Ünite 7: Cumhuriyet Döneminde Eleştiri (1923-1938, 1939-1960)

1923-1938 Arası Türk Edebiyatında Eleştiri

Bu dönemi Milli Edebiyat döneminden ayırmak zor olsa da Cumhuriyet’in ilanından sonra gerçekleştirilen siyasi, toplumsal ve kültürel değişimlerin büyük etkisi olmuştur. Bu bağlamda eleştiri de bu çerçevede gelişmiştir.

Eleştiri ve Eleştirmen Anlayışı: Güçlü bir teori olmamasına karşın eleştiriyi meslek edinmiş olan yazarların var olması bir kademe olarak görülmektedir. Teori özelliğindeki yazıların varlığına rağmen bu dönemde eleştiri daha çok eser, dönem ve yazar eleştirisi şeklinde varlığını sürdürmeye devam etmiştir. Bu dönem edebiyatının temel ilkelerinden birisi köklere dönüş olduğu için edebiyat dünyasında da bu çerçevede antolojilere ve edebiyat tarihlerine çok rastlanmaktadır. Dolayısıyla edebi eleştiri de zaman zaman bir bakıma bu eserlerle birlikte söz konusu edilmiştir. Bu dönemde öznel eleştiri anlayışı ile ilk dikkat çeken isim Nurullah Ataç’ tır. Ataç, eleştiriyi bir sanat olarak görmekle birlikte öznel-izlenimci bir eleştiri anlayışı benimsemiştir. Eleştiriyi meslek edinen yazarların ilk ortaya çıktığı bu dönemde eleştiri ve eleştirmenler üzerine birçok tartışma olmuş ve ideal bir eleştirmen profili çizilmeye çalışılmıştır.

Bu döneme ait bir diğer yazar olan Orhan Burhan eleştiriyi edebiyatımızın büyük bir eksikliği olarak görmektedir. Yazara göre eleştirmen, edebi eleştiriyi edebi eserdeki edebilik ölçütünü iyi kavrayarak yapmalı ve bunu göstermelidir.

Yaşar Nabi Ulus ve Nurullah Ataç; bu dönemde eleştirmen olmadığını ve bunun nedeninin toplumsal ve sanatsal yapının iyi eleştirmen çıkarmaya elverişli olmadığını savunur. Hasan Ali Yücel; eleştirmenin memleketteki edebi düşüncenin bir genel fikrini yansıtması gerektiği ve eleştirmenin öncelikle iyi bir okur olması gerektiğini vurgular. Halide Edip ise eleştirmenin görevinin yalnızca eserin iyi veya kötü taraflarını ortaya çıkarmak olmadığını, eleştirmenin bununla birlikte okuduğu eserin tüm parçalarını görüp bunu okuyuculara göstermesi gerektiğini savunmaktadır.

Edebi Dönemler Üzerine Yapılan Eleştiriler: Dönem merkezli edebiyat eleştirileri daha çok İnkılâp Edebiyatı, Milli Edebiyat ve Eski Edebiyat ile Yeni Edebiyat anlayışı üzerinde dönmüştür.

İnkılâp Edebiyatı: Bu konu ile ilgili Yakup Kadri, Behçet Kemal, İsmail Hakkı, Yaşar Nabi, Burhan Asaf ve Ahmet Muhip görüşlerini belirtmişlerdir. Yazarların sanatçıların İnkılâp Edebiyatını benimsemelerinin zorunluluk mu ya da gönüllülük mü olduğu konusunda fikir ayrılıkları bulunmaktadır.

Milli Edebiyat: Kâzım Nami, Hasan Ali, Yaşar Nabi, Behçet Kemal, Halit Fahri, Halit Ziya, Yahya Kemal ve Fuat Köprülü gibi o dönemin önemli isimleri konu ile ilgili görüşlerini ifade ederek, tartışmalara girmişlerdir.

Divan Edebiyatı: Bu dönemle ilgili Yakup Kadri, Kâzım Nami, İsmail Habip, Sabahattin Eyüboğlu, Peyami Safa, Nurullah Ataç gibi yazarlar eleştirel yazılar yazmışlardır.

