Ünite 5: Çocuk: Temel Kavramlar, Çocuk Adalet ve Refah Sistemi

Giriş

Çocuk toplumlar için vazgeçilemeyen bir varlıktır. Aile çocuğun gelişiminin sağlandığı ortamdır.

Çocuk, gelişen bir insan yavrusu, olgunlaşmamış, reşit sayılmayan küçük yurttaştır. BM Çocuk Hakları Sözleşmesi göre 18 yaşından küçük olan herkes çocuktur.

Bu ünitede çocuk kavramı ve gelişimle ilgili temel kavramlar, çocukluk döneminin genel özellikleri, çocuk hakları ve çocuk haklarına dair sözleşmeler ve Türkiye’de çocuk adalet sistemi; Türk Ceza Kanunu, Çocuk Koruma Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Kanunu ve Medeni Kanun çerçevesinde incelenecektir.

Çocuklar hakkında uygulanabilecek tedbirler ele alınacak, ardından, çocuk refah sistemi genel hatlarıyla sosyal hizmet disiplini perspektifiyle değerlendirilecektir.

Çocuk: Temel Kavramlar

Gelişimle İlgili Temel Kavramlar

Gelişimle ilgili temel kavramların bilinmesi çocuk ve ergen gelişiminin daha anlaşılır olması bakımından önemlidir. Temel kavramların doğru, uygun ve açık bir biçimde kullanılması, bireylerde çocuk ve ergen gelişimiyle ilgili ortak bir bilincin oluşmasına katkı sağlayacaktır.

Büyüme: Bireyin fiziksel yapısında zamana bağlı olarak meydana gelen niceliksel değişiklikleri gösterir. Boyunun uzaması, ağırlığının artması, organlarının hacminde görülen değişiklikler olarak ifade edilebilir.

Olgunlaşma : Büyüyen organizmanın kendinden beklenen işlevleri yerine getirebilecek fizyolojik güce erişmesidir ve bireyin kalıtsal yapısıyla sınırlıdır.

Hazır Bulunuşluk: İnsanın belli bir gelişim görevini olgunlaşma ve öğrenme yoluyla yapabilecek belli bir kapasiteye sahip olmasıdır. Gelişim görevleri, insanın belli bir gelişim döneminde gerçekleştirmesi gereken davranışlardır.

Gelişim: İnsanın fiziksel, duyuşsal, sosyal ve bilişsel özellikleri bakımından düzenli bir biçimde büyümesi, gelişmesi ve beklenilen görevleri yapabilecek seviyeye gelmesidir.

Çocuk Kavramı

Çocuk kelimesi Türk Dil Kurumu’nun Türkçe sözlüğünde; “(1) küçük yaştaki erkek veya kız, (2) soy bakımından oğul veya kız, evlat, (3) bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak, (4) genç erkek, (5) büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi, (6) büyüklere yakışmayacak, daha çok küçüklerin yapabileceği gibi davranan kimse, (7) belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse” anlamlarında ifade edilir. Türk Dil Kurumu tarafından yapılan tanımlamalar incelendiğinde çocuk kavramının yaş, cinsiyet, biyolojik gelişim dönemi, davranış, bilgi ve beceri bağlamında tanımlandığı görülmektedir.

5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu’na (2005) göre çocuk “daha erken yaşta ergin olsa bile, on sekiz yaşını doldurmamış kişiyi” ifade etmektedir.

Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi (1989) uyarınca, çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, on sekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılmaktadır.

