Ünite 8: Cumhuriyet Dönemi, 1960-1970 Dönemi Tiyatromuz

Siyasal Ortam

27 Mayıs 1960 günü Türkiye’de, Cumhuriyet tarihinin ilk askeri darbesi ile olmuştur. İlk başta bu durum toplumun geniş kesimince olumlu karşılanmış, pek çok özgürlüğü getiren 1961 anayasası yayınlanmış olsa da, girişilen tasfiyeler, idamlar gibi olaylar sonucunda yeni düzene karşı güvensizlik oluşmuştur. 1965 yılından itibaren de yeni anayasanın tanıdığı haklar daraltılmıştır.

1961’den 1965’e kadar koalisyon hükümetleri İsmet İnönü başkanlığında Türkiye’yi yönetmiştir. Siyasi çokseslilik toplumun çok sesliliğini getirmiş, bunun etkileri günlük yaşama yansımıştır. Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Alparslan Türkeş, Necmettin Erbakan gibi politikacılar bu dönemde adlarını duyururlar. Siyasi partilerin önderleriyle bütünleşme ve özdeşleştirilme geleneği de bu yıllarda yerleşir. Bu gelişmelerin sonuçlarından biri olarak altmışlı yıllardan itibaren toplumun daha kavgacı bir hale geldiği, şiddete başvurma eğiliminin arttığı gözlenmiştir.

Toplumsal Görünüm

Türkiye’nin kültürel ve düşünsel gelişiminde altmışlı yılların bir tür aydınlanma çağı olduğu, dergiler ve üniversitelerin, düşün yaşamının gelişiminde iki önemli merkez durumunda olduğu görülür. 1968, dünyada olduğu kadar Türkiye’de de gençlik hareketlerinin dönüm noktasıdır.

Dönemin ekonomik yapısına bakıldığında karşımıza sanayileşme ve hızlı büyüme kavramları çıkar. Ekonomik yapıya temellenen sınıfsal dengesizlikler, gelir dağılımındaki adaletsizlik ve toplumsal huzursuzluğa, giderek kültürün yozlaşmasına uzanmıştır. Çalışarak, emek harcayarak değil kosa yoldan para kazanma düşüncesi eleştirildiği kadar destek de bulmuştur.

1960-71 döneminin temel tartışmalarından biri yine olumlu ve olumsuz yönleriyle gündemde tutulan batılılaşmadır.

Altmışlı yılların en önemli toplumsal özelliklerinden birisi de büyük kentlere ve Avrupa’ya yapılan göçlerdir. Bu durum kültürel yapıdan önemli yaralar açmıştır.

Altmışlarda Tiyatro: Tiyatro Tartışmaları, Özel ve Ödenekli Tiyatrolar

Altmışlara gelindiğinde tiyatromuz her bakımdan atılım yapmaya hazırdır. Tiyatro sanatçıları ve seyirci yetişmiş durumdadır.

Bu dönemin en önemli gelişmesi Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’ne bağlı olarak kurulan Tiyatro Enstitüsü’nün 1964’te dört yıllık lisans eğitimi veren Tiyatro Kürsüsü haline getirilerek akademik tiyatro eğitiminin ilk adımının atılmış olmasıdır.

Bu dönemde tiyatromuz üzerine iki temel tartışma başlığı dikkati çeker: Ulusal Türk Tiyatrosu ve Bölge Tiyatroları.

Bu dönemde iki büyük ödenekli tiyatronun, Devlet Tiyatrosu ve Şehir Tiyatrosu, yönetim ilişkileri oldukça hareketli ve tartışmalıdır. Altmışlı yıllarda, Devlet Tiyatrosu’nun görev ve sorumluluklarının, yönetim şeklinin, devlet ve hükümet ile ilişkilerinin bolca tartışıldığı görülür. Bunun yanında Devlet Tiyatrosu 1960- 1970 yılları arasında 84 yerli, 118 yabancı oyun ve 10 çocuk oyunu sergileyerek büyük bir atılım gerçekleştirmiştir. İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatrosu da bu yıllarda başarılı ama yönetim ilişkileri bakımından çalkantılı bir dönem geçirmiştir. Şehir Tiyatrosu sanatçıları ile belediye görevlileri arasında yaşanan anlaşmazlık çeşitli eylemlerle protesto edilmiştir.

Altmışlı yıllar, pek çok açıdan öncü rol oynayan özel tiyatroların nitelik ve nicelik olarak atılım dönemidir. Bugüne dek varlığını, çizgisini korumuş Kenter Tiyatrosu, Dormen Tiyatrosu, Ankara Sanat Tiyatrosu, Dostlar Tiyatrosu gibi topluluklar bu dönemde kurulmuştur.

