Ünite 4: Çocukluk (İlk Çocukluk ve Orta Çocukluk) Dönemi

Çocukluk Döneminde Bedensel Büyüme ve Gelişim

Gelişim alanlarının başında, diğer bütün alanların temelini oluşturan bedensel gelişim alanı gelmektedir. Bedensel gelişim, bedeni oluşturan tüm organların gelişmesi, boyun uzaması, kilonun artışı, kemiklerin gelişimi, dişlerin çıkması ve değişmesi, kas, beyin ve tüm sistemler (sinir, sindirim, dolaşım, solunum, boşaltım gibi) ve duyu organlarının gelişimidir. Gelişim yaşam boyu sürer ancak çocukluk döneminde diğer tüm dönemlere oranla açıkça daha fazla görülebilir. Bedensel gelişimin iki şekli vardır:

  • Nicel/ Sayısal: Ağırlık, boy sözcük sayısındaki artış gibi rakamsal olarak ifade edilen artışı belirler.
  • Niteliksel: Yapıda ve çeşitlilikteki gelişimi belirtir. Örneğin, çocuğun kaslarının çalışma şeklinde olduğu gibi.

Bedensel gelişimin hızı, bebeklik dönemine göre iki-altı yaş döneminde yavaşlamıştır. Ağırlıktaki artış, birinci yaşın sonunda, doğumdaki ağırlığının üç katı olmasına rağmen, altıncı yaşın sonunda ancak yedi katı olmuştur. Dört yaşındaki çocuğun boyu ise doğum boyunun iki katına ulaşmıştır. İlk çocukluk döneminde erkek çocuklarının boy uzunluğu ve vücut ağırlıkları kızlara göre biraz daha fazladır. Ayrıca, ekonomik yönden gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin çocukları arasında da önemli farklılıklar görülür. Dünya çocuklarının boy ve kilo özelliklerine ilişkin bir araştırmaya göre boy uzunluklarındaki farklılıkta rol oynayan iki etmen vardır:

  • Etnik köken ve
  • Beslenme.

İlk çocukluk döneminde bir çocuğun boyu ortalama olarak 6.5 cm’dir ve kilosu da 2-3 kg kadar artmaktadır. Bireysel farklılıklar da büyüme düzeninde farklılılara neden olur. Bu dönemde erkek ve kızlar daha az kilolu ve incedir; bebeklik görünümünden uzaklaşmaya başlarlar. Baş ve vücudun organları arasındaki oran, yetişkin oranlarına benzer.

Şişman, göbekli, çarpık bacaklı küçük çocuk 5 yaşına geldiğinde bir yetişkininkine benzeyen daha düzgün bir vücuda, düzgün bir karına, uzun ve düzgün bacaklara sahip bir çocuğa dönüşür. Kız çocukları erkek çocuklardan bir yıl ileridedir. Bu dönemde kemikler tam olarak sertleşmemiştir. Bu nedenle düşmeleri sonucunda kemiklerde kırılma görülmez.

Bu dönemde beyin gelişimi devam etse de gelişim, bebeklik dönemindeki kadar hızlı değildir. Çocuk üç yaşına geldiği zaman beyni, bir yetişkin beyninin dörtte üçü büyüklüğe ulaşmıştır. Altı yaşına geldiğinde ise çocuğun beyni yetişkin beyni büyüklüğünün %95’ine erişmiştir.

Araştırmalar, 3 ve 6 yaş arasındaki çocukların beynindeki en hızlı değişimin beynin planlama, yeni etkinlikler organize etme ve yapılanlara ilişkin dikkati sürdürmede görev alan frontal lob kısmında gerçekleştiğini ortaya çıkarmıştır.

Kaba motor gelişimleri: İlk çocukluk dönemindeki çocuk artık düzgün bir şekilde durabilmek ve hareket edebilmek için çaba göstermek zorunda değildir. Bu dönemde çocuklar, amaçlı olarak kendilerini taşıyıp bacaklarının kendilerine güvenerek hareket ettirdikçe etrafta dolaşmak daha otomatik hale gelir.

İnce motor gelişimleri: 3 yaşındaki çocuklar küçücük nesneleri baş parmakları ve işaret parmakları arasında bir süreliğine tutabiliyor olsalar da ince motor becerilerde oldukça beceriksizlerdir. Buna rağmen oyuncak bloklarla uzun kuleler yapabilir, her bloğa ayrı ayrı odaklanarak bu blokların yerlerini değiştirebilirler, yine de tüm bunları doğrusal bir çizgi olarak yapamazlar.

