Ünite 4: Eğitim Sistemlerinde Alternatif Okullar

Jean-Jacques Rousseau

Jean-Jacques Rousseau 1762’de yayınlanan Émile adlı eserinde eğitimin toplumsal talepleri karşılamak yerine çocuğun doğuştan getirdiği özelliklerini geliştirmesi gerektiğini tartışmıştır. Rousseau’nun çalışmaları 20. yüzyılın başlarından itibaren sanayi devrimi sonrası ortaya çıkan geleneksel kitlesel eğitime karşı çıkan ve alternatif eğitim ve okul modellerine ilham kaynağı olmuştur. Rousseau’ya göre eğitim 3 temel kaynaktan gelmektedir. Bunlar (a) doğa, (b) insan ve (c) şeylerdir. Yine Rousseau’ya göre bir insanı onu kendi doğasına göre eğitebilmek için yine onu kendisi için yetiştirmek gerekir. Ancak toplumların; bireylerin eğitiminde diğer insanlara, toplumun tümüne yönelik görev, rol ve sorumluluklarına göre yetiştirmek, iyi bir vatandaş olmalarını sağlamak için talepleri vardır. Bu nedenle birbirinden tamamen farklı ve uyuşmaz iki tür eğitimden söz edilebilir. Bunlar (a) tüm toplum için olan ve ortak olan, (b) bireysel ve yerel olandır.

John Dewey

John Dewey, özellikle ‘Nasıl Düşünürüz’ (1933) ve ‘Deneyim ve Eğitim’ (1938) adlı çalışmalarında organik ve bütüncül bir eğitim modelini savunmuştur. Ona göre çocuklar günlük yaşamlarında içinde yaşadıkları topluluk, toplum ve öğretim programıyla eksizsiz etkileşimleri yetişmelidirler. Ayrıca Dewey, “deneyim felsefesi” adlı felsefeyi benimsemiştir. Bu felsefeye göre, deneyimin eğitici olabilmesi için devamlılık ve etkileşim ilkelerinin uygulanması gereklidir. Yine Dewey’in eğitim felsefesine ve modeline ilişkin çocuklara yönelik temel varsayımları şunlardır:

  • Çocuklar; biyolojik, psikolojik ve sosyal organizmalardır
  • Diğer canlıların aksine yardıma muhtaç doğarlar yavaş yavaş ailelerinin desteği ile olgunlaşırlar. Aile ve içinde bulunduğu topluluklarda öğrenen sosyal bireylerdir.
  • Aile ve akran çevresinde yer alan konuşma gruplarına katılarak, basit karamalardan karmaşık problemleri çözmeye kadar gelişimsel olarak ilerleyerek öğrenirler.
  • Gelişim biyolojik olmasına karşın aynı zamanda bireyin tüm yönlerini kapsayacak biçimde duygusal, kişisel ve sosyaldir.
  • Merak ve sorgulama çocuk için ve çocuğun gelişimde okul için temel kavramdır.

Alternatif Okullar

Yirminci yüzyılın başlarından itibaren eğitim felsefesi ve sosyolojisi bağlamında tartışılan ve hayata geçirilen alternatif okullar, günümüz modern dünyasında eğitim sistemlerinin yaşadığı krizler ve bu krizlerin çözümü bağlamında yeniden düşülmekte ve irdelenmektedir. Bu okullardan bazıları şunlardır:

  1. Montessori Okulları
  2. Yeni Okul (Escuelas Nuevas)
  3. Dalton Okulları
  4. Brockwood Park Okulu
  5. Paideia Okulları
  6. Mıknatıs Okullar
  7. A.S. Neill Özgür Okul Hareketi
  8. Waldorf Okulları