Bu dönemin bir başka önemli başlığı da “Kabare Tiyatrosu” örnekleri ve Geleneksel Türk Tiyatrosu ögeleriyle epik tiyatro anlayışını kesiştiren amatör/profesyonel gruplardır. Altmışların kabare toplulukları denilince Devekuşu Kabare Tiyatrosu, Üç Maymun Kabare ve Pisi Pisi Kabare Topluluğu’nu anmak gerekir.

Altmışlı yıllarda farklı ideolojilerin tiyatroya yaklaşımları da farklı olur. İktidara gelmeleri halinde sanatı destekleyeceklerini vaad eden grupların olduğu gibi, tiyatrolara saldırı ve yasaklamalar yapanlar da olmuştur.

Kısaca, bu dönemin tiyatro ortamı canlı, içerik ve biçim bakımından çeşitli bir görünüm sergiler.

Altmışlarda Oyun Yazarları ve Oyunların Biçimsel Yönelimleri

Altmışlı yıllar 1950 kuşağı yazarları ile Güngör Dilmen, Sermet Çağan, Adalet Ağaoğlu, Güner Sümer, Vasıf Öngören, Turan Oflazoğlu, Cahit Atay ve Erol Toy gibi 1960 kuşağı yazarlarının buluştuğu bir dönemdir. Dönemin oyun yazarlığında içerik ve biçimsel olarak çeşitlilik izlenir.

Güngör Dilmen’in Küp Hamit ve Avcı Karkap , Gülten Akın’ın Kapılar Pencereler, Batak, Çıkış ve Adalet Ağaoğlu’nun Çıkış oyunları bireyin iç dünyasına eğilen, bu soyut dünyanın ayrıntılarını, soyut ve simgeci yaklaşımlarla dile getiren oyunlardır.

Bir başka yönelim olarak tarih, mitoloji ve efsaneden yararlanma yanında dramatik kalıpların dışına çıkarak konuyu evrensel bağlamda irdeleyen oyunlara Güngör Dilmen’in, Turan Oflazoğlu’nun Turgut Özakman’ın tarih, efsane ve mitolojiden yola çıkarak biçimledikleri oyunları örnek oluşturur.

Cevat Fehmi Başkut’un Ayna, Öbür Gelişte ve Ölen Hangisi, Şahap Sıtkı İlter’in Ayrı Dünyalar adlı oyunları, aslında dramatik yapıyı izlemesine karşın gerçek üstü ögeler de içerir.

Haldun Taner, Turgut Özakman, Mehmet Akan, geleneksel tiyatro biçimlerini çağdaş bir anlayışla bütünleştirmişlerdir. Vasıf Öngören ve Sermet Çağan da epik tiyatro biçiminin Türk Tiyatrosundaki en önemli örneklerini vermişlerdir. Absürd, simgeci ya da şiirsel yaklaşımların kimi zaman yüzeysel bir anlayışla denendiği oyunlar da mevcuttur.

Altmışlarda Oyun Yazarlığımız ve Tematik Yönelimleri

Dönemin oyunları incelendiğinde bu tartışmaların iki temel grupta toplandığı görülür:

Siyasal ve Ekonomik Yapıya Odaklanan Oyunlar

Yazar, bu eğilimde ekonomik-siyasal-toplumsal yapı arasındaki ilişki ve çatışmalara dikkat çekmeyi hedeflemiştir. Değişim ya da bozulmanın görünen nedenlerini devlet kurumları ve görevlilerindeki aksaklıkları ele alarak irdelerler. Recep Bilginer, Çetin Altan, Cevat Fehmi Başkut, Haldun Taner, Orhan Asena ve Aziz Nesin bu bağlamda oyunlar vermiştir.

Siyasal ve ekonomik yapıyı ele alma konusunda kimi yazarlarımız temeldeki nedenleri irdelemeye yönelmişlerdir. Bu sorunların dile getirildiği oyunlarda yazarların daha çok tarih ve efsaneye yaslanarak sorunu ortaya koydukları ya da soyutlamaya dayanarak evrensel bir bağlama yöneldikleri görülüyor. Bu oyunlara Orhan Asena’nın Simavnalı Şeyh Bedreddin , Erol Toy’un Pir Sultan Abdal , Çağan’ın Ayak Bacak oyunları örnek olarak verilebilir.

Öte yandan oyun yazarları ekonomik ve siyasal yapıdaki bozukluğun sonuçlarını aile ilişkileri ve birey bağlamında yansıtmışlardır. Turgut Özakman’ın O cak, Vasıf Öngören’in Almanya Defteri, Asiye Nasıl Kurtulur , Orhan Kemal’in İspinozlar, Haldun Taner’in Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım bu alanda yazılan oyunlardır.