Orta çocukluk yavaş, süreğen bir büyüme dönemidir. Kızlar sadece bu dönemde erkeklerden daha uzundur. Bunun nedeni de kızların erkeklerden daha önce ergenlik dönemine girmiş olmalarıdır. Daha fazla sayıdaki kas hücreleri sayesinde erkekler genelde kızlardan daha kuvvetlidir. On yaşındaki bir çocuğun boyu ortalama olarak 140 cm’dir ve kilosu da yılda 3-3.5 kg kadar artmaktadır.

Ancak iskelet sisteminin her parçası aynı oranda büyüyüp sertleşmez. Öncelikle kafatası ve eller olgunlaşırken ayak kemiklerinin olgunlaşması ergenliğin sonunu bulur. Bu dönemde beyin ağırlığı sadece %10 oranında artmaktadır. Fakat beynin bazı bölgelerinde kayda değer büyüme söz konusudur.

Manyetik Rezonans Görüntüleme (MR) ile gerçekleştirilen araştırmalar beynin iki tür dokusunun hacminde artış tespit etmektedir:

  • Çoğunlukla miyelinleşmiş sinir liflerinden oluşan ‘beyaz madde’ ve
  • Çoğunlukla sinir hücreleri ve destekleyici maddelerden oluşan ‘gri madde’.

Beyin gelişiminin önemli bir parçası olan sinaptik budanmanın miktarı, çocuğun gelişimi süren farklı beyin bölgelerine göre değişmektedir.

Çocukluk döneminin ortalarında iki büyük gelişim hamlesi yapılır.

  • Birincisinde, ince motor becerilerine ve göz-el koordinasyonunda büyük bir ilerleme görülür ve genellikle 6 ila 8 yaşlarında gerçekleşir.
  • 10-11 yaşındaki çocukların yaşadığı diğer hamlede, büyük bir ilerleme gösteren iki bilişsel işlev olan mantık ve planlama, büyük oranda ön loblar tarafından denetlenir. Ayrıca, bu hamle bellek işlevindeki ilerlemelerle de ilişkilendirilir.

Çocukluk Döneminde Bilişsel Gelişim

İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliği bilişsel gücüdür. Bu nedenle biliş ve bilişsel gelişimin anlaşılması önemlidir. Biliş; insanların dünyayı öğrenmelerini ve anlamalarını içeren dikkat, algı, bellek, okuma ve yazma, problem çözme, anımsama, düşünme, akıl yürütme, yaratıcılık gibi birçok özelliği içeren zihinsel süreçlerdir. Bilişsel gelişim ise yaşla birlikte zihinsel süreçlerde meydana gelen değişmeler şeklinde ifade edilir

Bilişsel gelişim kuramını ilk ortaya koyan Piaget olup Bruner ve Vygotsky de bilişsel gelişime ilişkin kuramlar ileri sürmüşlerdir. Bilişsel kuramlar, çocuklarda bilişsel gelişimin nasıl meydana geldiğini, düşüncelerinin nasıl değiştiğini ve çocukların bilişsel gelişimlerini nelerin etkilediğini açıklamaya çalışırlar. Doğum öncesinde ve sonrasında çocuğun bireysel özelliklerine uygun sağlanan uyarıcılar, araç gereçler, eğitim ortamları ve etkinlikler onların bilişsel gelişimini destekler ve kapasitelerini en üst düzeyde kullanmalarını sağlar.

Piaget bilişsel gelişim kuramını geliştirme sürecinde, verilerini klinik gözlemlerden ve bilimsel araştırmalarından ve günlük yaşamdan yararlanarak elde etmiştir. Piaget, gözlemler sonucunda çocukların düşünce yapılarının yetişkinlerden farklı olduğunu ve farklı yaşlarda farklı düşünme yapılarının bulunduğunu vurgulamıştır. Piaget’in çocuklara yönelik vurguladığı en önemli nokta, çocukların bilgi gelişimlerinde, kendi anlayışlarının oluşmasında etkin katılımcı olduklarını belirtmesidir.

Piaget’e göre insanın doğumla gelen yetenekleri:

  • Şemalar oluşturma
  • Özümseme
  • Uyum sağlama
  • Organize etme
  • Uzlaşma

Piaget’nin İşlem Öncesi adını verdiği bu dönem bir bekleme dönemi değil aksine çocuğun önceden sadece fiziksel olarak yapabildiklerini zihinsel anlamda da yapabilmeye başlaması ve tersine çevrilebilir zihinsel etkinliklerde bulunabilmesidir. Rakamları toplama ve çıkarma bu işlemlere örnek olarak verilebilir.

