Ünite 4: Dünyada İstihdam ve İşsizlik

Giriş

2008 krizi ile birlikte işgücü piyasaları olumsuz etkilenmiştir. İstihdam seviyelerindeki düşüş ve çalışma koşullarındaki kötüleşme tüm dünya sorunu haline gelmiştir. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) bu konuda “Küresel İşler Paketi” adı altında bir dizi politika oluşturmuş ve 2010 yılı G20 zirvesinde iş alanları ve istihdama yönelik deklarasyon yayınlanmıştır. Ancak ülkeler, krizin zararlarından kurtulmaya çalışırken belli bir büyüme yakalasa da bu durum aynı oranda istihdama yansımamıştır. Son krizle birlikte değişen ortamla çalışma koşullarının ve yeni teknolojilerin geliştirildiği politikalar yüksek katma değer yaratarak ücretli istihdamın artmasına katkıda bulunacaktır.

Küresel İşgücünün Genel Olarak Analizi

Küresel işgücünün genel olarak analizi; istihdam, işsizlik, işgücüne katılma oranları işgücü verimliliği ve reel ücretler, istihdamın sektörel dağılımı, açık işsizlik ve kötü çalışma koşulları çerçevesinde yapılacaktır.

Nüfusta Yaşanan Gelişmeler

Dünya Bankasının verilerine göre 2009 yılı itibariyle dünya nüfusu 6,775 milyardır. İşgücü piyasaları nüfus miktarı ile doğrudan ilgilidir. İstihdam yaratabilen bir ekonomide nüfus fazlalığı olumlu bir girdidir. Fakat istihdam yaratamayan ekonomilerde nüfus, özellikle genç nüfus, büyük ölçüde işsizlik probleminin kaynağıdır.

İstihdam

Ekonomik kriz sonrasında da istihdamda artış devam etmekte eğilimindedir. Gelişmiş ülkeler ve Avrupa Birliğinde istihdamda bir daralma görülürken diğer bölgelerde büyüdüğü görülmektedir.

İşsizlik

İşsizlik konusunda da gelişmiş ülkeler ve AB bölgesinde yüksek bir artış görülmüştür. Orta ve Güney Doğu Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu ile Doğu Asya’daki işsizlik oranları azalma göstermiştir. Kadın ve erkekler arasındaki işsizliğe bakıldığında 2010 yılında küresel olarak 118,4 milyon erkek işsizliği; 86,5 milyon kadın işsizliği bulunmaktadır. Dünya’da işsizlik gençler arasında önemli bir problemdir. Ulaşılabilen son verilere göre (15-24) yaş arası gençler arasında 2009’da 79,6 milyon işsiz varken bu rakamın 2010 yılında 77,7 milyona gerilemiştir.

İşgücüne Katılım

İşgücüne katılma oranı ve işgücü seviyesi, farklı bölge ve ülkelerde farklı sonuçlarla küresel ekonomik krize etki etse de genel olarak bölgesel ve küresel olarak dikkate değer bir ağırlığı bulunmamaktadır.

İşgücü Verimliliği ve Reel Ücretler

Toplumda yoksullukla mücadele edebilmenin yollarından biri de verimlilik artışı sağlamaktır. İstihdamın niteliği birçok değişken çerçevesinde ölçülebilir olmasına karşın, verimlilik ve reel ücretler hem genellenebilir hem de karşılaştırılabilir olmasından dolayı tercih edilmektedir. Uzun dönemde işgücü verimliliğinin büyüklüğü basitçe işçi başına çıktı ile ölçülür.

Sektörler ve Cinsiyete Göre İstihdam

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), Küresel istihdam Eğilimleri 2011 raporunda istihdam sınıflandırmasını Türkiye’den farklı olarak 3 ana sektör üzerine yapmıştır. Bunlar Tarım, Sanayi ve Hizmetler Sektörüdür.

Zayıf İstihdam ve Çalışan Yoksullar

Dünyada oluşmuş istihdamın önemli bir oranı, iş güvencesi ve sosyal güvence olmaksızın, düşük ücretli ve kötü çalışma koşullarına sahip işlerde oluşmaktadır. Bu sayının artması “zayıf istihdam” (Terimin orijinali “Vulnerable Employment” dır. Dünyada çalışanların yarısı zayıf istihdam ilişkisi içindedir. Yoksulluğun diğer boyutu da çalışmanın karşılığında kazanılan ücretin kendisini alt sınır yoksulluktan kurtaramadığı kişilerde görülür ve çalışan yoksullar dediğimiz kısmı oluşturur. Dünyada istihdam içindeki her beş kişiden birinin ailesinde kişi başına düşen günlük gelir 1,25 ABD Dolarının altındadır.

Bölgesel İşgücü Piyasası Gelişmeleri

Bölgesel iş gücü piyasalarında gelişmeler dokuz ayrı bölge sınıflandırmasına göre istihdam ve işsizlik konuları analiz edilerek incelenmektedir.