Çocukluk Dönemi ve Genel Özellikleri

İlk Çocukluk ya da Okul Öncesi Dönem; Bebeklik dönemi sonrasında beş ya da altı yaşına kadar olan gelişimsel dönem olup; “okul öncesi yılları” da denilmektedir. Bu dönemde fiziksel, bilişsel ve dil gelişimi hızlı bir biçimde devam eder, küçük çocuklar yeterliliklerini artırır ve öz bakımlarını gerçekleştirmeyi öğrenmeye başlarlar, okula hazır olmayı sağlayan becerileri geliştirir, akranlarıyla oyun oynamak için daha fazla zaman harcarlar. Anne – baba – çocuk ilişkisinin niteliği bu dönemde gerçekleşen toplumsallaşma süreci açısından oldukça önemlidir. İlköğretim birinci sınıf, tipik olarak ilk çocukluk döneminin sonuna denk gelir.

Orta Çocukluk ya da Okul Dönemi; Yaklaşık olarak ilköğretim yıllarına, 6 ile 11 yaş arasındaki dönemdir. Bu dönemde okuma, yazma, aritmetik beceriler gelişir. Çocuk daha geniş bir dünya ve kültürle karşılaşır. Başarı, çocuk için önemli bir konu haline gelirken özdenetim artmaya başlar. Psikososyal ve ahlaki gelişim hızla ilerlerken, duygusal ve toplumsal uyum sürecinde aile ilişkilerinin etkisi devam eder.

Ergenlik; Gelişim sürecinde çocukluktan ilk yetişkinlik dönemine geçiştir, yaklaşık 10-12 yaşlarından 18-21’e kadar devam eder. Ergenlik, kilo ve boydaki ani artış, vücut hatlarında değişiklik ve cinsel özelliklerin gelişimi gibi hızlı fiziksel değişimler gözlenir. Gelişimin bu döneminde bağımsızlık ve kimlik arama belirgindir. Düşüncelerin daha mantıksal, soyut ve idealist olduğu görülür. Aile dışında geçirilen zaman artmaya başlar.

İlk ergenlik dönemi 12-14 yaşları arasında soyut düşünmenin başladığı ve cinsel olgunlaşmanın görüldüğü bir dönemdir ve bu dönemde olan çocuklar anne- babalarından bağımsızlık kazandıkça akranlarıyla ilişkilerini artırmak, başkalarıyla daha fazla ait olma duygusu geliştirmek isterler. Geç ergenlik dönemi ise 15-

19 yaş arasında, ergenlerin kariyer seçimini yapmaya başladığı çevreleriyle ilişki kurma becerilerini geliştirdiği dönemdir.

Gelişim süreci biyolojik, bilişsel ve sosyoduygusal olmak üzere üç temel sürecin birbiriyle olan yoğun bağlantılarıyla devam eder. Biyolojik süreçler; vücuttaki fiziksel değişimler, kalıtımla geçen genler, beyin gelişimi, boy-kilo artışı, motor gelişim becerileri ve hormonal değişimlerdir. Bilişsel süreçler; çocuğun düşünce ve zekâ değişimleridir. Sosyoduygusal süreçler ise, bireyin duygularındaki, kişiliğindeki, başkalarıyla ilişkilerindeki ve sosyal çevrelerindeki değişimleridir. Anne-baba ile ve akranlarla olan ilişkiler, sosyal etkinliklerden keyif alma ve cinsiyet rol yönelimi sosyoduygusal süreçlerle ilgilidir.

Çocuk Haklarına Genel Bakış

Çocuk hakları, kanunen veya ahlaki olarak dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu, eğitim, sağlık, barınma, fiziksel, psikolojik veya cinsel sömürüye karşı korunma gibi hakları tanımlayan evrensel bir kavramdır. Çocuk haklarının uluslararası metinler bağlamında geçirdiği süreci incelemek için kitabınızın

136. sayfasındaki Tablo 5.1’den faydalanabilirsiniz.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda 10 Aralık 1948’te kabul edilmiş olup beyanname 30 maddeden oluşmaktadır. Beyannamede tüm insanların eşit – vazgeçilmez haklara sahip olduğu ve bu doğrultuda bir dünya kurulmasının maç olduğu vurgulanmıştır.