Piaget işlem öncesi dönemi ikiye ayırır bunlar;

  • Sembolik ya da kavramsal öncesi dönem ve
  • Sezgisel dönemdir.

Sembolik dönem ya da kavramsal öncesi dönem dönemde dil hızlı gelişir ancak geliştirdikleri kavramlar ve kullandıkları sembollerin anlamları kendilerine özgüdür, çoğu zaman gerçek değildir. Çocuk gözünün önünde bulunmayan ya da hiç mevcut olmayan nesne, olay, kişi ve varlığı temsil eden semboller geliştirir.

Sezgisel dönem (4-6 yaş): Bu dönemde, çocuklar olayları yalnızca geçirdiği yaşantılara bağlı olarak tek yönlü düşünebilmeye başlamıştır. Çocuk, bu dönemde hızla eksik gruplama yapma durumundan yeterli bir sınıfla ma yeteneğine doğru ilerler. Toplama yapabilir hale gelir. Buna ek olarak, büyük gruplar içinde alt bölmeler ve gruplamalar yapabilir. İkisini birden, büyük grup ve içinde küçük grup yapması istenir ise yapamaz. Bu onun bütünün bilgisi ve alt parçalarının bilgisini aynı anda zihninde tutamadığı anlamına gelir. İfade edilen bu yetersizliğin matematik öğretimi için çok önemli olduğu açıkça görülmektedir. Çocuklar bu dönemde, nesnenin dikkat çekici özelliklerine odaklanmakta diğer özelliklerini gözden kaçırmaktadırlar. Çocuklar görüntü değişse de gerçeğin aynı kalacağını anlayamazlar. Korunum kazanılmasında bu özellikleri etkili olmaktadır.

Piaget’in Somut İşlemler dönemi (7-11 yaş) bu dönemde, çocuklar somut işlemler gerçekleştirebilir ve muhakeme belli veya somut örneklere uygulanabilir olduğu sürece mantıklı yapılabilir. Bu noktada, işlemler geri dönüştürülebilir zihinsel eylemlerdir ve somut işlemler ise gerçek, somut nesnelere uygulanabilir. Bu dönemde düşünme ilk çocukluk dönemine kıyasla daha mantıksal, esnek ve organizedir.

Vygotsky, çocuğun bilişsel gelişimini etkilemede yetişkin rolünün önemli olduğunu vurgular. Ona göre çocuklar yetişkinlerle yada diğer çocuklarla çalıştıklarında bilişsel gelişimleri beslenir. Bilişsel gelişim, başkaları tarafından düzenlenir.

Vygotsky’e göre bilişsel gelişime etkisi olan faktörler şu şekilde ifade edilebilir.

  • Bilişsel gelişimde kültürün ve sosyal çevrenin önemi.
  • Çocuk- yetişkin ilişkileri
  • Çocukların birbirlerleriyle işbirliği
  • Dil öğrenme
  • Nesne, Material ve olaylara somut yaşantılar

Bruner de çocuklarda bilişsel gelişim ile ilgili çalışmalar yapan kuramcılardan birisidir. Bruner’in kuramı Piaget’nin bilişsel gelişim kuramına birçok açıdan benzemesine ragmen bir konuda kesin şekilde ayrılmaktadır. Dil olmadan düşünceninde olmayacağıdır.

Bütün gelişim alanları birbiriyle ilişkili olup birbirinden ayrı düşünülemediği için bilişsel gelişim de diğer gelişim alanlarıyla ilişkilidir. Bilişsel gelişimde olan bazı aksaklıklar, diğer gelişim alanlarında da problemlerin yaşanmasına neden olabilir veya diğer gelişim alanlarındaki yetersizlikler bilişsel gelişimi etkileyebilir. Çocuğun dili kullanıp konuşabilmesi için bilişsel ve dil gelişiminde problem olmaması gerekir.

Dil gelişimi 2-5 yaş arasında sürekli bir gelişim gösterir. Bir yıl içinde çocuğun dil gelişimi hayret verici bir hızda gelişir. Çocuk üç yaşını doldurduğunda 3-4 kelimeden oluşan cümleler kurmaya başlar ve bu cümlelerde fiillerin geçmiş, şimdiki ya da gelecek zamanlarını doğru olarak kullanır. Beş yaşına geldiklerinde çocuklar kendi dillerini başarıyla ve gramer kurallarına uygun olarak kullanabilecek beceriyi kazanmıştır. Anlatımlarındaki organizasyon, detay ve ifade gücü artar.