Toplumsal ve Kültürel Yapıyı Tartışan Oyunlar

Açımlanan ilk eğilimden farklı olarak burada siyasal ekonomik yapının doğrudan ele alınmamış, oyun yazarları bireyi ön plana alıp iç çelişkileri ve toplumla çelişmesi bakımından incelemişlerdir. Adalet Ağaoğlu Evcilik Oyunu’ nda evlilik kurumuna, toplumsal yapının bireye dayattığı kalıplara dikkati çeker. Güner Sümer Yarın Cumartesi ile, Çetin Altan Yedinci Köpek ile toplumsal önyargıya değinirler.

Bu başlık altında değerlendirilen oyunlarda aile ekonomik ve siyasal yapının bir sonucu olarak değil, bireyin iç dünyasının ve duygusal beklentilerinin karşılanamaması nedeniyle huzursuzluklar, ayrılıklar yaşar. Vüs’at O. Bener’in Ihlamur Ağacı, Turgut Özakman’ın Paramparça, Oktay Rifat’ın Yağmur Sıkıntısı, Cevat Fehmi Başkut’un Üzüntüyü Bırak oyunlarında olduğu gibi. Ya da tam tersi Güner Sümer’in Yarın Cumartesi oyununda olduğu gibi aile sadece duygusal bağları nedeniyle bir arada kalmayı başarır.

Bireyin iç dünyasının ve yakın ilişkilerinde yaşadığı çelişmelerin en etkili örneklerini, yazarların evrensel bağlamda yansıttığı oyunlarda buluruz. Melih Cevdet Anday’ın Mikadonun Çöpleri ve İçerdekiler oyunları bu bağlamda dönemin en önemli ve etkili oyunları olarak görülmelidir. Aziz Nesin’in Çiçu, Güngör Dilmen’in Avcı Karkap ve Küp Hamit , Oktay Rifat’ın ise Atlarla Filler oyunları bu alanda yazılan oyunlardır.

Altmışlı yılların oyun yazarlığında önemli bir eğilim de köy, kasaba ve gecekondu gerçeklerine yönelme eğilimi olarak belirtilmiştir. Cevat Fehmi Başkut Buzlar Çözülmeden ve Hepimiz Birimiz İçin’ de, Recep Bilginer İsyancılar’ da, Talip Apaydın Bir Yol’ da, Ünal Akpınar Bozkır Dirliği ’nde, Necati Cumalı Tehlikeli Güvercin’ de köy sorunlarını siyasal ekonomik ilişkiler bağlamını vurgulayarak ele almışlardır. Cahit Atay Sultan Gelin ve Ana Hanım Kız Hanım ’da köy kadının günlük yaşamdaki çilesini örnekler. Altmışların Türkiyesi’nin bir gerçeği olarak gecekondu sorunu da oyun yazarlarının eğildikleri konular arasında yerini almıştır. Bu başlıkta Haldun Taner’in Keşanlı Ali Destanı ile Oktay Rifat’ın Çil Horoz oyunları dönemin en önemli metinlerinin başında gelir.

Düzen bozukluğu, oyunlarda halkın, düzen dışından kahramanlara umut bağlamasıyla vurgulanmıştır. Bu anlamda da Keşanlı Ali, Kerpiç Memet, Şeyh Bedreddin, Atçalı Kel Mehmet, Pir Sultan Abdal gibi Türk Tiyatrosu’nun en renkli anti-kahramanları ile karşılaşılır.

Sonuç olarak, oyun yazarlığı geleneğimiz, altmışlı yıllarda gerek içeriksel gerekse biçimsel olarak zengin, ayrıntılarla derinleşen, nitelik ve nicelik bakımından büyük bir gelişmeyi sonraki dönemlere devretmiştir.

Dönemin Öne Çıkan, Etkili Olan Oyunları

Altmışlı yıllarda yazılmış oyunlardan bazıları sahnelendiğinde de büyük etki yaratmış, büyük destek ve ilgi görmüştür. Haldun Taner’in Keşanlı Ali Destanı, Vatan Kurtaran Şaban, Güngör Dilmen’in Midas’ın Altınları, Canlı Maymun Lokantası, Kurban, Vasıf Öngören’in Asiye Nasıl Kurtulur, Zengin Mutfağı, Almanya Defteri, Turgut Özakman’ın Ocak, Orhan Asena’nın Atçalı Kel Mehmet, Necati Cumalı’nın İspinozlar, Cahit Atay’ın Pusuda, Sultan Gelin gibi oyunları 1960’ların bu bağlamda oyun yazarlığı konusunda ilk akla gelen oyunlardır.

Altmışlarda Tiyatro Eleştirisi

Altmışlı yıllarda önceki dönemlerden daha farklı ve etkin bir rol oynayan Yeni Dergi, Türk Dili gibi dergiler ve gazete yayıncılığında tiyatro eleştirilerini bulmak mümkündür. Günay Akarsu, Lütfi Ay, Zahir Güvemli, Adnan Benk, Özdemir Nutku gibi isimlerin de tiyatro tartışmaları kapsamında değerlendirebileceğimiz yazıları bulunmaktadır.