Çocuk Haklarına Dair Sözleşme

Çocuk hakları 18 yaş altındaki bireylerin haklarıdır.20 Kasım 1989’da, Birleşmiş Milletler, Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeyi kabul etmiştir. Bu sözleşme şu anda devletlerin imzaladığı ve onayladıktan sonra yasal olarak uymaları gereken uluslararası bir antlaşmadır. İnsan haklarının her alanını bir araya getiren ilk bağlayıcı uluslararası yasal belgedir. Somali ve Amerika Birleşik Devletleri dışında bütün ülkeler bu sözleşmeyi onaylamışlardır. Türkiye sözleşmeyi 14 Eylül 1990’da imzalamış ve Ocak 1995 yılında da onaylamıştır.

Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde; çocuğun yaşam hakkı, korunması ve gelişimi bakımından öncelikli bir kurum tarafından kabul edilen sözleşmeye göre, taraf devletlerin toplumu oluşturan tüm çocukların yaşam kalitesini artırması, çocuklarla ilgili bilgileri kayıt altına alması, özellikle risk faktörlerine açık çocuk sayısının bilinmesi gerekmektedir. BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesinde ele alınan 4 grup hakkı (hayatta kalma, korunma, gelişme ve katılma) detaylı olarak kitabınızın 138. sayfasındaki tablo 5.2’den inceleyebilirsiniz.

Türkiye’de Çocuk Adalet Sistemi

Çocuk adalet sistemi, sosyal refah alanında sosyal adalet ilkesinin çocuğu ilgilendiren kanunlarda karşılığını bulduğu, çocuğun topluma kazandırılmasına yönelik gerçekleştirilen eğitim ile ilgili, sosyal, tıbbi yardım, psikososyal destek gibi uygulamaları kapsayan bir sistem olup kendine özgü işleyişi vardır.

Portföy yönetimi ise işletmelerin belli stratejik hedeflerine ulaşmasını sağlamak üzere yürütülen programlar, projeler ve diğer faaliyetlerin yönetimi anlamını taşımaktadır. Çocuk adalet sistemi; ceza odaklı olmaması, çocuğu çevresiyle birlikte değerlendirmesi ve çocuğun yararını gözetmesi bakımından yetişkinler için tasarlanmış adli sistemden ayrışır. Çocuk adaletini yetişkin adaletinden ayrı kılan esas, çocuğun gelişimi amacıyla korunmasını sağlamak ve cezalandırma yerine rehabilitasyon öncelik verilmesidir.

Çocuk adalet sistemi; ceza adaletini ve koruma alanlarını birlikte ve bütüncül bir yaklaşımla ele almak durumundadır. Çocuk ceza adalet sistemi, genel ceza adalet sisteminden farklı olarak suç davranışını değil suça yönelen çocuğu odak alır. Çocuğu tek başına suç işleyen değil içinde bulunduğu olumsuz çevresel faktörler nedeniyle ‘’suça itilen’’ olarak değerlendirir.

Çocukları anti-sosyal davranışlara, uyum bozukluklarına ve suça iten nedenler olarak; aile içi ilişkilerde, anne- babanın kişisel özellikleri, genetik kodlarında ve toplumsal alanda yaşanan yoksulluklarla, sosyal, ekonomik ve sosyokültürel koşullarla ilgilidir. Suça yönelen çocuklar incelendiğinde, psikolojik sorunları olan, şiddete dayalı davranışlar gösteren, yoksulluk çeken, toplumsal normlara uygun davranış sergilemeyen, kamu tarafından ihmal edilen ve dışlanmaya maruz kalmış anne- babaların çocukları olduğu görülmektedir. Bu sebeple suçlu çocuk yoktur, “suça itilen çocuklar” vardır. Çocuk doğuştan masumdur.