Çocukluk Döneminde Sosyo-Duygusal Gelişim

İkili ilişki kurma, sosyalleşmenin içinde önemli bir yer almakta, iletişim becerilerinin ve duygusal gelişimin kazanılmasında temel yeteneklerin ortaya çıkmasını sağlamaktadır. Her çocuk, bu sosyalleşme sürecinde;

  • Yatay ve
  • Dikey olmak üzere iki tür etkileşimde bulunur.

Dikey ilişki; ebeveyn, öğretmen ve büyük kardeş gibi statü ve bilgi olarak çocuktan daha üst düzeyde biriyle kurulan ve bağlanmayı da içeren bir ilişkidir. İki tarafta birbirine güçlü bağlarla bağlıdır fakat tarafların birbirlerine karşı davranışları farklıdır. Yatay ilişki ise karşılıklıdır ve eşitliğe dayanır. Akranlarla ilişkiler böyledir. Dikey ilişki çocuğa koruma ve güvenlik sağlarken çocuk temel içsel işleme modellerini geliştirir ve sosyal becerileri edinir. Arkadaş ilişkileri içinde ise ancak eşitler arasındaki ilişkiyle öğrenilmesi mümkün olan iş birliği, yarışma ve yakınlık gibi sosyal becerileri öğrenir. Bu ikili ilişki kurma ile ortaya çıkan sosyal etkileşim, çocukta olumlu benlik gelişimini sağlayarak kendini ve başkalarını kabullenme duygularını güçlendirmektedir.

İlk çocukluk döneminde çocuklar, duygusal ifadeleri ve duygusal uyarıcıları tanımlamalarına yardım eden kavramları kelime anlamıyla öğrenmeye başlar. Belirli duyguların ortak yönleri vardır ve çocuklar ilk başta birbirleriyle ilişkili duyguları ayırt edemezler.

2-4 yaşları arasında, çocuklar duyguları ayıklamak için giderek daha fazla terim kullanır ve duyguların sebeplerini ve sonuçlarını daha fazla öğrenir.

4-5 yaşları arasında, çocukların duyguları yansıtma ve tek bir olayın farklı insanlarda farklı duygulara yol açacağını anlama yeteneği gelişir. Ayrıca sosyal standartlara uymak için duyguları kontrol etmek gerektiğinde olan farkındalıkları da artar

6-11 yaşları arasındaki orta çocukluk dönemi çocukları, insanların belirli bir zamanda birden fazla duygu deneyimleyebileceklerini ve duygusal ifadelerin insanların gerçek hislerini yansıtmayabileceğini anlarlar. Onlar yine başkalarının hislerini yorumlarken çelişkili işaretleri uzlaştırabilirler. Empati artar ve bu hem insanların kısa süreli streslerine hem de onların genel yaşam koşullarına duyarlılığı içerir.10 yaşında bir çocuk duygularını düzenlemede problem odaklı ve duygu odaklı başa çıkma arasında denge kurabilir. Duygusal bakımdan iyi düzenlenmiş çocuklar bir duygusal-özyeterlilik duygusu geliştirirler ve iyimserdirler, toplum yanlısıdırlar ve akranları tarafından sevilirler.

Üç ile beş yaş arasında sosyo-duygusal gelişim, bu dönemin başlangıcında çocuk, anne-baba ile yoğun çatışmalar yaşayabilir. İstediği şeyler yapılmadığında ya da bağımsızlık girişimleri engellendiğinde çocuk hayal kırıklığına uğrayabilir. Bu nedenle çocuk bağırarak, öfkelenerek ve direnerek hayal kırıklıklarını ifade eder. Bu dönemde çocuk benmerkezcidir ve kendi girişimiyle ve diğerlerinden bağımsız hareket etmeye çalışır. Giyeceğini kendisi seçmeye çabalar, ayakkabısını kendisi bağlamak ister, vs. Ailesine hiç gerek duymuyormuş gibi hareket eder ancak zor durumda kaldığında ilk başvuracağı ve yardıma çağıracağı kişiler anne-babasıdır. Bir yandan aile desteğine olan gereksinimi diğer yandan kendi istediğini yapma isteği çocuğu etkiler. Dördüncü yaş ile birlikte, çocukta ailesini memnun edici davranış değişiklikleri görülmeye başlar.

