Ünite 1: Çiftlik Hayvanları Yetiştiriciliğinde Temel Sürü Sağlığı Prensipleri

Sürü Sağlığı Yönetiminin Amaçları

Hayvansal gıda üretimi yapan işletmeler için hedef, bir yandan sahip oldukları etkinliği yeni teknikler ile destekleyerek devam ettirirken, bir yandan da kontrollü ve yönetilebilir bir hayvan sağlığı ve üretimidir. Sağlık ve üretim yönetiminin başarılı sayılması için sağlam ekonomik temellere dayanması gereklidir.

Tüm gelişmiş ülkelerde izlendiği üzere Türkiye’de de son 40 yıldır hayvancılık işletmelerinin büyüklüklerinde artış olmuştur. Yeni üretim teknikleri sayesinde maliyetlerde de düşme gözlenmiştir. Eski üretim anlayışını benimseyen işletmelerin ciddi ekonomik kayıplarla karşı karşıya kalmışlardır. Yeni teknolojinin işletmelerde kullanılması, insan beslenmesinde de etkili olmuş, refahı arttırmış ve ürünlerin fiyatlarının %30 civarında azalmasını sağlamıştır

Hayvan yetiştiriciliğindeki en önemli unsurlardan birisi, proaktif yani ileriye yönelik, ilerisi düşünülerek yapılan sağlık ve üretim yönetimidir.

Hastalık kontrol programlarının bileşenlerinden birisi de kıt kaynakların rekabet ortamında paylaşımını ve dolayısıyla topluma yarar sağlamayı amaçlayan ekonomikliktir. Hem insan, hem de hayvan refahı, hayvan sağlığı ile doğrudan ilgilidir. Hayvan refahından elde edilen faydalar, kolayca ekonomik kazanca dönüştürülmese de insanlara hastalık bulaştırmaması, bitkisel üretim ve taşımada hayvanların daha fazla kullanılması ve kültürel amaçlı hayvanların kullanımındaki artış gibi etkile mevcuttur.

Hayvan yetiştiriciliğinde üretim maliyetlerinin kontrol altında tutulması önemlidir. Ekonomik değerlerin karşılığını bulabilmesi için, sürü sağlığına yönelik hekimlik hizmetleri, işletme sahiplerinin ihtiyaçları doğrultusunda sürü sağlığını hedefleyen hastalık önleme ve kontrol programları ile hem işletmesel, hem de ülkesel boyutta önlemler alınmaktadır.

Sürü sağlığı programları denince akla, hayvan sağlığı ve muhtemel kayıpların azaltılması ya da gerekli tedavilerin daha az maliyetli olmasını sağlayan sistem gelmektedir.

İnsan gıdası üreten işletmeler için verimliliği, gelirin gidere oranı olarak düşünmek gereklidir. Üretim maliyetlerinin azaltılması, verimliliğin artması sonucunu doğuracaktır. Bu tür işletmelerde hekimlik giderleri de önemli bir bütçe kalemidir.

Hayvanların yeterli konfora sahip olması yani hayvan refahının arttırılması, hayvansal atıkların çevre kirliliğine yol açmaması, zoonozların önlenmesi, kirleticileri ile hayvansal atıkların etkilerinin en aza indirilmesi de önemli öğelerdir.

Çiftlik hayvanlarının önemli özelliklerinden bir tanesi de insanlar tarafından tüketilmeyen ya da tüketilse de faydası olmayan ürünleri tüketerek, bunları insan için faydalı et, süt, yumurta gibi ürünlere dönüştürmesidir.

İnsan gıdası üretebilen hayvanlar sayesinde insan refahı da artmaktadır. Nüfusun hızlı artışı göz önüne alındığında önümüzdeki 40-50 sene içerisinde çiftlik hayvanlarından elde edilen protein ihtiyacının 2-3 katına çıkacağı ve çiftlik hayvanları üretiminin yıllar içerisinde artacağı düşünülmektedir.

İnsanlar için gerekli protein ihtiyacının karşılanmasında sağlıklı sürülerden elde edilen ürünlerin kullanılması gereklidir.

