Ünite 2: Doğum Öncesi Dönem

Biyolojik Olarak Üreme ve Doğum Öncesi Dönem

Yaşamın ilk basamağı doğum öncesi dönemde başlar. Sağlıklı bireylerin dünyaya gelmesi, bu dönemde anne ve babaların fiziksel ve ruhsal sağlıkları ile yakından ilgilidir.

Kadın üreme hücresi yumurta ve erkek üreme hücresi spermdir. Yumurta ve sperm birleştiği zaman döllenme ile gebelik ortaya çıkar. Döllenmenin gerçekleşmesi için spermlerin kadın vajinası içine aktarılması gerekir. Döllenme için en uygun aralık yumurtlama döneminden üç gün öncesi ile yumurtlama döneminden sonraki gündür Çünkü sperm ve yumurta sınırlı bir zaman için canlı kalabilirler.

Vajina içine aktarılan spermlerden bir tanesi fallop tüplerindeki yumurtaya ulaşır ve hücre zarını delerek yumurtanın içine girebilirse döllenme gerçekleşmiş olur (Open University, 2015). Döllenmiş yumurtaya zigot denilir.

Doğum öncesi gelişim 3 aşamaya ayrılır. Bunlar,

  • Germinal,
  • Embriyonik ve
  • Fetal dönem olarak adlandırılırlar.

Germinal dönem, döllenme gerçekleştikten sonraki 2 haftayı kapsar. Bu dönemde zigot oluşur. Zigot fallop tüpünden hareket ederek rahime iner ve rahim duvarına tutunur. Zigot bu esnada hücrelerini artırmaya başlar. İlk olarak ikiye bölünür. Ardından bu iki parçada ikiye bölünür. Yaklaşık üç gün sonra morula denilen çok hücreli yapıya sahip olur. Daha sonrasında bölünen hücrelerin iç katmanlarının oluşumu başlar. Bu haldeki yumurtaya blastocyst denilir. Bu hücreler sonrasında büyüyerek embriyoyu oluşturacaktır. Embriyonun ve plasentanın oluştuğu zamana Trophoblast adı verilir. Yumurtanın rahim duvarına tutunması ise İmplantasyon olarak adlandırılır (Santrock, 1997).

Embriyonik dönem, doğum öncesi gelişimin ikinci basamağıdır ve 2 ile 8 haftalık bir süreye sahiptir. Bu dönemde hücrelerin bölünmesi artmıştır ve organlar görünür olmaya başlar.

Fetal dönem, döllenmeden sonraki ikinci aydan başlar ve yaklaşık olarak yedinci aya kadar devam eder. Kollar, bacaklar ve eller oluşmaya başlar ve hareket etmeye başlar. Kıkırdak dokunun yerini artık kemikler almaya başlar. Bu dönemde artık bebeğe fetüs denilmektedir.

Doğum öncesi gelişim ayrıca üç aylık dönemlere ayrılarak da ifade edilebilir. İlk dönem olan birinci üç aylık dönem 0 ile 13 haftalık gebelik süresini kapsar ve gebeliğin en kritik dönemidir.

Çünkü hayati organların gelişimi ilk 9 hafta içinde gerçekleşir. Bu dönemde annenin sağlıklı olması ve fiziksel ve ruhsal açıdan sorunlar yaşamaması sağlıklı bir gebelik dönemi için gereklidir. inci üç aylık dönem 14 ile 37 haftalık gebelik dönemini kapsamaktadır. Bu dönemde devamlı bir gelişme ve büyüme söz konusudur. 28 ile 40 haftalık süreyi kapsayan dönem son üç aylık dönemdir. Doğum öncesi gelişimin son aşamasıdır. Bu dönemden sonra doğum gerçekleşecektir.

Gebeliklerin yaklaşık olarak %15 ile %20’si düşükle sonuçlanmaktadır ve bu düşükler genellikle ilk 3 ayda gerçekleşmektedir. En sık karşılaşılan düşük nedeni ise kromozomlardaki anormalliklerdir

Gebeliğin herhangi bir tıbbi sorun, çevresel veya biyolojik etmenlerin sonucunda kendiliğinden sonlanmasına düşük; gebeliğin annenin isteği, cinsel saldırı suçu, annenin hayatını tehdit eden tıbbi bir sorun sonucu bilinçli olarak sonlandırılmasına ise kürtaj denilmektedir

Türkiye Ceza Kanunu ise “gebeliğin ilk 10 haftasına kadar annenin gebeliğine kendi rızasıyla son vermesi hâlinde ceza öngörülmediği için” gebeliğin ilk 10 haftalık sürecinde kürtajı yasal kılmaktadır (Tuskan, 2013).