Gelişmiş Ekonomiler ve Avrupa Birliği

2007-2010 arasında meydana gelen küresel işsizliğin büyük bir kısmı Gelişmiş Ekonomiler ve Avrupa Birliği bölgesinde oluşmuştur. Krizin tetikleyicisi olan Amerika Birleşik Devletleri bu süreçten en fazla etkilenen ülkelerden biridir.

Gelişmiş ekonomilerde kapsamlı sosyal güvenlik sistemlerinin bulunması, işsizlik rakamlarının kolayca istatistiklere yansımasına neden olmaktadır. Oysa birçok az gelişmiş ekonomide enformel sektörde, kayıt dışı ve sosyal güvencesiz çalışan işçilerin işsiz kaldığı tespit edilememekte ve bu kimselere yönelik aktif ve pasif istihdam politikaları geliştirilememektedir. Gelişmiş 31 ülkeden 17’sinde istihdam gerilerken 14’ünde artmıştır.

Orta ve Güney Doğu Avrupa (Avrupa Birliği Dışı) ve Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT)

Orta ve Güney Doğu Avrupa bölgesi yetişkin işsizliği dünya ortalamasının üzerindedir. Geçiş ekonomileri, gerekli yatırım ve istihdam koşulları oluşturamadığı için iş gücünün önemli kısmını diğer ülkelere göndermektedir.

Latin Amerika ve Karayipler

Bölgede zayıf istihdam ve çalışan yoksullar yüksek oranda yer tutmaktadır. Bölgede 2010 işsizlik oranları önemli düşüş eğilimindedir. Bölgede zayıf istihdam ve çalışan yoksullukla mücadele politikaları sürmektedir. Özellikle kadınların işgücüne katılımlarının artırılması ve daha kaliteli işlerin çoğaltılması için çalışmalar yürütülmektedir.

Doğu Asya

2010 yılında Çin, %10,5; Kore Cumhuriyeti %6,1; Hong Kong %6,0 büyümüştür. Büyüme bölgede pozitif işgücü piyasası gelişmelerine de neden olmuştur. İşsizlik oranları %4,4’den (2009) %4,1’e (2010) gerilemiştir. Bölgede erkekler arasındaki işsizlik oranı %5,0’den(2009) %4,6’ya (2010) gerilerken kadınlarda bu oranlar çok küçük bir değişim ile %3,5’den %3,4’e gerilemiştir.

Yoksullukla ve çalışma koşullarındaki kötü şartlarla mücadele özellikle Çin’de önemli bir politika gündemini oluşturmaktadır. Hızlı, yüksek miktarlarda ve ucuz üretimin ülkeye sağladığı avantajlar, kısa süre içinde kötüleşen hayat ve sağlık koşulları nedeniyle dezavantaja dönüşmeye başlamıştır.

Güney Doğu Asya ve Pasifik

Bölgedeki en geniş ekonomiler Endonezya ve Malezya gibi ülkeler 2010 yılında sırasıyla %6,0 ve %6,7 büyümüşlerdir. Singapur aynı dönemde %15’lik büyüme ile bölgenin en hızlı büyüyen ülkesi olurken Tayland %7,5 oranında büyümüştür.

Bölge işsizlik oranlarında 2009’dan (%5,2) 2010’a(%5,1) küçük bir azalma görülmüştür. Buna karşın Tayland gibi ülkeler kriz öncesi işsizlik oranlarının altında rakamlar yakalayabilmiştir.

Güney Asya

Güney Asya da, ihracat ve dışı yatırıma dayalı Doğu ve G.Doğu Asya Bölgesine benzer yapıyla küresel ekonomik krizden ekilenmiş ve bu durumdan kurtulmaya çalışmaktadır. 2007’den itibaren düşüş eğiliminde olan (%5,9, %5,5) büyüme oranlar› 2010’da belirgin bir sıçrama göstermiştir (%8,9). Sadece Hindistan 2010’da %9,7 büyümüştür. Hindistan bölgede bilişim sektörüne yaptığı yatırımlarla öne çıkmıştır.

Bölgedeki işsizlik oranı 2007-2010 döneminde %4,3 ile %4,5 arasında sabit bir gelişim izlemektedir. Ancak genç işsizlik kriz öncesi duruma göre daha iyiye gitmemiştir. 2008’de %18 olan genç işsizlik oranı 2010’da %20,7 olmuştur. Bu oranla genç işsizlik yetişkin işsizliğinin 2,5 katı kadardır.

Kadınların işgücüne katılma oranlarının düşük olduğu bölgede, bu oranın yükseltilmesi için politikalar yürütülmektedir. 2000 yılında %33,9 olan kadın işgücüne katılma oranı bu çalışmalar neticesinde 2010’da %38,0 seviyelerine getirilmiştir.

Orta Doğu

Bölge, hızla yükselen petrol fiyatlarına hızla tedbir alan diğer ülke mali politikalardan önemli ölçüde yararlanmıştır. Buna rağmen çok yüksek büyüme oranları görülmemektedir. 2010’da %3,6 büyümüştür. Ancak bölgedeki birçok ülkenin büyüme hızı %5’in üzerinde gerçekleşmiştir.

