Ünite 2: Çocuklar ve Ergenlerle İletişim

İletişim, yaygın biçimde ve genel olarak en az iki birim (kaynak ve hedef birim) arasındaki mesaj (düşünce, duygu ve bilgi) alışverişi olarak tanımlanmaktadır. Sözlü, sözsüz ve yazılı olmak üzere üç gruba ayrılmaktadır. Son zamanlarda “elektronik iletişim” in de iletişim türü olarak değerlendirilmesi gerektiği tartışılmaktadır.

İletişim, hangi türde ve hangi modelde gerçekleşirse gerçekleşsin temel unsurlara sahiptir. Bunlar;

a) iletişim birimleri (kaynak/gönderici ve hedef/alıcı birim),
b) iletişim ortamı (bağlam),
c) geri bildirim,
d) ileti (mesaj) ve
e) kod şeklinde sıralanmaktadır

İletişimin Tanımı, Unsurları, Temel Kuralları ve Modelleri

İletişim Modelleri

  1. Tek Yönlü Model: Bu iletişim modelinde kaynak birim mesajı sadece iletmekte, geri bildirime ihtiyaç duymamaktadır.
  2. Çift Yönlü Model: Bu iletişim modelinde ise kaynak ve hedef birimler sırasıyla yer değiştirirler. Yani kaynak birim hem mesaj ileten hem de mesaj alan (hedef birim/ alıcı) konumundadır.
  3. Transaksiyonel (Karşılıklı Etkileşim) Model: Bu model TA (Transaksiyonel Analiz) kuramından hareketle oluşturulmuştur. TA bir psikoterapi kuramı, bir gelişim kuramı, bir kişilik kuramı olmasının yanı sıra bir iletişim kuramıdır. Kuramda yer alan iletişim modelinin diğer modellere göre en önemli farkı iletişimde Kanal’ın bir etkileşim (kesişim) alanına dönüştürülmüş olmasıdır. İletişim bireylerin (iletişim birimlerinin) kesişim alanında gerçekleşir. Bu kesişim alanında iletiler hemen hemen aynı yoğunlukta, sansüre uğratılmadan, samimiyet çerçevesinde (hem düşünceler, hem duygular, hem davranışlar olarak) yer alır yani empati yaşanır. İletişim modeli olarak “Karşılıklı Etkileşim” adını alması bu bağlamda nedensiz değildir.

Birçok farklı yolla iletişim kurulabilir. Bir veya birden fazla iletişim türü kullanarak iletişim sağlanabilir. İletişimin temel türleri şöyle sıralanmaktadır.

  • Sözlü iletişim (yüz yüze, telefon, radyo, televizyon ve diğer medya)
  • Sözsüz iletişim (vücut dili, mimikler, davranış, tavır, giyim)
  • Yazılı iletişim (mektup, e-posta, kitap, dergi, blog, internet ve diğer medya)
  • Görsel iletişim (harita, resim, logo ve mesaj aktaran tüm diğer görseller)

İletişimin Kuralları ve Temel Özellikleri

İletişimin kuralları şöyle sıralanabilir.

  1. İletişim kişiye değil, kişi ile gerçekleşir.
  2. İletişim bilgiden farklıdır; iletişim eylem, bilgi içeriktir.
  3. İletişim tekrarlanmaz.

İletişimin temel özelliklerini şu şekilde sıralamak mümkündür.

  1. İletişim iki yönlüdür.
  2. Herkes iletişim kurar.
  3. İletişim hâlinde olan kişiler aynı zamanda etkileşim halindedirler.
  4. Gönderilen mesaj her zaman alınan mesajla aynı olmayabilir.
  5. İletişim birden fazla düzeye dönüştürülebilir.

Dinleme Becerileri

Hemen hemen bütün iletişim kuramcılarına ve aynı zamanda psikoterapi ve/veya psikolojik danışma ekollerine göre, insanların, etkileşim içerisinde iken iki temel ihtiyacı vardır.