Edebi dönemler hakkında yapılan eleştirilerin ortak noktası bir fikir birliğinin olmaması ve sistemli bir yaklaşım içermemesidir. Ele alınan edebi dönemle ilgili eleştirilerin genellikle bakış açısından kaynaklanan bir mantıkla olumlu ya da olumsuz yönde olmaları söz konusudur.

Edebi Türlerin Teorisi Üzerine Yapılan Eleştiriler: Bu dönemde çok gelişkin bir teorik zemin bulunmamakla birlikte şliir, roman, öykü ve tiyatroyla ilgili bir takım teorik sayılabilecek eleştirel yazılara rastlamaktayız. Bu duruma ait tartışmaların en başında eskilik ve yenilik problemi bulunur. Doğulu düşünce sisteminden batılı modern anlayışa geçişinden dolayı ortaya çıkan bu düşünce ayrılıkları edebiyatımızda büyük tartışmalara yol açar. Her grup kendisinin yeni olduğu iddia ederek eskinin devrini kapattığını savunur. Cumhuriyet dönemine gelinceye kadar karşımıza çıkan bütün edebi grupların bu yenilik iddialarına karşılık, Cumhuriyet’in ilk şiir grubu sayılan Yedi Meşaleciler de aynı iddiayla kendilerini duyururlar. 1928’de yayımladıkları Yedi Meflale ortak kitabında şiiri sunilikten ve soluk duygulardan kurtarmak, yeni, canlı, samimi olmak niyetinde olduklarını belirterek edebiyat dünyasına kendilerini tanıtırlar. Şiirimizin Beş Hececiler’in elinde ufkunun daraldığını, canlılığını kaybettiğini belirtirler.

Eski-yeni problemi ile ilgili tartışmalardan biri Nazım Hikmet, Yakup Kadri, Hamdullah Suphi, Kazım Nami ve Yaşar Nabi arasında geçmiştir. Bu tartışma siyasi alanlara çekilmiş ve sokak olaylarına yol açmıştır.

İdeoloji ve şiir ile ilgili konu alan tartışmalardan biri Ahmet Hamdi Tanpınar, Yaşar Nabi arasında gerçekleşmiştir.

Şiirin teorik çerçevesi ile ilgili aruz ölçüsüne yöneltilen eleştiriler baskın çıkmakta ve hece ölçüsünün Beş Hececiler elinde tıkandığına dair görüş bildiren önemli sayıda yazı bulunmaktadır.

Roman ve öykünün işlevi ile ilgili teorik içerikli eleştirel yazılar bulunmaktadır. Örnek olarak Fuat Köprülü, Ahmet Hamdi Tanpınar, Peyami Safa, Yaşar Nabi, Burhan Toprak ve Sadi Ethem arasında yaşanmıştır.

Bu dönemde roman ile ilgili tartışma konusu romanda bir tezin bulunup bulunmaması ile ilgili olmuştur. Nurullah Ataç, Peyami Safa ve Yahya Kemal arasında yaşanan bu tartışmada Ataç, romanın bir bakış açısına sahip yazarının tezinin yansıtmasının doğal olduğunu savunurken Peyami Safa ve Yahya Kemal bu görüşe karşı çıkmışlardır.

Bu dönem içerisinde tiyatro eleştirileri de yapılmıştır. Fakat eleştirilerin sağlıklı olmadığı dile getirilir. Bu konuda Nahit Sırrı, Hikmet Şevki ve Muhsin Ertuğrul eleştirel yazılar yazmışlardır.

Yazar ve Eser Üzerine Yazılan Eleştirel Değerlendirmeler: Şairler arasında en çok değerlendirme yapılan isimler; Abdülhak Hamit, Tevfik Fikret, Ahmet Haşim, Yahya Kemal, Nazım Hikmet, Necip Fazıl olmuştur. Eserler arasında ise Sinekli Bakkal, Yaban, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Kuyucaklı Yusuf, Gökyüzü, Sait Faik’in ve Sabahattin Ali’nin Öyküleri eleştiri konusu olmuştur.

Abdulhak Hamit ile ilgili Nazım Hikmet ve Tanpınar olumsuz yönde eleştirirken; İsmail Habib ve Cahit Sıtkı da şairi şiirimizin önemli bir yol açıcısı olduğunu savunur.

