıkça vurgu sona doğru kayar:

ev-lER,

ev-ler-i-MİZ

ev-ler-i-miz-DE

ev-ler-i-miz-de-Kİ

ev-ler-i-miz-de-ki-LER

ev-ler-i-miz-de-ki-ler-DEN

Başlarda bağımsız biçimbirimlerken zamanla bağımlı biçimbirimlere dönüşmüş, başka bir ifade ile bağımsız kelimelerden ekleşmiş olan ögeler ile bugün bitişik ve ayrı yazımları bulunan enklitik unsurlar bunun istinasını oluştururlar:

iYİdir < EAT eyü-dür < eyü durur

geLİrim< EAT gelürem ~gelürven < ET kelür ben

güZEldi ~ güzel idi < gözel edi < ET közel erdi

Ek Envanteri

Eklerin envanteri bellidir, istendiği zaman yeni ekler türetilemez. Ancak dildeki her öge gibi ekler de farklı nedenlerle değişmektedir. Mevcut eklerde zamanla biçim değişiklikleri görülür. Bağımsız ögelerin bağımlı hâle gelmesi, başka dillerin etkisi, örnekseme veya başka nedenlerle yeni ekler gelişebilir. Var olan bir ögenin işlev ve yapıca aşınması, birden çok işlev taşıması, taşıdığı işlevi tam olarak yerine getirememesi, ayrıntı gösterme ihtiyacı gibi nedenler; ek envanterindeki değişmede önemli bir rol oynar. Örnek olarak Eski Türkçe –DAçI bir gelecek zaman ekidir:

Olur-taçı sen “Oturacaksın, yaşayacaksın.”
Yañıltaçı siz “Yanılacaksınız, hata yapacaksınız.”

Eski Anadolu Türkçesi döneminde ise aynı işlev için -IsAr ekinden yararlanılır:

Gel-iser “Gelecek.”
Ol-ısar “Olacak.”

Ek İşlekliği

Eklerle ilgili bir başka özellik de işlek olup olmamalarıdır. İşleklik, bir ekin farklı kök ve gövdelere gelebilmesini ve kullanım sıklığını anlatır. Eğer bir ek sık kullanılıyor, gerektiğinde yeni kelimeleri türetiyorsa işlek sayılmaktadır. Sık kullanılmıyor, yeni kelime türetmeye yaramıyorsa işlek değildir. Çekim ekleri, aynı türden her kelimeye eklenebildiği için yapıları gereği işlektir. İşlek eklere örnek olarak isimden il türeten –lA- veya isimden isim türeten –lX verilebilir.

Adı geçen ekler, Türkçenin en fazla kullanılan yapım ekleri arasındadırlar:

-lA -lX

söz-le-                                    söz-lü

göz-le-                                    göz-lü

giz-le-                                     giz-li

retweet-le-                             Ankara-lı

Eklerin Sırası

Türkçede bir kelime köküne birden fazla ek gelebilir. Ancak eklerin belli bir sırası vardır. Eklerin kelimedeki yeri, işlevleriyle doğrudan ilişkilidir. Kelimenin anlamını değiştiren, yeni kelime türetmeye yarayan ekler, anlamı değiştirmeyen çekim eklerinden; bir başka ifade ile yapım ekleri, çekim eklerinden önce gelir:

yol-cu-ları-mız-dan, göz-le-n-di-ler

Her ek kendinden önce gelen bölümün tamamını etkiler: ev ‹ ler ‹ imiz ‹ den

Bazı ekler bir öbeğin sonuna gelir ve niteleme açısından öbeğin tümünü etkileyebilir:

sağ ve soldakiler = sağdakiler ve soldakiler

Benzer bir durum, yapıca sıralı cümlelerin yüklemleri için de geçerlidir;

Sabah erken kalkar, kahvaltısını yapar, okula gider-di.

İşlevleri Açısından Ekler

Ekler, işlevleri açısından yapım ekleri ve çekim ekleri olmak üzere iki gruba ayrılır. Sonuna geldiği kelimenin anlamını veya türünü değiştiren eklere yapım ekleri adı verilir. Yapım ekleri, her şeyden önce sözlüklerde tanımlanması gereken yeni sözlükbirimler türetir:

ver-gi, göz-lük-çü

Çekim ekleri ise kelimelerin anlamını veya türünü değiştirmez; kelimenin çoğul, iyelik, kişi, sayı, durum, kiplik, zaman gibi kök anlamının değişmediği farklı kullanımlarının ortaya çıkmasını sağlar:

yol-u-muz-dan, anla-dı-lar

Yapım Ekleri

Yapım ekleri, var olan kök ve gövdelerden yeni kelimeler türetir. Eklerle yeni kelime yapma, Türkçe söz yapımında en sık başvurulan yollardan biridir. Ekle türetilen yeni kelime ile buna kaynaklık eden kök ve gövde arasında belli bir anlam ilişkisi olur:

göz-lük-çü, ver-im-li

Yapım ekleri, isim ve fiillerin kök ve gövdelerine eklenerek yeni isimler ve fiiller türetir. Eklendikleri köke ve türettikleri kelimeye göre yapım ekleri, dört gruba ayrılır:

  • Yapım ekleri
    • İsim yapımı
      • İsimden isim baş-lık, söz-lü
      • Fiilden isim aç-ık, gör-gü
    • Fiil yapımı
      • Fiilden fiil ko-n-dur-, ov-ala.
      • İsimden fiil kan-a-, yol-la-

