Ünite 4: Çocuk, Ergen ve Aile

Akran İlişkileri

Çocuklukta Akran İlişkileri

Akran ilişkileri, aynı yaşta ya da gelişim, olgunluk düzeyinde olan; benzer geçmiş, değer, yaşantı, yaşam tarzı ve sosyal bağlamı paylaşan kişiler arasında karşılıklılık ve devamlılık gösteren etkileşimlerin bütünüdür. Konu ile ilgili çalışmalarda, akran ilişkileri ile arkadaşlık kavramlarının sıklıkla birbirlerinin yerine kullanılabildiği görülmektedir. Arkadaşlık, akran ilişkilerini etkileyen bir unsur iken aynı kavramlar değildirler. Akran ilişkileri, çocuğun akran grubundaki farklı ilişki türlerini içerir. Arkadaşlık ise çocuğun bir ya da birkaç akranı ( ya da akranı olmayan diğer çocuklarla ) ile kurduğu duygusal bağı içermektedir.

Akran Gruplarının İşlevleri

  • Çocuğun ya da gencin toplumsallaşmasını sağlar. Bireye çeşitli öğrenme fırsat ve faaliyetleri hazırlar. Önemli bilgi kaynağıdır.
  • Akran grubunda birey rahat bir ortam bulur. Ailesinden uzakta rahat konuşur, rahat hareket eder. Evde yapamadığı grupta yapar.
  • Akran grubunda cinsel roller öğrenilir.
  • İşbirliği ve takım ruhunu öğrenir, akran grubunda gelişir.
  • Akranlar çocukların kendi kişiliklerini geliştirmelerine yardımcı olur.
  • Bilişsel ve empati yetenekleri gelişir, işbirliği ve rekabet katılmayı öğrenirler.

Akran Gruplarında Oyunun Yeri ve Önemi

Akran grupları; çocuğun yakın çevresini oluşturan ve onun kişiliğinin oluşumunda önemli rolü olan gruplardır. 3-6 yaş arası oyun çağıdır. Çocuklar bu dönemle birlikte akranlarıyla birlikte oyun oynama becerisini göstermeye başlarlar, oyun onların fiziksel, sosyal, psiko-sosyal ve kişisel gelişim için vazgeçilmez bir unsurdur.

Oyunun Evreleri

  • Tek başına (0-2 Yaş)
  • Oyunu İzleme/Seyirci (2-3 Yaş)
  • Paralel Oyun(3 Yaş)
  • Birlikte Oyun(3-5 Yaş)
  • Kooperatif (Ortak) Oyun (6 Yaş)

Ergenlikte Arkadaş ve Akran İlişkileri

Ergen davranışlarının odaklandığı temel alanlardan biri arkadaş ve akranlarıyla ilişkileridir. Ergenin arkadaş ilişkileri üç kategoriye ayrılmaktadır; 1) geniş kalabalıklar, 2) daha küçük yakın grup 3) bireysel dostluklardır.

Yapılan araştırmalar ergenin, grup ortamında güç, aidiyet ve güven kazandığını göstermektedir. Ergenlik döneminde; tavsiyede bulunma, birlikte hareket etme, davranış modeli oluşturma, destek ve geri bildirim sunma, kişisel özellik ve beceri konularında bilgi kaynağı olma bakımından akranlara büyük önem verilir. Ancak ergenlerin yaşama ilişkin önemli değerleri ebeveynlerinden aldığı, sosyal ilişkilerinde yaşadığı kişisel problemleri konusunda hem ebeveynlerine hem de arkadaşlarına danıştığı belirtilmektedir. Akran ergenlerin yaşama ilişkin önemli değerleri ebeveynlerinden aldığı, sosyal ilişkilerinde yaşadığı kişisel problemleri konusunda hem ebeveynlerine hem de arkadaşlarına danıştığı belirtilmektedir. Akran ilişkileri yetişkin-çocuk ilişkilerine göre daha eşitlikçi ve esnektir, daha anlayışlı ve güven vericidir.

Akran Zorbalığı

Her kültürde, her okul türünde gözlenebilen zorbalık bir öğrencinin, bir veya birden çok öğrencinin olumsuz hareketlerine bir defadan maruz kalmasıdır.