  • Doğru dinlenilme ihtiyacı
  • Doğru anlaşılma ihtiyacı

Hatta bazı kuramcılara göre bu iki ihtiyaç evrensel olarak ele alınır. Örneğin Gerçeklik Terapisi kuramına göre kişiliğin gelişmesinde insanın iki temel ihtiyacı vardır.

  1. Sevmek ve sevilmek (ilişkisellik) ihtiyacı,
  2. Kendimizin ve başkalarının gözünde değerli olma ihtiyacı.

Bu ihtiyaçların giderilme veya giderilememesine bağlı olarak da iki tür kimlik gelişir.

  1. Başarılı Kimlik
  2. Başarısız Kimlik Kişilik

gelişimi bakımından iki temel ihtiyaç (sevmek ve sevilmek ile değerli olma ihtiyacı) birbirine geçmiş durumdadır ve bireyler yaşamlarının sorumluluğunu üstlendiklerinde ve diğerlerinin kendi ihtiyaçlarını karşılama becerilerini engellemeden kendi ihtiyaçlarını karşılama arayışına girdiklerinde tatmin edilebilirler.

Çocuklarla Etkin İletişim

Anne Babaların Çocukla İletişimi: Cüceloğlu aileyi işlevsel açıdan kalıplayıcı (sağlıksız) ve geliştirici (sağlıklı) olmak üzere iki ayrı kategoriye ayırmaktadır.

Sağlıklı ailelerde kuralların konuşulmasına, tartışılmasına, her bireyin düşüncesini dile getirmesine, kendini önemli ve değerli hissetmesine olanak sağlayan beş temel özgürlük vardır. Bunlar;

  1. Şimdi ve burada olanı algılama özgürlüğü
  2. Düşüncelerin olduğu gibi ifade edilme özgürlüğü
  3. Duyguların olduğu gibi ifade edilme özgürlüğü
  4. Bir şeyi kendi arzusuna göre isteme ya da reddetme özgürlüğü
  5. Kendi özünü gerçekleştirme özgürlüğüdür.

Anne Babaların Çocuklarıyla Hatalı İletişim Biçimleri (İletişim Engelleri)

Thomas Gordon, “iletişim engelleri” adını verdiği etkin olmayan iletişim biçimlerini on iki ana başlıkta sıralamaktadır. Bunlar;

  1. Emir vermek, yönlendirmek
  2. Uyarmak, göz dağı vermek
  3. Ahlak dersi vermek
  4. Öğüt vermek, çözüm ve öneri getirmek
  5. Öğretmek, nutuk çekmek, mantıklı düşünceler önermek
  6. Yargılamak, eleştirmek, suçlamak
  7. Övmek, aynı düşüncede olmak
  8. Ad takmak, alay etmek, utandırmak
  9. Yorumlamak, analiz etmek, tanı koymak
  10. Güven vermek, desteklemek, avutmak, duygularını paylaşmak
  11. Soru sormak, sorgulamak, sınamak, çapraz sorgulamak
  12. Konuyu saptırmak, şakacı davranmak, oyalamak

Ergenlerle Etkin İletişim

Anne Babaların Ergenle İletişimi: Anne babaların da öğretmenlerin de ergenlik dönemindeki birey ile iletişimlerini sağlıklı bir şekilde yürütebilmeleri, ergenlik dönemini yakından tanımalarıyla doğrudan ilişkilidir. Diğer bir ifade ile her ne kadar çoğu anne baba ya da öğretmen, kendi yaşadıkları ergenlik dönemini zaman zaman unutuyor olsalar da özellikle iletişim biçimlerini ergenlik döneminin özelliklerini dikkate alarak düzenleyebilmelidirler. Çünkü tekrar tekrar hatırlamakta yarar var ki ergenlik, hemen her gelişimsel alanda en hızlı değişimlerin yaşandığı fırtınalı bir dönemdir. En sıklıkla gözlemlenen davranış ise duyguların hem yoğunluğunda hem sürelerindeki ani değişimlerdir. Dolayısıyla ergenin tepkilerinin sıklıkla, duruma uygun şekilde ve yoğunlukta olmayacağı unutulmamalıdır.