Montessori Okulları

Okulun kurucusu Dr. Maria Montessori (1870-1952), İtalya’nın ilk kadın tıp doktoru, pedagog ve antropoloji profesörüdür. Montessori, Roma Üniversitesi’nde asistanlık yaptığı yıllarda, zihinsel engelli çocuklarla geçirdiği zamanda, çocukların henüz el sürülmemiş ve keşfedilmemiş oyun oynama isteği ve ihtiyacını gözlemleme olanağına sahip olmuştur. Ayrıca üzerinde çalışmalar yaptığı zihinsel engelli çocukların, İtalyan devlet okulları tarafından yapılan sınavlarda normal öğrencilerle aynı başarıya ulaşmalarını sağlamıştır. Dr. Montessori zihin engelli çocuklara eğitim verirken elde ettiği deneyimlerden yola çıkarak, 1907 yılında açtığı “ilk çocuklar evindeki” normal gelişim gösteren çocukları gözlemleyerek kendi eğitim felsefesini geliştirmeye başlamıştır. Montessori felsefesinde çocuk bir bütün olarak ele alındığı için öğretmen merkezli sınıflardan farklı bir eğitim ortamı vardır. Bu farklılık okulların “Çocuk Evi (=Casa dei Bambini=Children’s House)” olarak adlandırılmasına neden olmuştur. Montessori sınıf ortamının yeniden düzenlenmesi gerektiğini savunmaktadır. Eğitim sürecinde, bütün olarak çocuğu inceleyen ve gözleme dayalı, sürekli deney yaklaşımını benimsemiştir. Montessori yöntemi, üç temel ilkeye dayanmaktadır. Bunlar; (a) hazırlanmış çevre, (b) hazırlanmış yetişkin (rehber) ve (b) sorumluluk sahibi bir özgürlüktür.

Yeni Okul (Escuelas Nuevas)

Escuelas Nueva (Yeni Okul) sistemi, eğitimdeki yerelde keşfedilen yenilikçiliğin ulusal politika haline gelebileceğine bir örnektir. 1987 yılında başlamasına rağmen Kolombiya ve diğer 14 Latin Amerika ülkesi, Filipinler ve Uganda’da 20.000’den fazla okula ulaşmıştır. “Yeni Okul” bir kamu okulu olarak modellenmiş ve UNESCO ve Dünya Bankası tarafından da başarılı modeller arasında tanımlanmaktadır. Modelin amacı düşük gelirli ailelerin çocukları için kaliteli temel eğitim sağlamadır. Temel eğitimde kalitenin arttırılması için (a) bir kültürel değişikliğin gerekliliği ve (b) bilginin iletilmesinden toplumsal bilgi oluşumuna geçişin teşvik edilmesi temel varsayımlardır. Yeni Okul anlayışı temelde iki fikir üzerine kuruludur: (1) eğitimde etkililiği arttırmanın yolu öğretmen yetiştirmede yaratıcı yeni yöntemleri, yeni yönetim tarzları ve toplumla yeni iletişim yolları geliştirmekten geçmektedir, (2) teknik, politik ve mali açıdan sürdürülebilir yenilikler gerçekleştirilmelidir. Yeni Okul modeli, sistemdeki ya da bireysel okul yönetimindeki değişikliklerden ziyade, sınıftaki ve öğretmenlerdeki belirli değişiklikler yoluyla erişim, etkinlik, etkililik, uygunluk ve eşitlik gibi teknik problemleri ele alır.

Dalton Okulları

Dalton okulları ismini Helen Parkhurst’un 1919’da kurduğu ve öğrenciler için hazırladığı Dalton Öğretim Planı’ndan alır. Parkhurst temel olarak Maria Montessori, John Dewey, and Carleton Wash’tan etkilenir. Dalton Öğretim Planı’nın temel ilkesi öğrencilerin daha iyi öğrenmeleri için kendi çalışmalarını kendilerinin organize etmesi ve takip etmesidir. Parkhurst, öğrencilerin kendi öğrenmelerini yönetebilecekleri bir eğitim modeli geliştirme çabasına girmiştir. Bu kapsamda öğrenciler öğrenmek istedikleri konuları belirler ve konuyu ne kadar sürede çalışacağına dair bir plan düzenler. Bu plana Dalton okullarında “sözleşme” adı verilir. Sözleşme süresi dolana kadar öğretmen öğrenciyi sınava tabi tutmaz veya denetlemez. Dalton okullarında “Ev” de her Dalton öğrencisi için okulun ana üssüdür ve ev danışmanı (sınıf ya da sınıf öğretmeni), ebeveynin okulla iletişim noktasıdır. “Laboratuvar” ise Dalton Okulunun eğitim kültürünün ayrılmaz bir parçasıdır. Laboratuvar kelimesi, öğrenci ve öğretmenler arasındaki bire bir ve küçük grup oturumlarını, çalışma, araştırma ve işbirliğini birleştirerek geleneksel sınıf öğretimini zenginleştiren eğitimleri ifade eder.