Akran zorbalığı doğrudan ve dolaylı olmak üzere ikiye ayrılır:

Doğrudan Zorba Davranış: Ebeveynler ve öğretmenler tarafından fark edilmesi daha kolaydır. Vurmak, itmek, engellemek, düşmanca hareket etmek, korkutmak, hakaret etmek, küçük düşürmek, bağırmak, lakap takmak gibi davranışları içerir.

Dolaylı zorba Davranış: Ebeveynler ve öğretmenler tarafından tespit edilmesi daha küçüktür. Arkadaş ilişkilerini bozmak, engellemek, düşmanca hareket etmek, korkutmak, hakaret etmek, küçük düşürmek, bağırmak, lakap takmak gibi davranışları içerir.

Bir davranışın zorbalık olarak nitelendirilmesi için, içerisinde “güç dengesizliği “ olmalıdır.

Güç dengesizliği; akranlar arasında fiziksel, psikolojik ya da sosyal olarak bir öğrencinin diğerinden dana güçlü olmasını ifade etmektedir.

Ebeveyn-Çocuk İlişkisi

Çocuk yaşama ilişkin bilgi ve becerileri yaşamın ilk yıllarında anne ve babasından öğrenir. Anne babanın çocuk algılayışı, ona takındığı tavır çocuk üzerinde onu yaşamı boyunca etkileyecek olumlu ve olumsuz izler bırakı. Bu ilişki çocuğun diğer bireylerle ve tüm yaşama ilişkin tutumlarının şekillenmesinde belirleyici bir rol oynar.

Çocuğa ilgi ve şefkat göstermesinin, amaçlarına ulaşması için ona yardım etmenin ve tutarlı disiplin ve uygulamanın çocuğun kişilik gelişimini olumlu yönde, tersine koruyuculuğun, fiziksel ve duygusal cezalandırmanın, başka çocuklardan daha başarılı olması için baskı yapmanın ise kişilik gelişiminin olumsuz yönde etkilemektedir. Mutlu çocuk yetiştirmenin sırrı doğru anne-baba-çocuk ilişkisinde gizlidir.

Anne-çocuk ilişkisi zedelenmiş olanlar, diğer insanlarla ilişkilerini geliştirmede güçlük çekerler, anneleriyle normal bağlarını kuran çocuklar kendilerine güven ve olgunlukta başarıya ulaşırlar.

Sevgi

Çocuğu sevmek, çocukla bütünleşmek, onunla bazı etkinliklerde beraber olmak ve bir birey olarak onun gerçeklerini anlamaya çalışmaktır. Çocuğun dünyasının tek dayanağı ve anlamı, ana-baba sevgisidir.

Beceri ve yetenekleri sevgi konusu olmamalıdır. Çocuk koşulsuz sevgi ister. Sevginin temel taşı kabul duygusudur. Sevildiğine emin olan çocuk, istenmedik davranışlarda bulunmaz. Biyolojik bir temel başlayarak zenginleşen anne sevgisinin kararsız oluşu çocuğun duygusal besinden yoksun büyümesine neden olur ki bu da beraberinde çeşitli uyum ve davranış bozuklukları getirebilir. Çünkü, zamanında yeterince verilmeyen sevgi çeşitli sosyal ve duygusal nitelikte yaralar açabilir.

Eğitim-Disiplin

Disiplinin, dengeli ve düzenli bir aile yaşamı oluşturmada önemi büyüktür. Çocukta ilk disipline edilmesi gereken konular; okul öncesinde dönemde yemek yeme, tuvalet alışkanlığı ve belirli saatte uyuma gibi temel alışkanlıklardır. Etkili bir disiplin oluşturabilmek için, çocuğa özgürlük sınırlarının neler olduğunu önceden söylenmelidir. Disiplin amacı düzenli, tutarlı ve sorumlu davranış alışkanlıkları kazandırmak olmalıdır. Aşırı hoşgörü ve disiplin eksikliği, çocukta bencillik ve antisosyal davranışların ortaya çıkmasına sebep olabilir. Aşırı otoriter ve baskılı katı disiplinde de, ana-babaya karşı korku ve öfke ile nefret duygularının oluşumuna, çocuğun bağımlı veya isyankar olmasına neden olabilir.

