Ünite 3: Değerler ve Mesleki Etik

Giriş

Sosyal hizmet, insan hakları ve sosyal adalet temel değerleri çerçevesinde uygulamalarını gerçekleştirir. Sosyal hizmet uzmanları federasyonun kabul ettiği “Sosyal Hizmet Mesleğinin Etik İlkeleri ve Sorumluluklar (2004)” aşağıdaki gibi sıralanmaktadır;

  • Hizmet alanlara karşı etik sorumluluklar
  • Meslektaşlara karşı etik sorumluluklar
  • Uygulama ortamındaki etik sorumluluklar
  • Profesyonel olarak etik sorumluluklar
  • Sosyal hizmet mesleğine karşı etik sorumluluklar
  • Topluma karşı etik sorumluluklar

Değer Hakkında

Sosyal Çalışma Sözlüğü (Tomanbay,1999:57) değeri, “Kişilerin, önemli saydıkları, benimsedikleri ve erişmeye çalıştıkları ve toplumda yaygın olarak benimsenen soyut kurallar” olarak tanımlamaktadır. Tanınmış sosyal hizmet yazarlarından Thompson’a (2005:109) göre, “Değer, en basit anlatımıyla, üstün tuttuğumuz, önemli gördüğümüz ve korumaya layık bulduğumuz şeydir.” Sosyal hizmet etiği üzerine yazdıkları birçok dile tercüme edilen ve ders kitabı olarak okutulan Sarah Banks’e (2006:6) göre de, “Günlük kullanımda, değerler, dinî, ahlaki, kültürel, politik ya da ideolojik inançlar, ilkeler, tutumlar, görüşler ya da tercihlerdir.” Son olarak Giddens’e göre ise; Değerler, bireyler ya da gruplar tarafından, neyin istenir, uygun, iyi ya da kötü olduğu hakkında benimsenen düşüncelerdir. Farklılaşan değerler, insan kültürünün gösterdiği değişikliklerin temel bir yönünü temsil eder. Bireylerin değer verdikleri şeylerin ne olduğu, içinde yaşıyor oldukları kültür tarafından önemli ölçüde etkilenir (Giddens, 2008: 1055).

Değerlerin bir alt katmanı olan etik ise felsefenin doğru ve yanlışla ilgili olarak rehberlik sunan bölümü olarak düşünülebilir. Mesleki etik, yaygın kabul görmüş değerlerin temelini oluşturduğu etik kurallardır.

Kişisel Değerler ve Mesleki Değerler Arasındaki İlişki

Kişinin bireysel değerleri ile mesleğin değerleri yakınlaştıkça mesleğe olan yönelim artış gösterir. Kişisel değerler ve meslek değerleri arasında bir karşıtlık olmaması gerekir. Çünkü neyin doğru olduğuna dair farklı fikirler olduğunda hemen ikilem doğmaktadır. Kendi kaderini tayin hakkı sayesinde uzmanın bireysel seçimlerinin ve değerlerinin mesleki kararlar üzerindeki olası etkisi en aza indirgenebilmektedir. Bugün, bireylere ve ailelere onların isteklerini ve yönelimlerini daha çok dikkate alan hizmet programları ve müdahaleler sunulmaktadır. Sosyal hizmet mesleğinin değerleri ile sosyal hizmet uzmanının değerlerinin uyumu esasında temel beklentidir. Eğer bu iki değer sistemi arasında uyuşmazlık oluşursa, iki sonuç ortaya çıkabilir: (1) Sosyal hizmet uzmanı bir profesyonel olarak üzerine düşeni yapacak ancak işe yüreğini koymadığından, samimiyet eksikliği danışanı tarafından açıkça fark edilecektir. (2) Sosyal hizmet uzmanı meslek değerlerini bir kenara bırakacak ve danışanına tamamı ile kişisel inanç ve değerleri ile yaklaşacaktır.

Mesleki Bilgisi Değerden Bağımsız mı?

Sosyal hizmet, bilgi, beceri ve değerden oluşan üçlü sacayağı üzerinde kurulmuştur. Bir yanda bilimsel teorilere ve alan deneyimlerine dayalı olarak inşa edilmiş olan ‘nesnel’ bilgi ve beceri vardır. Diğer yanda ise, insanın insan olmasından dolayı itibarına içkin bir saygıdan doğan ve bilimsel sorgulaması mümkün olmayan değerler manzumesi yer alır. Sosyal hizmet mesleğinin temel bir değerinin referans alınması gerekir: İnsan onurunun ve saygınlığının korunması. Örneğin istismarın olduğu bir evde en temel görev istismara maruz kalan çocuğun korunmasıdır.