Sağlıklı sürüler ve sürülerin sağlığının devamı için gerekli antimikrobiyal ya da antibiyotik ilaçlar kullanımı gereklidir. Bu ilaçların bazen sağlığın sağlanması için kullanımı olduğu kadar, sürüye yeni katılan hayvanlara karşı gelecekte oluşabilecek ve sürünün geri kalanına bulaşabilecek hastalıklara karşı önlem olarak da kullanılmaktadır. Veteriner hekimlerin önemli görevlerinden bir tanesi de sürünün hayvanlarının kullanılan ilaçlardan arınması için gerekli süreleri belirlemek, bu süreler sonunda hayvanları kesime ya da sağıma göndermektir.

Hayvan yetiştiriciliğinde teknisyenler de tırnak kesimi, kastrasyon ya da boynuz köreltme gibi sürü sağlığına yönelik işlemlerle birlikte, tedavi durumunda gerekli ilaçların verilmesi ve takibi, gerekli numunelerin alınması gibi işlemleri yerine getirmektedir. Verilerin analizini gerçekleştirmek için az da olsa bilgisayar bilgisine ihtiyaç duyan teknisyenler, zaman zaman görevleri olmasa da sağım sistemi hakkında bilgiye de sahip olmalıdırlar.

Hayvan hastalıklarının tespiti ve tedavi süreci veteriner hekimlerce belirlense de tedaviyi uygulayacak olanlar teknisyenlerdir. Teknisyenler ayrıca üreme ile ilgili gerekli tespitlerin yapılarak işletmenin verimliliğinin artması doğrultusunda önemli görev yerine getirmektedirler. Teknisyenler, veteriner hekimlerle işletme sahipleri arasında köprü görevi görmektedirler. Çoğu işletmede işçilerin eğitimi ve yönetiminde de teknisyenler sorumluluk sahibidir.

Sağlık ve Üretim İlişkisi

Beslenme, genetik yapı ve bakım ile yakından bağlantılı olan sağlık, üretim ile oldukça sıkı bir ilişkiye sahiptir. Sürü sağlığını sağlamak için hastalıkların kontrol altında tutulması, önlenebilmesi, uygun mücadele programlarının zamanında uygulanması ve takibi için veteriner hekimlerle koordineli çalışmak kadar işletme sahiplerinin deneyim ve bilgi birikimi de önemlidir. Belirlenen programların ne derece başarılı uygulandığı, işletme yönetimi ile doğrudan ilgilidir.

Salgın riskinin azaltılması ve sürü sağlığının kontrolü için gelişmiş ülkelerde uygulanan tedbirler, uyulması zorunlu kurallar haline getirilmiştir.

Kompleks bir yapıya sahip olan hayvancılık işletmelerinde, işletme yöneticisi personelden finansmana, tedariklerden havyan sağlığına kadar birçok konuda karar vermek zorundadır. Alınan kararlar verimliliğin arttırılmasına yöneliktir. Buna karşın, işletme yöneticisi tarafından öngörülemeyen hava şartları, hayvan besinlerindeki değişiklikler de sürüyü etkilemektedir. Besinlerdeki değişiklikler hayvanlarda probleme yol açarak, sürüden çıkartma yani verimleri düşen hayvanların satılması ya da kesime sevk edilmesi oranlarının atmasına sebep olmaktadır. Böyle durumlarda dışarıdan yem alımına gidilmesi, ek maliyet getirmektedir. Sürüden çıkartılan hayvan sayısının artması, sürünün devamı için dışarıdan hayvan getirilmesine de sebep olmaktadır. Dışarıdan gelen hayvanlar bazı hastalık riskleri de taşımakta ve bu da biyogüvenlik yani hastalıkların hayvancılık işletmelerine girişinin ve işletme içerisinde yayılmasının sınırlandırılması ya da engellenmesi amacıyla uygulanan koruma programı sayesinde önlenmektedir. İşletmenin mali açıdan yönetimi için kuru dönem yani süt veren hayvanların doğumla başladıkları süt veriminin, gebeliklerinin son döneminde bir sonraki doğuma kadar süren değişken uzunlukta kesildiği süreç, barınakların inşası, doğumu müteakip laktasyona yani süt verdikleri döneme giren hayvanların sorunları da göz önüne alınmalıdır.

Sağlıklı hayvanların üretimi arttıracağı gerçeği doğrultusunda, koyun-keçi işletmelerinde sürü sağlığı daha da önem kazanmaktadır.

Büyükbaş yetiştiriciliğine göre daha az veteriner hekimlik hizmetine başvuran geleneksel koyun-keçi yetiştiriciliğinde ilerleme daha yavaş seyretmektedir.