Uluslararası düzenlemelerde de kadının kendi bedeni üzerindeki hakları tanımlanmış ve düzenlenmiştir. Örneğin Birleşmiş Milletler 3. Dünya Kadın Konferansı’nda kadınların kendi doğurganlıklarını kontrol etme hakkı ve istedikleri zaman, istedikleri kadar çocuk sahibi olma haklarının olduğu vurgulanmıştır. 2000 yılındaki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun özel oturumunda kürtajın sağlıklı ve yasal olmasını engelleyen yasa ve düzenlemelerin kaldırılması ve sağlıklı kürtaj hakkı için gereken düzenlemelerin yapılması gerektiği vurgulanmakla beraber Dünya Sağlık Örgütü de kadın sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiği için kürtaj yasaklarının kaldırılması gerektiği yönünde raporlarını sunmuştur (Moroğlu, 2013).

Doğum Öncesi Gelişimini Etkileyen Faktörler

Beslenme

Anne karnında gelişmekte olan fetüs, beslenmek için tamamen anneye bağımlıdır. Bu nedenle annenin sağlıklı beslenmesi önem taşımaktadır. Ne kadar kalori alındığı, vitamin, mineral ve protein alımı, dengeli beslenmek önemli kriterlerdendir. Gebelik durumunda ne kadar kilo alınacağı annenin boyu, ağırlığı ve metabolizmasına göre farklılık gösterir

İlaç, Uyuşturucu ve Alkol Kullanımı

Bazı ilaçların, uyuşturucu maddelerin, sigaranın ve alkol kullanımının gelişmekte olan fetüs üzerinde olumsuz etkileri vardır. Bu nedenle sayılan bu maddelerin kullanımı gebelik sırasında dikkat edilmesi gereken kritik noktaların başında gelir.

Her ilaç, gelişim sürecine olumsuz etki etmese de gebelik boyunca zorunlu hâllerde ilaç kullanımı doktor kontrolünde olmalı ve gebelikteki etkileri üzerine araştırmaları yapılmış ilaçlar olmalıdır. Fakat uyuşturucu maddeler, sigara ve alkol fetüsün gelişimine etki eder. Araştırmalar gebelik sürecinde uyuşturucu madde kullanan veya sigara içen annelerin çocuklarında düşük bilişsel gelişim, zayıf dil gelişimi ve düşük doğum kiloları gibi sorunların ortaya çıktığını göstermektedir (Santrock, 1997).

Yaş

Doğum öncesi dönem açısından annenin yaşı da önemli faktörlerdendir. Fetüsün sağlıklı gelişimi ve annenin sağlıklı olabilmesi bir miktar annenin yaşına da bağlıdır. Araştırmalara göre 16-34 yaş aralığındaki annelerin Down Sendromlu bebek dünyaya getirme ihtimali 40 yaş civarındaki annelere göre oldukça düşüktür.

Stres

Gebe bir kadın yoğun korku, endişe, stres veya diğer duyguları yaşarsa psikolojik birtakım sorunlar ortaya çıkabilir ve bu durum solunum yolu düzensizlikleri ile hormonsal artışlara neden olabilir.

Annenin Sahip Olduğu Hastalıklar

Anne tarafından taşınan hastalıkların da fetüs gelişimi üstünde olumsuz etkileri vardır. Frengi, herpes (uçuk), AIDS gibi cinsel yolla bulaşan hastalıklar fetüs gelişimini etkileyerek organların zarar görmesine, merkezî sinir sistemi sorunlarına, ölüme veya beyin zararına neden olabilir (Rogers, 2010).

Çevresel Tehlikeler veya Toksinler

Radyasyon, çeşitli kimyasallar, atıklar ve diğer çevresel tehlikler sanayileşmiş toplumlarda anne ve fetüs sağlığına karşı risk üretmektedir. Radyasyona maruz kalındığında fetüste genetik mutasyonlar (değişim) ve kromozomlarda anormallikler ortaya çıkabilir

Rh Uyumsuzluğu

Fetüs gelişimini riske sokan bir diğer konu ise Rh faktörü olarak bilenen kandaki protein oranlarıdır. Eğer anne Rh negatif bir kan grubuna sahipse kanında protein yok demektir ve baba Rh pozitif kan grubuna sahip ise fetüste Rh uyumsuzluğu ortaya çıkar. Bu durumda annenin vücudu fetüse saldırması için antikorlar üretebilir.

İnfertilite, Çocuk Sahibi Olamama

İnfertilite (kısırlık) , bir sene korunmasız cinsel ilişki yaşandıktan sonra gebelik oluşmaması olarak tanımlanır. Düzenli adet döngüsüne sahip olmayan veya 35 yaşını geçmiş kadınlar, 6 aylık süre içinde gebe kalamazlarsa bir doktora danışmaları önerilir.

Kadınlarda genel olarak infertilite yumurtlama ile ilgili sıkıntılardan kaynaklanır. Buna ek olarak fallop tüplerinin herhangi bir iltihap, doku yaralanmaları, bazı cinsel yolla bulaşan hastalıklar, tümör ve doğuştan gelen kusurlara bağlı olarak tıkanması da önemli bir infertilite nedenidir.