Ödül ve Ceza

Gerçek anlamda disiplin oluşturmada, yerinde kullanılan ödül ve ceza büyük önem taşır.

Ceza ise istenmedik davranışların tekrarını önlemek amacıyla kullanılan bir eğitim yöntemidir. Çocuk toplumun veya ailenin kurallarını bozduğu zaman kullanılmalıdır. Bu kuralların neler olduğu daha önceden çocuğa söylenmiş olmalı ceza verilmeden önce, kurallar çocuğa hatırlatılmalıdır. Kurallar makul ve adil olmalıdır. En önemli esnek olabilmeli yani değişebilmelidir.

Araştırmalarda disiplin yöntemi olarak ödüllendirilmenin ceza vermekten daha etkili olduğu saptanmıştır. Annebabalar çocuklarına sevgi, anlayış, sabır ve hoşgörü ile disiplin vermelidir.

Aile Tutumlarının Çocuğun Ruhsal Gelişimi Üzerindeki Etkileri

Baskılı ve Otoriter Aile Tutumu

Aşırı baskılı ve otoriter tutum, çocuğu kendine güvenini yok eden, onun kişiliğini hiçe sayan bir tutumdur. Ne yazık ki geleneksel aile yapısında bu tür yaklaşıma sıklıkla rastlanmaktadır.

Baskılı ve otoriter yaklaşımlarda anne-baba katı bir disiplin uygular. Çocuk her kurala uymak zorunda bırakılır.

Otoriter bir ailede yetişen çocukların özellikleri :

  • Stresli, tedirgin çocuklardır.
  • Kendine olan güvenli hemen hemen yok gibidir.
  • Sessiz, çekingen, başkalarının etkisinde kolayca kalabilen çocuklardır.
  • Sürekli eleştirildiği için aşağılık duygusu geliştirebilir.
  • Dıştan denetimlidirler. Kendi başlarına karar veremezler dışarıdan birilerinin onu yönlendirmesini beklerler.
  • Tam tersi çocuk isyankarda olabilir.

Aşırı Hoşgörülü ve Gevşek Aile Tutumu

Bu tür davranış biçimine, genellikle orta yaşın üzerinde çocuk sahibi olan ailelerde ya da çocuğun kalabalık yetişkinler grubu ortamında, tek çocuk olarak büyümesi durumunda sık sık rastlanır. Böyle bir ortamda çocuk, ailede insiyatif sahibi tek kişidir ve onun isteğine göre diğer aile bireyleri kayıtsız şartsız uyarlar. Çocuk kısıtlama olmaksızın özgürdür.

Çocuk bencil, idare edilmez, sabırsız ve anlayışsız olur. Anne- babasının kendini sevdiğine pek güvenemez, kendini ihmal edilmiş hissedebilir, bağımsız davranamaz.

Serbest tutumla yetişen çocukların özellikleri :

  • Devamlı birbirlerinden hizmet beklerler.
  • Her isteklerinin yapılmasını beklerler.
  • Okuldaki kurallarla karşı karşıya kaldıklarında hayal kırıklığına uğrarlar.
  • Diğerlerinin dikkatini çekmeye çalışırlar.
  • Bencil ve saygısızdırlar.
  • İstekleri buyruk niteliği taşımaktadır.
  • Toplumun vermediği hakları kendilerine tanımaya çalışırlar.

Dengesiz ve Tutarsız Aile Tutumu

Anne-babanın dengesiz ve kararsız tutumu çocuğun eğitimini ve gelişimini olumsuz açıdan etkiler. Buradaki dengesizlik ve tutarsızlık anne-babanın görüş ayrılığından olabildiği gibi anne veya babanın gösterdikleri değişken davranış biçiminde de görülebilir.

Dengesiz ve kararsız tutumla yetişen çocukların özellikleri:

  • Aşırı isyankar ya da boyun eğici olabilirler.
  • Kaygılı, güvensiz bir kişilik sergileyebilirler.
  • Büyüdüklerinde karşısındaki insanlara zor güvenirler.
  • Tutarsız bir kişilik sergilerler.
  • Karar vermekte güçlük yaşarlar.