Sosyal Hizmet Mesleğinin Değerleri

Mesleğin en önemli iki çatı örgütü olan, Uluslararası Sosyal Hizmet Uzmanları Federasyonu (IFSW) ve Uluslararası Sosyal Hizmet Okulları Birliği (IASSW); 2004 yılında yapılan genel toplantılarında ortak bir sosyal hizmet tanımı ve ‘Sosyal Hizmet Etiği, İlkeler Bildirgesi’ başlığıyla temel değerleri ve ilkeleri kabul etmişlerdir. “Sosyal hizmet mesleği; sosyal değişimi, insan ilişkilerinde sorun çözmeyi ve iyilik halini artırmak için kişilerin özgürleşmesini ve kendi güçlerini fark edip, kullanabilmelerini desteklemektedir. Sosyal hizmet; insan davranışları ve sosyal sistemlere ilişkin teorileri kullanarak, bireylerin çevreleriyle etkileşimde oldukları noktalarda müdahale eder. İnsan hakları ve sosyal adalet sosyal hizmetin temel ilkeleridir.”

Avustralya’da, Temmuz 2014’te IFSW ve IASSW tarafından yapılan genel kurulda mesleğin tanımı, küresel tanım adı altında aşağıdaki gibi güncellenmiştir: “Sosyal hizmet, sosyal değişimi ve gelişimi, toplumsal bağlılığı destekleyen, insanları yetkin hale getiren ve özgürleştiren, uygulamaya dayalı bir meslek ve akademik disiplindir. Sosyal hizmet, sosyal adaleti, insan haklarını, ortak sorumluluğu ve farklılıklara saygıyı esas alır. Sosyal hizmet teorileri, sosyal bilimler, beşeri bilimler ve yerel bilgi ile desteklenir, sosyal hizmet yaşam zorluklarını görünür kılmak ve iyilik halini geliştirmek için insanlar ve yapılarla çalışır. Sosyal hizmet birinci, ikinci ve üçüncü kuşak hakları kapsamaktadır. Birinci kuşak haklar serbest konuşma, inanç, işkence ve keyfi tutuklamadan muafiyet gibi sivil ve politik haklar olarak adlandırılmaktadır; ikinci kuşak, sosyoekonomik, kültürel haklardır, bu makul düzeyde eğitim, sağlık hizmetlerinden yararlanma ve yerel dilini kullanma hakları dâhil; ve üçüncü kuşak haklar, doğal dünya ve ekosistem için türlerin çeşitliliği haklarına ve kuşaklar arası eşitliğe odaklaşmaktadır.

Sosyal Hizmet Mesleğinin Etik kuralları (kodları) içinde açıkça altı değer tanımlanmıştır (Zastrow, 2013):

  1. Hizmet,
  2. Sosyal adalet,
    • Negatif ayrımcılıkla mücadele
    • Farklılığın tanınması.
    • Kaynakların eşit dağıtımı
    • Adil olmayan politikalarla ve uygulamalarla mücadele
    • Birlik ve dayanışma içinde çalışma
  3. Saygınlık ve kişinin değeri, • Kişinin kendi kaderini tayin etme hakkına saygı
    • Katılım hakkını geliştirme
    • Bireyi bütün olarak ele alma
    • Güçlü yanların keşfedilmesi ve geliştirilmesi
  4. İnsan ilişkilerinin önemi,
  5. Bütünlük ve
  6. Yetkinlik.

Mesleki Etiğin Temel Konuları

Sosyal hizmette etiği ele alırken üç kavramı birbirinden ayırt edebilecek şekilde tanımlamak gerekir. Birincisi etik meselelerdir. Etik meseleler, sosyal adaleti ve kamu refahını geliştirmekle yükümlü olan sosyal hizmet uzmanının danışan ile ilişkisinden doğan konuların tümüdür. İkincisi etik sorunlardır. Etik sorunlar, sosyal hizmet uzmanının alacağı mesleki kararın zorlayıcı bir etik-değer boyutu içerdiğini gördüğü zaman oluşur. Üçüncüsü ise etik ikilemlerdir.Etik ikilemler, sosyal hizmet uzmanı iki eşit derecede istenmeyen alternatif arasında kaldığında ve bu alternatifler etik ilkeler arasında çatışma yarattığında oluşur.