Teyfik Fikret ile ilgili Mehmet Ali Ayni, İsmail Habip, Nazım Hikmet, Tanpınar eleştiri yazıları bulunmaktadır. Ahmet Haşim ile ilgili ise Fuat Köprülü, Hasan Ali Yücel, Muammer Lütfi, Yakup Kadri ve Tanpınar’ın eleştiri yazıları bulunmaktadır.

Nurullah Ataç, Sabahattin Eyüboğlu, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Yahya Kemal ile ilgili eleştirel yazıları bulunmakta olup en detaylı yorumlamalar Ahmet Hamdi Tanpınar’a aittir.

Bu dönemde eleştirilen bir başka isim ise Mehmet Akif’tir. Faruk Nafiz, Halit Fahri, Sabiha Zekeriya, Şükufe Nihal ve Sadri Ertem ve Tanpınar’ın şair ile ilgili eleştiri yazıları bulunmaktadır.

Nazım Hikmet de eleştirilen şairler arasındadır. Ahmet Haşim, Halit Fahri, Ahmet Kutsi, Şevket Süreyya, İsmail Habip, Peyami Safa, Sadri Ethem tarafından eleştirilmiştir. Necip Fazıl ile ilgili eleştiriler yazılar; Ziya Osman, Hüseyin Cahid’ e aittir.

Bu dönemde Halide Edip’in Sinekli Bakkal, Yakup Kadri’nin Yaban, Peyami Safa’nın Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Sabahattin Ali’nin Kuyucaklı Yusuf, Reşat Nuri’nin Çalıkuşu ve Gökyüzü romanları ile Sabahattin Ali’nin ve Sait Faik’in öyküleri; Nahit Sırrı’nın Muharrir, Necip Fazıl’ın Tohum ve Bir Adam Yaratmak, Yakup Kadri’nin Sağanak, Nazım Hikmet’in Unutulan Adam gibi tiyatro eserleri ile ilgili eleştiri yazılarının olduğu görülmektedir.

Yaban için yapılan eleştiriler Türk romanında önemli bir dönüm noktasını olarak kabul edilir. Kazım Nami’ ye göre Yaban ilk orijinal Türk Romanıdır.

Dil Üzerine Yapılan Eleştiriler: Bu dönemdeki dil üzerine eleştirel yazılar daha çok yazı devrimi, dil devrimi, dilde özleşme, konuşma dili-yazı dili ve gramer konuları etrafında yazılmıştır. 1928’deki yazı devrimi ile birlikte ortaya çıkan Latin harfleri ile ilgili eleştirel yazılarda; Kazım Karabekir Latin harflerine karşı çıkmış Kılıçzade Hakkı ve Hüseyin Cahit bu görüşe katılmamıştır.

Dilde özleşme çabalarına ait eleştiri yazıları; Halit Fahri, Yakup Kadri, Reşat Feyzi, Hasan Ali, Yaşar Nabi, Sadri Ertem, İsmail Hakkı, Nurullah Ataç’a aittir.

1939-1960 Arası Türk Edebiyatında Eleştiri

Atatürk sonrası dönem olarak da isimlendirebileceğimiz 1939-1960 arası sadece Türkiye’nin değil, bütün dünyanın önemli sosyal, siyasal sıkıntılar yaşadığı yıllardır.Bu sıkıntılar edebiyatımıza da yansımıştır. İkinci Dünya Savaşı, Demokratik Parti iktidari ve tek parti iktidarının bir takım uygulamaları, Köy Enstitüleri ve Tercüme bürosunun çeviri faaliyetleri edebiyatın şekillenmesinde etkili olmuş unsurlardır.

Eleştiri ve Eleştirmen Anlayışı: Nurullah Ataç bir önceki dönemden gelen ve bu dönemde de eleştirmen kimliği ile dikkat çekmektedir. Mehmet Kaplan’ın ise nesnel-bilimsel eleştirinin gelişmesinde büyük katkısı olmuştur. Bu dönemde eleştiriyi meslek edinmiş Suat Kemal, Memet Fuat, Muzaffer Erdost, Asım Bezirci, Fethi Naci, Hüseyin Cöntürk gibi isimler dikkat çekmektedir.

Nurullah Ataç 1951 yılına kadar öznel izlenimci bir eleştiri anlayışı benimsemiş olup 1952’den ölümüne kadar yazdığı yazılarda nesnel eleştiri anlayışından yana olduğu görülmektedir.