Yaklaşık 4-5 yaşlarında çocuklar kendilerini karakter özelliklerine göre tanımlamaya da başlarlar. Küçük çocuklar kendilerini ve diğerlerini eskiden düşünüldüğünden daha gelişmiş bir biçimde anlamaktadırlar. Güvenli bağlanmış çocuklar daha olumlu ve tutarlı bir benlik kavramına sahiptir. Ebeveynleri ile geçmiş olaylara dair daha detaylı konuşmalar yaparlar. Bu da daha net bir benlik imgesine katkıda bulunur.

Beş ile on bir yaş arasında sosyo-duygusal gelişim, bu dönemde ilköğretime başlayan çocuklar, kendilerini yeni ve geniş bir sosyal çevrenin içinde bulurlar. Bir geçiş dönemi olan bu yaşlarda, çocuklar bedensel ve psikolojik kaynaklı bazı temel değişiklikler yaşarlar. Çocuk beklentilerin farkındadır ve okuldaki başarısı beklentilere uyarsa kendisini başarılı, uymazsa başarısız hisseder. Yaşam sürecinde hiçbir dönemde rastlanmayacak etkilenme bu dönemde görülür. Bu dönemde kendi akranlarının görüşlerini ve düşüncelerini paylaşan ve kabul eden çocuk, daha büyük çocukların ve erişkinlerin görüşlerine karşı koyar. Bu davranış ‘‘karşıt görüşte olma’’ çocuğun kendini ortaya koymasının birer göstergesidir.

Erikson çocuğun sosyal gelişmesiyle ilgili kuramında bu devredeki iki uçlu boyutu , çalışma (industry) ve aşağılık (inferiority) duygusu olarak tanımlar. Çalışma, bireyin okulda öğrenmesi gereken becerileri kazanabilmesi gereken çabayı ifade eder; aşağılık duygusu çocuğun başarısız olduğu zaman kendisini nasıl algılayacağını belirtir.

Sosyo-duygusal gelişim teorisi ve önemi, Freud, insan gelişiminin ruhsal-cinsellik yönleri üzerinde yoğunlaşmıştır. Zihinsel işlemlerin ise, ön bilinç, bilinç ve bilinç dışı olmak üzere üç farklı bilinç düzeyinde gerçekleştiğini, kişiliğin de psiko-seksüel gelişim dönemleri içinde gelişen id, ego ve süper ego olmak üzere üç bileşenden oluştuğunu savunur. Davranış ise bu üç bileşenin etkileşiminin bir sonucu olarak ortaya çıkar. Bebek başlangıçta idle donanmış durumdadır. Hem açlık gibi fiziksel hem de dokunma gibi psikolojik gereksinimleri anında giderilmelidir. Gerçeği, gerçek olmayandan ayırt etmeye ve niyetli hareketlere başladığında, örneğin acıkınca ağlamak yerine emekleyip biberonunu aldığında ego gelişmiştir. Fallik dönemdeki temel krizin aynı cinsiyetten ebeveynle özdeşim kurularak çözülmesiyle de süper ego gelişmiş olur. Kişilik yapılarının gelişimi sırasında çocuk, oral (0-1 yaş), anal (1-3 yaş), fallik (3-5 yaş), gizil (5-11 yaş) ve genital (büluğ ve ötesi) olmak üzere 5 dönemden geçmektedir.

Fallik dönem, psikoseksüel gelişim evrelerinin üçüncüsüdür. Bu dönemde çocuklar cinsel organlarına, cinsel farklılıklara ve onların anlamlarına yönelir. Vicdan ve ahlak duygusu gelişmeye başlar. Gizil dönem, çocuğun bedensel ve zihinsel gelişiminde önemli bilişsel ve duygusal ilerlemelerin olduğu evredir. Neden-sonuç bağlantılarını gerçeğe uygun kurabilirler. Ego, bu dönemde hızla gelişmektedir.

Çocuğun gelişimi, bağımlılıktan bağımsızlığa, bencil davranıştan işbirliğine doğru değişen biryol izler. Yetenekleri, yalından karmaşığa, genelden özele doğru ilerleme göstermektedir. Ölçüsüz duygusal tepkilerden daha dengeli tepkilere doğru adımlar atar.