Üreme faaliyetlerindeki yetersizlikler, doğan kuzu ya da keçilerin erken ölümleri, üreme dönemlerindeki beslenme yetersizliği, sıfat sezonu olarak adlandırılan koyun ve keçi dişi ve erkeklerinin çiftleştirildikleri dönemdeki beslenme hataları, çeşitli hastalıklar ve sütten kesilen hayvanların büyümelerindeki yetersizlikler, performansı arttırmak için bakım ve yönetim programlarının aksatılması koyun-keçi yetiştiriciliğinde ekonomik kayıplara sebep olmaktadır.

Koyun-keçi işletmelerinde sürü sağlığı programları aşağıdaki başlıklarda sınıflandırılmaktadır.

  • Basit kontrol programları,
  • Üretimi sınırlandıran hastalıkların teşhis ve tedavisini içeren programlar,
  • Gerçek sürü sağlığı programları.

Bir sürüde kullanılan ilaç ve aşıların genetik olarak nesillere taşınması sonucunda genetik direnç oluşmakta ve hastalıklarla mücadele zorlaşmaktadır. Bununla mücadele için hastalıklara karşı dirençli bireyler tespit edilmeye çalışılmaktadır. Bu konuda üzerinde en çok çalışılan hastalıklar Brucellozis ve Paratuberculosistir. Yine önemli bir hastalık olan mastitis konusunda çok az ilerleme sağlanmıştır. Hastalıklarda kalıtım derecesinin yani üzerinde durulan özelliğin ne kadarının genetik yapıdan kaynaklandığının ifadesi düşük olmasına rağmen bazı yetiştirme metotları ile ilerleme sağlanabileceği düşünülmektedir.

Genetik sürü sağlığı için önemli bir faktördür. Genetik direnç çevresel faktörlerle desteklendiğinde sürü sağlığını olumlu etkilemektedir.

Genetik direnç sayesinde sağlık koruma programlarının maliyetleri düşmekte, elde edilen ürünler insanlar için daha güvenilir hale gelmektedir.

Üreticiler, veteriner hekimlik, hayvancılık endüstrisi ve araştırmacıların işbirliği ile gelişen genetik direnç programları, gen transferi ile hızlı yol alabilmektedir. Hayvanlarla ilgili gelişmeleri kayıt altına almak, programın başarısını artırmaktadır.

Sürünün sağlığını korumak ve verimliliği arttırmak için kullanılan tekniklerden bir tanesi de sürüden çıkartmadır. Küçük işletmelerin pek de istemediği bu metot, gerçekleştirilmediğinde sürü sağlığının bozulmasına sebep olmaktadır.

Çevre şartlarının olumlu olması da sürü sağlığı tanımının içerisinde yer almaktadır.

Hastalıkların Verimler Üzerine Etkisi

Hayvanların beslenme, metabolizma ve fizyolojik temelli azalmalara sebep olan hastalıklar, sürünün verimliliğini de etkiler. Başlangıçta verim bireysel olarak düşmeye başlasa da zaman içerisinde tüm sürüyü etkileyen hastalıklar, zaman zaman mastitiste olduğu gibi süt verimini azaltarak direkt, zaman zaman da hayvanların hareketlerini kısıtlayarak beslenmesini etkileyen ayak hastalıkları gibi endirekt şekilde ortaya çıkmaktadır. Meydana geldiği döneme bağlı olarak bazı hastalıklar daha karışık ve etkileri daha yıkıcı olabilmektedir. Hastalıkların verimler üzerindeki etkileri konusun bir örnek vermek gerekirse, örneğin süt ineklerinde hastalıkların %40’ı önemsiz, %30’u orta düzeyde, %30’u ise yüksek düzeyde süt verimi kayıplarına sebep olmaktadır. Bu değerlendirmeye süt verimi – zaman grafiği olan laktasyon eğrisi ile karar verilmektedir.

Güç doğum olgusu, tüm laktasyon boyunca yaklaşık 704 kg süt kaybının yanı sıra yağ veriminde de etkili olmaktadır.

Laktasyon eğrisinin en yüksek süt verimi olan pik verimi sonrasındaki eğimi persistens olarak adlandırılır.

Süt veriminin persistensi hayvan yaşlarına da bağlıdır ve genç hayvanlarda daha yüksektir. Bunu etkileyen çevre koşulları ve farklı hastalıklar söz konusudur.