Çocuk Adalet Sisteminde Yer Alan Yapılar

Çocuk Koruma Kanunu’nun 5. maddesinde koruyucu ve destekleyici tedbirlerin yerine getirilmesinde; T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Kamu kurum ve kuruluşlarından söz edilmektedir

Çocuk Koruma Kanunu kapsamında Çocuk Adalet Sisteminde yer alan aktörlerden başlıcaları şunlardır: çocuk, çocuk hakimi, çocuk mahkemesi, çocuk ağır ceza mahkemesi, sulh ceza, asliye ceza, ağır ceza mahkemesi, kamu vesayeti makamı, sulh hukuk, asliye hukuk, aile mahkemesi, Cumhuriyet Başsavcılığı çocuk bürosu, kolluğun çocuk birimi, sosyal hizmet uzmanları, aile mahkemelerinde görevli uzmanlar, müdafi vekil ve baro, T.C Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, T.C Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Adalet Bakanlığı, denetim görevlisi, Çocuk Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu ve çocuk eğitimevi.

Türk Ceza Kanunu’nda Çocuklar

Türk Ceza Kanunu’nun 31. Maddesinde çocuğun yaşının küçük olması, çocuğun cezalandırılmasını önlemek için sınır koyar. Bu duruma göre; 18 yaş altındaki çocuklar kademeli olarak ceza indirimlerinden yararlanmaktadır. 15 yaşını doldurmuş olup da, 18 yaşını doldurmamış çocukların hapis sürelerinden indirim yapılır. 15 yaşını doldurmamış olanlarda indirim daha fazladır. Ancak, 18 yaşını doldurmamış olanlar da müebbet hapis dışındaki cezalarını üçte biri indirilir ve bu durumda her fiil için verilecek hapis cezası 12 yıldan fazla olamaz. Türk Ceza Kanunu sağır ve dilsiz olan engelli çocukları ayrı bir düzenlemeyle korumaktadır.15 yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsizlere, suçu işlediği zaman 12 yaşını doldurmamış olan çocuklara uygulanan hükümler uygulanır. 15 yaşını doldurmuş sağır ve dilsiz çocuklara da 12 yaşını doldurmuş çocuklara, 18 yaşını doldurmamış sağır ve dilsizlere ise 15 yaşını doldurmuş olanlara uygulanan hükümler uygulanır. 21 yaşını doldurmamış sağır ve dilsizlere ise, 15 yaşını doldurmuş, 18 yaşını doldurmamış olan çocuklara ilişkin hükümler uygulanır.

Türk Ceza Kanunu’nda çocuklarla ilgili olarak; kişilere karşı suçlar, çocuklara yönelik işlenen uluslararası suçlar, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, genel ahlaka karşı suçlar, aile düzenine karşı suçlar yer almaktadır.

Çocuk Koruma Kanunu ve Çocuklar

Çocuk Koruma Kanunu (2005) korunma ihtiyacı olan ya da suça sürüklenen çocukların korunmasına, haklarının güvence altına alınmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektedir. 4 bölümden oluşan kanun ile Amaç, Kapsam, Temel ilkeler, Koruyucu ve Destekleyici Tedbirler düzenlenmektedir.

Ceza Muhakemesi Kanunu ve Çocuklar

Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre küçük yaştakilerin, tanıklık yapabilmeleri kanuni temsilcilerinin rıza göstermeleriyle mümkündür. Eğer kanuni temsilci, şüpheli ya da sanık ise, küçük yaştakilerin tanıklıktan çekinmeleri konusunda karar veremezler. 15 yaşını doldurmamış olanlar, yemin verilmeden tanık olarak dinlenirler.

Bir suçtan mağdur çocukların tanıklıklarının kaydedilmesi zorunludur. Çocukların beden muayenesi ile vücutlarından örnek alınmasına kanuni temsilcileri karar verebilir. Sanık 18 yaşını doldurmamışsa duruşma kapalı yapılır, hüküm de kapalı duruşmada açıklanır.