Brockwood Park Okulu

Brockwood Park Okulu, 1969 yılında Hintli filozof ve eğitimci Jiddu Krishnamurti tarafından Londra yakınlarında kurulmuştur ve güçlü bir etik temele dayanmaktadı r. Akademik gelişimin yanı sıra özgürlük ve sorumluluk arasındaki dengeyi keşfetmek, meditasyon yoluyla iç çatışmadan kurtulmak ve doğanın takdir edilmesi yoluyla manevi gelişime odaklanır. Bu okul, 14 yaş ve üzerindeki yaklaşık 73 öğrenciyle, yatılı bir okul değil, çok kültürlü bir aile hissi yaratma amacı gütmektedir. Krishnamurti’nin birçok kamuya açık söyleşisinde ve kitaplarında belirttiği Brockwood Park Okulunun amaçları şu şekilde özetlenebilir:

  • Bütün insanlığı eğitmek
  • Özgürlük ve sorumlulukların başkalarıyla ve modern toplumda ne gibi ilişkide olduğunu keşfetmek
  • Bencil davranmaktan ve iç çatışmadan kurtulma ihtimalini keşfetmek
  • Kendi yeteneklerini ve doğru mesleği keşfetmek
  • Akademik çalışmalar ve günlük davranışlarda mükemmellik hissi uyandırmak
  • Vücudun uygun bakımı, kullanımı ve egzersizini öğrenmek
  • Doğal dünyayı takdir etmek, içindeki yerimizi ve sorumluluğumuzu görmek
  • Sessizliğe değer verme ve düzen duygusuna sahip olmaktan gelen netliği bulmak

Paideia Okulları

Paideia okulları her çocuğun öğrenebileceğini varsayımı ile çocuğun performansına ve başarılarına saygı duyan, hümanist ve heterojen bir eğitim sistemidir. Paideia sadece öğrencilerin değil eğitimcilerin ve ailelerin de eğitimini toplumsal olarak sürekli geliştirmeyi hedeflemektedir. Paideia okulları 3-18 yaş arası çocuklara eğitim veren ve herhangi bir mezhebe bağlı olmayan okullardır. Bu okullarda temel amaç çocuklara diyalog kurma, kritik düşünme ve olayları farklı bakış açılarından değerlendirme gibi hayat boyu yaşam becerileri kazandırmaktır. Öğrenciler bir fikre katılmayı ve fikri reddetmeyi öğrendikleri için Paideia okullarının gerçek anlamda olumlu bir öğrenme-öğretme ortamına sahip olması beklenir. Paideia okullarında amaçlardan biri de okulu sevdirmektir.