Üremenin verimlilik açısından öneminden daha önce bahsedilmişti. Bazı hastalıklar laktasyonu uzatarak gebe kalmayı zorlaştırmakta ve verimliliği düşürmektedir. Günümüzde, yaşlılık ya da verimden düşmeden dolayı sürüden çıkartmalardan daha fazla hastalıklar yüzünden sürüden çıkartma vakasına rastlanmaktadır.

Hastalıklar, verimliliğin düşmesinin yanı sıra, ilaç, tedavi, işçilik, ekipman ve diğer ücretler gibi öğelerle maliyeti arttırmaktadır. Hastalıklara bağlı ekonomik kayıplar aşağıdaki gibi listelenebilmektedir.

  • Ölümler,
  • Sürüden çıkarma,
  • Ölü doğum,
  • Karkas ağırlığında düşme,
  • Tedavide kullanılan ilaçlar,
  • Veteriner hekim ücreti,
  • Canlı ağırlık kaybı,
  • İşçilik,
  • Atılan süt.

Bu kayıplar, sürüde farklı oranlarda yer almaktadır. Bu kayıpların azaltılması, işletmenin kazancını da arttıracaktır.

Hastalıkların bazıları için aşılama yeterli olmakla beraber, bazı hastalıklar aşılama ya da tedavi uygulanmasına rağmen çözüm bulamamaktadır. Böyle durumlarda ülkesel önlemleri uygulamak, işletme yöneticilerinin önlemleri uygulaması az ekonomik zararlarla hastalıktan kurtulmayı sağlamaktadır.

Kendi doğal ortamları ya da yakın ortamlarda yetiştirilmeleri, hayvan refahının artmasına ve dolayısıyla üretilen ürünlerin kalitesinin artmasına sebep olmaktadır.

Tüketiciler, daha rahat koşullarda yetiştirilen hayvanlardan elde edilen ürünlere piyasa ortalamasının üzerinde para ödeyebileceklerini söylemektedir. Veteriner hekimler, işletme sahipleri ya da yöneticileri ve çalışanları tarafından uygulanması gereken sürü sağlığı programları son 25 yılda artan bir öneme sahiptir. Sürü sağlığı programlarının önemli bir tarafı da, yapılan işlemleri kayıt altına almaktır.

Kayıt altına alınan verilerin analizi sonucunda sürünün performansı değerlendirilebilir. Bu veriler doğum tarihi, doğum ağırlığı, geçirilen hastalıklar, yapılan tedavi ve uygulanan ilaçlar, üreme göstergeleri, uygulanan aşılar, yapılan diğer uygulamalar ve hayvanların karakteristik özelliklerinden oluşmaktadır. Tutulan kayıtlar ve kayıt sistemi işletme yönetimindeki personele göre farklılık göstermekle birlikte şu şekilde sınıflandırılabilir.

  • Yazılı kayıt sistemleri,
  • Bilgisayarlı kayıt sistemleri,
  • Merkezi kayıt sistemleri.

Kullanılan sistemden bağımsız olarak veri girişinin kolay yapılabilmesi, zamana bağlı veri girişi imkânı tüm sistemlerde bulunması gereken özelliklerdendir.

Sürü sağlığı programlarının başarıya ulaşması, programı uygulayan kişilerin konuya ilgilerinin devamına bağlıdır. Programın başarısızlığının aşağıdaki sebepleri olabilir:

  • Veteriner hekimlerin ya da işletme sahiplerinin beklentileri karşılayamaması, beklentilerini gerçekleştirememesi,
  • Veteriner hekimlerin acil durumlar dışında rutin ziyaretler yapmaması,
  • Aşılamanın yeterli olacağının düşünülmesi,
  • Veteriner hekimler ve üreticiler arasındaki iletişimsizlik,
  • Gereğinden fazla öneri ile üreticinin yıldırılması,
  • Önerilerin personel tarafından uygulanmaması,
  • Sonuç analizlerinde yapılan hatalar, veteriner hekim ücretlerinin fazla bulunması sebebiyle düzenli anlaşma yapılmadan sadece acil durumlarda faydalanılması.

Yetiştiriciler aynı zamanda özellikli eradikasyon yani tamamen ortadan kaldırma ya da kontrol programlarının maliyetlerini bilmek durumundadır.

Ölüm, tedavi giderleri ve düşük performans gibi değerler hastalıklar tarafından ortaya çıkabilecek birinci tip maliyeti, hastalık koruma programları için yapılan giderler ise ikinci tipini oluştururlar.