Mağdur, 18 yaşını doldurmamışsa ve onu savunan bir vekili yoksa isteği aranmaksızın bir vekil görevlendirilir. Bazı durumlarda mağdur çocuğun psikolojisi bozulmuş olabilir. Mağdur çocukların tanık olarak dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp ya da eğitim alanında uzman bir kişi bulundurulur. Kamu davasına katılma konusunda da mağdur ya da suçtan zarar görenin çocuk olması durumunda, avukat görevlendirilmesi için istek aranmaz .

Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Kanunu’nda Çocuklar

Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Kanunu adli kontrol altındaki hükümlüler, salıverme sonrasındaki kişiler ve bu kişilerle ilgili yardım, koruma ve denetimli serbestlik konularını içermektedir. Bu kapsamda Daire Başkanlığı; görev alanına giren çocuk ve gençlere dikkat gösterilmesini, özellikle uyuşturucu, uyarıcı ya da bu etkiyi doğuran her türlü madde kullanma ve aile içi şiddet söz konusu olduğunda koruyucu ve tedavi edici yöntemlerin uygulayıcısıdır.

Medeni Kanun ve Çocuklar

Türk Medeni Kanunu’na göre her insan, hukuk düzeninin sınırları içinde hak sahibi ve borç sahibi olma açısından eşittir.18 yaşını dolduran, ayırt etme gücüne sahip ve haklardan kısıtlı olmayan kişi ergin kabul edilir. Evlenme kişiyi ergin kılar.

Yine Medeni Kanun’a göre velayet altında bulunan çocuğun yerleşim yeri, ana ve babanın ortak yerleşim yeri yoksa çocuğun kendisine bırakıldığı ana ya da babanın yerleşim yeridir. Bu durumların dışında, çocuğun oturma yeri, onun yerleşim yeri sayılır. Türk Medeni Kanunu’na göre erkek veya kadın 17 yaşını doldurmadıkça evlenemez. Olağanüstü durumlarda ve çok önemli bir nedenle 16 yaşını doldurmuş olanlar yargıç izni ile evlenebilirler. Çocuğa fiilen bakan anne ya da baba, çocuk adına diğer tarafa karşı nafaka davası açabilirler. Türk Medeni Kanunu gerekli durumlarda çocuğun korunması için önlemler alınmasını öngörmektedir. Çocuğun çıkarları ve gelişmesi tehlikeye düşerse ve çocuk manevi açıdan terk edilmiş durumda kalırsa, yargıç çocuğu aileden alarak, başka bir aile yanına ya da bir kuruma yerleştirebilir. Çocuğun kendi ailesi içinde kalması sorunlara yol açıyorsa ve bir çözüm bulunamıyorsa, anne ve babanın ya da çocuğun isteği üzerine yargıç çocuğun başka bir ailenin yanına ya da bir kuruma yerleştirebilir.

Çocuklar Hakkında Uygulanabilecek Tedbirler

Türk Ceza Kanunu’na (2004) göre ceza sorumluluğu olan çocuklar hakkındaki tedbirler ve cezalar şunlardır:

  • Çocuğun, koruma, tedavi ve eğitim noksanlığını giderici tedbirler,
  • Disiplin tedbirleri (tekdir, çocuğun yükümlere tabi kılınması, kamu hizmeti)
  • Cezalar (para cezası, çocuklara özgü hapis cezası) şeklinde sıralanabilir.
  • Yaptırımlar ise Türk Ceza Kanunu’nun 50. ve 51. maddesinin ön gördüğü şekildedir.
  • Çocuk Adalet Sistemi İçerisinde Sosyal Hizmet Uzmanının Rol ve Görevleri

Sosyal hizmet uzmanları çoğu zaman denetimli serbestlikte, hapishanelerde sosyal hizmet uzmanı olarak, ıslaha yönelik çalışmalar yürütmektedirler. Uzman, çalıştığı kurum fark etmeksizin, hukuki düzenlemelerin doğasını ve bağlamını bilmek ve değerlendirmek durumundadır. Çocukları mahkemedeki duruşmaya hazırlama, çocukların görüşleri alınırken yanında bulunma, mahkemenin takdiri ile çocukların görüşlerini alma, boşanma, velayet, kişisel ilişki düzenlemesi, evlat edinme, evliliğe izin davalarında çocuklar ve diğer taraflar ile görüşmeler gerçekleştirme, okul ve ev ziyaretleri yapma gibi görevleri vardır.