Mehmet Kaplan, esere yönelik eleştirinin uygulama alanındaki örnekleri ile önemli bir yol açıcı olarak görülmektedir. Kaplan’a göre sağlam bilgiye dayanmayan eleştiri gerçek değildir ve yazarın özgünlüğü anlatım biçiminde ortaya çıkmaktadır. Kaplan eserlerinde objektifbilimsel ve nesnel eleştiri anlayışının örneklerini vermektedir.

Edebi Dönemler Üzerine Yapılan Eleştiriler: Bu dönemde, bir önceki dönemde de konu olan eskilik-yenilik problemi ile milli edebiyat konuları ile birlikte edebiyatın amacı, konusu, içeriği ve üslup problemleri ile ilgili konuşulduğu görülmektedir.

Edebiyatın içeriği ile ilgili problemler milli edebiyat konusu ile edebiyatın yeniliği veya eskiliği tartışmalarıdır. Edebiyat üzerine yazılan eleştirilerde I. Yeni ve II. Yeni şiir hareketleri eski ve yeni tartışmalarını yeniden gündeme taşımıştır. Dönemin süreli yayınlarından Hisar ve Çağrı gelenekseli savunurken, Yeditepe, Pazar Postası, A gibi dergiler ise yayımladıkları eleştirel yazılarda İkinci Yeni Hareketi’nden yana tavır almışlardır.

Edebi Türlerin Teorisi Üzerine Yapılan Eleştiriler: Bu dönemde edebi türlerin teorisi üzerine yapılan eleştiri konuları aşağıdaki gibidir;

  • Şiirin ve şairin amacı
  • Şiirde eski-yeni konusu
  • Şiirde ideoloji
  • Hece-aruz problemi
  • Şiirin şekli
  • Öykü ve romanın işlevi
  • Milli romanın nasıl olması gerektiği
  • Tiyatronun işlevi

Şiirin görevi konusunda eleştiri yazıları Yaşar Nabi, Turgut Uyar, Ceyhun Atuf Kansu, Nurullah Ataç, Tanpınar ve Atilla İlhan tarafından kaleme alınmıştır. Orhan Veli ve arkadaşları şiirin şekli ve konusunda yenilik yapmışlardır. Basit, sade ve sıradan olanı şiire sokma anlayışını benimseyen bu grup şiirin teorik olarak yeniden ele alınmasına neden olur.

Edebiyat faaliyeti açısından bakıldığında öykü romanın önüne geçmiş fakat teorik bağlamda öykü eleştirisi yok denecek kadar azdır.

Yazar ve Eser üzerine Yazılan Eleştirel Değerlendirmeler: Tevfik Fikret, Yahya Kemal, Ahmet Haşim tartışmalara konu olmuşlardır. Bunun nedeni ise modernleşme dönemi edebiyatındaki kurucu özellikleridir. Orhan Veli, Fazıl Hüsnü ve II. Yeni’nin bazı şairleri de yenilikçi safında bulundukları için eleştirilere maruz kalmışlardır. Bu eleştirilerin ortak özelliği nesnel yaklaşımın göz ardı edilmesi ve kişisel tavır ve ideolojilerin ön plana çıkmasıdır.

Yakup Kadri’nin Yaban ve Panorama eserleri, Halide Edip’in Sinekli Bakkal ve Tatarcık eserleri, Abdulhak Şinasi Hisar’ın Fahim Bey ve Biz Romanı, Sabahattin Ali’nin İçimizdeki Şeytan, Peyami Safa’nın Matmazel Noralya’nın Koltuğu romanı eleştirilere konu olmuş eserlerdir.

Dil Üzerine Yapılan Eleştiriler: Bu dönemde dil üzerine yapılan eleştiriler;

  • Dilde özleşme sorunu;
  • Türkçedeki yabancı sözcükler sorunu;
  • Konuşma dili ve yazı dili sorunu;
  • İmla Kılavuzu üzerine tartışmalardır.

Nurullah Ataç dil devrimi konusunda en istekli olan eleştirmenlerdendir. Yaşar Nabi, Besim Atalay, Nihal Atsız, Agop Dilaçar, Pertev Naili, Falih Rıfkı dil konusun eleştiri yazıları bulunan yazarlardır.