Etik ikilemleri çözmeye yönelik ilk adımda, geçmişe ait bazı önemli bilgileri sağlayan ve sorunu açıklığa kavuşturan aşağıdaki sorular yanıtlanabilir (Zastrow, 2013):

  • Öncelikli hizmet alan kimdir?
  • Kuruluştan kaynaklı hangi faktörler etik ikileme neden oluyor?
  • Bu ikilemi kim ortadan kaldırabilir Hizmet alan mı aile üyeleri mi sosyal hizmet uzmanı mı? Kuruluş yöneticisi mi?
  • Olası her karar için, hizmet alan, aile, kuruluş ve diğerleri açısından kısa vadeli ve uzun-vadeli sonuçlar neler olabilir?
  • Muhtemel her seçimden ya da tercihten kimler yararlı çıkıyor ve kimler zararlı çıkıyor? Etkilenen insanlar eşit ya da farklı güçlerde mi? (örneğin, çocuğa karşılık yetişkin). Etkilenebilecek biri özellikle hassas mı ve bu yüzden özel değerlendirmeye ihtiyaç duyuyor mu?
  • Birinin uğrayacağı zarar sakınılamayacak olduğunda, hangi karar en az uzun vadeli sonuçla asgari zarara yol açacaktır? Bu zarar görenlerden hangileri en azından bu zararı giderebilecektir?
  • Bu ikileme karşı belirli bir karar diğer danışanları ilgilendiren gelecekteki kararlar için istenmeyen bir örnek oluşturacak mıdır?

Sosyal hizmet uzmanı bu soruları yanıtladığı zaman, üç soruya daha yanıt vermelidir:

  1. Bu duruma uygun olan etik ilkeler ve zorunluluklar nelerdir?
  2. Hangi etik ilkeler (eğer varsa) bu durumla bir uyumsuzluk halinde ve bundan dolayı etik ikilem yaratıyor?
  3. Bu durumda, belirli etik zorunluluklar diğerlerinden daha öncelikli mi? Bu sorulara yanıt vermek için, sosyal hizmet uzmanı, sosyal hizmet mesleğinin etik ilkeleri rehberini her zaman olması gerektiği gibi temel referans olarak almalıdır.

Etik Meselelerinin Kaynakları

Sosyal hizmet uzmanlarının alan çalışmalarında karşılaştıkları ve etik sorunlara veya ikilemlere dönüşebilen etik meseleleri; bireysel haklar ve refahla ilgili meseleler, kamu refahı ile ilgili meseleler ve eşitsizlik ve yapısal baskılar ile ilgili meseleler olmak üzere üç kavramsal çerçeve içinde inceleyebiliriz (Banks, 2001).

Bireysel Haklar ve Refahla İlgili Meseleler

Sosyal hizmet mesleği öncelikli olarak bireyin varlığını kabul eder ve bireysel kimliğin gelişmesini ve bireyin özgürleşmesini mümkün kılmaya çalışır. Bununla birlikte, bireyin isteklerinden, haklarından ve refahının geliştirilmesi odağından kaynaklı etik sorunlar da gelişebilir.

Kamu Refahı ile İlgili Meseleler

Kamu refahı denildiğinde şüphesiz bütüncül bir bakış ile toplumun genelinin ‘iyilik halini’n korunması ve geliştirilmesi akla gelmektedir. Teker teker bireylere, bireylerin isteklerine ve haklarına odaklanmak yerine toplumun bütününe odaklanılmaktadır.

Eşitsizlik ve Yapısal Baskılarla İlgili Meseleler

Birey ve toplum refahı ile bağlantılı etik meselelere ilaveten sosyal hizmeti diğer mesleklerden keskin biçimde ayıran -alt sosyoekonomik düzeydeki bireylere hizmet sunan bir meslek olması- özelliği ile bağlantılı olarak bir diğer etik mesele de yapısal baskılara maruz kalmış olan kişilerle yürütülen uygulamalarda ortaya çıkar.

Uygulamada Mesleki Etik Sorunlar ve İkilemler

Belirli bir durumda ne yapılması gerektiğine ilişkin mesleki karar verirken yalnızca -mevzuat ve yönergeler gibi- hukuksal yönlendirmeler yeterli gelmemekte, buna ilaveten etik çerçevede bakma gereksinimi doğmaktadır.