Çocuk Refah Sistemi

Sosyal refahın konularını ele alındığında; ailesi olmayan çocuklar için “evler” bulmak, suç işlemiş olan gençleri ve yetişkinleri rehabilite etmek, çocuk ve eş istismarını da kapsayan aile içi şiddeti önlemeye çalışmak, zihinsel ve duygusal engeli olan çocuklara sosyalleşme imkânı sağlamak ve onları eğitmek, tüm çocukların ve yetişkinlerin normal büyüme ve gelişimlerini desteleyen ve artıran programlar sağlamak gibi durumları bünyesinde barındırır.

Çocuk refahı; sosyal refah alanında toplumdaki çocuk konularını esas alarak, topluma sunulan sosyal hizmetler, sosyal sigortalar, sosyal yardım gibi sosyal güvenlik hizmetleriyle çocuklar alanında varılmak istenen refah düzeyi ve hizmetlerle ilgili genel bir çerçevedir.

Çocukların “iyilik halinin sağlanması” bakış açısı, nesnel yaşam koşulları ile çocukların kendi yaşadıklarını bir araya getirir. İyi olma hali kişinin kendini gerçekleştirmesiyle ve imkânlarının artırılmasıyla ilişkilidir. Gelir, sağlık, eğitim, sosyal katılım göstergeleri çocukların iyi olma haline dair önemli bilgiler verir. Çocukların tam iyilik halini engelleyen en temelde iki faktör vardır. Bunlar; sosyal eşitsizlikler ve çocuğa yönelik algılamada farklılıklardır. Bunlar;

Sosyal Eşitsizlikler

Günümüzde çağın getirdiği olanaklardan, sağlıktan, eğitimden, refahtan pay alabilen dünya çocukları azınlıktadır. Yoksulluk çocukların gelişiminde ciddi bir tehdittir ve yaşam kalitesini düşüren en temel faktördür. Yapılan çeşitli çalışmalar göstermektedir ki; ailenin refah düzeyi yükseldikçe çocukların yaşam kalitesi artmaktadır. Refahın artması doğrudan çocukların beslenmesine, eğitimine ve sağlığına olumlu olarak yansımaktadır.

Çocukluk Algısındaki Farklılıklar

Eskiden çocuk üretimin bir parçası iken, bugün toplumun geleceği olarak görülmektedir. Çocuğa yatırım, toplumun geleceğine yatırım olarak algılanmaktadır. Çocukların refah düzeyini artıran sistemlerden ve en önemlilerinden birisi T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca verilen hizmetlerdir. T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından sunulan çocuk refahı hizmetleri ele alındığında;

  • Çocuk Yuvaları (0-12 Yaş),
  • Yetiştirme Yurtları (13-18 Yaş),
  • Çocuk Yuvası ve Kız Yetiştirme Yurdu (0-18 Yaş),
  • Sevgi Evi (Çocuk Evleri Sitesi),
  • Çocuk Evleri,
  • Çocuk Destek Merkezleri hizmetleri verildiği görülmektedir (Çocuk Hizmetleri
  • Genel Müdürlüğü, 2015).

T.C Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından sunulan kurum bakım hizmetlerinin yanı sıra;

  1. Özel kreş ve gündüz bakım evi hizmetleri de sunulmaktadır (Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü, 2015).
  2. Koruyucu aile yanında bakım sağlama
  3. Evlat edindirme,
  4. Aileye döndürme,
  5. Koruma altına almadan aile yanında destek,