Anne babaların ergenlerle iletişimde yapabilecekleri en sağlıklı davranışlardan birinin de etkin dinleme olduğunu hatırlamaları gerekir. Ergenlerle iletişimde, iletişim çatışmasına neden olabilecek en sağlıksız iletişim biçimi “Niçin?”, “Niye?” gibi soruların yer aldığı cümlelerle kurulan iletişim (SEN DİLİ ile kurulan cümlelerin olduğu iletişim) ve savcı rolünde sorgulamalardır. En sağlıklı iletişim biçimi ise BEN DİLİ ile kurulan cümlelerin yer aldığı “ Böyle davranmanın (düşünmenin/ya da hissetmenin) kendince nedenleri olmalı, paylaşırsan ve yapabileceğim bir şey varsa sevinirim ” şeklindeki iletişimlerdir.

Öğretmenlerin Ergenlerle İletişimi

Öğretmenlerin çocuklarla iletişiminde ele alınan konuların hepsi ergenlerle iletişim için de geçerlidir fakat ergenlerle iletişim döneme ait gelişimsel özellikler nedeniyle bazı farklılıklar gösterebilir. Örneğin ergenlik döneminin betimleyicilerinden olan özerkleşme ve bağımsızlaşma çabası. Ergenlerin özerkleşme çabası ve bu çaba doğrultusunda otoriteyi tekrar gözden geçirişi, iletişim engellerini alışkanlık edinmiş öğretmenlerle ciddi bir çatışmaya yol açabilir. Öğretmenin, ergenin özerkleşme çabasına saygı duyması ve çeşitli güç gösterilerinden kaçınması gereklidir. Karşılıklı saygı, kendini yetişkin olarak görmeye çalışan, olgunlaşan ergenler için derin bir önem taşır. Kendisine saygı duyulmadığını düşünen ve hisseden ergen, benliğinin tehdit altında olduğu hissiyle çatışma çıkartabilir. Ergenin kendini güvende hissettiği bir ortam sağlamak, olumlu bir ilişki kurmak için gereklidir.

Kuşak (ya da Kuşaklar) Çatışması, Nedenleri ve Çözüm Yolları

Kuşak (ya da Kuşaklar) Çatışmasının Nedenleri

  1. Kuşakların birbirine ön yargı ile yaklaşması
  2. Bilim ve teknoloji alanındaki gelişmeler
  3. Uzmanlaşmaya giden yolda eğitim-öğretim sürelerinin uzaması
  4. Topluma yabancılaşma
  5. Yetişkinlerin gerekli görmelerine rağmen değişimi gerçekleştirememeleri

Çözüm Yolları

Kuşak çatışmasını kökünden silip atmak olası değildir ancak sıklığını ve yoğunluğu azaltmak olasıdır. Öncelikle binlerce yıldır süregelen “Ne olacak şu gençliğin hâli?” cümlesindeki mantık hatasının görülmesinde ve düşüncenin cümlenin değiştirilmesinde yarar vardır. Yetişkinler ergenliği yaşadıklarına göre ve de gençler yetişkinliği yaşamadıklarına göre, ergenlerin yetişkinleri anlaması, yetişkinlerin gençleri anlamasına göre çok düşük bir olasılıktır. Her iki taraf da karşısındakinden anlaşılmayı bekliyor ise (ki durum aynen böyle) o hâlde anlayacak olan, doğal olarak o dönemi tecrübe etmiş olandır yani yetişkinlerdir. Dolayısıyla cümlenin temelinde yatan düşüncedeki mantık hatası budur. Eğer cümle “Ne olacak gençliği anlayamayan şu yetişkinlerin hâli?” şekline dönüştürülebilir ise yani aslında değişimi gerçekleştirecek ve uyum sağlayacak olanın yetişkin olduğu vurgulanır ise değişimi gerçekleştirecek gerçek kişiler ile değişimi bekleyecek gerçek kişiler netlik kazanmış olacaktır. Böyle bir yaklaşımın gerçekleşmesi kuşaklar çatışmasını azaltabilir.