İşsizlik Orta Doğu’nun ön önemli problemlerinden biridir. Kriz döneminde 1 puan düşmüş olmasına rağmen 2010 yılında hâlâ %10,3 ile yüksek işsizlik oranına sahiptir. %25’lere yükselen genç işsizlik oranı yetişkin işsizlik oranının dört katına ulaşmış durumdadır.

İstihdamın nüfusa oranı 2010 itibariyle %45,4 seviyesindedir. Bu her iki çalışma çağındaki kişiden birinin çalışma hayatı dışında olduğu anlamına gelmektedir. Kadınların ancak beşte biri çalışma hayatına katılmaktadır. Kadın ve erkek arasındaki işgücüne katılma oranları arasında %8,7’lik bir farklılık oluşmuştur. Bu farklılığın temelinde güçlü sosyal ve ekonomik cinsiyet ayrımcılığının bulunduğu söylenebilir.

Kuzey Afrika

Ekonomileri uluslararası piyasalara yeterince entegre olmadığından Kuzey Afrika da ekonomik krizden yoğun olarak etkilenmeyen bölgelerden biridir. Buna rağmen hükümetler önlem paketleri hazırlamıştır.

Kuzey Afrika işsizlik oranı 2009’da %9,9; 2010’da %9,8 olmuştur. Genç işsizlik oranı ise 2009’da %23,4’den 2010’da %23,6’ya yükselmiştir. 2010 kadın işsizlik oranı %15, erkek işsizlik oran› %7,8 seviyesindedir.

Bölge son dönemlerde ‘Arap Baharı’ adı altında önemli bir iç kargaşaya şahit olmaktadır. Hükümetler genç işgüçlerini daha kaliteli işlere yönlendirme programları yaparken şu anda gençlerin büyük bir kısmı ya bu kargaşanın içinde kalmışlar ya da başka ülkelere göç etmişlerdir. Bu koşullarda sağlıklı bir işgücü piyasasının kurulması mümkün değildir.

Alt Sahra Afrika

Bölge 2004-2007 arası ortalama %6, kriz sonrası 2008’de %5, 2009’da %2,6 büyümüştür. 2010 yılında toparlanma gösteren büyüme oran› %5 seviyesindedir. Bölgenin en büyük ekonomisi Güney Afrika, 2010 yılında %3; petrol ihracatçısı ikinci büyük ekonomisi Angola ise %5,9 büyümüştür.

2009’da bölgede %75,8 oranında ‘zayıf istihdam’ görülmektedir. Üstelik bu oran 2000-2009 arasında %3,7 artış göstermiştir. 2009’da işgücüne katılım oran› %19,1 seviyesinde olan bölgede, kadınların %84’ü, erkeklerin ise %69,5’i ‘zayıf istihdam’ içindedir.

Alt Sahra Afrika’sında çalışma koşullarının iyileştirilmesi için hazırlanan Milenyum Gelişim Hedefleri, bölgede sadece insan onuruna yakışır işler geliştirmeyi değil, işgücü piyasalarıyla ilişkili diğer alanlar› da (sağlık, eğitim gibi) geliştirmeyi hedeflemektedir. Ekonomik büyümenin kalkınmak için tek yeterli koşul olmadığının anlaşılması üzerine bölgede nitelikli sosyal politikaların yürütülmesi çalışmalarına hız kazandırılmıştır.

İşgücü Piyasaları ve Küresel Ekonomik Kriz

2008 küresel ekonomik kriz tüm dünyadaki dengeleri az ya da çok etkilemiştir. ABD merkezli Mortgage kredilerinin tetiklemesi ile birden geri dönülmez tepkimeye giren dünya ekonomisi 2008 ardından gerek büyüme hızlarının düşmesi gerekse işsizlik rakamlarının yükselmesi ile işgücü piyasalarını da içine alan büyük bir krize sürüklenmiştir. Büyüme hızlarındaki düşüş ihracat ve yatırımlarda daralmaya neden olmuştur.

Küresel işgücü verimliliği de krizde olumsuz etkilenmiş 2007’de %3,3 olan işgücü verimliliği 2008’de %1,3’e, 2009’da %-1,4’e düşmüştür.

Kriz döneminde sanayi istihdamında daralma, tarım istihdamında genişleme kaydedilmiştir. Bu dönemde dünya istihdamının yarısından fazlası (1,53 milyar) ‘zayıf istihdam’ ilişkisiyle çalışmaktadır. 2009’da ailesi ile birlikte yaşayan ve günlük kişi başı 1,25$’›n altında gelir elde edenler toplam istihdam edilenlerin %20’sine ulaşmıştır. Günlük 2$ alt› gelir elde edenler ise 1,2 milyar kişi ile toplam istihdamın yarısına yaklaşmıştır.