Çekim Ekleri

Kelimelerin niceliğini, öbek veya cümle içerisinde birbirleriyle olan ilişkilerini gösteren eklere çekim ekleri denir. ev-e, yap-tı-m, gün-ler-imiz

Çekim ekleri, kelimenin anlamını değiştirmez; ancak yukarıda da işaret edildiği gibi çekim ekleri kalıplaşıp yapım eki olabilir:

gel-ir, gid-er, iç-ecek, söz-de, şimdi-ler-de, bugün-ler-de

Çekim ve Yapım Ekleri Arasındaki Farklar

  • Zorunluluk; Çekim eklerinin kullanılması çoğu durumda zorunludur, türetme eklerinin kullanılmasında bu zorunluluk yoktur. Örnek olarak ver- fiili ile kurulacak bir cümlenin eksiksiz olabilmesi için -bağlamdan çıkarılamıyorsa- özne, nesne ve dolaylı tümleci gösteren durum eklerini almış birer ismin mutlaka olması gerekir. Bu ögelerden biri eksik olduğu zaman cümle eksik olacaktır: Ali kitabı Ahmet’e verdi. *Ali kitabı verdi.
  • Eklenmede Sınırlılık; Yapım eklerinin birçoğu belli kelimelere gelebilirken çekim ekleri aynı türden her kelimeye gelir. Yapım ekleri ile çekim ekleri arasındaki önemli farklardan biri budur. Örnek olarak oldukça yaygın olan –GX ekiyle pek çok yeni kelime türetmek mümkündür. vergi, ol-gu, seç-ki, yaz-gı
  • Yan Yana Gelebilme; Yapım ve çekim ekleri arasındaki bir başka ayrım da kaç ekin yan yana gelebileceği konusundadır. Bir kelimede birden fazla yapım eki bulunabilir, türemiş olan bir kelimeden yeni kelimeler türetilebilir: göz-lükçü-lük, Ankara-lı-laş-tır-ama-, al-dır-ıl-mak
  • Eklenmeye Bağlı Değişmeler; Eklenmeye bağlı değişmeler, Türkçe Ses Bilgisi kitabında (Demir, Yılmaz, 2011) ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Söz konusu kitapta da görüleceği üzere eş zamanlı değişmeler, daha doğrusu nöbetleşmeler, eklenme sırasında ortaya çıkmaktadır. Üzerinde durmamız gereken konulardan biri vurgusuz orta hece düşmesidir. Birincisi açık, ikincisi ünsüzle başlayan kapalı bir heceye sahip iki heceli kelimeler; ünlüyle başlayan bir ek aldıklarında ikinci hecedeki dar ünlülerini düşürebilirler. Bu durum ğ-r, ğ-n, ğ-z, ğ-s ya da y-n, l-n, r-n, n-z, m-z ve v-ç yapısında olan organ adlarında görülür:

Yardımcı Sesler

Bu bölümde son olarak doğrudan ek veya eklerin bir parçası olmamakla birlikte eklenme sırasında ortaya çıkan ve eklenmede önemli bir rol oynayan yardımcı seslerden de söz etmek gerekir. Yardımcı sesler; eklenme sırasında ikiz ünlü, söz sonunda bulunmayan ünsüz çiftleri gibi Türkçenin yapısına aykırı durumlar ortaya çıkınca kullanılır. Kaynaklarda bağlama sesleri, kaynaştırma sesleri gibi terimlerle de anılır. Yardımcı seslerin yardımcı ünlüler ve yardımcı ünsüzler olmak üzere iki türü vardır. Ünsüzle biten bir kelimeye, ünsüzden ibaret veya ünsüzle başlayan bir ekin gelmesi sonucu Türkçede hece sonunda bulunamayan bir ünsüz çiftinin ortaya çıkması durumunda, araya giren ünlüye yardımcı ünlü denir. (benim) anne-m, (benim) el-i-m

Tarihî süreç içerisinde bağlama ünlülerinin asıl ekle kaynaştığını veya asıl ekin düşmesi sonucu bağlama ünlülerinin onun işlevini üzerine aldığını gösteren örnekler de vardır: başla-y-ıp örneğinde olduğu gibi zariil eki bugün -(y)Xp biçimindedir. Oysa bu ek, Eski Türkçede veya günümüzdeki Türk dillerinin çoğunda -(X)p biçimindedir: başla-p

Ekin işlevinin bağlama ünlüsüne geçmesine, her ikisinin de Eski Türkçedeki biçimleri -(X)g olan belirtme durumu eki veya fiilden isim yapım eki -X’yi örnek verebiliriz. Batı Türkçesinde çok heceli kelimelerin sonundaki /g/ sesi düştüğünden eklerin işlevi bağlama ünlülerinin üzerinde kalmıştır:

ET eb-i-g > TT ev-i

ET öl-ü-g > TT öl-ü

Eski bir zamirin kalıntısı olduğu düşünüldüğünden bu ses, zamir n’si olarak adlandırılmaktadır:

ben, ben-de; bu, bu-n-da

Günümüz Türk dillerinin bir bölümünde, örnek olarak Özbekçede, zamir n’si kullanılmamaktadır. Üleştirme sayılarında kullanılan –şAr ekinin beşer biçiminin yanlış çözümlenmesi sonucu ortaya çıktığı düşünülmektedir.

İyelik 3. tekil kişi ekinin ünlüyle biten kelimelere gelen biçimi –sX şeklindedir. Bu /s/ sesi başka örneklerde görülmez (Tekin, 2005b).