Mıknatıs Okullar

1960’lı yıllarda Amerika’da, toplumun değişen taleplerini karşılamak ve ırk ayrımcılığına karşı alternatif bir eğitim sistemi geliştirmek amacıyla eğitim sisteminde reform yapılarak Mıknatıs Okullar (Magnet Schools) olarak adlandırılan devlet okulları kurulmuştur. İlk olarak 1970’lerde şehir üniversitelerinde uygulamaya konulan mıknatıs okulların önemli bir kısmı öğrenci sayısı çok olan ve sosyo-ekonomik düzeyi düşük bölgelerde kurulmuştur. Okulların yaklaşık yarısından fazlası ilköğretim düzeyinde, % 20’si ise lise düzeyinde eğitim vermektedir. Mıknatıs okulları geleneksel okullardan ayıran üç temel özelliğinden söz edilebilir. Bunlar (a) öğretim programının özel bir tema veya bir öğretim yöntemine dayanması, (b) herhangi bir coğrafi kayıt bölgesiyle sınırlandırılmaması ve (c) okulun veli ve öğrenci tarafından seçilmesidir. Mıknatıs okulların genel özelliği matematik, fen, bilgisayar, teknoloji veya yabancı dil gibi özel temalardan birine odaklanmaktır. Ayrımcılığa karşı bütünleştirme, işbirliğine dayalı öğretim etkinlikleri, çok kültürlülüğe dönük faaliyetler yürütmek, küçük tartışma grupları oluşturmak, der dışı etkinlikler ve özel projeler aracılığıyla öğrencilere çalışma imkânları sunmak, karşılıklı saygı, takdir ve farklı etnik kökene mensup olan öğrenci arkadaşlarıyla olumlu ilişkiler kurmak gibi hedefler de mıknatıs okulların amaçları ve özellikleri arasında yer almaktadır.

A.S. Neill Özgür Okul Hareketi

Neill’ın İngitere Summerhill’de 1924 yılında kurduğu okul, alternatif eğitim literatüründe olumlu ve olumsuz yönleriyle önemli bir referans noktası olmuştur. Summerhill okulu yaklaşık 80 yetişkin ve her milletten gelen öğrencilerden oluşmaktadır. Neil her ne kadar kendisi Rousseau’yu hiç okumadığını iddia etse de, en fazla Rousseau, etkilenmiştir. Okulun yönetimine ilişkin katılımcı bir anlayış ön plana çıkarken geleneksel okul yönetim yaklaşım ve modellerinden farklılaşır. Neil’ın kurduğu Summerhill okulunun temel varsayımları şunlardır:

  • Çocuklar doğuştan iyidirler.
  • Çocuklar özgür olmalıdırlar ve özgürlük onların öz motivasyonlarını geliştirir.
  • Öğrencilerin hiçbir siyasal ideolojiye, dinsel ve ahlaki dayatmaya maruz kalmama özgürlükleri vardır.
  • Çocukların kendi hayatlarını kontrol edebilmelerine olanak verilmelidir. Bu onların kendiişlerini yürütmede bir öz saygı kazandıracağı gibi hem de başkalarına karşı sorumluluk geliştirmelerine imkân sağlar.
  • Çocukların gelişimleri için zaman tanımak istedikleri kadar oyun oynamalarına izin vermek anlamına gelir. Oyun içinde yaşanan deneyimler hayatta sonradan karşılaşacakları iyi ve kötü durumlara hazırlanmalarına ve hayata ile başa çıkmaya ilişkin yeteneklerin gelişmelerine yarımcı olur.

Waldorf Okulları

Waldorf yaklaşımı ilk olarak Rudolf Steiner tarafından 1919 yılında Almanya’da ortaya çıkmıştır. Steiner çocukların hem fiziksel hem de psikolojik olarak belirli gelişimsel aşamalardan geçtiğini savunmuştur. Waldorf programının temel amacı çocuğu bütünüyle eğitmektir; “Beyin, kalp ve eller” bu programın temel felsefesini oluşturmaktadır. Waldorf Okulları programını bu anlayış üzerine inşa edilmiştir. Steiner, Molt, Hanh ve Stockmeyer Waldorf okulunun kuruluş ilkeleri ile okulun idari yapısını, eğitim felsefesini, ekonomik yapısını ve öğretim disiplinini belirlemişlerdir. Bu okulda eğitimin temel amacı benlik bilincinin oluşturulmasıdır. Benlik kavramı, kalıtım ve çevre ile birlikte insanın doğasını belirleyen üç kavramdan biridir. Benlik sağlıklı ve dengeli bir şekilde geliştirilirse yaşamda belirleyici bir rol oynar. Benlik bilincini geliştirerek çocuğun gerçek potansiyelini özgür bırakmak, böylece çocuğun potansiyelinin en üst aşamasına gelerek insanlığın ve dünyanın yararlı bir unsuru haline gelmesi Waldorf eğitiminin en genel amacıdır.