Çocukluk Döneminde Ahlaki Gelişim

Ahlak (ethics, morals), çok genel anlamıyla belirli bir toplumun seviyeleri için öncelikli anlam taşıyan değerler, kurallar ve davranışlar olarak tanımlanabilir. Ahlaki gelişim ise kişilik gelişiminin en önemli ögelerinden biri olup bireyin toplumsallaşma süreci içinde davranışlarına yön verir ve neyin iyi, neyin kötü olduğu, yapılması hoş karşılanabilen ya da hiçbir şekilde kabul edilmeyen davranışlar konusunda bir bilinç geliştirmesi sürecidir ve toplumdaki bireyleri bu davranışlara uymak zorunda bırakır. Bireyler de bu doğrultuda davranışlarını düzenlerler.

Ahlak gelişimi çok erken yaşlarda, çocuğun yakın çevresindeki ilk ilişkileri sonucu başlar ve özellikle üçüncü yaştan itibaren dil kullanımıyla pekişir. Çevreden gelen tepkilerle belirlenen davranışlara ilişkin ilk izlenimler ve bilgiler giderek ahlaki davranışlara ve ahlak kurallarına temel olur.

Ahlak gelişimi, kişilik gelişiminin önemli bir parçasıdır. Bu nedenle kişilik gelişiminde etkili olan faktörler ahlak gelişiminde de etkilidir. Temel öz güvenin oluşması, özdeşleşme süreci, cinsiyete uygun davranmayı öğrenme, yeterlilik duygusunun gelişimi, çocuğa değer verilmesi, iletişim, anne baba tutum ve davranışları, çocuğun zekasının belli düzeye ulaşması, yaş, eğitim ve sosyoekonomik düzey gibi birçok faktör, ahlak gelişiminde etkilidir,

Freud, ahlak ve kişilik gelişimini, duygusal-güdüsel bir süreç olarak ele almış ve id-ego- superego ilişkilerindeki denge kavramına bağlamıştır. Ahlak gelişimi için en önemli devrenin üç, dört yaşlarına rastlayan odipal devre olduğunu ve bunun da beş yaşında sonuçlandığını öne sürmüştür.

Sosyal öğrenme kuramcıları ahlak gelişimini, ani hiçbir değişim olmadan, derece dereceve sürekli biçimde ilerleyen birikimli bir toplumsal aşama olarak görürler. Bu kuramcılara göre, ahlaki davranışlar da, toplumsal davranışlar gibi pekiştirme, ceza ve gözleme dayalı öğrenme yolu ile kazanılıp öğrenilir.

Ahlak gelişimini bilişsel açıdan ele alan kuramcılar, ahlak gelişimini, farklılıklarla birbirini izleyen dönemler olarak kabul etmişlerdir. Ahlak gelişimi, gelişimin psikolojik kökenlerinin kavranması ile gerçekleşir. Dewey’e göre, davranışı etkileyen ve geliştiren, onu daha iyi duruma getiren her fikir ‘ahlaki fikir’ içine girer. Zamanla karakterin bir yönü haline gelen ‘ahlaki fikirler’ ahlaki yargının temel unsurudur.

Piaget, ahlaki duygu ve düşüncenin çeşitli yaş dönemleriyle birlikte belirlendiğini ve ahlaki gelişmenin çocuktaki genel düşünce gelişmesiyle paralel gittiğini ileri süren bir teori ortaya atmıştır. Dışa bağımlı aşama (10 yaş ve altı): anne-babalar gibi güçlü otoriteler tarafından konulduğuna inanırlar.

Ahlaki özerklik/görecelik aşaması (otonom dönem, gercek iş birligi dönemi) (11 yaş ve üstü): Bu dönemde ahlak, değişmez prensipler olarak değil, karşılıklı anlaşmaya ve şartlara göre değişebilen bir sistem olarak görülür. Bu aşamadaki birey, kuralların değişebileceğine inanır.

Kohlberg, ahlaki aşamaların, bilişsel ilerlemelerde olduğu gibi birinden diğerine geçen ve bir öncekinin yerini alan değişmez diziler içinde ortaya çıktığına inanmıştır.

Carol Gilligan, Kohlberg’in ahlak gelişimini, şefkat ve sevgi gibi kavramlar boyutunda ele alan ve ahlak gelişimi konusunda çalışan bir psikologdur. Kadınların üçüncü aşamadan sonra erkeklerden daha düşük düzeyde bulunmalarının, herhangi bir yetersizlikten değil, toplumun beklentilerine uygun (toplumsal cinsiyet rolleri) olarak eğitilmelerinden kaynaklandığını vurgular.