İnfertilite yaşayan çiftlerin deneyebilecekleri bazı yöntemler vardır;

  • Cerrahi İşlemler
  • Doğurganlığı Destekleyici İlaç Tedavisi
  • Evlat edinme /Koruyucu Ailelik
  • Tüp Bebek Tedavisi
  • Yapay Döllenme
  • Taşıyıcı Annelik

İnfertilite tanısı almış olan çiftlerin deneyebilecekleri birçok tedavi yöntemi vardır. Fakat çiftin psikolojik iyilik hâlleri de oldukça önemli bir destekleyici faktör olarak öne çıkmaktadır.

İnfertilite tanısına karşın çiftlerin verdikleri tepkiler şu şekilde sıralanabilir (Sezgin ve Hocaoğlu, 2014).

  1. Şok ve İnanmama
  2. Yadsıma
  3. Anksiyete
  4. Öfke
  5. Kontrol Kaybı
  6. Yalnızlık ve Yabancılaşma
  7. Suçluluk
  8. Depresyon
  9. Çözülme

Gebelikte Ruh Sağlığı

Gebelik ve bir çocuğa sahip olacak olmak heyecan vericidir ama aynı zamanda çok zorlayıcı da olabilir. Çünkü kadının tamamen değişen yaşam tarzına uyum göstermesi gerekir. Bu nedenle kadınların gebelik döneminde kendilerini endişeli hissetmeleri sık görülen bir durumdur.

Depresyon ve anksiyete gebelikte görülen ruh sağlığı sorunlarının başında gelmektedir.

Ayrıca anksiyete bozuklukları ve tokophobia denilen doğum yapmaktan aşırı derecede korku duymak rahatsızlığı ortaya çıkabilir. Yeme bozuklukları olan kadınlarda veya vücut kilosu ile ilgili sorunları olan kadınlarda ise gebelikten kaynaklanan kilo alma durumu oldukça ciddi bir risk oluşturabilir.

Gebelik öncesinde psikoz, şizofreni veya bipolar bozukluk tanısı olan kadınlarda bu rahatsızlıkların gebelik döneminde tekrar etmesi ihtimali diğer dönemlere göre daha yüksektir

Bir kadının gebelik döneminde karşılaşacağı ruh sağlığı sorunları birçok etmene bağlıdır. Bunlar aşağıdaki gibi sıralanabilir.

  • Önceden geçirilmiş olan ruh sağlığı rahatsızlıkları
  • Bu rahatsızlıklara yönelik görülen tedavi
  • Kadının sosyal çevresinde yaşanmış güncel stres yaratabilecek olaylar
  • Gebelik hakkında kadının ne hissettiği

Gebelik döneminde sosyal hizmet uzmanları; stresi azaltma, başa çıkma mekanizmalarının geliştirilmesi, güçlendirme, çift terapisi, sosyoekonomik destek sağlama, sosyal destek sistemlerini harekete geçirme ve toplum kaynaklarını harekete geçirme gibi mesleki çalışmalar yürütebilir.

Doğum Öncesi Dönemde Bağlanma

Bağlanma; anne veya bakım veren ile bebek arasında kurulan karşılıklı duygusal etkileşimdir. Bu etkileşimde hem anne veya bakım veren hem de bebek aktif birer katılımcıdır.

Bağlanma kavramını ilk olarak İngiliz bilim insanı John Bowlby ele almıştır. Bowlby’e göre bebek, fiziksel olarak rahatlığının sürmesi, hayatta kalabilmesi ve kendini güvende hissedebilmesi için anneye bağlıdır ve karşılığında anne de bebeğe gereken güveni ve bakımı vererek psikolojik olarak bağlılık ve tatmin geliştirmektedir.

Doğum Öncesi Dönem ve Sosyal Hizmet

Sosyal hizmet uzmanı, insanların yaşam döngüsü içinde nerede olduğuna göre ihtiyaçlarının ve sorunlarının değişeceğinin farkında olması gereklidir. Bir insanın gelişim açısından içinde bulunduğu dönem, sorunların neler olduğuna, sorun ve güçlülüklere nasıl çözüm bulunacağına dair tüm değişkenlere etki eden bir faktördür (Thompson, 2013).

Çocuk sahibi olmaya karar vermek ve gebelik, insanların hayatlarını tamamen değiştiren bir deneyimdir. Sosyal hizmet uzmanları bu değişim sürecinde anne ve babalara rehber ve destek olmalıdır.

Gebelik döneminde olan müracaatçılarla çalışırken sosyal hizmet uzmanı, belirli mesleki becerilere ek olarak bazı sağlam bilgilere de sahip olmalıdır. Bunlar (Rogers, 2010);

  • İnsan gelişimi bilgisi
  • Doğum öncesi gelişim bilgisi
  • Kültürel hassasiyet
  • Evlat edinme
  • Kürtaj
  • Gebelik ve doğumla alakalı güncel yasal uygulamalar ve kanunlar
  • Etik bilgisi
  • Gebelik, doğum ve doğum öncesi dönemi etkileyen faktörler hakkında bilgi
  • Gebelik psikolojisidir.

Gebelik döneminde anne, baba ve bebeğin sağlığına bütüncül olarak yaklaşmak gerekir. Sosyal hizmet uzmanı aileleri tıbbi, psikolojik, kültürel, sosyal ve ekonomik olarak değerlendirmelidir.