Etik Karar Verme Karar verme

Herhangi bir faaliyetle ilgili, çeşitli olasılıklar ya da alternatifler arasından birinin seçilmesi ya da seçilmemesidir.

  1. Etik kararlar insan refahı ile ilgilidir. İnsanların gereksinimleri topluma göre değişiklik gösteren ‘göreceli’ bir doğaya sahip olsa da evrensel bir takım değerlerin olmadığını düşünmek olanaklı değildir. İnsan refahının sağlanmasıyla ilgili her eylem etik bir çerçeveye sahiptir.
  2. Etik kararlar eylem içerir . Danışanın isteği ve kurumu-yasal düzenlemelerin beklentisi ne olursa olsun sosyal hizmet uzmanı bir eylemde bulunur ve bu eylem mutlaka bir etik karara dayalı olarak gerçekleşir. Örneğin bir yaşlı kadın hastaneye yatmak istemiyorsa ve yatmasını gerektiren koşullar açıkça oluşmuş ise uzmanın danışanın yakınları ile görüşmesi, ilgili kurumların yetkilileri ile bağlantı kurması gibi birçok eylem oluşur.
  3. Etik kararlar içinde bulunulan durumun bağlamını dikkate almayı gerektirir. Sürece dâhil olan kişilerin kültürel, sosyal nitelikleri ve kurumsal düzenlemeler mesleki eyleme etkide bulunmaktadır.
  4. Etik kararlar evrenselleştirilebilir olmalıdır. Aynı durumdaki her insanda aynı kararın verilmesi gereklidir. Bilişsel yeterliğini yitirmiş bir yaşlı eğer yasal yetki kullanılarak yatılı bakıma alınıyorsa bu durumdaki diğer yaşlı danışanlar için de aynı uygulamanın yapılması gereklidir.

Sosyal Hizmet Öğrencilerinin Karşılaştıkları Etik Sorunlar

Lisans veya yüksek lisans sosyal hizmet öğrencileri, eğitim sürecinin ikinci aşamasında alan uygulaması kısmına geçerler. Çeşitli kuruluşlarda çalışmaya başladıklarında üstlenecekleri mesleki rolle ilgili anksiyete, zihinsel karmaşa, suçluluk gibi duygular yaratan- birçok zorlukla karşılaşabilirler.

Uygulama yapan sosyal hizmet öğrencilerinin karşılaştıkları etik sorunları ve ikilemleri aşağıda yer alan beş başlık altında örneklerle inceleyebiliriz (Banks, 2001):

  1. Karşılaşılan duruma ilişkin bilgi ve deneyim eksikliği,
  2. Sosyal hizmet uzmanının rolüne ilişkin bilgi eksikliği,
  3. Kendi konumuna ilişkin güven eksikliği,
  4. Danışanın haklarına veya gereksinimlerine ilişkin dar çerçeve,
  5. Karşılaşılan durumun karmaşıklığı

Sosyal Hizmet Uzmanlarının Karşılaştıkları Etik Sorunlar

Deneyimli profesyoneller, rollerinin sınırlarını net olarak bilen, kararlarından emin olan ve yeterli düzeyde özgüvene sahip olan kişilerdir. Alan deneyimi gelişmiş olan sosyal hizmet uzmanları için etik ikilemler, etik sorunlara göre çok daha az sıklıkla yaşanmaktadır.

Sarah Banks’a (2001) referansla vereceğimiz dört vaka örneğinde sosyal hizmet uzmanları aldıkları kararlardan veya sonuçtan dolayı kendilerini kötü hissetmişler ve daha farklı nasıl davranabileceklerini gözden geçirmişlerdir. Bununla birlikte, aldıkları kararın doğruluğu konusunda büyük bir şüphe de yaşamamışlardır. Vaka örneklerini aşağıdaki gibi gruplandırabiliriz:

  1. Olumsuz sonuçtan dolayı profesyonel suçluluk hisseder.
  2. Olumsuz sonuca rağmen profesyonel etik olarak doğru karar verdiğini düşünür.
  3. Profesyonel, temel etik ilkelerin çakışması nedeniyle suçluluk hisseder.
  4. Profesyonel, mesleki kararın etik olarak uygun olduğunu düşünür.