Aşırı Koruyucu Aile Tutumu

Koruyuculuk sık rastlanan bir anne-baba davranışı olarak görülmektedir.

Korucu tutumla yetişen çocukların özellikleri:

  • Aşırı bağımlı, özgüveni gelişmemiştir.
  • Sosyal gelişimi zedelenir.
  • Toplum tarafından kabulü zorlaşır.
  • Kendini gruba kabul ettirmek için isyankar olabilir.
  • Tek başına kararlar alamaz.

İlgisiz ve Kayıtsız Aile Tutumu

İlgisiz ve kayıtsız tutum, anne-babanın, çocuğu yalnız bırakma, görmeksizin gelme şeklinde dışlaması anlamına gelir. Aileden iletişim bozukluğu söz konusudur. Çocukta ait olma ve güven duyguları sarsılır.

İlgisiz kayıtsız tutumla yetişen çocukların özellikleri:

  • Çocuk dikkat çekmek için etrafına zarar verebilir.
  • İnsanlarla ilişki kuramaması sonucu sosyal gelişiminde gecikme ve saldırganlık sergileyebilir.
  • Sözlü iletişim yetersizliğinden dolayı dil gelişiminde gecikme ve saldırganlık sergileyebilir.
  • Özgüven sorunu yaşar.
  • Hayattan ve kendisinden beklentisi olmaz.

Demokratik Aile Tutumu

Anne-babanın çocuklarına karşı hoşgörü sahibi olmaları desteklemeleri çocukların bazı kısıtlamalar dışında arzularını diledikleri biçiminde gerçekleştirmelerine izin vermeleri anlamına gelir.

Güven verici, destekleyici ailelerde yetişen çocukların özellikleri:

  • Sosyalleşmiş, işbirliğine giren çocuklardır.
  • Arkadaş canlısı ve duygusaldırlar.
  • Sosyal açıdan dengeli ve mutlu bireylerdir.
  • Özgüvenleri yüksektir, sorumluluk sahibidirler.
  • Kendine ve başkasına güvenir.
  • Yaratıcı ve bağımsızdır.
  • Kurallara ve otoriteye saygı duyar.

Engelli Çocuğu Olan Ailelerin Sorunları

Toplumun temelini oluşturan aileye bir çocuğun katılımı aile düzeninde ve ilişkilerde değişikliğe neden olur, aile üyelerine yeni roller yükler. Çocuklarda süregen hastalık, zihinsel veya bedensel engelli tanısın koymak aileler için oldukça örseleyici bir durumdadır.

Hasta Çocuğun Anne-Babası

Çocuğun hasta olduğunu öğrenen ebeveyn ve hasta olduğunu öğrenen çocukların değişik koşullardan etkilenmelerine karşın, geçirilen evreler benzerdir. İlk evre “şaşkınlık”tır; tanıyı öğrenen çocuk ve aile o zamana kadar hiç tanımadıkları, fakat çok uzun bir süre birlikte yaşamalarını ve mücadele etmelerini gerektirecek bir durumla karşı karşıya kalmışlardır.

Zamana Bağlı Model

Zihinsel özür, fiziksel özür, süregen hastalık gibi özel gereksinimleri olan çocukların anne babalarının tepkilerini açıklamaya yönelik geliştirilmiş modellerden birisi olan “zamana bağlı model” yaklaşımıdır.

Modeldeki aşamalar; şaşkınlık, inkar, keder, dikkati odaklama ve kapanıştır.

Engelli çocuğa sahip olan ailelerin çocuklarının engelleri ile ilgili zorluklar yaşarken eve kapanmamaları, sosyal ortamlarda engelli çocuklarda var olabilmeleri, bunun içinde çocukların ev dışında zaman geçirebilmeleri için çevre düzenlemesinde her türlü ayrıntının onlar için düşünülmesi ve uygulanması, topluda önceliklerinin olması onların sırtındaki bu zorlu görevi yerine getirirken onlara nefes aldıracaktır.